Diplomasi
Eski CIA yetkilileri: ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesi yakın

Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) görevlileri Larry Johnson ve Ray McGovern, 30 Ocak 2026 tarihinde katıldıkları bir yayında ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri saldırısının zamanlamasını, lojistik engellerini ve muhtemel bölgesel sonuçlarını analiz etti.
Eski CIA analisti Larry Johnson, Andrew Napolitano’nun podcast yayınında ABD yönetiminin İran’a yönelik bir askeri operasyon hazırlığı içinde olduğunu ve bu saldırının çok yakın bir tarihte gerçekleşebileceğini belirtti.
Johnson, “Gözlemlerime ve kaynaklarıma dayanarak, saldırının bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta içinde gerçekleşebileceğine inanıyorum. Trump bu karardan vazgeçirilmediği sürece saldırı yakındır” ifadelerini kullandı.
İran’ın bu olasılığa karşı tutumunun net olduğunu vurgulayan Johnson, Tahran yönetiminin bölgedeki ABD üslerine saldıracağını, Hürmüz Boğazı’nı kapatacağını ve İsrail’i hedef alacağını açıkça beyan ettiğini kaydetti.
Johnson, operasyonun önündeki en büyük engellerden birinin bölge ülkelerinin hava sahası kısıtlamaları olduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Trump yönetimine hava sahalarının İran’a saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerini bildirdiklerini söyleyen Johnson, “Aynı durum Irak için de geçerli. ABD ya bu ülkeleri görmezden gelerek hava sahalarını ihlal edecek ya da içeri girmek için başka bir yol bulmak zorunda kalacak” dedi.
Bölgedeki askeri yığınağın geçen yılın haziran ayına kıyasla çok daha büyük olduğunu belirten Johnson, durumun ciddiyetini koruduğunu vurguladı.
Askeri operasyonun teknik detaylarına değinen Larry Johnson, uçak gemilerinin kapasitesinin sınırlı olduğunu ve İran’ın kıyı savunma füzelerinin menzilinden uzak durmak zorunda kalacaklarını belirtti.
Johnson, “Uçak gemileri F-35 ve F-18 uçaklarını taşıyabiliyor ancak bu uçakların fırlattığı füzelerin menzili yaklaşık bin kilometre ile sınırlı. İran’ın elinde gemilere karşı kullanabileceği çok sayıda insansız hava aracı ve füze bulunuyor” şeklinde konuştu.
ABD muhriplerinin hava savunma füzelerinin sınırlı sayıda olduğunu hatırlatan Johnson, mühimmat ikmali için Bahreyn gibi limanların kullanılması gerektiğini ancak bu limanların İran tarafından kapatılma riski altında olduğunu ifade etti.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel bir ekonomik krize yol açabileceğini kaydeden Johnson, İranlı generallerin ve dışişleri bakanının bu konuda kararlı olduklarını belirtti.
Johnson, “İranlılar bu konuda oyun oynamıyor. Batı, İran’ı sürekli zayıf olarak nitelendirdiği için bu süreç devam ediyor. Eğer ABD bu saldırıyı başlatırsa, İran nükleer silah üretmeme kararını gözden geçirebilir. Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi, nükleer silaha sahip olanlara kimsenin dokunmadığını görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Rusya-Ukrayna savaşında enerji altyapısına yönelik geçici ateşkes
Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalarda, aşırı soğuk hava koşulları nedeniyle enerji tesislerine yönelik saldırılarda geçici bir duraklamaya gidildiği bildirildi.
Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den Kiev ve diğer şehirlerdeki enerji sistemlerine bir hafta boyunca ateş etmemesini talep ettiği, Putin’in de bu talebi kabul ettiği belirtildi.
Larry Johnson, Rusya’nın enerji sahalarına yönelik saldırıları 1 Şubat tarihine kadar durdurmayı kabul ettiğini ancak diğer askeri hedeflere yönelik insansız hava aracı saldırılarının devam ettiğini kaydetti.
Ray McGovern ise Rusya’nın ABD ile daha iyi bir ilişki kurmaya öncelik verdiğini ancak İran’a yönelik olası bir saldırının bu süreci tamamen durdurabileceğini ifade etti.
McGovern, “Eğer ABD, İsrail ile birlikte veya tek başına İran’a saldırırsa, Rusya ile olan tüm diyalog zeminleri ortadan kalkar. Rusların böyle bir saldırıya tahammül edebileceğini sanmıyorum” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in ABD’den yüzde 100 güvenlik garantisi aldığı yönündeki açıklamalarını “saçmalık” olarak nitelendiren McGovern, ABD’nin Ukrayna’nın geri kalanı için böyle bir garanti vermeyeceğini, ancak müzakerelerde Zelenskiy’in bu tür iddialarda bulunmasına göz yumulduğunu belirtti.
Yeni START Antlaşması ve nükleer silahsızlanma krizi
Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’nın (Yeni START) süresinin 5 Şubat tarihinde dolacak olması, uluslararası güvenlik gündeminin en kritik maddelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Ray McGovern, Putin’in antlaşmayı bir yıl daha uzatma teklifine Trump yönetiminin henüz resmi bir yanıt vermediğini hatırlattı.
McGovern, “Eğer Trump bu antlaşmayı yenileyemezse, Ruslar bunu Trump’ın kendi kararlarını verebilen bir lider olmadığı şeklinde yorumlayacaktır. Bu durum askeri-endüstriyel kompleksin kontrolünde olduğunu gösterir ve Ukrayna müzakerelerini de doğrudan etkiler” uyarısında bulundu.
Larry Johnson, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Ukrayna’daki çatışmanın sadece toprak meselesi olmadığını, asıl sorunun NATO’nun genişlemesi ve Batı ile olan kapsamlı hesaplaşma olduğunu vurguladığını belirtti.
Johnson, “Lavrov, bu çatışmanın kök nedeninin NATO olduğunu ve nihayetinde bu meselenin çözülmesi gerektiğini ifade etti” dedi.
Rus yetkililerin antlaşmanın sona ermesine sadece birkaç gün kala yaptıkları açıklamalarda konunun önemine dikkat çektiklerini belirten Johnson, ABD’nin barış konusunda ciddi olduğunu göstermek için yaptırımların kaldırılması gibi somut adımlar atması gerektiğini kaydetti.
ABD iç siyasetinde istihbarat ve kolluk kuvvetleri tartışması
Yayında, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard’ın Atlanta yakınlarındaki bir depoda 2020 seçimlerine ait oy pusulalarının arandığı FBI baskınında görülmesi de tartışıldı.
Larry Johnson, bir ulusal istihbarat direktörünün kolluk kuvvetlerinin operasyonunda yer almasının alışılmadık bir durum olduğunu belirtti. Johnson, “Ulusal istihbarat, kolluk kuvvetlerinden uzak durmalıdır. Bu bir delil toplama sürecidir, istihbarat toplama süreci değil. Gabbard’ın orada olması oldukça tuhaf” ifadelerini kullandı.
Ray McGovern ise DNI’nın FBI faaliyetleri üzerinde, özellikle yabancı müdahalesi söz konusu olduğunda belirli bir yetkisi olabileceğini kaydetti.
McGovern, “Eğer arama emrine dayanak teşkil eden yeminli beyanda yabancı bir müdahale şüphesi belirtilmişse, Gabbard’ın orada bulunması hukuki bir zemine oturabilir. Ancak bu beyana ulaşmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil” dedi.
Johnson, 2020 seçimlerine ilişkin yabancı müdahale iddialarının çoğunun dezenformasyon olduğunu, asıl odaklanılması gerekenin ülke içindeki usulsüzlük kanıtları olduğunu sözlerine ekledi.
İsrail’in nükleer kapasitesi ve İran’ın nükleer programı arasındaki çifte standartlara değinen Ray McGovern, ABD hükümetinde bu konunun tartışılmasının fiilen yasak olduğunu belirtti.
McGovern, “İsrail bizim en yakın müttefikimiz olarak görülüyor ve her türlü eleştiriden muaf tutuluyor. John F. Kennedy, İsrail’in nükleer silah sahibi olmasını engellemeye çalışan son liderdi” dedi.
ABD’nin yeni yayımlanan ulusal savunma stratejisinde İran’ın nükleer silah çalışmalarına yeniden başlama “olasılığını düşünebileceği” ifadesinin yer aldığını kaydeden McGovern, bunun İran’ın halihazırda böyle bir çalışma yürütmediğinin itirafı olduğunu savundu.
McGovern, İran’ın nükleer silah üretmeme yönünde dini bir fetvası olduğunu ve mevcut caydırıcılık kapasitesinin kendileri için yeterli olduğunu ifade etti.
Ancak olası bir saldırı durumunda bu caydırıcılığın saldırgan bir kapasiteye dönüşebileceği uyarısında bulunan McGovern, “İran’a yapılacak bir saldırı, İsrail’in yıkımına yol açabilecek bir süreci tetikleyebilir. Batı’daki karar vericilerin bunu neden anlamadığını kavramak güç” şeklinde konuştu.
Yayının sonunda, Abu Dabi’de yürütülen müzakerelerin ciddiyeti ve kapsamı ele alındı.
Larry Johnson, bu görüşmelerin savaşı bitirmekten ziyade askeri ve güvenlik meselelerine odaklandığını belirtti.
Rus yetkililerin Avrupa’nın tutumuna karşı sert eleştirilerde bulunduğunu söyleyen Johnson, “Rusya tarafında Trump yönetimine karşı başlangıçta var olan iyimserlik yerini şüpheye bırakmaya başladı. ABD’nin iyi niyet göstergesi olarak bazı üst düzey Rus yetkililer üzerindeki yaptırımları kaldırması gibi somut adımlar atması bekleniyor” dedi.
Uzmanlar, önümüzdeki haftanın hem Ortadoğu hem de Doğu Avrupa’daki krizlerin seyri açısından belirleyici olacağını vurguladı.
Yeni START Antlaşması’nın akıbeti ve İran’a yönelik olası askeri hamlelerin, 2026 yılının küresel güvenlik dengelerini şekillendireceği kaydedildi.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









