Ortadoğu
Trump’ın tehditlerine İran’dan füzeli yanıt

ABD ile İran arasında imzalanan ateşkes mutabakatına rağmen karşılıklı saldırılarla bölgedeki gerilim yeniden tırmandı. ABD ordusunun İran kıyılarına düzenlediği hava operasyonunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD askeri üslerini füzelerle vurduğunu açıkladı.
ABD ile İran arasında savaşı sonlandırmak amacıyla imzalanan mutabakat zaptına rağmen iki ülke arasındaki askeri gerilim hafta sonu düzenlenen karşılıklı saldırılarla yeniden tırmandı.
ABD’nin İran kıyı şeridindeki askeri tesislere yönelik hava taarruzunun ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD askeri üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu.
İran’dan Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine misilleme
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından pazar günü sabaha karşı yapılan açıklamada, Deniz ile Hava ve Uzay Kuvvetlerinin yerel saatle 02.00 ile 03.00 arasında ortak bir operasyon gerçekleştirdiği bildirildi.
Açıklamada, balistik füzeler ve İHA’ların kullanıldığı bu operasyonda ABD ordusuna ait 8 önemli askeri noktanın hedef alındığı kaydedildi.
Vurulan hedefler arasında Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü ile Bahreyn’in Mina Salman limanında konuşlu ABD 5. Filo Karargahı’nın da yer aldığı ve belirlenen noktaların imha edildiği belirtildi. Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıların “ABD’nin son saldırılarına kararlı bir yanıt” olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Sözünden dönmeyi fıtrat edinmiş mütecaviz düşmanın”, İran Deniz Kuvvetlerinin kuralları ihlal eden bir gemiye müdahale etmesini gerekçe göstererek pazar gününün ilk saatlerinde İran’ın 5 kıyı noktasına saldırdığı ifade edildi.
Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemelerinin İslamabad Mutabakatı uyarınca İran’ın sorumluluğunda olduğu hatırlatılan açıklamada, kuralları ihlal eden gemilere bundan sonra daha sert müdahale edileceği bildirildi.
Devrim Muhafızları Ordusu ayrıca, düşmanın hangi gerekçeyle olursa olsun ikincil hedefleri bile vurması durumunda buna “yıkıcı bir yanıt” verileceğini belirterek, ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakatı’nın birinci maddesine aykırı olduğunu ve tüm müzakere süreçlerinin tamamen durmasına yol açacağını ilan etti.
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise ABD’nin Sirik bölgesine yönelik ateş açmasının İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatmayacağını kaydetti. ABD üslerine yönelik uyarıda bulunan komutanlık, “Bölgedeki ABD üslerinin hesabı farklıdır, bu günlerde cehennemi yaşayacaklar” ifadesini kullandı.
Trump: Gerekirse askeri görevi tamamlarız
ABD Başkanı Donald Trump ise cumartesi günü kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İran’ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle ABD ordusunun bu ülkedeki füze ve İHA depolama alanları ile kıyı radar tesislerini bombaladığını duyurdu.
Trump paylaşımında, “Mantıklı davranamayacağımız bir zaman gelebilir. Büyük bir başarıyla başlattığımız askeri görevi tamamlamak zorunda kalabiliriz” dedi.
Trump ayrıca, “Eğer bu gerçekleşirse, İran İslam Cumhuriyeti artık var olmayacaktır” ifadesini kullandı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da cumartesi gününü pazara bağlayan gece, İran’ın bir petrol tankerini hedef alan saldırısına yanıt olarak ek hava saldırıları düzenlendiğini teyit etti.
CENTCOM açıklamasında, operasyonda İran askeri izleme altyapıları, iletişim sistemleri, hava savunma mevzileri, İHA depolama tesisleri ve deniz mayını döşeme kapasitelerinin hedef alındığı bildirildi.
Benzer şekilde, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece de CENTCOM’un, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir ticari gemiyi hedef aldığı gerekçesiyle İran mevzilerine saldırdığı, bu saldırılara karşı da İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin bölgedeki ABD mevzilerini hedef aldığı aktarıldı.
İran kıyılarında patlama sesleri
İran devlet televizyonu, Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinin Tahroui köyü yakınlarında patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi.
Askeri bir kaynağa dayandırılan haberde, patlamaların köye yakın bir iletişim kulesine isabet eden mühimmatlardan kaynaklandığı belirtildi.
Aynı kaynak, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası’ndaki Mesen köyü yakınlarına da çok sayıda mühimmatın düştüğünü aktardı.
İran’ın Mehr haber ajansı da yerel kaynaklara dayandırarak eyaletteki Bandar Lengeh ve Bandar Kong kentlerinde patlama seslerinin işitildiğini duyurdu.
İran Dışişleri’nden BM Sözleşmesi vurgusu
İran Dışişleri Bakanlığı, pazar sabahı yayımladığı resmi açıklamada ABD’nin askeri operasyonunu şiddetle kınayarak, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma kararlılığını vurguladı.
Bakanlık açıklamasında, “İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, terörist ABD ordusunun pazar günü sabaha karşı ülkenin güney kıyılarındaki izleme ve denetleme tesislerine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır” denildi.
Saldırıların BM Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasını ve savaşı sonlandırmaya yönelik 18 Haziran 2026 tarihli mutabakat zaptının 1. maddesini açıkça ihlal ettiği belirtilen açıklamada, “Bu durum ABD rejiminin taahhütlerine hiçbir değer vermediğini ve sözünden dönmenin bu rejimin doğasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi.
İran, BM Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreteri’nin uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluklarını hatırlatarak, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca askeri saldırılara karşı ulusal egemenliğini savunma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.
Bahse konu mutabakat zaptının birinci maddesi, tarafların Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak durdurmasını, birbirlerine karşı güç kullanma tehdidinden kaçınmasını ve Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğini garanti altına almasını öngörüyor.
Arakçi Bağdat’ta: Hürmüz’ün yönetimine müdahale kabul edilemez
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü Irak’ın başkenti Bağdat’a resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Ziyaretinin amacının ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirten Arakçi, görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra Dini Lider Ali Hamaney’in Irak’taki gıyabi cenaze töreni merasiminin de ele alındığını kaydetti.
Hürmüz Boğazı’nın durumuna değinen Arakçi, boğazın yönetiminin tamamen İran’ın kontrolünde olduğunu belirterek, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimine İran dışından yapılacak her türlü müdahale, boğazın yeniden açılmasını geciktirecek ve bölgedeki gerilimi tırmandıracaktır” dedi.
Arakçi, ABD’ye de çağrıda bulunarak, imzalanan mutabakat zaptı uyarınca Washington’ın İsrail üzerinde baskı kurarak Lübnan topraklarından çekilmesini ve saldırılarını durdurmasını sağlaması gerektiğini ifade etti.
Mücteba Hamaney: ABD ve İsrail yöneticilerinin itirafları hesap verme sürecini kolaylaştırıyor
İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Seyyid Mücteba Hamaney, pazar günü Yargı Erki Haftası vesilesiyle yayımladığı mesajda, kamu haklarının korunmasının ve adaletin tesis edilmesinin önemine değindi.
Hamaney, halkın haklarının korunmasının İslam Cumhuriyeti yargı sisteminin onuru olduğunu belirterek yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti.
Yargı sistemine olan halk güveninin artırılmasının devletin temel sütunlarından biri olduğunu kaydeden Hamaney, devlet kurumlarının işleyişinin düzeltilmesi için öncelikle yargı erkinin kendi içinde reform ve yeniden yapılanma sürecini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.
Uluslararası gelişmelere de değinen Hamaney, bazı ABD ve İsrail yöneticilerinin İran halkına yönelik işledikleri suçlarla övünmelerinin “açık bir itiraf” niteliğinde olduğunu belirtti.
Hamaney, bu açıklamaların İran halkının çiğnenen haklarının hukuki yollardan geri alınması sürecini kolaylaştıracağını belirterek, İran halkına ve liderlerine karşı suç işleyen sorumluların yakalanması, yargılanması ve cezalandırılması için gerekli adımların atılması talimatını verdi.
Ortadoğu
ABD’nin İran saldırılarında 38 kişi hayatını kaybetti

ABD ordusunun İran’daki sivil altyapıyı hedef alan hava saldırılarında cuma sabahı itibarıyla 38 kişi yaşamını yitirdi, 400’den fazla kişi yaralandı. Perşembe gecesinden cuma sabahına kadar süren operasyonlarda, stratejik öneme sahip Çabahar’daki Şehit Kalantari Limanı’nın deniz trafiği kontrol kulesi yıkılırken Hürmüzgan’da altı köprü vuruldu.
ABD ordusunun perşembe gecesinden cuma sabahına kadar İran’ın güneyindeki vilayetlerde yer alan sivil altyapı tesislerine düzenlediği hava saldırılarında 38 kişi yaşamını yitirdi, 400’den fazla kişi yaralandı. Bombardımanda Çabahar’daki Şehit Kalantari Limanı’nın deniz trafiği kontrol kulesi tamamen yıkılırken Hürmüzgan vilayetinde altı köprü vuruldu.
Saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik santralleri ve köprüler dahil sivil altyapısını hedef alacağına yönelik tehditlerinin ardından gerçekleştirildi. İran basını, askeri hareketliliğin Hürmüzgan, Buşehr, Sistan ve Beluçistan, Huzistan ile Luristan vilayetlerinde yoğunlaştığını bildirdi.
Bölgede hava sıcaklığının 50 dereceye ulaşmasıyla birlikte açıklama yapan İran Enerji Bakanlığı, halka elektrik tüketimini azaltma çağrısı yaptı. Bakanlık, Amerikan saldırılarının enerji tesislerine zarar verdiğini, aşırı sıcakların yanı sıra altyapıya yönelik bu müdahalelerin ulusal elektrik şebekesindeki yükü artırdığını duyurdu.
İran Sağlık Bakanlığı, cuma sabahı itibarıyla netleşen bilançoda 38 kişinin öldüğünü, 400’den fazla kişinin ise yaralandığını açıkladı. Yaşamını yitirenlerin arasında üç kadın ile 18 yaşından küçük bir genç yer alıyor. Yaralılar arasında 22 kadın ve dokuz çocuk yer alırken, 47 kişinin hastanelerdeki tedavisi devam ediyor.
Çabahar’da bulunan Şehit Kalantari Limanı’nın deniz trafiği kontrol kulesi, cuma sabahı ABD savaş uçakları tarafından üçüncü kez hedef alınarak tamamen yıkıldı. Yetkililer, limanın rıhtımlarında, yükleme ve boşaltma ekipmanlarında ya da operasyonel altyapısında hasar oluşmadığını, bu tesisteki saldırıda can kaybı meydana gelmediğini bildirdi.
IRNA’nın aktardığına göre, teknik ve operasyon ekipleri bölgeyi güvenlik çemberine alarak hasar tespit çalışmalarına başladı. Liman faaliyetlerinin yeniden başlatılması için incelemeler yapılırken, güvenlik kontrollerinin ardından yükleme ve boşaltma işlemlerinin kısa sürede yeniden başlaması öngörülüyor.
Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan deniz ticaretine imkan tanıyan Çabahar, İran’ın Arap Denizi ve Hint Okyanusu’na doğrudan açılan tek derin su limanı olması sebebiyle yüksek stratejik değere sahip. ABD’nin İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı ve Hürmüz Boğazı trafiğini büyük oranda durdurduğu bu dönemde liman, alternatif bir güzergah işlevi görüyor. Afganistan ve Orta Asya için önemli bir ticaret kapısı olan tesis, Pakistan’ı devre dışı bırakacak bir rota arayışında olan ve projeye büyük yatırım yapan Hindistan ile ortaklaşa geliştirildi. Press TV, kontrol kulesi, ticari rıhtımlar ve bir depoyu hedef alan saldırıların, Hürmüz Boğazı kapalıyken kullanılan bu ticaret hattını kesintiye uğratmayı amaçladığını değerlendirdi.
Hürmüzgan’da köprüler hedef alındı
Saldırılarda en yüksek can kaybı Hürmüzgan vilayetinde kaydedildi. Cuma sabahının erken saatlerinde Hamir ilçesindeki altı köprü vuruldu. Saldırılarda Bender Abbas, Bender Hamir ve Lar arasındaki ana karayollarının yanı sıra Letidan, Kahuristan, Keşar ve Maru köylerinden geçen yollar hasar gördü.
vilayet yönetimi, halkın zarar gören yollardan uzak durmasını ve alternatif güzergahları tercih etmesini istedi. Ayrıca acil yardım, polis ve itfaiye ekiplerinin geçiş yollarının açık tutulması çağrısı yapıldı. Hürmüzgan Valiliği, köprü saldırılarında yedi kişinin öldüğünü, dokuz kişinin yaralandığını bildirdi. Bender Hamir üzerindeki Bender Abbas-Lar karayolunda ulaşım kısmen yeniden sağlanırken, yetkililer zorunlu seyahatlerden kaçınılması uyarısını yineledi.
Bender Abbas’ın Allahu Ekber Tepesi yerleşim bölgesine yönelik saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı. Gece yarısından sonra aynı kentteki demiryolu bağlantı istasyonunun vurulması sonucu yaralanan iki kişi ise hastaneye kaldırıldı. Yetkililer, yerleşim yerlerinin dışındaki istasyon altyapısında hasarın sınırlı olduğunu açıkladı.
Karayolu ve demiryolu köprülerinin vurulmasının, ülkenin ana limanı olan Bender Abbas’ın Tahran ve iç kesimlerle bağlantısını kesmeyi amaçladığı belirtiliyor. Press TV, alternatif yollar açık olsa da saldırıların 90 milyonluk ülke nüfusu için temel malların sevkiyatını engellemeyi hedeflediğini aktardı.
Buşehr, Ahvaz ve Luristan’da son durum
Buşehr Valisi Muhammed Muzaffer, vilayetin birkaç saat arayla iki kez ABD saldırısına uğradığını, olayda bir kişinin yaralandığını ve incelemelerin sürdüğünü açıkladı.
Huzistan Vali Yardımcısı Veliullah Hayati, perşembe gecesi ABD güçlerinin Ahvaz çevresindeki bazı noktaları vurduğunu, hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Ahvaz yakınlarındaki bombardıman öncesinde Şehit Bakayi Hastanesi tedbir amacıyla boşaltıldı.
Tahran yönetimi bu saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirirken, Ahvaz Cündişapur Tıp Bilimleri Üniversitesi hastanenin geçici olarak hizmet dışı kaldığını bildirdi.
Luristan Vali Yardımcısı Said Puralı ise cuma günü Çegeni ilçesine bağlı Veysiyan bölgesinin vurulduğunu kaydetti, ancak saldırıya dair ayrıntılı bilgi vermedi.
Yaşanan gelişmeler üzerine İran, Hürmüz Boğazı’nın ABD’nin bölgedeki askeri müdahalesi sona erene kadar kapalı kalacağını ilan etti. Tahran yönetimi, Amerikan saldırılarına karşılık olarak Bahreyn, Kuveyt, Suriye ve Umman’daki ABD üsleri ile askeri teçhizatını füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı.
Ortadoğu
İsrail meclisi üniversitelerde kadın-erkek ayrı eğitime onay verdi

İsrail Meclisi Knesset, akademik çevrelerin ve muhalefetin itirazlarına rağmen yükseköğretimde kadın ve erkeklerin ayrı eğitim görmesine olanak tanıyan yasayı 43’e karşı 52 oyla kabul etti. Düzenleme, Yükseköğretim Kurulunun onayıyla üniversiteler ile yüksekokullarda ayrı yüksek lisans ve doktora programları açılmasının önünü açıyor.
İsrail Meclisi Knesset, akademik çevrelerin ve muhalefet milletvekillerinin sert itirazlarına rağmen, yükseköğretim kurumlarında kadınlar ile erkeklerin ayrı eğitim görmesine imkân tanıyan yasayı perşembe sabahı yapılan oylamada 43’e karşı 52 oyla kabul etti.
Yeni düzenleme, üniversite ve yüksekokulların Yükseköğretim Kurulunun onayıyla kadın ve erkekler için ayrı yüksek lisans ve doktora programları açabilmesine izin veriyor.
Kabul edilen yasa, İsrail Yüksek Mahkemesinin 2021 yılında verdiği bir karara dayanıyor. Mahkeme, Ultra-Ortodoks (Haredi) öğrencilerin yükseköğretime ve ardından iş gücüne katılımını teşvik etmek amacıyla açılan sınırlı sayıdaki ayrı lisans programına onay vermişti.
Yüksek Mahkeme, bu uygulamaya yalnızca Haredi öğrencilerin katılımını artırmak amacıyla izin verirken; kadın ve erkeklerin yalnızca dersliklerde ayrılabileceğini, kampüsün diğer alanlarında ayrım yapılamayacağını ve kadın öğretim görevlilerinin bu uygulama nedeniyle süreçlerin dışında tutulamayacağını hükme bağlamıştı.
Uygulama bütün öğrencileri kapsayacak şekilde genişletildi
Yeni yasayla birlikte söz konusu sistem, yüksek lisans ve doktora programlarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Ayrıca ayrı eğitim imkânından yararlanma hakkı yalnızca Haredi öğrencilerle sınırlı tutulmayıp tüm öğrencilere açıldı.
Şas Partisi Milletvekili Yossi Taieb’in kadın ve erkeklere ayrılan alanları kampüsün diğer bölümlerine de yayma yönündeki önerisi ise görüşmeler sırasında reddedildi.
Yasanın savunucuları, düzenlemenin dindar kadınların eğitime erişimini kolaylaştıracağını belirtiyor. Yasa teklifinin sahibi Yahudi Gücü Partisi Milletvekili Limor Son Har-Melech, düzenlemenin hak ettikleri imkânlara kavuşamayan kesimlerdeki kadınların ilerlemesini sağlayacağını savundu.
Meclis Eğitim Komisyonu Başkanı ve Dini Siyonizm Partisi Milletvekili Zvi Sukkot da düzenlemenin seçme özgürlüğünü genişleteceğini ifade etti.
Akademik çevrelerden ve sivil toplumdan sert tepki
Yasanın geçmemesi için kampanya yürüten muhalefet milletvekilleri ile akademik çevreler, düzenlemenin mevcut istisnai uygulamayı gereksiz yere genişlettiğini vurguluyor.
Muhalif kesimler, yasanın dini hakları kadın öğrenciler ile öğretim görevlilerinin eşitlik, onur ve hareket özgürlüğü gibi haklarının önüne koyduğunu, akademik özgürlüğe, eğitim kalitesine ve bilimsel araştırmalara zarar vereceğini kaydediyor.
Yasaya karşı 68 bin 700 kişinin katılımıyla kampanya yürüten Zazim – Community in Action örgütünün Genel Direktörü Raluca Ganea, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, düzenlemenin kendiliğinden ortaya çıkmadığını söyledi.
Ganea, “Kadınlara yönelik ayrımcılığın yasaya geçirilmesi, yargı düzenlemesinin ve haklarımızı elimizden almaya yönelik bilinçli stratejinin ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
Yasayı “Kadınları, LGBTİ+ bireyleri, insan haklarını ve yurttaşlık haklarını ayaklar altına alan bir Meclise yakışan son perde” olarak nitelendiren Ganea, mücadeleyi sürdüreceklerini ve kaybetmenin kendileri için bir seçenek olmadığını ifade etti.
“Demokratik devlet yerine dini hukuk devleti”
Meclis Eğitim Komisyonunda tasarıya karşı çıkan Demokratlar Partisi Milletvekili Naama Lazimi de düzenlemeyi kınadı.
Lazimi, yasanın “Yahudi ve demokratik bir devlet yerine Yahudi dini hukukuna dayalı bir devletin tercih edildiğini” gösterdiğini belirtti.
Yasanın seçme özgürlüğünü genişlettiği yönündeki savunmaları reddeden Lazimi, iktidar koalisyonunu hedef alarak, “Bizim seçme özgürlüğümüzü veya iyiliğimizi değil; bizi baskı altına almayı, görünmez kılmayı ve özgürlüğümüzü kısıtlamayı amaçlıyorlar” dedi.
Lazimi, ekim ayında yapılması planlanan seçimlerin ardından bu yasayı yürürlükten kaldırmak için çalışacağını açıkladı.
Meclis kapanmadan önce yoğun yasa trafiği
Düzenleme, İsrail Meclisinin ekim ayı sonundaki seçimler öncesinde cuma günü feshedilmesinden önce iktidar koalisyonu tarafından hızlıca yasalaştırılan paket arasında yer aldı.
Koalisyon ortağı Ultra-Ortodoks partiler, kendi öncelik verdikleri düzenlemelerin hafta başında kabul edilmesinin ardından koalisyonun diğer yasalarına destek vermeyi kabul etti.
Haredi partilerin öncelikli talepleri arasında askerlik görevinden kaçan Ultra-Ortodoksların tutuklanmasını yasaklayan ve Tevrat öğrenimini devletin temel değerlerinden biri olarak tanımlayan yasalar yer alıyordu.
Bu düzenlemelerin karşılığında Ultra-Ortodoks partiler; kadın ve erkeklerin ayrı eğitim görmesine izin veren yasanın yanı sıra başsavcının yetkilerini zayıflatan yasa tasarısına ve İletişim Bakanı Shlomo Karhi’nin medya sistemini yeniden yapılandırma projesine destek verdi.
Ortadoğu
İsrail’de anket: Netanyahu koalisyonu çoğunluğu kaybediyor

İsrail’de Kanal 13 televizyonunda yayımlanan son ankete göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonu 120 sandalyeli Mecliste çoğunluğu kaybederek yalnızca 50 milletvekili çıkarabiliyor. Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet blokunun hükümet kuracak çoğunluğa ulaştığını gösteren ankete göre, İsraillilerin yüzde 61’i yolsuzluk davası ve askerlik kriziyle karşı karşıya olan Netanyahu’nun yeniden aday olmasına karşı çıkıyor.
İsrail’de yayımlanan son kamuoyu araştırması, ülkede yaklaşan genel seçimler öncesinde siyasi dengelerin mevcut iktidar aleyhine değiştiğini ortaya koydu.
Kanal 13 televizyonunda yayımlanan ankete göre, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki Netanyahu karşıtı blok, İsrail Meclisi Knesset’te hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu elde edebiliyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki mevcut iktidar koalisyonunun ise 120 sandalyeli Mecliste yalnızca 50 milletvekili çıkarabileceği öngörülüyor.
Anket sonuçlarına göre, eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot’un liderliğini yaptığı Yashar Partisi 21 sandalye kazanırken, Netanyahu’nun partisi Likud 22 sandalyeyle Meclisin en büyük partisi olma özelliğini koruyor.
Ancak Likud’un ardından gelen en yüksek sandalyeli üç partinin de Netanyahu karşıtı blokta yer alması dikkati çekiyor.
Muhalefet partileri hükümet kuracak çoğunluğa ulaşıyor
Yapılan araştırmada, eski Başbakan Naftali Bennett’in Birlikte Partisinin 15, Yair Golan liderliğindeki sol eğilimli Demokratlar Partisinin 11 sandalye kazanacağı tahmin ediliyor.
Avigdor Liberman liderliğindeki İsrail Evimiz Partisinin 10 milletvekili çıkaracağı öngörülürken, eski Bakan Yoaz Hendel ile Ulusal Birlik Partisi üyesi Hili Tropper tarafından kurulan siyasi ittifakın da Knesset’te dört sandalye elde edeceği belirtiliyor.
Kanal 13 televizyonu, ortaya çıkan bu tabloyla Netanyahu karşıtı partilerin yeni hükümeti kurabilmek için “açık bir çoğunluk” sağladığını bildirdi.
Buna karşılık, Netanyahu’nun mevcut iktidar koalisyonunda yer alan ultra-Ortodoks Birleşik Tevrat Yahudiliği Partisinin sekiz, Şas Partisinin ise yedi sandalye kazanabileceği tahmin ediliyor.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü Partisinin yedi, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm Partisinin ise altı milletvekili çıkarabileceği öngörülüyor.
Haaretz gazetesi anket sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Seçim bugün yapılsaydı Netanyahu’nun iktidar koalisyonu toplamda yalnızca 50 sandalye kazanabilirdi” ifadesini kullandı.
Yeni koalisyon için Arap partilerine ihtiyaç duyulmayacak
Anket verilerine göre Arap partilerinden Raam beş, Hadaş-Taal ise dört sandalye elde ediyor. Ancak Netanyahu karşıtı blok, yeni hükümeti kurmak için bu partilerin desteğine ihtiyaç duymuyor.
Bir diğer Arap partisi ile Benny Gantz liderliğindeki Mavi ve Beyaz Partisi ise yüzde 3,25’lik seçim barajını aşamayarak Meclis dışında kalıyor.
Ülkede genel seçimlerin 27 Ekim’de yapılması planlanıyor. İsrail kamuoyunda “Siyonist muhalefet bloku” olarak adlandırılan bu oluşum, siyasi olarak Netanyahu’ya karşı çıksa da güvenlik politikalarında mevcut hükümetle ortaklaşıyor.
Merkez veya sağ eğilimli olarak tanımlanan bu muhalefet partileri; Lübnan ve Gazze’nin işgali ile İran’a yönelik askeri harekât gibi konularda mevcut hükümet üyeleriyle benzer görüşleri savunuyor.
İsraillilerin yüzde 61’i Netanyahu’nun adaylığına karşı
İsrail Demokrasi Enstitüsüne bağlı Viterbi Kamuoyu ve Politika Araştırmaları Merkezi tarafından geçen ay yayımlanan çalışma da halkın büyük bölümünün Netanyahu’nun siyasi geleceğine sıcak bakmadığını gösterdi.
Araştırmaya katılan İsraillilerin yüzde 61’i Netanyahu’nun yaklaşan seçimlerde aday olmaması gerektiğini düşünüyor.
Başbakanın yeniden adaylığını destekleyenlerin oranı ise yüzde 35 seviyesinde kalıyor. Netanyahu, hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla ilgili açılan ceza davasında yargılanmaya devam ederken, duruşmalar ertelemelerle sürüyor.
Askerlik krizi erken seçim baskısını artırıyor
Koalisyon ortakları arasında yaşanan Haredilerin zorunlu askerlik hizmeti sorunu da hükümet üzerindeki baskıyı artırıyor.
Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulmaya devam etmesi tepki çekerken, muhalefet partileri iktidarı savaşın yükünü seküler yedek askerlerin üzerine yıkmakla suçluyor.
İsrail ordusunun üst düzey komuta kademesi, süregelen bu kriz nedeniyle yedek kuvvetlerin çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.
Yaşanan kriz, normal şartlarda 2026’da yapılması gereken seçimlerin erkene alınması ve Knesset’in feshedilmesi yönündeki çağrıları zemin kazandırıyor. Siyasi alternatif oluşturma arayışları kapsamında eski Başbakan Naftali Bennett ile Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid, nisan ayında partilerini birleştirme kararı almıştı.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi6 gün önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti











