Diplomasi
Ukrayna için İngiliz-Fransız planı Londra zirvesinde görüşüldü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in fiyasyko ile sonuçlanan ABD ziyaretinin ardından Avrupa ülkeleri Kiev’e desteğe devam etmek için Londra’da bir araya geldi.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın ev sahipliği yaptığı zirvede ABD’nin dahil olmadığı bir “istekliler koalisyonu” oluşturmak için çaba sarf edildi. AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, “özgür dünyanın yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu” ve bu meydan okumayı üstlenmenin Avrupalılara bağlı olduğunu söyledi.
Aralarında Fransa, Almanya, Danimarka ve İtalya’nın yanı sıra Kanada ve Türkiye de bulunduğu 18 ülkenin liderlerini bir araya getiren pazar günkü Londra zirvesinde haftalardır ilk kez ilerleme kaydedilmiş gibi görünüyor.
Starmer, ateşkese varılması halinde Ukrayna’ya güvenlik garantileri sunmak üzere “istekliler koalisyonuna” katılma arzusunu dile getiren bir dizi ülke olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’a sunulmak üzere bir barış planı hazırlanması için Ukrayna ile birlikte çalışmaya İngiltere ve Fransa öncülük edecek.
Britanya asker göndermeye istekli; Meloni ABD-Avrupa arasında köprü olmak istiyor
Starmer görüşmelerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Birleşik Krallık bunu diğerleriyle birlikte karada botlarla ve havada uçaklarla desteklemeye hazırdır,” diyerek Ukrayna’ya asker konuşlandırma sinyali verdi.
Starmer zirvenin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna liderinin Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump’la patlak veren tartışmasının ardından Avrupa’nın Volodimir Zelenskiy için “aracı olarak” devreye gireceğini ve “çatışmaları durdurmaya” çalışacağını söyledi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Trump ile olan iyi ilişkisini “köprü kurucu” olarak kullanmaya hazır olduğunu söyledi.
Meloni yaptığı açıklamada ABD, Avrupa ve Ukrayna arasında “son yıllarda birlikte savunduğumuz Ukrayna’dan başlayarak günümüzün büyük zorluklarıyla nasıl mücadele edeceğimizi açık yüreklilikle konuşmak üzere” acil bir toplantı yapılması çağrısında bulundu.
Almanya, İspanya ve Polonya asker gönderme konusunda tereddütlü
Polonya Başbakanı Donald Tusk Zelenskiy’e destek veren ilk isimler arasında yer alsa da Varşova henüz Ukrayna konusunda önemli bir girişimde bulunacağının sinyalini vermiş değil.
Almanya, İspanya ve Polonya da Ukrayna’ya barış gücü gönderme konusunda tereddütlü davranan Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, liderlerin “karar almaya hazır” olmaları gerektiğini söylediği 6 Mart’taki AB zirvesi öncesinde pazar günkü istişareleri “faydalı ve önemli” olarak nitelendirdi.
AB üyesi 27 ülkenin tamamının Macaristan ve Slovakya ile ortaya çıkması muhtemel iç bölünmeler arasında köprü kurup kuramayacağı tartışmalı olmaya devam ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen pazar günü yaptığı açıklamada 6 Mart’taki zirvede savunmaya ilişkin “kapsamlı bir plan” sunacağını söyledi, fakat özellikle aciliyet göz önüne alındığında planın hazırlanmasının neden bu kadar uzun sürdüğü konusunda eleştiriler arttı.
Starmer ve Rutte, Zelenskiy’den Trump ile arayı düzeltmesini istedi
Öte yandan Ukrayna’ya destek sözlerine rağmen bazı Avrupalı liderler Kiev’e, tamamen ABD olmadan ilerlemektense Washington ile bağlarını onardıklarını görmeyi tercih ettiklerinin sinyalini verdiler.
Bir AB yetkilisi görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “NATO bağlamında ABD ile yakın çalışmaya devam etmenin önemi konusunda geniş bir görüş birliği ve ek güvenlik garantilerine yönelik gelecekteki Avrupa katkılarının ABD ile el ele geliştirilmesi gerektiği konusunda güçlü bir mutabakat vardı,” dedi.
Nitekim hem Starmer hem de NATO Genel Sekreteri Mark Rutte daha önce Zelenskiy’i, Trump’ın Kiev’in savaşmaya devam etmesini istemediğini açıkça belirtmesine rağmen, ABD yönetimiyle ilişkilerini düzeltmenin bir yolunu bulmaya ikna etmeye çalışmıştı.
Fakat Trump ve Zelenskiy arasındaki bağları onarmak kolay olmayacak. Avrupalı müttefikler savaştan zarar gören ülkenin liderine desteklerini ifade etmekte sıraya girerken, ABD kamuoyu önünde özür dilenmesini istediğini açıkça belirtti.
Trump’ın ulusal istihbarat direktörü Tulsi Gabbard Fox News’e verdiği demeçte, “Başkan Trump’ın bu konuya yeniden dahil olmaya istekli olması için iyi niyetli müzakerelere olan ilginin yeniden inşa edilmesi gerekecek,” dedi.
Starmer gazetecilere yaptığı açıklamada önerilerini koordine etmek üzere Londra zirvesinden önce Trump ile görüştüğünü söyledi. Starmer ayrıca ateşkesi sağlamak üzere sahaya çıkacak Avrupa birliklerine ABD’nin destek vermesi için Washington’u ikna etme planlarını da rafa kaldırmadı.
Starmer, Avrupa’nın “ağır yükü kaldırması gerektiğini” ama “bu çabanın güçlü bir ABD desteğine sahip olması gerektiğini” söyledi.
İngiliz-Fransız planının ayrıntıları
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Le Figaro’ya verdiği demeçte Starmer ile birlikte Rusya ve Ukrayna arasında “havada, denizde ve enerji altyapısında” bir ay sürecek bir ateşkes önerdiklerini söylemesinin ardından Avrupa barış planının yeni ayrıntıları ortaya çıktı.
Macron bu yaklaşımın Rusya’nın niyetini doğrulama avantajına sahip olacağını ve tüm cephe hattı boyunca sahada bir ateşkesi denetlemekten daha kolay olacağını sözlerine ekledi ve “Bir ateşkes durumunda, cepheye uyulduğunu doğrulamak çok zor olacaktır,” dedi.
İngiliz başbakanlığı yorum yapmayı reddetti, fakat Starmer ateşkesin kabul edilmesi halinde Britanya’nın askerlerini sahaya sürebileceğini söyledi. Hava, deniz ve altyapı alanlarını kapsayan bir aylık bir ateşkesin “her iki tarafta da güvenin tesis edilmesine yardımcı olacağı” öne sürülüyor.
Avrupa planının ikinci kilit parçası ise Zelenskiy’in ABD’ye Ukrayna’nın bazı maden rezervlerinden elde edilecek gelirden pay verilmesini öngören bir anlaşmayı imzalayarak Washington’a barış anlaşmasında iktisadi bir pay vermesini içeriyor.
Trump Zelenskiy’in geçen cuma günü Washington’da bu anlaşmayı imzalamasını istemişti.
Birleşik Krallık’ın Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, Zelenskiy’i anlaşmayı imzalamaya çağırdı ve Ukrayna ile tüm Avrupalı liderlere barışa aracılık etmeleri için “Başkan Trump’ın aldığı inisiyatife kesin destek” vermeleri çağrısında bulundu.
Mandelson ABC’ye verdiği demeçte İngilizlerin son düşüncelerinin bir başka işaretini verdi ve “Ukrayna ateşkesi ilk taahhüt eden ülke olmalı ve Ruslara da bunu takip etmeleri için meydan okumalı,” dedi.
Starmer, “İlerleme kaydedilmediği sürece içinde bulunduğumuz konumda kalacağımızı çok güçlü bir şekilde hissediyorum. Şu an daha fazla konuşma zamanı değil. Harekete geçme, adım atma ve liderlik etme zamanı,” dedi.
ABD’nin “ateş gücü” için umutsuz çağrılar
Starmer ve İngilizler, her şeye rağmen ABD’nin askeri gücünün Ukrayna’da “ateşkes” için olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorlar.
İngiliz lider, Britanya ve ABD ekiplerinin Trump’ın herhangi bir barış anlaşmasının güvence altına alınmasına nasıl yardımcı olabileceğini tartıştıklarını, fakat Başkanın bunu Avrupa ülkelerinin sorumluluğu olarak gördüğünü her zaman açıkça belirttiğini söylediler.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte zirveden ayrılırken yaptığı açıklamada ABD’nin güvenlik garantilerine katkıda bulunup bulunmayacağı konusunda “tartışmanın devam ettiğini” söyledi.
Fransa, nükleer şemsiye olmak için harekete geçebilir
Trump’ın Ukrayna’ya askeri desteği kesmesinin ardından Avrupa’nın savunma kapasitesinin artırılmasına ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı.
Macron toplantının ardından Le Figaro gazetesine verdiği demeçte AB’nin savunma kapasitesini arttırmak için 200 milyar avro sağlaması gerektiğini söyledi.
Macron, ayrıca harcamalar için ekonomik çıktının %3 ila %3,5’ine eşit bir hedef belirlemeleri gerektiğini söyledi.
Macron, “Ortak bir savunma için kapasite ihtiyaçlarımızı belirlemek üzere Avrupa Komisyonu’na bir yetki vereceğiz. Bu büyük finansman muhtemelen yüz milyarlarca avroya ulaşacak,” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Fransa’nın nükleer şemsiyesini Avrupalı komşularıyla paylaşma konusunda görüşmelere başlamak istediğini belirtti. Macron, “Bizim bir kalkanımız var ama onların yok. Ve artık Amerika’nın nükleer caydırıcılığına güvenemezler. Buna sahip olmayanlarla stratejik bir görüşmeye ihtiyacımız var; ve bu Fransa’yı daha güçlü kılacaktır,” diye ekledi.
Macron röportajda Avrupa savunmasını gerçekten güçlendirmenin “beş yıl, on yıl alacağını” söyledi ve “Ama bu önemli değil, çünkü bugünün stratejik bir uyanma anı olduğuna inanıyorum,” dedi.
Avrupa’nın savunması için pamuk eller cebe
Daha geniş kapsamlı Avrupa Konseyi Perşembe günü toplanarak Ukrayna’ya yönelik 20 milyar avroluk askeri paketi ve mali kuralların gevşetilmesi de dâhil olmak üzere savunma harcamalarının artırılmasına yönelik adımları görüşecek.
Starmer, Macron ve Meloni’nin üçü de, Avrupa’nın kendini savunmak için daha fazlasını yapması gerektiğini ama Ukrayna’da barışa giden yolun Beyaz Saray’dan geçmesi gerektiğini açıkça ifade ettiler.
Bu kapsamda Starmer, Belfast’ta üretilmek üzere Ukrayna’ya 5.000’den fazla hava savunma füzesi tedariki için 1,6 milyar sterlinlik İngiliz ihracat garantisi sağlanacağını duyurdu.
Bloomberg’in aktardığına göre Avrupa’nın savunmasına yeniden odaklanılması, yatırımcıların daha yüksek harcamaların büyümeyi artıracağı yönündeki beklentileri ile birlikte bölge para birimlerini dolar karşısında güçlendirdi.
Avro, dolar karşısında %0,4 yükselerek çoğu önemli emsalinden daha iyi performans gösterirken Polonya zlotisi, Romanya leyi ve İskandinav para birimleri de yükseldi.
Avrupa savunma hisseleri pazartesi günü Tradegate’teki erken işlemlerde, cuma günkü ana borsa kapanışlarına kıyasla BAE Systems %23, Rheinmetall %19, Thales %17, Saab %17, Dassault Aviation %16, Rolls-Royce %13 ve Leonardo %12 artış gösterdi.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Diplomasi
AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.
Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.
Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.
Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.
Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.
Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.
Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.
Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.
Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.
Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.
Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:
“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”
Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı.
Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.
Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı.
Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.
Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.
Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı.
Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.
Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.
Diplomasi
Almanya ile Avusturya arasında BMGK kavgası

Almanya ile Avusturya arasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) kimin üye olacağı konusunda sert bir tartışma yaşanıyor.
POLITICO’da yer alan habere göre BMGK üyeliği için girişilen rekabette Avusturyalı yetkililer, “alaycı bir diplomasi ve basit bir mesaja” başvuruyor.
Üst düzey bir Avusturyalı diplomatın ifadesiyle, Viyana “tam da Alman olmadığımız için” kendilerine oy verilmesini istiyor.
Habere göre bu alaycı esprinin ardında, normalde yakın müttefikler olarak görülen iki ülke arasında gerçek bir rekabet ve şiddetli bir çekişme yatıyor.
Almanya, Avusturya ve Portekiz olmak üzere üç AB ülkesi, bugün (3 Haziran) yapılacak Genel Kurul oylamasında BM’nin en güçlü organındaki iki geçici üye koltuğu için yarışıyor.
Portekiz, Portekizce ve İspanyolca konuşulan ülkelerle olan güçlü bağları sayesinde, 2027’de başlayacak iki yıllık dönem için genel olarak kesin aday olarak görülüyor.
Bu durumda, yakın tarihi ve kültürel bağlarla birbirine bağlı, ancak zaman zaman gerginlikler de yaşayan Almanya ve Avusturya, son koltuk için rekabet ediyor.
Almanya bu yarışta devasa bir güç olsa da, bu durum Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un Berlin’in adaylığını agresif bir şekilde savunmasını engellemedi.
Bu durum, Şansölye Friedrich Merz’in, Almanya’nın ihracat odaklı ekonomisini desteklemek ve küresel sahnedeki etkisini güçlendirmek için her türlü uluslararası etki kaynağını güvence altına alma kararlılığını yansıtıyor.
Wadephul, geçen hafta sonu Almanya’ya oy vermeleri için ülkelere lobi yapmak üzere New York’a uçtu.
Wadephul, varışının hemen ardından, “Küresel krizler söz konusu olduğunda Almanya, etkisini ortaya koymak istiyor. Bu, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi için gayet uygun bir tutum,” dedi.
Buna karşılık Avusturyalı diplomatlar, nispeten küçük olmalarını bir erdem olarak sunuyorlar.
Bir Avusturyalı diplomat, “Bağlantısız ve askeri açıdan tarafsız küçük bir ülke olarak çok özel bir rol oynayabiliriz: Çünkü mesele siyasi ağır topların hakları değil, tüm devletler arasındaki hak dengesi,” dedi.
Öte yandan Alman ve Avusturyalı liderler, birbirlerini alt etmek için ne kadar çaba harcadıkları konusunda alışılmadık derecede açık sözlü davrandılar.
Merz salı günü Berlin’de, Almanya’nın adaylığını destekleyeceğini belirten Macaristan Başbakanı Péter Magyar’ın yanında yaptığı açıklamada, “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan geçici üye koltuğu için onay alabilmek amacıyla elimizden gelen her şeyi yaptık: federal dışişleri bakanı ve şahsım dahil olmak üzere kabinedeki birçok meslektaşımız da bu çabaya katıldı,” dedi.
Avusturyalı bir diplomata göre, Avusturya başbakanı ve dışişleri bakanı da yarışmayı kazanmak için “elinden geleni yaptı.”
Avusturya’nın BM Büyükelçisi Gregor Kössler, Avusturya haber kuruluşu Die Presse’ye verdiği röportajda, “perde arkasında sert müzakereler yapıldığını” söyledi:
“İnsanlar oyları kendi lehlerine çevirmeye ve destekçileri kendi saflarına çekmeye çalışıyor. Özellikle geride kaldığınızda, mevcut anlaşmaları bozmak için biraz daha fazla baskı yapmaya çalışabilirsiniz.”
Avusturyalı diplomatlar, tarafsızlıkları ve NATO üyeliği olmamalarının Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerinde kendilerine avantaj sağladığını söylüyor.
Avusturya tarafının bir başka açık avantajı da, Almanya’dan birkaç yıl önce 2027-2028 koltuğu için yarışa girmiş olması ve kısmen bu nedenle, oylamada Almanya’yı yenme şanslarının gerçekçi olduğuna inanıyorlar.
Böyle bir sonuç Merz için bir “aşağılanma” olur. Berlin, on yıllardır her sekiz yılda bir Güvenlik Konseyi üyeliğini kazanmayı başardı.
Avusturya’ya karşı alınacak bir yenilgi, sadece acı verici bir diplomatik gerileme anlamına gelmekle kalmayacak, aynı zamanda Avrupa içinde Almanya’nın liderlik rolünü yeniden tesis etme vaadiyle seçimlere katılan Merz’e yönelik iç eleştirilerin daha da artmasına yol açacak.
Bu durum, Wadephul’un New York’ta neden yoğun bir kampanya yürüttüğünü açıklamaya yardımcı oluyor.
Wadephul’un çabalarına aşina olan temsilcilere göre, bakan cuma gününden bu yana BM’de yaklaşık 80 bakan veya büyükelçi ile yüz yüze görüştü. Hangi teşvikleri sunduğu ise belirsiz.
Bu tür durumlarda diplomatlar genellikle oy takası yaparlar; şimdiki desteği karşılığında gelecekte destek vaat ederler.
Geniş bir uluslararası etki alanına sahip önde gelen bir BM bağışçısı olan Almanya’nın, Avusturya’dan daha fazla etki gücü olabilir.
Wadephul ayrıca yumuşak güç yoluyla ikna etmeye çalıştı. Pazartesi gecesi, Alman dışişleri bakanı BM Meydanı’nda bir caz grubu, Alman sosisleri ve bir dondurma standının yer aldığı büyük bir resepsiyon düzenledi.
191 BM üye ülkesi arasında yapılacak oylama, iki ülke Güvenlik Konseyi üyeliği için gerekli olan üçte iki çoğunluğu elde edene kadar turlar halinde gerçekleştirilecek.
Oylama gizli şekilde yapılacak; bu durum, hem Berlin hem de Viyana’dan gelen diplomatların, kimsenin itibarını zedelemeden son dakikaya kadar ülkeleri ikna etme şansı gördükleri için rekabeti kızıştırıyor gibi görünüyor.
Oylamada belirleyici olabilecek faktörlerden biri, İran’daki savaşın başlangıcında Merz’in uluslararası hukuka yönelik aşağılayıcı sözleri.
Bir diğeri ise, birçok üye ülkenin, Almanya’nın, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki askeri operasyonları sırasında sivil kayıpları kınamakta isteksiz olduğunu düşünmesi.
Fakat Avusturya da geleneksel olarak İsrail’in Avrupa’daki en güçlü destekçilerinden biri.
Fakat Wadephul, son günlerde Lübnan’daki İsrail operasyonunu daha sert bir dille eleştirdi ve pazar günü yaptığı bir açıklamada, İsrail ordusunun ülkenin güneyine ilerlemesinden duyduğu “ciddi endişeyi” dile getirerek, İsrail liderlerine “sivilleri ve sivil altyapıyı korumaları” çağrısında bulundu.
Salı günü ise Almanya’nın “uluslararası hukukun savunucusu” olacağını söyledi.
Fakat nihayetinde çarşamba günkü yarışın sonucu, yarış öncesinde süren kıyasıya diplomasi mücadelesinde hangi tarafın daha iyi performans göstereceğine bağlı olarak belirlenebilir.
Salı günü New York’ta Wadephul, Avusturya’nın öfkesini kesin olarak uyandıracak bir argüman ortaya attı: “BMGk’da iki küçük AB ülkesinin (Portekiz ve Avusturya) yer almasını istemiyorsanız, bunun yerine bizi seçin.”
BM genel merkezinin önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Birçok ülke için, Güvenlik Konseyi’nde daha küçük bir Avrupa ülkesinin ve Almanya’nın yer alması gibi karma bir yaklaşım doğru çözüm olabilir,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı









