Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna, müttefiklerinden 20 milyar dolar ek destek isteyecek

Yayınlanma

Ukrayna’nın, 18 Haziran’da yapılacak Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantısında Batılı müttefiklerinden 20 milyar dolar ek yardım talep etmeyi planladığı bildirildi. Politico’nun Ukrayna Savunma Bakanlığından üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı habere göre kaynakların hava savunması, insansız hava araçları ve mühimmat alımlarında kullanılması öngörülüyor.

Ukrayna’nın, Batılı ortaklarından ilave 20 milyar dolar talep etmeye hazırlandığı bildirildi. Politico’nun Ukrayna Savunma Bakanlığından üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı habere göre söz konusu talep, 18 Haziran’da yapılacak Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantısında gündeme getirilecek.

Haberde, Ramstein formatı olarak da bilinen toplantıda müttefik ülkelerin Kiev’e yönelik mali ve askeri desteklerini koordine ettiği belirtildi.

Politico’ya göre Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, konuyu daha önce Norveç, İsveç, Almanya ve Kanada temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde gündeme getirdi.

Haberde, müttefik ülkelerin her birinden Ukrayna’ya doğrudan yardım veya kredi şeklinde 2 milyar ila 6 milyar dolar arasında katkı sağlamalarının istendiği aktarıldı.

Talep edilen ek finansmanın hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, insansız hava araçları, mühimmat, elektronik harp sistemleri ve uzun menzilli silahların tedariki için kullanılması planlanıyor.

Politico’nun haberine göre askeri yardımın bir bölümü de “Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi” kapsamında silah alımına ayrılacak. NATO çerçevesinde yürütülen bu mekanizma, müttefiklerin Kiev adına ABD’li üreticilerden merkezi şekilde silah satın almasına imkan tanıyor.

Ramstein formatı 40’tan fazla ülkeyi bir araya getiriyor

Ukrayna Savunma Temas Grubu (Ukraine Defense Contact Group – UDCG), 40’tan fazla ülkenin Ukrayna’ya yönelik askeri desteği koordine ettiği uluslararası bir koalisyon olarak faaliyet gösteriyor. Grup adını, ilk toplantının Nisan 2022’de düzenlendiği Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’nden alıyor.

Günümüzde ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’daki önemli üslerinden biri olan tesiste NATO’nun Müşterek Hava Komutanlığı da bulunuyor.

UDCG, eski ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in girişimiyle, Ukrayna’da geniş çaplı çatışmaların başlamasından kısa süre sonra kuruldu.

Formatın amacı, silah tedariki, üretimi ve sevkiyatına ilişkin uluslararası çabaları eşgüdüm içinde yürüterek Kiev’e yönelik askeri destek sürecini hızlandırmak olarak tanımlanıyor. Grup son iki buçuk yılda 26 kez toplandı.

Öte yandan Politico daha önce, Kuzey Atlantik İttifakı üyesi ülkelerin Ukrayna için 70 milyar avroluk askeri finansman girişimini değerlendirdiğini bildirmişti.

Derginin dört NATO diplomatına dayandırdığı haberine göre teklif, temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO zirvesinde sunulabilir.

Kaynaklara göre görüşülen 70 milyar avroluk paketin tamamı yeni kaynaklardan oluşmayacak. Yaklaşık 30 milyar avroluk bölümün Avrupa Birliği’nin daha önce onayladığı 90 milyar avroluk iki yıllık kredi programından, kalan 40 milyar avroluk kısmın ise müttefik ülkelerin ikili taahhütleri kapsamında sağlanması öngörülüyor.

Diplomasi

Trump yönetiminden Mali’ye askeri müdahale planı

Yayınlanma

The Washington Post’a konuşan kaynaklara göre Trump yönetimi, Mali’de El Kaide’ye karşı askeri operasyon düzenlemeyi değerlendiriyor. Karar alınırsa Mali, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden sonra ABD’nin saldırı düzenlediği sekizinci ülke olacak; ancak Washington’da operasyon konusunda görüş birliği yok.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Mali’de El Kaide’ye karşı askeri operasyon düzenleme seçeneğini değerlendiriyor. The Washington Post’a konuşan konuya vakıf kaynaklara göre kararın onaylanması halinde Mali, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden sonra ABD ordusunun saldırı düzenlediği sekizinci ülke olacak.

ABD ordusu bu dönemde Yemen, Somali, Suriye, İran, Irak, Nijerya ve Venezuela’ya saldırılar düzenledi.

The Washington Post’un görüştüğü kaynaklar, üst düzey ABD yetkilileri arasında Mali’ye operasyon düzenlenip düzenlenmemesi konusunda görüş birliği olmadığını aktardı.

Güç kullanımını savunan isimler arasında, Ulusal Güvenlik Konseyi’nde terörle mücadele konularından sorumlu kıdemli direktör Sebastian Gorka öne çıkıyor.

Beyaz Saray, Mali’de askeri operasyon planlarına ilişkin açıklama yapmadı. Ancak Sahel’deki terörün, Sahra’nın güneyinde uzanan geniş yarı çöl bölgesini aşan “çok uluslu bir sorun” olduğunu belirtti.

Sahel Devletleri İttifakı Mali, Burkina Faso ve Nijer’den oluşuyor. Bu ülkelerin tamamında ordu, son yıllarda demokratik hükümetleri devirdi. Yönetimler daha sonra Batı’yla ilişkilerini kopararak güvenlik alanında Rusya’dan yardım istedi.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın Wagner paralı askerleri temelinde kurduğu Afrika Kolordusu da Mali’ye gönderildi.

Sahel El Kaide’si, bu yıl Rus askerlerini birçok önemli kentten çıkardı. Trump yönetiminden bir yetkili, Moskova’nın “Mali için ortak olarak etkisiz olduğunu gösterdiğini” söyledi.

ABD’li yetkili, “Diğer Afrika ülkelerinin, Rusya’nın terörle mücadeledeki korkunç sonuçlarını fark etmesini umuyoruz” dedi.

The Washington Post, ABD’nin Mali’de düzenleyeceği askeri operasyonun Rus güçleriyle çatışmaya yol açabileceğini yazdı.

Gazeteye göre Washington ile Moskova, olası çatışmaları önlemek için Suriye savaşı esnasında olduğu gibi faaliyetlerini koordine etmek zorunda kalabilir.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu ilkbaharda Azavad’ın Kurtuluş Cephesi ile El Kaide’nin Mali’de darbe girişiminde bulunduğunu açıkladı. İsyancılar başkent Bamako’nun yanı sıra Sevare, Gao ve Kidal’a saldırdı. Cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirmeye de çalıştı.

Saldırılar sonucunda Savunma Bakanı Sadio Kamara öldürüldü.

Mali ordusunun Genelkurmay Başkanlığı, temmuz ayında aralarında ülkenin kuzeyindeki Anefis ve Aguelhok’un, orta kesimdeki Gao ve Sevare’nin ve güneydeki Kenioroba’nın yer aldığı birçok kente isyancıların saldırdığını duyurdu. Ordu daha sonra Anefis’teki stratejik mevzilerin denetimini yeniden sağladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

FPV dronları Ukrayna’nın muharebe düzenini değiştirdi

Yayınlanma

Reuters’in analizine göre Ukrayna ordusu, insansız hava araçlarının cephede belirleyici hale gelmesiyle büyük birlikler yerine iki ya da üç kişilik dağınık timler kullanmaya başladı. Ajans, piyadenin daha çok gözetleme görevi üstlendiğini, doğrudan çatışmanın ise giderek FPV dron operatörlerine bırakıldığını aktardı.

İnsansız hava aracı teknolojilerinin cephe hattında geniş ölçekte kullanılması, Ukrayna’daki çatışmaların yapısını ve tarafların askeri taktiklerini köklü biçimde dönüştürdü.

Reuters’ın yer verdiği ve savaşın değişen niteliğini inceleyen araştırmaya göre Ukrayna ordusu, insansız hava araçlarının yarattığı gözetleme ve vuruş baskısı sebebiyle dar alanlarda personel ve ağır teknik ekipman yoğunlaştırma stratejisinden vazgeçti.

Bunun yerine, hat boyunca dağılmış küçük birliklerin öne çıktığı yeni bir hareket tarzı benimsendi.

Gelişen dron teknolojisi, tarafları geleneksel askeri doktrinlerde yer alan birlik, zırhlı araç ve topçu bataryalarını sınırlı alanlarda toplama yönteminden uzaklaşmaya zorladı.

Mevcut tabloda, cephe hattının her iki tarafında yer alan ve iki ila üç kişiden oluşan küçük askeri birimler, araziye dağıtılmış yer altı sığınaklarında varlık gösteriyor.

Doğrudan çatışma yerini FPV dronlara bıraktı

Ukrayna ordusuna bağlı “Macar’ın Kuşları” insansız sistemler tugayında görev yapan ve “Siluet” çağrı kodunu kullanan bir subay, piyade birliklerinin pozisyonlarını açık etmemek adına doğrudan sıcak çatışmaya girmekten kaçındığını aktardı.

Subay, piyadelerin temel işlevinin gözlem yapmaya evrildiğini, hedeflerin imhasında ise ağırlıklı olarak insansız hava araçlarının kullanıldığını ifade etti.

Haberde, FPV dronların hem cephe hattına yakın noktalarda hem de geride konuşlu operatörler tarafından kumanda edildiği kaydedildi. Elektronik harp sistemlerinin yarattığı sinyal kesintilerini ve engellemeleri bertaraf etmek amacıyla kumanda mekanizmasında sıklıkla fiber optik kabloların tercih edildiği bildirildi.

Saha koşullarına ilişkin bilgi veren Ukrayna askeri Sergey Krınıtskiy, personel eksikliği nedeniyle mevzilerin birbirinden oldukça uzak kaldığını ve birikim sağlanan alanlarda rotasyon gerçekleştirmenin yüksek risk taşıdığını vurguladı. Krınıtskiy, bu şartlar altında tek bir mevzide 300 günden fazla süre geçirdiğini belirtti.

Ağır zırhlıların rolü zayıfladı

Dronların kitlesel kullanımı, ağır zırhlı araçların sahadaki işlevini de değişime uğrattı. Ukraynalı askeri yetkililer, tank düellolarının fiilen imkânsız hale geldiğini ve ağır tekniklerin eski belirleyici rolünü yitirdiğini aktardı.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü kıdemli uzmanı ve askeri analist Rob Lee, tankların artık esas olarak meskûn mahal çatışmalarında ve elverişsiz hava koşullarında destek unsuru şeklinde kullanıldığını ifade etti.

Zırhlı birlik taarruzlarının yerini küçük piyade gruplarının sızma harekâtlarına bıraktığını kaydeden Lee, bununla birlikte gelişen yeni teknolojilerin gelecekte tankların askeri önemini yeniden artırabileceğini değerlendirdi.

Rusya cephesinde insansız sistemler

Savaşın diğer tarafında yer alan Rusya Federasyonu ise 2025 yılı bünyesinde müstakil İnsansız Sistem Kuvvetlerini kurdu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, aynı yıl yaptığı açıklamada, insansız hava aracı operatörlerinin Ukrayna’ya ait askeri teknik ekipman ile tesislerin yaklaşık yarısını imha ettiğini veya kullanılamaz hale getirdiğini duyurdu.

Rusya ordusunun 2024 yılı içerisinde 1,5 milyondan fazla insansız hava aracını envanterine kattığı belirtildi.

Devlet Başkanı Putin, 19 Aralık 2025 tarihindeki yıllık değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, Rus kuvvetlerinin temas hattının hemen her kesiminde dron sayısı bakımından Ukrayna unsurlarına karşı nitelik ve nicelik üstünlüğüne sahip olduğunu ifade etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Lavrov, ABD ile görüşmede Ukrayna’ya silah sevkiyatının durmasını istedi

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Manila’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede Batı’nın Ukrayna’ya silah sevkiyatının sona ermesi gerektiğini savundu. Rubio ise şimdiye dek gündeme gelen önerilerin Kiev açısından kabul edilemez kaldığını, barışın ancak “yeni fikirler ve kavramlarla” mümkün olabileceğini söyledi. Görüşmede taraflar siyasi çözüm arayışları ve savaşın sahadaki seyri üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Filipinler’in başkenti Manila’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile gerçekleştirdiği görüşmede Batılı ülkelerin Ukrayna’ya silah sevkiyatının sona ermesi gerektiğini dile getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Lavrov, Ukrayna gündemi ele alınırken “Kiev rejiminin silahlarla daha fazla desteklenmesinin kabul edilemez olduğunu” vurguladı.

Ayrıca Lavrov, Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı “istikrarsızlaştırıcı politikalarını” sürdürdüğünü ve Rusya’ya “stratejik yenilgi” yaşatma arayışında olduklarını belirtti..

Rubio ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Ukrayna’da barış anlaşmasına ulaşılabilmesi için “yeni fikirler” gerektiğini söyledi.

Şimdiye kadar ortaya konan önerilerin geçmişte Kiev açısından kabul edilemez kaldığını, bugün ise “muhtemelen daha da az kabul edilebilir” hale geldiğini ifade eden Rubio şöyle konuştu:

“Barış sağlanacaksa bu, bazı yeni fikirler ve kavramlar sayesinde gerçekleşecek. Uygun ortam ve gerekli koşullar oluşursa bunlardan bazılarını sunmaya hazırız. Bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmeye hazırız.”

2025 sonbaharından bu yana Lavrov ile Rubio’nun yüz yüze yaptığı ilk görüşme, Manila’daki ASEAN Zirvesi kapsamında gerçekleşti ve 35 dakika sürdü. Rubio görüşmeyi “iyi ve açık bir konuşma” diye niteledi. Görüşmenin odağında Ukrayna’ya yönelik Rus işgali yer aldı.

ABD’li bakan, bunu “çok kanlı bir savaş” olarak tanımlarken, Rusya’nın artık yıl sonuna kıyasla kendi topraklarının derinliklerinde saldırılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Rubio, Ukrayna’nın da “çok ağır bir bedel ödediğini” belirtti ve “Sivillerin hayatını kaybettiğini, Kiev’e yönelik saldırıları gördük. Bu savaş Ukrayna’ya da fayda sağlamadı. Bu nedenle her iki tarafın da savaşı sona erdirmek için bir teşvike sahip olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

ABD’nin Kiev ile Moskova arasında uzlaşma zemini aramayı sürdüreceğini de sözlerine ekledi.

Lavrov ise Rus tarafının çatışmanın siyasi ve diplomatik yollarla çözümüne hazır olduğunu yineledi.

Açıklamaya göre Rus bakan, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Anchorage’da mutabık kaldığı ilkelere bağlılıklarını da teyit etti.

Lavrov ayrıca ABD’li mevkidaşına Ukrayna’daki çatışma hattında yaşanan fiili duruma ilişkin bilgi verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English