Avrupa
Vatikan ile ultra-muhafazakâr cemiyet SSPX arasında ayrılık

Vatikan, Papa’nın onayı olmadan piskoposlar atayan muhafazakâr SSPX cemiyetine sert bir tepki gösterdi.
Katolik Kilisesi, “Aziz Pius X Derneği”nin (SSPX) “skizma” [schism, bölücülük, ayrılıkçılık] içinde olduğunu ilan etti, cemiyetin piskopos ve rahiplerini aforoz etti ve cemiyet mensuplarını da Katolik Kilisesi’ndeki en ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyardı.
Vatikan’ın doktrin dairesi, cemiyetin İsviçre’nin Econe kentindeki ilahiyat okulunda çarşamba günü gerçekleştirilen dört yeni piskoposun atama törenine yanıt vermek üzere, kilise kanunlarında öngörülen asgari yaptırımların çok ötesine geçti.
SSPX, eski Latin Ayini yapıyor ve “sapkınlıklarla ve hatalarla” dolu olduğunu düşündüğü Katolik Kilisesi’nin modernleştirme reformlarına karşı çıkıyor.
Çarşamba günü, yaklaşık 15.500 kişi ve çocuklarının katıldığı, ritüellerle dolu beş saatlik bir ayin sırasında SSPX, kilisenin birliği adına beklemelerini isteyen Papa XIV. Leo’ya doğrudan karşı gelerek dört yeni piskoposu atadı.
Vatikan, yayınladığı bir kararnameyle dört yeni piskoposu ve törene katılan iki piskoposu aforoz etti.
Vatikan, bu piskopos atamalarını “skizmatik bir eylem” olarak nitelendirdi ve derneğin kendisinin bir bölünmeye, yani Katolik Kilisesi ile kasıtlı bir kopuşa yol açtığını ilan etti.
Vatikan, derneğin ayinlerine katılan inananları bu uygulamayı durdurmaları konusunda uyardı ve derneğe “resmi olarak bağlı olanların” kendilerinin de bölücü sayılacağını ve aforoz edileceğini açıkladı.
Kilise, SSPX rahiplerini skizmatik ilan ederek aforoz etti ve onların uyguladığı günah çıkarma ile evlilik ayinlerini geçersiz kıldı.
Özellikle rahipleri, inananları ve alabilecekleri kutsal ayinleri hedef alan yaptırımlar son derece sert oldu ve Vatikan’ın, topluluğu yeniden Roma’nın kanatları altına almak amacıyla son yıllarda SSPX’e tanıdığı tavizleri geri aldı.
Tepkinin bu kadar sert olması, yaklaşık elli yıldır SSPX ile müzakere etmeye çalışan Kutsal Makam’ın artık sabrının taştığını gösteriyor.
Fransız Başpiskopos Marcel Lefebvre, İkinci Vatikan Konseyi’nin modernleştirici reformlarına karşı çıkmak amacıyla 1970 yılında SSPX’i kurdu.
Diğer hususların yanı sıra, Vatikan II olarak bilinen 1960’lardaki toplantılar, Kilise’nin diğer Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer inançlara sahip kişilerle ilişkilerinde devrim niteliğinde bir değişim yarattı ve ayinin Latince yerine yerel dilde kutlanmasına izin verdi.
Lefebvre, 1988 yılında papalık onayı olmadan dört piskoposu atadı. Vatikan, Lefebvre ve dört piskoposu derhal aforoz etti ve bu atamaları “bölücü bir eylem” olarak ilan etti.
Papa XVI. Benedikt, 2009 yılında gruba yönelik yıllardır sürdürdüğü uzlaşma çabalarının bir parçası olarak aforozları kaldırdı.
Fakat SSPX’in bugün kilisede hiçbir yasal statüsü bulunmuyor ve perşembe günü yayınlanan kararnameyle bölücü bir grup olarak ilan edildi.
Bu piskopos atamaları, kilise birliğinin gerekliliğini vurgulayan Papa Leo için bir kriz oluşturmuştu.
Leo, Papa Francis’in papalığı döneminde birçok açıdan dışlanmış olan kilisenin muhafazakâr ve gelenekçi kanadına özellikle el uzatmıştı.
Vatikan’ın bu kadar agresif tepki vermesinin bir nedeni de, grubun Roma’dan ilk ayrılışından bu yana geçen on yıllar içinde büyüyen, paralel, aşırı Katolik ve Vatikan II öncesi bir kiliseyi temsil ederek bir tür tehdit oluşturmasıydı.
SSPX istatistiklerine göre, Katolik sağın ve 1,4 milyarlık kilisenin sadece marjinal bir kesimini temsil etse de, SSPX şu anda 50 farklı milletten 6 piskopos, 751 rahip, beş ilahiyat okulunda eğitim gören 264 ilahiyat öğrencisi, 145 rahip adayı, 88 oblat ve 250 rahibeye sahip.
Kararnameye eşlik eden açıklayıcı notta Vatikan, “şefkatli bir anne gibi” herhangi bir SSPX inancını tekrar cemaate kabul etmeye istekli olduğunu belirtti.
Fakat onları kabul etmek için özel bir Vatikan birimi oluşturmadı; yalnızca dünyanın dört bir yanındaki Vatikan büyükelçilerinin, yerel piskoposların izleyeceği prosedürleri belirleyeceğini kararlaştırdı.
SSPX, Roma ile birliği kaybetmiş olsa da, Latin Ayini’ni seven pek çok diğer Katolik gelenekçi, Kutsal Makam ile birliğini sürdürüyor.
“Messa in Latino” (Latin Ayini) adlı blogun yazarı Luigi Casalini, kanon hukuku bunu öngördüğü için piskoposların aforoz edilmesinin doğru olduğunu söyledi.
Fakat aforozların SSPX rahiplerine ve inananlarına da genişletilmesinin “olağanüstü sertlikte bir eylem” olduğunu ve SSPX ayinlerinin geçersiz kılınmasının sorunlu olduğunu belirtti.
Casalini, Associated Press’e verdiği demeçte, “Her şeyden önce, 1988’deki aforozların ardından olduğu gibi, bugüne kadar potansiyel ayrılıkçıları yönetmek üzere hiçbir Vatikan organının kurulmamış olmasına inanmakta zorlanıyoruz,” dedi.
SSPX, Kilise’yi “modernizm ve liberalizm gibi hatalarla dolu olmak” ile suçlamış ve yalnızca kendisinin “Mesih’in gerçek inancını koruduğunu” iddia etmişti.
Avrupa
Sol Parti’de “çete lideri” krizi

Berlin’de eyalet seçimlerini birinci sırada bitiren Sol Parti, zafer partisine katılan isimler nedeniyle kriz yaşıyor.
Partinin Federal Meclis üyesi Ferat Koçak, suç dünyasıyla olan bağlantılarına yönelik eleştirilerin ardından parlamento görevlerinden ayrılıyor.
Partinin meclisteki grup başkanı Sören Pellmann, “Ferat Koçak, tam şeffaflık sağlanana kadar bir sonraki duyuruya kadar geri çekileceğini bize bildirdi. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz,” dedi.
Pellmann, Koçak’ın bir sonraki duyuruya kadar Federal Meclis İçişleri Komisyonu toplantılarına da katılmayacağını söyledi. Koçak ayrıca şimdilik kamuoyu önüne çıkmaktan da kaçınacak.
Pellmann, olası diğer sonuçların “daha sonra birbirimizle dayanışma içinde” tartışılacağını belirtti.
Koçak, organize suçla ilişkilendirilen Remmo aşiretinin bir üyesiyle yazışmaları nedeniyle eleştirilere maruz kaldı.
Söz konusu olay, özellikle Koçak ile aile reisi Issa Remmo’nun oğlu Firas Remmo arasındaki mesajlaşmayı içeriyor.
Koçak, “birçok kişiyle” mesajlaştığı için muhatabının kim olduğunu bilmediğini iddia etti. Issa Remmo’ya gönderdiği selamları ise “nezaket” olarak nitelendirdi.
Aynı zamanda Sol Partili milletvekili, “organize suçla bağlantılı” kişilerle temas kurmanın “hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini” belirtti.
Koçak’a yöneltilen suçlamalar, Issa Remmo’nun Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinin yapıldığı akşam Berlin’in Neukölln semtinde düzenlenen Sol Parti’nin seçim partisine katılmış olması nedeniyle daha da ağırlaştı.
Sol Parti, Remmo’nun davet edilmediğini ve dışarı çıkarıldığını belirterek olaydan uzak durdu.
Bunun üzerine diğer partiler, Koçak’ın Bundestag’daki Sol Parti milletvekili grubundan ihraç edilmesini talep etti.
Koçak daha önce, şüpheleri gidermek ve ekibiyle istişare ederek iletişim yöntemlerini gözden geçirmek için zaman ayırmak istediğini açıklamıştı.
Bu durum, kendi partisi içinde de eleştirilere yol açtı. Örneğin, uzun süredir Federal Meclis üyesi olan ve parlamentonun eski başkan yardımcısı Petra Pau, X’te yaptığı açıklamada, “Şu anda ‘zaman ayırmak’ aslında ne anlama geliyor? Artık sorumluluk alın,” dedi ve bu durumda, “artık saflığa inanamayacağını” söyledi.
Sol Parti’nin federal genel sekreteri Janis Ehling ise şöyle konuştu:
“Bu durumda olduğu gibi, bağlantılarla ilgili en ufak bir izlenim bile partimizin itibarına zarar veriyor.”
Fakat Pau’nun aksine, Ehling, Koçak’ın iddialara yanıt vermek için zaman ayırmayı planladığını duyurmasını övdü.
Yeşiller’in milletvekili grubu başkanı Katharina Dröge de Sol Parti’nin milletvekili grubuna Koçak’ı ihraç etmeleri için çağrıda bulunmuştu.
Dröge, Sol Parti’ye “Bay Koçak’ın Sol Parti milletvekili grubunun bir parçası olmaması” yönünde tavsiyede bulunacağını söyledi.
Aynı zamanda Dröge, Koçak’a yönelik eleştirileri, partisinin Sol Parti’nin kendi saflarındaki “antisemitizmle mücadele” konusunda yeterince çaba göstermediğine dair suçlamalarıyla ilişkilendirdi.
Remmo’nun da katıldığı Neukölln seçim partisine İsrail karşıtı aktivist İbrahim İbrahim de katıldı.
Fotoğraflarda Koçak, Alman devletinin “terör örgütü” olarak sınıflandırdığı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) mensubu olduğu öne sürülen İbrahim ile görülüyor.
Dröge, Koçak’ın “terörizmi yücelten, İsrail Devleti’nin varlığını sorgulayan ve “antisemitik olaylarla” tanınan kişilere yakınlığı nedeniyle” defalarca dikkat çektiğini söyledi.
Ondan önce, Yeşiller’den birkaç önde gelen siyasetçi, Sol Parti’nin “antisemitik” görüşlere sahip parti üyelerini ihraç etmesini talep etmişti.
Bu talepte bulunanlar arasında Yeşiller’in Avrupa işlerinden sorumlu politikacısı Sergey Lagodinsky ve Federal Meclis Başkan Yardımcısı Omid Nouripour da yer alıyordu.
Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir (Yeşiller) ise Sol Parti “antisemitizmden” kesin bir şekilde uzaklaşmadığı sürece kendi partisini bu parti ile koalisyon kurmaması konusunda uyardı.
Bu mesele, iki eyalette eyalet hükümetlerinin kurulmasını zorlaştıracak gibi görünüyor: Hem Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hem de Berlin’de yapılan eyalet seçimlerinin ardından Yeşiller, SPD ve Sol Parti arasında görüşmeler sürüyor.
Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hedef SPD liderliğindeki, Berlin’de ise hedef Sol liderliğindeki bir koalisyon.
Sol Parti, tabanındaki Filistin yanlısı aktivistlerin “antisemitizme ya da İsrail’e karşı nefrete” kaydığı yönündeki suçlamaları reddetti.
Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp, “Şiddet ve terörizmi kutlamak kesinlikle kabul edilemez. Yahudilerin –tıpkı Müslümanlar, queer bireyler ve şehrimizdeki herkes gibi– kendilerini güvende hissedebilmelerini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.
Avrupa
Kallas, Kızıldeniz görevi için daha fazla savaş gemisi istedi

Kaja Kallas, AB’nin Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını korumaya yönelik deniz misyonunun genişletilmesini istedi.
Gemilerinin sayısını 10’un üzerine çıkarmak zorunda kalacağını belirten AB dış politika şefi, pazartesi günü yaptığı açıklamada, şu anda bölgede o kadar çok gemi bulunmadığını da ekledi.
AB’nin Aspides misyonu, deniz taşımacılığını Yemen direnişinin misillemelerinden korumak amacıyla 2024 yılında başlatılmıştı.
Diplomatlar, şu anda altı savaş gemisinin görev yaptığını belirtiyorlar.
Kallas, Birleşmiş Milletler’de düzenlenen dünya liderlerinin yıllık toplantısının kenarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Aspides uygulamaya konulduğunda, en az 10 gemiye ihtiyaç olduğu belirtilmişti. Bence şu anda durum daha da ciddi,” dedi.
Ensarullah (Husiler) milisleri son haftalarda Kızıldeniz kıyılarında hızlı ilerlemeler kaydetti.
Bu durum, ABD-İran savaşı nedeniyle trafiğin zaten azaldığı Hürmüz Boğazı’nı da içeren bölgedeki güzergâhları daha da karmaşık hale getirdi.
Aspides misyonunun kilit ülkelerinden biri olan İtalya, geçen perşembe günü kendi gemileri için bölgede bir deniz misyonu hazırladığını duyurdu ve AB’nin yeni krize yanıt vermesini bekleyemeyeceğini belirtti.
Kallas, Husi saldırılarının Avrupa’nın çıkarlarını etkilediğini ve küresel ekonomiye yansıdığını belirtti:
“AB’nin Aspides operasyonu, bölgedeki güvenliğe ve küresel deniz taşımacılığına hayati bir katkı sağlıyor; fakat operasyona, bölgedeki artan tehdit düzeyiyle başa çıkabilmek için daha fazla deniz ve hava gücü gerekiyor.”
Kallas, 19 Eylül’de AB’nin 27 üye ülkesine bir mektup göndererek katkılarınızı artırmalarını istedi.
Mektupta, konunun yaklaşan savunma ve dışişleri bakanları toplantılarında ele alınacağını belirtti ve şunları söyledi:
“Şu anda da gelişmeye devam eden bu durum, tedarik zincirlerimize yansımalarıyla Avrupa’nın çıkarlarını şimdiden etkiliyor ve zaten artan yakıt fiyatlarından darbe almış ekonomilerimizi destekleme kabiliyetimizi de olumsuz etkileyebilir. Şu an için Husiler yalnızca Suudi Arabistan’la bağlantılı hedefleri vuracaklarını belirtse de, Boğaz’dan geçen gemilere yönelik eylemleri konusunda belirsizlik var. Her halükarda, artık deniz taşımacılığına zarar verme potansiyeli açısından daha avantajlı bir konumdalar.”
Avrupa
AfD lideri Weidel: Sol Parti zenginleri vuracak

Almanya için Alternatif (AfD) lideri Alice Weidel, Die Linke’nin (Sol Parti) “zenginleri vuracağını, kapitalistleri mülksüzleştireceğini” öne sürdü.
Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da seçimlerin yapıldığı pazar günü ZDF televizyonunda canlı yayına katılan AfD lideri, Berlin seçimleriyle ilgili konuştu.
Weidel, Sol Parti’nin Berlin’de “CDU’nun ‘güvenlik duvarı’ politikası yüzünden en güçlü unsur haline geldiğini” savundu.
Daha sonra Weidel, Sol Parti’nin “mülksüzleştirmeyi, zenginleri vurmayı, kira tavanları yoluyla kapitalistlere baskı uygulamayı, başka bir deyişle planlı sosyalizmin unsurlarını uygulamayı” istediğini ileri sürdü.
ZDF sunucusu Shakuntala Banerjee şaşkın göründü ve bu iddianın yeniden “doğrulanması” gerektiğini açıklayarak, “‘Zenginleri vurmak istiyor’ mu?” diye sordu.
Aslında Weidel, 2020’de Sol Parti’nin düzenlediği bir etkinlikte Berlinli üye Sandra L.’nin sözlerine işaret ediyor gibi görünüyor. O dönemde, sözlerinin yer aldığı bir video internette yayıldı.
Olay, Kassel’de düzenlenen bir parti strateji konferansında yaşandı. Tartışma aslında enerji politikası üzerindeyken Sol Partili şöyle dedi: “Enerji dönüşümü, devrimden sonra da gereklidir. Ve zenginlerin yüzde birini vursak bile, yine de evlerimizi ısıtmak isteyeceğiz.”
O sırada orada bulunan Sol Parti’nin o dönemki eşbaşkanı Bernd Riexinger, zorla çalıştırma konusunda bir şaka yaparak, “Sadece şunu eklemek istedim: Onları vurmayız; onları yararlı işler yapmaya zorlarız,” cevabını vermişti.
Daha sonra Sandra L., dpa’ya yaptığı açıklamada sözlerini geri çekmiş ve “Bu, siyasi görüşlerimle tamamen çelişiyor; insanlara yönelik şiddetten tiksiniyorum,” demişti.
Riexinger de daha sonra bu yorumu “hemen ve kesin bir şekilde reddetmediği” için pişmanlığını dile getirmişti.
Sol Parti’nin hiçbir seçim bildirgesinde zenginlerin veya süper zenginlerin “idam edilmesi” çağrısı yer almıyor. Parti, hukukun üstünlüğüne ve “özgür demokratik temel düzene” bağlı olduğunu söylüyor.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor












