Bizi Takip Edin

Asya

Xi, Kuşak ve Yol Girişimini destekleyecek yeni adımlar açıkladı

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 17-18 Ekim’de Pekin’de düzenlenen üçüncü Uluslararası İşbirliği için Kuşak ve Yol Forumu’na (KYF) katılan dünya liderleriyle bir araya geldi.

Xi, salı akşamı Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’na katılan konuklara verdiği hoş geldiniz yemeğinde, Kuşak ve Yol işbirliğinin kazanımlarının “ne talih kuşu ne de başkalarının sadaka ve hayırseverliğiyle elde edildiğini, katılımcı ülkelerin hükümetlerinin, işletmelerinin ve halkının çalışkanlıkları, bilgelikleri ve cesaretleriyle kazandıklarını” söyledi.

Kuşak ve Yol işbirliğinin güçlü bir on yılın ardından en parlak dönemini yaşadığını ve bir sonraki altın on yıla doğru ilerlediğini söyleyen Xi, girişimci ruhun korunması gerektiğini vurguladı.

Görevdeki liderlerin yanı sıra, aralarında Pekin’e gelerek Çinli üst düzey yetkililerle bir araya gelen Kuşak ve Yol konusunda uzman Fransız heyetin de bulunduğu çok sayıda eski lider ve sivil toplum figürü de bu yıl etkinliğe katıldı.

Xinhua Haber Ajansının bildirdiğine göre, Çin Devlet Başkanı ile yapılan görüşmelerde yabancı liderlerin hepsi son on yılda Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde Çin ile birlikte elde ettikleri başarılardan söz ettiler ve Çin’in ülkelerinin kalkınmasına yaptığı katkı ve yardımları takdir ettiler. Kuşak ve Yol Girişimi’ne olan güvenlerini ve güçlü desteklerini ifade ederek, girişimin dünyaya değişiklikler getirmesini ve daha fazla insana fayda sağlamasını umduklarını belirttiler.

Xinhua’ya göre liderler ayrıca Çin’i çevrelemeyi ve hegemonik amaçlara hizmet etmeyi amaçlayan “ayrıştırma” ve sözde riskten arındırma eylemlerine karşı çıktılar. Ukrayna krizi ve Filistin-İsrail çatışması gibi devam eden sıcak nokta sorunlarından derin endişe duyan bazıları da siyasi çözüm ve arabuluculuğu teşvik etmek için Çin ile iletişim ve koordinasyonu sürdürme sözü verdi.

İşbirliğini destekleyecek 8 adım

Çin Devlet Başkanı Xi, etkinliğin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Çin’in yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini desteklemek üzere atacağı sekiz adımı açıkladı.

Xi, ilk olarak Çin’in çok boyutlu bir Kuşak ve Yol bağlantı ağı inşa edeceğini söyledi.

Ülkenin Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi’nin yüksek kaliteli gelişimini hızlandıracağını, trans-Hazar uluslararası ulaşım koridoruna katılacağını ve Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi İşbirliği Forumu’na ev sahipliği yapacağını kaydetti.

Çin’in diğer taraflarla birlikte Avrasya kıtası boyunca doğrudan demiryolu ve karayolu taşımacılığı ile bağlantılı yeni bir lojistik koridoru inşa edeceğini bildirdi.

Xi, “Limanları, nakliye ve ticaret hizmetlerini ‘Deniz İpek Yolu’ altında güçlü bir şekilde entegre edeceğiz ve Yeni Uluslararası Kara-Deniz Ticaret Koridoru ile Hava İpek Yolu’nun inşasını hızlandıracağız” dedi.

Xi, ikinci olarak, Çin’in açık bir dünya ekonomisini destekleyeceğini ve 2024-2028 döneminde toplam mal ve hizmet ticaretinin sırasıyla 32 trilyon ABD doları ve 5 trilyon ABD dolarını aşmasının beklendiğini söyledi.

Xi, ülkenin İpek Yolu e-ticaret işbirliği için pilot bölgeler kuracağını ve daha fazla ülkeyle serbest ticaret anlaşmaları ve yatırım koruma anlaşmaları yapacağını bildirdi.

Xi ayrıca, ülkenin imalat sektöründe yabancı yatırım erişimindeki tüm kısıtlamaları kaldıracağını duyurdu.

Sınır ötesi hizmet ticareti ve yatırımında yüksek standartlı açılımı daha da ilerletmek, dijital ve diğer ürünler için pazar erişimini genişletmek ve devlete ait işletmeler, dijital ekonomi, fikri mülkiyet ve devlet alımları gibi alanlarda reformu derinleştirmek için çaba gösterileceğini belirtti.

Ülkenin her yıl Küresel Dijital Ticaret Fuarı düzenleyeceğini söyledi.

Üçüncü olarak Çin, KYG için pratik işbirliği gerçekleştirecek. Xi ülkenin hem imza projelerini hem de “küçük ama akıllı” geçim programlarını teşvik edeceğini kaydetti.

Çin Kalkınma Bankası ve Çin İhracat-İthalat Bankası’nın her birinin 350 milyar yuanlık (48.75 milyar ABD doları) bir finansman penceresi kuracağını ve İpek Yolu Fonu’na 80 milyar yuan daha enjekte edileceğini belirterek, piyasa ve ticari operasyon temelinde KYG projeleri için daha fazla finansman desteği sözü verdi.

Çin’in 1,000 küçük ölçekli geçim yardımı projesi yürüteceğini ve Luban Atölyeleri ve diğer girişimler yoluyla mesleki eğitim işbirliğini geliştireceğini söyleyen Xi, KYG projelerinin ve personelinin güvenliğini sağlamak için daha fazla çaba gösterileceğini de sözlerine ekledi.

Forum sırasında düzenlenen CEO Konferansı’nda 97.2 milyar ABD doları değerinde anlaşmalar yapıldığını söyledi.

Dördüncü olarak, Çin yeşil kalkınmayı teşvik etmeye devam edecektir. Ülke yeşil altyapı, yeşil enerji ve yeşil ulaşım gibi alanlarda işbirliğini daha da derinleştirecek ve KYG Uluslararası Yeşil Kalkınma Koalisyonu’na desteğini arttıracak.

Xi, “Çin, KYG Yeşil İnovasyon Konferansını düzenlemeye devam edecek ve güneş enerjisi endüstrisi için diyalog ve değişim mekanizmaları ile yeşil ve düşük karbonlu kalkınma konusunda bir uzmanlar ağı kuracak” dedi.

Xi, Çin’in Kuşak ve Yol için Yeşil Yatırım İlkelerini uygulayacağını ve 2030 yılına kadar ortak ülkeler için 100.000 eğitim fırsatı sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Beşinci olarak, Çin bilimsel ve teknolojik inovasyonu ilerletmeye devam edecektir. Xi, Çin’in Kuşak ve Yol Bilim, Teknoloji ve İnovasyon İşbirliği Eylem Planını uygulamaya devam edeceğini ve ilk Kuşak ve Yol Bilim ve Teknoloji Değişimi Konferansını düzenleyeceğini belirtti.

Xi ayrıca önümüzdeki beş yıl içinde diğer Kuşak ve Yol taraflarıyla kurulan ortak laboratuvar sayısını 100’e çıkaracaklarını ve diğer ülkelerden genç bilim insanlarının Çin’de kısa süreli programlarda çalışmalarını destekleyeceklerini söyledi.

Çin bu yılki forumda Yapay Zeka Yönetişimi için Küresel Girişimi ortaya koyacak. Xi, “Diğer ülkelerle değişim ve diyaloğu arttırmaya ve dünyada sağlam, düzenli ve güvenli YZ gelişimini ortaklaşa teşvik etmeye hazırız” dedi.

Altıncı olarak, Çin insanlar arası değişimleri destekleyecektir. Cumhurbaşkanı, Çin’in KYG ortağı ülkelerle medeniyetler diyaloğunu geliştirmek için Liangzhu Forumuna ev sahipliği yapacağını söyledi.

Xi’ye göre İpek Yolu Uluslararası Tiyatrolar Birliği, İpek Yolu Uluslararası Sanat Festivali, İpek Yolu Uluslararası Müzeler Birliği, İpek Yolu Uluslararası Sanat Müzeleri Birliği ve İpek Yolu Uluslararası Kütüphane Birliği’nin yanı sıra Çin, İpek Yolu Şehirleri Uluslararası Turizm Birliği’ni de kurdu.

Xi, Çin hükümetinin İpek Yolu Programını burslu olarak sürdüreceğini belirtti.

Yedinci olarak, Çin bütünlük temelli Kuşak ve Yol işbirliğini teşvik edecektir.

Xi, işbirliği ortaklarıyla birlikte Çin’in Kuşak ve Yol Dürüstlük İnşasının Başarıları ve Beklentileri ile Kuşak ve Yol Dürüstlük İnşasına İlişkin Üst Düzey İlkeleri yayınlayacağını ve Kuşak ve Yol İşbirliğine Dahil Olan Şirketler için Dürüstlük ve Uygunluk Değerlendirme Sistemini kuracağını duyurdu.

Xi, “Ayrıca Kuşak ve Yol işbirliğinde dürüstlüğün teşvik edilmesine yönelik araştırma ve eğitim çalışmaları yürütmek üzere uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışacağız” dedi.

Sekizinci olarak Çin, uluslararası Kuşak ve Yol işbirliği için kurumsal yapıyı güçlendirecektir.

Xi, Çin’in enerji, vergilendirme, finans, yeşil kalkınma, afet azaltma, yolsuzlukla mücadele, düşünce kuruluşu, medya, kültür ve diğer alanları kapsayan çok taraflı işbirliği platformlarının inşasını güçlendirmek için KYG ortağı ülkelerle birlikte çalışacağını söyledi.

Xi, Çin’in KYG’ye ev sahipliği yapmaya ve Forum için bir sekretarya kurmaya devam edeceğini söyledi.

Küresel Güney’deki yükselişle uyumlu

Fudan Kuşak ve Yol ve Küresel Yönetişim Enstitüsü Genel Müdürü Huang Renwei Global Times’a verdiği demeçte, KYG’nin Küresel Güney’deki genel yükseliş eğilimiyle uyumlu olduğunu söyledi:

“KYG’nin doğasını doğru anlamak için öncelikle Küresel Güney üyelerinin ya da gelişmekte olan ülkelerin, dünya pazarının gelecekteki büyüme kutbunu temsil eden ana katılımcılar olduğunu kabul etmeliyiz.”

Uzmanlar, bu nedenle ABD ve Batı’daki bazı takipçilerinin olumsuz tutumlarının o kadar da önemli olmadığını ve Çin’e ya da KYG’ye karşı izolasyonlarının eninde sonunda kendilerini izole edeceğini söyledi.

Huang, KYG’nin Küresel Güney için ekonomik bir temel oluşturduğunu, ilgili ülkeleri birbirine bağladığını ve yeni ve daha büyük pazarlar oluşturduğunu vurguladı. Huang, “Bazı ülkeler Çin’i Küresel Güney’den koparmak istiyor, ancak gerçek şu ki Güney’deki ülkeler Çin’den ‘ayrılmayacak’, aksine Çin ile daha yakın işbirliği yapacaklar” dedi.

Asya

Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.

Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.

Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.

Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.

BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.

Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.

BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.

Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.

ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?

Yayınlanma

Güney Kore ve ABD arasındaki anlaşmanın imzalanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçerken Washington’da rahatsızlık büyüyor.

Güney Kore’nin ABD Başkanı Donald Trump’la ABD’ye 350 milyar dolar yatırım yapma konusunda anlaşmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Ancak bugüne kadar henüz hiçbir yatırım için para taahhüdünde bulunulmadı. Bu durum Washington’da rahatsızlığı artırırken Seul’de de endişeye yol açıyor.

Güney Kore medyasında Teksas’ta doğalgazla çalışan bir elektrik santrali ve nükleer enerji santralleri de dahil olmak üzere çeşitli projelerin gündemde olduğuna ilişkin spekülasyonlar çıktı. Ancak Seul yönetimi bu iddiaları hızla yatıştırmaya çalıştı.

Seul bu hafta yaptığı açıklamada, “ABD yatırımları konusunda ne belirli yatırım alanları ve bunların açıklanacağı tarihler ne de ilk para transferinin miktarı ve zamanı kesinleşmiş durumda” dedi.

Konu hakkında bilgi sahibi bir ABD’li kaynak, Financial Times’a, Seul’ün “artık harekete geçmesi” gerektiğini, aksi halde Trump’ın sert tepki gösterme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bir başka kaynak ise yatırım sürecindeki gecikmelere ilişkin duyulan rahatsızlığın, Trump’ın geçen ay ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü kampanyaya yeterince destek vermediği gerekçesiyle Güney Kore’yi özellikle hedef almasının nedenlerinden biri olduğunu öne sürdü.

Washington merkezli danışmanlık şirketi The Asia Group’un ortağı Jennifer Lee, “ABD hükümeti içinde ciddi bir rahatsızlık birikiyor. Özellikle de Kore’nin kaydettiği ilerleme, Japonya’nın peş peşe açıkladığı yatırım paketleriyle kıyaslandığında yavaş görünüyor” dedi.

Taahhüt, geçen yıl Trump’ın Güney Kore mallarına uygulamakla tehdit ettiği yüzde 25’lik tarifeleri yüzde 15’e düşürmesini öngören anlaşmanın bir parçasıydı. Seul ayrıca gemi inşasına 150 milyar dolar, stratejik sektörlere ise 200 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Yıllık yatırım tutarı 20 milyar dolarla sınırlandırıldı.

Japonya da benzer bir anlaşma kapsamında ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Ancak Japonya için yıllık bir üst sınır bulunmuyor ve Tokyo daha hızlı hareket etti. Japonya, Ohio’da 33 milyar dolarlık doğalgaz santrali ile Tennessee ve Alabama’da toplam 40 milyar dolara kadar çıkabilecek küçük modüler nükleer reaktör projeleri dahil çeşitli yatırımlar açıkladı.

Trump bu tür yatırım taahhütlerini son derece işlemsel bir çerçevede ele aldı. Daha önce Güney Kore’nin 350 milyar dolarlık taahhüdünü “peşin” ödenecek para olarak tanımlamıştı. Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ise Japonya’yla yapılan anlaşmayı “esas itibarıyla açık çek” olarak nitelemişti.

Başkan Lee Jae Myung, geçen kasım ayında anlaşmayı Güney Kore kamuoyuna anlatırken yatırımların “yalnızca ticari olarak uygulanabilir projelere” yapılacağını söylemişti.

Kore Ulusal Diplomasi Akademisi Profesörü Min Jeong-hun da projelerin ekonomik açıdan mantıklı olmadığı durumda şirketlerin yatırım yapmayacağını söyledi.

“Yapmazlar. Kore’nin temkinli davranmaktan başka seçeneği yok” diyen Min, “Başkan Trump hızlı ilerleme görmek istiyor. Tarafların pozisyonları farklı” ifadelerini kullandı.

Koreli şirketler ayrıca geçen eylülde ABD göçmenlik yetkililerinin Georgia’daki Hyundai-LG Energy Solution batarya fabrikasına düzenlediği baskından da ciddi şekilde rahatsız olmuştu. Olayın hemen ardından Başkan Lee, bunun Koreli şirketleri ABD’de yatırım yapmak konusunda “son derece tereddütlü” hale getirebileceği uyarısında bulunmuştu.

The Asia Group’tan Lee de iki hükümet arasında neyin üzerinde anlaşmaya varıldığı konusunda “gerçek bir yorum farkı” bulunduğunu kabul etti. Washington’ın tek tek projelerde daha büyük çaplı yatırımlar ve projelerin seçiminde daha fazla söz hakkı istediğini belirtti.

Washington ayrıca Samsung Electronics ve SK Hynix’in ABD’de gelişmiş bellek çipi üretimine yatırım yapması yönünde baskı uyguluyor. Ancak sektörün stratejik önemi ve çip üreticilerinin Güney Kore’de halihazırda üstlendikleri büyük yatırım taahhütleri nedeniyle bu talepler Seul açısından son derece hassas.

Buna karşılık gemi inşa sektörü, Seul’ün elinde belli ölçüde pazarlık gücü bulunan alanlardan biri.

ABD, küresel ticari gemi tonajının yalnızca yüzde 0,2’sini üretirken Güney Kore, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci gemi üreticisi konumunda. Trump’ın ABD gemi inşa sektörünü canlandırma planları da Kore teknolojisinin ve uzmanlığının Amerikan tersanelerine taşınmasını öngörüyor.

King’s College London’dan Ramón Pacheco Pardo, “Benim izlenimim, Trump’ın müttefiklerle ilişkilerinde benimsediği işlemsel yaklaşımın bir zaferi olarak sunabileceği büyük ölçekli yatırımlar görmek istediği yönünde” dedi.

Bazı uzmanlar ise Seul’ün bekleyerek kendi işini daha da zorlaştırdığını savunuyor.

Korea Economic Institute of America’dan Troy Stangarone, “Kore’nin ilk yatırım projesini açıklaması kritik önem taşıyor” dedi.

Stangarone, “Kore geciktikçe yönetimde, Güney Kore’nin taahhüdünden sıyrılmaya çalıştığı yönünde bir algı oluşması riski artıyor” ifadelerini kullandı.

Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri de baskıyı artırabilir.

Ewha Womans Üniversitesi Profesörü Park Won Gon, “Trump açısından bakıldığında, ABD’de yatırımların gerçekleşmesi gerekiyor ki bunu seçim kampanyasında kullanabilsin” dedi.

Yatırım anlaşmazlığı, ABD-Güney Kore ilişkilerinin başka boyutlarıyla da iç içe geçmiş durumda.

Trump 16 Ağustos’ta, Kuzey Kore’yi caydırmayı amaçlayan yıllık Ulchi Freedom Shield askeri tatbikatının kapsamının daraltılması talimatını verdi. Ertesi gün ABD Başkanı, “Sizi Kim Jong Un’dan korumak için orada 39 bin askerimiz var… ve siz İran’daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyeceksiniz. Bu garip” dedi.

Bununla birlikte ABD, Güney Kore ve Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği beş günlük ayrı bir askeri tatbikat bu hafta planlandığı şekilde başladı. Tatbikatın kapsamı veya süresinde herhangi bir değişiklik yapıldığı bildirilmedi.

Seul, İran konusunda ABD’ye nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini söylüyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü, Güney Kore’nin Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara katılmasının “ciddi sonuçları” olabileceği uyarısında bulundu.

Stangarone ise Hürmüz’de olası bir angajmanın Güney Kore’ye yatırım konusunda herhangi bir avantaj sağlamayabileceği görüşünde.

“Bir konuşlanma açıklamasının Kore’ye yatırım meselesinde herhangi bir esneklik sağlayacağını düşünmüyorum” diyen Stangarone, “Bu, kazanımlarını azamiye çıkarmaya çalışan bir [ABD] yönetimi” ifadelerini kullandı.

Pacheco Pardo’ya göre Trump, ilave baskı aracı olarak Washington’ın geçen yıl Seul’ün nükleer enerjili denizaltı edinme planlarını destekleme yönündeki anlaşmasından da “geri adım atabilir” ya da Kore’deki Amerikan askerlerini çekmekle tehdit edebilir.

Pacheco Pardo, ABD-Güney Kore ittifakının “temellerinin” güçlü olduğunu söylese de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump’ın müttefiklere ilişkin görüşleri dikkate alındığında, Trump görevde kaldığı sürece ilişkiler çalkantılı olmaya devam edecek.”

Okumaya Devam Et

Asya

İran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı

Yayınlanma

İran, petrol gelirlerini doğrudan nakit almak yerine Çin’den ithal ettiği malların finansmanında kullanarak milyarlarca dolarlık yaptırımları aşıyor. Reuters ajansının haberine göre gizli takas mekanizması üzerinden son bir yılda 2,5 milyar dolarlık işlem gerçekleşirken, bu kaynaklarla ilaç ve araçların yanı sıra askeri teçhizat da temin edildi.

İran, petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmak ve Çin’den askeri teçhizat dahil milyarlarca dolarlık ürün satın almak için takas benzeri gizli bir ticaret mekanizması işletiyor.

Reuters ajansına konuşan iki üst düzey İranlı yetkili ve konuyu yakından izleyen üç kaynak, Tahran yönetiminin Çin’e sattığı petrol karşılığında nakit yerine bu ülkeden ithal edilen mallar için kredi aldığını aktardı.

Adlarının gizli kalmasını isteyen kaynaklar, petrol gelirlerini Çin mallarıyla takas eden bu yöntemin, nükleer programı nedeniyle ABD’nin ekonomik ve askeri baskısını artırdığı son dönemde Tahran yönetimine doğrudan mali can damarı sağladığını vurguluyor.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumundaki Çin ise bu sayede indirimli İran petrolüne erişmeyi sürdürürken, bu ülkeye ihracat yapan bankalarını ve şirketlerini uluslararası ceza riskinden koruyor.

Washington yönetimi, İran petrolünün taşınmasını sağlayan bazı küçük ölçekli Çinli kuruluşlara yaptırım uygulasa da, küresel ekonomiyi sarsabilecek kapsamlı adımlardan kaçınıyor.

İki ülke arasındaki savaş sürerken Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya çalışan ABD, baskının dozunu artırdı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen ay yaptığı açıklamada, Tahran ile ticari ilişkilerini kesmeyen ülkelerin dolar sisteminden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtmişti.

Altı aydır süren savaş kapsamında ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukasının bu takas mekanizmasını nasıl etkilediği henüz netleşmedi.

Fakat 14 Temmuz’da ablukanın yeniden yürürlüğe konmasından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e ulaşan hiçbir İran petrol sevkiyatı kayıtlara geçmedi.

Batı’nın tek taraflı yaptırımlarını yasa dışı olarak niteleyen Pekin ve Tahran ise ticareti nasıl sürdürdüklerini kamuoyuna açıklamaktan kaçınıyor.

Kaynaklar, Tahran’ın bu sistemi ilaç, araç ve iletişim ekipmanı temin etmek amacıyla devreye soktuğunu aktarıyor. Çinli üreticilerin İran ile doğrudan temas kurmadığı ve yaptırımları deldiklerine dair bir işaret olmadığı belirtiliyor.

Öte yandan mekanizma, geçtiğimiz yıl İran’a milyonlarca dolar değerinde hava savunma ekipmanı sağlayan sözleşmeler kapsamında da en az bir kez kullanıldı. Kaynaklar söz konusu sevkiyatlara dair ayrıntı vermezken, işlemler bağımsız mercilerce doğrulanmadı.

Birleşmiş Milletler’in konvansiyonel silah ambargosu, İran ile küresel güçler arasında 2015’te imzalanan nükleer anlaşmanın çökmesi üzerine Eylül 2025’te diğer yaptırımlarla birlikte yeniden devreye girdi.

Tahran anlaşma hükümlerinden çekilmiş, Avrupalı ülkelerin yaptırımları otomatik olarak geri getirmesini ise Pekin ile Tahran hukuken sakat bir adım olarak tanımlamıştı.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın sorularına verdiği yanıtta söz konusu ticaret yapısından haberdar olmadığını belirtti.

Pekin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı taşımayan ve uluslararası hukuka dayanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı durduğunu bildirdi.

İran’ın New York ve Cenevre’deki diplomatik temsilcilikleri ise sorulara sessiz kaldı. Beyaz Saray adına konuşan bir ABD yetkilisi, Tahran’ın nükleer hedeflerine ulaşmasını engellemek için AB dahil uluslararası ortaklarla çalıştıklarını söylemekle yetindi.

Kpler veri analiz şirketine göre, 2025 yılında İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yüzde 80’den fazlasını Çin satın aldı. Bu oran günde ortalama 1,4 milyon varile denk geliyor.

İki ülke 2021 yılında enerji ve altyapı alanlarını kapsayan 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzalasa da işbirliğinin uygulama detayları büyük ölçüde gizli tutuluyor.

Söz konusu model, İran’ın uluslararası bankacılık kanallarına uğramadan Çin’den mal ve hizmet temin ettiği ağlardan yalnızca birini oluşturuyor.

Batılı bir yetkili ve konuyu izleyen diğer iki kişi, devlete ait Çinli petrol şirketi Zhuhai Zhenrong adına hareket eden bir alıcının, Çin merkezli ChuXin adlı gölge bir finans kuruluşuna bu yıla kadar her ay yüz milyonlarca dolar yatırdığını aktardı.

Bu mevduatların, İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ile bağlantılı Hong Kong merkezli bir şirketten alınan petrolün bedelini oluşturduğu belirtiliyor.

ChuXin üzerinden aktarılan petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’i İran’daki altyapı projelerine ayrılıyor. Kalan kısım ise İran’a mal sağlayan şirketlere ödeme yapmak üzere kurulan özel amaçlı şirketin (SPV) hesaplarına aktarılıyor.

İran’ın karar alma merkezine yakın kaynaklar, bu finansal mekanizmanın varlığını doğruluyor.

Fonların yönetimini Çin Ticaret Bakanlığı adına hareket eden bir firma ile İran Merkez Bankası ile bağlantılı diğer bir kuruluş paylaşıyor. İran Merkez Bankası ithalatçılara yetki verdiğinde, para transferi tedarikçi firmalara yönlendiriliyor. Resmi kayıtlarda ChuXin adına rastlanmazken, bir kaynak yapının yalnızca muhasebe tablolarında yaşam bulduğunu kaydetti.

Exeter Üniversitesi’nden uluslararası politika uzmanı Andrea Ghiselli, Pekin’in bu dolaylı ağları ABD’nin ikincil yaptırım tehditlerine boyun eğmeyeceğini göstermek için kullandığını ifade etti.

Ghiselli, Çinli liderlerin kendi bankalarını ve firmalarını küresel finansal sistemin dışına itilmekten korumayı amaçladığına dikkat çekerek, “İnkar edilebilir bir zemin oluşturmak istiyorlar” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English