Bizi Takip Edin

Diplomasi

45 ülkeden 100 kadın gazeteci İran’da Cumhurbaşkanı Reisi ile buluştu

Yayınlanma

İran, 45 ülkeden 100’ü aşkın kadın medya mensubunu ağırladı.

Uluslararası kadın medya buluşması “1. Khorsheed (güneş) Medya Festivali” adı altında 29 Eylül – 1 Ekim tarihlerinde İran’ın ev sahipliğinde düzenlendi.

“Kadınlar anlatır, aydınlatır ve değişime öncülük eder” sloganıyla Meşhed’de başlayan ve Cenin’de İsrail ordusu tarafından öldürülen El Cezire muhabiri Filistinli-Amerikalı gazeteci Şirin Ebu Akile’ye ithaf edilen etkinlik, Tahran’da sona erdi.

Etkinliğe, Batı Asya’dan Güney ve Doğu Asya’ya, Latin Amerika’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 45 ülkeden 100’ü aşkın kadın gazeteci ve medya mensubu katıldı. Özellikle Latin Amerika ülkelerinden yoğun katılım dikkat çekti.

Türkiye’den Harici Medya adına Elif İlhamoğlu ve Cansu Yiğit etkinliğe katıldı.

Festivalin yöneticiliğini, ABD doğumlu İranlı gazeteci Merziye Haşimi yürüttü. İran devlet televizyonuna bağlı Press TV sunucusu olan Merziye Haşimi, 2019’da ABD’de yürütülen gizli bir federal soruşturma kapsamında ‘maddi tanık’ sıfatıyla gözaltına alındıktan 11 gün sonra serbest bırakılmıştı. Haşimi, İran’da ve anti-hegemonyacı ülkelerde simge isimlerden biri olmuştu.

Bu kapsamda, kadınların medyada karşılaştığı sorunları tartışmaya odaklanan festivalin önemli gündemlerinden biri de; Batı’nın medya hegemonyasına ve Doğu halkları ve kadınları hakkında yaydığı anlatıya karşı, anti-hegemonyacı kadın gazetecilerin nasıl bir rol üstlenebileceği ve uluslararası medya dayanışmasını ve işbirliğini nasıl güçlendirebileceği oldu.

Etkinlik davetiyesinde katılımcılara şu soru yöneltildi: “Medyanın çoğunluğunun, azınlığın parası tarafından kontrol edildiği bir dünyada, bizim gibi medya aktivistleri gerçekten ne başarabilir?”

Uluslararası katılımcıların yanı sıra, İranlı kadın gazetecilerin de etkinliğe ilgisi yoğun oldu. Uluslararası ve İranlı kadın gazeteciler çok sayıda röportaj yaparak, medyanın durumu, kadınların medyadaki rolü, Batı hegemonyası ve İran’ın pozisyonu gibi başlıklarda görüşlerini paylaştılar.

Meşhed’de Firdevsi canlandırması

Panel tartışmalarının yanı sıra, Meşhed’de tarihi ve kültürel mekanlara ziyaretler de düzenlendi.

Rezevi Horasan eyaletinde bulunan ve ülkenin en kalabalık nüfusa sahip ikinci şehri olan Meşhed, özellikle inanç turizmi ile öne çıkıyor. Bunun en önemli sebebi ise, Şii inancında “12 İmam” silsilesinin sekizinci imamı olarak kabul edilen Ali er-Rıza’nın türbesinin burada bulunması.

Etkinlik kapsamında, yabancı konuklar ile İran kültürünü daha yakından tanımaları için İmam Rıza türbesine bir ziyaret düzenlendi.

Ayrıca, İran’ın en ünlü ve ulusal şairi, Şahname’nin yazarı Firdevsi’nin anıt mezarına da bir ziyaret düzenlendi. Gezi sırasında Şahnama’den bölümler okuyan bir oyuncu, hikayeyi canlandırdı.

 

Elif İlhamoğlu ve Cansu Yiğit, Firdevsi Anıtı önünde.

Yine Meşhed’de 2005 yılında kurulan ve bölge ülkelerinin de sağlık turizmi için tercih ettiği Razavi Hastanesi ziyaret edildi. Hastanenin kadın yöneticisi ve kadın doktorlar özel bir sunum yaptı. Çok çeşitli tıbbi koşullara sahip hastalara hizmet veren tesis, uluslararası sertifikalara da sahip.

Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası sağlık kuruluşlarıyla işbirliği içinde uluslararası kongrelere, sempozyumlara ve seminerlere ev sahipliği yapan hastanede, ayrıca Şubat 2016 yılında açılan Razavi Kanser Araştırmaları Merkezi de faaliyet yürütüyor.

Hastane ziyareti sırasında, ABD tarafından İran’a uygulanan ve Kovid-19 pandemisi döneminde de uygulanmaya devam eden yaptırımlar ve yaptırımların halk sağlığı üzerindeki etkileri de gündeme geldi. Ambargo sebebiyle, hayat kurtaracak bazı kritik ilaçların ülkeye ulaşmasının engellendiği ifade edildi.

Ancak öte yandan bu durumun İran’ı kendi ilaç sektörünü geliştirmeye yönelttiği ve ülkenin temel ecza ihtiyacının çoğunu kendisinin ürettiği kaydedildi.

Meşhed’deki son gün ise, Meşhed Firdevsi Üniversitesi ziyaret edildi. 1949 yılında kurulan üniversite, İran’ın en eski üçüncü büyük üniversitesi olarak geçiyor. Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiklere göre ülkenin en iyi beş üniversitesi arasında yer alıyor. Üniversite’nin rektörü ve kadın yöneticileri konukları karşılayıp kampüsü gezdirdiler. Meşhed Firdevsi Üniversitesi’nin ayrıca, yabancı öğrenci alımında diğer üniversiteler arasında İran’da üçüncü sırada yer aldığı bilgisi paylaşıldı.

‘İran uygarlığında kadınlar’ vurgusu

Meşhed’deki etkinliğin kapanış seremonisinde, Merziye Haşimi’nin yanı sıra, İran Cumhurbaşkanının Kadın ve Aile İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Ensiye Hazali konuştu.

Hazali konuşmasında özetle şunları söyledi:

İran uygarlığının her adımında kadınların rolünü görebilirsiniz. Kadınlarımız yabancı orduların ülkemizi işgal etmesine izin vermediler ve savaştılar. Aynı zamanda kültürel saldırılara karşı da savaşıyorlar. İran’da kadınlar toplumun her alanında destekleniyor. Kadınların rolü İran toplumunda erkeklerden daha önce ve önemli. Toplum için rol modeller yetiştiriyorlar ve toplumu şekillendiriyorlar. Kadınlar ailenin ve toplumun en önemli unsurları. Kadınlar olarak medyadaki rolümüz çok önemli. Batıdan yayılan yalanlara karşı bir araya gelmeli ve sesimizi duyurmalıyız.”

Tahran ziyareti

Etkinliğin Tahran kısmında ise diplomatik buluşmalar ve medya ziyaretleri gerçekleştirildi.

Konuklar Press TV ve çoğunluğu kadın olmak üzere 20’li yaşlarda gençlerin çalıştığı Akhbare Fori News merkezlerini ziyaret ettiler. İran medyasına ve habercilik anlayışına ilişkin bilgi alırken, çeşitli sorular da yöneltildi.

Sorulardan biri geçen sene Masha Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoları haberleştirip haberleştirmedikleri üzerineydi. İranlı medya yöneticileri olayları haberleştirdiklerini ancak diğer yandan gerginliğin yükseldiği anlarda “halk arasında provokasyonu ve kışkırtmaları önlemek adına” sağduyu çağrısı yaptıklarını da söylediler.

Yine Tahran ziyareti kapsamında ülkenin en önemli, en eski ve büyük müzesi olarak bilinen İran Ulusal Müzesi ziyaret edildi. Müzede, Paleolitik dönemden İslam dönemine kadar bilimsel kazılardan elde edilen arkeolojik buluntular sergileniyor.

Bu ziyaret sırasında Kültür ve Turizm Bakanlığı sekreteri konuklara eşlik etti ve İran’ın turizm politikasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Tahran ziyareti

Tahran ziyaretinin en çarpıcı kısmı ise İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin yabancı kadın medya mensuplarını ağırlaması oldu.

Konukları kendi Cumhurbaşkanlığı ofisinde ağırlayan İbrahim Reisi, yuvarlak masa etrafında kadın medya mensupları ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede İran İslami İrşad ve Kültür Bakanı Muhammed Mehdi İsmaili ve Merziye Haşimi de kısa birer konuşma yaptılar.

Merziye Haşimi dünyanın dört bir yanından İran’a gelen kadın gazetecilere “direnişin merkezinde bizimle buluştuğunuz için teşekkür ederiz” dedi.

Etkinliğin amacının “bir araya gelmek ve Batı hegemonyasına karşı mücadele etmek” olduğunu ifade eden Haşimi, bu festivali iki yılda bir daha fazla kadın gazetecinin katılımıyla sürdürmek istediklerini söyledi.

İrşad Bakanı Mehdi İsmaili de özetle şunları ifade etti:

Dünyanın dört bir yanından siz kadınları ağırlamaktan onur duyduk. Bu etkinlik, bağımsız medya sektöründe kadınların etkisini ve pozisyonunu göstermek açısından da çok önemli. İran kadınları bu alanda kritik bir rol oynuyor. Bugün uluslararası bir medya terörü ile karşı karşıyayız. Kadınların bu mücadeledeki rolü çok önemli. Biz İran olarak bağımsız medya mücadelesinde sizleri desteklemeye hazırız.

Toplantıda vakit kısıtlılığı sebebiyle sınırlı sayıda soru alınacağı belirtildi. Zimbabve, Irak ve Uruguay’dan kadın gazeteciler Cumhurbaşkanı Reisi’ye sorular yönelttiler. Zimbabweli gazeteci ülkenin dijital yayına geçmesi için İran’dan destek isterken, Iraklı gazeteci medya alanındaki Batı egemenliğine karşı çok taraflılık anlayışına sahip bir medyanın nasıl kurulabileceğini sordu. Uruguaylı gazeteci ise Batı’da yükselen İslamofobiye karşı İran’ın stratejisini sordu.

‘İran’da kadınlar araç değil, toplumun yaratıcıları’

İran Cumhurbaşkanı Reisi, bu etkinliğin ve tartışmaların çok verimli ve faydalı geçtiğini ve başarılı sonuçları olduğunu belirterek, farklı ülkelerdeki medya kurumları arasında işbirliğini ve etkileşimi artıracağını vurguladı.

İran’ın bu tarz toplantılar düzenlemeye devam edeceğini kaydeden Reisi, “işbirliğini, entegrasyonu ve bağımsız medyayı büyüteceğiz” dedi.

Reisi konuşmasının devamında şu mesajları verdi:

İran Devriminin inşasında kadınların rolü kritik idi. Bugün de ülkemizde toplumun her alanında, sosyal ve iktisadi alanlarda kadınlar önder rollerde.

Batı kendi politik çıkarları için İran kadınlarını araçsallaştırıyor, ancak biz kadınları araç değil toplumun yaratıcıları olarak görüyoruz. Batı merkezleri, kadınları egemen bağımsız ülkelere müdahale etmek için araçsallaştırıyor. Ancak Batı’nın insan hakları ve kadın hakları ihlali konusunda kabarık bir dosyası var.  70 yıldır Filistin’de, on yıllardır Afganistan’da ve Irak’ta insan haklarını ve kadın haklarını ihlal ediyorlar. Bu ülkelerde büyük bir yıkım yarattılar ve herkes bunun farkında.

Özellikle medya alanında Batı emperyalizminin rolünü görüyoruz. Batı, medya hegemonyası aracılığıyla gerçeği değiştiriyor, çarpıtıyor ve yeniden şekillendiriyor. Hakkımızda çarpıtılmış bir anlatı yayıyor. Bugün büyük bir anlatı savaşının içerisindeyiz.

Bu savaşta, doğruları aktarmak ve çarpıtılan anlatılara karşı toplumu aydınlatmak için kadın medya mensuplarının rolü kritik. Sizler rollerinizi hafife almayın. Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar gerçeğe ve doğruya ulaşma arayışında. Onlara gerçeği göstermek bağımsız medyanın en önemli görevi. Bu toplantının bu anlamda başarılı olmasını umuyorum.

Yabancı kadın gazeteciler: Ön yargılarımız kırıldı

Etkinlik sonunda özellikle yabancı gazeteciler İran’da kadınların durumu ile ilgili ziyaret öncesi ve ziyaret sonrası olmak üzere karşılaştırarak yorum ve gözlemlerini paylaştılar. Pek çoğu İran’a bazı ön yargılarla ve korkularla geldiklerini, ancak mevcut durumun düşündükleri gibi olmadığını ifade ettiler.

İran’ı ancak Batı medyası üzerinden takip edebildiklerini ve bu yüzden de sağlıklı, nesnel bilgilere ulaşamadıklarını belirten gazeteciler, medya organları arası işbirliğini, haberleşmeyi ve çeviri kanallarını geliştirerek bu durumun ve iletişimsizliğin aşılması için çalışacaklarını söylediler.

İran kadınlarına ilişkin yorumları sorulduğunda ise, 45 ülkeden hemen hemen her gazeteci, İran kadınlarını “güçlü, politik, birikimli, iyi eğitimli, entelektüel” olarak tanımlayarak onların toplumda önder rollerde olduğunu gördüklerini ifade ettiler.

İran’da kadınların medya alanında, siyasette, eğitimde, sağlıkta ve diğer toplumsal alanlarda desteklendiğini belirten yabancı kadın gazeteciler, bu durumun kendilerini şaşırttığını ve kafalarındaki “İran algısına” ters düştüğünü de eklediler.

İranlı kadın gazeteciler ise özellikle Batı medyası tarafından kendilerinin “mağdur, kurban ve ezilen” olarak gösterilmeye çalışıldığını ancak aksine ülkede “toplumun en önemli öznelerinden biri olduklarını, iktisadi ve sosyal hayata aktif olarak katıldıklarını ve pek çok alanda erkeklerle eşit imkanlara sahip olduklarını” söylediler.

Kadın gazeteciler, medya organları arasında işbirliği imkanlarını artırma ve iletişimde kalma sözü vererek İran’dan ayrıldılar.

Diplomasi

Aşı parasını tahsil etmek isteyen Pfizer hava sahası gelirlerine haciz koydurdu

Yayınlanma

Amerikan ilaç şirketi Pfizer, sipariş edilen Kovid-19 aşılarını teslim almayan Polonya ve Romanya’dan 2,2 milyar doları tahsil etmek için iki ülkenin hava seyrüsefer gelirlerine haciz koydurdu. Gelirleri bloke edilen hava trafik idareleri, maaş kesintileri ve acil devlet yardımlarıyla mali darboğazı aşmaya çalışıyor.

Amerikan ilaç şirketi Pfizer, sipariş edilen ancak teslim alınmayan Kovid-19 aşıları gerekçesiyle Polonya ve Romanya’dan 2,2 milyar dolar tahsil etmeye çalışıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığına göre şirket, söz konusu meblağı alabilmek için havayolu şirketlerinin her iki ülkenin hava sahasını kullanım karşılığında ödediği seyrüsefer ücretlerine haciz koydurdu.

Pfizer, Nisan ayında sonuçlanan davalarda, Polonya ve Romanya’yı 90 milyondan fazla aşı dozunu kapsayan tedarik sözleşmelerine uymakla yükümlü kılan mahkeme kararları elde etti.

Talebin azalması üzerine sevkiyatları kabul etmeyen iki ülke, sözleşmeleri feshetme girişimine gitmişti. Şirket, bunun karşılığında Polonya’dan 1,3 milyar euro, Romanya’dan ise 600 milyon euro talep etti.

Temmuz ayında mahkeme, şirketin hava seyrüsefer gelirlerine ihtiyati haciz koymasını onayladı. Polonya ve Romanya hava trafik kurumları bu adıma karşı itiraz yoluna gitti; temyiz duruşmalarının Ekim ve Ocak aylarında yapılması kararlaştırıldı.

Söz konusu hukuki süreci pandemi döneminde ortaya çıkan “en sıra dışı davalardan biri” olarak niteleyen The Wall Street Journal, hükümetlerle ilaç devi arasındaki ihtilafın hem siyasetçilerin hem de kamuoyunun tepkisini çektiğini yazdı.

Polonya Sağlık Bakanı, şirketin talep ettiği tutarın ülkenin yıllık kanser ilacı harcamalarına denk geldiğine dikkat çekti.

Fonların dondurulması nedeniyle hava trafik idareleri ciddi mali darboğazla karşılaştı.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı acil devlet desteği almak zorunda kalırken, Romanya kurumu çalışan maaşlarında yüzde 20 kesintiye gitti ve tedarikçi ödemelerini yeniden düzenledi.

Pfizer cephesi ise haciz kararını, sözleşme şartlarının yerine getirilmesini amaçlayan “ölçülü ve orantılı bir adım” olarak savundu.

Merkezi New York’ta yer alan ve ana araştırma tesisi Connecticut eyaletinin Groton kentinde konumlanan Pfizer, dünyanın en büyük biyofarmasötik üreticileri arasında gösteriliyor.

Aşı ve ilaç portföyüne sahip şirket, Rusya’daki faaliyetlerini 1992 yılından bu yana sürdürüyor.

Şirketin geliştirdiği mRNA aşısının ilk adımları, Ocak 2020’de Alman BioNTech firmasının Pfizer ve Çin merkezli Fosun Pharma ile kurduğu ortaklıkla atılmıştı.

BioNTech ve Pfizer, aynı yılın Temmuz ayında ABD dahil çeşitli ülkelerden 30 bin gönüllünün katıldığı üçüncü aşama klinik denemeleri başlattı.

Kasım 2020’deki ara analiz sonuçları, aşının ikinci dozdan yedi gün sonra Kovid-19’a karşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağladığını ortaya koydu.

Kas içine üç hafta arayla iki doz halinde uygulanan ve uluslararası jenerik adı “tozinameran” olan aşı, piyasaya “Comirnaty” ticari markasıyla sürüldü.

İlk büyük satın alma anlaşmaları kapsamında, dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetimi Pfizer ile 100 milyon doz karşılığında 1,9 milyar dolarlık sözleşme imzalamış ve buna ilave 500 milyon dozluk opsiyon eklemişti.

Japonya da aynı dönemde şirketle 120 milyon dozluk aşı tedariki için uzlaşmaya varmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, Anthropic’in yapay zekayı yavaşlatma çağrısını ‘Soğuk Savaş’ taktiği olarak nitelendirdi

Yayınlanma

Anthropic’in CEO’sunun yapay zekâ geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunduğu makale, Çin’in Global Times gazetesi tarafından bir “Soğuk Savaş oyun planı” olarak değerlendirildi.

Cumartesi günü yayımlanan ve daha sonra OpenAI CEO’su Sam Altman ile SpaceX’in kurucusu Elon Musk tarafından da desteklenen makalede Dario Amodei, ileri düzey yapay zekâ modellerinin yeteneklerinin gelişim hızını kontrol altına almayı ve giderek artan güvenlik risklerini yönetmeyi amaçlayan bir çerçeve ortaya koydu.

Anthropic’in CEO’su Amodei ayrıca ABD’ye, Çin’e yönelik çip ihracat kontrollerini güçlendirme ve Çinli yapay zekâ laboratuvarlarının gerçekleştirdiği model “damıtma” faaliyetlerine karşı daha sert önlemler alma çağrısında bulundu. Pazar günü CBS News’e konuşan Amodei, yapay zekânın ilerleyişini yavaşlatma önerisinin önündeki “en zor ikilemin”, Çin ve diğer rakip ülkelerin aynı yönde hareket etmemesi ihtimali olduğunu savundu.

Global Times ise Amodei’nin makalesinin asıl amacının, “teknolojik engeller ve düzenleyici tekeller aracılığıyla Çin’in yapay zekâ alanındaki gelişimini sınırlamaya çalışmak, Washington’un ileri teknoloji alanındaki tekelci hegemonyasını korumak ve Çin’i küresel yapay zekâ yönetişim sisteminin dışında bırakmak” olduğunu değerlendirdi.

Gazete, “Bu ‘sessiz yapay zekâ Soğuk Savaşı ikiyüzlü ve kısa görüşlüdür” ifadelerini kullanarak, Çin’in küresel yapay zekâ inovasyonundan dışlanmasının “küresel yapay zekâ gelişiminde deneme-yanılma maliyetlerini ve kontrolün kaybedilmesi riskini önemli ölçüde artıracağını” belirtti.

İki Anthropic araştırmacısının, hızla ilerleyen yapay zekânın çok da uzak olmayan bir gelecekte insanlığın yok olmasına yol açabileceği yönündeki sert uyarılarının ardından ABD’li milletvekilleri yapay zekâ sistemlerini düzenleyecek yeni kurallar getirilmesi çağrısında bulundu.

Trump ise pazar günü yapay zekânın gelişiminin yavaşlatılması yönündeki çağrıları reddederek, “çok olumsuz güçlerin” abartılı endişeler ortaya attığını söyledi.

Trump, “Yapay zekâda Çin’in önündeyiz. Dünyanın teknolojik açıdan en gelişmiş ülkesiyiz ve açıkçası bunun böyle kalmasını istiyorum. Çünkü yapay zekâyı kim kazanırsa, o kazanır” dedi.

ABD’li teknoloji liderlerinin yapay zekânın gelişiminin yavaşlatılması yönündeki çağrılarının sorulması üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları yapay zekâ konusunda “açık, kapsayıcı ve iyi niyetli bir yaklaşımı teşvik etmeye” çağırdı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, pazartesi günü düzenlenen günlük basın toplantısında, “Çeşitli tehditleri körüklemek, cepheleşmeye ve kötü niyetli rekabete girişmek, yalnızca yapay zekânın küresel yönetişim sürecini sekteye uğratacaktır ve hiçbir tarafın çıkarına değildir” dedi.

Kaynakların verdiği bilgiye göre ABD ve Çin, eylül ayı ortasında ileri düzey yapay zekânın güvenlik risklerini ele almak üzere görüşmeler yapmayı planlıyor. Konunun, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması beklenen zirvede de gündeme gelmesi mümkün.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Başsavcısı Kravçenko, yolsuzluk soruşturmasının ardından ülkeyi terk etti

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarının yöneticilerini suçladıktan sonra makam aracıyla yurt dışına çıktı. Görevden uzaklaştırılması istenen Kravçenko, uluslararası ortaklara ülkedeki sistemin durumunu anlatacağını savunuyor. Devlet Başkanı Zelenskiy ise savcıların da adının geçtiği yolsuzluk operasyonunun ardından Kravçenko’nun azlini talep etti.

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, Telegram kanalından yaptığı açıklamada yurt dışına çıktığını duyurdu.

Kravçenko, uluslararası ortaklara Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) gibi kurumlardaki “gerçek durum” hakkında bilgi vereceğini belirtti.

Kravçenko, yurt dışında yapacağı temaslarda söz konusu organların “denetimsiz bir nüfuz toplama eğilimi gösterdiğini, bu uygulamanın ise Ukrayna’nın devlet egemenliği, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumları için riskler yarattığını” aktarmayı planladığını kaydetti.

Ukrayinska Pravda gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde Kravçenko’nun 14 Eylül gecesi makam aracıyla ülkeden ayrıldığını yazdı.

Haberde, Başsavcının sınırı geçebilmek adına Litvanya’ya yapacağı bir resmi görevi gerekçe olarak kullandığı öne sürüldü.

Kravçenko bu adımdan hemen önce NABU Direktörü Semen Krivonos hakkında suçlama kararı imzaladığını açıklamıştı. Başsavcı, Krivonos’u “özellikle büyük miktarlarda haksız menfaat sağlamak amacıyla resmi belgelerde sahtecilik yapmakla” suçladığını duyurdu.

Kravçenko ayrıca Krivonos’a, mahkemede cezai sorumluluktan kaçmak için sahte gerekçe yaratma amacıyla “evlat edinme sürecinde usulsüzlük yapma” suçlamasının yöneltildiğini aktardı.

Başsavcı, SAP Başkanı Oleksandr Klimento’ya yakın bir isme yönelik de ayrı bir suçlama belgesi hazırladığını bildirdi.

NABU basın servisi, Kravçenko’nun suçlamalarını “bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarına yönelik sistematik saldırıların bir devamı” olarak nitelendirdi.

Başsavcılığın bu girişimlerinin yeni olmadığını savunan kurum, asıl amacın “NABU ve SAP’ı Başsavcılık Makamı’na bağlama çabası” olduğunu kaydetti.

Siyasi mücadelelerin tarafı olmadıklarını vurgulayan NABU, Krivonos’a henüz resmi bir suçlama tebliğ edilmediğini, bu nedenle Başsavcının açıklamalarının usule ilişkin değil kamuoyunu etkilemeye dönük olduğunu savundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, NABU Başkanını hedef alan Kravçenko için istifanın “tek çıkar yol” olduğunu belirtti. Zelenskiy, parlamentodan (Verhovna Rada) Kravçenko’nun görevden alınması yönündeki kararı derhal onaylamasını talep etti.

Ukrayna’da başsavcılığa yolsuzluk soruşturması: Neler biliyoruz?

Kravçenko, NABU ve SAP tarafından yürütülen ve çok sayıda savcının adının karıştığı “Kartaca” operasyonu kapsamında 7 Eylül’de istifa dilekçesini vermişti.

Kararının bilinçli ve “siyasi” olduğunu söyleyen Kravçenko, “Başsavcılık makamının siyasi bir hesaplaşma aracına dönüştürülmesini istemiyorum” dedi.

Yolsuzlukla mücadele kurumları, Başsavcılık çalışanlarını dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerini koruma altına alan ve mal varlığı aklayan bir suç örgütü kurmakla itham etti.

Soruşturma birimlerine göre bu yapının başında Başsavcılık birim yöneticilerinden Serhiy Kropiva yer aldı.

Kropiva, 6 Eylül’de 120 milyon grivna kefalet bedeliyle tutuklandı. Mahkemede SAP savcısı, Kropiva ile Kravçenko arasındaki bağlara değinerek; şüphelinin Başsavcının Kozin’deki evinin tadilatını finanse edip yönettiğini, eşine ABD vizesi alması için yardım sağladığını ve Madrid’deki doğum günü kutlamasını organize ettiğini öne sürdü.

Başsavcılık ofisinde aramaların yapıldığı gün Kravçenko, ismi geçen yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve personelin yalan makinesine girmesi dahil geniş çaplı inceleme başlatılacağını açıklamıştı.

Zerkalo Nedeli gazetesine konuşan kaynaklar ise Kravçenko’nun bizzat bu koruma ağına dahil olabileceğini iddia etmiş, Başsavcı ise bu iddiaları reddetmişti.

Ukrayinska Pravda’nın haberinde, soruşturma kapsamında Kravçenko’nun, yardımcısı Mariya Vdoviçenko’nun ve Odessa Bölgesel Askeri İdaresi Başkanı Oleg Kiper’in adreslerinde arama yapıldığı ileri sürüldü.

Başsavcılık Sözcüsü Maryana Hayovska ise bu bilgiyi yalanlayarak Kravçenko’nun evinde ya da iş yerinde herhangi bir arama gerçekleştirilmediğini kaydetti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Başsavcı Yardımcısının adresindeki aramalarda NABU ve SAP yönetiminin izlendiğine işaret eden belgelerin ele geçirildiğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English