Diplomasi
Xi’nin Avrupa ziyaretinde ilk durak Sırbistan olabilir

Gözlemcilere göre Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in olası Avrupa ziyareti, jeopolitik sürtüşmelere rağmen her iki tarafın da pragmatik işbirliği arayışında olduğu kıta ile güvenin yeniden inşasına yönelik bir başka adım olarak görülüyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in Xi’nin ülkesine yapacağı ziyareti duyurması, Çin liderinin kıtayı ziyaret etme planına dair aylardır süren spekülasyonların ardından Avrupa’ya yapacağı ziyaretin ilk teyidi oldu. Ancak Pekin, Xi’nin bu yıl Avrupa’yı ziyaret edeceğini teyit etmedi ya da olası bir güzergah belirtmedi.
Xi’nin geçen yıl Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Çin ziyareti sırasında yaptığı daveti kabul etmesinin ardından Fransa’nın da Xi’nin gezisinde bir durak olması bekleniyor.
Avrupa gezisi onaylanırsa, Xi’nin Kovid-19 salgınının ardından yüz yüze diplomasiye yeniden başlamasından bu yana ilk Avrupa turu olacak.
Devlet Konseyi Kalkınma Araştırma Merkezi’nde Avrupa uzmanı olan Ding Yifan, Xi’nin gezisinin Çin ve Avrupa’nın birbirleri hakkındaki “yanlış algıları” azaltması için bir şans olacağını söyledi.
“Çin’deki kitle iletişim araçları Avrupa’nın ABD’nin takipçisi olduğunu düşünüyor… Avrupa’daki ana akım medya da Çin’in [Ukrayna ihtilafında] Rusya’yı desteklediğini düşünüyor” dedi ve ekledi: “Asıl mesele iki tarafın gerginlik içinde olması ve birbirlerine güvenmemeleri. Dolayısıyla bu siyasi liderler bu siyasi alışverişler yoluyla iletişimi güçlendirmek istiyorlar.”
Çin’in Avrupa ile ilişkileri son yıllarda Ukrayna ihtilafı ve Pekin ile Washington arasında tırmanan rekabet nedeniyle büyük ölçüde gerildi. Pek çok Avrupa ülkesi Pekin’in Moskova ile ilişkilerine şüpheyle yaklaşmaya devam ederken, ABD’nin ulusal güvenlik kaygılarıyla Çin’in kritik malzeme ve teknolojilere erişimini sınırlama çabalarına katılma konusunda da büyük baskı altında.
Her iki taraf da AB’nin yaklaşık 400 milyar Avro’luk (433 milyar ABD Doları) ticaret dengesizliği konusunda haksız rekabet ve korumacılık suçlamalarında bulunuyor.
AB’nin ekim ayında devlet sübvansiyonları nedeniyle Çinli elektrikli araç üreticileri hakkında soruşturma başlatması ve Çin’in geçen ay brendi satışlarına yönelik anti-damping soruşturması başlatmasıyla gerilim tırmanıyor.
Pekin ve Brüksel, Çin’in pandeminin ardından yeniden açılmasından bu yana üst düzey temaslarda bulunuyor; Almanya Başbakanı Olaf Scholz Kasım 2022’de Çin’i ziyaret etti ve nisan ayında tekrar ziyaret etmeyi planlıyor. AB liderleri Ursula von der Leyen ve Charles Michel’in yanı sıra Macron da geçen yıl Çin’i ziyaret etti.
Hong Kong Üniversitesi Asya Küresel Enstitüsü’nde AB-Asya analisti olan Sebastian Contin Trillo-Figueroa, aralık ayında Pekin’de düzenlenen ve Çin Başbakanı Li Qiang’ın eş başkanlığını yaptığı AB-Çin zirvesinin “karşılıklı bakış açısında önemli bir değişime” işaret ettiğini söyledi.
Trillo-Figueroa, “Her iki taraf da daha derin bir karşılıklı anlayış hedefledi ve çatışmayı önlemek için çaba sarf etti” dedi ve her iki tarafın da artık ticari ilişkiler gibi temel konulara odaklanmak için stratejik diyaloğun önemini kabul ettiğini ve bunun da “sembolik anlaşmazlıklar yerine pragmatik reelpolitiğe” doğru bir kaymaya işaret ettiğini söyledi.
Trillo-Figueroa, Çin’in Avrupa ile yüz yüze diplomasiyi canlandırmak için harekete geçerken Almanya ve Fransa’ya öncelik verdiğini de sözlerine ekledi. “Ancak Xi’nin Avrupa turunda ziyaret edilecek ilk ülke olarak Sırbistan’ın seçilmesi, diğer Avrupalı liderlere stratejik bir mesaj gönderecektir” yorumunu yaptı.
“Bu ilk ziyaret için Sırbistan’ın seçilmesi, Avrupalı liderlerin gelecekteki temaslarında önceliklerini yeniden şekillendirebilecek cesur bir diplomatik açıklama anlamına geliyor” dedi.
Çin, Pekin’in Tayvan üzerindeki egemenliğini destekleyen ve Çin’in Balkanlar’daki Kuşak ve Yol Girişimi’nin önemli bir ortağı olan Sırbistan ile uzun zamandır güçlü bağlara sahip. Pekin, 2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı bir ülke olarak tanımadı.
Belgrad ayrıca Ukrayna savaşı sırasında Moskova ile yakın ilişkilerini sürdürerek pek çok Avrupa ülkesinin tepkisini çekti.
Öte yandan Ding, Xi’nin olası Avrupa turunda Fransa’nın da yer almasının muhtemel olduğunu çünkü bu yıl Çin-Fransa ikili ilişkilerinin 60. yıldönümü olduğunu ve “Fransa’nın duruşunun Batı’da çok kritik olduğunu” söyledi.
Macron uzun zamandır Avrupa’nın “stratejik özerkliğini” savunuyor ve kıtayı ABD’nin “kölesi” haline gelmemeye ya da Çin ile tırmanan gerilime kapılmamaya çağırıyor. Çin de Macron’un bu görüşünü sık sık yineleyerek Avrupa’yı jeopolitik karmaşıklıkların ortasında bu ilkeye bağlı kalmaya çağırdı.
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak












