Diplomasi
Wang ve Lavrov, BM’yi Gazze konusunda harekete geçmeye çağırdı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İsrail-Hamas çatışmasında ateşkes çağrısında bulunmak, ikili barış görüşmelerinin yeniden başlaması ve BM Güvenlik Konseyi’nin çatışmanın çözümüne yardımcı olmak üzere harekete geçmesi için Rus mevkidaşıyla görüştü.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre pazartesi günü Pekin’de bir araya gelen Wang, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a Çin ve Rusya’nın beş daimi üyesi arasında yer aldığı Güvenlik Konseyi’nin “harekete geçmesi ve büyük güçlerin aktif bir rol oynaması gerektiğini” söyledi.
Wang, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e koordineli bir saldırı düzenlemesiyle başlayan savaşla ilgili olarak “Ateşkesin sağlanması, iki tarafın müzakere masasına geri dönmesi ve daha büyük bir insani felaketi önlemek için acil bir insani yardım kanalının kurulması zorunludur” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning pazartesi günü öğleden sonra yaptığı olağan basın brifinginde çatışmalarda dört Çin vatandaşının öldüğünü, ikisinin kayıp olduğunu ve altısının da yaralandığını doğruladı.
Çin henüz resmi bir tahliye programı başlatmadı ancak Pekin, Çin vatandaşlarını “mümkün olan en kısa sürede evlerine dönmek için ticari uçuşlara katılmaya” çağırdı.
Mao, “Çin ve İsrail arasındaki ticari uçuşlar halen devam ediyor… Filistin ve İsrail’deki güvenlik durumunu ciddi bir şekilde inceleyip değerlendireceğiz, yerel hava ve kara yollarının açılmasını ve güvenlik koşullarını yakından takip edeceğiz ve Çin vatandaşlarına yardım sağlamak için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Çin, BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mülteciler için Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ve Filistin Ulusal Yönetimi’ne acil insani yardım sağlıyor. Çin Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı tarafından pazartesi günü yapılan açıklamada, yardımın Gazze’deki insani durumu hafifletmeyi amaçladığı ve gıda ve tıbbi bakım gibi acil ihtiyaçları karşılamak için kullanılacağı belirtildi.
Orta Doğu trafiği
Wang’ın Lavrov ile görüşmesi, Çin’in Filistin konusunda İslam ülkeleri arasında birliği desteklediğini ve özellikle sivilleri cezalandıran eylemler olmak üzere aşırı tepkilere karşı çıktığını belirttiği çeşitli Orta Doğu ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla yaptığı bir dizi telefon görüşmesinin ardından gerçekleşti.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Wang, pazar günü İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde meşru müdafaa hakkının aşırı kullanılmasını kınadı.
Açıklamaya göre Wang, “Meşru müdafaa hakkı, sivillerin ve rehinelerin korunması da dahil olmak üzere uluslararası insancıl hukuka uygun olarak kullanılmalıdır” dedi.
Bakanlık Wang’ın İslam ülkelerinin İsrail ve Hamas arasındaki savaşın ortasında Filistin’le ilgili olarak “tek ses olmasını” desteklediğini söyledi.
Cumartesi günü Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah Al Suud ile bir telefon görüşmesi yapan Wang, İsrail’in Gazze’deki sivillere yönelik “toplu cezalandırma” eylemlerini kınadı ve bu eylemlerin meşru müdafaanın ötesine geçtiğini söyledi. Wang şu anki en önemli önceliğin çatışmayı yatıştırmak ve Orta Doğu barış sürecini daha fazla tehlikeye atmadan Gazze’de ciddi bir insani felaketi önlemek olduğunu söyledi.
Wang ayrıca Pekin’in İsrail-Filistin çatışmasından çıkış yolu olarak bağımsız bir Filistin devletine verdiği desteği yineledi.
Wang, “Çin barış ve adaletin yanında duracak ve Filistin halkını ulusal haklarını korumak için haklı davalarında destekleyecektir” dedi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, pazar günü Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ayrı bir telefon görüşmesi yapan Wang, çatışmanın iki tarafı arasında ateşkes sağlanması ve diyaloğun yeniden başlatılmasının yanı sıra Gazze’ye insani yardım yollarının açılması çağrısında bulundu.
Wang, “Çin insani bir felaketi önlemek için ilgili taraflarla koordinasyon halinde ve Birleşmiş Milletler ve ikili kanallar aracılığıyla Gazze Şeridi’ne acil insani yardım sağlamaya devam edecek” dedi.
İran, Pekin’i İsrail’in saldırıları durdurması için nüfuzunu kullanmaya çağırdı
İsrail’in Gazze’ye yönelik yoğun bombardımanı devam ederken, Filistinli mültecilere destek veren BM kuruluşu pazar günü yaptığı açıklamada Gazze’deki çatışmaların ilk yedi gününde 1 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini belirtti.
Ajans ayrıca Gazze’deki personelinin artık Gazze’deki insanlara yardım sağlayamadığını, buradaki 13,000 personelinin çoğunun yerlerinden edildiğini ya da evlerini terk ettiğini söyledi.
Reuters’in pazartesi günü Filistin sağlık bakanlığından aktardığına göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında en az 2,750 Filistinli öldü ve 9,700 Filistinli yaralandı.
İsrail Savunma Kuvvetleri ise pazartesi günü CNN’e yaptığı açıklamada ülkedeki ölü sayısının 1,400’e ulaştığını söyledi.
İran’dan yapılan açıklamaya göre Emir Abdullahiyan çatışma durumunun son derece tehlikeli olduğunu ve olayların her an kontrolden çıkabileceğini söyledi. Ayrıca Pekin’e İsrail’in Gazze halkına yönelik saldırılarını durdurmak için kapasitesini kullanma çağrısında bulundu.
Çin çatışmanın bölgeye yayılmasını istemiyor
Analistler, diplomatik angajmandaki artışın Pekin’in bölgedeki diplomatik nüfuzunu ve avantajlarını kullanarak çatışmanın geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşmesini engellemek için taraflar arasında rasyonaliteyi teşvik etmeye çalıştığını gösterdiğini söyledi.
Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi’nde Orta Doğu işleri uzmanı olan Wen Shaobiao’ya göre Pekin, İsrail-Hamas çatışmasının tırmanmamasını, yayılmamasını ve Orta Doğu’da zor kazanılan yakınlaşma dalgasını baltalayacak daha fazla ülkeyi içermemesini umuyor.
Wen, “Çin’in Filistin meselesindeki tutumu Filistin halkının haklı davasını desteklemek ve Filistin-İsrail çatışmasını iki devletli çözüm yoluyla çözmektir” dedi.
Chong, Orta Doğu’da çatışmanın tırmanmasını ve yayılmasını önlemek için itidal çağrısı yapan başka bir sesin olmasının faydalı olduğunu, ancak Çin’in böyle bir sonucu etkilemek için neler sunabileceğini ve sunacağını görmenin henüz mümkün olmadığını söyledi.
Pekin’in Orta Doğu işlerinden sorumlu özel temsilcisi Zhai Jun, çatışmaların yatıştırılmasına yardımcı olmak amacıyla bu hafta bölgeyi ziyaret edecek ve ateşkes sağlanması, sivillerin korunması, durumun gerginliğinin azaltılması ve barış görüşmelerinin teşvik edilmesi için çaba gösterecek.
Diplomasi
Alman Sanayi Federasyonu’nun ‘Çin Şoku 2.0’ uyarısına Çin’de yanıt: Kendi sorunlarınızı dışsallaştırmayın

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Çin’le ilişkilerde giderek büyüyen sorunların Alman sanayisini tüm sektörlerde ağır biçimde etkilediğini ve ülkenin bir “Çin Şoku 2.0” yaşadığını bildirildi. Çinli bir uzman ise Almanya’nın kendi sorunlarıyla yüzleşmesi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini belirterek, iç yapısal sorunları dışsallaştırmanın gerçek bir çözüm sağlamayacağını ve Çin ile Almanya arasında kazan-kazan esasına dayalı işbirliğini de geliştirmeyeceğini söyledi.
Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi pazartesi günü yayımladığı haberde, BDI İcra Kurulu Başkanı Tanja Gönner’in Alman Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada, federasyonun rakip olarak Çin’le ilgili giderek artan sorunlar gördüğünü söylediğini aktardı.
Gönner, Çin’in “kritik ham maddelerde bağımlılık, önemli ölçüde düşük değerlenmiş para birimi ve devlet kaynaklı kapasite fazlası” gibi unsurlar üzerinden sanayi üzerinde büyük bir etki yarattığını ileri sürdü. Gönner’e göre bunlara, Çin’in kilit teknolojilerde küresel pazar lideri olma hedefi de ekleniyor.
Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz 20 yıl boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin otomotiv ve makine gibi sektörlerdeki şirketleri, Çin’in açık pazarından, eksiksiz tedarik zincirlerinden ve nispeten düşük maliyetlerinden yararlanarak kâr elde etti,” dedi.
Jian, Çin’in sanayisini geliştirmesi ve elektrikli araçlar ile fotovoltaik gibi alanlarda rekabet gücü kazanmasının ardından Almanya dahil Avrupa ülkelerinin normal piyasa rekabetini “şok” ve “tehdit” olarak tanımlamaya başladığını kaydetti.
Çin Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Akademisi araştırmacısı Zhou Mi ise pazartesi günü Global Times’a verdiği demeçte, “Çin, kritik ham maddeler alanında kesintisiz yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürdü. Çin’in teknolojik avantajları ve kurallara uygun ihracat kontrolleri birer engel teşkil etmiyor. Bu konuyu abartarak Çin’e kendi yönetim sistemlerinden vazgeçmesi için baskı yapmak makul değildir,” ifadelerini kullandı.
Zhou, döviz kurlarının esas olarak piyasa ve ekonomik temeller tarafından belirlendiğine işaret ederek, “para biriminin düşük değerlendiği” iddiasının daha da dayanaksız olduğunu savundu.
Zhou’ya göre Çin, “kapasite fazlası” meselesine ilişkin birçok kez açıklama yaptı ve konuyu sistematik biçimde izah eden bir beyaz kitap yayımladı: “Sözde kapasite fazlası hükümet tarafından yaratılmış değil. Belirli dönemlerde ve özel piyasa koşullarında arz ile talep arasında geçici bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ancak bu tür dengesizliklerle ticari engeller oluşturarak veya tehditlere başvurarak değil, bilgi paylaşımını güçlendirerek ve şeffaflığı artırarak birlikte mücadele edilmesi gerekiyor.”
BDI, 2019’un başında yayımladığı bir politika belgesinde Almanya’nın Çin politikasının yeniden yönlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Belgede, piyasa ekonomisinin “daha dayanıklı” hale getirilmesi gerektiği belirtilmişti. Çin bir ortak olarak tanımlanmakla birlikte, giderek daha fazla sistemik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştı. FAZ’ın aktardığına göre Alman hükümetinin 2023 tarihli Çin Stratejisi’nde Çin, ortak, rakip ve sistemik hasım olarak tanımlandı.
Jian, Almanya’nın önde gelen sektörlerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak uzmana göre Alman sanayisinin rekabet gücündeki göreli gerilemenin temel nedeni; yüksek enerji maliyetleri, aşırı düzenlemeler ve inovasyonu pratik sonuçlara dönüştürmedeki düşük verimlilik gibi iç yapısal sorunlarda yatıyor.
Jian, “Bu iç yapısal sorunları dışsallaştırmak, sorunların gerçek anlamda çözülmesine yardımcı olmaz,” dedi.
FAZ’ın haberinde Gönner, Avrupa’nın Çin karşısında daha iddialı olması gerektiğini, ancak kendisini Çin’den tamamen soyutlamaması gerektiğini söyledi.
Gönner, “Kendimizi nasıl savunabileceğimizi değerlendirirken aynı zamanda birçok alanda kurallara dayalı düzeni korumaya çalışmalıyız,” ifadelerini kullandı.
Bloomberg geçen hafta, Almanya’nın Çin’in tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit etmeye çalıştığını ve olası bir Almanya-Çin ticaret savaşında bu bilgileri baskı aracı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti.
Jian, Almanya’nın çok taraflılığı ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarını savunduğunu iddia ederken tek taraflı ticaret araçlarına başvurmaya çalıştığını söyledi. Uzman, bunun uzun vadede yalnızca Alman sanayisinin içinin boşalmasını hızlandıracağını belirtti. Çünkü gerçekten rekabetçi şirketler, kaynakların dünya genelinde en uygun şekilde dağıtılabileceği yerleri aramaya devam edecek.
Çin’deki Alman Ticaret Odasının inovasyon raporuna göre, otomotiv sektöründeki şirketlerin yüzde 81’i, araştırma-geliştirme çalışmalarını Çin’de yerelleştirmelerinin son iki yıldaki gelişim hızlarını artırdığını belirtti. Şirketlerin yüzde 79’u Çin’de yerelleştirilen araştırma-geliştirme faaliyetlerinin Almanya’ya kıyasla maliyetlerini azalttığını söylerken, yüzde 70’i Çin’deki inovasyon ortaklıklarının ek maliyet tasarrufu sağladığını ifade etti.
Jian, Çin-Almanya ilişkilerinin uzun süredir kapsamlı stratejik ortaklık çerçevesinde karşılıklı fayda ve kazan-kazan esasına dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu, iki ülke arasındaki rekabetin ise piyasa ekonomisinin olağan bir unsuru olduğunu belirtti.
Jian’a göre kilit nokta, ikili rekabeti bir tehdit olarak görmek ve sorunları daha da karmaşık hale getirecek tek taraflı, hedefe yönelik tedbirlere başvurmak yerine, rekabete akılcı ve nesnel bir tutumla yaklaşmak.
Diplomasi
Ukrayna, 2022’den bu yana en zorlu kışına hazırlanıyor

CNBC kanalına konuşan Ukraynalı yetkililer, hava savunma sistemlerindeki eksiklikler ve enerji altyapısına yönelik artan tehditler nedeniyle ülkenin 2022’den bu yana en zorlu kış sezonuna hazırlandığını bildirdi. Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında enerji tesislerine yönelik saldırılarını artırmasını beklerken füze mühimmatı temininde ve yerli savunma teknolojilerinde ciddi güçlüklerle karşılaşıyor.
Ukraynalı yetkililer, insansız hava aracı üreticileri ve güvenlik uzmanları, yaklaşan kış mevsiminin çatışmaların başladığı 2022 yılından bu yana ülke için en ağır dönem olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
CNBC’nin haberine göre Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırmasını bekliyor.
Ülkede hava savunma araçlarının, özellikle de ABD yapımı Patriot sistemleri için kullanılan önleme füzelerinin yetersizliği endişe yaratıyor.
Ukraynalı insansız hava aracı üreticisi Fire Point şirketinin başkanı Irina Tereh, CNBC’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’nın tehdidin boyutunu gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Tereh, Ukraynalı şirketlerin kendi füze savunma teknolojilerini geliştirmek için çalışmaları hızlandırdığını, ancak bu tür sistemlerin oluşturulmasının genellikle onlarca yıl aldığını ifade etti.
Tereh, bu nedenle söz konusu görevin ısıtma sezonu başlamadan tamamlanmasının imkansız olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ABD’ye karşı kullanılma endişesi gerekçesiyle Kiev’e Patriot lisansı verme fikrinden vazgeçtiğini bildirdi.
ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Mike Turner ise ABD ile Ukrayna’nın şu anda Kiev’e teknoloji transferi konusunda görüşmeler yürüttüğünü kaydetti.
CNBC’nin aktardığına göre Ukraynalı yetkililer bir yandan enerji tesislerinin korumasını artırırken, diğer yandan yakıt ile ekipman stoku oluşturuyor.
Kiev yönetimi aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) 90 milyar euroluk finansal destek programından aktarılacak kaynaklar da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklarından ek finansman temin etmeyi hesaplıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, temmuz ayı sonunda vatandaşlara “çok zorlu bir kışa” hazırlanma çağrısında bulunarak, sürecin sonucunun hem Kiev’in adımlarına hem de Batılı müttefiklerin desteğine bağlı olacağını vurguladı.
Zelenski, Serhiy Koretskiy’nin başbakan olarak atanmasını, yeni hükümet başkanının enerji konularına hakim olması ve ülkenin soğuk hava şartlarına hazırlanmasını sağlaması gerekliliğiyle açıkladı.
Gelecek kışın öncekilerden daha ağır geçebileceği yönündeki değerlendirmeler daha önce Başbakan Koretskiy, Enerji Bakanı Denıs Şmıhal ve Çernihiv Bölgesel Yönetimi Başkanı Vyaçeslav Çaus tarafından da dile getirildi.
Yetkililerin açıklamalarına göre Ukrayna’nın 10 gigavattan fazla üretim kapasitesini restore etmesi, yaklaşık 3 gigavatlık yeni merkezsiz üretim tesisi kurması, enerji altyapısının korunmasını güçlendirmesi ve yeraltı depolarındaki gaz stokunu yaklaşık 14,6 milyar metreküpe çıkarması gerekiyor.
Geçen kış Ukrayna’da elektrik ve ısıtma sunumunda kesintiler yaşandı. Bazı bölgelerde elektrik kesintileri günde 12 ila 16 saat sürerken, bazı yerleşim yerleri günlerce ısıtmasız kaldı.
Zelenski, ocak ayında yaptığı açıklamada Ukrayna enerji sisteminin ülkenin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 60 kadarlık bölümünü karşılayabildiğini, gerekli olan 18 gigavatlık üretim kapasitesine karşılık sistemin yaklaşık 11 gigavat üretebildiğini bildirmişti.
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












