Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi ve Putin görüştü: Adil ve çok kutuplu dünya düzeninin inşasını savunuyoruz

Yayınlanma

Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin haberine göre Çin Devlet Başkanı Xi Jinping salı günü Rusya lideri Vladimir Putin ile video bağlantısı aracılığıyla bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönerek Putin’le “çok yakında” görüşeceğini söylemesinden saatler sonra gerçekleşti.

Kremlin tarafından yayınlanan bir transkripte göre Putin, Xi ile yaptığı görüntülü görüşmede “geçtiğimiz dönemdeki çalışmalarımızın sonuçlarını gözden geçirmek ve Rusya-Çin ortaklığının ve stratejik işbirliğinin geliştirilmesi için yeni planların ana hatlarını belirlemek” amacıyla “yılın başında buluşma geleneğini” sürdürdüklerini söyledi.

Putin 2024 yılını iki komşu ülke için “çok verimli” bir yıl olarak tanımladı ve Moskova ile Pekin’in “diğer çok taraflı forumlardaki adımlarımızı koordine ettiğini” söyledi.

Metne göre Xi’ye “Daha adil ve çok kutuplu bir dünya düzeninin inşasını ortaklaşa savunuyor ve Avrasya bölgesinde ve bir bütün olarak dünyada bölünmez güvenliği sağlamak için çalışıyoruz” dedi.

“Rusya ve Çin arasındaki dış politika ilişkisinin ve ortak çalışmaların objektif olarak uluslararası ilişkilerde önemli bir istikrar sağlayıcı rol oynadığını rahatlıkla söyleyebiliriz” diye ekledi.

Görüşme sırasında Putin ayrıca iki ülke arasındaki ticaretin geçen yıl “dışarıdan gelen olumsuz etkilere” dayandığını söyledi.

İkili ticarette artış

Görüşmeler, Çin ve Rusya arasındaki ticaretin Batı’nın artan yaptırımlarına meydan okuyarak 2024 yılında bir önceki yıla göre %1,9 artışla 244,8 milyar ABD dolarına ulaşarak yeni bir zirve yaptığı bir dönemde gerçekleşti.

Rusya’nın İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü kutlamaya hazırlandığını kaydeden Putin, Xi’ye “faşizm, Nazizm ve militarizm ideolojisinin tekrar başını kaldırmasına izin verilmemesi gerektiğini” söyledi.

“Tarihsel hakikati benzer düşünen diğer insanlarla birlikte yaşatmak ve savunmak önemlidir” diye ekledi.

Çin’den yapılan açıklamaya göre bu görüşme Xi ve Trump arasında cuma günü gerçekleşen ve iki liderin Ukrayna’daki savaşla ilgili görüş alışverişinde bulundukları telefon görüşmesinin ardından gerçekleşti.

Çin’in Rusya ile yakın ekonomik, diplomatik ve askeri bağları bulunuyor ve önümüzdeki ay dördüncü yılına girecek olan savaşın sona erdirilmesi için Moskova üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor.

Trump göreve geldikten sonra defalarca savaşı “bir gün içinde” sona erdirebileceğini söyledi.

Pazartesi günü ikinci başkanlığının ilk gününde Oval Ofis’te kararnameleri imzalarken Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky’nin bir anlaşma yapmak istediğini ve Putin’in de yapması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Trump gazetecilere verdiği demeçte “Putin istiyor mu bilmiyorum… İstemeyebilir de” dedi. “Bence bir anlaşma yapmalı. Bence anlaşma yapmayarak Rusya’yı mahvediyor” diye ekledi.

Putin pazartesi günü göreve başlamadan önce Trump’a tebriklerini iletmiş ve Moskova’nın Trump yönetimiyle görüşmeye istekli olduğunu söylemişti. Trump yemin töreninde yaptığı konuşmada Ukrayna savaşına değinmedi.

Trump ile Putin arasında gizli görüşme mi?

Diplomasi

OPEC+ ülkeleri petrol üretimini artırmayı planlıyor

Yayınlanma

OPEC+ koalisyonu bünyesindeki yedi ülkenin, küresel piyasalardaki fiyat düşüşüne rağmen ağustos ayından itibaren petrol üretim hedeflerini artırmaya devam edeceği belirtiliyor. Reuters haber ajansına konuşan kaynaklar, artış miktarının haziran ve temmuz aylarındaki seviyelerle benzer olacağını ifade ediyor.

OPEC+ anlaşması kapsamında yer alan petrol üreticisi ülkelerin, ağustos ayından itibaren üretim hedeflerini yükseltme yönünde karar alması bekleniyor.

Reuters haber ajansına bilgi veren ve kimliklerinin açıklanmasını istemeyen üç kaynak, üretici ülkelerin arz artışını sürdürme eğiliminde olduğunu kaydetti.

Planlamalara göre ağustos ayında petrol üretiminin, haziran ve temmuz aylarındaki artış hızına paralel olarak günlük yaklaşık 188 bin varil seviyesinde artırılması öngörülüyor.

Konuya ilişkin resmi kararın, 5 Temmuz günü yapılması planlanan toplantıda alınabileceği belirtiliyor.

Söz konusu arz artışı planı, petrol fiyatlarında gözlenen düşüş eğiliminin yaşandığı bir dönemde gündeme geliyor. Küresel gösterge niteliğindeki Brent ham petrolünün varil fiyatı, halihazırda 72 doların hemen üzerinde işlem görüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin mayıs ayında gruptan ayrılmasının ardından geriye kalan yedi OPEC+ ülkesi olan Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman, haziran ayı için üretimlerini günlük 188 bin varil artırma kararı almış, aynı miktar temmuz ayı için de onaylanmıştı.

Geçen hafta, OPEC içindeki en büyük petrol üreticilerinden biri olan Irak’ın Petrol Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, organizasyonun ülkenin petrol üretimi kotasını kademeli olarak iade etmeye başladığı aktarılmıştı.

ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimlerin tetiklediği Ortadoğu krizi ve ihracat hatlarında yaşanan engellemeler nedeniyle, nisan ayında OPEC ülkelerinin toplam petrol üretimi son 36 yılın en düşük seviyesine gerilemişti.

Yılın ilk çeyreğinde, Irak’ın güneyindeki petrol sahalarında üretimin yüzde 70 oranında düştüğü bildirilmişti.

Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş engellerinin ardından Bağdat yönetimi ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi, geçici olarak durdurulan petrol ihracatının Türkiye’deki enerji üssü olan Ceyhan Limanı üzerinden yeniden başlatılması konusunda uzlaşmaya varmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Amerikan vatandaşı, ABD’nin isteği ile Türkiye’de gözaltında tutulduğunu öne sürdü

Yayınlanma

Terörle ilgili bir mahkumiyetin ardından kısa süre önce Irak’taki bir hapishaneden serbest bırakılan bir Amerikan vatandaşının avukatları, söz konusu kişinin ABD hükümetinin talebi üzerine Türkiye’de yeniden gözaltına alındığını ileri sürüyor

POLITICO’nun aktardığına göre Kuveyt’te doğan fakat 1980’lerde ABD vatandaşlığına geçen Shawki Ahmad Sharif Omar’ın avukatları, Washington’daki federal mahkemeye salı günü dilekçe sundular.

Dilekçede, ABD’nin Omar’ın ABD’ye yeniden girişini engellemek için Türk yetkililerle işbirliği yaptığı iddia ediliyor.

Omar, Türkiye’deki bir “sınır dışı etme merkezinde” tutuluyor; fakat avukatları, müvekkillerinin fiilen ABD hükümetinin “zımni gözaltında” olduğunu savunuyor ve federal yargıçtan müvekkillerinin serbest bırakılması ve geri gönderilmesi için karar vermesini talep ediyorlar.

Dava, George W. Bush tarafından atanan ABD Bölge Yargıcı John Bates’e havale edildi.

Aynı zamanda Ürdün vatandaşı olan Omar, 2004 yılında Irak’ta, o dönem Irak’taki El Kaide lideri olan Ebu Musab el-Zerkavi’ye yardım ettiği iddiasıyla ABD güçleri tarafından tutuklanmıştı.

Omar, ABD ordusunun gözaltında kaldığı süre boyunca maruz kaldığı kötü muamele ve işkenceyi anlatmasıyla uluslararası dikkatleri üzerine çekmişti.

ABD’nin 2011 yılında onu Irak makamlarına teslim etmesinin ardından, göçmenlik ihlallerinden ve birkaç yıl sonra “terör” suçlamalarından mahkum edildi. Bu suçlamalar nedeniyle geçtiğimiz Nisan ayına kadar hapiste kaldı.

ABD hükümeti tarafından 2008 tarihli Yüksek Mahkeme davası sırasında sunulan deliller, Omar’ı Zerkavi’nin “grubunun diğer terörist gruplarla bağlantısını kolaylaştıran, Irak’a yabancı savaşçılar getiren ve kaçırma olaylarını planlayıp gerçekleştiren” kilit bir aracı olarak tasvir ediyordu.

Omar ve avukatları, bu iddialara ilişkin ABD delillerinin zayıf olduğunu ve hiçbir zaman doğrulanmadığını öne sürdü. 

Ayrıca Irak’taki yargılama sürecinin adil olmadığını ve kendisine adil yargılanma hakkının tanınmadığını iddia ettiler. Davası yıllardır uluslararası manşetlere konu oluyor.

Omar’ın avukatları, nisan ayında Irak’taki gözaltından serbest bırakıldıktan sonra kendisine geçici bir ABD pasaportu verildiğini fakat yine de uçuş yasağı listesine eklendiğini ve eşi ile ABD vatandaşı çocuklarının da bulunduğu ailesiyle yeniden bir araya gelmek üzere ABD’ye seyahat etmesinin engellendiğini belirtiyorlar.

Omar’ın, Türk makamlarının kendisini ABD’nin talebi üzerine gözaltında tuttuğu iddiası, sınır güvenliği ve göç hedefleri konusunda yabancı hükümetlerle işbirliği yapma konusunda ABD’nin yasal yetkisi hakkında yeni sorular ortaya çıkarıyor.

ABD’nin, sabıka kaydına bakılmaksızın, bir ABD vatandaşının ülkeye yeniden girişini engellemek amacıyla başka bir ülkeden bu kişiyi gözaltına almasını istemesi olağandışı bir durum.

İddiaya göre Türk yetkililer Omar’ı gözaltına aldı ve onu bir sınır dışı etme merkezine gönderdi. Dilekçesine göre, Omar son bir haftadır yeri bilinmeyen bir tesiste tutuluyor.

Dilekçede, yetkililerin Omar’a ABD makamlarının talebi üzerine hareket ettiklerini söyledikleri iddia ediliyor.

Şikayette, Omar’ın gözaltına alındığını teyit eden ve onun durumunu doğrulamak için Türk meslektaşlarıyla birlikte çalıştıklarını belirten Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yapılan yazışmaların metni de yer alıyor.

Avukatları, “Hükümet, dilekçe sahibinin adına müdahale etme yetkisini aktif olarak kullanmışken, artık onun gözaltı süreci üzerinde kontrolü olmadığını iddia edemez,” diye yazdı.

Avukatlar, Omar’ın “Ürdün de dahil olmak üzere işkenceye maruz kalma riski bulunan bir ülkeye sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu” savundu.

Avukatlar, “Ürdün, Omar’ın nerede olduğu ve faaliyetleri hakkında aile üyelerini sorgulayan bir ülkedir; ayrıca, ABD yetkilileri tarafından daha önce kendisine işkence uygulayan bir ülkeye teslim edildiği gerçeği göz önüne alındığında, ABD’nin talebi üzerine Türkiye’de işkenceye maruz kalma tehlikesi de bulunmaktadır, ” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO savunma planlarında ABD’den kalan boşluklar kapanıyor

Yayınlanma

NATO’nun, Ankara’da yapılacak zirvede Avrupalı üyelerin ittifak savunma planlarında ABD’den doğan boşlukları kapattığını ilan etmesi bekleniyor. Reuters haber ajansına konuşan ittifak kaynakları, Washington’ın kriz dönemlerinde tahsis edeceği askeri kapasiteyi azaltma kararı aldığını belirtiyor.

NATO, gelecek hafta Ankara’da düzenlenecek zirvede, Avrupalı üyelerin ittifakın savunma planlarında ABD’nin askeri varlığını azaltmasından doğan boşlukları kapattığını ilan etmeye hazırlanıyor.

Reuters haber ajansına konuşan bir ittifak kaynağı, Avrupalı müttefiklerin bu yönde önemli adımlar attığını bildirdi.

Washington yönetimi, kriz dönemlerinde ittifaka tahsis edeceği askeri yeteneklerin kapsamını daraltma kararını geçen Mayıs ayında ortaklarına iletmişti. Liderler düzeyindeki Ankara zirvesinin ise 7-8 Temmuz günlerinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Stratejik bombardıman uçaklarındaki açık sürüyor

İttifak kaynağının aktardığı bilgilere göre, kapatılması için en çok çaba harcanan temel askeri açık stratejik bombardıman uçaklarında yaşanıyor. ABD, bu alanda daha önce taahhüt ettiği iki uçak yerine yalnızca bir uçak sağlayacağını ortaklarına bildirdi.

ABD hükümeti askeri kısıntıların ayrıntılarını kamuoyuna resmen açıklamadı. Ancak askeri kaynaklar, bu azaltmanın yakıt ikmal uçakları, savaş uçakları, insansız hava araçları ve savaş gemilerini kapsadığını belirtiyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Haziran ayının ortasında yaptığı açıklamada, diğer müttefiklerin askeri katkılarını artırdığını ve savunma planlarındaki pek çok açığı kapatma kararlılığında olduklarını ifade etmişti.

ABD ordusuna olan aşırı bağımlılık azaltılacak

NATO askeri yetkililerinden Alexus Grynkewich, atılan bu adımların Amerikan kuvvetlerine yönelik aşırı bağımlılığı kademeli olarak sona erdirmeyi amaçladığını dile getirdi. Grynkewich, Washington’ın aynı anda birden fazla cephede çatışma ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.

Diğer taraftan, Avrupa Birliği (AB) Savunma Komiseri Andrius Kubilius da Avrupa ülkelerine seslenerek, ABD’nin askeri rolünün gerileyeceği bir döneme hazırlıklı olmaları ve kendi savunma kapasitelerini güçlendirmeleri yönünde çağrıda bulundu.

Bu askeri dönüşüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmişte bazı üye ülkelerin ABD’nin İran politikalarına destek vermemesini eleştirerek, gelecekte talep gelse dahi NATO ülkelerine askeri yardım sağlamayabileceğine yönelik açıklamalarının ardından hız kazandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English