Amerika
Trump’ın İran hesabı: ‘Zafer’ mi, çıkış mı?

Reuters’ın haberine göre Trump yönetimi, ABD’nin Irak’tan bu yana girdiği en büyük askeri operasyonda tutarlı bir zafer anlatısı oluşturmakta güçlük çekiyor; danışmanlar ise benzin fiyatları, nükleer hedefler ve siyasi taban kaygıları arasında sıkışmış durumda. Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının neredeyse durma noktasına gelmesi ve finans piyasalarındaki sarsıntı, Beyaz Saray’ın önündeki süreyi fiilen daraltıyor.
Beyaz Saray’da karmaşık bir güç mücadelesi yaşanıyor. Trump’ın İran savaşının gidişatı hakkındaki değişken açıklamalarını şekillendiren bu mücadelede danışmanlar, çatışma Batı Asya’ya yayılırken ne zaman ve nasıl “zafer ilan edileceği” konusunda ayrışıyor.
Reuters’ın Trump’a yakın bir danışman ve karar süreçlerini bilen kaynaklarla gerçekleştirdiği görüşmeler, 2003 Irak savaşından bu yana ABD’nin en büyük askeri operasyonuna yaklaşımın Beyaz Saray içinde nasıl şekillendiğine dair daha önce yayımlanmamış bir tablo sunuyor.
Savaşın başlamasından yaklaşık iki hafta sonra çatışma, küresel finans piyasalarını sarstı ve uluslararası petrol ticaretini sekteye uğrattı.
Geçen yıl göreve dönerken “gereksiz askeri müdahalelerden kaçınacağını” taahhüt eden Trump için riskler son derece yüksek.
Trump’ın dikkatini çekmek için yürütülen rekabet başkanlığının sık görülen bir özelliği olsa da bu kez söz konusu olan dünyanın en istikrarsız ve ekonomik açıdan en kritik bölgelerinden birinde savaş ve barış meselesi.
Mesaj değişiyor, piyasalar dalgalanıyor
Trump, 28 Şubat’ta savaşı başlatırken ortaya koyduğu geniş hedeflerden son günlerde giderek uzaklaşarak çatışmayı “büyük ölçüde tamamlanmış sınırlı bir operasyon” olarak sunmaya başladı.
Ancak bu mesaj henüz yerli yerine oturmadı. Enerji piyasaları da Trump’ın açıklamalarına bağlı olarak sürekli dalgalanıyor.
Çarşamba günü Kentucky’de düzenlenen bir mitingde Trump, “Savaşı kazandık” dedi. Ardından hemen ton değiştirerek “Ama erken ayrılmak istemeyiz, değil mi? İşi bitirmeliyiz” ifadesini kullandı.
Ekonomi cephesi alarm veriyor
Kaynaklara göre Hazine Bakanlığı ve Ulusal Ekonomi Konseyi’nden yetkililer dahil ekonomik danışmanlar Trump’ı uyardı: Petrol şoku ve yükselen benzin fiyatları, savaş için iç kamuoyu desteğini hızla eritebilir. Siyasi danışmanlar da benzer argümanlar öne sürüyor.
Beyaz Saray özel kalemi Susie Wiles ve yardımcısı James Blair, özellikle yüksek akaryakıt fiyatlarının siyasi yansımalarına dikkat çekerek Trump’a zaferi “dar biçimde tanımlamasını” ve operasyonun sınırlı ve neredeyse tamamlanmış göründüğünü vurgulamasını öneriyor.
Şahinler baskıyı sürdürüyor
Farklı bir cephede ise Trump’ı İran üzerindeki askeri baskıyı sürdürmeye çağıran şahin görüşler var. Bu grubun içinde Cumhuriyetçi senatörler Lindsey Graham ve Tom Cotton ile yorumcu Mark Levin bulunuyor.
Bu isimler, ABD’nin İran’ın nükleer silaha ulaşmasını engellemesi ve Amerikan askerlerine ile deniz taşımacılığına yönelik saldırılara güçlü biçimde karşılık vermesi gerektiğini savunuyor.
Üçüncü bir baskı ise Trump’ın popülist tabanından geliyor. Stratejist Steve Bannon ve sağcı yayıncı Tucker Carlson gibi isimler, ABD’nin yeni ve uzun süreli bir “Orta Doğu savaşına” sürüklenmemesi gerektiğini Trump’a iletiyorlar.
Trump’a yakın bir danışman, tablonun özünü şöyle tanımladı: “Trump şahinlerin kampanyanın sürdüğüne inanmasına izin veriyor, piyasaların savaşın yakında bitebileceğini düşünmesini istiyor ve kendi tabanına da tırmanmanın sınırlı kalacağını göstermeye çalışıyor.”
Yorum talepleri üzerine Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt şunları söyledi:
“Bu haber, Başkan Trump ile herhangi bir görüşmede bile bulunmayan anonim kaynaklardan gelen dedikodu ve spekülasyonlara dayanmaktadır. Başkan iyi bir dinleyicidir ve birçok kişinin görüşünü alır; ama nihai kararı veren ve en iyi mesajı belirleyen kişi yine kendisidir. Başkanın tüm ekibi Destansı Öfke Operasyonu’nun hedeflerinin tamamen gerçekleştirilmesine odaklanmıştır.”
Birbiriyle çelişen anlatılar arasında çıkış yolu
Trump ABD’yi savaşa sokarken çok az açıklama yaptı. Yönetimin savaş hedefleri ise İran’ın yakın bir saldırısını önlemekten nükleer programını felç etmeye ve hükümeti değiştirmeye kadar uzanan geniş bir yelpazede değişti.
Kamuoyundan destek görmeyen bir çatışmadan çıkış yolu arayan Trump, bazı analistlerin değerlendirmesine göre birbiriyle çelişen anlatıları aynı anda yürütmeye çalışıyor. Bu durum, ABD-İsrail hava saldırılarının yıkıcı etkisine karşın İran’ın direncini koruması nedeniyle daha da içinden çıkılmaz hale geliyor.
Savaş öncesinde ekonomik şok konusundaki uyarıları büyük ölçüde göz ardı edilen siyasi ve ekonomik danışmanlar bu hafta öne çıktı. Bu danışmanların, Trump’ın piyasaları yatıştırma ve petrol ile gaz fiyatlarındaki yükselişi sınırlama çabalarında belirleyici rol oynadığı görülüyor.
Trump’ın savaşı “kısa süreli bir operasyon” olarak nitelendirmesi ve benzin fiyatlarındaki artışın geçici olduğunu vurgulaması, uzun süreli çatışma kaygısını gidermeyi hedefliyor.
Kaynaklara göre bazı üst düzey danışmanlar Trump’a “askeri açıdan zafer olarak sunabileceği bir sonuç üzerinde çalışmasını” tavsiye etti. Bu senaryoda, İran liderliğinin büyük bölümü hayatta kalsa ve nükleer programın bazı kalıntıları sürsün bile, savaş sona erdirilebilir.
Sahada sınırlı kazanımlar, denizde yükselen maliyet
ABD ve İsrail’in art arda düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda üst düzey İranlı yetkili hayatını kaybetti. İran’ın balistik füze cephaneliği ve donanması ile altyapı tesisleri zarar gördü; vekillerine destek kapasitesi de zayıfladı.
Fakat bu askeri başarılar, İran’ın Körfez’de petrol tankerlerine ve ulaşım tesislerine yönelik saldırıları tırmandırması ve bunun petrol fiyatlarını yukarı çekmesiyle ciddi ölçüde gölgede kaldı.
Trump, operasyonun ne zaman sona ereceğine kendisinin karar vereceğini açıkladı. Kendisi ve danışmanları operasyonun, başlangıçta duyurulan 4-6 haftalık sürenin çok ilerisine geçtiğini kabul ediyor. Savaşın neden başlatıldığına dair değişen gerekçeler ve çatışmanın yarım düzineden fazla ülkeye yayılması ise bundan sonra ne olacağını tahmin etmeyi giderek zorlaştırıyor.
Analistlerin değerlendirmesine göre İran yönetimi, ABD-İsrail saldırısından varlığını koruduğunu öne sürerek zafer ilan edecek; özellikle İsrail, ABD ve müttefiklerine hasar verebildiğini ortaya koyduğunda bu tablo daha da güçlenecek.
Hürmüz Boğazı gerçek sınav
Savaşın seyrinde belirleyici olacak noktaların başında Hürmüz Boğazı geliyor. Normal koşullarda dünya petrol sevkiyatının yaklaşık beşte biri bu dar su yolundan geçiyor. Ancak akış neredeyse durma noktasına geldi.
İran son günlerde Irak sularındaki tankerleri ve boğaz yakınındaki gemileri hedef aldı; yeni dini lider Mücteba Hamaney de boğazı kapalı tutacaklarını taahhüt etti.
İran’ın boğaz üzerindeki kontrolü ABD’de benzin fiyatlarını ciddi biçimde yükseltirse, bu durum Kasım ara seçimlerinde Kongre’deki dar çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçiler açısından Trump üzerinde savaşı bitirme baskısını artırabilir.
Trump son dönemde savaşın Tahran yönetimini devirmeye yönelik olduğu fikrini daha az dile getiriyor. ABD istihbaratına göre İran liderliğinin yakın vadede çökme riski bulunmuyor.
Venezuela yanılsamasının bedeli
Savaşın gidişatına ilişkin karışıklığın bir bölümü, ABD’nin Venezuela’da elde ettiği hızlı askeri başarıdan kaynaklanıyor olabilir.
Yönetimin düşünce yapısını bilen bir kaynağa göre bazı danışmanlar, Trump’ı İran operasyonunun 3 Ocak’taki Venezuela baskınına benzemeyeceği konusunda ikna etmekte güçlük çekti.
O operasyonda Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro kaçırılmış ve Trump, uzun süreli bir askeri operasyon gerektirmeden ülkenin büyük petrol rezervleri üzerinde kayda değer bir nüfuz elde etmişti. İran ise daha gelişmiş silahlara, köklü dini ve güvenlik kurumlarına sahip çok daha zorlu bir rakip olduğunu kanıtladı.
Uzmanlar, Trump’ın Haziran’da ABD-İsrail bombardımanının İran’ın nükleer programını “yok ettiğini” ısrarla vurgularken Trump yardımcılarının İran’ın nükleer silah üretimine haftalar kala olduğu iddiasını reddediyor.
İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun büyük bölümünün Haziran saldırılarında gömüldüğüne inanılıyor; bu uranyumun teorik olarak çıkarılıp yeniden zenginleştirilerek silah düzeyine getirilmesi mümkün. İran ise nükleer silah peşinde olduğunu her zaman reddetti.
Savaş uzar, Amerikan kayıpları artar ve ekonomik maliyetler büyürse bazı analistlere göre bu gelişmeler Trump’ın siyasi tabanının desteğini aşındırabilir.
Ancak askeri müdahalelere karşı olan bazı destekçilerin eleştirilerine karşın, “Make America Great Again” hareketinin üyeleri şu ana kadar büyük ölçüde Trump’ın İran politikasını desteklemeyi sürdürüyor. Cumhuriyetçi stratejist Ford O’Connell bu tabloyu şöyle özetledi: “MAGA tabanı başkana hareket alanı tanıyacaktır.”
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika
Signal yazışmalarında şirket sırrı şüphesi OpenAI çalışanlarını işten etti

OpenAI, yapay zeka modellerinin iç yapısına dair gizli bilgileri harici bir uzmanla paylaştıklarından şüphelendiği üç araştırmacısını işten çıkardı. İncelemede çalışanların kişisel telefonlarındaki Signal yazışmalarında kaybolan mesaj özelliğini kullandığı belirlendi.
Yapay zeka devi OpenAI’ın güvenlik birimi, üç araştırmacısının kişisel telefonlarını incelemeye alarak mesajlaşma uygulaması Signal üzerindeki yazışmalarını denetledi.
Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin araştırmacılara ve şirket açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, bazı yazışmalarda kaybolan mesaj özelliğinin açık olduğu saptandı.
Söz konusu incelemenin ardından Tomek Korbak, Mikita Balesni ve Jasmine Wang, ekim ayı başında aynı anda yeni toplantılara çağrılarak görevden çıkarıldı.
Şirket yönetimi, üç araştırmacının yapay zeka modellerinin iç mimarisine dair en sıkı korunan şirket sırlarını sızdırdığından şüpheleniyordu. Yazışmaların yapay zeka güvenliği alanında çalışan harici bir uzmanla yürütüldüğü belirlendi.
İşten çıkarma gerekçesi gizli bilgi ihlali olarak açıklandı
Korbak, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede şirket yönetiminin tavrını aktardı: “Yetkisiz kanallar üzerinden üçüncü tarafla iletişime geçtiğim gerekçesiyle güven ilişkisinin zedelendiği söylendi.”
Korbak ve Balesni, yöneticilerin kaybolan mesaj kullanımını işten çıkarma gerekçeleri arasında saydığını dile getirdi. OpenAI cephesi ise Signal uygulamasının onaylı iletişim kanalı olmadığını doğruladı ancak kararın sadece bu uygulamanın kullanımıyla sınırlı kalmadığını bildirdi.
WSJ’ye açıklama yapan OpenAI yetkilileri, iç soruşturmanın gizli bilgilerin kullanımına dair şirket kurallarının çiğnendiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Şirket, işten çıkarma kararlarının güvenlik kaygılarının dile getirilmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.
Buna karşılık araştırmacılar şirket sırlarını dışarı aktardıkları yönündeki suçlamaları reddediyor. Eski çalışanlar, kendilerine iddia edilen ihlallere dair herhangi bir yazılı açıklama iletilmediğini söylüyor.
Modellerin karar adımları araştırmacıları böldü
WSJ’nin aktardığına göre görevden alınan araştırmacılar, modellerin problem çözme aşamalarındaki ara adımlara dair daha az kayıt tuttuğu yeni mimarilere karşı çıkıyordu. Araştırmacılar, bu kayıtların azalmasının yapay zekanın tehlikeli davranışlarını tespit etmeyi zorlaştıracağını savunuyordu.
Balesni, bu konudaki öneriyi harici araştırmacı Ryan Greenblatt ile şirket sırlarını dışarıda bırakarak tartıştığını ve bu görüşmeyi OpenAI’ın izniyle yürüttüğünü ifade etti.
İşten çıkarılan çalışanlar, yaşanan bu sürecin şirket içindeki diğer araştırmacıları bağımsız uzmanlarla temas kurmaktan çekinir hale getireceğinden endişe ediyor. OpenAI ise bağımsız kuruluşlarla işbirliğini sürdürdüğünü belirtiyor.
OpenAI cephesinde çalışan hareketliliği ve fikri mülkiyet tartışmaları başka dosyalara da yansıyor. Şirket, bir eski çalışanını Apple’a geçmeden önce 100 dosya çalmakla suçlamıştı.
Şirket içindeki risk tartışmaları açık mektupla gündeme geldi
Ekim ayı başında Reuters, işten çıkarma gerekçelerine itiraz eden araştırmacıların kaleme aldığı açık mektuba şirketin verdiği yanıtı aktarmıştı. Araştırmacılar mektupta, sürecin etrafındaki belirsizliğin kurum içindeki riskleri açıkça tartışma kültürünü zedeleyebileceği uyarısını yapmıştı.
OpenAI yönetimi mektuba verdiği yanıtta kurum içi diyaloğu savundu: “OpenAI bünyesinde güvenlik ve araştırma tartışmaları her gün yapılıyor; bu tartışmalar genellikle canlı ve son derece eleştirel geçiyor. Bu müzakereleri teşvik ediyoruz ve doğru kararlar almak için gerekli görüyoruz. Çalışanlarımızdan hiçbirini soru işaretlerini dile getirdikleri için işten çıkarmadık, çıkarmıyoruz.”
Yapay zeka modellerinin denetimi ve güvenliği konusundaki tartışmalar, temmuz ayında OpenAI modellerinin Hugging Face platformuna yönelik gerçekleştirdiği test saldırısıyla daha da alevlenmişti. Şirket verilerine göre modeller birden fazla açığı birleştirerek internete erişmiş ve ele geçirilen kimlik bilgilerini kullanarak platformun sistemlerine sızmıştı.
OpenAI, yaşanan bu hadisenin ardından güvenlik önlemlerini artırdığını ve test prosedürlerini yeniden düzenlediğini duyurmuştu.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi











