Bizi Takip Edin

Diplomasi

BRICS’ten İran’a saldırıya kınama, Gazze için ateşkes çağrısı

Yayınlanma

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde toplanan BRICS, yayımladığı bildiriyle İran’a yönelik saldırıyı kınayarak Gazze’de acil ateşkes çağrısı yaptı. Zirve devam ederken ABD Başkanı Donald Trump ise BRICS’in ‘Amerikan karşıtı politikasını’ destekleyen ülkeleri yüzde 10 ek gümrük vergisiyle tehdit etti.

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde pazar günü başlayan 17. BRICS Zirvesi’nde, İran’a yönelik askeri saldırılar kınanırken Gazze’de acil ve kalıcı ateşkes sağlanması yönünde çağrı yapıldı.

Zirve devam ederken ABD Başkanı Donald Trump, BRICS’in politikalarını destekleyen ülkelere yönelik yeni gümrük vergisi tehdidinde bulundu.

Grup tarafından yayımlanan ortak bildiride, İran’a yönelik askeri saldırıların “uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ihlali” olduğu belirtildi.

Trump’tan BRICS’i destekleyen ülkelere vergi tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, BRICS zirvesi devam ederken sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, grubun “Amerikan karşıtı politikasını” desteklemeye karar veren ülkelere yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Trump, “İstisna olmayacak,” ifadelerini kullandı.

Trump daha önce de BRICS ülkelerini, dolara alternatif bir para birimi oluşturmaları halinde ürünlerine yüzde 100 gümrük vergisi getirmekle tehdit etmişti.

ABD Başkanı, “BRICS’in uluslararası ticarette Amerikan dolarının yerini alma şansı zerre kadar yok. Bunu yapmaya kalkan herhangi bir ülke, Amerika’ya el sallayabilir,” demişti. Trump, bu tehdidinden sonra BRICS’in “öldüğünü” iddia etmişti.

İran’a saldırı ‘uluslararası hukukun ihlali’

BRICS bildirisinde, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun tırmanmasından ve sivil altyapı ile barışçıl nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılardan “derin endişe” duyulduğu ifade edildi.

Grup, bölgesel zorlukların çözümünü amaçlayan diplomatik girişimlere destek verdiğini vurgulayarak, konuyu ele alması için BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) çağrıda bulundu.

Gazze’de acil ateşkes, Lübnan’da şartlara uyum çağrısı

Bildiride, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları devam ederken işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumdan duyulan endişe de yinelendi.

Başta uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukuku olmak üzere tüm uluslararası hukuk ihlallerinin kınandığı metinde, açlığın bir savaş yöntemi olarak kullanılmasına özellikle dikkat çekildi.

Taraflara, acil, kalıcı ve koşulsuz bir ateşkese ulaşmak amacıyla iyi niyetle daha fazla müzakereye girmeleri çağrısı yapıldı. Ayrıca, Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) verilen “sarsılmaz” destek teyit edildi.

Lübnan’daki ateşkesten memnuniyet duyulduğu belirtilen bildiride, tüm taraflara “şartlara sıkı sıkıya bağlı kalmaları” çağrısında bulunuldu.

Ateşkesin ve Lübnan’ın egemenliği ile toprak bütünlüğünün devam eden ihlalleri kınandı.

Bildiride İsrail’e, “Lübnan hükümeti ile üzerinde anlaşılan şartlara saygı duyması ve işgalci güçlerini tüm Lübnan topraklarından çekmesi” çağrısı yapıldı.

‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlıyız’

BRICS, Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığını da teyit etti. BMGK’nin 2254 sayılı kararının ilkelerine dayanan, Suriye liderliğinde barışçıl ve kapsayıcı bir siyasi süreç çağrısında bulunuldu.

Suriye’nin bazı bölgelerinin kısmen işgal edilmesi şiddetle kınanırken, İsrail’e güçlerini gecikmeksizin çekmesi için çağrı yapıldı. Suriye’deki yabancı terörist savaşçıların varlığının oluşturduğu tehdit de kınandı.

Arakçi: BRICS’in uluslararası hukuku savunma sorumluluğu var

Zirvede bir konuşma yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BRICS’in uluslararası hukuku ve çok taraflılığı savunma, devletlerin eşitliğinden güç kullanımının reddine ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne kadar BM’nin temel ilkelerini destekleme sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Arakçi, İran’a yönelik saldırının “ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin İsrail rejimine hesap sorulmaksızın suç işlemesi için tanıdığı mutlak dokunulmazlığın bir sonucu” olduğunu söyledi.

Hem İsrail’in hem de ABD’nin uluslararası hukuku ihlal etmeleri nedeniyle hesap vermesi gerektiğini belirten Arakçi, bu saldırının sonuçlarının sadece ülkesiyle sınırlı kalmayıp tüm bölgeye ve hatta ötesine yayılacağı uyarısında bulundu.

İranlı bakan, “İsrail’in yasa dışı eğilimleri destekçileri tarafından teşvik edildiği sürece bölgedeki güvenlik ikileminin çözülmeyeceğini” ifade etti.

Saldırılarda yerleşim alanları ve askeri üslerin hedef alındığını, askeri liderlerin, askerlerin, akademisyenlerin ve bilim insanlarının öldürüldüğünü belirten Arakçi, Tahran’ın işlenen savaş suçlarını belgeleme konusundaki kararlılığını vurguladı.

Arakçi, “İran’ın adalet ve tazminat talebinden vazgeçmeyeceğini” ve ülkesinin “gelecekteki herhangi bir saldırıya karşı kendini var gücüyle savunmaya devam edeceğini” sözlerine ekledi.

Putin: Tek kutuplu dünya geçmişte kaldı

Zirveye video konferans yoluyla katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyanın köklü değişikliklere tanık olduğunu ve tek kutuplu uluslararası ilişkiler sisteminin “geçmişte kaldığını” söyledi.

BRICS ülkeleri arasında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulunan Putin, ulusal para birimlerinin kullanımının genişletilmesini umduğunu dile getirdi.

Putin, tüm üye ülkelerin “eşitlik, iyi komşuluk ve geleneksel değerler ilkelerinden yana olduğunu” belirterek, “BRICS’in etkisi ve konumu her geçen yıl artıyor ve haklı olarak küresel sistemin ana merkezlerinden biri haline geldi,” dedi.

Rusya lideri, grubun satın alma gücü paritesi açısından G7 gibi diğer blokları “önemli ölçüde geride bıraktığını” kaydetti.

Lula da Silva: BMGK reforme edilmeli

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ise BM’nin “itibar kaybı ve felç olma” tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Lula da Silva, BMGK’nin “Küresel Güney’den yeni daimi üyeler eklenerek” reforme edilmesi çağrısı yaptı. Bunun sadece bir adalet meselesi olmadığını, aynı zamanda “BM’nin hayatta kalmasının bir garantisi” olduğunu belirtti.

Brezilya lideri ayrıca nükleer bir felaket yaşanabileceği uyarısında bulunarak dünya liderlerini İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlediği “soykırımı” görmezden gelmemeye çağırdı.

Çözümün ancak “işgalin sona ermesi ve bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olacağını” vurguladı.

Lavrov’dan Arakçi’ye destek

Zirve marjında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Arakçi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Lavrov, barışçıl nükleer tesislere yönelik olanlar da dahil olmak üzere İran’a karşı yapılan yasa dışı saldırıları kınayan ülkesinin tutumunu yineledi.

Bölgedeki gerilimin tırmanmasını önlemek için etkili adımlar atılmasının önemini vurgulayan Lavrov, Rusya’nın BMGK düzeyinde de dahil olmak üzere yardıma hazır olduğunu belirtti.

BRICS’in küresel yükselişi

BRICS, başlangıçta Goldman Sachs baş ekonomisti Jim O’Neill tarafından Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in gelişmekte olan ekonomilerini tanımlamak için BRIC kısaltmasıyla ortaya atılmıştı.

Söz konusu ülkeler 2009’da gayri resmi bir kulüp kurdu. 2010’da Güney Afrika’nın katılımıyla grup BRICS adını aldı. 2023’te Mısır, Etiyopya, İran ve BAE’nin katılımıyla genişleyen gruba, 2025’in başında Endonezya da katıldı.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriyev, Brezilya’daki zirve sırasında yaptığı açıklamada Küresel Güney çağının başladığını söyledi.

Dmitriyev, BRICS ülkelerinin küresel ekonomik büyümenin yarısını, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 45’ini ve küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu, G7’nin payının ise yüzde 29’da kaldığını anımsattı.

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Yayınlanma

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.

Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.

Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.

KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.

KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.

Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.

Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”

KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.

ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.

Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.

Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.

Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.

Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.

Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.

Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.

Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.

Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.

Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.

Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.

Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English