Diplomasi
Ukrayna’da asker kaçaklarının sayısı ve siyasi davalar artışta

Ukrayna Başsavcılığı verileri, bu yıl içinde devlet güvenliği ve orduya karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturmalarda rekor artış yaşandığını ortaya koydu. Savaş yorgunluğu ve artan toplumsal hoşnutsuzluk, askerlikten kaçma vakalarını da artırdı.
Ukrayna Başsavcılığı verileri, bu yıl içinde devlet güvenliği ve orduya karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturmalarda rekor bir artış yaşandığını ortaya koydu.
Başsavcılığa göre, bu yılın ocak-eylül döneminde söz konusu suçlar kapsamında 177 bin ceza davası açıldı. Söz konusu rakam, 2024’ün aynı dönemine göre 2,6 kat, 2022’ye göre ise yedi katlık bir artışa işaret ediyor.
Şubat 2022’den bu yana 356 binden fazla kişi siyasi soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.
Bu süreçte seferberliğin bir cezalandırma aracına dönüştüğü yönünde eleştiriler de dile getiriliyor.
Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı, ağustosta yayımladığı raporda Ukrayna’da keyfi gözaltılar, işkence, insanlık dışı muamele ve yargısız infazlar gibi ciddi insan hakları sorunları tespit ettiğini açıklamıştı.
Askerden kaçanlar artıyor
Savaş kayıpları büyürken ve toplumda yorgunluk hissi artarken Kiev yönetiminin politikaları da daha katı bir hâl aldı.
Ağustos ayında yapılan Gallup anketine göre, Ukraynalıların yüzde 69’u çatışmaların sona ermesini isterken, sadece yüzde 24’ü savaşın sürdürülmesini destekliyor. Bu tablo, 2023 verilerinin tam tersi bir durumu gösteriyor.
Ukrayna’da 2022 başından bu yana 12 bin 528 askerlikten kaçma vakası soruşturuldu. Ancak yetkililer, bu sayının sorunun yalnızca küçük bir kısmını yansıttığını belirtiyor.
Askerlik şubeleri, çoğu zaman yoklama kaçaklarını doğrudan gözaltına alarak hapis yerine zorunlu askerliğe öncelik veriyor.
Verhovna Rada (parlamento) milletvekili Roman Kostenko, temmuz ayında yaptığı açıklamada 1,5 milyon erkek vatandaşın kayıt yaptırmadığını veya askerlik bilgilerini güncellemediğini söylemişti.
Başsavcılık verilerine göre, 2022’den bu yana askerlikten kaçma davalarının yüzde 45’i mahkemeye sevk edilirken, siyasi suçlarda bu oran yüzde 11’de kaldı.
Öte yandan, bu yılın haziran ayı itibarıyla askerlik şubesi çalışanlarına yönelik 900 dava açıldığı ancak henüz hiçbir mahkûmiyet kararı verilmediği bildirildi.
Güvensizlik büyüyor
Ukrayna, Şubat 2022’den bu yana genel seferberlik durumunu sürdürüyor.
Bu kapsamda 18-60 yaş arası erkeklerin ülkeyi terk etmesi yasaklanırken, bu kişilerin kayıtlarını güncel tutması zorunlu kılındı. Çağrıya uymamak idari cezayla sonuçlanıyor, tekrarlayan ihlaller ise Ceza Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca üç ila beş yıl hapis cezası gerektiren bir suç sayılıyor.
Seferberlik kuralları zaman içinde defalarca sıkılaştırıldı. TSN.ua haber portalının aktardığına göre, askerlik merkezleri artık çağrı kâğıtlarını ulaşım merkezleri, pazar yerleri ve alışveriş merkezleri gibi halka açık alanlarda da tebliğ edebiliyor.
Bu süreçte kamuoyunun devlete olan güveni de ciddi biçimde azaldı. Razumkov Merkezinin verilerine göre, vatandaşların yüzde 71’i hükümete güvenmediğini ifade ediyor.
Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e destek oranı ise bu yılın mart ayı itibarıyla yüzde 69’dan yüzde 58’e geriledi.
Öte yandan temmuz ayında yapılan Gradus araştırması, Ukraynalıların yüzde 69’unun hükümet karşıtı protestoları desteklediğini, yüzde 43’ünün ise bu gösterilere katılmaya hazır olduğunu ortaya koydu.
Mayıs 2024’te yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, askerlik çağına giren tüm erkeklerin iki ay içinde kayıt bilgilerini güncellemesini zorunlu kıldı. Bu kurala uymayanlara para cezası ve ehliyetin iptali gibi sosyal kısıtlamalar uygulanıyor.
Yeni yasayla birlikte çağrı belgeleri, kişiye teslim edilmemiş olsa bile tebliğ edilmiş sayılıyor.
Devlet Başkanı Zelenskiy, 2024 sonunda genel muafiyetleri askıya almış ve sadece savunma sanayiinde en az 20 bin grivna maaşla çalışanların tecil hakkına sahip olacağını duyurmuştu.
Bu yılın ilk dokuz ayında Ukrayna’da orduya karşı işlenen suçlarla ilgili 168 bin 200 dava açıldı. Bu sayı, 2024’ün aynı dönemine göre üç kat, 2022’ye göre ise 11 kat artış anlamına geliyor.
Şubat 2022’den bu yana orduda toplam 314 bin 267 suç dosyası açıldı. Bu dosyaların büyük bölümünü izinsiz ayrılma (231 bin 490), firar (53 bin 397), askerlikten kaçma (12 bin 528) ve emre itaatsizlik (6 bin 474) suçlamaları oluşturuyor.
Haberde, 2024’te Ukrayna’da her bin askere 112 davanın düştüğü, Rusya’da ise bu oranın 14’te 1 olduğu bilgisine yer verildi. Yüksek sayılara rağmen, bu davalardan yalnızca 15 bini mahkemeye ulaştı.
Bunun yanı sıra Devlet Soruşturma Bürosu Başkanı Aleksey Suhaçov, askerlerin bu yılın ağustos ayına kadar gönüllü olarak birliklerine dönmelerine izin veren af düzenlemesi kapsamında yalnızca 29 bin askerin geri döndüğünü belirtti.
Milletvekili Kostenko, her ay 30 bin erkeğin seferber edildiğini ancak bunların 19 bininin kısa süre içinde kaçtığını söyledi.
2022-2024 döneminde Ukrayna makamları, çoğu Lviv, Zakarpattya, Ternopil ve İvano-Frankivsk oblastlarında olmak üzere 417 bin kayıp asker kaçağı vakası kaydetti.
Milletvekili Maryana Bezugla ise firarların başlıca nedenleri arasında yorgunluk, birlik rotasyonunun olmaması, yetersiz eğitim ve komuta kararlarına duyulan hoşnutsuzluğun bulunduğunu dile getirdi.
Muhalefete yönelik baskılar şiddetleniyor
2022’den bu yana 42 bin 296 Ukraynalı, siyasi ya da devlet güvenliğiyle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Bu alanda 2013’te bin 172, 2021’de 2 bin 847, 2022’de ise 11 bin 551 vaka kayıtlara geçmişti.
En yaygın suçlama, 10 bin 943 kişi hakkında dava açılan işbirlikçilik (Ceza Kanunu’nun 111-1. maddesi) oldu.
Bu davalardan birinde, Harkov oblastına bağlı Oskol kasabasından Valeriy Tkaç, Rusya’dan gelen insani yardımı koordine ettiği gerekçesiyle altı yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Diğer yaygın suçlamalar arasında vatana ihanet (5 bin 108 dava), Rusya’nın eylemlerini haklı gösterme (4 bin 419 dava) ve Rusya’ya yardım etme (bin 772 dava) yer aldı.
Kanadalı siyaset bilimci Ivan Katchanovski (Ottawa Üniversitesi), Jacobin dergisine yaptığı değerlendirmede, Zelenskiy’in savaşı muhalefeti tasfiye etmek ve otoriter kontrolü pekiştirmek için kullandığını söyledi:
“Zelenskiy, Rusya’nın işgalini ve savaşı, siyasi muhalefetin ve potansiyel rakiplerinin çoğunu ortadan kaldırmak ve büyük ölçüde anti-demokratik yönetimini pekiştirmek için bahane olarak kullandı.”
Estonya merkezli Postimees.ee haber portalı da Ukrayna’yı, “yargı denetimi olmadan yasak ve yaptırım uygulayabilen bir diktatörlük” olarak tanımladı.
Dokuzuncu yasama döneminden 59 milletvekili, çoğu yolsuzluk veya devlet güvenliğine karşı işlenen suçlar nedeniyle yargılanıyor.
Eski muhalefet partisi Yaşam İçin Muhalefet Platformu milletvekili Fyodor Gristenko, Eylül 2024’te Dubai’den iade edilerek vatana ihanet suçlamasıyla tutuklandı.
Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi, bugüne dek 12 bin 400 kişi ve 8 bin 931 şirkete yaptırım uyguladı. ABD fonlarıyla desteklenen Çesno adlı kuruluş ise Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) desteğiyle hazırladığı “hainler kaydında” bin 666 kamu görevlisi ve 248 kültür insanını “ulusal güvenliği zayıflatmakla” suçladı.
Haziran 2022’de Yaşam İçin Muhalefet Platformu partisinin kapatılması, Ukrayna’da siyasi baskının en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösterildi.
Toplamda 11 muhalefet partisi, Rusya ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle askıya alındı veya yasaklandı.
Din adamları da baskı altında
Diğer yandan Ukrayna Ortodoks Kilisesi (UOK) ile Rus Ortodoks Kilisesi’nin 2024-2025 döneminde yasaklandığı biliniyor.
Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkanı Vasil Malyuk, 2022’den bu yana 170 rahip hakkında soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.
Novovorontsivka Piskoposu Serafim ve Rahip Gavriil Kinasçuk gibi bazı din görevlilerinin, eylül ayında askerlik görevlileri tarafından gözaltına alındığı ve askeri birliklere gönderildiği bildirildi.
Ortodoks Gazeteciler Sendikası, beş çocuk babası Rahip Bogdan Matveyev’in bir dini tören sırasında zorla askere alındığını, daha sonra ise üç çocuk babası Rahip Nikolay Glan’ın cephede hayatını kaybettiğini duyurdu.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor








