Diplomasi
Türkiye-Çin Akademik İşbirliği Töreni İstanbul’da yapıldı

ÇKP Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Çin İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Çin Akademik İşbirliği Törenine katıldı. Nişantaşı Üniversitesi kurucusu Levent Uysal ve Bakan Yardımcısı Jin Xin, Çeviri ve Yayıncılık Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Çinli Bakan Yardımcısı konuşmasında: “Çin-Türkiye dostluğu daha da gelişecek ve iki ülke arasındaki işbirliği bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye ile Çin arasında kültürel ve akademik etkileşimi derinleştirmeyi hedefleyen Türkiye-Çin Akademik İşbirliği ve Kitap Tanıtım Töreni, 12 Nisan Pazar günü İstanbul’da Conrad Otel’de gerçekleştirildi. Minerva Academic yayınevi ve Çin’in önde gelen yayınevlerinden Contemporary World Press tarafından düzenlenen törende, Çin’in düşünsel mirası ile güncel kalkınma ve dış politika yaklaşımı arasındaki ilişkiyi ele alan “Dao Zihninin İnce Tezahürleri: Çin’in Birleşik Hanedanlıkları Bağlamında Stratejik Kültür ve Tarihsel Çıkarımlar” kitabının tanıtımı yapıldı.

Törende, Nişantaşı Üniversitesi, Minerva Academic ve Contemporary World Press arasında çeviri ve akademik işbirliğini kapsayan “Çin’in Kalkınma Yolu Çeviri ve Yayıncılık Merkezi”nin açılışı gerçekleştirildi. Törene Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong, Nişantaşı Üniversitesi kurucusu Levent Uysal ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat yanı sıra akademi, yayıncılık ve medya dünyasından çok sayıda isim katıldı.
Programın ilerleyen bölümünde Minerva Academic direktörü Doç. Dr. Efe Can Gürcan’ın oturum başkanlığında Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Doster, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı Dr. Altay Atlı ve İstanbul Gedik Üniversitesi ASEAN Merkezi Direktörü Sibel Karabel’in konuşmacı olarak yer aldığı akademik panel düzenlendi. Harici Medya’nın da düzenleyicileri arasında yer aldığı etkinlik, Türkiye ve Çin arasındaki işbirliği fırsatlarını ele alan yeni bir belgeselin lansmanı ve kısa video gösterimiyle tamamlandı.

Törende öne çıkan başlıklardan biri, Türkiye-Çin ilişkilerinin yalnızca diplomatik ya da ekonomik değil, aynı zamanda düşünsel, kültürel ve yayıncılık boyutlarıyla da kurumsallaştırılması oldu. Bu çerçevede ÇKP Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Nişantaşı Üniversitesi Kurucusu Levent Uysal tarafından açılışı yapılan “Çin’in Kalkınma Yolu Çeviri ve Yayıncılık Merkezi”, Çin’in kalkınma tecrübesi, yönetişim anlayışı ve stratejik düşünce geleneğine ilişkin eserlerin Türkçe başta olmak üzere farklı dillere kazandırılmasını hedefleyen yeni bir ortak platform olarak sunuldu. Konuşmacılar, merkezin iki ülke arasında karşılıklı bilgi üretimi, akademik dolaşım ve çeviri faaliyetleri bakımından kalıcı bir zemin oluşturacağına işaret etti.

ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin konuşmasında, Çin ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yalnızca güncel jeopolitik yakınlaşmayla değil, Antik İpek Yolu’na uzanan çok katmanlı bir medeniyet etkileşimiyle de şekillendiğini vurguladı. Jin, medeniyetler arası etkileşim ve karşılıklı öğrenmenin insanlığın ilerlemesinde temel bir itici güç olduğunu belirterek, küresel meydan okumalar karşısında “medeniyet üstünlüğü” anlayışının ve sıfır toplamlı düşüncenin terk edilmesi gerektiğini söyledi. Eşitlik, diyalog ve kapsayıcılık ekseninde yeni işbirliği kanallarının geliştirilmesinin önemini vurgulayan Jin Xin, açılan merkezin Çin’in kalkınma deneyimini Türkiye ve bölge ülkelerine daha sistematik biçimde anlatacak önemli bir akademik platform olduğunu ifade etti. Aynı konuşmada, tanıtılan İngilizce kitabın Çin’in barışçıl kültürel geleneğini daha iyi anlamaya katkı sağlayacağını, belgesel projesinin ise iki ülke dostluğunu daha geniş kitlelere ulaştıracağını kaydetti.

ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin
Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong ise konuşmasında, açılışı yapılan merkezin Türkiye ile Çin arasındaki kültürel ve akademik bağları “yeni bir seviyeye” taşıyacağını söyledi. Çin’in kalkınma modelini halk odaklı yaklaşım, reform-yönetişim dengesi, teknoloji destekli yönetim ve bağımsız inovasyon çerçevesinde tanımlayan Wei, Çin’in deneyim paylaşımına açık olduğunu ve Türkiye dâhil diğer ülkelerle ortak sorunlara karşı işbirliğini geliştirmeye hazır bulunduğunu belirtti. Wei Xiaodong, Türkiye ile Çin’in tarih boyunca İpek Yolu üzerinden birbirine bağlandığını, bugün de Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında ortak kalkınma perspektifinin güçlendiğini ifade etti. Çin’de 11 üniversitede Türk dili eğitimi verildiğini, Türkiye’de ise 4 Konfüçyüs Enstitüsü’nün faaliyet gösterdiğini hatırlatan Wei, akademik ve kültürel etkileşimin toplumsal karşılıklı anlayış açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. “Kitapları bir araç, bilgiyi bir köprü olarak görmeliyiz” diyen Wei, yayıncılık ve çeviri işbirliğinin iki halk arasındaki yakınlaşmayı güçlendireceğini söyledi.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong
Nişantaşı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat konuşmasında, Türkiye ve Çin akademisi arasındaki işbirliğinin önemine işaret etti. Çin akademisinin son yıllarda birçok alanda küresel ölçekte öncü bir konuma yükseldiğini belirten Yozgat, “İstanbul Nişantaşı Üniversitesi olarak, bu yükselişi stratejik bir fırsat olarak görüyor ve Çinli akademik kurumlarla ilişkilerimizi derinleştirmeye özel bir önem atfediyoruz” ifadelerini kullandı. Rektör Yardımcısı, Türk–Çin akademik işbirliğinin yalnızca iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel ölçekte daha kapsayıcı ve yenilikçi bir akademik düzenin inşasına katkı sağlayacağına dair beklentilerini dile getirdi.
Minerva Academic tarafından İngilizceye kazandırılan Subtle Manifestations of the Dao-Mind (Dao Zihninin İnce Tezahürleri: Çin’in Birleşik Hanedanlıkları Bağlamında Stratejik Kültür ve Tarihsel Çıkarımlar) eserinin tanıtımında öne çıkan değerlendirmelerde ise, Çin’in tarihsel stratejik kültürü ile bugünkü diplomatik ve siyasal yönelimi arasındaki süreklilik vurgulandı. Contemporary World Press tarafından 2025 yılında Çince olarak yayımlanan ve Zhu Zhongbo tarafından kaleme alınan eserin Çin’in kadim büyük stratejisini ve stratejik kültürünü Qin, Batı Han, Doğu Han, Sui ve Tang hanedanları üzerinden incelediği belirtildi. Yazar Zhu Zhongbo’nun etkinliğe gönderdiği video mesajda, Çin stratejik kültürünün barışı, erdemli yönetimi, yenilikçiliği ve uzun erimli düşünmeyi esas aldığı; güç politikası ve hegemonya arayışına karşı ahlaki ilkelere dayalı bir siyasal yaklaşım geliştirdiği ifade edildi. Kitabın, günümüz Çin diplomasisinin karakterini anlamak ve küresel yönetişim tartışmalarına tarihsel bir perspektiften bakmak açısından önemli bir referans niteliği taşıdığı belirtildi.
Akademik panelde verilen ortak mesaj da, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkinin yalnızca devletler düzeyinde değil; üniversiteler, yayınevleri, araştırmacılar ve kamuoyu arasında da yeni kanallarla güçlendirilmesi gerektiği yönündeydi.
Contemporary World Press ve Harici Medya ortaklığında yapımına başlanan belgesel, yönetmen Çağatay Yurt tarafından tanıtıldı. Yurt konuşmasında, “Çin ve Türkiye gibi iki kadim medeniyetin modern dünyadaki yol arkadaşlığını anlatan, bu etkileşimin iki ülke halklarına getirdiği zenginliğe temas etmeyi hedefleyen bir belgesel projesi başlattık” ifadelerini kullandı. Yönetmen Yurt, belgeselde, Çin ve Türk kültürlerini yakından tanıyan ve tanıklık eden Türk üniversite öğrencileri, genç akademisyenler ve dijital dünyanın fikir önderleri aracılığıyla; “Medeniyetler çatışmalı mı, yoksa birbirini mi beslemeli mi?” sorusuna yanıt aranacağını vurguladı. Belgeselin çekimleri, İstanbul’da, Antalya Belek’te, Aksaray’da ve Tuz Gölü’nde gerçekleştirilecek.

Törende yapılan konuşmalar, çeviri faaliyetlerinin, ortak yayın projelerinin, akademik panellerin ve görsel-belgesel çalışmaların iki ülke arasında daha derin bir karşılıklı kavrayış inşa etme hedefi taşıdığını ortaya koydu. Bu yönüyle İstanbul’daki tören, kültürel diplomasi, akademik işbirliği ve yayıncılık alanlarını aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir girişim olarak öne çıktı.
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










