Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump’ın tehditlerine İran’dan füzeli yanıt

Yayınlanma

ABD ile İran arasında imzalanan ateşkes mutabakatına rağmen karşılıklı saldırılarla bölgedeki gerilim yeniden tırmandı. ABD ordusunun İran kıyılarına düzenlediği hava operasyonunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD askeri üslerini füzelerle vurduğunu açıkladı.

ABD ile İran arasında savaşı sonlandırmak amacıyla imzalanan mutabakat zaptına rağmen iki ülke arasındaki askeri gerilim hafta sonu düzenlenen karşılıklı saldırılarla yeniden tırmandı.

ABD’nin İran kıyı şeridindeki askeri tesislere yönelik hava taarruzunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD askeri üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu.

İran’dan Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine misilleme

İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından pazar günü sabaha karşı yapılan açıklamada, Deniz ile Hava ve Uzay Kuvvetlerinin yerel saatle 02.00 ile 03.00 arasında ortak bir operasyon gerçekleştirdiği bildirildi.

Açıklamada, balistik füzeler ve İHA’ların kullanıldığı bu operasyonda ABD ordusuna ait 8 önemli askeri noktanın hedef alındığı kaydedildi.

Vurulan hedefler arasında Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü ile Bahreyn’in Mina Salman limanında konuşlu ABD 5. Filo Karargahı’nın da yer aldığı ve belirlenen noktaların imha edildiği belirtildi. Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıların “ABD’nin son saldırılarına kararlı bir yanıt” olduğunu vurguladı.

Açıklamada, “Sözünden dönmeyi fıtrat edinmiş mütecaviz düşmanın”, İran Deniz Kuvvetlerinin kuralları ihlal eden bir gemiye müdahale etmesini gerekçe göstererek pazar gününün ilk saatlerinde İran’ın 5 kıyı noktasına saldırdığı ifade edildi.

Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemelerinin İslamabad Mutabakatı uyarınca İran’ın sorumluluğunda olduğu hatırlatılan açıklamada, kuralları ihlal eden gemilere bundan sonra daha sert müdahale edileceği bildirildi.

Devrim Muhafızları Ordusu ayrıca, düşmanın hangi gerekçeyle olursa olsun ikincil hedefleri bile vurması durumunda buna “yıkıcı bir yanıt” verileceğini belirterek, ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakatı’nın birinci maddesine aykırı olduğunu ve tüm müzakere süreçlerinin tamamen durmasına yol açacağını ilan etti.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise ABD’nin Sirik bölgesine yönelik ateş açmasının İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatmayacağını kaydetti. ABD üslerine yönelik uyarıda bulunan komutanlık, “Bölgedeki ABD üslerinin hesabı farklıdır, bu günlerde cehennemi yaşayacaklar” ifadesini kullandı.

Trump: Gerekirse askeri görevi tamamlarız

ABD Başkanı Donald Trump ise cumartesi günü kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İran’ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle ABD ordusunun bu ülkedeki füze ve İHA depolama alanları ile kıyı radar tesislerini bombaladığını duyurdu.

Trump paylaşımında, “Mantıklı davranamayacağımız bir zaman gelebilir. Büyük bir başarıyla başlattığımız askeri görevi tamamlamak zorunda kalabiliriz” dedi.

Trump ayrıca, “Eğer bu gerçekleşirse, İran İslam Cumhuriyeti artık var olmayacaktır” ifadesini kullandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da cumartesi gününü pazara bağlayan gece, İran’ın bir petrol tankerini hedef alan saldırısına yanıt olarak ek hava saldırıları düzenlendiğini teyit etti.

CENTCOM açıklamasında, operasyonda İran askeri izleme altyapıları, iletişim sistemleri, hava savunma mevzileri, İHA depolama tesisleri ve deniz mayını döşeme kapasitelerinin hedef alındığı bildirildi.

Benzer şekilde, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece de CENTCOM’un, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir ticari gemiyi hedef aldığı gerekçesiyle İran mevzilerine saldırdığı, bu saldırılara karşı da İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin bölgedeki ABD mevzilerini hedef aldığı aktarıldı.

İran kıyılarında patlama sesleri

İran devlet televizyonu, Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinin Tahroui köyü yakınlarında patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi.

Askeri bir kaynağa dayandırılan haberde, patlamaların köye yakın bir iletişim kulesine isabet eden mühimmatlardan kaynaklandığı belirtildi.

Aynı kaynak, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası’ndaki Mesen köyü yakınlarına da çok sayıda mühimmatın düştüğünü aktardı.

İran’ın Mehr haber ajansı da yerel kaynaklara dayandırarak eyaletteki Bandar Lengeh ve Bandar Kong kentlerinde patlama seslerinin işitildiğini duyurdu.

İran Dışişleri’nden BM Sözleşmesi vurgusu

İran Dışişleri Bakanlığı, pazar sabahı yayımladığı resmi açıklamada ABD’nin askeri operasyonunu şiddetle kınayarak, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma kararlılığını vurguladı.

Bakanlık açıklamasında, “İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, terörist ABD ordusunun pazar günü sabaha karşı ülkenin güney kıyılarındaki izleme ve denetleme tesislerine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır” denildi.

Saldırıların BM Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasını ve savaşı sonlandırmaya yönelik 18 Haziran 2026 tarihli mutabakat zaptının 1. maddesini açıkça ihlal ettiği belirtilen açıklamada, “Bu durum ABD rejiminin taahhütlerine hiçbir değer vermediğini ve sözünden dönmenin bu rejimin doğasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

İran, BM Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreteri’nin uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluklarını hatırlatarak, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca askeri saldırılara karşı ulusal egemenliğini savunma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Bahse konu mutabakat zaptının birinci maddesi, tarafların Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak durdurmasını, birbirlerine karşı güç kullanma tehdidinden kaçınmasını ve Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğini garanti altına almasını öngörüyor.

Arakçi Bağdat’ta: Hürmüz’ün yönetimine müdahale kabul edilemez

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü Irak’ın başkenti Bağdat’a resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Ziyaretinin amacının ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirten Arakçi, görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra Dini Lider Ali Hamaney’in Irak’taki gıyabi cenaze töreni merasiminin de ele alındığını kaydetti.

Hürmüz Boğazı’nın durumuna değinen Arakçi, boğazın yönetiminin tamamen İran’ın kontrolünde olduğunu belirterek, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimine İran dışından yapılacak her türlü müdahale, boğazın yeniden açılmasını geciktirecek ve bölgedeki gerilimi tırmandıracaktır” dedi.

Arakçi, ABD’ye de çağrıda bulunarak, imzalanan mutabakat zaptı uyarınca Washington’ın İsrail üzerinde baskı kurarak Lübnan topraklarından çekilmesini ve saldırılarını durdurmasını sağlaması gerektiğini ifade etti.

Mücteba Hamaney: ABD ve İsrail yöneticilerinin itirafları hesap verme sürecini kolaylaştırıyor

İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Seyyid Mücteba Hamaney, pazar günü Yargı Erki Haftası vesilesiyle yayımladığı mesajda, kamu haklarının korunmasının ve adaletin tesis edilmesinin önemine değindi.

Hamaney, halkın haklarının korunmasının İslam Cumhuriyeti yargı sisteminin onuru olduğunu belirterek yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti.

Yargı sistemine olan halk güveninin artırılmasının devletin temel sütunlarından biri olduğunu kaydeden Hamaney, devlet kurumlarının işleyişinin düzeltilmesi için öncelikle yargı erkinin kendi içinde reform ve yeniden yapılanma sürecini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

Uluslararası gelişmelere de değinen Hamaney, bazı ABD ve İsrail yöneticilerinin İran halkına yönelik işledikleri suçlarla övünmelerinin “açık bir itiraf” niteliğinde olduğunu belirtti.

Hamaney, bu açıklamaların İran halkının çiğnenen haklarının hukuki yollardan geri alınması sürecini kolaylaştıracağını belirterek, İran halkına ve liderlerine karşı suç işleyen sorumluların yakalanması, yargılanması ve cezalandırılması için gerekli adımların atılması talimatını verdi.

Ortadoğu

Ensarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’

Yayınlanma

Ensarullah lideri Abdülmelik Husi, Yemen güçlerinin Mekke şehrine SİHA saldırısı girişiminde bulunduğu yönündeki Suudi iddiasını kesin biçimde reddetti.

Husi, Riyad’ın Mekke’nin kutsallığını Yemen’e yönelik saldırı ve ablukayı meşrulaştırmak için istismar ettiğini söyledi.

Yemen’deki Ensarullah hareketinin lideri Abdülmelik Husi, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin Mekke’ye SİHA saldırısı girişiminde bulunduğu yönündeki Suudi Arabistan iddiasını “büyük, çirkin ve iğrenç bir yalan” olarak nitelendirerek reddetti.

Perşembe akşamı El-Mesire televizyonunda yayımlanan konuşmasında Husi, Riyad’ın bu suçlamayı Yemen’e yönelik saldırılarını ve ablukayı meşrulaştırmak amacıyla ortaya attığını söyledi.

“Halkımıza yönelik yalanlarla başkalarını kandırmak amacıyla Mekke’nin kutsallığını istismar ettiklerinde, onun kutsallığına saygı göstermemiş olurlar” diyen Husi, Müslümanların Mekke’nin kutsallığının bu şekilde kullanılmasını kınaması gerektiğini belirtti.

Husi, “Suudi Arabistan, Müslüman halkımıza yönelik saldırganlığını ve haksız ablukasını meşrulaştırmak için Mekke ile bağlantılı asılsız suçlamalara başvuruyor” dedi.

“Mekke uğruna her şeyimizi feda etmeye hazırız”

Yemen halkı ile silahlı kuvvetlerinin İslam’ın kutsal mekânlarına derin bir saygı beslediğini vurgulayan Husi, Suudi Arabistan’ın suçlamasının Yemen halkının İslami, insani ve ahlaki onuruna yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.

Husi şöyle devam etti:

“Kutsal mekânlara en derin saygıyı besleyen, Mekke’yi korumaya en bağlı ve kutsal mekânlar tehlikeyle karşılaştığında harekete geçmeye en hazır halklardan biriyiz. Canlarımız, ruhlarımız, mallarımız ve sahip olduğumuz her şey Mekke ve bütün İslami kutsal mekânlar uğruna feda edilmeye hazırdır.”

İslami kimliğine saygı duyan hiçbir Müslümanın, Hz. Muhammed’in “iman ve hikmet ehli” olarak nitelendirdiği Yemen halkına yöneltilen bu suçlamayı kabul edemeyeceğini söyleyen Husi, Yemenlilerin İslam’a, Kur’an’a ve kutsal mekânlara yönelik saldırılar karşısında daima ilk harekete geçen halklardan biri olduğunu hatırlattı.

Husi, “Bu asılsız suçlamayı kendine bayrak edinen Suudi rejimi, fitne ve yalanın kaynağıdır. Mekke’nin kutsallığına hakaret eden büyük yalanları ve uydurmaları istismar edecek kadar alçalmıştır”, ifadelerini kullandı.

Yemen halkına yöneltilen suçlamanın “asrın yalanı” olarak nitelenmeyi hak ettiğini belirten Husi, Suudi Arabistan’ın iddialarının doğrulanmadan kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.

“Suudi Arabistan, insanların hemen inanması gereken bir kaynak değildir. Tüm İslam dünyasında ve küresel ölçekte yolsuzluk, adaletsizlik ve suçlulukla tanınmaktadır” diyen Husi, Riyad’ı Yemen halkına karşı suç işlemek, “eğlence adı altında yozlaşmayı yaymak” ve Siyonizmle ittifakı çerçevesinde İslam dünyasında bölünmeyi körüklemekle suçladı.

Doğrulamadan kınayanlara tepki

Ensarullah lideri, Suudi Arabistan’ın iddiasını araştırmadan kınama açıklaması yayımlayan hükümetler, devlet başkanları, din adamları ve siyasi şahsiyetlere de sert tepki gösterdi.

Husi, “Bu tür vahim suçlamalar karşısında takınılması gereken doğru tavır; doğrulamak, araştırmak ve gerçeği ortaya çıkarmaktır,” dedi.

Kur’an’ın güvenilir olmayan kaynaklardan gelen haberlerin araştırılmasını emrettiğini hatırlatan Husi, “Suudi Arabistan’ın iddialarını reddetmeli ya da en azından kabul etmeden önce doğrulamalıydılar. Suudi rejimi asılsız bir haber ve büyük bir iftira ortaya attı. Asgari yükümlülük, yalancıyla birlikte yalancı durumuna düşmemek için bu iddiayı doğrulamaktı,” ifadelerini kullandı.

Husi, suçlamayı araştırmadan tekrarlayanların “yalana ve ahlaki çöküşe ortak olduğunu” belirterek şunları söyledi:

“Halkımıza yönelik bu iftirayı benimseyenler, Allah katında Suudi Arabistan’la birlikte bütün sorumluluğu taşımaktadır. Halkımıza iftira atmak, İslam’daki en büyük suçlardan biridir. Bu suçlamayı dillendiren devlet başkanları, krallar, prensler, hükümetler, din adamları ve siyasi şahsiyetler rezilliği, utancı ve kınanmayı hak ediyor. Batıla kulak verip yalancı şahitlik yaptılar.”

“Petrodolar ve mali çıkarlar”

Bazı devletlerin Suudi Arabistan’la mali ilişkilerinin tepkilerinde belirleyici olduğunu savunan Husi, “Onlar için önemli olan petrodolarlar ve mali çıkarlardır,” dedi.

Bazı hükümetlerin İslam’ın kutsal mekânlarını ve ümmeti yüzüstü bırakmalarına rağmen kutsal mekânları savunduklarını ileri sürdüğünü söyleyen Husi, bu çevrelerin tepkilerini “gerçek ve açık düşmana” yöneltmesi gerektiğini belirtti.

Siyonist rejimin açıklama, yayın ve siyasi planlarında Mescid-i Aksa, Mekke ve Medine’ye yönelik tehditlerin açıkça yer aldığını kaydeden Husi, İslam dünyasına Suudi Arabistan’ın anlatılarına kapılmak yerine bu tehditle mücadele etme çağrısı yaptı.

Husi, Yemen halkı ile silahlı kuvvetlerinin kendilerine yöneltilen iftiraya ve süregelen haksızlıklara karşılık verme konusunda hukuki, ahlaki ve dini haklarını saklı tuttuğunu vurguladı.

Suudi Arabistan, Yemen’e yönelik askeri harekâtın başladığı 2015’ten bu yana Yemen Silahlı Kuvvetlerini çeşitli dönemlerde Mekke’ye ve diğer Suudi kentlerine balistik füze ve SİHA göndermekle suçladı.

Yemenli yetkililer ise askeri operasyonlarının savunma amaçlı olduğunu; Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonu saldırılarını durdurmaya, Yemen’in egemenliğine saygı göstermeye ve ülkeye uygulanan kara, deniz ve hava ablukasını kaldırmaya zorlamayı hedeflediğini belirtiyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, Yemen ile görüştü iddiası

Yayınlanma

İddiaya göre ABD’li diplomatlar hafta sonu Umman’daki ABD büyükelçiliğinde Yemen direnişinin temsilcileriyle bir araya geldi.

Axios’a konuşan bölgeden bir kaynak, Umman hükümetinin yardımıyla düzenlenen Maskat’taki toplantının, ABD ile Ensarullah arasındaki ateşkesi sürdürmeye ve Bab el-Mendeb Boğazı’nın açık kalmasını sağlamaya odaklandığını belirtti.

ABD, Yemen direnişine karşı Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü savaşa çekilmeden hayati önem taşıyan bir deniz ticaret yolunu açık tutmak istediği için hassas bir konumda bulunuyor.

Washington, Suudi Arabistan’ın askeri müdahale taleplerini şu ana kadar reddetti.

Kaynak, toplantıda ABD’yi büyükelçilikten diplomatların temsil ettiğini fakat büyükelçinin toplantıya katılmadığını belirtti.

Söz konusu kişi, Yemenli temsilcilerin toplantı sırasında ABD ile Mayıs 2025’te imzalanan ateşkesin devam etmesini istediklerini açıkça ifade ettiklerini ekledi.

Suudi Arabistan, Yemen direnişine karşı İngiltere’den askeri yardım istedi

Kaynak ayrıca, Yemen temsilcilerinin, iki taraf arasında yeniden alevlenen çatışmalar kapsamında saldırılarının yalnızca Suudi gemilerini hedef aldığını vurguladıklarını belirtti.

Temsilciler, Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen diğer tüm gemilerin serbestçe seyrüsefer etmesine izin vereceklerini taahhüt ettiler.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, “ABD’nin Orta Doğu’daki temel çıkarları arasında Kızıldeniz ve bölgede seyir özgürlüğünün sağlanması ve terörizmin yayılmasının önlenmesi yer almaktadır. Trump Yönetimi, İran ve onun vekillerinden gelen saldırılara karşı bu çıkarları savunma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koymuştur,” dedi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Söz konusu toplantı hakkında yorum yapmayacağı. Fakat Yemen konusunda bölgesel müttefiklerimiz ve ortaklarımızla düzenli iletişim halindeyiz ve bölgede kaos yaratan Husi milisleri ve diğer terörist gruplara karşı ortak terörle mücadele hedeflerimize odaklanıyoruz.”

Toplantıdan bir gün sonra, Başkan Yardımcısı JD Vance gazetecilere, ABD’nin Ensarullah ile müzakere halinde olduğunu söyledi.

Bin Selman, Trump’tan Husilere saldırmasını talep etti

Vance, “Husilerle de doğrudan görüşmeler yürütüyoruz; bu nedenle durumun kontrolümüz altında olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedr el-Busaydi ile bölgedeki gerginliği azaltmaya yönelik çabalar hakkında görüştü.

Bu görüşme, ABD ile Umman arasında haftalarca süren gerginliğin ardından gerçekleşti.

Başkan Trump, Umman’ın Hürmüz Boğazı konusunda İran ile yürüttüğü görüşmeler nedeniyle ülkeyi bombalamakla tehdit etmişti.

Son günlerde Yemen direnişi ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar şiddetleniyor. Yemenliler, Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki kıyı şeridini ve birkaç adayı hâlâ kontrol altında tutuyor.

Suudiler, Yemen’deki direniş güçlerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Ne var ki Yemen’de destekledikleri güçler, şu ana kadar etkili bir kara karşı saldırısı başlatamadı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Körfez ülkelerinde ABD’nin güvenlik şemsiyesine dair şüpheler artıyor

Yayınlanma

İran savaşı, Körfez ülkelerinde ABD’nin sağladığı korumaya dönük güveni sarstı. Bölge yönetimleri, Washington’ın çatışma başlattığını ancak sonuçlarını yönetme iradesi gösteremediğini savunuyor. Time dergisinin haberine göre bölgedeki Arap monarşileri, Amerikan güvenlik şemsiyesine duyulan kuşkular nedeniyle Tahran ile doğrudan uzlaşı ve gerilimi azaltma yolları arıyor.

Ortadoğu’daki savaş, Körfez ülkelerinde ABD’nin sağladığı “güvenlik şemsiyesine” duyulan güveni sarstı.

Amerikan Time dergisi, bölge ülkelerinden yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran arasındaki çatışmaların başlaması üzerine Körfez yönetimlerinin Amerikan korumasını artık güvenilir görmediğini yazdı.

Derginin aktardığına göre bölgedeki savaş, Körfez başkentlerinin Washington’a bakışını değiştirdi.

Arap ülkelerinin itirazlarına rağmen Washington yönetiminin İsrail ile birlikte bölgesel bir savaşa girmeye hazır olduğu, ancak doğacak sonuçları yönetme kabiliyetine veya niyetine sahip olmadığı değerlendirmesi öne çıkıyor.

Körfez ülkeleri, ABD’nin İran politikasına yönelik tutarlı bir strateji geliştiremediği görüşünü uzun süredir koruyor.

Savaş sürecinde ABD hedeflerinin her hafta değiştiği belirtilen haberde, Hürmüz Boğazı kapalıyken dahi savaştan çekilmeye çalışan Donald Trump yönetiminin müttefiklerini uyarısız, istişaresiz ve korumasız bıraktığı hissini yarattığı kaydedildi.

ABD’ye duyulan şüpheler nedeniyle bölge yönetimlerinin büyük bölümü Tahran ile cepheleşmek yerine gerilimi azaltma ve caydırıcılık stratejilerine yöneldi.

Katar ve Umman, Washington yönetimini Tahran ile bir mutabakat imzalamaya teşvik ederken, Suudi Arabistan Pakistan’ın arabuluculuk girişimine destek verdi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn de barış odaklı diplomatik temaslara katıldı.

Bahreyn, Katar, Kuveyt, BAE, Umman ve Suudi Arabistan’ı kapsayan Körfez bloğu, on yılı aşkın süredir “güven vermeyen bir Washington ile tehdit oluşturan Tahran arasında” kalarak dış politikalarında çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.

ABD egemenliğinin azaldığı bölgede nasıl hareket edileceğine dair ortak bir uzlaşı oluşmasa da, Arap başkentlerinde yeni bir güvenlik mimarisinin inşası bekleniyor.

Ağustos ayı sonunda İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney, Körfez ülkelerine seslenerek “gerçek düşmanı” doğru tespit etme ve onun “sinsi planlarına” alet olmama çağrısı yaptı.

Hamaney açıklamasında, ABD ve İsrail yönetimlerini yalnızca Tahran’ın ve “İslami direniş cephesinin” değil, Batı Asya ve Kuzey Afrika halkları dahil bütün İslam toplumunun ortak düşmanı ilan etti.

The Washington Post gazetesi, ABD’nin müttefikleri konumundaki Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt ve Bahreyn cephesinde Trump’ın İran politikasına dönük hoşnutsuzluğun arttığını yazdı.

Gazetenin ulaştığı kaynaklar, kimi ülkelerin kendi topraklarındaki devasa ABD askeri üslerinin varlığını sorgulamaya başladığını dile getirdi. Haberde, tepkilere karşın Körfez ülkelerinin kısa vadede başka bir müttefik seçeneğine sahip olmadığı da vurgulandı.

Financial Times gazetesi ise, İran’ın Ortadoğu’daki ABD üslerine düzenlediği saldırıların Washington’ın bölgedeki askeri varlığının geleceğine gölge düşürdüğünü aktardı.

Politico dergisi ise Tahran’ın misillemelerinden etkilenen Körfez devletlerinin İran ile barış zemini arayışında ortaklaşmaya çalıştığını, fakat Arap monarşileri arasındaki geçmişe dayalı anlaşmazlıkların uzlaşı sürecini engellediğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English