Asya
Trump’ın olası gümrük vergileri Güneydoğu Asya’yı nasıl etkileyecek?

Güneydoğu Asya, Donald Trump’ın evrensel gümrük vergileri tehdidine ve Çin ile yeni bir ticaret savaşına karşı endişeli görünüyor. Bölgenin en büyük altı ekonomisinden beşi ABD ile ticaret fazlası veriyor.
Ancak uzmanlara göre, durum o kadar da kötü olmayabilir. Jeopolitik olarak tarafsız durmaya çalışan bölge, Trump’ın ilk başkanlığı döneminde 2017-2020 yılları arasında hem Çin hem de ABD ile brüt ticaretinde artış gördü. Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve ABD’den şirketlerin ABD gümrük vergilerinden kaçınmak için Güneydoğu Asya’daki üretim üslerini çoğaltmasıyla Vietnam, Endonezya, Malezya ve Tayland büyük kazanç elde etti.
Uzmanlara göre, ihracat ve ekonomik büyüme kısa vadede darbe alacaktır ancak bölge ticaret sapması ve ikamesinden kazançlı çıkabilir.
Trump’ın gümrük vergisi tehdidi nedir?
Trump’ın ticaret politikasının amacı, imalat işlerini ABD’ye geri döndürmek ve tedarik zincirlerini Çin’den ayırmak. Trump ve danışmanları Çin’in ticari avantajının kur “manipülasyonu, fikri mülkiyet hırsızlığı ve zorla teknoloji transferinden” kaynaklandığını iddia ediyor.
İlk döneminde Trump, Çin’den ithal edilen 250 milyar dolar değerindeki elektronik, makine ve tüketim mallarına %25’e varan gümrük vergileri uygulamak için yürütme yetkilerini kullandı. Pekin de ABD’nin tarım, otomotiv ve teknoloji ihracatına karşı benzer önlemlerle misilleme yaptı.
Şimdi Trump, ABD’ye giren tüm Çin mallarına %60 vergi ve diğer her yerden yapılan ithalata %20’ye varan gümrük vergisi uygulanmasını önerdi.
Güneydoğu Asya için ne kadar kötü olabilir?
Oxford Economics’e göre Kamboçya’nın ihracatının yaklaşık %40’ı Amerika’ya gidiyor ve toplam ihracata oranla ASEAN’daki en büyük ihracatçı konumunda; onu %27,4 ile Vietnam ve %17 ile Tayland takip ediyor. Tayland Ticaret Odası Üniversitesi Başkanı Thanavath Phonvichai, Trump’ın vaatlerini yerine getirmesi halinde Tayland ekonomisinin 160,5 milyar baht (4,6 milyar dolar) darbe alabileceğini söyledi.
Vietnam, ABD ile dünyanın en büyük dördüncü ticaret fazlasına sahip. Çinli, Tayvanlı ve Güney Koreli firmaların Trump dönemi gümrük vergilerini aşmak için Vietnam’ı kullanmasıyla bu dengesizlik hızla büyüdü. Vietnam’ın talihi, özellikle de ABD’nin Vietnam’ı daha yüksek gümrük vergileri gerektiren “piyasa dışı ekonomi” olarak sınıflandırmaya devam etmesi halinde, aynı hızla dönebilir.
Trump’ın gümrük vergileriyle ilgili belirsizlik, firmaların Güneydoğu Asya’daki yatırım planlarını duraklatmalarına ya da durdurmalarına neden olabilir. Şehir devletinin Ekonomik Kalkınma Kurulu’na göre, ABD şirketleri geçen yıl Singapur’daki 9,5 milyar dolarlık sabit varlık yatırımının yaklaşık yarısını oluşturdu. Başbakan Lawrence Wong, Trump’a gönderdiği tebrik mektubunda ABD’nin Singapur ile “istikrarlı bir ticaret fazlası” verdiğini hatırlatmakta gecikmedi.
Çin ekonomisine vurulacak herhangi bir darbe, Çin tüketimine, ihracat talebine ve turizmine bağımlı olan ASEAN ülkelerine de yansıyacaktır. Çin mallarına yönelik iştahın azalması, Çinli üreticilere girdi sağlayan Güneydoğu Asyalı tedarikçileri de etkileyecektir. Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisi olan Endonezya, Çin’e olan %24,2 oranındaki ihracatı ve ağırlıklı olarak emtia ihracatı nedeniyle bu durumdan en fazla zarar görecek ülke olacaktır.
Mallarını ABD’ye gönderemeyen Çinli ihracatçılar, hükümetlerin metal, tekstil ve tüketim mallarındaki dampingden zarar gören yerel üreticilerin şikayetleriyle karşılaştığı Güneydoğu Asya’ya yönlendirebilir.
Güneydoğu Asya’nın avantajı nedir?
Güneydoğu Asya’nın mevcut üretim patlaması ticaret savaşı nedeniyle başladı. Analistler zaman içinde ticari ikame ve sapmanın büyümeye vurulan darbeden daha ağır basacağını düşünüyor.
Macquarie Capital ASEAN araştırma müdürü Jayden Vantarakis, “Çin’e yönelik daha büyük bir baskının, Çinli işletmelerin Asya’da daha fazla ticaret ve yatırım yapmasıyla tedarik zincirinde daha fazla sapmaya yol açabileceğini düşünüyoruz” dedi.
Bazı Güneydoğu Asya hükümetlerinin agresif bir şekilde başvurduğu elektrikli araç fabrikaları ekonomik bir tampon sağlayabilir. “ABD dışında da elektrikli araç talebi artıyor, bu nedenle Endonezya’ya net bir fayda sağlayabileceğini düşünüyorum. Özellikle benzin fiyatları giderek pahalılaştığı için karbon nötr olmaya çalışan daha küçük ülkeler arzı devralmaya çalışacak ve daha fazla elektrikli otomobil satın alacaklar,” diyor Singapur Ulusal Üniversitesi İşletme Fakültesi profesörü Sumit Agarwal.
Trump’ın vaat ettiği gümrük vergileri, Tayland’ın bu yıl haddelenmiş çelikte yaptığı gibi, ASEAN hükümetlerine Çin mallarına antidamping tarifeleri uygulama konusunda itici güç sağlayabilir. Daha sıkı ABD menşe kuralları da hükümetlere daha fazla yüksek değerli parça üretimi ve montajının yerel olarak yapılmasını sağlama fırsatı verebilir.
Güneydoğu Asya para birimleri ve piyasaları nasıl etkilenecek?
Trump’ın gümrük vergileri Güneydoğu Asya merkez bankaları üzerindeki para politikasını daha da gevşetme baskısını hafifletebilir.
İngiltere merkezli Pantheon Macroeconomics’in gelişmekte olan Asya baş ekonomisti Miguel Chanco, “Esasen Trump’ın zaferi, planladığı gümrük tarifeleri nedeniyle dünya için enflasyonisttir, bu nedenle küresel parasal normalleşme veya gevşeme döngüsü muhtemelen Filipinler de dahil olmak üzere daha önce düşünüldüğü kadar keskin olmayacaktır” dedi.
Nikkei Asia’ya konuşan Chanco, Güneydoğu Asya para birimlerinin daha önce beklendiği gibi güçlenmeyeceğini, bunun kısmen piyasaların ABD Merkez Bankası’nın gevşeme hızını yeniden fiyatlandırmasından ve dolayısıyla doların güçlenmeye devam etmesinden kaynaklandığını söyledi.
Altı büyük Güneydoğu Asya ekonomisi arasında Tayland bahtı ve Malezya ringgiti, Trump’ın zaferinden bu yana en kötü performans gösteren para birimleri oldu ve çarşamba gününe kadar ABD doları karşısında sırasıyla %3,2 ve %2,9 değer kaybetti.
Taylandlı menkul kıymetler şirketi InnovestX, güçlü dolar ve zayıf bahttan faydalanacak hisse senetleri önerdi. Bunlar arasında CP Foods ve Delta Electronics gibi önemli ihracat gelirleri olan ya da Tayland Havalimanları, emlak geliştiricileri ve otelciler gibi turizmle ilgili şirketler yer alıyor.
Hükümetler, diğer ülke ve bölgelerle ilişkilerini derinleştirerek ve tarafsızlıklarını vurgulayarak ABD ya da Çin’e olan aşırı bağımlılıklarını azaltmak için şimdiden adımlar atıyor.
Özellikle Güneydoğu Asya ekonomilerinin de ASEAN içi ticareti güçlendirerek direnç oluşturmaya odaklanması bekleniyor.
Asya
Çin, ABD’ye insansız hava aracı ihracatında denetimi sıkılaştırdı

Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’ye yönelik insansız hava aracı, kritik bileşen ve ilgili teknolojilerin ihracatında her başvurunun ayrı ayrı inceleneceğini açıkladı. Pekin ayrıca altı kuruluşa yaptırım uygularken bir ABD şirketiyle Çin’de her türlü işlem ve işbirliğini yasakladı. Adımlar, Washington’ın Çinli şirketlere yönelik son yaptırımlarının ardından geldi.
Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’ye yönelik insansız hava araçları, bunların kritik bileşenleri ve ilgili teknolojilerin ihracatına yönelik denetimleri sıkılaştırdığını açıkladı.
Bakanlığın açıklamasına göre, Çin’in çift kullanımlı ürünler listesinde yer alan insansız hava araçları, bunların temel parçaları ve ilgili teknolojilerin ABD’ye ihracatı, her başvuru özelinde sıkı incelemeye tabi tutulacak.
Açıklamada, “ABD’ye ihraç edilecek, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Çift Kullanımlı Ürünler Listesi’nde yer alan insansız hava araçları, bunların temel bileşenleri ve ilgili teknolojilerin ihracatı, her bir başvuru özelinde sıkı incelemeye tabi tutulacaktır” denildi.
Pekin ayrıca Applied DNA Sciences, Stratum Reservoir, Altana Technologies, Responsible Business Alliance, Verité Group ve Human Rights in China’a yaptırım uyguladığını duyurdu. Çin, bu kuruluşları ABD’nin Çinli şirketlere yönelik kısıtlamalarına destek vermekle suçladı.
Çin yönetimi, Compliance Testing LLC adlı bir başka şirketi ise ABD Federal İletişim Komisyonu’nun uyguladığı kısıtlamaları desteklemekle itham etti.
Bakanlığın açıklamasında, “Çin sınırları içinde bulunan kuruluşların ve vatandaşların bu şirketle herhangi bir işlem, işbirliği veya başka bir faaliyette bulunması yasaktır” ifadesi kullanıldı.
Financial Times’ın aktardığına göre Çin, küresel insansız hava aracı pazarında öncü konumunu koruyor. Çinli üreticiler DJI, Autel Robotics ve XAG de ABD pazarında önemli satış hacmine sahip olmayı sürdürüyor.
Habere göre Pekin’in yeni adımları, Washington’ın son dönemde uygulamaya koyduğu kısıtlamalara karşılık olarak atıldı.
ABD daha önce Çin’e yönelik yaptırımları genişletmiş ve 43 Çinli şirketin ürünlerinin ithalatını yasaklamıştı. Washington, bu şirketlerin Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası kapsamına girdiğini ve Sincan’da zorla çalıştırma uygulamalarıyla bağlantılı olduğunu savunuyor.
ABD makamlarının açıklamasında, “Listeye eklenen 43 yeni kuruluş arasında denetim önceliği taşıyan sektörlerde faaliyet gösteren şirketler bulunuyor. Bunlar alüminyum, hazır giyim, bakır, pamuk ile domates üretimi ve işleme sanayilerini kapsıyor” denildi.
Asya
Amerikan zenginleri Yeni Zelanda’nın “altın vizelerine” hücum ediyor

Son 14 ayda 700’den fazla varlıklı yabancı, “altın vize” programı kapsamında Yeni Zelandalı olmak için başvuruda bulundu; bu rakam, önceki üç yılda 115 idi.
Başvuru sahipleri, üç yıl içinde yerel fonlara, şirketlere veya hayır kurumlarına en az 5 milyon Yeni Zelanda doları tutarında yatırım yapmak zorunda.
Ayrıca 127 kişi, tahviller gibi pasif varlıklara beş yıl boyunca 10 milyon Yeni Zelanda doları yatırılmasını gerektiren farklı bir programa başvurdu.
Bu hücum, ülkenin gayrimenkul alımları, yatırımlar ve başvuru sahiplerinin hak kazanabilmeleri için ülkede kalmaları gereken süreye ilişkin kuralları gevşetmesinin ardından başladı.
Financial Times’a (FT) göre Yeni Zelanda’da süresiz olarak yaşama, çalışma ve eğitim görme hakkı için başvuranların sayısındaki artış, ülkenin güvenliği ve uzak konumunu giderek daha çekici hale getiren jeopolitik belirsizlik dönemine denk geliyor.
Portekiz’den ABD’ye kadar dünyanın dört bir yanındaki onlarca ülke, yatırım karşılığında veya bazı durumlarda nakit ödeme karşılığında göçmenlik konusunda öncelikli muamele sunuyor.
Birçoğunun bu konudaki deneyimleri karışık. İrlanda, Malta ve Avustralya, programların yeterince ilgi görmemesi veya suistimal edilme endişeleri nedeniyle programlarını iptal etti.
Yeni Zelanda’nın durumunda ise Başbakan Christopher Luxon, bu vizelerin daha fazla yabancı yatırımı çekmesini ve ülkenin büyümesini tehlikeye atan “beyin göçü” eğilimini tersine çevirmesini umuyor.
Turistler Yeni Zelanda’yı sevip oraya taşınmayı hayal etseler de, pek çok genç iktisadi fırsat arayışıyla ülkeyi terk ediyor.
Luxon’a göre, Yeni Zelanda’daki startup’lar bu durumdan şimdiden faydalanmaya başladı:
“Dünyanın dört bir yanındaki herkes kısıtlamalarını sıkılaştırırken, biz bu kapıları açtık ve startup’larımıza gelen sermayeden büyük fayda sağladık; aynı zamanda bu startup’lara gelen bilgi ve teknik birikimden de büyük ölçüde yararlandık.”
Programın kapsamlı bir şekilde revize edildiği Nisan 2025’ten bu yana, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’dan gelen başvuru sahipleri, her biri 5 milyon veya 10 milyon Yeni Zelanda doları tutarında olmak üzere toplam 4,8 milyar Yeni Zelanda doları (2,7 milyar ABD doları) taahhüt ettiler.
Bu rakam, bu yılın ilk çeyreğinde yapılan 14,8 milyar Yeni Zelanda doları tutarındaki yabancı yatırımla karşılaştırılabilir.
Risk sermayesi şirketi Motion Capital’in kurucu ortağı Lachlan Nixon, bunun “Silikon Vadisi’nde bir onur nişanesi” haline geldiğine dikkat çekiyor.
Verilere göre, başvuruların 277’si Amerikalılar tarafından yapılmış ve özellikle Kaliforniyalılar Yeni Zelanda pasaportuna büyük ilgi gösteriyor.
“Devasa bir sermaye akışı geliyor, fakat asıl önemli olan, şu anda Yeni Zelanda ekonomisine yatırım yapan bu kişilerin kalitesi,” diyen Nixon, yüksek büyüme potansiyeline sahip Yeni Zelanda şirketleri için yakın zamanda gerçekleştirilen 27 milyon Yeni Zelanda doları tutarındaki fon toplama işleminin yüzde 40’ını 30 “altın vize” sahibinden temin edebildiğini de sözlerine ekledi.
Luxon’a göre, bu programdan yararlananlar arasında, yönetim kuruluna Avrupa çelik sektörünün deneyimli ismi Francesc Rubiralta’yı atayan kritik mineraller şirketi Zethos da yer alıyor.
Nixon, program kapsamında destek alan diğer şirketler arasında tohum yağı proteini üreticisi Miruku ve magnezyum madenciliği şirketi Aspiring Materials’ın da bulunduğunu belirtti.
Birçok adayın tercih ettiği dağ kasabası Queenstown’da, yerli halk, Peter Thiel ve New York’taki Empire State Binası’nın sahibi olan vakfı yöneten Anthony Malkin gibi milyarderleri “tepelerdeki gizli sakinler” olarak adlandırıyor.
Çoğu, varlıklarını gizli tutmayı tercih ediyor. Thiel’in vatandaşlığı bir parlamento tartışmasında yanlışlıkla ortaya çıkmıştı. Malkin’in varlığı ise Yılbaşı gecesi attığı havai fişeklerin çimlerde yangınlara yol açmasıyla kamuoyuna duyuruldu.
Cotality’ye göre, bu kişilerin gelmesi Queenstown’u Yeni Zelanda’nın en pahalı emlak piyasası haline getirdi. Buradaki medyan fiyat 1,8 milyon Yeni Zelanda doları ve bu rakam ülke ortalamasının iki katı.
Vize programının şartları uyarınca, bu kişiler yalnızca 5 milyon Yeni Zelanda dolarından fazla değerde gayrimenkul satın alabilirler; bu hüküm, onların varlığının konut piyasasını bozmaması için tasarlanmış.
Bir emlak danışmanı, “Burada çok sayıda milyarder var. Sadece lastik çizme giyiyorlar,” diyor.
Öte yandan bu programın faydalarına ilişkin şüpheler var. Emeklilik fonu Simplicity’nin genel müdürü Sam Stubbs, insanların ülkeye “gerçek anlamda yatırım yapması” gerektiğini ve bir risk sermayesi fonundaki “cüzi bir miktar para” karşılığında özel muamele aramaması gerektiğini söyledi ve “Cennetin bir bedeli var; hepimizin ödediği bedel,” dedi.
Başvuru sahiplerinden bazıları da eleştirilerini dile getiriyor. Santa Barbara’da eşi Jim ile birlikte bir risk sermayesi fonu yöneten Courtney Andelman, geçen yıl vize başvurusunu başarıyla tamamladı ve düzenli olarak burayı ziyaret ediyor. Andelman, “Havada ve suda sihirli bir şey var. Burası gerçekten sağlıklı bir yer,” diyor.
Öte yandan Andelman, yatırımlarının daha büyük bir etki yaratabileceği Güney Adası’ndaki Nelson gibi daha küçük bir şehre yerleşmek istediğini söyledi ama orada değeri 5 milyon NZ$’dan fazla olan çok az gayrimenkul vardı.
Ayrıca Yeni Zelanda’daki kurallar gereği, ailesinin yılda 183 günden fazla süreyle ülkede kalması halinde küresel gelirlerinin tamamı üzerinden vergilendirilmesinden şikayet ediyor.
Andelman, Yeni Zelanda’yı sevdiğini ama endişelerini dile getirdiğini ve dolaylı olarak bir tehdit savurduğunu belirtti:
“Bir doların en yüksek ve en iyi şekilde nasıl kullanılacağı, kendimize sürekli sorduğumuz bir soru. Eğer Yeni Zelanda en iyi değeri sunmazsa, başka bir yere gideriz. O dolarların her biri seyyar.”
Asya
Çinli Sinopec Rusya’dan ucuz petrol alımını artırma yoluna gitti

Dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devleti kontrolündeki Sinopec, Ortadoğu’dan yapılan sevkiyatlardaki düşüşü karşılamak amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırdı. Şirket, Çin’de mart ayından bu yana yurtdışına petrol ürünü satışlarına sınırlama getirilmesine rağmen indirimli Rus petrolü sayesinde tedarik hacmini korumayı başardı.
Reuters’ın konuya vakıf kaynaklara ve gemi takip verilerine dayandırdığı haberine göre dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devlet kuruluşu Sinopec, Ortadoğu’dan gelen sevkiyatlardaki azalmayı dengelemek amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırma kararı aldı.
Daha ucuz olan Rus petrolünün satın alınması, Çin’de mart ayından bu yana petrol ürünlerinin yurtdışına satışına kısıtlamalar uygulanmasına rağmen Sinopec’in görece istikrarlı bir tedarik hacmini korumasına ve fazla yakıtı yüksek karlılıkla sevk etmesine yardımcı oldu.
Ajansa konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Çinli şirketin Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) türünden günde yaklaşık 241 bin ila 320 bin varile denk gelecek şekilde toplam 30 ila 40 parti Rus petrolü tedarik ettiğini belirtti.
Reuters, bu miktarın şirketin günlük 5,2 milyon varil olan toplam işleme kapasitesinin yüzde 5’i ile yüzde 6’sına karşılık geldiğini kaydetti.
ESPO petrolü, Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu boru hattı üzerinden ve Primorskiy Krayı’ndaki Kozmino Limanı aracılığıyla sevk edilen, Rusya menşeili düşük kükürtlü hafif ihracat petrolü türü olarak biliniyor.
Reuters, Çin’in İran’daki savaşın başlamasından bu yana toplam ham petrol ithalatını keskin bir şekilde düşürdüğünü aktardı. Ülkede haziran ayındaki alımlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 oranında geriledi.
Bununla birlikte Çin yönetimi, temmuz ve ağustos ayları için yakıt ihracatına yönelik kısıtlamaları esnetti.
Gemi hareketlerini takip eden Vortexa şirketinin Çin baş analisti Emma Li’nin sunduğu verilere göre Sinopec, temmuz ayında yaklaşık 7,4 milyon varil ESPO petrolü satın aldı. Şirket ayrıca ağustos ayı için en az 10 parti, eylül ayı için de 10 parti petrol tedariki gerçekleştirdi.
Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Li, “İthalatta genel bir artış yaşanması yerine talep, teslimat garantisi daha yüksek ve nakliye maliyetleri daha düşük olan varillere kayıyor. Bu noktada öncelikle karayoluyla yapılan teslimatlar ile Rusya’nın Uzak Doğu bölgesinden gelen kısa mesafeli kargolar öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Ukrayna’daki savaşın başlangıcından bu yana Çin ve Hindistan Rus petrolünün en büyük alıcıları konumunda yer alıyordu.
Ancak haberde, Washington’ın Rosneft ve Lukoil şirketlerine yaptırım uygulamasının ardından alımların durakladığı kaydedildi. Buna karşın Reuters, Pekin’in tek taraflı yaptırımları tanımadığını ve bağımsız petrol rafinerilerinin Rus petrolünü almaya devam ettiğini aktardı.
Moskova yönetimi ise Rusya karşıtı yaptırımları yasa dışı ve etkisiz olarak nitelendiriyor.
Çinli rafinerilerin temmuz ayında Rus petrolü tedarik ettiğini Bloomberg de haberleştirmişti.
Analist Emma Li o dönemde yaptığı açıklamada, “Unipec liderliğindeki Çinli petrol şirketleri temmuz ayından itibaren aktif olarak Rus ESPO petrolü satın alıyor. Ortadoğu’da son dönemde yaşanan aksamalar ağustos ve eylül ayları için yapılan alımları hızlandırdı” demişti.
Söz konusu gelişmeden bir ay önce Bloomberg, talepteki düşüş ve ABD’nin artan baskısı gölgesinde İran’dan Çin’e yapılan petrol sevkiyatlarında sert bir azalma olduğunu bildirmişti.
Bloomberg verilerine göre şubat ayında günlük 1,8 milyon varil seviyesinde olan ihracat, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi.
Ajans, bu sevkiyatların İran ekonomisine hayati bir destek sağladığına dikkat çekti.
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi1 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını4 gün önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını1 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan












