Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın zaferi Wall Street’in Çin stratejisine nasıl yansıyacak?

Yayınlanma

Sektör yöneticileri ve analistler, Donald Trump başkanlığında jeopolitik gerilimlere ilişkin endişeler nedeniyle daha fazla ABD finans şirketinin Çin’den geri çekilebileceğini, riskleri en aza indirmek için yerel birimleri kapatabileceğini veya genişleme planlarını askıya alabileceğini söyledi.

Çin anakarası, dünyanın ikinci büyük ekonomisi çift haneli ekonomik büyüme kaydederken, Wall Street yatırım bankaları ve büyük ABD varlık yöneticileri için pandemiden önceki on yılda genişlemek için karlı bir pazardı.

Ancak bu firmalar şimdi yeni ABD yönetimi altında Pekin ve Washington arasında daha da fazla ticari gerilim riskiyle karşı karşıya ve Çin birimleri zaten duraksayan ekonomik büyüme nedeniyle sarsılıyor.

Çarşamba günü büyük bir zafer kazanan Trump, seçim kampanyasında Çin’den ithal edilen mallara %60’ın üzerinde gümrük vergisi uygulanmasını ve Çin’in en çok kayrılan ülke statüsüne son verilmesini önermişti.

Analistler, ABD’nin Çin’e sermaye akışını ve bazı Çinli şirketlerle çalışan Amerikan finans şirketlerini daha sert hale getirmek için alabileceği önlemler konusunda da endişeler olduğunu söyledi.

Singapur merkezli danışmanlık şirketi Kapronasia’nın araştırma direktörü Joe Jelinek, Trump’ın Çin’e karşı muhtemelen daha sert bir duruş sergileyeceğini ve orada faaliyet gösteren ABD finans firmaları için düzenleyici riskleri artıracağını söyledi.

Reuters’a konuşan Jelinek, yeni veya artan gümrük vergileri ve sermaye kısıtlamalarının, artan inceleme ve potansiyel uyum sorunlarıyla karşılaşan Wall Street firmalarını Çin’e açılmaktan caydırabileceğini belirtti.

Jelinek, “Pekin’in kapılarını kapatmasından ziyade, Amerikan firmalarının bu riskleri azaltmak için Çin stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri muhtemeldir” dedi ve bunun yatırımların geri çekilmesine veya ertelenmesine yol açabileceğini sözlerine ekledi.

Büyük bir ABD finans şirketinin Çin’de lisanslı bir kuruluşunda çalışan üst düzey bir yönetici Reuters’a verdiği demeçte, şirketinin seçimden önceki aylarda genel merkezde birkaç tur “risk yönetimi toplantısı” yaptığını söyledi.

Konunun hassasiyeti nedeniyle ismini vermek istemeyen yönetici, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün bir sonucu olarak firmanın artık Çin’deki işini “kendi kendini idame ettiren” bağımsız bir işletme birimi haline getirmeye odaklandığını söyledi.

Yönetici, “Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte Çin’de iş yapan ABD’li finans şirketlerinin önünde çok engebeli bir yol olacak” dedi.

Trump’ın hamlesi ve Pekin’in karşılığı önemli

Dealogic verilerine göre, ABD’nin ilk beş yatırım bankası – Goldman Sachs, Morgan Stanley, JPMorgan, Bank of America ve Citigroup 2024 yılında Çin yatırım bankası gelirlerinden 454 milyon dolar kazandı.

Veriler, bu rakamın 2023’teki 276 milyon dolarlık tam yıl gelirinden daha yüksek olduğunu, ancak 2020’deki 1,6 milyar dolarlık zirvenin oldukça altında olduğunu gösteriyor. Joe Biden’ın başkanlığında bile jeopolitik gerilimler bazı firmaların Çin stratejilerini yeniden düşünmelerine yol açtı.

Gavekal Dragonomics’in Çin araştırma direktör yardımcısı Christopher Beddor, ABD’li finans şirketlerinin ilk odak noktasının Trump’ın gümrük vergileri ve Pekin’in buna nasıl karşılık vereceği olacağını söyledi.

Beddor, “Bence ABD-Çin ilişkileri konusunda son yılların en büyük belirsizliği içindeyiz,” dedi ve ekledi: “Trump yönetiminde ABD-Çin ilişkilerinin hemen her alanında çok daha geniş bir olası sonuç yelpazesi var.”

Ancak ABD’li bir finans şirketinin Çin biriminin bir başka üst düzey yöneticisi, bazı Wall Street firmalarının Pekin’in yabancı firmalara daha fazla finansal pazar erişimi sağlamaya devam etmesinden yararlanmak isteyebileceğini söyledi.

“Araba kazalarından korktuğunuz için işe gitmeyi bırakmazsınız. Çok sık oluyor ama aşırı tepki vermediğimizden emin olmak istiyoruz,” diyen genel müdür, konunun hassasiyeti nedeniyle ismini vermekten kaçındı.

Amerika

ABD tarım süper gücü konumunu kaybetme riskiyle karşı karşıya

Yayınlanma

ABD, Donald Trump yönetimi tarafından uygulanan gümrük vergileri ve ticaret savaşlarının yarattığı piyasa çalkantıları nedeniyle küresel tarım ihracatındaki liderliğini Brezilya’ya kaptırma riski yaşıyor. Amerikan Çiftçi Büroları Federasyonu verilerine göre temel ürünlerde dönüm başına yüksek zararlar öngörülürken, geçen yıl 171 milyar dolarlık ihracata ulaşan ABD’nin hemen arkasındaki Brezilya, ilk yarıda 87 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı.

Financial Times gazetesi, “Amerikan Tarım Süper Gücünün Çöküşü” başlıklı analizinde, Birleşik Devletler’in küresel tarım ürünleri ihracatındaki lider konumunu kaybetme eşiğine geldiğini aktardı.

Amerikan Çiftçi Büroları Federasyonu (AFBF) tarafından yapılan hesaplamalara göre, önümüzdeki yıl çiftçiler ülkeyi küresel ihracat lideri yapan temel ürünlerin üretiminde ciddi mali zorluklarla karşılaşacak.

Federasyon verileri, üretim kayıplarının dönüm başına soya fasulyesinde 138 dolar, mısırda 167 dolar, buğdayda 145 dolar ve pamukta 406 dolar seviyesine ulaşacağını gösteriyor.

ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre Birleşik Devletler geçen yıl 171 milyar dolarlık tarımsal ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, uygulanan gümrük tarifelerinin yol açtığı ticaret aksamalarından faydalanan Brezilya’nın ihracatından yalnızca 2 milyar dolar daha yüksek bir seviyeye işaret ediyor.

Bu yılın ilk yarısında ihracatını yüzde 6 artırarak 87 milyar dolarla rekor kıran Brezilya; soya fasulyesi, sığır eti ve kümes hayvanı üretiminde dünyada ilk sırada yer almasının yanı sıra pamuk ihracatında da ABD’yi geride bıraktı.

Süreç içerisinde 20. yüzyılda verimli topraklarını işleyen ABD; silo, demiryolu ve liman ağlarını geliştirerek kendi iç tüketiminin üzerinde tahıl üretti ve fazlasını ihraç etmeye başladı.

Bu dönemde Çin, ABD ürünlerinin ana alıcılarından biri haline geldi. Amerikan tarım sektörünün büyümesiyle birlikte soya küspesine olan talep arttı; Amerikalı üreticiler Çin’den gelen talebin sürekli artacağı beklentisiyle ekim alanlarını genişletti, teknolojiye, depolama tesislerine ve ihracat terminallerine yatırımlar yaptı.

Ancak 2018 yılında Trump’ın yüz milyarlarca dolarlık Çin malına ek vergi getirmesi üzerine Pekin misilleme kararı aldı ve Amerikan soyası alımları keskin biçimde düştü.

Iowa Çiftçiler Birliği Başkanı Aaron Lehman, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ticaret anlaşmalarımız birilerinin keyfi kararlarıyla değişiyor. İlişkiler kurmak, dürüst işbirliği yürütmek ve ortaya çıkan sorunları çözmek için harcanan o büyük emek bir gecede silinebiliyor” ifadelerini kullandı.

Trump yönetimi 2018 ve 2019 yıllarında çiftçilere toplamda yaklaşık 23 milyar dolar tutarında doğrudan destek sağladı. Ancak çiftçi Corey Goodhue, nakit yardımının sorunu çözmediğini belirterek, “Ödemelere ihtiyacımız yok, bize ticaret lazım” dedi.

Yaratılan ticaret boşluğunda Çin, soya fasulyesi tedarikini Brezilya’ya kaydırdı. ABD Tarım Bakanlığı eski başekonomisti Joseph Glauber, Brezilya’nın küresel pazardaki payının 2020 yılı itibarıyla 2025 için öngörülen seviyelerin üzerine çıktığını kaydetti.

Glauber, bu durumun şaşırtıcı olduğunu ve ticaret savaşlarının doğrudan bu sonucu doğurduğunu ifade etti.

Trump’ın geçen yılın ocak ayında Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte Çin’in soya ithalatının büyük bölümü halihazırda Brezilya tarafından karşılanıyordu.

Lehman, “Beş yıl önce ürünlerimizin müşterisi olan yabancı alıcıların bir kısmını kaybettik ve onlar bir daha geri dönmedi” dedi.

Üreticiler, Cumhuriyetçi başkanın ikinci döneminin yeni bir gümrük vergisi dalgası ve ticari belirsizlik getirdiğinden şikayet ediyor. Buna karşılık ABD Tarım Bakanlığı, ülkenin konumunu kaybetmediğini ve 174 milyar dolarlık tarımsal ihracatla rekor seviyeye ulaştığını savunuyor. Bakanlık yetkilileri, mevcut yönetimin yeni pazarlar açmak, mevcut pazarları genişletmek ve üreticilerin tek bir alıcıya bağımlı kalmamasını sağlamak adına yabancı alıcılarla bağlantılar kurduğunu açıkladı.

Iowa’dan üretici Wendy Johnson, başlangıçta birçok çiftçinin başkanın adımlarının iyi sonuçlar vereceğine inandığını ancak belirsizliğin sürdüğünü dile getirdi.

Johnson, “Gelecek yaklaşıyor fakat belirgin bir umut göremiyoruz. Siyasi açıdan Ortabatı çiftçilerinin umudunu kaybetmesini istemezsiniz” değerlendirmesini yaptı.

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın Nisan 2025’te ilan ettiği “Kurtuluş Günü” sonrasında getirilen tarifeleri şubat ayında iptal etti. Bunun üzerine ABD Başkanı, tüm ülkelere yönelik 150 gün süreli yüzde 10 ek tarife kararnamesi imzaladı.

Bu sürenin 24 Temmuz’da dolması beklenirken ABD Federal Ticaret Mahkemesi söz konusu ek vergileri hukuka aykırı buldu.

Financial Times, ABD yönetiminin 60 ülkeye yönelik yüzde 10 ile 12,5 arasında değişen yeni tarifeler hazırladığını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD sağında veri merkezi ve yapay zeka çatlağı büyüyor

Yayınlanma

ABD’de veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç sağ siyasi kulvarda ve Başkan Donald Trump’ı seçen koalisyonda bölünmelere yol açarken, teknoloji odaklı muhafazakarlar ile yerel toplulukları korumak isteyen popülist kesim karşı karşıya geliyor. Trump yönetiminde etkili olan teknoloji yatırımcıları yapay zeka yarışında geri kalmamak için kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, muhafazakar kanaat önderleri tesislerin çevreye ve kaynaklara etkilerine yönelik endişeleri dile getiriyor.

Veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç uzun süredir ağırlıklı olarak sol kesimden gelirken, bu durum son dönemde sağ siyaseti ve Başkan Donald Trump’ın seçilmesini sağlayan koalisyonu bölen bir konu haline geliyor.

Trump yönetiminde nüfuz sahibi olan teknoloji odaklı muhafazakarlar, ABD’nin yapay zeka alanında hakimiyet kurmak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini, aksi takdirde yabancı rakiplerine karşı zemin kaybedeceğini savunuyor.

Trump’ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi Eş Başkanı ve teknoloji yatırımcısı David Sacks, Çin’in yeni yapay zeka modelinin etkinliğine dikkat çekerek bu argümanı öne sürdü.

Daha önce Trump’ın yapay zeka koordinatörü olarak da bilinen Sacks, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sırada Amerika kendi kendini kısıtlıyor: Siyasetçiler ve bürokratlar yeni veri merkezlerini yasaklıyor, eyalet düzenlemelerini artırıyor ve yeni sınır modelleri önceden onaylayacak yeni federal kurumlar kurulması için baskı yapıyor. Yapay zeka yarışı böyle kaybedilir. Kendimizi çıkmaza sokarsak dünyanın geri kalanı bizim kurallarımızla oynamayacaktır” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan, yerel topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyanlar ile mahremiyet savunucularının sesleri, halkın veri merkezlerine yönelik tepkileriyle paralel olarak daha gür çıkmaya başlıyor.

Heritage Foundation Başkanı Kevin Roberts, Shenandoah Nehri kıyılarına kurulması planlanan veri merkezlerine işaret etti.

Roberts, Fox Business kanalında yaptığı açıklamada, “Oradaki insanlar kendilerinden bir şeylerin alındığını hissediyor. Serbest piyasa karşıtı değiller. Sadece burada bir uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağını veya bu durumun getireceği kayıpların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini soruyorlar” dedi.

Roberts ayrıca, şüpheyle yaklaşan ancak bu teknolojinin faydalarından yararlanmaya devam edebilmek için ortak bir çözüm bulunmasını isteyen insanlarla aynı safra yer aldığını ekledi.

Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon da uzun süredir teknoloji sektörünün Trump yönetimi üzerindeki etkisine ve yapay zeka politikasını şekillendirme biçimine karşı çıkan popülist sağın seslerinden biri olarak biliniyor.

Sunucu Tucker Carlson ise Trump’ın ülke genelinde Amerikalıların daha fazla gözetlenmesine ve izlenmesine zemin hazırlayan veri merkezlerini desteklediğini savundu.

Kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların çoğunluğunun bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasını istemediğini gösteriyor.

Demokratların yerel veri merkezlerine “kesinlikle karşı çıkma” eğilimi Cumhuriyetçilere kıyasla daha yüksek seyrediyor. Demokrat seçmenler şüphelerinin gerekçesi olarak kaynak kullanımı ve çevre üzerindeki etkileri gösteriyor.

Tepkiler tamamen parti sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Gallup’un mayıs ayında gerçekleştirdiği araştırma, Demokratların yüzde 56’sının, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 39’unun yakınlarında bir veri merkezi kurulmasına “kesinlikle karşı olduğunu” ortaya koyuyor.

Trump yönetimine yakın üst düzey isimler, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik şüpheleri tamamen benimsemeden, bu tesislerin beraberinde getirdiği politika sorunlarını kamuoyu önünde kabul ediyor.

Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı James Blair, Roberts’ın televizyon programındaki açıklamalarına doğrudan yanıt vererek, asıl sorunun veri merkezleri değil enerji sağlayıcıları olduğunu savundu.

Blair, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda, “Sorun, Kevin’ın bölgesine elektrik üretimi sağlaması gereken kesimlerden kaynaklanıyor. Elektrik talebi yüksek ancak tedarikçiler üretim yapma konusunda yetersiz kalıyor” diye yazdı.

Popülist-muhafazakar eğilimli Bull Moose Project Başkanı Aiden Buzzetti, enerji konularının bu düzeyde tartışılmasının, veri merkezlerine yönelik tepkiler büyürken yapay zeka ve veri merkezi savunucularının da mevcut siyasi koşullara uyum sağlamak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.

Buzzetti, “Bu başlıklar bir yıl önce standart konuşma konuları değildi. Bu tesislerin inşasını savunabilmenin tek yolu bu olduğu için bu söylemler hızla yaygınlaşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Bull Moose Project, geçen hafta bu bölünmede ortak bir zemin bulmayı amaçlayan bir yasa önerisi sundu. Öneri, teknoloji şirketlerinin veri merkezleri için gereken enerji kaynağını kendilerinin inşa etmesi veya satın alması yönündeki Trump yönetiminin tüketici koruma taahhüdünü yasal güvenceye kavuşturmayı hedefliyor.

Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans tarafından sunulan benzer bir tasarıdan farklı olarak, Bull Moose önerisi bir zorunluluk getirmiyor, bunun yerine Enerji Bakanlığına şirketlerin gönüllü olarak imzaladığı anlaşmaları uygulama yetkisi veriyor.

Buna rağmen, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik tabandan gelen direncin boyutu konusundaki tartışmalar devam ediyor.

Eski Çay Partisi (Tea Party) lideri Amy Kremer tarafından kurulan yapay zeka karşıtı “Humans First” grubu, cumartesi günü yerel, eyalet düzeyindeki ve federal siyasetçilere yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmaları için baskı yapmak amacıyla ülke genelinde protestolar düzenledi.

Reuters’ın aktardığına göre, 42 eyalette hem Cumhuriyetçi hem Demokrat eğilimli bölgelerde toplam 142 protesto gerçekleştirilmesine rağmen katılım beklenenin altında kaldı.

Kremer ve diğer organizatörler, veri merkezlerinin tamamen durdurulmasını desteklemediklerini, kararı yerel toplulukların vermesini istediklerini belirtti.

Kremer, veri merkezlerine karşı oluşan bu ivmeyi 2010’lardaki Çay Partisi hareketine benzetse de, eyaletlerdeki protestoları düzenleyenlerin farklı siyasi partilere mensup olduğu bildirildi.

Birçok muhafazakar yorumcu ise protestoları ve düzenleyen grubu eleştirerek, Humans First grubunun Silikon Vadisi tarafından finanse edilen ve ilericilerle bağlantılı bir “sol operasyonu” olduğunu öne sürdü ve katılımın düşük olduğu protestoların fotoğraflarını paylaştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yanlısı “Maga Inc” ara seçimler için 400 milyon dolarlık bir fon oluşturdu

Yayınlanma

Donald Trump’ın en büyük bağışçı grubu Maga Inc, Kongre ara seçimler için 400 milyon dolardan fazla bir seçim fonu biriktirdi.

Pazartesi günü yayınlanan federal belgelere göre, bu Süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) haziran ayında 19 milyon dolar topladı.

Bu tutarın 10 milyon doları, bağışlarını karşılamak için bitcoinlerini nakde çeviren milyarderler Tyler ve Cameron Winklevoss’tan geldi.

Maga Inc, başkanlık seçimi yapılmayan bir yılda diğer tüm PAC’lerden daha fazla fon topladı.

2018 ve 2022 ara seçimleri öncesinde, Trump ve eski başkan Joe Biden’ı destekleyen PAC’lerin biriktirdiği fon, Maga Inc’in mevcut nakit rezervinin yüzde 5’inden azdı.

Bu grup, kasım ayındaki ara kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin Demokratlardan daha fazla bağış toplama çabalarını güçlendirdi.

Fakat bazı Demokrat Temsilciler Meclisi ve Senato adayları, Cumhuriyetçi rakiplerinden çok daha fazla bağış toplamış durumda.

Maga Inc’in elindeki nakit, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin elindeki 129 milyon doların üç katından ve Demokratik Ulusal Komite’nin seçim fonundan neredeyse 25 kat daha fazla.

Geçen ay Maga Inc’e en az 1 milyon dolar bağışta bulunan diğer isimler arasında NASA yöneticisi Jared Isaacman, iş adamı ve Georgia eyalet valiliği adayı Rick Jackson, Trump’ın Kennedy Center yönetim kuruluna atadığı hayırsever Patricia Duggan, yatırımcı Konstantin Sokolov ve Trump’ın danışmanı David Sacks tarafından kurulan bir PAC yer alıyor.

Trump’ın son seçim kampanyasını destekleyen diğer PAC’ler de para toplamaya devam etti. Never Surrender Inc, 2026’nın ilk çeyreğinde çoğunlukla küçük meblağlı bağışlar yoluyla 5,5 milyon dolar topladı. Grubun elinde yaklaşık 60 milyon dolar bulunuyor.

Öte yandan Maga Inc, hâlâ benzersiz bir güç olmaya devam ediyor. En son açıklanan verilere göre, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik kadrosuyla uyumlu dört siyasi grup (Senato Liderlik Fonu – SLF, Kongre Liderlik Fonu – CLF, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi) toplam 529 milyon dolarlık nakit kaynağa sahip.

2026’da Kongre’nin kontrolünü ele geçirmeye odaklanan Demokratik PAC’ler ise 336 milyon dolara sahip.

Milyarderler, bu seçim döngüsünde ABD siyasi sistemini etkilemek için yine bol miktarda para akıttı.

2026 Kongre seçimlerinin en büyük iki ABD’li bağışçısı, Susquehanna ticaret şirketinin kurucu ortağı Jeff Yass ile Trump’ın müttefiki ve İsrail destekçisi olan, aynı zamanda merhum kumarhane devi Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson.

Miriam Adelson, bu yıl Maga Inc, SLF ve CLF’ye en az 65 milyon dolar bağışladı.

Yass, çeşitli muhafazakâr gruplara 87 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Bu tutarın 20 milyon doları, Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin valilik kampanyasını destekleyen bir Super PAC’a aktarıldı.

Bu PAC ayrıca Elon Musk’tan 5 milyon dolar ve hedge fon yöneticisi Bill Ackman’dan 1 milyon dolar bağış aldı.

Wall Street’ten Citadel kurucusu Ken Griffin ve Blackstone CEO’su Stephen Schwarzman, sırasıyla Cumhuriyetçi kongre seçim kampanyası gruplarına 15 milyon dolar ve 13 milyon dolar bağışladı.

Schwarzman ve Griffin, Maine’de Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i destekleyen bir Super PAC olan Pine Tree Results’a da sırasıyla 10 milyon dolar ve 2,5 milyon dolar daha bağışladı.

ABD yasaları, Super PAC’lerin siyasi kampanyalar için sınırsız fon toplamasına izin veriyor.

Kripto ve yapay zeka sektörleri de ABD siyasi sistemine nakit akışını sürdürdü. Kripto yanlısı bir Super Pac olan Fairshake, haziran sonu itibarıyla 127 milyon dolar biriktirirken, daha esnek düzenlemeleri destekleyen yapay zeka yanlısı bir Super Pac olan Leading the Future’ın kasasında ise 31 milyon dolar bulunuyor.

OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşi Anna, aralık ayında Maga Inc ve Leading the Future’a toplam 50 milyon dolar bağışladı.

Milyarder Marc Andreessen, Leading the Future, Maga Inc ve Fairshake’e yaklaşık 43 milyon dolar bağışladı.

Mayıs ayında, Anthropic CEO’su Dario Amodei, daha fazla yapay zeka güvenlik düzenlemesi yanlısı bir Super PAC olan Public First’e, ilk önemli federal bağışı olarak 1 milyon dolar bağışladı. Fakat bu PAC’ın kasasında yarım milyon dolardan az para bulunuyor.

Partinin ulusal düzeyde bağış toplama performansı Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalsa da, bazı öne çıkan Demokrat adaylar Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topladı.

Teksas Senatosu adayı Demokrat James Talarico, Haziran ayı sonunda Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’dan yaklaşık 20 milyon dolar daha fazla nakit kaynağa sahipti.

Talarico’yu destekleyen bir Super PAC olan Lone Star Rising PAC, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın 10 milyon dolarlık bağışıyla güçlendi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English