Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenskiy Donbass’ın geleceği için referandum sinyali verdi

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Moskova’nın barış anlaşması karşılığında talep ettiği Donbass bölgesinin geleceği konusunda halka gidilebileceğini açıkladı. Washington ile yürütülen müzakerelerde Ukrayna ordusunun mevcudunun 800 bine çıkarılması ve tartışmalı bölgelerde serbest ekonomik bölge kurulması gibi başlıklar öne çıkıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Kremlin’in ABD desteğiyle barış anlaşması karşılığında talep ettiği Donbass bölgesinin geleceği konusunda referandum yapmaya hazır olduklarını açıkladı.

Zelenskiy, bölgenin statüsüne ilişkin kararın siyasi bir dayatmayla değil, doğrudan halkın iradesiyle alınması gerektiğini vurguladı.

Ukrayna lideri, “Bu soruya Ukrayna halkı cevap verecek. Seçim formatında ya da referandum formatında olması fark etmez ancak ortada Ukrayna halkının bir pozisyonu olmalı” dedi.

Washington yönetimi Donbass’ta askersiz bölge öneriyor

ABD yönetiminin Donbass’ta Rus askerlerinin bulunmadığı bir “özel ekonomik bölge” oluşturulmasını teklif ettiğini belirten Zelenskiy, bu planın yönetim boşluğu yaratabileceğine dikkat çekti.

Zelenskiy, sahadaki belirsizliğe işaret ederek “Amerikan tarafı Ukrayna birliklerinin Donbass topraklarından çekildiğini görüyor ve uzlaşma, Rus birliklerinin de bu bölgeye girmemesi üzerine kurulu gibi görünüyor. Ancak onların ‘serbest ekonomik bölge’ ya da ‘askersizleştirilmiş bölge’ olarak adlandırdıkları bu alanı kimin yöneteceği konusunda bir fikirleri yok” diye konuştu.

Avrupalı liderler toprak tavizi için devrede

Almanya, Fransa ve İngiltere liderleri, barış anlaşması sürecini ele almak üzere ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığına göre Trump, Avrupalı muhataplarına Zelenskiy üzerinde baskı kurmaları gerektiğini iletti. Washington’ın sunduğu plana göre Kiev’in toprak tavizlerini kabul etmesi ve Ukrayna ordusunun (VSU) personel sayısını sınırlandırması bekleniyor.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, barış müzakerelerinin merkezinde Kiev’in kabul etmeye hazır olduğu toprak tavizlerinin yer aldığını bildirdi.

Merz, sürecin nihai karar merciinin Ukrayna halkı olduğunu belirterek “Bu soruya Ukrayna Devlet Başkanı ve Ukrayna halkı cevap vermeli. Bunu Başkan Trump’a açıkça ifade ettik” dedi.

Ordu mevcudu pazarlığında rakamlar yükseldi

Zelenskiy, ekibinin ABD tarafından başlatılan 20 maddelik barış anlaşması taslağı üzerinde günlük olarak çalıştığını belirtti.

Ukrayna tarafı, çarşamba akşamı belgenin gözden geçirilmiş bir versiyonunu Washington’a iletti. ABC News kanalına konuşan bir Ukrayna yönetimi yetkilisi, bu taslakta tartışmalı bölgeler ve Zaporojye Nükleer Santrali’nin kontrolüyle ilgili “bazı yeni fikirlerin” yer aldığını aktardı. Zelenskiy ise mevcut taslağın henüz nihai versiyon olmadığını kaydetti.

Barış planında Harkov, Sumi ve Dnipropetrovsk oblastlarının Rusya ordusunun kontrolü altındaki kısımlarından çekilmesi maddesi yer alıyor. Herson ve Zaporojye oblastlarında ise çatışmaların mevcut cephe hattında durdurulması öneriliyor.

Müzakerelerin en kritik başlıklarından biri olan Ukrayna ordusunun personel sayısı konusunda da değişikliğe gidildi.

28 maddelik ilk taslakta ordu mevcudunun 600 bini geçmemesi öngörülürken, son belgede bu sınır 800 bin askere yükseltildi.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zelenskiy, “Belgelerde farklı rakamlar vardı. Hatırlarsanız 2022 yılında 40 bin veya 50 bin gibi sınırlamalar istenmişti.

Bugün itibarıyla belgede ordunun gerçek mevcudu yer alıyor ve bu rakam askerlerle mutabık kalındığı üzere 800 bin askerdir” ifadelerini kullandı.

Yolsuzluk iddiaları müzakere masasında baskı aracı oldu

Politico dergisi de Kiev yönetiminin ABD’li yatırımcıları ve Donald Trump’ı cezbetmek amacıyla Donbass’ta askersizleştirilmiş bir “serbest ekonomik bölge” kurulmasını önerdiğini yazdı.

Dergiye konuşan ve tekliflere aşina iki kaynak, bu hamlenin Trump’ın ilgisini çekmeye yönelik bir girişim olduğunu belirtti.

Kaynaklar, Rusya’nın bu girişimi kabul etme ihtimalini düşük görüyor. Trump’ın, özellikle son dönemde gündeme gelen yolsuzluk skandalları nedeniyle Ukrayna’yı çatışmanın “zayıf ve yönlendirilebilir” tarafı olarak gördüğü ifade ediliyor.

Politico’ya konuşan kaynaklardan biri, “Beyaz Saray, Zelenskiy üzerinde baskı kurmak için bu yolsuzluk skandalını kullanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Serbest ekonomik bölge teklifi, Kiev’in Washington’a sunduğu 20 maddelik planda yer alıyor. Beyaz Saray, 11 Aralık akşamı Trump’ın belgenin içeriğini incelediğini teyit etti.

Axios haber portalına göre, ABD, Ukrayna ve kilit Avrupa ülkelerinin temsilcileri, Kiev’in önerilerini tartışmak üzere 13 Aralık Cumartesi günü bir araya gelecek.

Moskova yönetimi toprak tavizlerinden geri adım atmıyor

Rusya tarafı, Ukrayna birliklerinin Donbass’tan tamamen çekilmesi konusunda ısrarını sürdürüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu bölgenin tarihsel olarak Rus toprağı olduğunu ve askeri ya da başka yollarla geri alınacağını açıkladı.

Putin daha önce yaptığı açıklamalarda, çözüm için Ukrayna ordusunun sadece Donetsk ve Luhansk’tan değil, 2022 yılında düzenlenen referandumlarla Zaporojye ve Herson oblastlarından da çekilmesi gerektiğini belirtmişti.

Zelenskiy, 11 Aralık’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, Donbass’ta “serbest ekonomik bölge” fikrinin ABD tarafından dillendirildiğini doğruladı. Ukrayna lideri, ABD’nin uzlaşma formülünü Ukrayna askerlerinin çıkması ve Rus askerlerinin girmemesi üzerine kurduğunu hatırlatarak, “Onların ‘serbest ekonomik bölge’ ya da ‘askersizleştirilmiş bölge’ dedikleri bu alanı kimin yöneteceği meçhul” dedi.

Ukrayinska Pravda gazetesinin aktardığına göre Zelenskiy, Ukrayna’nın bu değerlendirmeye katılmadığını ve Kiev’in kontrolündeki Donbass topraklarının bırakılması konusunda son sözü vatandaşların söylemesi gerektiğini yineledi.

Avrupalı müttefikler güvenlik için insansız hava araçlarını devreye sokabilir

Politico’nun haberine göre, Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri, olası bir barış anlaşmasının uygulanmasını denetlemek amacıyla gözlem misyonları ve insansız hava araçları gönderme seçeneğini değerlendiriyor.

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, bu hafta gerçekleştirdiği Washington ziyareti esnasında, anlaşmaların imzalanmasının ardından güvenliği sağlamak için 30’dan fazla ülkeden oluşan bir koalisyonun hazır olduğunu bildirdi.

Rusya tarafı ise daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna’da güvenlik garantisi olarak NATO barış güçlerinin konuşlandırılmasını kabul etmeyeceğini vurgulamıştı.

Diplomasi

Shell, Hindistan’daki enerji işini 1,8 milyar dolara satıyor

Yayınlanma

İngiltere merkezli çok uluslu petrol ve doğalgaz şirketi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi işini 1,8 milyar dolara satma kararı aldı. Şirket, ülkedeki iştiraki Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamını Aditya Birla Renewables firmasına devredecek. Financial Times gazetesinin haberine göre bu adım, Genel Müdür Wael Sawan liderliğinde kârlılığı yüksek doğalgaz ve petrol projelerine odaklanmayı hedefleyen strateji değişikliğinin bir parçası olarak gerçekleşiyor.

İngiltere merkezli petrol ve doğalgaz devi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi faaliyetlerini 1,8 milyar dolar karşılığında satmak üzere anlaşmaya vardı.

Şirketin internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, söz konusu varlıkların yeni sahibi Hindistan merkezli Aditya Birla Renewables firması olacak.

Satış işlemi, Shell’in iştiraki Shell Overseas Investment B.V. üzerinden yürütülüyor. Anlaşma kapsamında, bünyesinde Sprng Energy şirketler grubunu barındıran Hindistan merkezli Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamı devredilecek.

Sprng Energy, Hindistan genelinde güneş ve rüzgar enerjisi projeleri geliştiriyor. Şirket portföyünde halihazırda toplam 3,3 gigavat kapasiteye sahip faal enerji santralleri yer alıyor.

Bunun yanı sıra yapım aşamasında ve sözleşmeye bağlanmış olan 1,7 gigavatlık proje kapasitesi de bulunuyor.

Düşük kârlı projelerden çıkış

Shell yönetimi, satış kararıyla birlikte kârlılık oranı daha yüksek projelere odaklanma niyetinde olduklarını bildirdi. Şirket, bu doğrultuda yatırım bütçesini elektrik ticareti gibi daha yüksek getiri sağlayan alanlara kaydırmayı hedefliyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre, Hindistan’daki enerji faaliyetlerinin satışı Shell’in yeni küresel stratejisinin bir halkasını oluşturuyor.

Wael Sawan’ın 2023 yılında genel müdürlük koltuğuna oturmasının ardından şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları kısarak en başta petrol ve doğalgaz olmak üzere yüksek kârlılığa sahip alanlara odaklanmaya başladı. Gazete, Shell’in farklı ülkelerdeki deniz üstü rüzgar santrali projelerini de elden çıkarmaya hazırlandığını aktardı.

Sawan, geçen yıl yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda şirketin enerji işini geliştirmeyi sürdüreceğini ancak bundan böyle düşük kârlı büyük ölçekli güneş ve rüzgar santralleri inşa etmek yerine gaz yakıtlı enerji santrallerine, büyük batarya sistemlerine ve dijital teknolojilere yoğunlaşacaklarını ifade etmişti.

Hindistan’daki satış işleminin, düzenleyici kurumların onaylarının alınmasının ardından 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Stratejik yönelimde değişim

Shell, Solenergi Power Private Limited şirketini 2022 yılında 1,55 milyar dolar bedelle satın almıştı. Şirket o dönemde bu satın almayı yenilenebilir enerji işini büyütme yolundaki en kritik adımlardan biri olarak nitelendirmişti.

Bu hamleyle Shell, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini yaklaşık üç katına çıkarmayı ve Hindistan pazarındaki konumunu güçlendirmeyi planlıyordu.

Buna karşın şirket, fosil yakıt üretimini uzun vadede artırma hedefi doğrultusunda satın alma bütçesini yeniden şekillendiriyor. Shell, bu yılın nisan ayında Kanada merkezli enerji üreticisi ARC Resources Ltd şirketini 13,6 milyar dolara satın almak üzere anlaşma sağladığını duyurmuştu.

CNBC televizyonunun aktardığı verilere göre bu satın alma, Londra Borsası’nda işlem gören Shell’in günlük üretim portföyünü yaklaşık 370 bin varil petrol eşdeğerine ulaştıracak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da ordu ile savunma bakanı karşı karşıya

Yayınlanma

Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un, ordu içindeki tedarik krizinin ardından Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’yi görevden aldırmaya çalıştığı ancak Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi ikna edemediği belirtildi. The Economist dergisinin Kiev kaynaklarına dayandırdığı habere göre, 35 yaşındaki teknoloji kökenli bakan ile geleneksel askeri liderlik arasındaki gerilim, füze ve mühimmat tedariki konusundaki anlaşmazlıklarla derinleşti.

Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy arasındaki görüş ayrılıkları ve nüfuz mücadelesi derinleşiyor.

The Economist dergisinin Kiev’deki kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Savunma Bakanı Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i görevden aldırmak için girişimlerde bulundu ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’den bu konuda onay almayı başaramadı.

Temmuz ayı başında yapılan savaş konseyi toplantısında taraflar arasındaki gerilim belirgin şekilde dışa vurdu. Askeri liderlerin orta ve uzun menzilli insansız hava aracı (İHA) operasyonlarındaki başarıları aktardığı toplantıda generaller, füze ve mühimmat tedariki konusundaki aksaklıkları gündeme getirerek Savunma Bakanı Fedorov’u hedef aldı.

Fedorov ise sene başında bütçeden maaşlar için ayrılan kaynakları acil İHA alımlarına aktarmamış olması halinde Kırım operasyonlarının yürütülemeyeceğini belirterek kendisini savundu.

Toplantıya tanıklık eden bir kaynak, tarafların ortak bir dil bulamadığını ve iki farklı koordinat sisteminin karşı karşıya geldiğini ifade etti.

“Sırskiy sistemi daha iyi biliyor”

Ocak ayında savunma bakanlığı görevine getirilen 35 yaşındaki Fedorov, teknoloji odaklı reformcu kimliğiyle biliniyor.

Dijital Dönüşüm Bakanlığı döneminde devlet hizmetlerini akıllı telefonlara taşıyan “Diia” uygulamasını hayata geçiren Fedorov, Rusya’nın 2022’deki askeri müdahalesinnin ardından Ukrayna’nın “İHA ordusu” projesine öncülük etti. Ancak askeri tecrübesinin olmaması, ordunun geleneksel kanadı tarafından eleştirilmesine yol açıyor.

Üst düzey bir istihbarat kaynağı, Fedorov’un askeri liderlerle doğrudan bir güç mücadelesinde şansının düşük olduğunu değerlendirerek “Sırskiy deneyimli, sistemi Misha’dan (Mihaylo Fedorov) çok daha iyi biliyor ve onu alt edecektir” dedi.

Göreve geldikten sonra Savunma Bakanlığı ve askeri tugaylarda geniş kapsamlı bir denetim başlatan Fedorov, 300 milyar grivna (yaklaşık 6,6 milyar dolar) tutarında usulsüz harcama saptandığını duyurmuştu.

Bakanlık yetkililerini yalan makinesi testine tabi tutan ve açık ihale sistemine geçerek 155 mm’lik topçu mermilerinin maliyetini yüzde 16 düşürdüğünü savunan Fedorov’un adımları, askeri hiyerarşide dirençle karşılaşıyor.

Haziran ayında yürürlüğe giren yeni reform paketiyle cephedeki piyadelerin aylık maaşlarının artırılması, yabancı asker istihdamının kolaylaştırılması ve firar eden askerlere cezasız dönüş hakkı tanınması gibi adımlar atıldı.

Fedorov’un teknoloji ve dijitalleşme alanındaki katkılarını kabul eden bazı üst düzey generaller ise bakanı askeri tecrübeden yoksun olmakla eleştiriyor. Bir general, Fedorov’u başkalarının fikirlerini sahiplenmekle suçlayarak eski ABD Savunma Bakanı Robert McNamara’ya benzetti.

Generaller, bakanın geliştirdiği “puanlama” sisteminin, lojistik ve gözlem gibi hayati ama arka planda kalan görevler yerine sadece cephedeki doğrudan imhaları teşvik ettiğini savunuyor.

Buna karşın Fedorov’un ordu içinde, özellikle teknoloji yoğunluklu birliklerde ve genç subaylar arasında destekçileri de yer alıyor.

Taarruz birliği komutanlarından Oleksandr Nastenko, Fedorov’un kaynakları askerlerin hayatını kurtaran teknolojilere yönlendirmesini olumlu karşıladıklarını belirterek “Gerçek şu ki, hantallaştık ve değişmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı.

Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?

Siyasi geleceği Zelenskiy’nin kararına bağlı

Fedorov, haziran ayında Ukrayna televizyonu TSN’ye verdiği demeçte de Sırskiy ile bütçe ve kaynak dağılımı konusunda görüş ayrılıkları yaşadıklarını kabul etmiş, ancak aynı takımda çalıştıklarını vurgulamıştı.

Ukrayna ordusunun bağımsız tedarik ajansının eski başkanı Maryna Bezrukova, Fedorov’un pozisyonunu koruduğunu ancak Devlet Başkanı Zelenskiy’den tam bir siyasi destek alamadığını belirtti.

Diğer yandan ülkede geniş takipçi kitlesi bulunan bazı sosyal medya mecralarında, bakanın denetimindeki İHA ihalelerinde yolsuzluk yapıldığına dair iddialar içeren ve siyasi yıpratma kampanyası olarak yorumlanan paylaşımlar yapılmaya başlandı. Fedorov ise bu iddiaları kesin bir dille reddetti.

Devlet Başkanı Zelenskiy’nin seçim kampanyalarını da yöneten ve başkana yakınlığıyla bilinen Fedorov’un adı, yakın zamanda boşalan başbakanlık koltuğu için de geçiyor. Siyasi analistler bu adımı, bakanlık makamındaki reform projesinin sonlandırılması ve bir geri çekilme olarak okuyor.

Baskılara rağmen görevinde kalacağını belirten Fedorov, “Başkan bana vicdanıma göre hareket etmemi söyledi. Birçok insan bana saldırıyor, evet bu beni endişelendiriyor ama ne yapabilirim? Birilerine boyun eğerek bu görevden ayrılmak istemiyorum” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

S-400’lerin devri yetmeyebilir

Yayınlanma

Türkiye’nin F-35 programına geri dönebilmek için Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini Körfez ülkelerinden birine satma seçeneğini değerlendirmesi bölge istihbaratında güvenlik endişelerine yol açtı. Ankara’nın sistemleri Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne devretmeyi planladığı belirtilirken, Euractiv sitesine konuşan uzmanlar bu formülün de ABD askeri teknolojilerine dair veri sızıntısı riskini ortadan kaldırmayacağını savunuyor.

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini, ABD yapımı F-35 savaş uçağı programına yeniden katılabilmek amacıyla Körfez ülkelerinden birine satma olasılığı bölgesel istihbarat birimlerinde endişelere neden oluyor.

Euractiv internet sitesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Ankara, S-400 sistemlerini Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satma seçeneğini değerlendiriyor.

Bölgedeki bir istihbarat servisinin temsilcisi, böyle bir anlaşmanın ABD askeri teknolojilerine ait hassas verilerin Rusya’ya sızması riskini tamamen ortadan kaldıracağına şüpheyle yaklaştığını ifade etti.

İstihbarat yetkilisi değerlendirmesinde, “Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, ABD askeri üslerine ev sahipliği yapıyor ve Amerikan silah sistemlerini kullanıyor. Bu durum, gizli bilgilerin Moskova’nın eline geçmesi riskini aynı şekilde taşımıyor mu?” sorusunu yöneltti.

Rus diplomatik kaynaklar da Euractiv’e yaptıkları açıklamada, S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılması ihtimalinin analiz edildiğini doğruladı ancak henüz çözülmemiş güvenlik sorunlarının yer aldığını kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise konunun kendi yetki alanlarında yer almadığını belirterek nihai kararın Kremlin tarafından verileceğine işaret etti.

Bir diğer bölgesel kaynak, Moskova’nın bu satışa onay vermek karşılığında Ankara’dan tavizler talep edebileceğini aktardı.

Bu tavizler arasında, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusundaki mevcut tarafsız tutumunu korumasının da yer alabileceği belirtiliyor.

Euractiv’in haberinde ayrıca, Yunanistan ve İsrail’in, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesine karşı çıktığı da hatırlatıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitri yPeskov, Ankara’nın S-400 sistemlerini bir Körfez ülkesine satma olasılığına ilişkin daha önce yaptığı açıklamada konuyu “son derece hassas” olarak nitelendirmişti.

Peskov, Moskova’nın bu hususta Türk tarafıyla temas halinde olduğunu ve bu görüşmeleri sürdüreceklerini beyan etmişti.

Kremlin: Türkiye’nin S-400’leri satma konusu son derece hassas

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce gerçekleştirilen NATO zirvesinde, S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımları kaldırmaya ve ülkeyi F-35 programına geri kabul etmeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Türkiye, 2017 yılında Rusya ile yaklaşık 2,5 milyar dolar değerinde dört adet S-400 bataryası satın almak üzere anlaşma imzalamıştı.

ABD, bu alıma karşı çıkarak Türkiye’den Rus sistemleri yerine Amerikan Patriot sistemlerini tercih etmesini talep etmiş, Ankara’nın bunu reddetmesi üzerine Türkiye F-35 savaş uçağı ortak üretim ve teslimat programından ihraç edilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 alımının Suriye kaynaklı tehditlere karşı ülkenin hava savunma ihtiyacını karşılamak amacıyla gerçekleştirildiğini açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English