Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın yasama tehdidi Cumhuriyetçi cepheyi ikiye böldü

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Trump’ın “kürsü işgali” yorumuna geçilmesi yönündeki baskısına açıkça karşı çıkarak Senato’nun bu adımı atmayacağını ilan etti. Trump ise SAVE Amerika Yasası geçmeden hiçbir tasarıya imza atmayacağını duyurarak kendi partisinin önceliklerini fiilen rehin aldı.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Trump’ın Cumhuriyetçileri kürsü işgali kuralını köklü biçimde yeniden yorumlamaya zorlama girişimine direnç gösteriyor.

Thune’un bu tutumu, SAVE Amerika (Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Güvence Altına Alma) Yasası’nın geçirilmesi için “kürsü işgali” yorumuna başvurulması talebini öne çıkaran Trump ile doğrudan bir irade çatışmasına dönüşmüş durumda. Bu kilitlenme, Senato’nun yıl sonuna kadar felç olma riskini beraberinde getiriyor.

Thune, Pazartesi günü Demokratların SAVE Amerika Yasası’na direnmek için sürekli kürsüde tutulması gerektiği yönündeki öneriyi kesin bir dille reddetti.

Bu yöntemi “Senato kürsüsünde kaosa” zemin hazırlayacak bir hamle olarak niteleyen Thune, muhabirlere şunları söyledi:

“Konuyu enine boyuna inceledim. Sonuçta bu yöntemin işe yarayacağını ve başarıya ulaşacağını kanıtlamanız gerekiyor. Dışarıda vaat edilenlere bakılırsa somut bir sonuç alınacakmış gibi sunuluyor; ancak geçmiş deneyimler ışığında bunun nasıl gerçekleşeceğini görmek son derece güç.”

Thune, “Demokratların bu seçeneği hem Çoğunluk Lideri Harry Reid hem de Çoğunluk Lideri Schumer döneminde iki kez değerlendirdiğini, ama her iki seferinde de vazgeçtiğini” sözlerine ekledi.

Savunmasız Cumhuriyetçiler risk altında

Thune’a göre Demokratların Temsilciler Meclisi’nden geçen seçim reformu tasarısını bloke etmek için sürekli kürsüde kalmasını zorunlu kılmak, Cumhuriyetçilerin art arda gelen değişiklik oylamalarında yer almasına yol açacak.

Bu durum, Kasım seçimleri öncesinde Senatör Susan Collins gibi hassas konumdaki isimleri zor oylamalara sürükleyecek.

Thune, “İnsanların fark etmediği şu: Bu sınırsız tartışma hakkı olduğu kadar sınırsız değişiklik hakkı da demek. Hem nihai hedefin, yani SAVE Amerika Yasası’nın, hem de tasarıyı baştan geçersiz kılabilecek değişiklikleri boşa çıkarma sürecinin arkasında birleşik bir destek olması şart” diye uyardı ve “Bu yöntemle tarihte geçirilmiş tek bir yasa bulamıyoruz” diye de ekledi.

Thune’un bu açıklamaları, Trump’ın Pazar günü SAVE Amerika Yasası Senato’da onaylanmadan hiçbir tasarıya imza atmayacağını duyurmasının hemen ardından geldi.

Trump, Truth Social hesabında yaptığı paylaşımda şu mesajı verdi:

“Başkan sıfatıyla bu yasa geçene kadar diğer tasarıları imzalamayacağım. Sulandırılmış versiyonu değil, tam versiyonu istiyorum. SEÇİLECEK SEÇMENE KİMLİK VE VATANDAŞLIK BELGESİ GÖSTERME ZORUNLULUĞU, ASKERİ PERSONEL, HASTALIK VE ENGELLİLİK DIŞINDA POSTAyla OY KULLANMA YASAĞI.”

Muhalefet hem dışarıdan hem içeriden

Bazı Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın SAVE Amerika Yasası geçmeden tüm yasama faaliyetlerini dondurma tehdidine açıkça çekimser yaklaştı.

Collins, Trump’ın bu tutumunun kendisinin kürsü işgali konusundaki görüşünü değiştirmeyeceğini açıkladı. “Bu, kürsü işgalinin mevcut haliyle korunması gerektiğine ilişkin kanaatime hiçbir şekilde etki etmiyor. Kürsü işgalinin nasıl işleyeceğini de anlamıyorum” dedi.

Collins, “Gündemde önemli tasarılar var. Konut oylaması üzerinde çalışıyoruz; bu, Amerikan halkı için son derece önemli. Çevre Güvenlik Bakanlığı’nın finansmanını da sağlamamız gerekiyor” diye ekledi.

DHS’nin Demokratların Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Gümrük ve Sınır Muhafaza Dairesi (CBP) birimlerinde reform talebi nedeniyle kapılarını kapatmak zorunda kaldığı hatırlatılmalıdır.

Senatör John Kennedy ise Trump’ın bu tehdidinin Cumhuriyetçilerin öncelikleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Partiler üstü bir destekle ilerleyen 21. Yüzyıl İçin Konut Yasası’nın ve Senatör Markwayne Mullin’in, İç Güvenlik Bakanlığının onaylanmasının bu gelişmeden doğrudan etkileneceğini kaydeden Kennedy, “Mullin’in onay süreci yavaşlar, konut tasarısı arka sıraya atılır, belki başka şeyler de” diye belirtti.

Beyaz Saray, daha sonra yaptığı bir açıklamada Trump’ın SAVE Amerika Yasası geçene kadar tüm tasarıları veto etme tehdidinin, DHS’nin yeniden açılması ve finansmanının sağlanmasına ilişkin olası bir anlaşmayı kapsamadığını netleştirdi. DHS bünyesinde Ulaştırma Güvenlik İdaresi ve diğer kurumlar da yer alıyor.

Muhafazakar kanat harekete geçiyor

Trump’ın SAVE Amerika Yasası geçmeden Kongre çıkışlı hiçbir yasayı imzalamayacağı tehdidi, Cumhuriyetçi senatörler üzerinde tasarıyı geçirme yolları arama konusunda ciddi bir baskı oluşturdu.

Demokratların sürekli kürsüde kalmasını zorunlu kılan yorumu hayata geçirme girişiminin öncülüğünü yapan Senatör Mike Lee, Trump’ın güçlü savunuculuğunun ve yasama sürecini kilitleme tehdidinin Cumhuriyetçi grup içindeki dengeleri değiştirdiğini söyledi. Lee, Trump’ın tasarıya tam destek verdiğini vurgulayarak “Çok yardımcı oluyor” dedi.

Senato’nun bir diğer önde gelen muhafazakar ismi Senatör Rick Scott da SAVE Amerika Yasası geçene kadar tüm diğer tasarılarda sert tutum sergileme yönündeki Trump tehdidine destek verdiğini açıkladı.

Scott, “SAVE Amerika Yasası’nın geçirilmesi için her türlü adımı destekliyorum. Kürsü işgalinin işe yarayıp yaramayacağını ciddi biçimde konuşmamız gerekiyor” dedi.

Scott, SAVE Amerika Yasası’nı “DHS finansmanından sonra yapılması gereken en önemli şey” olarak tanımladı ve Trump’ın Truth Social paylaşımına “katılıyorum” dedi.

Salı toplantısından çıkacak karar belirleyici

Cumhuriyetçiler, Cumhuriyetçi grup içinde Demokratların saatlerce, günlerce, haftalarca aktif tartışma yürütmesini zorunlu kılan kürsü işgali yorumuna hala güçlü bir direniş sürerken, Salı günü yasama seçeneklerini tartışmak üzere bir araya geliyor.

Thune’un liderlik ekibinden Senatör Steve Daines şunları kaydetti: “Lider, Salı günü hepimizi bir araya toplayacak; hepimizin görmek istediği şeyi, yani SAVE Yasası’nın geçirilmesini sağlayacak bir yol olup olmadığını anlamak için.”

Daines ayrıca Cumhuriyetçi liderlerin, seçmen kaydı sırasında pasaport ve nüfus cüzdanı gibi belgelerle vatandaşlığın kanıtlanması zorunluluğunu desteklemeleri için merkez eğilimli Demokratlar üzerindeki baskıyı artırmayı planladığını da belirtti.

Kamuoyu desteği Cumhuriyetçilerin elinde

2024 seçimleri öncesinde 1023 Amerikalı yetişkinle gerçekleştirilen bir Gallup anketi, seçmen kaydında vatandaşlık belgesi zorunluluğunu destekleyenlerin oranının yüzde 83 olduğunu ortaya koydu.

Pew Research’ün geçen yıl 3 bin 554 katılımcıyla yaptığı ankette de tüm seçmenlere devlet tarafından düzenlenen fotoğraflı kimlik gösterme zorunluluğu getirilmesi gerektiğini düşünenlerin oranı yine yüzde 83 olarak ölçüldü.

Daines, “Bu, 80’e karşı 20’lik bir mesele. Bence kilit nokta, Amerikalıların yüzde 80’inin desteklediği bir konuda Demokratların desteğini almak” dedi.

Merkez eğilimli Demokrat Senatör John Fetterman ise seçmen kimliği yasalarını “Jim Crow 2.0” olarak niteleyen parti içi söyleme geçen ay itiraz etmişti.

Fetterman, “Sıradan Amerikalıların oy kullanırken kimlik göstermesi radikal bir fikir değil ve bunlar kesinlikle Jim Crow’la ya da başka bir şeyle özdeşleştirilemez” demişti.

Schumer: Kongre’yi kilitleyeceğiz

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ise hafta sonu yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin SAVE Amerika Yasası’na direnmek için kürsü işgaline başvurmayı zorlamaya kalkışması halinde Demokratların Senato’yu kilitleme kararı alacağı uyarısını verdi.

Schumer, Pazartesi günü Senato kürsüsünden şu uyarıda bulundu: “Bu gerçekleşirse Kongre’de tam bir çıkmaza girilir.”

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English