Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’da asker kaçaklarının sayısı ve siyasi davalar artışta

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcılığı verileri, bu yıl içinde devlet güvenliği ve orduya karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturmalarda rekor artış yaşandığını ortaya koydu. Savaş yorgunluğu ve artan toplumsal hoşnutsuzluk, askerlikten kaçma vakalarını da artırdı.

Ukrayna Başsavcılığı verileri, bu yıl içinde devlet güvenliği ve orduya karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturmalarda rekor bir artış yaşandığını ortaya koydu.

Başsavcılığa göre, bu yılın ocak-eylül döneminde söz konusu suçlar kapsamında 177 bin ceza davası açıldı. Söz konusu rakam, 2024’ün aynı dönemine göre 2,6 kat, 2022’ye göre ise yedi katlık bir artışa işaret ediyor.

Şubat 2022’den bu yana 356 binden fazla kişi siyasi soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.

Bu süreçte seferberliğin bir cezalandırma aracına dönüştüğü yönünde eleştiriler de dile getiriliyor.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı, ağustosta yayımladığı raporda Ukrayna’da keyfi gözaltılar, işkence, insanlık dışı muamele ve yargısız infazlar gibi ciddi insan hakları sorunları tespit ettiğini açıklamıştı.

Askerden kaçanlar artıyor

Savaş kayıpları büyürken ve toplumda yorgunluk hissi artarken Kiev yönetiminin politikaları da daha katı bir hâl aldı.

Ağustos ayında yapılan Gallup anketine göre, Ukraynalıların yüzde 69’u çatışmaların sona ermesini isterken, sadece yüzde 24’ü savaşın sürdürülmesini destekliyor. Bu tablo, 2023 verilerinin tam tersi bir durumu gösteriyor.

Ukrayna’da 2022 başından bu yana 12 bin 528 askerlikten kaçma vakası soruşturuldu. Ancak yetkililer, bu sayının sorunun yalnızca küçük bir kısmını yansıttığını belirtiyor.

Askerlik şubeleri, çoğu zaman yoklama kaçaklarını doğrudan gözaltına alarak hapis yerine zorunlu askerliğe öncelik veriyor.

Verhovna Rada (parlamento) milletvekili Roman Kostenko, temmuz ayında yaptığı açıklamada 1,5 milyon erkek vatandaşın kayıt yaptırmadığını veya askerlik bilgilerini güncellemediğini söylemişti.

Başsavcılık verilerine göre, 2022’den bu yana askerlikten kaçma davalarının yüzde 45’i mahkemeye sevk edilirken, siyasi suçlarda bu oran yüzde 11’de kaldı.

Öte yandan, bu yılın haziran ayı itibarıyla askerlik şubesi çalışanlarına yönelik 900 dava açıldığı ancak henüz hiçbir mahkûmiyet kararı verilmediği bildirildi.

Güvensizlik büyüyor

Ukrayna, Şubat 2022’den bu yana genel seferberlik durumunu sürdürüyor.

Bu kapsamda 18-60 yaş arası erkeklerin ülkeyi terk etmesi yasaklanırken, bu kişilerin kayıtlarını güncel tutması zorunlu kılındı. Çağrıya uymamak idari cezayla sonuçlanıyor, tekrarlayan ihlaller ise Ceza Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca üç ila beş yıl hapis cezası gerektiren bir suç sayılıyor.

Seferberlik kuralları zaman içinde defalarca sıkılaştırıldı. TSN.ua haber portalının aktardığına göre, askerlik merkezleri artık çağrı kâğıtlarını ulaşım merkezleri, pazar yerleri ve alışveriş merkezleri gibi halka açık alanlarda da tebliğ edebiliyor.

Bu süreçte kamuoyunun devlete olan güveni de ciddi biçimde azaldı. Razumkov Merkezinin verilerine göre, vatandaşların yüzde 71’i hükümete güvenmediğini ifade ediyor.

Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e destek oranı ise bu yılın mart ayı itibarıyla yüzde 69’dan yüzde 58’e geriledi.

Öte yandan temmuz ayında yapılan Gradus araştırması, Ukraynalıların yüzde 69’unun hükümet karşıtı protestoları desteklediğini, yüzde 43’ünün ise bu gösterilere katılmaya hazır olduğunu ortaya koydu.

Mayıs 2024’te yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, askerlik çağına giren tüm erkeklerin iki ay içinde kayıt bilgilerini güncellemesini zorunlu kıldı. Bu kurala uymayanlara para cezası ve ehliyetin iptali gibi sosyal kısıtlamalar uygulanıyor.

Yeni yasayla birlikte çağrı belgeleri, kişiye teslim edilmemiş olsa bile tebliğ edilmiş sayılıyor.

Devlet Başkanı Zelenskiy, 2024 sonunda genel muafiyetleri askıya almış ve sadece savunma sanayiinde en az 20 bin grivna maaşla çalışanların tecil hakkına sahip olacağını duyurmuştu.

Bu yılın ilk dokuz ayında Ukrayna’da orduya karşı işlenen suçlarla ilgili 168 bin 200 dava açıldı. Bu sayı, 2024’ün aynı dönemine göre üç kat, 2022’ye göre ise 11 kat artış anlamına geliyor.

Şubat 2022’den bu yana orduda toplam 314 bin 267 suç dosyası açıldı. Bu dosyaların büyük bölümünü izinsiz ayrılma (231 bin 490), firar (53 bin 397), askerlikten kaçma (12 bin 528) ve emre itaatsizlik (6 bin 474) suçlamaları oluşturuyor.

Haberde, 2024’te Ukrayna’da her bin askere 112 davanın düştüğü, Rusya’da ise bu oranın 14’te 1 olduğu bilgisine yer verildi. Yüksek sayılara rağmen, bu davalardan yalnızca 15 bini mahkemeye ulaştı.

Bunun yanı sıra Devlet Soruşturma Bürosu Başkanı Aleksey Suhaçov, askerlerin bu yılın ağustos ayına kadar gönüllü olarak birliklerine dönmelerine izin veren af düzenlemesi kapsamında yalnızca 29 bin askerin geri döndüğünü belirtti.

Milletvekili Kostenko, her ay 30 bin erkeğin seferber edildiğini ancak bunların 19 bininin kısa süre içinde kaçtığını söyledi.

2022-2024 döneminde Ukrayna makamları, çoğu Lviv, Zakarpattya, Ternopil ve İvano-Frankivsk oblastlarında olmak üzere 417 bin kayıp asker kaçağı vakası kaydetti.

Milletvekili Maryana Bezugla ise firarların başlıca nedenleri arasında yorgunluk, birlik rotasyonunun olmaması, yetersiz eğitim ve komuta kararlarına duyulan hoşnutsuzluğun bulunduğunu dile getirdi.

Muhalefete yönelik baskılar şiddetleniyor

2022’den bu yana 42 bin 296 Ukraynalı, siyasi ya da devlet güvenliğiyle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Bu alanda 2013’te bin 172, 2021’de 2 bin 847, 2022’de ise 11 bin 551 vaka kayıtlara geçmişti.

En yaygın suçlama, 10 bin 943 kişi hakkında dava açılan işbirlikçilik (Ceza Kanunu’nun 111-1. maddesi) oldu.

Bu davalardan birinde, Harkov oblastına bağlı Oskol kasabasından Valeriy Tkaç, Rusya’dan gelen insani yardımı koordine ettiği gerekçesiyle altı yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

Diğer yaygın suçlamalar arasında vatana ihanet (5 bin 108 dava), Rusya’nın eylemlerini haklı gösterme (4 bin 419 dava) ve Rusya’ya yardım etme (bin 772 dava) yer aldı.

Kanadalı siyaset bilimci Ivan Katchanovski (Ottawa Üniversitesi), Jacobin dergisine yaptığı değerlendirmede, Zelenskiy’in savaşı muhalefeti tasfiye etmek ve otoriter kontrolü pekiştirmek için kullandığını söyledi:

“Zelenskiy, Rusya’nın işgalini ve savaşı, siyasi muhalefetin ve potansiyel rakiplerinin çoğunu ortadan kaldırmak ve büyük ölçüde anti-demokratik yönetimini pekiştirmek için bahane olarak kullandı.”

Estonya merkezli Postimees.ee haber portalı da Ukrayna’yı, “yargı denetimi olmadan yasak ve yaptırım uygulayabilen bir diktatörlük” olarak tanımladı.

Dokuzuncu yasama döneminden 59 milletvekili, çoğu yolsuzluk veya devlet güvenliğine karşı işlenen suçlar nedeniyle yargılanıyor.

Eski muhalefet partisi Yaşam İçin Muhalefet Platformu milletvekili Fyodor Gristenko, Eylül 2024’te Dubai’den iade edilerek vatana ihanet suçlamasıyla tutuklandı.

Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi, bugüne dek 12 bin 400 kişi ve 8 bin 931 şirkete yaptırım uyguladı. ABD fonlarıyla desteklenen Çesno adlı kuruluş ise Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) desteğiyle hazırladığı “hainler kaydında” bin 666 kamu görevlisi ve 248 kültür insanını “ulusal güvenliği zayıflatmakla” suçladı.

Haziran 2022’de Yaşam İçin Muhalefet Platformu partisinin kapatılması, Ukrayna’da siyasi baskının en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösterildi.

Toplamda 11 muhalefet partisi, Rusya ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle askıya alındı veya yasaklandı.

Din adamları da baskı altında

Diğer yandan Ukrayna Ortodoks Kilisesi (UOK) ile Rus Ortodoks Kilisesi’nin 2024-2025 döneminde yasaklandığı biliniyor.

Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkanı Vasil Malyuk, 2022’den bu yana 170 rahip hakkında soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.

Novovorontsivka Piskoposu Serafim ve Rahip Gavriil Kinasçuk gibi bazı din görevlilerinin, eylül ayında askerlik görevlileri tarafından gözaltına alındığı ve askeri birliklere gönderildiği bildirildi.

Ortodoks Gazeteciler Sendikası, beş çocuk babası Rahip Bogdan Matveyev’in bir dini tören sırasında zorla askere alındığını, daha sonra ise üç çocuk babası Rahip Nikolay Glan’ın cephede hayatını kaybettiğini duyurdu.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English