Bizi Takip Edin

Asya

Xi, Kuşak ve Yol Girişimini destekleyecek yeni adımlar açıkladı

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 17-18 Ekim’de Pekin’de düzenlenen üçüncü Uluslararası İşbirliği için Kuşak ve Yol Forumu’na (KYF) katılan dünya liderleriyle bir araya geldi.

Xi, salı akşamı Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’na katılan konuklara verdiği hoş geldiniz yemeğinde, Kuşak ve Yol işbirliğinin kazanımlarının “ne talih kuşu ne de başkalarının sadaka ve hayırseverliğiyle elde edildiğini, katılımcı ülkelerin hükümetlerinin, işletmelerinin ve halkının çalışkanlıkları, bilgelikleri ve cesaretleriyle kazandıklarını” söyledi.

Kuşak ve Yol işbirliğinin güçlü bir on yılın ardından en parlak dönemini yaşadığını ve bir sonraki altın on yıla doğru ilerlediğini söyleyen Xi, girişimci ruhun korunması gerektiğini vurguladı.

Görevdeki liderlerin yanı sıra, aralarında Pekin’e gelerek Çinli üst düzey yetkililerle bir araya gelen Kuşak ve Yol konusunda uzman Fransız heyetin de bulunduğu çok sayıda eski lider ve sivil toplum figürü de bu yıl etkinliğe katıldı.

Xinhua Haber Ajansının bildirdiğine göre, Çin Devlet Başkanı ile yapılan görüşmelerde yabancı liderlerin hepsi son on yılda Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde Çin ile birlikte elde ettikleri başarılardan söz ettiler ve Çin’in ülkelerinin kalkınmasına yaptığı katkı ve yardımları takdir ettiler. Kuşak ve Yol Girişimi’ne olan güvenlerini ve güçlü desteklerini ifade ederek, girişimin dünyaya değişiklikler getirmesini ve daha fazla insana fayda sağlamasını umduklarını belirttiler.

Xinhua’ya göre liderler ayrıca Çin’i çevrelemeyi ve hegemonik amaçlara hizmet etmeyi amaçlayan “ayrıştırma” ve sözde riskten arındırma eylemlerine karşı çıktılar. Ukrayna krizi ve Filistin-İsrail çatışması gibi devam eden sıcak nokta sorunlarından derin endişe duyan bazıları da siyasi çözüm ve arabuluculuğu teşvik etmek için Çin ile iletişim ve koordinasyonu sürdürme sözü verdi.

İşbirliğini destekleyecek 8 adım

Çin Devlet Başkanı Xi, etkinliğin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Çin’in yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini desteklemek üzere atacağı sekiz adımı açıkladı.

Xi, ilk olarak Çin’in çok boyutlu bir Kuşak ve Yol bağlantı ağı inşa edeceğini söyledi.

Ülkenin Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi’nin yüksek kaliteli gelişimini hızlandıracağını, trans-Hazar uluslararası ulaşım koridoruna katılacağını ve Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi İşbirliği Forumu’na ev sahipliği yapacağını kaydetti.

Çin’in diğer taraflarla birlikte Avrasya kıtası boyunca doğrudan demiryolu ve karayolu taşımacılığı ile bağlantılı yeni bir lojistik koridoru inşa edeceğini bildirdi.

Xi, “Limanları, nakliye ve ticaret hizmetlerini ‘Deniz İpek Yolu’ altında güçlü bir şekilde entegre edeceğiz ve Yeni Uluslararası Kara-Deniz Ticaret Koridoru ile Hava İpek Yolu’nun inşasını hızlandıracağız” dedi.

Xi, ikinci olarak, Çin’in açık bir dünya ekonomisini destekleyeceğini ve 2024-2028 döneminde toplam mal ve hizmet ticaretinin sırasıyla 32 trilyon ABD doları ve 5 trilyon ABD dolarını aşmasının beklendiğini söyledi.

Xi, ülkenin İpek Yolu e-ticaret işbirliği için pilot bölgeler kuracağını ve daha fazla ülkeyle serbest ticaret anlaşmaları ve yatırım koruma anlaşmaları yapacağını bildirdi.

Xi ayrıca, ülkenin imalat sektöründe yabancı yatırım erişimindeki tüm kısıtlamaları kaldıracağını duyurdu.

Sınır ötesi hizmet ticareti ve yatırımında yüksek standartlı açılımı daha da ilerletmek, dijital ve diğer ürünler için pazar erişimini genişletmek ve devlete ait işletmeler, dijital ekonomi, fikri mülkiyet ve devlet alımları gibi alanlarda reformu derinleştirmek için çaba gösterileceğini belirtti.

Ülkenin her yıl Küresel Dijital Ticaret Fuarı düzenleyeceğini söyledi.

Üçüncü olarak Çin, KYG için pratik işbirliği gerçekleştirecek. Xi ülkenin hem imza projelerini hem de “küçük ama akıllı” geçim programlarını teşvik edeceğini kaydetti.

Çin Kalkınma Bankası ve Çin İhracat-İthalat Bankası’nın her birinin 350 milyar yuanlık (48.75 milyar ABD doları) bir finansman penceresi kuracağını ve İpek Yolu Fonu’na 80 milyar yuan daha enjekte edileceğini belirterek, piyasa ve ticari operasyon temelinde KYG projeleri için daha fazla finansman desteği sözü verdi.

Çin’in 1,000 küçük ölçekli geçim yardımı projesi yürüteceğini ve Luban Atölyeleri ve diğer girişimler yoluyla mesleki eğitim işbirliğini geliştireceğini söyleyen Xi, KYG projelerinin ve personelinin güvenliğini sağlamak için daha fazla çaba gösterileceğini de sözlerine ekledi.

Forum sırasında düzenlenen CEO Konferansı’nda 97.2 milyar ABD doları değerinde anlaşmalar yapıldığını söyledi.

Dördüncü olarak, Çin yeşil kalkınmayı teşvik etmeye devam edecektir. Ülke yeşil altyapı, yeşil enerji ve yeşil ulaşım gibi alanlarda işbirliğini daha da derinleştirecek ve KYG Uluslararası Yeşil Kalkınma Koalisyonu’na desteğini arttıracak.

Xi, “Çin, KYG Yeşil İnovasyon Konferansını düzenlemeye devam edecek ve güneş enerjisi endüstrisi için diyalog ve değişim mekanizmaları ile yeşil ve düşük karbonlu kalkınma konusunda bir uzmanlar ağı kuracak” dedi.

Xi, Çin’in Kuşak ve Yol için Yeşil Yatırım İlkelerini uygulayacağını ve 2030 yılına kadar ortak ülkeler için 100.000 eğitim fırsatı sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Beşinci olarak, Çin bilimsel ve teknolojik inovasyonu ilerletmeye devam edecektir. Xi, Çin’in Kuşak ve Yol Bilim, Teknoloji ve İnovasyon İşbirliği Eylem Planını uygulamaya devam edeceğini ve ilk Kuşak ve Yol Bilim ve Teknoloji Değişimi Konferansını düzenleyeceğini belirtti.

Xi ayrıca önümüzdeki beş yıl içinde diğer Kuşak ve Yol taraflarıyla kurulan ortak laboratuvar sayısını 100’e çıkaracaklarını ve diğer ülkelerden genç bilim insanlarının Çin’de kısa süreli programlarda çalışmalarını destekleyeceklerini söyledi.

Çin bu yılki forumda Yapay Zeka Yönetişimi için Küresel Girişimi ortaya koyacak. Xi, “Diğer ülkelerle değişim ve diyaloğu arttırmaya ve dünyada sağlam, düzenli ve güvenli YZ gelişimini ortaklaşa teşvik etmeye hazırız” dedi.

Altıncı olarak, Çin insanlar arası değişimleri destekleyecektir. Cumhurbaşkanı, Çin’in KYG ortağı ülkelerle medeniyetler diyaloğunu geliştirmek için Liangzhu Forumuna ev sahipliği yapacağını söyledi.

Xi’ye göre İpek Yolu Uluslararası Tiyatrolar Birliği, İpek Yolu Uluslararası Sanat Festivali, İpek Yolu Uluslararası Müzeler Birliği, İpek Yolu Uluslararası Sanat Müzeleri Birliği ve İpek Yolu Uluslararası Kütüphane Birliği’nin yanı sıra Çin, İpek Yolu Şehirleri Uluslararası Turizm Birliği’ni de kurdu.

Xi, Çin hükümetinin İpek Yolu Programını burslu olarak sürdüreceğini belirtti.

Yedinci olarak, Çin bütünlük temelli Kuşak ve Yol işbirliğini teşvik edecektir.

Xi, işbirliği ortaklarıyla birlikte Çin’in Kuşak ve Yol Dürüstlük İnşasının Başarıları ve Beklentileri ile Kuşak ve Yol Dürüstlük İnşasına İlişkin Üst Düzey İlkeleri yayınlayacağını ve Kuşak ve Yol İşbirliğine Dahil Olan Şirketler için Dürüstlük ve Uygunluk Değerlendirme Sistemini kuracağını duyurdu.

Xi, “Ayrıca Kuşak ve Yol işbirliğinde dürüstlüğün teşvik edilmesine yönelik araştırma ve eğitim çalışmaları yürütmek üzere uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışacağız” dedi.

Sekizinci olarak Çin, uluslararası Kuşak ve Yol işbirliği için kurumsal yapıyı güçlendirecektir.

Xi, Çin’in enerji, vergilendirme, finans, yeşil kalkınma, afet azaltma, yolsuzlukla mücadele, düşünce kuruluşu, medya, kültür ve diğer alanları kapsayan çok taraflı işbirliği platformlarının inşasını güçlendirmek için KYG ortağı ülkelerle birlikte çalışacağını söyledi.

Xi, Çin’in KYG’ye ev sahipliği yapmaya ve Forum için bir sekretarya kurmaya devam edeceğini söyledi.

Küresel Güney’deki yükselişle uyumlu

Fudan Kuşak ve Yol ve Küresel Yönetişim Enstitüsü Genel Müdürü Huang Renwei Global Times’a verdiği demeçte, KYG’nin Küresel Güney’deki genel yükseliş eğilimiyle uyumlu olduğunu söyledi:

“KYG’nin doğasını doğru anlamak için öncelikle Küresel Güney üyelerinin ya da gelişmekte olan ülkelerin, dünya pazarının gelecekteki büyüme kutbunu temsil eden ana katılımcılar olduğunu kabul etmeliyiz.”

Uzmanlar, bu nedenle ABD ve Batı’daki bazı takipçilerinin olumsuz tutumlarının o kadar da önemli olmadığını ve Çin’e ya da KYG’ye karşı izolasyonlarının eninde sonunda kendilerini izole edeceğini söyledi.

Huang, KYG’nin Küresel Güney için ekonomik bir temel oluşturduğunu, ilgili ülkeleri birbirine bağladığını ve yeni ve daha büyük pazarlar oluşturduğunu vurguladı. Huang, “Bazı ülkeler Çin’i Küresel Güney’den koparmak istiyor, ancak gerçek şu ki Güney’deki ülkeler Çin’den ‘ayrılmayacak’, aksine Çin ile daha yakın işbirliği yapacaklar” dedi.

Asya

Tayvan Ulusal Güvenlik Şefi: Çin tehdidine karşı ABD vazgeçilmezdir

Yayınlanma

Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) Genel Sekreteri Joseph Wu, Nikkei Asia’ya verdiği röportajda Çin’i tüm bölge için “tehdit” olarak nitelendirdi.

Wu, Japonya ve Okinawa adalarından başlayarak Tayvan üzerinden Filipinler’e uzanan takımadalar zincirini kastederek, “Tehdit, Birinci Ada Zinciri’nin tamamını kapsıyor,” ifadelerini kullandı.

Wu, “İstihbarat, gözetleme ve keşif haritalarında gördüğümüz kadarıyla Çin donanması ile sahil güvenliğinin Doğu Çin Denizi’nde, Tayvan Boğazı genelinde, Batı Pasifik’te ve Güney Çin Denizi’nde konuşlandırılmasında muazzam bir artış var,” dedi.

Tayvan, yalnızca Pekin değil, Birleşmiş Milletler ve bağlı ülkeler tarafından da Çin’in bir parçası olarak kabul ediliyor. ABD dahil pek çok ülke Tayvan’ın Çin’e bağlı olduğunu vurgulayan ‘tek Çin’ politikasını kabul ediyor. Ancak buna rağmen Washington Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanmaya ve adayı silahlandırarak ayrılıkçı hareketleri desteklemeye devam ediyor.

Bu manevralar, Çin ile Tayvan lideri Lai Ching-te yönetimi arasında halihazırda yüksek olan gerilimi daha da artırdı. Pekin, Lai’nin ABD desteğine dayanarak Tayvan’ın bağımsızlığı konusundaki ısrarına tepki gösteriyor.

Taipei’deki Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin röportaj veren Joseph Wu, “Çinliler bizi ‘Tayvan’ın bağımsızlığını’ savunmakla ve kışkırtıcı davranışlarda bulunmakla suçluyor, istikrarsızlığın kaynağının biz olduğumuzu öne sürüyor. Ancak gerçek şu ki Çin, Tayvan’ı tehdit ediyor ve tehditlerinin seviyesini sürekli yükseltiyor,” dedi.

Japonya, Filipinler, Tayvan ittifakı

Wu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çin bu bölgedeki komşularını sindirmeye çalışırken mağdurları, yani Japonya, Tayvan ve Filipinler’i suçluyor. Biz yalnızca sahip olduğumuz özgürlüğü ve egemenliği korumaya çalışırken, Tayvan’ı kışkırtıcı davranmakla itham ediyorlar.”

Japonya, Başbakan Sanae Takaichi’nin geçen yıl olası bir Tayvan krizinde askeri olarak duruma müdahale ederek Tayvan’ın yanında yer alacaklarını açıklaması sonrası Çin’le ilişkileri gerildi. Filipinler ise bölgede 9 ABD üssüne ev sahipliği yaparken Güney Çin Denizi’nde sık sık Çin’le karşı karşıya geliyor.

Japonya ve Filipinler ABD’nin bölgedeki yakın müttefikleri konumunda ve ABD savunma stratejisi doğrultusunda Washington’ın Çin’i çevreleme ve baskılama planlarına müdahil durumdalar.

Bu gerilimler Tokyo ile Manila’yı birbirine yakınlaştırırken, Japonya’yı İkinci Dünya Savaşından beri sürdürdüğü savunma doktrinini değiştirerek saldırı hazırlıklarına yöneltti. Wu, bu gelişmeleri memnuniyetle karşıladı.

Wu, “Japonya ile Filipinler arasındaki ilişkilerin ısınması, Çin’in yayılmacılığına verilen doğal bir tepkidir,” dedi.

Wu’ya göre komşularının Çin’in askeri tehdidini geçmişe kıyasla çok daha ciddi biçimde ele aldığını görmek Tayvan açısından “cesaret verici”.

Tayvan’ın küresel önemi, gelişmiş çip üretiminin çok ötesine uzanıyor. Dünyanın en yoğun ticari deniz yollarından biri olan Tayvan Boğazı’nda gerçekleşecek askeri bir çatışma dünya ekonomisi, uluslararası ticaret ve yüksek teknoloji tedarik zinciri üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Tayvan, yarı iletkenler ve yapay zekâyla bağlantılı ürünlerde büyük bir ihracat kapasitesine sahip.

Wu, İngiltere’nin yeni dış istihbarat servisi MI6 Başkanı Blaise Metreweli’nin geçen yılın sonlarında dile getirdiği, İngiltere’nin “artık barış ile savaş arasındaki bir alanda faaliyet gösterdiği” ve “cephenin her yerde olduğu” yönündeki görüşünü yineledi.

Taipei’deki politika yapıcılar, Çin’in hibrit manevralarını Tayvan’ın güvenliğini ve hazırlık düzeyini zayıflatmaya yönelik girişimler olarak değerlendiriyor.

Wu, bu girişimlere karşı koymak için uluslararası işbirliğinin “son derece gerekli” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın mayıs ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Tayvan meselesini görüşmesinin ardından Washington’ın Tayvan’a bağlılığına ilişkin soru işaretleri artsa da Wu, ABD’nin Taipei’nin en önemli güvenlik ortağı olmaya devam ettiğini kesin bir dille ifade etti.

Wu, Çin’in Asya’daki hızlı askeri gücü karşısında ABD’nin “vazgeçilmez” olduğunu söyledi.

Sert siyasi söylemlerin ötesinde veriler, Trump yönetiminin Tayvan’la son yılların en güçlü ticaret, yatırım ve silah anlaşmalarını yürüttüğünü gösteriyor.

Muhalefetten tepki: Adayı hedef haline getiriyorsunuz

Öte yandan ana muhalefetteki Kuomintang (KMT), adanın silahlandırılmasına karşı çıkıyor ve bu durumun Tayvan’ı hedef haline getirdiğini söylüyor. Bu yüzden ana muhalefetin çoğunluğundaki meclisten savunma harcamalarının ABD’nin talebi doğrultusunda artırılmasını öngören 2026 bütçesi geçmedi.

Muhalefet ayrıca özel savunma bütçesinden yerli insansız hava araçlarına ayrılan harcamaları çıkardı ve şu anda bu araçları finanse etmeyi amaçlayan ayrı bir bütçe paketini de engelliyor.

Wu, 2026 bütçesindeki gecikmenin “hükümetin tamamını son derece zor bir duruma soktuğunu” savundu.

Wu aynı şekilde, ABD ile yakın istişare içinde hazırlanan ve silah alımlarının yanı sıra yerli insansız hava aracı sistemlerini de kapsaması planlanan özel savunma bütçesindeki kesintilerden yakındı.

Wu, “Ukrayna ya da İran’daki savaşa bakan herkes, günümüz savaşlarının insansız hava araçları olmadan yürütülemeyeceği sonucuna hızla varabilir,” dedi.

Wu, “İnsansız hava araçlarını üretme ve kullanma kapasitesi, Tayvan’ın Çin saldırganlığına karşı caydırıcılığını güçlendiriyor,” diye savundu.

Wu, donanımın yanı sıra Tayvan’ın sistemleri kullanacak personelin eğitilmesi ve keşif ile saldırı araçlarından hizmet amaçlı dronlara kadar farklı türdeki insansız hava araçlarının birbirleriyle entegre edilmesi gibi “çok uzun bir reform listesine” ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Bu arada Taipei’nin çevre sulardaki Çin gemilerinin oluşturduğu tehditle daha iyi mücadele edebilmek için adımlar attığını söyledi.

Wu, “Tayvan, Çin’in denizlerdeki yayılmacılığına karşı koymak için hükümet kurumlarını kapsayan bir mekanizma oluşturdu,” açıklamasında bulundu.

Wu, deneyimlerin daha fazla ülkeyle paylaşılmasının ve karşılaştırılmasının amaçlandığını, böylece “daha birleşik eylemler geliştirilebileceğini” söyledi.

Okumaya Devam Et

Asya

Politbüro toplantısı, Çin ekonomisine ilişkin temkinli güven mesajı verdi

Yayınlanma

Yıl ortasında düzenlenen Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politbüro toplantısı, uzun süredir Pekin açısından kritik bir değerlendirme noktası işlevi görüyor. Toplantı, merkezi hükümete yılın ilk yarısındaki gelişmeleri yeniden gözden geçirme ve ülkeyi önündeki aylarda daha gerçekçi bir ekonomik rotaya yönlendirme fırsatı sunuyor.

Üst düzey liderliğin son açıklaması, temkinli bir güvene işaret ediyor. Açıklamadan, politika yapıcıların önceki yıllara damga vuran geniş kapsamlı teşvik önlemleri yerine istikrarlı ve hedef odaklı bir yaklaşımı tercih ettiği anlaşılıyor. Çin, dönüşüm sürecindeki ekonomisini yönetirken Covid-19 sonrasındaki agresif harcama döneminin geride kaldığı açıkça görülüyor. Bunun yerini, kısa vadeli sermaye enjeksiyonları yerine dayanıklılık ve istikrara öncelik veren stratejik ve yapısal bir yaklaşım alıyor.

Politbüro toplantısı sonuçlarına göre, politika yönelimi belirli sektörleri hedef almaya devam edecek. Mali destek, emlak sektörü yerine yapay zekâ ve yarı iletkenler gibi yüksek teknolojiye dayalı yeni sektörlere yönlendirilecek. Emlak sektöründe ise amaç, piyasa güvenini istikrara kavuşturmak ve borç risklerini kontrol altında tutmak olacak.

Altyapı yatırımları da “yeni altyapı” anlayışı doğrultusunda yeniden şekillendiriliyor. Artık mesele yalnızca beton ve fiziki yapılardan ibaret değil; elektrik şebekeleri, bilişim altyapıları ve veri ağları ön plana çıkıyor.

Bu yaklaşım, ekonominin daha durağan sektörlerine yalnızca sermaye pompalamak yerine gelecekteki rekabet gücüne yatırım yapılması anlamına geliyor. Büyümenin yeni itici gücü olan dijital altyapı, kısa vadede iç talebi desteklerken uzun vadede teknolojik rekabet gücünü güvence altına almak gibi ikili bir amaca hizmet ediyor.

Son olarak Pekin, uluslararası ticarette daha uzlaşmacı bir tutumun sinyalini veriyor. Çin yönetimi, Avrupa Birliği gibi ticaret ortaklarının dile getirdiği ve “Çin şoku 2.0” olarak adlandırılan kaygıları azaltmak amacıyla daha dengeli bir ticaret yapısı oluşturmayı hedefliyor.

Gelecek yıl yapılacak kritik liderlik değişikliklerine hazırlanan yönetimin öncelikli odağı, hem ekonomik hem de toplumsal alanlarda istikrar olacak.

Çin, gerçekçi büyüme hedefleriyle sistemsel yeniden yapılandırma arasında denge kurmayı sürdürmeye çalışıyor ve muhtemel dış şoklarla başa çıkmak için politika alanını elinde tutuyor. Pekin’in ekonomi stratejisi, hem iç hem de uluslararası zorluklara ilişkin pragmatik bir değerlendirmeyi yansıtıyor.

Zayıf taleple mücadele eden iç ekonomi, henüz büyümenin yükünü devralabilecek durumda değil. Büyüme büyük ölçüde rekor seviyedeki ticaret fazlası ile yüksek teknoloji ve temiz enerji sektörlerinin etkileyici ihracat performansıyla desteklenmeye devam ediyor. Ancak bu durum bazı ticaret ortaklarının tepkisini çekiyor.

Pekin, iç ekonomik faaliyetleri canlandırmak ve ticari gerilimleri hafifletmek amacıyla tüketime yönelik ilk bağımsız beş yıllık planını açıkladı. Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu ile Ticaret Bakanlığı tarafından temmuz ayında açıklanan plan, perakende satışların 2030 yılına kadar 60 trilyon yuana, yani yaklaşık 8,9 trilyon dolara çıkarılmasını hedefliyor. Bu, 2025 seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 20’lik bir artış anlamına geliyor.

Düzenleyici kurumlar, küçük işletmelerin kâr marjlarını iyileştirmek amacıyla platform tekellerini sınırlandırarak ve yıkıcı fiyat savaşlarını önleyerek “içe doğru aşırı rekabet” olarak tanımlanan “involution” sorunuyla mücadele ediyor. Bu yapısal düzenlemelerin sonuç vermesi daha uzun sürebilecek olsa da doğrudan nakit yardımlarına kıyasla daha sürdürülebilir ve etkili bir alternatif sunduğu düşünülüyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya ve ABD, yen alımı için ortak müdahaleyi doğruladı; yeni adımların sinyalini verdi

Yayınlanma

Japonya Maliye Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Japonya ile ABD’nin koordineli biçimde yen alım müdahalesinde bulunduğunu ve yeni adımlar atmaktan çekinmeyeceğini bildirdi. Böylece, yenin 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesini durdurmayı amaçlayan nadir bir ikili müdahale resmen doğrulanmış oldu.

Analistlere göre bu hamle, yen ve Japon devlet tahvillerindeki satış dalgasının küresel piyasalara yayılmasını, özellikle de halihazırda yükselen ABD Hazine tahvili getirileri üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırmasını önlemek üzere yapıldı.

Bu ortak müdahale, 2011 yılında Japonya’nın doğusunda meydana gelen yıkıcı depremin ardından yeni zayıflatmak amacıyla gerçekleştirilen koordineli müdahaleden bu yana ilk kez yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’nin dostluğun bir göstergesi olarak ve dünya ekonomisine yardımcı olmak amacıyla Japonya’nın yeni desteklemesine yardım ettiğini söyledi.

Analistlere göre müdahale, ABD’nin Asya’daki stratejik müttefiki Japonya’ya destek sağlamasının yanı sıra, yenin olağanüstü ölçüde zayıflamasına ilişkin Washington’ın kaygılarını da giderebilir. Zira yenin değer kaybı, Trump’ın gümrük tarifelerinin sağladığı etkiyi azaltıyor.

Japonya Maliye Bakanlığı açıklamasında, cuma günü ABD Hazine Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirilen yen alım müdahalesinin, “son aylarda Japon yeninde görülen aşırı oynaklığa ve düzensiz hareketlere karşı” yapıldığı belirtildi.

Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yeni koordineli müdahalelerde bulunmaktan çekinmeyeceğiz,” dedi.

Açıklamanın ardından yen yüzde 1’den fazla değer kazanarak dolar karşısında 155,20 seviyesine yükseldi. Bu, mayıs ayı başından bu yana görülen en güçlü seviye olurken, geçen ay kaydedilen dolar başına yaklaşık 164 yenlik 40 yılın en düşük seviyesinden de belirgin biçimde uzaklaşıldı. Yatırımcılar yeni bir müdahale ihtimaline karşı teyakkuzda kalmayı sürdürdü.

Katayama, yetkililerin pazartesi günü de piyasaya müdahale edip etmediğine ilişkin soruları yanıtlamadı.

Gözler Japonya Merkez Bankası’nda

Japonya’nın döviz politikasından sorumlu en üst düzey yetkilisi Atsushi Mimura pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ortak müdahale, Japonya’nın ABD ile ittifakının bir sonucudur,” dedi.

Mimura, “Döviz politikasını Japonya Merkez Bankası’nın para politikasıyla uyumlu hale getirmeyi sürdüreceğiz,” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, hükümetin yenin değer kaybını durdurmak için merkez bankasıyla yakın işbirliği içinde hareket edeceğine işaret etti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de cuma günü gerçekleştirilen müdahaleyi doğruladı ve Washington’ın “gelecekteki ortak müdahalelere katılmaktan çekinmeyeceğini” söyledi.

Bessent, X platformunda yayımladığı ayrı bir açıklamada, “Yenin ciddi ölçüde düşük değerlenmesini düzeltmek amacıyla Japonya’nın attığı kararlı piyasa ve para politikası adımlarını güçlü biçimde destekliyoruz,” dedi. Bessent ayrıca Japonya Merkez Bankası’na faizleri daha da artırma çağrısını yineledi.

Bu açıklamalar, geçen hafta faizleri değiştirmeyen ancak eylül ayındaki bir sonraki politika toplantısında faiz artırımı yapılabileceği sinyalini veren Japonya Merkez Bankası’nı yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Securities’in baş tahvil stratejisti Naomi Muguruma, “Mimura ve Bessent’in açıklamaları, Japonya Merkez Bankası içindeki şahinlerin kulağına müzik gibi gelmiş olmalı,” dedi.

Muguruma, “Eylül ayında faiz artırımının artık kesinleştiğini düşünüyorum. Japonya Merkez Bankası’nın ekim ayına kadar bekleyerek yeni bir yen satış dalgasına yol açması mantıklı olmaz,” değerlendirmesinde bulundu.

Kısa vadeli para politikası adımlarına en duyarlı gösterge olan iki yıllık Japon devlet tahvili getirisi, piyasaların erken faiz artırımı ihtimalini fiyatlamasıyla pazartesi günü kısa süreliğine yüzde 1,545’e çıktı. Bu, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye oldu.

Fed’in likidite imkânı devrede

Japonya, ithalat fiyatlarını yükselten, genel enflasyonu körükleyen, hanehalkı bütçelerini zorlayan ve Başbakan Sanae Takaichi’nin kamuoyu desteğini olumsuz etkileyen yenin kesintisiz değer kaybını durdurmakta zorlanıyor.

Tokyo’nun nisan sonu ile mayıs başı arasında tek taraflı olarak gerçekleştirdiği müdahale, yende yalnızca kısa süreli bir toparlanma sağlamıştı. Japonya Merkez Bankası’nın haziran ayında politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 1’e çıkarması da zor durumdaki para birimine kalıcı bir destek veremedi.

Japonya Merkez Bankası verilerine göre Japonya, cuma günü ABD ile birlikte yapıldığı doğrulanan müdahaleden önce, perşembe günü New York piyasalarında yen satın almak amacıyla 58,97 milyar dolara kadar döviz satmış olabilir.

Japonya ile ABD arasındaki koordinasyonun daha da güçlendiğine işaret eden bir başka gelişmede Bessent, geçici dolar likiditesi sağlayan ABD Merkez Bankası’nın repo imkânının büyüklüğünün önümüzdeki aylarda artırılmasının değerlendirileceğini söyledi ve bu aracı “önemli bir güvence mekanizması” olarak nitelendirdi.

Bu açıklama, Japonya Maliye Bakanlığı’nın cumartesi günü X platformunda nadir görülen bir paylaşım yaparak, piyasalardaki likidite ihtiyaçlarını karşılamak için Fed’in geçici dolar likiditesi sağlayan repo imkânına erişim de dahil olmak üzere “geniş bir araç yelpazesine” sahip olduğunu belirtmesinin ardından geldi.

Covid-19 salgını sırasında piyasaları istikrara kavuşturmak amacıyla 2020 yılında devreye alınan Fed imkânı, Japonya’nın ABD Hazine tahvillerini doğrudan satmadan dolar likiditesi sağlamasına olanak tanıyor. Bu da Tokyo’nun döviz müdahaleleri için ihtiyaç duyduğu finansman üzerindeki baskıyı hafifletebilir.

Bununla birlikte bazı analistler, son müdahale dalgasının yenin değer kaybına yol açan yapısal unsurları tersine çevirip çeviremeyeceğinden kuşku duyuyor. Bu unsurlar arasında Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle artan yakıt maliyetleri ve Japonya ile ABD arasındaki faiz farkının hâlâ geniş olması yer alıyor.

NLI Research Institute kıdemli ekonomisti Tsuyoshi Ueno, “Ortak müdahalenin açıklanmasının yarattığı etki, Japonya’nın tek taraflı müdahalesinden çok daha büyük,” dedi.

Ueno, “Ancak yenin zayıflamasına yol açan temel dinamikler değişmedi. Bu nedenle müdahalenin ardından yende tek yönlü ve sürekli bir değerlenme görmemiz muhtemel değil,” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English