Diplomasi
Yasukuni Tapınağını ziyaret eden Ukrayna elçisi Çinlilerin tepkisini çekti

Ukrayna’nın Japonya Büyükelçisi Sergiy Korsunsky Tokyo’daki tartışmalı Yasukuni Tapınağını ziyaret ettiği için Çin sosyal medyasında eleştirildi. Bazıları bunu “Çin halkına saygısızlık” olarak nitelendirdi.
Sergiy Korsunsky’nin salı günü gerçekleştirdiği ziyaret, Pekin’in “Japon Saldırganlığına Karşı Çin Halkının Direniş Savaşı ve Dünya Anti-Faşist Savaşı” olarak adlandırdığı savaşın sona ermesinin 79. yıldönümünün Çin’deki anma törenlerine denk geldi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Korsunsky’nin aralarında savaş suçlularının mezarlarının da bulunduğu türbeye yaptığı ziyaret hakkında henüz bir yorum yapmadı.
Japonya’daki Ukrayna Büyükelçiliği’nin ziyarete ilişkin haber ve fotoğrafları X platformunda yayınlamasının hemen ardından Çin sosyal medyasında eleştiriler dolaşmaya başladı. Gönderi bu eleştiriler sonrası silindi.
Paylaşıma göre Korsunsky türbeyi ziyaret etmeden önce el yıkama ritüelini yerine getirmiş ve burada el yazısıyla bir mesaj bırakmıştı.

Devlet haber ajansı Xinhua’ya bağlı bir WeChat hesabı olan Niutanqin, perşembe günü Korsunsky’nin ziyaretinin Çin’e “saygısızlık” olduğunu söyledi. “Ukrayna’nın Japonya Büyükelçisi hayaletlere taptı” hashtag’i de trend oldu.
Bazı yorumcular Korsunsky’nin Dünya Anti-Faşist Anma Günü’nde türbeyi ziyaret etmeyi seçmesinin yaraya tuz basmak anlamına geldiğini söyledi.
“Ukrayna’nın Japonya Büyükelçisi Çin’e hakaret etti. Artık [Ukrayna’yı] desteklemiyorum… Umarım Çin, Ukrayna’yı yenmesi için Rusya’ya daha fazla yardım sağlar,” diye yazdı Weibo’da bir yorumcu.
Çin’deki Ukrayna Büyükelçiliği resmi Weibo hesabında ziyaretten hiç bahsetmedi ve her gün olduğu gibi Devlet Başkanı Zelensky’nin konuşmalarını yayınladı. Ancak haberin duyulmasının ardından paylaşımlar olumsuz yorum yağmuruna tutuldu.
Diplomasi
Barış Kurulu Netanyahu görüşmesi sonrası Gazze çekilme şartını değiştirdi

ABD destekli Barış Kurulu’nun açıklaması, İsrail ordusunun Gazze’den çekilme koşullarının Başbakan Binyamin Netanyahu ile yapılan görüşmenin ardından değiştirildiğine işaret etti. Yayınlanan yeni metin, Sarı Hat’ın gerisine çekilmeyi Hamas’ın tam silahsızlanması şartına bağlarken İsrail askerlerinin bölgede kalmasının önünü açık bıraktı.
ABD destekli Barış Kurulu’nun pazartesi günü yayımladığı açıklama, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesine ilişkin koşulların Başbakan Binyamin Netanyahu ile yapılan görüşmenin ardından değiştirilmiş olabileceğine işaret etti.
Kurul, İsrail ordusunun Sarı Hat’ın gerisine ancak Hamas’ın arabuluculara taahhüt ettiği silahsızlanma tamamlandıktan sonra çekileceğini bildirdi. Açıklamada bu koşulun hafif ve ağır silahların yanı sıra tüneller için de geçerli olduğu belirtildi.
Sarı Hat, Ekim 2025’te varılan ateşkes kapsamında Gazze’yi kabaca İsrail ile Hamas’ın kontrolündeki bölgeler arasında bölen sınırı ifade ediyor. İsrail ordusu ateşkesten sonra daha fazla alanı ele geçirerek Gazze’nin yüzde 60’tan fazlasını kontrolü altına aldı.
Açıklamadaki ‘tam çekilme’ ifadesi kaldırıldı
Times of Israel, geçen hafta adını açıklamadığı bir Barış Kurulu yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun anlaşmanın ilk aşamasında Sarı Hat’a çekilmesinin beklendiğini bildirmişti.
Barış Kurulu’nun pazartesi günü yayımladığı resmi açıklamanın ilk halinde, İsrail ordusunun “tam çekilmesinin” ancak Hamas’ın silahsızlanması tamamlandıktan sonra gerçekleşeceği belirtildi. Ancak “tam” sözcüğü birkaç dakika sonra metinden çıkarıldı.
Times of Israel’a göre ilk metin, silahsızlanma süreci devam ederken kısmi çekilmelerin yapılmasına, süreç tamamlandığında ise İsrail ordusunun bütünüyle çekilmesine imkân tanıyordu. Değiştirilen metin ise Sarı Hat’ın gerisine yönelik herhangi bir çekilmeyi silahsızlanmanın tamamlanması şartına bağladı.
Bununla birlikte “tam” sözcüğünün çıkarılması, silahsızlanma sonrasında İsrail ordusunun Gazze’den bütünüyle ayrılıp ayrılmayacağını da belirsiz bıraktı. Son metin, Hamas bütün silahlarını teslim etse bile İsrail’in Gazze’de asker bulundurmaya devam etmesinin önünü açık bırakıyor.
Bu yaklaşım, Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un geçen hafta dile getirdiği “Çekilme ile silahsızlanma eş zamanlı ilerlemeli” açıklamasından farklılık gösteriyor.
Habere göre bu değişiklik, Netanyahu hükümetinin plana onay vermesini sağlama çabasının parçası olabilir. İsrail, Hamas tamamen silahsızlandırılmadan ordunun Gazze’den çekilmesine karşı çıkıyordu. Ancak yalnızca ilk plandaki aşamalı süreci kabul eden Hamas’ın yeni koşullara nasıl yaklaşacağı belirsiz.
Barış Kurulu, Netanyahu’yla yapılan ve “yapıcı” olarak nitelendirilen görüşmenin ardından, hedefin Gazze’deki silahların tamamen devre dışı bırakılması ve “silahların hükmettiği düzenden sivil yönetime geçilmesi” olduğunu açıkladı. Kurul, bunun bir süreç içinde gerçekleştirileceğini ve ayrıntıların çalışmaların bir sonraki aşamasında belirleneceğini bildirdi.
Pazartesi günkü açıklamada İsrail’in çekilmesi için herhangi bir takvim verilmezken askeri operasyonların durdurulmasına ilişkin somut bir hükme de yer verilmedi. Kurul, planın uygulanmasında ilerleme sağlanabilmesinin tarafların üzerinde anlaşılmış çerçevedeki yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunu vurguladı.
Netanyahu saldırıları durdurmayı reddetti
Israel Hayom’un haberine göre Netanyahu, görüşme sırasında Mladenov’a Hamas’ın oluşturduğu tehdidin devam ettiğini ileri sürerek İsrail’in Gazze’de ateşi kesmeyeceğini ve Sarı Hat’tan çekilmeyeceğini söyledi.
İsrail yönetimi ayrıca Kahire’de yürütülen müzakerelere dahil edilmediği ve görüşlerini sunma fırsatı bulamadığı gerekçesiyle silahsızlanma planına ilişkin itirazlarını Barış Kurulu ile ABD’ye iletti.
Konu hakkında bilgi sahibi İsrailli bir yetkili, Times of Israel’a yaptığı açıklamada, İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılmasını denetleyecek Uluslararası Doğrulama Komitesinde Türkiye ve Katar’dan temsilcilerin bulunmasına karşı çıktığını söyledi. Haberde, her iki ülkenin de Hamas liderlerine ev sahipliği yaptığı, Türkiye-İsrail ilişkilerinin ise 7 Ekim 2023 saldırısının ardından koptuğu hatırlatıldı.
Aynı yetkili, İsrail’in Hamas’a ait silahların imha edilmek yerine yalnızca depolanmasını öngören maddeye de itiraz ettiğini söyledi.
Mladenov ise X hesabından yaptığı paylaşımda beklentileri düşürerek “Zorlu aşama şimdi başlıyor” dedi. Yürütülen çalışmanın yavaş, yorucu ve teknik bir süreç olduğunu belirtti.
Silahsızlanma planının başlangıç tarihi belirsiz
Anlaşmaya göre Hamas yönetimindeki polisin elindeki bütün silahların, Gazze’yi yönetmesi planlanan ABD destekli Filistinli teknokratlar komitesine devredilmesi öngörülüyor. Bu yapı, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (NCAG) olarak biliniyor.
NCAG’nin silahsızlanma planının başlamasından iki hafta sonra Gazze’ye girmesi planlanıyor. İlk iki hafta içinde tarafların, silahların teslimine ilişkin her aşamanın takvimi üzerinde anlaşması gerekiyor.
Barış Kurulu, bu 14 günlük dönemin Hamas’ın planı kabul etmesinin hemen ardından başlamasını istiyordu. Ancak İsrail’in itirazları nedeniyle başlangıç tarihi belirsizliğini koruyor.
Filistinli komitenin Gazze’ye girmesi ve uluslararası güçlerin konuşlandırılmasının ardından ağır silahların devre dışı bırakılarak depolanması, askeri üretim merkezlerinin kapatılması ve tünellerin imha edilmesi sürecinin başlaması öngörülüyor.
Anlaşmaya göre bu süreç, İsrail ordusunun aşamalı olarak çekilmesiyle bağlantılı biçimde yürütülecek. Son aşamada silahlı grupların bütün silahlarını teknokratlar komitesine teslim etmesinin sekiz ay ile bir yıl sürmesi bekleniyor.
Gazze’nin yüzde 60’ından fazlası İsrail işgalinde
İsrail’in kontrolü altında bulunan bölgeler büyük ölçüde yıkılmış ve nüfustan arındırılmış durumda. Gazze’deki yaklaşık 2 milyon Filistinlinin çoğu Hamas’ın kontrolündeki kesimde yaşıyor. Yüz binlerce kişi ağır koşullardaki çadır kamplarında ve yıkılmış mahallelerde hayatını sürdürüyor.
İsrail’in 27 Ekim’de yapılacak seçimlerden önce Gazze’den önemli sayıda asker çekmesi veya başka tavizler vermesi beklenmiyor. Zorlu bir seçim mücadelesiyle karşı karşıya olan Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortakları, Hamas üzerindeki askeri baskının sürdürülmesini ve İsrail askerlerinin Gazze’de kalmasını istiyor. Bazı koalisyon üyeleri ise bölgede Yahudi yerleşimleri kurulmasını savunuyor.
Gazze Sağlık Bakanlığına göre Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bölgede en az 1230 kişi hayatını kaybetti. Bakanlığın açıkladığı sayı siviller ile silahlı grup mensupları arasında ayrım yapmıyor ve bağımsız olarak doğrulanmış değil. Bununla birlikte İsrail, Hamas’ın açıkladığı toplam can kaybı rakamlarını genel olarak kabul ediyor.
Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de beş İsrail askeri öldürüldü.
Diplomasi
ABD ve Ukrayna istihbarat paylaşımını eski düzeyine getirdi

ABD Senatosu’ndan üç senatör, Washington ile Kiev arasındaki istihbarat paylaşımının önceki düzeyine ulaştığını bildirdi. Beyaz Saray, mevcut istihbarat ilişkisinin ayrıntılarını paylaşmazken Başkan Donald Trump’ın çatışmanın sona erdirilmesine odaklandığını vurguladı.
Amerikalı senatörler, ABD ile Ukrayna arasındaki istihbarat paylaşımının önceki düzeyine geri döndüğünü bildirdi.
Politico’nun haberine göre bu değerlendirmeyi yapan senatörler arasında Ukrayna’ya yönelik yardımın artırılmasından uzun süredir yana olan Demokrat Senatör Mark Warner da bulunuyor.
Warner konuyla ilgili şöyle konuştu: “Ayrıntılara girmek istemiyorum ama durum iyileşti.” Cumhuriyetçi senatörler John Cornyn ve Roger Wicker ise bilgi paylaşımının “stratejik önem taşıyan” bir dönemde hızlandığını belirtti.
Demokrat Senatör Tim Kaine de ABD ile Ukrayna arasındaki bilgi paylaşımında canlanma belirtileri fark ettiğini aktardı.
Beyaz Saray, Ukrayna ile istihbarat paylaşımı alanındaki mevcut ilişkinin ayrıntılarını açıklamadı. Ancak Politico’ya yaptığı yorumda ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmanın sona erdirilmesine katkı sağlamaya odaklandığını vurguladı.
Beyaz Saray’dan Politico’ya konuşan bir yetkili şunları söyledi: “Başkan ve ekibi, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmede yapıcı bir rol oynamayı sürdürmeye bağlı kalıyor ve nihayetinde bir barış anlaşmasına varacağımız konusunda iyimserliğini koruyor.”
Geçen sonbahar Financial Times, Trump’ın Ukrayna’ya Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılar düzenlemesine yardımcı olabilecek istihbarat verilerinin paylaşımına hazırlanılması yönünde talimat verdiğini öğrenmişti.
Rus makamları, Batılı ülkelerden Ukrayna’ya askeri yardım sağlamayı durdurmalarını talep ediyor ve bu sürecin Moskova’nın askeri harekat hedeflerine ulaşmasına engel olmayacağını vurguluyor.
Rusya Dışişleri Bakanlığı geçen yıl Amerikan tarafından Ukrayna’ya istihbarat verisi aktarılmasına ilişkin bilgileri yorumlamasını talep etmişti.
Kremlin’de yapılan açıklamalara göre Rusya, ABD ile NATO ülkelerinin istihbarat bilgisi topladığını ve bunu Ukrayna ordusuna aktardığını uzun zamandır biliyor; bu durum “yeni bir gelişme değil”.
Bununla birlikte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin saldırılarına tahammül etmeyeceği ve bunlara ciddi karşılık vermeyi sürdüreceği uyarısında bulunmuştu.
Haziran ayında Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın İstanbul’da varılan mutabakatlar temelinde Ukrayna ile müzakere yürütmeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Putin’e göre taraflar ayrıca Moskova ile Washington’ın Anchorage’da vardığı mutabakatları, cephe hattındaki durumu ve Rusya’nın daha önce ortaya koyduğu çözüm koşullarını da göz önünde bulundurmalı.
Diplomasi
Kolombiyalı çeteler insansız hava aracı eğitimi için Ukrayna’ya gidiyor

Kolombiya’daki yasa dışı silahlı grupların, insansız hava araçlarının kullanımı konusunda deneyim kazanmak amacıyla unsurlarını gizlice Ukrayna ordusuna sokmaya çalıştığı bildirildi. Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sanchez, suç örgütlerinin bu teknolojiyi saldırılar için uyarladığını ve hava üstünlüğüne meydan okuduğunu açıkladı. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro ise Ukrayna’daki savaşa katılan 7 bin Kolombiyalıya ülkeye dönme çağrısında bulundu.
Financial Times gazetesinin aktardığına göre Kolombiya’daki yasa dışı silahlı gruplar, insansız hava araçlarının kullanımına dair tecrübe edinmek amacıyla mensuplarını Ukrayna ordusuna gizlice sokmaya çalışıyor.
Ukrayna’da görev yapan Kolombiyalı bir insani yardım çalışanı gazeteye yaptığı açıklamada, “Rütbe alma ve organizasyon şemaları son derece karmaşık. Ancak beni en çok endişelendiren şey, edindikleri uzmanlık seviyesidir. Eski militanlar, eski gerillalar ve eski askerler burada birlikte savaşıyor ve insansız hava araçlarını sevk ve idare etmeyi öğreniyor” dedi.
Haberde, insansız hava araçlarının Kolombiya hükümeti, isyancılar ve uyuşturucu tüccarları arasında onlarca yıldır süren çatışmanın kurallarını değiştirdiği vurgulandı.
Bogota yönetiminin daha önce sahip olduğu hava üstünlüğünün artık sona erdiği kaydedildi.
Kolombiya Savunma Bakanı Hava Tuğgenerali Pedro Sanchez gazete ile yaptığı söyleşide, “İnsansız hava aracı endüstrisi hızla gelişiyor ve suçlular bu teknolojiyi saldırılar düzenlemek için uyarladı. Bu durum, savaş alanındaki hava üstünlüğümüz açısından ciddi bir sınav teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.
Kolombiya Savunma Bakanlığının verilerine göre, suç örgütleri 2024 ile 2025 yılları arasında patlayıcı yüklü ucuz insansız hava araçlarını kullanarak 264 saldırı gerçekleştirdi.
Bakan Sanchez, Kolombiya ordusunun geçen yıl radyo frekanslarını karıştırarak ya da insansız hava araçlarını imha ederek yapılan saldırıların yüzde 96’sını etkisiz hale getirdiğini belirtti.
Ancak silahlı grupların, orduyu yanıltmak amacıyla Kiev’in tecrübesinden yararlanmayı hedeflediği aktarıldı.
Ukrayna’daki çatışmalarda insansız hava aracı kullanan Kolombiyalı bir asker, kartel вервçilerinin birinci şahıs görüşlü (FPV) dron uzmanları aradığını beyan etti.
Asker, “Birinci şahıs görüşlü dronlar Kolombiya’da kullanılmaya başlandı ancak orada henüz dron ile pilot arasındaki iletişimin nasıl şifreleneceğini veya patlayıcıların buradaki, Ukrayna’daki gibi nasıl monte edileceğini bilmiyorlar” dedi.
Silahlı grupların ayrıca son derece ince fiber optik kablolara sahip insansız hava araçları satın alarak ordunun elektronik harp sistemlerini baypas etmeye çalıştığı kaydedildi. Kolombiya hükümeti ise buna karşılık tüm insansız hava araçlarının ithalatına yönelik sert kısıtlamalar uyguluyor.
Bogota yönetimi ayrıca ocak ayında 1,6 milyar dolar değerinde bir “insansız hava aracı savunma kalkanı” oluşturma planını açıkladı.
Kolombiya’da 1960’lardan bu yana süren iç silahlı çatışmalarda çoğu sivil yaklaşık 450 bin kişi hayatını kaybetti. Hükümet ilk olarak isyancılarla savaşırken, 1980’lerde güçlü uyuşturucu kartelleri ortaya çıktı.
Geçen yıl The Wall Street Journal gazetesi, Kolombiya’nın yalnızca Ukrayna’daki değil, Ortadoğu ve Afrika ülkelerindeki çatışmalara da asker toplayan unsurlar için bir cazibe merkezi haline geldiğini yazdı.
Daha sonra The Economist dergisi, kişilerin yüksek maaşlar ve istihdam olanağı nedeniyle bu sürece çekildiğini aktardı.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Ekim 2025’te Ukrayna’da savaşan Kolombiyalılara ülkeye dönme çağrısında bulundu.
Petro, “Ukraynalılar Kolombiyalılara alt bir ırk muamelesi yapıyor. Miami merkezli şirketler tarafından yönlendirilen ve yem olarak kullanılan Kolombiyalı paralı askerlere derhal ülkelerine dönmeleri çağrısında bulunuyorum” dedi.
Petro daha sonra Ukrayna’daki çatışmalara Kolombiya’dan 7 bin kişinin katıldığını duyurdu.
Paralı askerliğin yasa dışı olduğunu vurgulayan Petro, “Ukrayna’daki yabancı bir savaşta askeri eğitime sahip 7 bin Kolombiyalı yer alıyor ve hiçbir sebep yokken hayatını kaybediyor” ifadesini kullandı.
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi1 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını4 gün önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz












