Bizi Takip Edin

Avrupa

AfD’nin seçim programına kısa bir bakış

Yayınlanma

23 Şubat’ta yapılacak federal erken seçimlerde Hıristiyan Demokratların (CDU/CSU) ardından ikinci sırada yer alması beklenen Almanya için Alternatif (AfD), seçim programını açıkladı.

AfD seçim manifestosunu 11 ve 12 Ocak tarihlerinde Riesa’da yapılacak parti konferansında kabul etmeyi planlıyor.

AB’den ayrılma (“Dexit”) ve Avro bölgesinden ayrılarak Alman markının yeniden tedavüle sokulmasının yanı sıra, ucuz doğalgaz için Rusya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılması da ana programda yer alıyor.

AfD kömür ve nükleer enerjiyi destekliyor. Parti ayrıca sınırda geri gönderme ve gözaltı çağrısında bulunuyor ve sığınmacılar ile vatandaşlık yardımı alanlara yönelik yardımların ciddi şekilde kısıtlanmasını istiyor.

İktisadi politikalar söz konusu olduğunda ise veraset ve servet vergisi kaldırılacak ve kurumlar vergisi azaltılacak.

AfD taslakta piyasa ekonomisine bağlı kalıyor. Devlet müdahalesinin en aza indirilmesini savunan AfD’ye göre otomotiv endüstrisi lider sektör.

Parti, elektrikli mobilitenin artık tercih edilmemesini ve şarj altyapısının artık kamu tarafından finanse edilmemesini istiyor.

Etno-milliyetçi ve maskülen aile politikası?

AfD, Alman ekonomisinin kalifiye işgücü sorununun çözümünü, “Alman halkını korumayı” amaçlayan ve göçmen kökenli vatandaşları dışlayan aile politikasında arıyor gibi görünüyor.

Parti, her ne kadar parti bunu bazı formülasyonların arkasına gizlemek istese de, şöyle söylüyor: “AfD, etkinleştirici bir aile politikası aracılığıyla doğum oranlarında artış ve böylece Almanya’da demografik dönüş için çabalıyor, bu da … kültürel aktarımımızı da sağlıyor…”

“Etkinleştirici aile politikası”, her ek çocuk için ikramiye ve vergi indirimi anlamına geliyor: kreş yerine çocuk bakım maaşı, çocuk başına 20.000 avroluk emeklilik katkı payının geri ödenmesi ve her ek çocukla birlikte kısmen feragat edilen evlilik başlangıç kredileri.

Programda, “İdeal olarak aileler tek maaşla yaşayabilmeli ve iki işte çalışmak zorunda kalmamalı,” deniyor. AfD, hangi ebeveynin evde kaldığı konusuna değinmiyor fakat toplumsal rol modelleri ve kadın ve erkek arasındaki ücret farkı göz önüne alındığında, kimin etkilendiği açık görünüyor.

Yine AfD, fırsat eşitliği memurlarının aile memurlarına dönüştürülmesi talebini öne sürüyor.

Kürtaj söz konusu olduğunda da AfD daha kısıtlayıcı politikalar öneriyor: Kürtaj çok daha zor olacak ve “kriminolojik ve tıbbi endikasyonlar gibi mutlak istisnalar” olarak kalacak.

Programda hamilelik danışmanlığı, hamile kadınlara ultrason görüntülerinin gösterilmesini zorunlu hale getirerek ve kürtaj hakkında bilgi verilmesini yasaklayarak, “Doğmamış yaşamı korumaya hizmet etmelidir.,” deniyor.

Emeklilik tartışması: CDU ile benzer söylemler

AfD’nin vergi politikalarının ana hatları, diğer alanlardaki “ideolojik politika önlemlerini” azaltarak, emeklilik fonuna vergi artışı olmadan daha yüksek sübvansiyon, esnek emekliliğin 45 yıl çalıştıktan sonra mümkün kılınması ve emeklilik fonuna daha fazla katılımcı çekmek ile şekilleniyor.

AfD, 2025 Federal Meclis seçim bildirgesinde emeklilerin çalışması için teşvikler yaratmak istediğini belirtiyor. Parti bu amaçla 12.000 avroluk ek bir temel vergi indirimi öneriyor.

AfD, birkaç ay önce bunun için federal hükümete de bir başvuruda bulundu. Öneriye göre, şu anda 66 olan standart emeklilik yaşına ulaşan herkes vergiden muaf ödenekten yararlanacak.

Önergeye göre, Federal Meclis federal hükümeti ilgili bir yasa tasarısı sunmaya çağırmalı ve vergiden muaf ödeneğin verilmesi için “fiilen emekli maaşı alınıp alınmadığı önemsiz” olmalı.

Emeklilerin daha fazla çalışmasını sağlamaya yönelik bu girişim , CDU’nun emeklilere yönelik önerisini anımsatıyor. CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann Kasım 2024’te Frankfurter Allgemeine Zeitung’a (faz) verdiği bir mülakatta, “Yasal emeklilik yaşına ulaşmış ama kendini zinde hisseden ve gönüllü olarak çalışmaya devam etmek isteyen kişilerin örneğin vergiden muaf olarak ayda 2.000 avroya kadar kazanmalarına izin verilmelidir,” demişti. Bu öneri CDU’nun seçim programında da yer alıyor.

Emekli maaşları konusunda bir diğer tıkanma noktası da 45 yıllık sigortalılık süresinin ardından kesintisiz emekli maaşı anlamına gelen “63 yaşında emeklilik.” AfD, 45 yıl prim ödedikten sonra esnek bir emeklilik yaşı sağlayacak olan “kesintisiz emeklilik 45 Plus” uygulamasının başlatılmasını öneriyor.

Bir başka öneri de dul aylığı ile ilgili. Kural olarak dul eşlerin, dul aylığının yanı sıra ek gelir elde etmelerine izin veriliyor. Hatta Temmuz 2024’ten bu yana, dul aylığı alma haklarını kaybetmeden ayda brüt 1.730 avroya kadar gelir elde etmelerine izin veriliyor. Bu meblağ, henüz normal emeklilik yaşına ulaşmamış dullar ve dul eşler için geçerli.

AfD şimdi dul ve yetimlerin ek kazançlarının ölüm aylığından tamamen çıkarılmasını talep ediyor. AfD Milletvekili Gerrit Huy Kasım 2024’te yaptığı açıklamada, “Mevcut sınırlama sadece mağdurların bağımsızlığını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda ekonomimiz üzerinde büyük bir yük olan kalifiye eleman sıkıntısını da artırıyor,” demişti.

Zenginler için vergi indirimleri mi?

Ekonomist Achim Truger taz gazetesi için yaptığı bir analizde, AfD’nin seçim programının öncelikle zenginleri kayırırken, orta ve alt gelir gruplarına daha ağır yükler getirdiği sonucuna varıyor.

Truger, “Vergi politikası söz konusu olduğunda AfD, CDU … ve FDP ile aynı çizgide yer alıyor,” diyor.

Truger’e göre, AfD’nin programı, “AB’ye yönelik milliyetçi düşmanlık ve iklim karşıtı politikalarla süslenmiş katı bir neoliberalizm.”

Ekonomist, AfD’nin ekonomi politikası taleplerinin, “sosyal yönleri de olan emeklilik sisteminde bir kırılma ile neoliberal vergi indirimi politikaları” olduğunu savunuyor.

AfD, yasal emekliliği güçlendirmek ve yüzde 70’lik bir emeklilik seviyesine ulaşmak istiyor. Fakat Truger finansman konusunda büyük soru işaretleri görüyor: daha yüksek maliyetler daha yüksek katkı payları gerektiriyor ve AfD bunu vergi indirimleriyle dengelemek istiyor.

Gelir vergisi kesintilerinden en çok üst gelir dilimleri faydalanıyor. Truger, “Ek yükün alt orta ve orta sınıflar tarafından karşılanması gerekecek,” diyor.

AfD ayrıca, son zamanlarda sıkça tartışılan anayasal borç frenine de uymak istiyor.

Ukrayna’ya “tarafsız devlet” statüsü

AfD Avrupa’daki dış politika söz konusu olduğunda ana akım Alman siyasetinden farklı bir tutum takınıyor gibi görünüyor.

Rusya’ya yönelik iktisadi yaptırımların kaldırılmasını isteyen parti, Ukrayna’nın “NATO ve AB dışında tarafsız bir devlet” olması gerektiğini savunuyor. 

“Rusya onlarca yıldır, enerji yoğun sanayimiz nedeniyle Alman ekonomisinin yumuşak karnı olan uygun fiyatlı enerji tedarikinin güvenilir bir tedarikçisi ve garantörü olmuştur,” diyen AfD, Rusya ile engelsiz ticaretin yeniden tesis edilmesi çağrısını yapıyor.

Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını isteyen parti, Almanya’nın Avrasya Ekonomik Birliği ile ilişkilerinin genişletilmesi gerektiğini savunuyor.

Bundeswehr’e daha fazla bütçe

Öte yandan AfD, NATO çerçevesine oturtmasa da Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) “iyi finanse edilmesini” ve “personel açısından güçlendirilmesi” gerektiğini ileri sürüyor.

“Savunma politikası – Almanya’nın kendini savunma yeteneğini yeniden kazanması” başlıklı bölümde AfD, “Alman silahlı kuvvetleri, on yıllardır süren kronik yetersiz finansman, Bundeswehr stoklarından Ukrayna’ya devam eden operasyonel malzeme ve silah sistemleri transferi ve Ukraynalı askerlerin eğitiminin birlikler üzerinde yarattığı kalıcı baskı nedeniyle perişan bir durumda,” iddiasında bulunuyor.

Ulusal ve ittifak savunmasının ana misyonunun yeniden yerine getirilebilmesi için silahlı kuvvetlerin sadece mali açıdan iyi bir şekilde donatılması değil, aynı zamanda özellikle teçhizat ve personel açısından operasyonel hazırlıklarının da başlatılması gerektiğini savunan AfD,  Almanya’da özerk ve etkin bir savunma teknolojisi endüstrisinin geliştirilmesi çağrısında bulunuyor.

AfD, “Devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni hibrit tehditleri ve siber saldırıları, bu alanda Bundeswehr’in büyük ölçüde güçlendirilmesi yoluyla dikkate alınmalıdır. Ayrıca potansiyel düşmanları kritik altyapılara saldırmaktan caydırmak için saldırgan siber yeteneklerin geliştirilmesi çağrısında bulunuyoruz,” diye yazıyor.

Askerlerin motivasyonunun ve “Almanya’ya bağlılıkları”nın, savunma durumunda zafer ya da yenilginin belirlenmesinde belirleyici faktörler olduğunu savunan AfD, “Bundeswehr bu nedenle bir kez daha güçlü bir birlik ruhu, gelenek ve Alman değerlerini geliştirmelidir,” diyor.

“Askerin erdemleri onur, sadakat, yoldaşlık ve cesarettir,” iddiasını dile getiren parti, Bundeswehr’in “Alman askeri tarihinin en iyi geleneklerini yaşatması” gerektiğini vurguladı.

AfD ayrıca sivil halk için “operasyonel bir altyapının kurulması ve genişletilmesi” çağrısında bulundu.

ABD ile ilişkiler: Amerikan füzelerine itiraz

AfD, ABD ile iyi ilişkilerin özellikle iktisadi, teknolojik ve bilimsel işbirliği açısından Almanya ve Avrupa için çok önemli olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan parti, ABD’nin jeopolitik ve iktisadi çıkarlarının, Almanya ve diğer Avrupa devletlerinin çıkarlarından giderek farklılaştığına değiniyor.

AfD bu nedenle, “Almanya, ABD’nin başka güçler lehine aldığı kararlar nedeniyle kendisinin başka güçlerle çatışmaya sürüklenmesine izin vermemelidir,” diyor.

AfD, uzun menzilli ABD silah sistemlerinin (seyir füzeleri, insansız hava araçları ve roketler) Almanya’da konuşlandırılması planını da reddettiğini ilan etti.

Çin ile temasta ihtiyatlı yaklaşım

AfD programında, Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerin “Almanya’nın gerçek siyasi çıkarlarına yönelik” olması gerektiği vurgulanıyor.

Çin ile iktisadi, bilimsel ve kültürel temasları artırmak istediklerine işaret eden AfD, “Çin, hem rakip hem de ortak olarak Almanya için son derece önemli bir ticaret ortağıdır,” diyor.

İlişkileri daha da ilerletmenin Almanya’nın çıkarına olacağını belirten AfD, bununla birlikte bunun ancak “rekabette eşit haklar ve adaleti gözeterek” ve “Alman teknolojisini hortumlanmaktan ve satılmaktan koruyarak” olacağını dile getiriyor.

Türkiye’ye “kültürel olarak Avrupalı değil ama ortağımız” vurgusu

AfD, Türkiye’nin kültürel olarak Avrupa’nın bir parçası olmasa da, Almanya için “önemli bir stratejik ve iktisadi ortak” olduğunu savunuyor.

AfD’nin, “Yurtdışından islamcı ve milliyetçi gruplara ideolojik ya da mali destek yoluyla içişlerimize müdahale edilmesini reddediyoruz,” demesi ise dikkat çekti.

Orta Doğu’da barışa giden yolun “terör, savaş ya da uluslararası müdahale”den değil, “güven artırıcı önlemlerden” geçtiğine işaret eden AfD, “Hedef, uluslararası hukuk, eşitlik ve karşılıklı tanıma temelinde adil bir barıştır. Öncelikli çıkarlarımız, Orta Doğu’da yeni bir kitlesel göçün ve savaşın alevlenmesinin önlenmesidir,” diyor.

İsrail’e tam destek

“Antisemitizm ve islamcılık” meselesine de değinen program, “Almanya’daki Yahudi yaşamı esas olarak Yahudilere ve İsrail’e düşman olan Müslümanlar tarafından tehdit edilmektedir. Yahudilere yönelik saldırılar ve antisemitik hakaretler ceza hukuku kapsamında tutarlı bir şekilde cezalandırılmalıdır, diyor.

AfD ayrıca, göstericilerin “İsrail’in yok edilmesi çağrısında bulunduğunu” iddia ettiği Berlin’deki Kudüs Günü’nün de kalıcı olarak yasaklanmasını istiyor.

İslami kuruluşlara kamu kurumu statüsü verilmesini reddettiğini yineleyen AfD, “ilgili koşulların yerine getirilmesi halinde” islamcı örgütlerin ve cami cemaatlerinin sürekli olarak yasaklanmasını talep ediyor.

Avrupa

Polonya’da ana muhalefet PiS bölündü

Yayınlanma

Polonya’nın en büyük muhalefet partisi Hukuk ve Adalet (PiS) bugün 44 milletvekilinin partiden ayrılmasıyla bölündü.

Bu gelişme, Jarosław Kaczyński ile eski başbakan Mateusz Morawiecki arasındaki “halefiyet” mücadelesini tırmandırdı.

“Milli-muhafazakâr” partiden ayrılan grubun başında Morawiecki bulunuyor ve gruba, eski Dijital İşler Bakanı Janusz Cieszyński ile eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Paweł Jabłoński’nin de aralarında bulunduğu “Rozwój Plus” (Gelişim Plus) derneğinin üyeleri de dahil.

Bölünme, PiS’ten Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Piotr Müller, Michał Dworczyk ve Waldemar Buda’yı da kapsıyor.

Bu isimler, ayrılmaları onaylanırsa Avrupa Parlamentosu koltuklarını koruyacak ama partiyi temsil etmeyi bırakacaklar.

Rozwój Plus ile bağlantılı siyasetçiler, 2027 parlamento seçimleri öncesinde aylardır PiS’in stratejisini eleştiriyorlardı.

Morawiecki, partinin “aşırı sağa” doğru kaymasına karşı çıkarak, “merkezci” seçmenleri geri kazanmaya çalışması gerektiğini savunuyordu.

PiS Genel Başkanı Jarosław Kaczyński’nin, gelecek yılki seçimlerde partinin başbakan adayı olarak Przemysław Czarnek’i açıklamasının ardından gerginlik tırmandı.

Eski eğitim bakanı, Avrupa karşıtı görüşleri ve daha derin bir Avrupa entegrasyonuna karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Czarnek aralık ayında Polsat News’e verdiği demeçte şunları söylemişti.

“Avrupa Birliği üyeliğimizin bilançosu olumsuz çıkarsa, bu konuda ne yapacağımızı düşünmek zorunda kalacağız.”

Siyasetçi ayrı bir basın toplantısında da, “Polonyalılar, Avrupa Birliği’nin absürt, solcu, ideolojik iklim politikasının para makinesi haline gelemez. AB’nin eko-terörizmine son verin,” demişti.

Kaczyński’nin Czarnek’i öne çıkarma kararı, PiS’in daha “ılımlı” muhafazakârları geri kazanmaya çalışmak yerine sağdaki desteğini pekiştirmeyi amaçladığını gösterdi.

Siyasi analist Daria Krotoska, Euractiv’e verdiği demeçte, Morawiecki’nin ayrılmasının ideolojik farklılıklardan ziyade Kaczyński’nin halefiyeti konusundaki mücadeleden kaynaklandığını savundu:

“Ayrılık, tamamen PiS içindeki iç çekişmelerden kaynaklandı. Morawiecki, Kaczyński’ye bir ültimatom sundu: ya Kaczyński’nin siyasi varisi ve partinin birinci genel başkan yardımcısı olacaktı ya da farklı bir yol izleyecekti. Kaczyński bu talebi reddetti. Başbakan olarak geçirdiği altı yıl boyunca, onun merkezci bir siyasetçi olmadığını gösteren pek çok örnek var. Bu bakımdan JD Vance’e benziyor. O, her an en büyük siyasi avantajı gördüğü yere yöneliyor.”

Bu ayrılık, Morawiecki’ye 2027 seçimleri öncesinde Polonya’nın sağ kanadının liderliği için rekabet edebileceği bağımsız bir parlamento tabanı sağlarken, Kaczyński’nin on yıllardır hakim olduğu siyasi hareket üzerindeki kontrolünü zayıflatıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Volkswagen gelir tahminini düşürdü

Yayınlanma

Volkswagen, Çin’deki satışlarda yaşanan düşüş nedeniyle yıllık gelir tahminini önemli ölçüde düşürdü.

Satış hacmi açısından dünyanın en büyük ikinci otomobil üreticisi olan şirket, Çin’deki satışlardaki düşüş nedeniyle, geçen yılki 321,9 milyar avroluk ciroya kıyasla %3’lük bir artış öngördüğü önceki tahmininin aksine, 2026 yılında satışların %3’e kadar düşmesini bekliyor.

Bu yılın nisan ve haziran ayları arasında Volkswagen, 82,4 milyar avro gelir elde etti.

Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterirken, Visible Alpha tarafından derlenen analist konsensüs tahminlerinin de biraz üzerindeydi. 

Fakat bu dönemde grubun faaliyet kârı yüzde 9,5 azalarak 3,5 milyar avroya geriledi ve analistlerin 3,9 milyar avroya küçük bir artış öngördüğü tahminlerin altında kaldı.

Beklenenden düşük rakamlar, bu ayın başlarında Volkswagen denetim kuruluna sunulan CEO Oliver Blume’nin maliyet kesinti programına baskı yaratacak.

Blume’nin planları, Volkswagen’in dünya çapında 50.000 kişiyi daha işten çıkarmasına ve Almanya’daki dört fabrikasında üretimi durdurmasına yol açabilir.

Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

Blume yaptığı açıklamada, bu programın şirketin “daha da yenilikçi, daha hızlı, daha çekici ve sağlam hale gelmesine ve Volkswagen Grubu’nun başarısını sürdürülebilir bir şekilde sağlamasına” yardımcı olacağını belirtti.

Blume’nin planları, Volkswagen’in model sayısını yüzde 50’ye varan oranda azaltmasını ve genişleyen kurumsal yapısını sadeleştirmek amacıyla ana faaliyet alanı dışındaki varlıklarını elden çıkarmasını da öngörüyor.

Öte yandan bu önlemler, sendika temsilcilerinin muhalefetiyle karşılaştı. Sendika temsilcileri, Blume’nin önceki önlemlerin üzerine daha fazla işten çıkarma ekleme önerilerinin “muazzam bir güven kaybına” yol açtığını belirttiler.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinde neler var?

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı 170 kuruluş ile 48 kişiyi kapsayan 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlamalar finans sistemini, kripto varlık platformlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü hedef alıyor. Liste genelindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine ulaştı.

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlama paketi; bankaları, kripto para ağlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü kapsıyor.

Yaptırım listesine 170 kuruluş ile 48 kişi olmak üzere toplam 218 yeni kişi ve kurum eklendi. Bu adımla birlikte AB’nin kısıtlama listesindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine yükseldi.

Yaptırım paketi çerçevesinde, neredeyse tamamı bankalardan oluşan 94 Rus finans kuruluşunun varlıkları tamamen donduruldu.

Aralarında Moğolistan ve Kırgızistan’da yer alan 4 yabancı banka ile Rus kuruluşlarının Hindistan’daki bankacılık iştiraklerinin de yer aldığı 33 Rus bankasına işlem yapma yasağı getirildi ve bu kurumlar uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten çıkarıldı.

Moskova Borsası da yaptırım listesine dahil edildi. Gürcistan, Panama, Marshall Adaları, Belarus ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bulunan 14 kripto para platformuyla işlem yapılması yasaklandı.

Afrika’da A7 kripto ağıyla bağlantılı yapılar da dahil dört tüzel kişilik yaptırım kapsamına alındı. Ayrıca AB yaptırımlarının Rusya tarafından delinmesine yardım eden üçüncü ülkelerdeki tüm kripto operatörleriyle işlemleri yasaklamaya imkan tanıyan yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.

AB, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatı 12 ay boyunca varil başına 44,10 dolar seviyesinde dondurarak fiyatın otomatik olarak yaklaşık 58,50 dolara yükselmesinin önüne geçti.

Kısıtlama listesine gölge filoya ait 41 yeni gemi eklendi; böylece yaptırım uygulanan toplam gemi sayısı 670’i aştı.

Gemilerin listeye alınma kriterleri genişletilerek gölge filo tankerlerine hizmet sağlayan veya yakıt ikmali (bükeraj) yapan gemiler de yaptırım kapsamına alındı.

Yeni düzenlemeler, AB ülkelerine alıkonulan gölge filo gemilerinin taşıdığı yüklere el koyma ve bunları satma yetkisi veriyor.

Ayrıca üçü Rusya’da, biri Belarus’ta yer alan dört petrol rafinerisinin de aralarında olduğu 18 kuruluş ve bir kişi yaptırım listesine girdi.

Beş petrol tüccarı, iki Rus limanı ve dört havalimanı ile işlem yapılması yasaklandı. Gürcistan’daki Kulevi petrol rafinerisiyle işlemler yasaklanırken, bu tedbirin yürürlüğe girişi altı ay ertelendi.

Yeni paketle birlikte LNG tankerlerinin satışına ilişkin her türlü işlemin bildirilmesi zorunluluğu getirildi. AB operatörlerinin, 24 Şubat 2022’den önce yapılan sözleşmeler kapsamında Rus LNG’sini AB dışındaki ülkelere taşımaya devam etmelerine izin veren bir yıllık bir istisna sağlandı. İzin verilen hacimler 2025 yılı seviyesiyle sınırlandırıldı ve bu istisnanın uzatılabileceği kaydedildi.

Rus LNG’sine yönelik daha önce kabul edilen diğer kısıtlamalar yürürlükte kalırken, AB’nin Rus LNG ithalatına yönelik genel yasağının 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe gireceği bildirildi.

Rus savunma sanayii faaliyetlerinde yer aldıkları gerekçesiyle 56 kuruluş ve kişi yaptırım listesine dahil edildi.

Çift kullanımlı mal ve teknolojilere yönelik ihracat kısıtlamalarının uygulandığı şirketler listesine 51 yeni kuruluş eklendi. Bu şirketlerin bazılarının Çin (Hong Kong dahil), Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve BAE’de yer aldığı belirtildi.

Nikel ve berilyum tozları da dahil özel metal ve alaşımların ihracatına yeni yasaklar getirildi. Starlink’e alternatif olarak geliştirilen Rus uydu iletişim sistemiyle bağlantılı yapılara da yaptırım uygulandı.

AB; bakır, nikel ve kurşun cevherleri, değerli metal cevherleri, işlenmemiş çinko, toprak alkali metaller, çinko ve krom oksitleri, cam eşyalar, yapay inci ile otomotiv aksamlarının ithalatını yasakladı.

Rus altını ve elması ihratıyla bağlantılı ek şirket ve kişiler yaptırım listesine alındı. Bilgi faaliyetleri nedeniyle 8 gerçek kişiye yaptırım uygulandı.

Avrupalı şirketlerin Rus mahkemelerinin yaptırımlarla ilgili kararlarına karşı korunması güçlendirildi.

AB ülkelerinin, Rusya’nın Ukrayna’daki “özel askeri harekatına” katılan Rus askerlerinin ülkeye girişini reddetmelerine imkan tanıyacak bir mekanizmanın kurulması konusunda uzlaşı sağlandı.

Japonya için Sahalin-2 projesinden sağlanan petrol ve LNG’ye yönelik mevcut yaptırım muafiyetleri 31 Mart 2028’e kadar uzatıldı. Güney Kore’ye de LNG ithalatına ilişkin 31 Mart 2028’e kadar muafiyet tanındı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English