Diplomasi
Türk ve Çinli akademisyenler hegemonyacılığı reddetti, ‘medeniyetler birlikte var olmalı’ dedi

Türk ve Çinli akademisyenler başkent Ankara’da buluştu, iki ülke akademisi arasında karşılıklı etkileşimi, iletişimi ve işbirliğini geliştirme kararı aldı.
Enstitü Sosyal ev sahipliğinde Şanghay Üniversitesi ile birlikte Ankara Palas’ta 23-24 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen 1. Türkiye – Çin Akademik İş birliği Forumu’nda iki ülkenin seçkin akademisyenleri sunumlar yaptı, tartışmalar yürüttü.
Çok taraflılık, çok kutupluluk, medeniyetlerin birlikteliği, Avrupa merkezciliğin aşılması, 21. yüzyılda Türkiye-Çin işbirliği gibi başlıkların derinleştirildiği Türkiye – Çin Akademik İş birliği Forumu aracılığıyla her yıl iki ülke arasında dönüşümlü konferanslar düzenlenmesi kararlaştırıldı.
‘Büyük Dönüşüm Çağında Medeniyetlerin Birlikte Var Olması’ temasıyla düzenlenen forumun açılışına Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin ve Milletvekili TBMM Asya Parlamenterler Asamblesi Komisyon Başkanı Abdulkadir Emin Önen de katıldı.

Çin Büyükelçisinden, değişim çağında Çin-Türkiye işbirliği vurgusu
Konuşmasında, dünyanın eşi benzeri görülmemiş bir çelişki, zorluklar ve medyan okumalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Büyükelçi Liu, bunun aynı zamanda yeni bir değişim dönemi olduğunu da vurguladı.
Medeniyetlerin yaklaşımlarının bu zorlukların nasıl çözüleceğine dair süreci belirleyeceğini vurgulayan Büyükelçi, “Her medeniyete saygı duyuyoruz. Medeniyetlerin eşitliğini savunuyoruz ve ‘yüksek medeniyet’ kavramını reddediyoruz. Çeşitli gerekçelerle yapılan işgal ve sömürüyü reddediyoruz. İslamofobi’ye karşıyız. Filistin için tek çözüm, iki devletli adil ve makul bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.
Türkiye ve Çin arasındaki ilişkilerin son yıllarda ivmelendiğini ve işbirliklerinin farklı alanları da kapsayacak şekilde genişlediğini kaydeden Büyükelçi Liu, ortak akademik çalışmalar aracılığıyla Türkiye ile stratejik işbirliği ve koordinasyonu ileriye taşımaya hazır olduklarını bildirdi.
Milletvekili Emin Önen: Hedefimiz kapsamlı stratejik ortaklık
2017-2023 yılları arasında Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliğini de yapmış olan, Milletvekili Emin Önen, Çin’le ilişkileri Cumhurbaşkanlığının Yeniden Asya Girişimi’nin en önemli ayaklarından biri olarak tanımladı. Türkiye-Çin ilişkilerini, iki ülke devlet başkanının çabalarına uygun olarak, daha da ileri taşıma yönünde adımlar atılacağına inandığını kaydeden Önen, “kapsamlı stratejik ortaklık” hedefini dile getirdi.
İki ülke ilişkilerinin bölgesel ve küresel refaha katkı sağlayacağını düşündüğünü belirten Önen, “Çin’in Filistin konusunda iki devletli çözümden yana görüşünü paylaşması ve bu yöndeki duruşu ayrıca önem taşıyor” vurgusunu yaptı.
İki ülke arasında son 10 yıldır akademik etkileşimin arttığını kaydeden Önen, dil öğrenimi, öğrenci değişimi ve etkileşimin sürekliliğinin sağlanması için gerekli mekanizmaların kurulmasının önemine dikkat çekti.
İki ülke işbirliğinin kazan-kazan kapsamında ilerleme kaydettiğini söyleyen Önen, turizm, demiryolu taşımacılığı ve Orta Koridorun etkinleştirilmesine vurgu yaptı.
“Ben Uzak Doğu kavramını reddediyorum” diyen Emin Önen, “Bizler ikili ilişkileri artıracak ve iş birliklerini geliştirecek kadar yakınız” ifadelerini kullandı.
Prof. Guo Changgang: Batı hegemonyacılığına karşı birlikte hareket edelim
Çin akademi heyetine başkanlık eden, Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Müdürü ve Şanghay Üniversitesi Türk Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Guo Changgang, konuşmasında Türkiye’nin bölgeselleşme ve küreselleşmede oynadığı ve oynayacağı rolün önemine dikkat çekti.
Konuşmasında, medeniyetler arasındaki ötekileştirme sürecini ele alan Prof. Guo, eski Yunanistan ve bugün modern Batı’nın dünyayı sömürdüğünü, kendi medeniyetini diğer medeniyetlere dayattığını ve ırkçılığı beslediğini ifade etti.
“Sözde Değerler İttifakı diye ifade edilen şey modern ırkçılıktır” diyen Prof. Guo, Batı’nın tarihinin aksine Osmanlı ve Çin uygarlıklarında azınlıklara yaklaşımının insani olduğu yorumunu yaptı.
Guo, Batı’nın dışlayıcı hegemonyasına karşı Türkiye ve Çin’in birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda ülkeler arasındaki kültürel ve sosyal etkileşimi artırabilmek için akademik işbirliğinin rolünün önemini vurguladı.
İşbirliği protokolü imzalandı
Açılış konuşmalarının ardından Enstitü Sosyal ve Şanghay Üniversitesi arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, bu protokol aracılığıyla iki kurum arasında değişim programı gerçekleştirileceğini, ayrıca Şanghay Üniversitesi ve Türk üniversiteleri arasında alan yazını çalışmalarını geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Etkinlikte konuşan akademisyenler, iki ülkenin birbirini daha yakından tanıması gerektiğini bunun da en önemli yollarından birinin akademik, bilimsel ve kültürel paylaşım olduğunu vurguladılar.
Özellikle de dünyada güç dengelerinin değişmeye başladığı, Batı’nın hegemonyasını devam ettirebilmek için saldırgan girişimlerde bulunduğu bir dönemde iki ülke işbirliğinin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekildi.
İşbirliği alanlarının geliştirilmesi ve genişletilmesi için çalışmalar yapılacağı kaydedildi.
Forumun gelecek yıl Şanghay Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenmesi bekleniyor.
Diplomasi
Washington ile bağı kopma noktasında olan İsrail harekete geçti

ABD ile ilişkileri tarihin en gerilimli dönemlerinden birini yaşayan İsrail ve destekçileri, Washington’daki imaj kaybını telafi etmek için çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Politico’nun haberine göre Temsilciler Meclisindeki yardım oylaması ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in suçlamalarıyla tırmanan krize karşı, Washington’da diplomatik temaslar ve lobicilik faaliyetleri hız kazandı.
İsrail ve ABD’deki müttefikleri, ülkenin ABD genelinde ağır darbe alan itibarını kurtarmak amacıyla geniş kapsamlı bir mücadele yürütüyor.
Ortadoğu ülkesi ve onu destekleyen kuruluşlar, ABD’de hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler kanadından gelen ve alışılmışın dışındaki yoğun eleştiri dalgasına karşı kamuoyu önünde ve kapalı kapılar ardında karşı hamleler yapıyor.
İsrail karşıtı bu öfke dalgası, bu hafta Temsilciler Meclisindeki 100’den fazla Demokrat üyenin İsrail’e yönelik yardımları kesmeyi öngören ancak başarısızlıkla sonuçlanan tasarıya destek vermesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Eşzamanlı olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İsrail’i kendisine karşı internet üzerinden organize bir saldırı yürütmekle suçladı.
Farklı grupların liderlerinden ve İsrailli bir yetkiliden edinilen bilgilere göre, İsrail yanlısı cephesinin büyük ölçüde koordinasyonsuz ilerleyen yanıtı; kongre üyelerine yönelik lobi faaliyetlerini, hedefli seçim harcamalarını ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu ayın sonlarında ABD’ye yapması beklenen ziyareti kapsıyor.
ABD, İsrail’in küresel ölçekteki en hayati müttefiki olduğu için mevcut durum büyük önem taşıyor. Ancak İsrail, Washington ile geçmişte yaşadığı fikir ayrılıklarına kıyasla, bugünkü gerilimi düşürme konusunda çok daha çetin bir sınav veriyor. Gazze, İran ve Batı Şeria gibi farklı cephelerdeki askeri adımlara yönelik Washington’daki hoşnutsuzluk, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından başlayan ilk operasyonlardan bu yana sürekli tırmanıyor. Gelinen noktada ilişkilerin kopma noktasına yaklaştığı görülüyor.
Kamuoyu araştırmaları da Amerikan halkının İsrail’e yönelik eleştirilerinin arttığını, siyasetçilerin de seçmen eğilimlerini takip etmeye başladığını ortaya koyuyor.
İsrail’de yaklaşan seçimler ve Netanyahu’nun siyasi geleceğine dair belirsizlik ise İsrail hükümeti ile destekçilerinin uzun vadeli bir iletişim stratejisi belirlemesini zorlaştırıyor.
Bazı İsrail yanlısı gruplar, ellerinde kalan müttefiklerle olan ilişkileri sağlamlaştırmaya odaklanıyor.
Ülkenin en büyük Ortodoks Yahudi kuruluşu olan Ortodoks Birliğinin kamu politikaları organı Ortodoks Birliği Savunculuk Merkezi, üyelerinden İsrail’e yardımların kesilmesi yönündeki tasarıya hayır oyu veren Demokratlara teşekkür etmelerini istiyor. Merkezin icra direktörü Nathan Diament, öncelikli amaçlarının yanlarında duran dostlarına destek vermek olduğunu ifade ediyor.
Amerikan Yahudi Komitesinin üst yöneticisi Ted Deutch ise ABD’li kongre üyeleriyle yaptığı görüşmeleri sıklaştırdığını belirtiyor. Deutch, antisemitizmle mücadele için hazırladıkları eylem planını Kongre üyeleri ve personeliyle kapsamlı şekilde paylaştıklarını, bunun sürecin önemli parçası olduğunu kaydediyor.
Bu sırada İsrailli yetkililer de Washington’daki görünürlüklerini artırıyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, aşırı sol grupların gerçekleştirdiği iddia edilen terör eylemlerindeki artışa odaklanan bir toplantı vesilesiyle bu hafta ABD’de bulunuyor. Sa’ar’ın bu ziyaret kapsamında ABD’li yetkililerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmeyi hedeflediği öngörülüyor.
Politico’ya konuşan İsrailli bir yetkilinin aktardığına göre, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerle düzenli olarak bir araya geliyor ve sosyal medya üzerinden İsrail’e yöneltilen eleştirilere yanıt veriyor.
Temsilciler Meclisindeki oylama ve Vance’in suçlamaları, son haftalarda İsrail’in aldığı darbelerden yalnızca ikisini oluşturuyor.
Gelecekte başkan adayı olabileceği belirtilen Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, milyonlarca Filistinlinin İsrail işgali altında yaşadığı Batı Şeria’ya yaptığı ziyaret sırasında İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından fiilen alıkonulduğunu açıkladı. Bir diğer potansiyel Demokrat başkan adayı Rahm Emanuel de İsrail’de yaptığı konuşmada, özellikle Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik şiddet son bulmadığı takdirde ülkenin yaptırımlarla karşılaşabileceği ve ABD askeri yardımlarını kaybedebileceği uyarısında bulundu.
Büyükelçi Leiter, Khanna’nın Batı Şeria’daki durumla ilgili iddialarına karşı çıkarak, kongre üyesini seyahatini İsrail makamlarıyla koordine etmemekle suçladı.
Buna rağmen Demokrat Parti ve Amerikan kamuoyunun önemli bir kısmı, İsrail’in imajını düzeltmeye yönelik çabalarına karşı mesafeli duruyor.
Biden ve Obama yönetimlerinde üst düzey görevlerde yer alan eski yetkili Ned Price, mevcut durumun yüksek bütçeli lobicilik sözleşmeleriyle çözülemeyeceğini, meselenin doğrudan sahadaki askeri ve siyasi uygulamalarla ilgili olduğunu belirtiyor.
Anketler, İsrail’e olan desteğin hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında gerilediğini gösteriyor. Bu durum, Filistinlilere daha fazla sempati duyan genç neslin eğilimlerini yansıtırken, diğer yandan ABD ile İsrail’in İran’la yaşadığı ve sonu gelmez görünen çatışmalardan rahatsız olan bazı Cumhuriyetçilerin huzursuzluğunu ortaya koyuyor.
Washington’daki bazı lobi faaliyetleri, İsrail’in Amerika’daki dostlarını kaybettiğinin netleşmesi üzerine aylardır ya da yıllardır yürütülen çalışmaların devamı niteliğini taşıyor.
Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ve Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu gibi kuruluşlar, İsrail’e veya Yahudi toplumuna destek vermeyeceğini düşündükleri sağ ve sol kanattaki siyasi adayları hedef almak için seçim bütçelerini kullanıyor.
İsrail tarafının hasar tespit ve onarım çalışmalarındaki en somut adımının ise önümüzdeki haftalarda atılması bekleniyor.
Amerikan kamuoyundaki tepkilerin odak noktasında yer alan Netanyahu, bu ay içinde ABD’yi ziyaret etmeyi planlıyor. Diplomatik temasları görüşmek üzere kimliğinin gizli kalmasını isteyen İsrailli yetkili, bu seyahatin hayatını kaybeden Güney Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham için düzenlenecek anma törenine denk getirilmesinin öngörüldüğünü aktarıyor.
Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu ise önümüzdeki ay düzenlenecek liderlik zirvesinde tezlerini savunma fırsatı bulacak. Las Vegas’taki bu buluşmaya Vance ve Trump’ın da katılması bekleniyor. Etkinliğin gündeminde, ABD-İsrail ilişkilerinden rahatsızlık duyan Trump destekçisi muhafazakarların endişelerine yanıt verilmesi hedefleniyor.
Trump, ilk başkanlık döneminde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak da dahil olmak üzere genel olarak İsrail’e güçlü destek verdi. Mevcut ekibi ise şu sıralarda İsrail-Lübnan ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor.
İran’a yönelik yeni hava saldırıları emri veren ve ateşkes sürecinin bittiğini ilan eden Trump, buna rağmen ABD ve küresel ekonomiye zarar veren bir savaşın uzamasından kaçınıyor. Trump, İran’daki mevcut yönetimi tamamen devirmek isteyen Netanyahu ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray, ABD’nin İsrail ile güçlü bir ilişkisi olduğunu belirterek, “İsrailli ortaklarımızla yakın koordinasyonumuzu sürdürüyoruz” ifadesini kullandı.
İsrail’in Washington’daki bazı destekçileri ise daha yapıcı ancak eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. İsrail yanlısı Demokratları destekleyen “İsrail İçin Demokratik Çoğunluk” grubu, Temsilciler Meclisindeki oylamanın ardından yayımladığı bildiride İsrail’i karşı karşıya olduğu riskleri görmeye çağırdı.
Açıklamada, Demokratların Netanyahu hükümetine yönelik derin bir hoşnutsuzluk duyduğu; bu tepkinin arkasında yerleşim yerlerinin genişletilmesi, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddet, koalisyondaki aşırılık yanlısı isimler ve Gazze’deki yıkımın yer aldığı vurgulandı. Bildiride, İsrail’in bu oylamayı, Demokratlarla ilişkileri onarmak için ciddi adımlar atılması gerektiğine dair bir uyarı olarak kabul etmesi gerektiği kaydedildi.
Time dergisinde yer alan bir haberde, İsrail’in muhafazakar seçmen tabanını hedef alan milyonlarca dolarlık bir etki operasyonu yürüttüğü, Vance’in de bu faaliyeti İran ile yürüttüğü diplomasiyi baltalama girişimi olarak nitelendirdiği belirtildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bu haberi iftira olarak nitelendirerek reddetti.
Yürütülen bazı propaganda çalışmaları ise açık şekilde yapılıyor. Büyükelçi Leiter, mayıs ayında Gazze’deki askeri faaliyetlere yönelik soykırım ve aç bırakma suçlamalarını çürütmeyi amaçlayan bir kitapçık yayımladı.
Bazı İsrailli analistler ve yetkililer ise ülkenin Amerika’daki imajını düzeltmesi için daha geniş ve kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.
Diplomasi
NATO, Yunanistan’a Patriot füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için baskı yapıyor

NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri, ellerindeki Patriot hava savunma sistemi füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için Yunanistan’a baskı yapıyor. Atina yönetiminin askeri stoklarından 200 adet PAC-2 füzesi talep eden Kiev, bu füzelerin bir kısmının 23 yıllık kullanım süresinin ardından ömrünü tamamlamak üzere olduğunu belirtiyor.
NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Ukrayna’ya hava savunma desteği sağlanması amacıyla Yunanistan’a ait Patriot hava savunma sistemi füzelerinin devredilmesi yönünde Atina yönetimine baskı yapıyor.
Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Kiev yönetimi, Yunanistan Hava Kuvvetlerinin envanterinde yer alan Patriot sistemlerinden 200 adede kadar PAC-2 füzesinin kendilerine verilmesini talep ediyor.
Ukrayna tarafı, söz konusu füzelerin bir kısmının 23 yıllık hizmet süresinin ardından kullanım ömrünün sonuna yaklaştığı görüşünü paylaşıyor.
Haberde, müttefiklerin daha önce Yunanistan’a ait altı Patriot bataryasından bir kısmının doğrudan Ukrayna’ya devredilmesi seçeneğini tartıştığı ancak bu konuda bir uzlaşıya varılamadığı aktarıldı.
Yeni müzakerelerde ise doğrudan sistemlerin kendisi yerine füzelerin teslim edilmesi seçeneğine odaklanıldığı belirtildi.
Mevcut durumda masadaki formüllerden biri, Yunanistan’ın bu füzeleri önce Norveç’e satmasını, Norveç’in de ardından bunları Ukrayna’ya hibe etmesini öngörüyor.
Ancak Atina yönetimi bu girişime henüz yeşil ışık yakmadı. Yunan yetkililer, ülkenin müttefiklerin ortak güvenliğine halihazırda önemli katkılar sunduğuna dikkati çekiyor.
Bu kapsamda, Yunanistan’a ait bir Patriot bataryasının petrol altyapısını korumak amacıyla Suudi Arabistan’da konuşlandırılmış olduğu hatırlatılıyor.
Yunanistan ayrıca, kullanım ömürlerinin sonuna yaklaşan Sea Sparrow ve Crotale tipi füzeleri daha önce Ukrayna’ya sevk ettiğini belirtiyor.
Atina ile Kiev arasında askeri işbirliği gerilimi
Yunanistan ve Ukrayna arasında mayıs ayında askeri işbirliği alanında birden fazla konuda görüş ayrılığı yaşandı.
Kathimerini gazetesine yansıyan ilk gelişmede, tarafların insansız deniz araçlarının ortak üretimine ilişkin müzakerelerde zorluklarla karşılaştığı bildirildi.
Kiev’in bu araçların kullanımında Yunan ordusuyla ortak karar alma hakkı ısrarına karşılık Atina bu şartı kabul etmedi.
Hemen ardından İyon Denizi’ndeki Lefkada Adası yakınlarında Ukrayna’ya ait Cossack Mamai tipi bir askeri deniz dronunun bulunması iki ülke ilişkilerindeki gerilimi tırmandırdı.
Atina yönetimi, Kiev’den deniz dronlarını kendi kıyılarından uzak tutmasını talep ederek resmi bir özür ve benzer bir olayın tekrarlanmayacağına dair garanti istedi. Ukrayna’ya diplomatik nota veren Yunanistan, askeri operasyonların Akdeniz’e taşınmasının seyrüsefer güvenliğini tehlikeye attığını ve ülke ekonomisine zarar verebileceğini vurguladı.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı haziran ayı başında yaşanan bu olay nedeniyle resmi olarak özür diledi. Daha sonra Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede askeri faaliyetlerin çatışma bölgesinin dışına yayılmasının kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.
Temmuz ayı başında ise ABD Başkanı Donald Trump, Zelenskiy’nin daha önceki talepleri doğrultusunda Ukrayna’ya Patriot önleme füzeleri üretmesi için lisans verileceğini duyurdu.
Ancak Bloomberg’in yayımladığı verilere göre Kiev’in kendi füzelerini üretme sürecini başlatması yıllar alabilir.
Diplomasi
Ukrayna Savunma Bakanlığına geçici olarak Hmara getirildi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı ve başkomutanın görevden alınmasını talep eden Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un parlamento tarafından azledilmesinin ardından boşalan göreve geçici olarak Evgeniy Hmara’yı atadı. Zelenskiy, resmi atama prosedürleri tamamlanana kadar bakanlığa vekalet edecek Hmara’nın teknolojik saldırı operasyonlarındaki deneyimine ve uzun menzilli askeri etkinliğe odaklanacağını açıkladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Başkan Vekili Evgeniy Hmara’yı, resmi atama süreçleri tamamlanana kadar geçici olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı liderliğine getirdi.
Zelenskiy, 16 Temmuz Perşembe günü resmi Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna Parlamentosu Verhovna Rada’nın aynı gün içinde Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’u görevden aldığını bildirdi.
Ukrayna lideri, hukuki prosedürlerin tamamlanmasının ardından Hmara’nın daimi bakanlık adaylığını parlamentonun onayına sunacağını kaydetti.
Yeni Savunma Bakanı’nın askeri alandaki reform sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Zelenskiy, “Evgeniy Hmara, teknolojik saldırı operasyonlarının yürütülmesinde büyük ve pek çok açıdan emsalsiz bir deneyim kazandı. Bu savaşta savunmamızın odaklanması gereken temel alan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
Zelenskiy, Hmara’nın göreve gelişinin uzun menzilli operasyonlarda gerçek bir etkinlik ve Savunma Kuvvetleri birimlerinde verimli bir yönetim sağlayacağını ekledi.
Görevi sona eren Fedorov ise bakanlık dönemine dair düzenlediği basın toplantısında, ülke yönetimiyle askeri kadrolaşma konusunda derin fikir ayrılıkları yaşadığını açıkladı.
Fedorov, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy ile Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov’un görevden alınmasını Zelenskiy’e teklif ettiğini ancak Devlet Başkanı’nın bu girişimi desteklemediğini ifade etti.
Eski Bakan Fedorov, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Hangi kararlar önerildi? Hem başkomutanın hem de genelkurmay başkanının değiştirilmesini içeren köklü kadro kararları sunuldu. Düşmanı asimetrik yöntemlerle ve en az kayıpla mağlup etmek istiyorsak başka çıkış yolumuz yok.”
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Yeni başkomutanı seçme yetkisinin devlet başlanına ait olduğunu vurgulayan Fedorov, Zelenskiy’nin Sırskiy’yi değiştirme talebini reddetmesine rağmen mevcut ordu yönetimiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Fedorov, “Devlet Başkanı, Sırskiy’yi değiştirmeyi planlamadığını söylediğinde bu onun başkomutan olarak kendi kararıydı. Bu kararı tamamen kabul ettim ve kendisiyle çalışmayı öğreneceğimi belirttim” dedi.
Buna karşın, kendi ekibinin geliştirdiği projelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sistematik olarak engellendiğini öne süren eski Bakan, Başkomutan Sırskiy’yi sorunları açıkça konuşmaya hazır olmamak ve kulis faaliyetleri yürütmekle suçladı.
Fedorov, “Böyle bir yapı içinde bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi şahsen ben bilmiyorum” diyerek Zelenskiy’nin kendisine sunduğu devlet başkanlığı danışmanlığı teklifini de geri çevirdiğini açıkladı.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti











