Avrupa
Volkswagen şimdi de 120 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

Volkswagen, “2030 Yol Haritası”na ilişkin gizli iç belgelere göre toplamda 120 bin kişiyi işten çıkarma yapmayı planlıyor.
BILD’in elde ettiği belgelere göre otomotiv devi “işgücünde yaklaşık 55 bin ila 70 bin çalışanlık bir yeniden düzenleme” daha hedefliyor.
Sendika temsilcileriyle yapılan mevcut anlaşmalar, halihazırda 50 bin işin ortadan kaldırılmasını öngörüyordu.
Bir sonraki aşamadaki radikal maliyet kesinti tedbirleri için şirket, kısmi emeklilik, gönüllü programlar, şirketten ayrılma ve transfer şirketleri gibi gönüllü önlemlere öncelik vermeyi planlıyor.
Fakat belgelerde, mevcut sözleşmelerin (iş garantileri) gözden geçirileceği ve çalışan temsilcileriyle görüşmelerin başlatılacağı da belirtiliyor.
VW Denetim Kurulu dün toplandı ve Yönetim Kurulu’nun planladığı maliyet kesinti önlemlerini tartıtı.
Dün nihai bir karar alınması beklenmiyordu. Önerilen kararda, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’nun VW Grubu’nun “genel olarak kritik bir durumda” olduğuna oybirliğiyle ikna oldukları belirtiliyor.
Bu nedenle Volkswagen, köklü bir yeniden yapılandırma süreciyle karşı karşıya. Yönetim Kurulu, şirketin durumunu “ölüm kalım” olarak nitelendiriyor: Satışlar, kârlar ve nakit akışı büyük baskı altında.
2025 yılında VW, dünya çapında yaklaşık 9 milyon araç teslim etti; bu rakam, 2019’a kıyasla neredeyse yüzde 20 daha az.
Çin pazarı, 2019’dan bu yana satışların yaklaşık yüzde 36 oranında düşmesiyle özellikle ağır bir darbe aldı.
Aynı zamanda, Çinli üreticiler Avrupa pazarına her zamankinden daha güçlü bir şekilde giriyor. Pazar paylarının 2024’teki yaklaşık yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 8 civarına yükselmesi bekleniyor.
Birkaç Alman fabrikası da baskı altında kalıyor. Bu senaryoya göre VW, mevcut modellerin üretimi sona erdiğinde Emden, Zwickau, Hannover ve Neckarsulm’da yeni araçların üretileceğini artık garanti edemiyor.
Planlanan üretim sonlandırma tarihleri şöyle: Emden ve Zwickau’da 2031, Hannover’de 2032 ve Neckarsulm’da 2034.
VW, bunun nedenleri olarak Avrupa’da 500 binden fazla araçlık kapasite fazlasını ve diğer Avrupa tesislerine kıyasla Alman fabrikalarındaki önemli ölçüde daha yüksek üretim maliyetlerini gösteriyor.
İronik bir şekilde, önemli bir hissedar ve büyük etkiye sahip olan Aşağı Saksonya eyaleti, dört Alman fabrikasında üretimin sona ermesi olasılığına karşı çıkmıyor gibi görünüyor.
Wirtschaftswoche ve New York Times’ın denetim kurulu kaynaklarına atıfta bulunarak bildirdiği üzere, Aşağı Saksonya eyaleti denetim kurulunda “VW fabrikalarının yeniden işlevlendirilmesini ve kademeli olarak kapatılmasını onaylamaya” hazır.
Fakat Aşağı Saksonya eyalet hükümeti bu haberi yalanladı. Bir hükümet sözcüsü, “Bu tamamen saçmalık,” dedi.
Habere göre, Osnabrück’teki VW fabrikası bir model olarak görülüyor. Gelecekte, burada Volkswagen araçları yerine savunma teçhizatı üretilecek.
Bu modelin, Zwickau ve Emden’deki VW tesisleri ile Neckarsulm’daki Audi fabrikası için de bir emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Habere göre, Aşağı Saksonya eyaleti Hannover’deki ticari araç fabrikasının kullanım amacının değiştirilmesine veya satılmasına bile açık. Burada özellikle önemli olan bir nokta var: “Eyalet için fabrikalarda mümkün olduğunca çok sayıda işin korunması hayati önem taşıyor.”
Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir de tartışmaya katıldı. Özdemir’in odak noktası Neckarsulm’daki Audi fabrikası.
Volkswagen CEO’su Oliver Blume’ye yazdığı mektupta, fabrikayı ve yaklaşık 15 bin çalışanını kurtarmak istedi.
“Audi’nin Neckarsulm’dan çekilmesi felaket niteliğinde bir siyasi sinyal verecektir. Bu, Almanya’nın sanayisizleşmesi konusundaki tartışmayı daha da alevlendirecektir,” diyen Özdemir, tehlikede olanın sadece fabrikadaki işler olmadığını uyarıyor.
Tesisin çevresinde yoğun bir Audi tedarikçi ağı bulunuyor. Bu da, bölgedeki iş kaybının, fabrikadaki 15 bin pozisyonun çok ötesine uzanacağı anlamına geliyor.
Grup, 2030 yılına kadar finansal yapısını tamamen yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Hedefler arasında yüzde 9’luk faaliyet kâr marjı, 30,6 milyar avro faaliyet kârı ve yaklaşık 50 milyar avroluk geliştirme maliyetlerinde azalma yer alıyor.
Müşteriler açısından bu plan, model sayısında ve seçeneklerde önemli bir azalmaya yol açacak. Çin dışındaki küresel model yelpazesi, 2035 yılına kadar yaklaşık yüzde 50 oranında küçülecek.
Varyant çeşitliliği, yani motorlar, donanım seviyeleri, opsiyonlar ve teknik versiyonlar, yüzde 75’e varan oranda azaltılacak.
Öte ynadan kurum içinde, planlanan kurumsal yeniden yapılandırma, Denetim Kurulu’nun en hassas konusu olarak görülüyor.
İşçi temsilcileri kurulu ve sendika tarafından ciddi bir direniş gösterilmesi riski bulunuyor.
Yönetim Kurulu, Volkswagen AG’nin operasyonel faaliyetlerini (binek otomobiller, ticari araçlar ve yaklaşık 160 bin çalışanı bulunan parça bölümü), Volkswagen Passenger Cars AG ve Volkswagen Group Components AG olarak ayırmayı planlıyor.
Volkswagen AG ise daha yalın bir holding şirketi haline gelecek. Hedef ise daha az komite, daha hızlı kararlar ve daha net hesap verebilirlik.
Ne var ki, VW’deki güçlü işçi temsilciliği için bu plan, doğrudan müdahale ve engelleme imkânlarının azalması, dolayısıyla daha az güç anlamına geliyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi2 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












