Avrupa
5 ülke, Trump’ın ilaç tehditlerine karşı AB’nin ortak bir yanıt vermesini istiyor

Beş hükümetin yaptığı açıklamaya göre, AB ülkeleri ilaç fiyatlandırma politikalarını uyumlu hale getirmeli ve ilaç maliyetleri üzerindeki baskıya karşı dağınık önlemler almaktan kaçınmalı.
“Beneluxa” girişiminin üyeleri olan Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Avusturya ve İrlanda çarşamba günü, “ortak yapısal zorluklar” konusunda işbirliğini desteklediklerini belirttiler ve “koordine edilmemiş tekil ulusal önlemler” konusunda uyarıda bulundular.
Bu açıklama, ABD ve ilaç şirketlerinin, Almanya’da Amerika’dakinden yaklaşık üç kat daha düşük olan ilaç fiyatları konusunda AB ülkeleri üzerinde baskıyı artırması üzerine geldi.
Trump yönetimi, Avrupa’dan daha yüksek fiyatlar ödemesini talep ederken, kendi ülkesinde daha düşük fiyatlar uygulamayı planlıyor.
Avrupa’daki ABD büyükelçiliklerine, İngiltere ile yapılan anlaşma gibi ulusal ilaç fiyatlandırma anlaşmalarını müzakere etme görevi verildi.
İngiltere, ABD’nin gümrük vergilerinden geçici olarak muaf tutulmak karşılığında ilaçlar için artık daha fazla ödeme yapıyor.
ABD, Avrupa’dan ilaçlar için daha fazla para ödemesini istiyor
Pfizer CEO’su Albert Bourla, diğer 30 ilaç şirketi CEO’su ile birlikte Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile acil bir görüşme talep etti.
Almanya’daki ilaç endüstrisi lobisi ise İngiltere-ABD anlaşmasını “biraz kıskandığını” itiraf ediyor.
Bourla’nın Merz’e, hükümetinin ilaç fiyatlarını düşürme planlarının Pfizer’ı Almanya’daki yatırımlarını gözden geçirmeye sevk ettiğini söylediği bildirildi.
Eli Lilly ve Boehringer Ingelheim, Almanya’daki yatırımlarını şimdiden askıya aldı.
Washington’dan hükümet yetkilileri, ilaç fiyatlandırmasını görüşmek üzere Berlin’deki muhataplarıyla toplantılar yapıyor.
Fakat Beneluxa grubu, ulusal bir yetki alanı olan fiyatlar konusunda bile Avrupa’nın bölünmüş bir tepki vermesine karşı uyarıyor.
Ülkeler şunları söyledi:
“Jeopolitik açıdan çalkantılı bir dönemde, ilaç sistemindeki mevcut gelişmelerin birlik ve koordinasyon gerektirdiğine inanıyoruz. Karşılıklı mutabakat ve işbirliği temelinde [fiyatlandırma ve geri ödeme] prosedürlerinin basitleştirilmesinin, nihayetinde yeni tedavilerin fiyatlandırılması ve geri ödemesine yönelik daha birleşik bir Avrupa yaklaşımına yol açması gerekiyor.”
Sağlık, AB kurumlarından ziyade tek tek ülkelerin yetki alanına giriyor, bu da ilaçlar konusunda ortak hareket etmeyi zorlaştırıyor.
Fakat beş ülke tarafından yapılan açıklamada, AB ülkelerinin “Avrupa’nın dayanışmaya dayalı sistemlerini korumak için ortak bir hedefi” olduğu ve “daha derin bir işbirliğini” düşünmeleri gerektiği belirtildi.
Ülkeler, “ … hastaların şu anda ve gelecekte ilaçlara erişimini korumak için ilaç harcamalarımızın sürdürülebilir kalmasını sağlamalıyız,” diye eklediler.
AB bakanları, 16 Haziran’da Lüksemburg’da yapılacak bir toplantıda ilaç fiyatlandırması üzerindeki baskıları tartışacaklar ama rakip kamplara bölünmüş görünüyorlar.
Bir hükümet sözcüsü POLITICO’ya verdiği demeçte, İsveç’in ilaç sektöründeki jeopolitik zorluklara koordineli bir yanıt vermek üzere “yaklaşık 10” bakanı bir kahvaltı toplantısına davet ettiğini söyledi.
Tüm blok, AB Konseyi’nin Kıbrıs başkanlığının daveti üzerine, aynı günün ilerleyen saatlerinde “Avrupa’nın ilaç direncini ve özerkliğini güçlendirme” konulu bir çalışma yemeği için bir araya gelecek.
Bu arada jenerik ilaç endüstrisi lobisi, ürünlerinin AB’nin ilaçlar için daha yüksek fiyatlar ödemesi yönündeki ABD ve endüstri kaynaklı baskıyı atlatmasına yardımcı olabileceğini söylüyor.
Komisyon ve AB ülkeleriyle paylaşılan ve POLITICO tarafından elde edilen bir Medicines for Europe notu, AB’yi pahalı biyolojik ilaçlara alternatif olan patent süresi dolmuş ilaçların benimsenmesini hızlandırmaya çağırıyor ve bu stratejinin ilaç harcamaları için 10 milyar avro kaynak yaratabileceğini belirtiyorlar.
Beneluxa’nın açıklamasında ayrıca, sektöre yönelik teşviklerin “inovasyon konusundaki zorluklarımızı ancak kısmen çözebileceği” belirtiliyor.
Masada “birkaç potansiyel” teşvikten bahsedilse de, bunlardan herhangi birine özel olarak değinilmiyor; açıklamada, bunların AB düzeyinde politika olarak ilerletilmeden önce “verimli, işbirliğine dayalı ve eleştirel bir inceleme” gerektirdiği belirtiliyor.
Avrupa Komisyonu, Avrupa’da üretilmesi şartıyla belirli biyoteknoloji ilaçlarının patent haklarının uzatılmasını önerdi.
Kamu sigortaları, hasta grupları ve jenerik ilaç endüstrisi, bu planın ilaç maliyetlerini artıracağı konusunda uyarıda bulundu.
Avrupa Parlamentosu üyeleri de, Komisyonun yeni mevzuata normalde eşlik eden resmi etki değerlendirmesi yapmadan planı sunmasına itiraz etti.
AB yürütme organı, geçen ay, kamu sigortacılarına ilaç başına yıllık 70 milyon avroya mal olacağını tahmin eden bir analiz yayınladı.
Fakat Avrupa Parlamentosu, planın ulusal sağlık bütçelerini ne kadar zorlayacağına dair kendi çalışmasını sürdürüyor.
Avrupa
Birleşik Krallık arşivlerinde ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin nüshası bulundu

ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan nadir bir nüshası, Londra’daki Ulusal Arşivler’de keşfedildi.
Belge, şubat ayında bir gönüllü tarafından, Amerikan Devrimi dönemine ait Kraliyet Donanması kaptanlarının belgelerini kataloglarken ortaya çıkarıldı.
Bu belge, İngiliz kuvvetleri tarafından ele geçirilmeden önce Amerikan bağımsızlığı haberini kolonilere yaymak amacıyla Temmuz 1776’da New Hampshire’ın Exeter kentinde basılan 11 nüshadan biri.
Gönüllü Michael Scurr, kağıdı açıp ne olduğunu anladıktan sonra “karnında kelebekler uçtuğunu” hissettiğini söyledi.
BBC’ye verdiği demeçte, “Patronumu çağırdım ve ‘Bence gelip buna bir bakmalısın’ dedim,” diye konuştu.
Restorasyon çalışmalarının ardından bu kopya, geçen ay açılan ve Amerikan bağımsızlığına giden yolu konu alan arşiv sergisinde sergilenecek.
Ulusal Arşivler’in genel müdürü Saul Nassé, bu bulguyu “olağanüstü bir keşif” olarak nitelendirdi.
Nassé, “Bu, Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan son derece nadir bir kopyası ve Amerika’da değil, burada, Birleşik Krallık’ta bulundu,” diye ekledi.
Belge, 1776 yılının Noel arifesinde, HMS Raisonable gemisinin yedi saatlik bir kovalamacanın ardından Portekiz açıklarında Amerikan gemisi Dalton’u ele geçirmesiyle Kraliyet Donanması tarafından ele geçirildi.
Ulusal Arşivler’den Dr. Graham Moore, belgenin “bildiğimiz en nadir Bağımsızlık Bildirgesi versiyonlarından biri” olduğunu belirterek, belgenin hızlı bir şekilde dağıtılması amaçlandığı için korunmasının düşünülmediğini ekledi.
BBC’ye verdiği demeçte, “4 Temmuz’daki ilk baskının ardından, Bildirge haberi Kuzey Amerika’da hızla yayıldı ve her bir koloniye ulaştıkça yeniden basıldı. Elimizdeki kopya, New Hampshire’da basılan ilk nüshalardan günümüze ulaşan sadece 11 taneden biri,” dedi.
Ele geçirilen gemi daha sonra Britanya’ya getirildi ve korsan gemisi yetki belgesi, ilk ABD Meclisi’nin [Continental Congress] basılı talimatları ve Bildirge’nin kendisi de dahil olmak üzere gemideki tüm belgeler ele geçirildi.
Moore, Bağımsızlık Bildirgesi’nin Kaptan Thomas Fitzherbert’in mektupları arasında katlanmış halde bulunduğunu ve 1777 yılının Ocak ayında Plymouth’a getirildikten sonra Londra’daki Whitehall’a nakledildiğini söylüyor.
Belge, Kraliyet Donanması kaptanı tarafından ayrı bir kayda alınmamış, o dönemde “başka bir belge” olarak tanımlanmış ve yüzyıllar boyunca devlet arşivinde gizli kalmıştı.
Moore, bu hazinenin askeri bir operasyonla ele geçirilen Bağımsızlık Bildirgesi’nin bilinen tek kopyası olduğunu belirtti.
Bu nadir nüsha, kağıdını sağlamlaştırmak ve hafif bir yırtığı onarmak amacıyla koruma çalışmalarından geçirildi. Böylece dokunulması, incelenmesi ve gelecekte sergilenmesi için güvenli hale getirildi.
Bu nüsha, Ulusal Arşivler’de düzenlenecek “Devrim 250: Amerika’nın Bağımsızlık Hikâyesi, 1763-1783” sergisinin bir parçası olarak sergilenecek.
Ulusal Arşivler, 4 Temmuz 1776 tarihinde Philadelphia’da John Dunlap tarafından basılan Bağımsızlık Bildirgesi’nin orijinal resmi nüshalarından üçünü halihazırda elinde bulunduruyor.
O gece yaklaşık 200 nüsha basılmış olması muhtemel. Bunlardan günümüze kadar sadece 26’sının ulaştığı biliniyor.
Avrupa
Moldova’da hükümet düştü

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevini kendi ilke ve inançları doğrultusunda daha fazla sürdüremeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyurdu. Munteanu’nun istifasıyla birlikte ülkede anayasa gereği hükümet düştü ve geçici yönetim süreci başladı.
Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 3 Temmuz Cuma günü sosyal medya hesapları üzerinden kararı duyuran Munteanu, görev süresini sonlandırdığını bildirdi.
Munteanu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Başbakan olma teklifini büyük bir sorumlulukla ve daha iyiye doğru bir değişime katkıda bulunabileceğime dair güçlü bir inançla kabul etmiştim. Yetkimi artık kendi ilke ve inançlarım doğrultusunda yerine getiremeyeceğimi anladığım an, görevden ayrılmaya karar verdim.”
Bakanlara, ekiplerine ve mesleki sorumluluk bilinciyle, dürüstlükle çalışan herkese teşekkür eden Munteanu, gelecekte hangi makamda bulunursa bulunsun veya ister kamu ister özel sektörde çalışsın Moldova’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.
Munteanu, “Ülkeye olan borcun makamla değil, koruduğumuz bağlılıkla ilgili olduğuna inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet otomatik olarak düştü
Munteanu, 1 Kasım 2025 tarihinde Batı yanlısı Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) parlamento seçimlerini kazanmasının ardından hükümetin başına geçmişti.
Moldova anayasal düzenlemelerine göre, başbakanın istifası kabinenin tamamının da istifası anlamına geliyor. Bakanların ayrıca bireysel olarak istifa dilekçesi sunması gerekmiyor.
Başbakanın istifasını parlamentoya yazılı olarak sunması halinde süreç dilekçenin kayda girmesiyle, kamuoyuna açıkça duyurması durumunda ise beyan anından itibaren yürürlüğe giriyor.
Anayasa Mahkemesinin geçmiş kararları da başbakanın görevden ayrılmasının, herhangi bir ek resmiyete gerek kalmaksızın tüm hükümetin istifası sonucunu doğurduğunu teyit ediyor.
Mevcut parlamento istifayı karar altına alıp kayda geçirebilecek olsa da bu karar, istifanın geçerliliğini veya yeni hükümet kurma sürecinin başlamasını etkilemiyor.
İstifa eden kabine, yeni hükümet kurulup yemin edene kadar devletin günlük işlerini yürütmek üzere geçici olarak görevde kalmayı sürdürüyor ancak bu süreçte tam siyasi yetkilere sahip olamıyor.
Yeni kabine için üç aylık anayasal süre
Başbakanın istifasının ardından Moldova Cumhurbaşkanı, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerle istişarelerde bulunarak yeni başbakan adayını belirleyecek.
Belirlenen aday, kabine listesini ve hükümet programını parlamentoya sunarak güvenoyu talep edecek. Yeni hükümet, parlamento onayının ardından bakanların yemin etmesiyle resmen göreve başlayacak.
Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, başbakanın resmi istifa açıklamasının ardından yeni hükümetin kurulması için en fazla üç aylık bir süre tanınıyor.
Avrupa
Monaco’da Ukraynalı milyardere suikast girişiminin faili Almanya’da aranıyor

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada baş şüphelinin Almanya’da yaşayan Ukrayna vatandaşı bir kadın olduğu bildirildi. Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen kaynaklar, şüphelinin bombayı Yermolayev’in konutunun önüne bıraktığını aktarıyor. Soruşturma kapsamında daha önce de yabancı uyruklu bir kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.
Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme kaydedildi.
Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olayın baş şüphelisinin Almanya’da ikamet eden otuzlu yaşlarında bir Ukrayna vatandaşı kadın olduğu belirlendi.
Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu iddiaya göre, bombayı Yermolayev’in evinin önüne bırakan kişi bu kadın. Le Figaro’nun ulaştığı güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay günü beyaz pantolon üzerine siyah bir şapka ve siyah yelek giydiği, ayağında ise açık renkli spor ayakkabılar yer aldığı görülüyor.
Fransa merkezli yayın kuruluşu BFMTV ise daha önce yayımladığı haberinde, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine bıraktığı sırt çantasının çevredekilerin yaklaşmasıyla infilak ettiğini aktarmıştı.
Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?
Neler olmuştu?
Monaco’nun Reverand-Pere-Louis-Frolla Caddesi’nde 29 Haziran akşamı meydana gelen patlamanın detayları da netleşiyor.
Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, şüpheli şahıs Yermolayev’i hedef almak için yaklaşık bir saat boyunca bekledi.
Patlayıcı düzeneğin, iş insanının aracının Moulin Meydanı’ndaki otoparka girdiği sırada kurulduğu ve aktif hale getirildiği belirtiliyor.
Olayın ardından kaçan zanlının Fransa’nın Beausoleil komününe geçtiği, Le Figaro’nun elde ettiği bilgilere göre ise buradan İtalya yönüne hareket etmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Patlamanın etkisiyle vücudunda ciddi yanıklar oluşan Yermolayev, ilk olarak Nice’teki bir hastaneye sevk edildi. Nice-Matin’in haberine göre, daha sonra Toulon’daki bir hastaneye nakledilen iş insanı, son olarak Marsilya’daki bir kliniğe götürüldü. Yermolayev’in eşi, ailenin derin bir stres altında olduğunu belirterek adli makamlar ve emniyet güçleriyle tam bir işbirliği içinde hareket ettiklerini açıkladı.
Nice-Matin ile Birleşik Krallık merkezli Daily Star ve Metro gazeteleri, patlamada Dnipro Bölgesi eski Başsavcı Yardımcısı’nın kızı ve Club Eclectique adlı cemiyet kulübünün kurucularından Anna Nasobina’nın da ağır yaralandığını duyurdu.
Hastaneye kaldırılan Nasobina’nın durumunun son derece kritik olduğu ve her iki bacağının da ampute edildiği bildirildi.
Monaco yakınlarındaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, yaşananları prenslik tarihinin ilk terör saldırısı olarak nitelendirdi.
Monaco Info televizyonunun savcılık kaynaklarına dayandırdığı 1 Haziran tarihli haberde ise olayla bağlantılı olarak yabancı uyruklu ilk şüphelinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.
Saldırının hedefindeki Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayı sonunda Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım kararlarını yürürlüğe koymuştu.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi5 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını1 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması








