Bizi Takip Edin

Amerika

Yapay zeka araştırmalarına tekeller yön veriyor

Yayınlanma

Yapay zeka ve robotik teknolojilerindeki güncel gelişmeler son zamanların en gözde tartışma başlıklarından.

Transhümanizm tezlerinden ‘sıfır çalışma’ hülyalarına kadar çeşitli vesilelerle gündeme gelen yapay zeka araştırmalarındaki büyük dönüşüm ise gözlerden saklanıyor.

Örneğin fırtınalar koparan ChatGPT söz konusu olduğunda, yola ‘kâr etmeyen kuruluş’ olarak çıkan ana şirketi OpenAI’ın 2019’dan beri fiili olarak Microsoft tarafından kontrol edildiği gerçeğine pek az değiniliyor. ChatGPT’ye rakip olarak çıkan Bard da Google’ın (Alphabet) Microsoft’a rakip olarak çıkardığı yapay zeka servisi olarak öne çıkıyor. Amazon Web Services, Hugging Face ile ortaklığını genişleteceğini açıklarken, Apple de yeni yapay zeka modellerini test ettiğini duyurdu.

ChatGPT ve Bard gibi yapay zeka servislerine ‘generative AI’ (üretici yapay zeka) deniyor. Bu servisler, makine öğrenimi ve yapay zeka teknolojilerini kullanarak, yeni ve orijinal içerikler oluşturabilen makineler. Bu makineler, metin, görsel veya video üretebiliyor.

Yapay zeka araştırmalarının tekelleşmesi

Financial Times’ta (FT) yayınlanan bir makale, yapay zeka araştırmalarında yaşanan dönüşümü özetliyor.

Makale daha başında sonucu yazıyor: “Son gelişmeler, bir avuç birey ve şirketin artık sektördeki kaynakların ve bilginin çoğunu kontrol ettiği ve nihayetinde kolektif geleceğimiz üzerindeki etkisini şekillendireceği anlamına geliyor.”

Massachusetts Institute of Technology’den (MIT) araştırmacıların Science dergisinde yayınlanan bir makalesine dikkat çeken FT, ChatGPT gibi uygulamaların altında yatan teknoloji olan üretici yapay zekanın, Microsoft Office, Google Docs ve Gmail gibi milyarlarca insan tarafından kullanılan yazılımların içine yerleştirildiğine dikkat çekiyor.

MIT araştırması, yapay zeka doktora mezunlarının neredeyse yüzde 70’inin 2020’de şirketler için çalışmaya başladığını ortaya koydu. Bu oran 2004’te yüzde 21’di.

Benzer şekilde, 2006’dan bu yana yapay zeka şirketlerinde işe alınan öğretim üyeleri sekiz kat arttı ve bu artış bilgisayar bilimleri araştırma fakültesindeki genel artıştan çok daha hızlıydı.

Yapay zeka araştırmalarını takip eden bir şirket olan Zeta Alpha, yazarlardan en az birinin belirli bir şirket için çalıştığı yayınlanmış makalelerin sayısını incelemiş. Buna göre, 2020 ve 2022 yılları arasında Alphabet, diğer tüm kurumsal veya akademik kurumlardan daha fazla olmak üzere, yaklaşık 9.000 yapay zeka makalesi yayınlamış. Microsoft yaklaşık 8.000, Meta ise 4.000 civarında makale yayınlamış.

Science’ta yayınlanan makalenin yazarı Nur Ahmed, “Konuştuğumuz araştırmacıların çoğu, endüstri ile rekabet edemeyeceklerini düşündükleri için belirli araştırma yörüngelerini terk ettiler, basitçe, bilgisayar veya mühendislik yeteneklerine sahip değiller,” diyor.

Akademisyenlerin, ChatGPT-4 gibi büyük dil modelleri oluşturmak için geniş kaynaklara ve verilere ulaşmaları gerekiyor. Bunlar ise şu anda yalnızca Google, Microsoft ve Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinin erişiminde.

Ahmed, şirketlerin en büyük yapay zeka modellerindeki payının 2010’da yüzde 11’den 2021’de yüzde 96’ya çıktığını da tespit ediyor.

Veri ve kaynağa erişim sorunu, araştırmacıların şirket laboratuvarlarında oluşturulan modelleri kopyalayamayacağı ve dolayısıyla bunları denetleyemeyeceği anlamına geliyor.

Kamu sektörü ile özel sektör arasındaki uçurum

Araştırmanın ulaştığı bir başka sonuç, yapay zeka araştırmalarına yönelik devlet yatırımları ile özel sektör yatırımları arasındaki devasa uçurum.

Araştırmaya göre 2021 yılında, savunma sektörü dışı ABD devlet kurumları yapay zekaya 1,5 milyar dolar ayırdı. Avrupa Komisyonunun planladığı harcama 1 milyar avro idi.

Özel sektörün 2021’de yapay zekaya yaptığı yatırım ise 340 milyar dolardan fazla.

PitchBook’un yatırım verilerine göre, son altı yılda üretici yapay zeka için harcanan paranın çoğunun Anthropic, Inflection, Character.ai ve Adept AI gibi startuplara ve OpenAI gibi kendi büyük modellerini inşa eden daha büyük faaliyetlere gitti.

OpenAI’ın 2019’da Microsoft’tan 1 milyar dolar yatırım almasıyla birlikte süreç hızlandı. Modeller ve veri setleri gibi kurumsal yapay zeka teknolojisine yönelik kamusal alternatifler gitgide azaldı. Bu kapsamda bilgi tekelleşirken sermayenin çıkarları doğrultusundaki üretim arttı.

The Economist’in derlediği verilere göre, ‘Beş Büyükler’ olarak nitelendirilen Alphabet, Amazon, Apple, Meta ve Microsoft’un 2002 yılında yapay zeka araştırma ve geliştirme faaliyetleri için yaptıkları toplam yatırım 223 milyar dolar civarında, bu rakam 2019 yılında 109 milyar dolardı. Aynı sektöre yönelik toplam sermaye harcamaları da 2022 yılında 161 milyar dolar ki bu da 2019’dan bu yana iki katına çıkan bir sermaye harcaması demek.

Bu paraların hepsinin en yeni teknolojilere harcandığı düşünülmemeli. Önemli bir kısmı depolar, ofis binaları ve veri merkezleri gibi daha ‘sıradan’ işlere harcanıyor. Bununla birlikte teknoloji tekelleri, yapay zeka araştırmalarının en büyük yatırımları olduğu gerçeğini gizlemiyor.

Yine aynı makaledeki verilere göre, geçtiğimiz dört yıl içinde büyük teknoloji şirketleri 200’ün üzerinde yapay zeka şirketine ortak oldu ve bu yatırımlar giderek hızlanıyor.

Örneğin Microsoft’un OpenAI’a yatırdığı bildirilen 11 milyar dolar, girişimin 29 milyar dolarlık kesin olmayan değerlemesi düşünülürse, yazılım devine yüzde 38’lik bir hisse veriyor.

Microsoft’un diğer önemli sermaye yatırımları arasında veri merkezleri için yapay zeka teknolojisi üreten d-Matrix ve laboratuvar çalışmalarını ve diğer ar-ge projelerini kolaylaştırmak için algoritmalar kullanan Noble.ai yer alıyor. Microsoft ayrıca, kurucusu Bill Gates’in ‘hayırseverlik’ işlerine ve sağlık sektörüne yönelik merakına uygun bir şekilde, sağlıkta yapay zeka teknolojilerini geliştiren startuplara yatırım yapıyor.

Alphabet’in girişim sermayesi kollarından biri olan Gradient Ventures, yalnızca yapay zeka firmalarına yatırım yapıyor ve 2019’dan bu yana yaklaşık 200 startupı destekledi.

‘Devrim’ mi oluyor?

Bu tartışmaların bir ucunda da, yeni üretici yapay zeka modellemeleri ile birlikte iktisadi verimlilikte dramatik bir artış yaşanacağı ve küresel ekonominin, ya da küresel kapitalizmin, yeni bir yükselişine şahit olacağımız iddiası yer alıyor.

Axios’ta yer alan bir değerlendirme, iyimser beklentilere şüpheyle yaklaşıyor. Değerlendirmede, teknolojideki önceki sıçramaların bireyleri güçlendirmeyi, işletmeleri düzene sokmayı ve yeni girişim dalgalarını hayata geçirmeyi vaat eden atılımları içerdiği vurgulanıyor.

ChatGPT, Bing gibi günümüzün üretici yapay zeka projeleri ve Midjourney ve DALL-E gibi görüntü oluşturma araçları ise çok büyük bilgi işlem kaynakları gerektiriyor ve çalıştırılması için servetiniz olması lazım. Bu da demek oluyor ki, bu teknolojik atılım, eğer gerçekten bir atılım varsa, dev teknoloji tekellerinin ortaklığı ve desteğiyle geliştiriliyor.

Axios’taki değerlendirmenin daha dikkat çekici tarafı şu satırlarda gizli: “Teknoloji on yıllar içinde giderek daha merkezi bir iktisadi oyuncu haline gelse de, perakende, emlak, enerji, sağlık ve diğer sektörlerin kendi dinamiklerini takip etmesiyle ekonomi çok daha büyük bir makine olmaya devam ediyor.”

Devamında ise, teknolojinin gelişmesinin birçok şeyi değiştirmesine rağmen, iktisadi verimliliği artırıp artırmadığı konusunda hâlâ soru işaretleri bulunduğuna işaret ediliyor.

Amerika

Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Yayınlanma

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.

ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.

Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.

Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.

Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı

Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.

El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.

El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.

Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.

Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.

The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.

Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.

Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı

Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.

El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.

Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.

El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.

Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.

Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.

Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi

Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.

Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.

El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.

Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.

Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.

Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.

Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.

Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.

İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.

Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.

Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı

Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.

Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.

Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.

Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.

Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.

Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.

Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English