Diplomasi
Türkiye-Çin Akademik İşbirliği Töreni İstanbul’da yapıldı

ÇKP Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Çin İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Çin Akademik İşbirliği Törenine katıldı. Nişantaşı Üniversitesi kurucusu Levent Uysal ve Bakan Yardımcısı Jin Xin, Çeviri ve Yayıncılık Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Çinli Bakan Yardımcısı konuşmasında: “Çin-Türkiye dostluğu daha da gelişecek ve iki ülke arasındaki işbirliği bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye ile Çin arasında kültürel ve akademik etkileşimi derinleştirmeyi hedefleyen Türkiye-Çin Akademik İşbirliği ve Kitap Tanıtım Töreni, 12 Nisan Pazar günü İstanbul’da Conrad Otel’de gerçekleştirildi. Minerva Academic yayınevi ve Çin’in önde gelen yayınevlerinden Contemporary World Press tarafından düzenlenen törende, Çin’in düşünsel mirası ile güncel kalkınma ve dış politika yaklaşımı arasındaki ilişkiyi ele alan “Dao Zihninin İnce Tezahürleri: Çin’in Birleşik Hanedanlıkları Bağlamında Stratejik Kültür ve Tarihsel Çıkarımlar” kitabının tanıtımı yapıldı.

Törende, Nişantaşı Üniversitesi, Minerva Academic ve Contemporary World Press arasında çeviri ve akademik işbirliğini kapsayan “Çin’in Kalkınma Yolu Çeviri ve Yayıncılık Merkezi”nin açılışı gerçekleştirildi. Törene Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong, Nişantaşı Üniversitesi kurucusu Levent Uysal ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat yanı sıra akademi, yayıncılık ve medya dünyasından çok sayıda isim katıldı.
Programın ilerleyen bölümünde Minerva Academic direktörü Doç. Dr. Efe Can Gürcan’ın oturum başkanlığında Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Doster, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı Dr. Altay Atlı ve İstanbul Gedik Üniversitesi ASEAN Merkezi Direktörü Sibel Karabel’in konuşmacı olarak yer aldığı akademik panel düzenlendi. Harici Medya’nın da düzenleyicileri arasında yer aldığı etkinlik, Türkiye ve Çin arasındaki işbirliği fırsatlarını ele alan yeni bir belgeselin lansmanı ve kısa video gösterimiyle tamamlandı.

Törende öne çıkan başlıklardan biri, Türkiye-Çin ilişkilerinin yalnızca diplomatik ya da ekonomik değil, aynı zamanda düşünsel, kültürel ve yayıncılık boyutlarıyla da kurumsallaştırılması oldu. Bu çerçevede ÇKP Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Nişantaşı Üniversitesi Kurucusu Levent Uysal tarafından açılışı yapılan “Çin’in Kalkınma Yolu Çeviri ve Yayıncılık Merkezi”, Çin’in kalkınma tecrübesi, yönetişim anlayışı ve stratejik düşünce geleneğine ilişkin eserlerin Türkçe başta olmak üzere farklı dillere kazandırılmasını hedefleyen yeni bir ortak platform olarak sunuldu. Konuşmacılar, merkezin iki ülke arasında karşılıklı bilgi üretimi, akademik dolaşım ve çeviri faaliyetleri bakımından kalıcı bir zemin oluşturacağına işaret etti.

ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin konuşmasında, Çin ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yalnızca güncel jeopolitik yakınlaşmayla değil, Antik İpek Yolu’na uzanan çok katmanlı bir medeniyet etkileşimiyle de şekillendiğini vurguladı. Jin, medeniyetler arası etkileşim ve karşılıklı öğrenmenin insanlığın ilerlemesinde temel bir itici güç olduğunu belirterek, küresel meydan okumalar karşısında “medeniyet üstünlüğü” anlayışının ve sıfır toplamlı düşüncenin terk edilmesi gerektiğini söyledi. Eşitlik, diyalog ve kapsayıcılık ekseninde yeni işbirliği kanallarının geliştirilmesinin önemini vurgulayan Jin Xin, açılan merkezin Çin’in kalkınma deneyimini Türkiye ve bölge ülkelerine daha sistematik biçimde anlatacak önemli bir akademik platform olduğunu ifade etti. Aynı konuşmada, tanıtılan İngilizce kitabın Çin’in barışçıl kültürel geleneğini daha iyi anlamaya katkı sağlayacağını, belgesel projesinin ise iki ülke dostluğunu daha geniş kitlelere ulaştıracağını kaydetti.

ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin
Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong ise konuşmasında, açılışı yapılan merkezin Türkiye ile Çin arasındaki kültürel ve akademik bağları “yeni bir seviyeye” taşıyacağını söyledi. Çin’in kalkınma modelini halk odaklı yaklaşım, reform-yönetişim dengesi, teknoloji destekli yönetim ve bağımsız inovasyon çerçevesinde tanımlayan Wei, Çin’in deneyim paylaşımına açık olduğunu ve Türkiye dâhil diğer ülkelerle ortak sorunlara karşı işbirliğini geliştirmeye hazır bulunduğunu belirtti. Wei Xiaodong, Türkiye ile Çin’in tarih boyunca İpek Yolu üzerinden birbirine bağlandığını, bugün de Kuşak ve Yol Girişimi bağlamında ortak kalkınma perspektifinin güçlendiğini ifade etti. Çin’de 11 üniversitede Türk dili eğitimi verildiğini, Türkiye’de ise 4 Konfüçyüs Enstitüsü’nün faaliyet gösterdiğini hatırlatan Wei, akademik ve kültürel etkileşimin toplumsal karşılıklı anlayış açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. “Kitapları bir araç, bilgiyi bir köprü olarak görmeliyiz” diyen Wei, yayıncılık ve çeviri işbirliğinin iki halk arasındaki yakınlaşmayı güçlendireceğini söyledi.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong
Nişantaşı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat konuşmasında, Türkiye ve Çin akademisi arasındaki işbirliğinin önemine işaret etti. Çin akademisinin son yıllarda birçok alanda küresel ölçekte öncü bir konuma yükseldiğini belirten Yozgat, “İstanbul Nişantaşı Üniversitesi olarak, bu yükselişi stratejik bir fırsat olarak görüyor ve Çinli akademik kurumlarla ilişkilerimizi derinleştirmeye özel bir önem atfediyoruz” ifadelerini kullandı. Rektör Yardımcısı, Türk–Çin akademik işbirliğinin yalnızca iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel ölçekte daha kapsayıcı ve yenilikçi bir akademik düzenin inşasına katkı sağlayacağına dair beklentilerini dile getirdi.
Minerva Academic tarafından İngilizceye kazandırılan Subtle Manifestations of the Dao-Mind (Dao Zihninin İnce Tezahürleri: Çin’in Birleşik Hanedanlıkları Bağlamında Stratejik Kültür ve Tarihsel Çıkarımlar) eserinin tanıtımında öne çıkan değerlendirmelerde ise, Çin’in tarihsel stratejik kültürü ile bugünkü diplomatik ve siyasal yönelimi arasındaki süreklilik vurgulandı. Contemporary World Press tarafından 2025 yılında Çince olarak yayımlanan ve Zhu Zhongbo tarafından kaleme alınan eserin Çin’in kadim büyük stratejisini ve stratejik kültürünü Qin, Batı Han, Doğu Han, Sui ve Tang hanedanları üzerinden incelediği belirtildi. Yazar Zhu Zhongbo’nun etkinliğe gönderdiği video mesajda, Çin stratejik kültürünün barışı, erdemli yönetimi, yenilikçiliği ve uzun erimli düşünmeyi esas aldığı; güç politikası ve hegemonya arayışına karşı ahlaki ilkelere dayalı bir siyasal yaklaşım geliştirdiği ifade edildi. Kitabın, günümüz Çin diplomasisinin karakterini anlamak ve küresel yönetişim tartışmalarına tarihsel bir perspektiften bakmak açısından önemli bir referans niteliği taşıdığı belirtildi.
Akademik panelde verilen ortak mesaj da, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkinin yalnızca devletler düzeyinde değil; üniversiteler, yayınevleri, araştırmacılar ve kamuoyu arasında da yeni kanallarla güçlendirilmesi gerektiği yönündeydi.
Contemporary World Press ve Harici Medya ortaklığında yapımına başlanan belgesel, yönetmen Çağatay Yurt tarafından tanıtıldı. Yurt konuşmasında, “Çin ve Türkiye gibi iki kadim medeniyetin modern dünyadaki yol arkadaşlığını anlatan, bu etkileşimin iki ülke halklarına getirdiği zenginliğe temas etmeyi hedefleyen bir belgesel projesi başlattık” ifadelerini kullandı. Yönetmen Yurt, belgeselde, Çin ve Türk kültürlerini yakından tanıyan ve tanıklık eden Türk üniversite öğrencileri, genç akademisyenler ve dijital dünyanın fikir önderleri aracılığıyla; “Medeniyetler çatışmalı mı, yoksa birbirini mi beslemeli mi?” sorusuna yanıt aranacağını vurguladı. Belgeselin çekimleri, İstanbul’da, Antalya Belek’te, Aksaray’da ve Tuz Gölü’nde gerçekleştirilecek.

Törende yapılan konuşmalar, çeviri faaliyetlerinin, ortak yayın projelerinin, akademik panellerin ve görsel-belgesel çalışmaların iki ülke arasında daha derin bir karşılıklı kavrayış inşa etme hedefi taşıdığını ortaya koydu. Bu yönüyle İstanbul’daki tören, kültürel diplomasi, akademik işbirliği ve yayıncılık alanlarını aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir girişim olarak öne çıktı.
Diplomasi
Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.
Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.
Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.
Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.
Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.
Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.
Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.
Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Diplomasi
AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.
Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.
Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.
Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.
Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.
Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.
Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.
Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.
Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.
Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.
Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:
“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”
Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı.
Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.
Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı.
Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.
Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.
Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı.
Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.
Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı












