Bizi Takip Edin

Rusya

Petersburg Ekonomi Forumu’nda ekonomik büyüme modeli tartışıldı

Yayınlanma

St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun (SPIEF) makroekonomi oturumu, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina’nın yokluğunda finans ve ekonomi kurmaylarının katılımıyla gerçekleşti. Oturumda söz alan Rus bakanlar, yaptırımların gölgesindeki dış borç durumunu, bütçe kuralını, para politikasındaki olası gevşeme alanlarını ve sürdürülebilir büyüme modeline dönüş arayışlarını değerlendirdi.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun (SPIEF) ikinci günü, finans ve ekonomi bloğu bakanlarının katıldığı ancak Merkez Bankası Başkanı’nın yer almadığı makroekonomi oturumuyla açıldı.

“Küresel belirsizlik ortamında sürdürülebilir ekonomik büyüme yörüngesine nasıl dönülür” başlıklı oturuma, Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin, Maliye Bakanı Anton Siluanov ve Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov katıldı. Başlangıçta tartışma katılımcıları arasında Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina da bulunuyordu; ancak bir gün önce ismi SPIEF konuşmacıları listesinden çıkarıldı. Merkez Bankası, Nabiullina’nın hastalık izninde olduğunu bildirdi.

Oturumun başında moderatörlük görevini üstlenen Devlet Duması Bütçe ve Vergi Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, katılımcıları “gerçek beyefendiler” olmaya ve Nabiullina’nın yokluğunda “her şeyin sorumlusunun yüksek politika faizi olduğunu söylememeye” çağırdı. Buna rağmen para politikası konusuna değinilmekten kaçınılamadı.

Rusya savunma odaklı yaptırım modelinden uzaklaşıyor

Maksim Oreşkin, “Ekonominin Batı kısmı bir sarsıntı, bir ateş içinde bulunuyor ve bu ateş kısmen bize de geçiyor. Orta Doğu’da yaşananlar da tüm dünyayı ateşe veriyor. Bu durum bizi de etkiliyor. Ancak Çin ekonomisi büyümeye devam ediyor, Hindistan ekonomisi de büyüme gösteriyor, aynı şekilde Afrika ülkeleri de. Bu fırsatları kullanmak gerekiyor. Ayrıca reformları ve yapısal değişiklikleri hayata geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Yaptırımlar bağlamında değerlendirmelerde bulunan Oreşkin, “Sadece savunmaya yönelik bir modelden uzaklaşmak gerekiyor. Ve biz bundan büyük ölçüde uzaklaştık. Eski bir şeylerin geri döneceğini, yaptırımların iptal edileceğini beklememek lazım. Yaptırımlar belirli olaylara bağlı değildir, dünyanın nasıl değiştiğine bağlıdır. Bir şeylerin geri dönmesini ve değişmesini beklemeyin; geri dönmeyecek ve değişmeyecek. 10-20 yıl önceki o dünya artık asla var olmayacak. 2022-2023 yıllarında sahip olduğumuz tamamen savunma odaklı modelden, kademeli olarak daha dengeli bir modele geçiyoruz. Kendi iç platformumuzda ve diğer ülkelerin platformlarında daha aktif oynamamız gerekiyor. Savunma ile saldırı arasındaki denge var olmalı ve saldırı yönüne doğru kaymalıdır” dedi.

Anton Siluanov ise şu açıklamayı yaptı: “Birçok ülke halen uluslararası kredi kuruluşlarının, Uluslararası Para Fonu’nun kredilerine bağımlı durumda. Bizde bu yok. Bizim, yakında kapatacağımız sadece yüzde 10 oranında bir dış borcumuz var. Dış finansal altyapıya bağımlı değiliz, kendi altyapımız kuruldu, çalışıyor ve finansal hizmetlerden koparılmamız bile ödemelerimizi gerçekleştirme imkanımızı kesinlikle etkilemedi. Bütçe meselelerine ilişkin kendi kararlarımızı, ülkedeki mevcut önceliklere dayanarak alıyoruz. Yirmiler Grubu ülkeleri arasında en düşük borca biz sahibiz. Dış yatırım girişlerinin olmadığı, tamamen kendimize güvendiğimiz ve iç finansal imkanları kullandığımız koşullarda yaşıyoruz. Ve ortada bir sonuç var; son yıllarda ekonomik büyümenin oldukça sürdürülebilir olduğunu görüyoruz, son üç yılda bu oran yaklaşık yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.”

Siluanov ayrıca, “Bu tür kural tanımazlık koşullarında ilk yılımızı yaşamıyoruz. Finans alanında sadece sağlam bir duruş sergilemek ve ülkenin finansmanına çok dikkatli yaklaşmak gerekiyor. O zaman dışarıdan gelen bu kural tanımazlıklar bizi daha az etkileyecek veya hiç etkilemeyecektir. Dışarıdaki türbülans ne kadar fazlaysa, iç kalkınma, yerli yatırımcılar ve işletmeler için o kadar fazla koşul yaratmak, düzenlemeleri gevşetmek, iş dünyasına kolaylık sağlamak ve mülkiyet haklarının temellerini güvence altına almak gerekir” diye konuştu.

Ekonomide yeni büyüme modeli işgücü kısıtlamalarıyla şekilleniyor

Maksim Reşetnikov, “Yapısal değişiklikler açıkça ve oldukça aktif bir şekilde ilerliyor. Soru, bunları nereye yönlendirmek istediğimizdir. Temel kısıtlayıcılarımız değişmedi; bunlar en başta işgücü piyasası, düşük işsizlik ve yatırım meseleleridir; nitekim ilk çeyrek rakamları da konunun son derece güncel olduğunu gösteriyor. Önemli olaylar meydana geldiği anda ki bunlar sürekli meydana geliyor, ekonomi modeline ince ayar yapmak zorunda kalıyoruz. Bir sonraki ekonomik modelin hatları aşağı yukarı izlenebiliyor. Bu, birçoğunun isteyeceğinden daha güçlü bir ruble ve biraz daha yüksek faiz oranlarıdır; çünkü bütçe açığı ile ilgili meseleler var ve Rusya Merkez Bankası buna tepki veriyor. Sermaye çıkışımız kapalı; bu durum da yine döviz piyasası üzerinde baskı yaratıyor” ifadelerini kullandı.

İşgücü piyasasına değinen Reşetnikov, “Mesele işgücü piyasasıdır. Buna baktığımızda, yeni işgücü kaynağı olmadan büyümemizin zor olacağını anlıyoruz. Genç ve yaşlı nüfusu işgücü piyasasına dahil etmek için çaba gösteriyoruz, oralarda belirli rezervlerimiz var. Ve elbette, başta ticaret olmak üzere verimliliğin düşük olduğu sektörlerde işgücü verimliliği programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Maaş artışının işgücü verimliliği artışını geride bırakması gerektiği durumlarda hala bir miktar rezervimiz bulunuyor. Bu tam olarak yüksek maaş mantığıdır. Bu gelişim seviyesi için daha yüksek maaşlarımız olmalıdır” değerlendirmesini yaptı.

Reşetnikov sözlerine şöyle devam etti: “Verimliliğin yatırımın bir fonksiyonu olduğu hakkında çok konuşuyoruz ve şu an anlaşılacağı üzere durum zor. Ancak bu, işgücü verimliliği konusunda kaynağımız olmadığı anlamına gelmiyor. ‘Yalın üretim’ konseptini ele alalım; bunu her yerde uygulamadık. Üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz, potansiyel kesinlikle tükenmiş değil. Yapay zeka alanında büyük rezervler var, dijitalleşme ise henüz tamamlanmadı.”

Ulusal Refah Fonu’nun durumuna ilişkin konuşan Siluanov, “Sürekli sarsılıyoruz ve buna karşı belirli bir panzehir geliştirdik. Ulusal Refah Fonu’nu da bunun için yarattık; bolluk yıllarında biriktirmek ve ihtiyaç duyulan yıllarda kullanmak için. Gerçekten de son dört yılda Ulusal Refah Fonu’ndan 15 trilyon ruble kullandık; üstelik bunu sadece bütçe harcamalarını desteklemek için değil, ekonomiye yatırım yapmak için de kullandık. 15 trilyon rublenin 4 trilyondan fazlası bu yönde harcandı. Fonu, ekonomik kalkınmaya da katkı sağlayan altyapısal ve teknolojik gelişim için kullandık. Şu an piyasa koşulları biraz daha iyi durumda; birikim yapacak ve fonu onaracağız” dedi.

Maksim Oreşkin, büyüme modellerine ilişkin, “Ekonomik büyüme modeli taşa kazınmış ve sonsuza dek var olan bir şey değildir. ABD’de 2007 yılına kadar ekonomik büyüme modeli konut piyasasının hızlı gelişimine dayanıyordu. Ve ardından ilgili kriz geldi. Yüksek göç akışının olduğu bir dönemin ardından, şu an Trump’ın politikası zemininde göç akışı olmayan bir ekonomik büyüme modeli var. 2026 yılının başlarındaki büyümenin neredeyse tamamı yapay zeka kapasitelerine, işlemci kapasitelerine ve veri merkezlerine yapılan yatırımlardır. Çin, 2008’e kadar tamamen ihracat odaklı bir modele sahipti, ardından altyapı gelişimi yaşandı, şimdi ise tüketici talebi devrede. Tüm ülkeler sürekli bir model değiştirme sürecinden geçiyor. 2023-2025 yılları arasında Rusya ekonomisi yüzde 10’dan fazla büyürken, Avrupa bu dönemde yüzde 3 büyüme kaydetti” ifadelerini kullandı.

Oreşkin sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik büyüme modeli neydi? Rus işletmeleri Batılı şirketlerin bıraktığı boşlukları doldurdu. Rusların işgücü piyasasına katılımıyla ekonomi, ek iki milyon insanın aktif olarak çalışmasına imkan tanıdı. Savunma sektörü şüphesiz son yıllardaki ekonomik büyümenin itici güçlerinden biridir. Dijital platformlar da öyle. Model değişiyor. Elimizde hangi faktörler kaldı? Teknolojiler, dijital platformlar, muhasebe açısından düzenlemelerin basitleştirilmesi ve elbette yeni bir yatırım döngüsüne duyulan ihtiyaç. Hızlı büyüdük, yatırım aktivitesinde bir düzeltme yaşıyoruz. Ve elbette işgücü verimliliği.”

Reşetnikov ise, “Ekonomik büyüme modelinden daha önemli şeyler var. Bunlar kurumlardır; eğer kurumlar doğruysa model de doğru kurulacaktır. Ve kurumlar açıktır; mülkiyet hakları, yatırımcı hakları” diyerek duruma farklı bir çerçeve çizdi.

Maliye Bakanlığı artan vergi gelirleriyle bütçe kuralını esnetiyor

Anton Siluanov bütçe ve para politikası ilişkisine değinerek, “Ekonominin şu anda artıya geçtiğini ve faiz oranının düştüğünü görüyoruz. Bütçe ve para politikası birbirine çok sıkı şekilde bağlı. Hem Rusya Merkez Bankası hem de Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile bütçe dengesi konusunda bütçe politikasını nasıl ayarlayacağımızı ve Merkez Bankası’nın bu koşullarda hangi oranları tutacağını saatlerce sürekli tartışıyoruz. Her şey buna bağlı; çünkü hem bankalar bir para arzı kaynağıdır hem de bütçe bir para arzı kaynağıdır ve faiz oranı ekonomiye ne kadar ek para gireceğini tam olarak düzenler. Merkez Bankası ile koordinasyonumuz günlük olarak yürütülüyor” dedi.

Siluanov, “Şu an bütçedeki durum, ilk çeyrekte olana kıyasla düzeliyor. Vergi gelirlerimiz, hem kurumlar vergisi hem de KDV olarak geliyor. Bunlara bakarak ekonomik kalkınma göstergelerine bundan sonra ne olacağı görülebilir; çünkü vergiler, istatistiklerden daha hızlı bir şekilde ekonomik parametrelere ne olacağını planlama imkanı verir. Ve bu vergi göstergeleri büyüyor, KDV gelirleri şu an planın üzerinde seyrediyor. Bu yıl ekonomik büyümeyi yüzde 1,3 olarak planlamıştık, şu anki tahminde yüzde 0,4. Ancak KDV planlanandan fazla büyüyor, bu da tahmin düzeltmesini dikkate alarak başlangıçta planladığımızdan daha büyük büyüme rakamları göreceğimiz anlamına geliyor. Vergiler artıyor ve çıtayı bir yerlerde fazla zorlayabileceğimiz riskleri vardı. Hayır, zorlamadık, beş aylık bütçe uygulama göstergeleri buna açıkça tanıklık ediyor” şeklinde konuştu.

Temel petrol fiyatı hakkında konuşan Siluanov, “Bu yıl (bütçe kuralı için geçerli olan varil başına 59 dolarlık) kesinti fiyatını değiştirmedik. Şu an gelecek için düşünüyoruz. Ve bunun aşağı yönlü düzeltilmesi gerektiği açıktır. Nedeni, fiyat değişimlerinin dış faktörlerine daha az bağımlı olmaktır. Şimdi bir yandan dış faktörlerden bağımsız olarak bütçe dengesine dikkat etmemiz gerekiyor, diğer yandan ise kur oranlarımızın enerji ürünleri için değişen fiyat konjonktürüne daha az bağımlı olmasını sağlamalıyız. Ekonomimiz için nasıl bir ruble gerekiyor? İhracatçılar için, şu anda görüyoruz ki, ruble pek rahatlatıcı değil. İthalatçılar için ise elbette tahminlerimizden daha güçlü konumda. Bize öyle bir ruble lazım ki, bir yandan halkın çıkarları gözetilsin, ithal mallar ve teknolojiler erişilebilir olsun, diğer yandan da ihracat karlı olsun ki kapasitemiz varken yurt dışından her şeyi ithal etmeyelim. Bütçe kuralının düzeltilmesi, öngörülebilirlik yaratacak ve döviz kuru ile ilgili mevcut durumu dengeleyecektir” ifadelerini kullandı.

Rusya tüm dış borcunu yakında kapatmayı planlıyor

Kurmaylar para politikasında gevşeme alanı arıyor

Para politikasından beklentilerini aktaran Siluanov, “Anlaşılacağı üzere, hepimiz daha düşük faiz oranları ve daha düşük enflasyon istiyoruz. Bütçe politikasındaki eylemlerimiz, enflasyonun kendimiz için belirlediğimiz hedeflerde kalmasını ve faiz oranlarının işletmelerin hem gelişimi hem de operasyonel faaliyetleri için kredi alma imkanı sağlamasını hedefliyor. Bütçe ve para politikasının bağlantısı içinde, bütçe politikasındaki sıkılaşmayı ve daralmayı dikkate alarak para politikasının gevşetilmesini sağlamaya çalışacağız” dedi.

Maksim Reşetnikov ise süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Geçen sefer bu konuyu, ekonomiye daha fazla sevgi gösterilmesi arzusuyla konuşmuştuk. Bu yıl içinde, anlayış konusunda kesinlikle büyük bir adım attığımızı söyleyebiliriz. Merkez Bankası ile sürekli iletişim halindeyiz, meslektaşlarımızın mantığını anlıyoruz ve büyük ölçüde paylaşıyoruz. Ancak elbette, şu an parasal koşulların gevşetilmesi için var olan alanın daha hızlı kullanılmasını arzu ederdik.”

Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Rusya

Rusya’da sanal bahisi yasallaştırma planı gündemde

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, yasadışı internet kumarhanelerinin yasal çerçeveye alınması halinde bütçeye yılda 100 milyar ruble ek gelir sağlanabileceğini hesaplıyor. Yasal bahis sektörünün bütçeye ve spora yıllık katkısının da 100 milyar rubleye ulaştığını belirten yetkililer, kumar bağımlılığına karşı kişisel erişim kısıtlamaları üzerinde duruyor.

Rusya Maliye Bakanlığı, internet üzerinden faaliyet gösteren yasadışı kumarhanelerin yasal zemine çekilmesinin devlet bütçesine yılda yaklaşık 100 milyar ruble ek gelir sağlayabileceğini hesaplıyor.

İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında gazetecilere konuşan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, bakanlığın bu alana yönelik farklı düzenleme seçeneklerini masaya yatırdığını açıkladı.

Çebeskov, yasal bahis pazarının bu yıl yürürlüğe giren artırılmış vergi oranları, vergiler ve hedefe yönelik kesintilerle birlikte bütçeye ve spora halihazırda yılda yaklaşık 100 milyar ruble kazandırdığını belirtti.

Yasadışı pazarın hacim bakımından yasal sektörle denk düzeyde olduğunu kaydeden Çebeskov, bütçeye aktarılabilecek potansiyel gelirin de benzer bir büyüklüğe ulaştığını dile getirdi.

Devletin şu anda bu kaynağı kasasına koyamadığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu, doğal olarak bütçenin mahrum kaldığı ve aralarında çeşitli suç şebekelerinin de yer aldığı alanlara giden devasa bir para” değerlendirmesini yaptı.

Maliye Bakanlığı yasadışı pazara karşı düzenleme seçeneklerini inceliyor

Maliye Bakanlığı, kayıt dışı faaliyet gösteren çevrimiçi kumarhanelerin denetim altına alınması ihtimalini diğer resmi kurumlar ve yasal pazar temsilcileriyle birlikte değerlendirmeye aldı.

Kısa süre önce düzenlenen şans oyunları forumunda sektör bileşenlerinin yasadışı internet kumarhanelerini hem ekonomi hem de yasal bahis kuruluşları açısından büyük bir sorun olarak nitelediğini aktaran Çebeskov, yasal işletmeciler dahil çeşitli taraflardan düzenleme ve mücadele önerileri aldıklarını, bakanlığın bütün olasılıkları incelediğini ifade etti.

Şans oyunlarının ekonomik getirisinin yanında toplumsal riskler de barındırdığına dikkat çeken Çebeskov, kumar bağımlılığı sorununun mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Yardımcısı, yurttaşların korunması için şans oyunlarına kişisel erişim yasağı getirilmesi gibi mekanizmaların devreye sokulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikası Dairesi Başkan Yardımcısı Aleksandr Hristoforov, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada 64 binden fazla Rusya vatandaşının kumar oyunlarına yönelik kişisel men kısıtlaması koydurduğunu duyurmuştu.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ise 9 Haziran’da yasadışı şans oyunları sitelerine erişimin hızla engellenmesini öngören yasayı kabul etmiş ve bildirimleri inceleme süresini beş iş gününden iki iş gününe indirmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Maliye Bakanlığının internet kumarhanelerinin yasallaştırılmasına dönük önerisinin Kremlin’e ulaştığını 28 Ocak’ta teyit etmiş, girişimin üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, kalıcı fiyat baskısı ve yüksek enflasyon beklentilerini gerekçe göstererek politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Yıllık enflasyonun yüzde 7 bandında seyrettiği ülkede piyasa uzmanları, bütçe açığı ve akaryakıt maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı canlı tuttuğuna dikkat çekiyor.

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 23 Ekim’deki toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu.

Vedomosti gazetesinin görüştüğü 26 ekonomistten 25’i bu kararı beklerken, yalnızca bir uzman faizin yüzde 13,75’e çekilebileceği tahmininde bulunmuştu.

Fiyat baskısının yüksek seyrettiğini, enflasyon beklentilerinin de üst seviyelerde kaldığını duyuran Merkez Bankası, ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı bir hızla büyüdüğünü kaydetti.

Kalıcı fiyat artışının yavaşlamadığına işaret eden düzenleyici kurum, yıllıklandırılmış bazda bu oranın yüzde 5 ila 6 aralığında seyrettiğini hesaplıyor.

Merkez Bankası bu tablonun temel nedeni olarak kimi sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici biçimde daralmasını gösteriyor. Açıklamada, kalıcı enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden başlaması için toplam talep artışının sınırlı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Kurulun sonraki faiz kararlarını ise enflasyonun seyrine, enflasyon beklentilerine, iç ve dış koşullardan kaynaklanan risk değerlendirmelerine göre belirleyeceği aktarılıyor.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme sürecine yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra ilk kez ara vermişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina o dönem yaptığı değerlendirmede, bu duraklamanın para politikasının doğrudan etki edemeyeceği tek seferlik etkenlerden kaynaklandığını anlatmıştı.

Nabiullina, tüketici enflasyonundaki yıllıklandırılmış artışın öncelikle kimi sektörlerdeki geçici üretim kapasitesi kısıtlarından hız aldığını, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de tabloda belirgin bir rol oynadığını söylemişti.

Kurum başkanı, fiyatlardaki tek seferlik ivmelenmenin kalıcı bir eğilime dönüşmemesi adına ölçülü sıkı para politikası koşullarının zorunlu olduğunu savunmuştu.

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verilerine göre Rusya’da haftalık enflasyon, 6-12 Ekim haftasındaki yüzde 0,11 seviyesinin ardından 13-19 Ekim haftasında yüzde 0,05 olarak ölçüldü.

Fiyatlardaki artış ay başından bu yana yüzde 1,06’ya, yıl başından bu yana ise yüzde 6,15’e ulaştı.

Haftalık tüketici enflasyonu 29 Eylül-5 Ekim döneminde yüzde 0,96, 22-28 Eylül döneminde yüzde 0,12, 15-21 Eylül döneminde yüzde 0,06, 8-14 Eylül döneminde yüzde 0,02 ve 1-7 Eylül döneminde yüzde 0,05 düzeyinde gerçekleşmişti.

İnterfaks’ın Merkez Bankası yöntemine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre yıllık enflasyon 12 Ekim’deki yüzde 7,02 seviyesinden 19 Ekim’de yüzde 6,84’e gerilerken, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın yönteminde bu oran yüzde 7,22’den yüzde 7,15’e indi.

Uzmanlar faiz kararının gerekçelerini değerlendirdi

Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSR) Genel Direktörü Pavel Smelov, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın faize ara vermesindeki temel gerekçelerin enflasyondaki yeni yükseliş dalgası ile enflasyonist risklerin ağır basması olduğunu kaydetti.

Ekim ayı başında fiyat artışını tetikleyen başlıca etkenler arasında, temmuzdan bu yana ertelenen konut ve kamu hizmetleri tarifelerindeki artışın yer aldığını söyledi.

Tarifelerde ekim başında yapılan yüzde 9,9’luk planlı endekslenmenin ayın ilk haftasında haftalık enflasyonu tek seferde yüzde 0,96’ya fırlattığını hatırlatan Smelov, bu artışın beklenen ve tek seferlik bir sıçrama olduğunu dile getirdi.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise akaryakıt piyasasındaki zorlu koşulların ve artan ulaşım maliyetlerinin enflasyonu yıl sonuna kadar yüksek tutabileceğini değerlendirdi.

Vasilyev, şirketlerin yükselen nakliye ve tarife maliyetlerini tüketici fiyatlarına yansıtabileceğine, bunun da canlı tüketici talebi ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri ortamında hız kazanabileceğine dikkat çekti.

Bütçe politikasının bir diğer kritik etken olduğunu belirten Gazprombank Başekonomisti Pavel Biryukov da bütçe dengelerine işaret etti.

Mevcut bütçe yasasındaki 3,79 trilyon rublelik (milli gelirin yüzde 1,6’sı) açığa karşılık güncellenen bütçede 2026 yılı için 7,34 trilyon ruble, 2027 yılı için ise 5,4 trilyon ruble açık öngörüldüğünü anımsatan Biryukov, bu tablonun Merkez Bankası’nın önceki varsayımlarına kıyasla enflasyonu daha fazla körükleyici nitelikte olduğunu vurguladı.

Faizin yüzde 13,75’e indirilmesini bekleyen tek isim olan Truevalue Telegram kanalının yazarı ekonomist Viktor Tunev, olası bir indirimin ekonomi ile bütçe politikasında giderek daha görünür hale gelen sıkı para politikasının enflasyonist risklerini hafifletebileceğini savundu. Ankete katılan hiçbir uzman ise faiz artırımı beklemiyordu.

Stolıpin Ekonomik Büyüme Enstitüsü Başekonomisti Boris Kopeykin, ekonomide son beş çeyrektir süren yatırım daralması ortamında faiz artırmanın son derece riskli bir adım olacağını kaydetti.

Kopeykin, böylesi bir hamlenin ekonomide ve finans piyasalarında olumsuz bir zincirleme reaksiyona yol açabileceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

ABD Rus dizeline kapıyı açtı: İlk tanker yola çıktı

Yayınlanma

Rusya’nın Primorsk Limanı’ndan 22 Ekim’de yüklenen dizel tankeri, Washington ile Moskova arasındaki tedarik mutabakatının ardından New York’a doğru yola çıktı. Geminin 7 Kasım’da ABD’ye varması beklenirken, iki ülke arasındaki planlama ilk etapta 300 bin tonu aşkın yakıt teslimatını öngörüyor.

Rus dizeli taşıyan bir tanker, Baltık Denizi kıyısındaki Primorsk Limanı’ndan yola çıkarak New York rotasına girdi.

Reuters’ın gemi takip hizmeti veren LSEG verilerine dayandırdığı haberine göre, sevkiyat için yükleme işlemi 22 Ekim’de yapıldı. Geminin 7 Kasım’da ABD kıyılarına ulaşması bekleniyor.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, ilk tankerin 22 Ekim’de yola çıktığını daha önce duyurmuştu. İnterfaks’ın aktardığına göre Dmitriyev, ilk sevkiyatın ardından ABD’ye yönelik yeni ve yüksek hacimli sevkiyatların süreceğini kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda anlaştıklarını ilan etmişti. Trump, mutabakat uyarınca Rusya’nın ilk etapta 300 bin tonun üzerinde dizel tedarik edeceğini, kasım ayında 500 bin tonluk yeni bir partinin geleceğini ve hemen ardından 1 milyon tonluk teslimat yapılacağını ifade etmişti.

Trump, Rus petrol rafinerilerinin durumuna bağlı şekilde 3 milyon tonluk ek bir yakıt hacminin daha devreye girebileceğini dile getirmişti. Bu uzlaşmanın ardından ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu sevkiyatları Nisan 2027’ye kadar yaptırım kapsamı dışına çıkarırken, Rusya hükümeti de dizel ihracatına getirdiği kısıtlamaları kısmen esnetti.

Washington yaptırımlardan geri adım atarken Moskova iç piyasayı koruma sözü veriyor

Trump, 16 Ekim tarihli başkanlık kararnamesiyle, merhum senatör Lindsey Graham’in adını taşıyan ve kamuoyunda ağır yaptırım paketi olarak bilinen yasadaki kimi kısıtlamaları uygulamama kararı aldı. Rus ürünlerine yönelik yüzde 500 oranındaki ilave gümrük vergilerini de içeren bu tedbirleri rafa kaldıran Trump, gerekçe olarak ABD’nin ulusal çıkarlarını gösterdi.

Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları etkisiz ve gayrimeşru gördüğünü yineliyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 14 Ekim’de yaptığı değerlendirmede sevkiyatların doğrudan sözleşmeler üzerinden yürütüleceğini vurgulamıştı. Novak daha sonra yaptığı açıklamada, yıl sonuna doğru Rusya’nın dizel ihracatını aylık 3 ila 3,5 milyon tona kadar çıkarabileceğini belirtti.

İhracat artışına rağmen Rusya iç piyasasının yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını savunan Novak, dış pazara yönelik kararın Rus tüketicilerin çıkarlarına zarar vermeyeceğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya ile varılan dizel mutabakatını savunurken, bu yakıtın her koşulda küresel piyasalara ulaşacağını kaydetti. Rubio, “Aralarındaki tek fark, bundan Birleşik Devletler’in ne kadar pay alacağıydı” ifadesini kullandı.

Rubio ayrıca, Hürmüz Boğazı çevresindeki durum nedeniyle ABD yönetiminin ilkbahar aylarında da Rus petrolüne yönelik 60 günlük bir yaptırım muafiyeti uyguladığını hatırlattı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English