Bizi Takip Edin

Asya

Araştırma: Çin’in süper bilgisayar çipleri ABD’li Nvidia’dan 10 kat daha güçlü

Yayınlanma

Çin’deki bilgisayar araştırmacıları yerli üretim grafik işlemcileri kullanarak, Nvidia’nın son teknoloji donanımına dayanan güçlü ABD süper bilgisayarlarına kıyasla neredeyse on kat performans artışı elde etti.

Hakemli bir araştırma ile elde edilen sonuçlar, South China Morning Post tarafından haberleştirildi. Nanjing’deki Hohai Üniversitesi Hidroloji-Su Kaynakları ve Hidrolik Mühendisliği Devlet Anahtar Laboratuvarı’ndan Profesör Nan Tongchao, bir atılım arayışı içinde, yerli CPU’lara ve GPU’lara dayalı bir “çok düğümlü, çok GPU’lu” paralel hesaplama yaklaşımını araştırmaya başladı. Araştırmalarının sonuçları 3 Ocak’ta Chinese Journal of Hydraulic Engineering dergisinde yayınlandı.

Bu başarı, Washington’un artan teknoloji yaptırımlarının olası istenmeyen sonuçlarına işaret ederken, ileri bilimsel araştırmalar için uzun süredir hayati önem taşıyan Amerikan yapımı çiplerin hakimiyetine meydan okuyor.

Araştırmacılar, yenilikçi yazılım optimizasyon tekniklerinin, Çin tasarımı grafik işlem birimleriyle (GPU’lar) çalışan bilgisayarlardaki verimlilik kazanımlarını, belirli bilimsel hesaplamalarda ABD süper bilgisayarlarından daha iyi performans gösterecek şekilde geliştirmelerini sağladığını söyledi.

Uzmanlar yazılım değişikliklerinin tek başına donanım açıklarını sonsuza kadar kapatamayacağı konusunda uyarırken, bu gelişme Pekin’in kritik teknolojilerdeki “tıkanma noktası” risklerini azaltmaya yönelik daha geniş stratejisinin altını çiziyor.

Bilim insanları, sel veya kentsel su baskınlarına karşı savunma tasarımları gibi gerçek dünya koşullarını modellemek için genellikle simülasyonlara güvenirler. Ancak bu tür yeniden üretimler, özellikle de büyük ölçekli, yüksek çözünürlüklü simülasyonlar, önemli ölçüde zaman ve hesaplama kaynağı gerektirmekte, bu da böyle bir yaklaşımın daha geniş çapta uygulanmasını sınırlamaktadır.

Çinli bilim insanları için bu zorluk daha da fazla. Donanım açısından, A100 ve H100 gibi gelişmiş GPU’ların üretimi yabancı üreticilerin hakimiyetinde. Yazılım tarafında ise ABD merkezli Nvidia, CUDA yazılım ekosisteminin üçüncü parti donanımlar üzerinde çalışmasını kısıtlayarak bağımsız algoritmaların geliştirilmesini engelliyor.

Başarılı paralel hesaplamanın anahtarı, birden fazla düğüm arasında verimli veri aktarımı ve görev koordinasyonudur, böylece performans kaybı en aza indirilir.

2021 yılında Mario Morales-Hernandez ve ABD’deki Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ndaki araştırma ekibi, Summit süper bilgisayarını kullanarak TRITON olarak bilinen “çok düğümlü, çok GPU’lu” bir sel tahmin modelini tanıttı. Ancak 64 düğüm kullanılmasına rağmen “hızlanma” – ya da artan işlem hızı – sadece altı kat civarındaydı.

Nan, yerel CPU’ların ve GPU’ların performans sınırlamalarını telafi etmek için birden fazla GPU’yu tek bir düğümde birleştiren yeni bir mimari önerdi. Aynı zamanda, aralarındaki iletişim yükünü azaltmak için yazılım düzeyinde düğümler arasındaki veri alışverişini geliştirdi.

Makaleye göre, model yerli bir genel amaçlı x86 bilgi işlem platformu üzerinde kurulmuştur. Kullanılan CPU’lar 32 çekirdekli, 64 iş parçacıklı ve 2,5 GHz saat hızına sahip 7185 model numaralı yerli Hygon işlemcilerdi. GPU’lar da yerli olup 128 GB bellek ve 200 Gb/s ağ bant genişliği ile desteklenmiştir.

Yeni model, TRITON tarafından kullanılan sayıdan yaklaşık yüzde 89 daha az olan yalnızca yedi düğümle altı hız artışına ulaştı.

Nan’ın ekibi, modelin etkinliğini doğrulamak ve hesaplama verimliliğini değerlendirmek için simülasyon konusu olarak Çin’in doğusundaki Shandong eyaletinde bulunan Zaozhuang’daki Zhuangli Rezervuarını seçti.

Model, 200 hesaplama düğümü ve 800 GPU kullanarak taşkın gelişim sürecini sadece üç dakikada simüle etti ve 160 katın üzerinde bir hızlanma elde ederek TRITON modelinin çok ötesine geçti.

Makalede, “Bir nehir havzası ölçeğinde sellerin sadece birkaç dakika içinde simüle edilmesi, sel evriminin ve çeşitli yağış-akış senaryolarının gerçek zamanlı simülasyonlarının artık daha hızlı ve daha ayrıntılı bir şekilde yapılabileceği anlamına geliyor. Bu da taşkın kontrolü ve afet önleme çabalarını geliştirebilir, gerçek zamanlı rezervuar yönetimini iyileştirebilir ve nihayetinde can ve mal kaybını azaltabilir” denildi.

Araştırmanın kodu açık kaynaklı bir web sitesinde yayınlandı. Nan, bulguların sadece sel modellemesine değil, aynı zamanda hidrometeoroloji, sedimantasyon ve yüzey suyu-yeraltı suyu etkileşimleri gibi alanlardaki karmaşık sistemler için simülasyonlara da uygulanabileceğini sözlerine ekledi.

“Gelecekteki çalışmalar, uygulamalarını genişletecek ve mühendislik uygulamalarındaki kararlılığını daha fazla test edecek” diye ekledi.

Asya

Japonya yeni Beyaz Kitap’ta Çin ‘tehdidine’ karşı durmak ve ekonomik refah için askeri yığınağı savundu

Yayınlanma

Japonya hükümeti, hızlanan askeri yığınağını yalnızca ülkeyi korumanın bir aracı olarak değil, aynı zamanda daha fazla refaha ulaşmanın yolu olarak sunuyor. Hükümet, son savunma beyaz kitabında silah üretiminin ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini savunuyor.

Komşu ülkeler Çin, Rusya ve Kuzey Kore’den kaynaklandığı iddia edilen tehditlerin yıllık değerlendirmesini içeren belge, savaş sonrası dönemde askeri faaliyetlere getirilen kısıtlamalarla onlarca yıl boyunca sınırlandırılan Japonya’ya teknolojiden yararlanma, girişimleri finanse etme ve silah üretiminde daha fazla ticari bileşen kullanma çağrısında bulunuyor.

Savunma Bakanlığının sunum belgesine göre beyaz kitap, “savunma yatırımlarının genel ekonomiye ve halkın yaşamına fayda sağladığını vurguluyor.” Bu mesaj, Başbakan Sanae Takaichi’nin ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla stratejik kamu harcamalarına daha geniş ölçekte başvuran politikasıyla uyum taşıyor.

Bu yaklaşım, belgenin anime tarzındaki kapağıyla da destekleniyor. Önceki baskıların birçoğunda yer alan askerler, silahlar ve askeri semboller yerine, ışıl ışıl bir şehir manzarası içinde gülümseyen bir aile tasvir ediliyor. Bir Savunma Bakanlığı yetkilisi, tasarımın “fütüristik bir imaj” vermeyi amaçladığını söyledi.

Savunma ile gelecekteki refah arasında kurulan bu bağ, Takaichi yönetiminin yeni bir ulusal güvenlik stratejisi hazırladığı döneme denk geliyor. Askeri uzmanlar, stratejinin esas olarak Çin’i caydırmayı amaçlayan yeni harcama artışları öngöreceğini tahmin ediyor.

Beyaz kitapta, “Çin’in askeri faaliyetleri ve diğer eylemleri Japonya ve uluslararası toplum açısından ciddi kaygı konusudur ve Japonya’nın karşı karşıya bulunduğu en büyük stratejik meydan okumayı oluşturmaktadır” denildi.

Takaichi’nin kasım ayında, Çin’in Tayvan’a olası bir müdahalesi halinde Japonya’nın da askeri olarak harekete geçeceğini söylemesi Pekin’in sert tepkisine yol açmıştı. Çin, “son derece vahim” olarak nitelediği bu açıklamanın geri çekilmesini istemişti.

Tokyo, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Japonya’nın en büyük askeri yığınağını finanse etmek amacıyla vergi artışları, harcama reformları ve tek seferlik gelirlerden oluşan karma bir kaynak paketi hazırladı. Bu süreç, savunmayla bağlantılı harcamaları gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sine çıkardı. Ancak Takaichi, zaten ciddi baskı altındaki kamu maliyesine ilave yük bindirmeden daha fazla askeri genişlemenin nasıl finanse edileceğini henüz açık biçimde ortaya koymadı.

Takaichi hükümeti, Mart 2027’de sona erecek mali yıl için 122,3 trilyon yenlik rekor bütçeyi kabul ettirdi. Daha sonra hane halklarını ve işletmeleri artan enerji maliyetlerinden korumak amacıyla bütçeye 3,1 trilyon yenlik ek paket ilave edildi. Bu durum, kamu kaynakları üzerindeki birbiriyle rekabet eden talepleri de gözler önüne serdi.

Yeni savunma harcamalarının büyük bölümü şimdiye kadar, 1.000 kilometreden daha uzaktaki hedefleri vurabilecek füzelere yönlendirildi. İlave harcama artışlarının önemli bir bölümünün ise Ukrayna’nın Rusya’yla savaşında yoğun biçimde kullandığı türden insansız hava araçlarına ve diğer insansız silah sistemlerine ayrılması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Alibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı

Yayınlanma

Çin merkezli teknoloji şirketi Alibaba, 2,4 trilyon parametreye sahip yeni yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı. Qwen Studio tarafından duyurulan model, 1 milyon tokena kadar bağlam işleme kapasitesi ve görsel veri analiz kabiliyeti sunuyor. Yeni mimarinin yazılım, araştırma ve çok aşamalı karmaşık görevlerde işlem maliyetlerini ve gecikme sürelerini düşürdüğü bildirildi.

Çin merkezli teknoloji şirketi Alibaba, programlama, araştırma ve uzun süreli çok aşamalı görevlerin yürütülmesi için geliştirilen yeni yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i kamuoyuna sundu.

Qwen Studio tarafından yapılan açıklamaya göre yeni model, 2,4 trilyon parametreyle yapılandırıldı. Sistemin 1 milyon tokena kadar bağlam hacmini işleyebildiği kaydetti.

Geliştiriciler, modelin kapsamına görsellerin ve diğer görsel verilerin analiz edilmesi yeteneğini de dahil etti.

Qwen3.8-Max’in uygulama geliştirme, hukuki metinleri inceleme, finansal araştırmalar yapma ve spor analitiği yürütme kabiliyetine sahip olduğu aktarıldı.

Modelin ayrıca büyük hacimli belgeleri, televizyon dizilerini ve canlı yayınları işleyebildiği belirtildi.

Qwen ekibinin paylaştığı bilgilere göre uygulanan yeni mimari, karmaşık görevlerin çözümü sırasında ortaya çıkan hesaplama maliyetlerini ve gecikme sürelerini azaltıyor.

Qwen, Alibaba’nın bulut teknolojileri birimi Alibaba Cloud tarafından geliştirilen büyük dil modelleri ailesini ve aynı adı taşıyan uygulamayı temsil ediyor.

Daha önce Tongyi Qianwen adıyla bilinen proje kapsamında üretilen modeller; metin üretimi ve analizi, programlama, belge işleme ve kurumsal görevlerin çözümü amacıyla kullanılıyor.

Alibaba, 2025 yılının başında Qwen 2.5-Max modelini tanıtmıştı.

Şirket, söz konusu modelin metin anlama, programlama ve mantıksal akıl yürütme testlerini içeren çeşitli değerlendirmelerde DeepSeek-V3 ve Llama-3.1-405B modellerini geride bıraktığını savunmuştu.

Çinli şirket şubat ayında ise robotların yönetimi için tasarlanan RynnBrain modelini kullanıma sundu.

RynnBrain, metin ile görselleri eş zamanlı analiz eden ve makinelerin nesneleri tanımasına, hareketleri hesaplamasına ve komutları yerine getirmesine yardımcı olan Qwen3-VL çok modlu sistemi temel alınarak geliştirildi.

Silikon Vadisi Çin yapay zekâsına yönelik ABD yasaklarına neden karşı çıkıyor?

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore, ABD’yi dijital alanı askeri sahaya çevirmekle suçladı

Yayınlanma

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Kuzey Kore kaynaklı siber tehdit uyarılarının ülkenin itibarını zedelemeyi amaçlayan siyasi bir suçlama olduğunu açıkladı. Pyongyang yönetimi, Washington’ı siber alanı çatışma arenasına dönüştürmekle ve dijital alanı askerileştirmekle suçladı.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, ABD’nin siber alanı bir çatışma arenasına dönüştürmekten sorumlu olduğunu ve Washington’ın Kuzey Kore kaynaklı siber tehditlere ilişkin uyarısının KDHC’nin itibarını zedelemeyi amaçlayan siyasi bir suçlama niteliği taşıdığını söyledi.

Reuters’ın Kore Merkezi Haber Ajansına (KCNA) dayandırdığı habere göre bakanlık temsilcisi konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakanlık temsilcisi, dünyadaki en büyük siber güce sahip olan ve dijital alanın temel kaynaklarını kontrol eden ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik siber tehdit iddialarını mantıksız olarak niteledi.

Pyongyang yönetimi ayrıca Washington’ı, saldırı kabiliyetleri ve müttefikleriyle gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar aracılığıyla bu alanı askerileştirmekle suçladı.

KDHC Dışişleri Bakanlığı, ABD ve ortakları tarafından kurulan Çok Taraflı Yaptırımları İzleme Grubu’nu da eleştirdi.

Bakanlık, Pyongyang’ın siber güvenlik meselelerinin diğer devletlere siyasi baskı uygulamak amacıyla kullanılması girişimlerine hoşgörü göstermeyeceğini duyurdu.

Ortak siber uyarıya yanıt

Pyongyang’ın açıklaması; ABD, Güney Kore, Japonya ve diğer sekiz ülkenin 31 Temmuz’da yayımladığı ortak uyarıya yanıt olarak geldi.

Uyarının sahipleri, Kuzey Koreli bilişim uzmanlarının sahte belgeler ve başkalarına ait kimlikler kullanarak uzaktan işlere girdiklerini ve elde ettikleri gelirleri KDHC’nin nükleer ve füze programlarına yönlendirdiklerini ileri sürmüştü.

Uyarıya katılan ülkelerin iddiasına göre bu çalışanlar, kimliklerini ve bulundukları yerleri gizlemek için yapay zekadan yararlanıyor. Şirketlerde işe başladıktan sonra ise kurum içi sistemlere erişim sağlayarak veri, kripto para ve gizli bilgileri çalabiliyor.

Nisan 2026’da Lazarus grubu, 291 milyon dolar tutarında varlığın çıkarıldığı Kelp DAO zincirler arası köprüsünün siber saldırıya uğramasıyla ilişkilendirildi. Söz konusu grup, yine aynı ayın başlarında yaklaşık 280 milyon dolar zararla sonuçlanan Drift kripto protokolü saldırısıyla suçlanmıştı.

Uzmanların değerlendirmelerine göre, yıl başından bu yana siber saldırılar nedeniyle merkeziyetsiz finans projelerinin uğradığı toplam kayıp en az 795 milyon dolara ulaştı.

2025 yılı sonuçlarına göre KDHC ile bağlantılı gruplar, bir önceki yıla kıyasla yüzde 51 artışla 2,02 milyar dolar tutarında kripto para çaldı.

En büyük vakayı, yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde varlığın çekildiği Bybit borsasının hacklenmesi oluşturdu. Yıl boyunca korsan saldırılarından kaynaklanan toplam kripto endüstrisi zararı 3,4 milyar doları aştı.

Kasım ayında Güney Kore makamları, Lazarus grubunun ülkenin en büyük kripto borsası Upbit’in hacklenmesi olayına karıştığından şüphelendi.

Platform, yaklaşık 30 milyon dolarlık yetkisiz varlık çıkışının ardından işlemleri askıya aldı. Saldırıda kullanılan yöntemlerin, 2019 yılında aynı borsaya düzenlenen saldırıdaki yöntemlerle benzerlik taşıdığı görüldü.

2025 baharında araştırmacılar, ABD’de kayıtlı olan ve Lazarus birimiyle ilişkilendirilen iki hayali şirket tespit etti. Kripto projelerinin geliştiricilerine bu firmalar adına iş teklif edildiği, sahte mülakatlar yapıldığı ve zararlı yazılımlar yayıldığı aktarıldı.

Muhtemel çalışanların profilleri için yapay zeka tarafından üretilmiş fotoğraflar, bloglar ve sosyal medya sayfaları oluşturulduğu kaydedildi.

ABD Hazine Bakanlığı 2022 yılında, Amerikan makamlarının Lazarus ile ilişkilendirdiği bir kripto cüzdanını engellemişti. FBI o dönemde grubu, Axie Infinity oyunuyla bağlantılı bir projeye düzenlenen saldırıda 620 milyon dolar tutarında dijital varlık çalmakla suçlamıştı.

Washington; finans kuruluşlarına ve kritik altyapılara saldırı düzenlemek, ayrıca KDHC’nin silah ve füze programlarını finanse etmekle suçladığı Lazarus, Bluenoroff ve Andariel gruplarına karşı yaptırımları 2019 yılında yürürlüğe koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English