Bizi Takip Edin

Asya

İran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı

Yayınlanma

İran savaşı, küresel petrol ticaretinde Çin yuanının kullanımını hızlandırırken Pekin’in sınır ötesi ödeme sistemi CIPS’e olan talebi rekor seviyeye ulaştırdı. Rusya ve İran’a yönelik yaptırımların etkisiyle petrol ödemelerinde Çin para birimine yönelim artış gösterirken, ABD doları küresel enerji piyasasındaki hakimiyetini korumaya devam ediyor. Financial Times’a konuşan analistler, jeopolitik kırılmaların yuan için tarihi bir fırsat penceresi açtığını fakat finansal sistemdeki kısıtlamaların küresel yayılımı sınırlandırdığını kaydediyor.

İran savaşı, küresel petrol ticaretinde Çin yuanının kullanımını hızlandırdı ve Pekin’in sınır ötesi ödeme sistemi CIPS’e yönelik talebi artırdı.

Financial Times gazetesinin analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre, Rusya ve İran’ın petrol ihracatında yuan ile yapılan tahsilatların artması, Çin para biriminin küresel enerji ticaretindeki konumunu güçlendirdi. Bu gelişmelere rağmen ABD doları, küresel petrol piyasasında baskın para birimi olma özelliğini korumaya devam ediyor.

Veriler, Çin Merkez Bankası tarafından 2015 yılında Batı merkezli ödeme sistemlerine alternatif olarak kurulan Çin Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS) üzerinden yapılan işlemlerin günlük ortalama hacminin, mart ayında rekor kırarak 920,5 milyar yuana (yaklaşık 135,7 milyar dolar) ulaştığını gösterdi.

Nisan ayı başlarında ise bu gösterge kısa süreliğine günlük 1,22 trilyon yuan seviyesine kadar yükseldi.

Financial Times, ödeme sisteminin kullanımındaki bu yükselişin, küresel petrol ticaretinde yuanın payının arttığına yönelik tartışmaları hareketlendirdiğini yazdı.

Petrol ödemelerinde kullanılan yuan miktarına ilişkin resmi bir istatistik bulunmasa da uzmanlar bu işlemlerin hacminin düzenli olarak büyüdüğü yönünde görüş bildiriyor.

ABD’nin Rusya ve İran petrolüne yönelik yaptırımları kısmen sıkılaştırmasının ardından, Hindistan dahil olmak üzere birçok alıcı ödemelerde yuana yönelmek zorunda kaldı. Rusya ve İran, yaptırımlar nedeniyle dolar bazlı küresel ödeme mekanizmalarını tam kapasiteyle kullanamıyor.

Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsünden Profesör Bert Hofman, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Rusya’nın ticaretini sürdürebilmesi için şu an tek geçerli yol bu olduğu için yuan cinsinden ticaret büyümek zorunda” ifadesini kullandı.

BNP Paribas Asset Management Kıdemli Stratejisti Chi Lo, Rusya ve İran’ın yaptırımlar sebebiyle petrol ticaretinde yuanı halihazırda yoğun şekilde kullandığını belirtti.

Lo ayrıca, Suudi Arabistan’ın da Çin ile olan ikili ticaretinde Çin para birimini giderek daha fazla tercih ettiğini aktardı.

Citi analistlerinin hazırladığı raporda ise jeopolitik değişimlerin etkisiyle Çin yuanının uluslararası dolaşımı için adeta “altın bir fırsat penceresi” açıldığı tespiti yer aldı.

Buna karşın uzmanlar, Çin para biriminin küresel petrol ticaretindeki toplam payının halen nispeten düşük bir seviyede kaldığını vurguluyor.

Danışmanlık firması GMF Research Kurucusu Cheng Tang, bu payın yüzde 3 ile yüzde 8 arasında bir bantta yer aldığını tahmin ederken, JPMorgan verileri küresel petrol ödemelerinin yaklaşık yüzde 80’inin hala ABD doları üzerinden yapıldığını ortaya koyuyor.

Financial Times, enerji ticaretinde Çin para biriminin artan ağırlığının, “petrodolar” sistemine benzer bir “petroyuan” yapısının oluşabileceğine dair tartışmaları alevlendirdiğini yazdı.

Ancak analistler, yuanın küresel ölçekte yayılmasının önünde yapısal engeller bulunduğuna işaret ediyor. Uzmanlara göre yuanın dolar ile tam anlamıyla rekabet edebilmesi için Pekin yönetiminin finansal sistemini daha fazla dışa açması ve yuan cinsinden türev araçlar piyasasını geliştirmesi gerekiyor.

Yuanın uluslararası alanda kullanımını genişletmek adına uzmanların dikkat çektiği mekanizmalardan biri de altın olarak öne çıkıyor.

Analistler, yabancı ihracatçıların elde ettikleri fazla yuanı, dolar sistemine temas etmeden Şanghay Altın Borsası üzerinden altına dönüştürebileceğini kaydediyor.

Deutsche Bank tarafından mart ayı sonunda yayımlanan değerlendirmede, ABD ve İsrail’in İran ile yaşadığı savaşın, doların küresel petrol ticaretindeki statüsü için bir test niteliği taşıdığı ifade edilmişti.

Banka, bu çatışmanın uzun vadeli sonuçlarından birinin, enerji sektöründe Çin yuanı kullanımının yaygınlaşması olabileceğini belirtmişti.

Bloomberg tarafından yayımlanan analizde de İran’daki savaşın, Pekin’in “petroyuan” hedefine yeni bir ivme kazandırdığı aktarılmıştı.

Habere göre, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücretlerini ve petrol sevkiyatlarının bir kısmını yuan cinsinden kabul etmeye başlamasıyla birlikte Çin para birimiyle yapılan işlemlerin hacmi hızlı bir yükseliş kaydetti.

Temelleri 1970’li yıllara dayanan petrodolar sistemi, Suudi Arabistan’ın Washington’dan aldığı güvenlik garantileri karşılığında petrol fiyatlarını dolar üzerinden belirlemeyi ve gelir fazlasını dolar cinsinden varlıklara yatırmayı kabul etmesiyle kurulmuştu.

Günümüzde ise Riyad yönetimi, Çin’e ABD’ye ihraç ettiğinden dört kat daha fazla petrol satıyor. Körfez ülkeleri de dolar dışı ödeme altyapılarını test etmeye devam ediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi, Abu Dabi’nin dolar likiditesi sıkıntısı yaşaması durumunda petrol ödemelerinde yuan veya diğer ülke para birimlerini kullanabileceği konusunda Washington’ı daha önce uyarmıştı.

Asya

Modi sınav sorusu sızıntılarına karşı hızlı yargılama sözü verdi, ancak protestocular istifa istiyor

Yayınlanma

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, perşembe günü yaptığı açıklamada, sınav sorularının sızdırılmasından sorumlu kişilerin yargılanması için “hızlandırılmış mahkemeler” kurulacağını söyledi.

Bu, eğitim bakanının istifasını isteyen gençlerin günlerdir süren protestolarının ardından Modi’nin konuya ilişkin ilk açıklaması oldu.

Ancak protestocular ve muhalefet partileri Modi’nin önerisini hızla reddederek önce Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifa etmesi gerektiğini vurguladı. Muhalefet grupları bu hafta üst üste dördüncü gün parlamentonun çalışmalarını durduru.

Protestocular, çarşamba günü geç saatlerde Yeni Delhi sokaklarında polisle kısa süreli çatışmaya girdi. Polis, göstericilere göz yaşartıcı gaz kullandı ve coplarla müdahale etti.

Protestolar, Modi’nin 2014’te iktidara gelmesinden bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük gençlik hareketine dönüştü. Muhalefet partileri de gençlerin taleplerine destek verdi ve bu hafta başlayan parlamentonun muson dönemi oturumlarını aksattı.

Bu gelişmeler, Modi’nin 2024’te başlayan üçüncü dönemindeki en büyük siyasi kriz olarak değerlendiriliyor.

Modi, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Gençlerimizin refahı ve geleceğinden daha önemli hiçbir şey yoktur” dedi.

“Sınav sorularının sızdırılmasına karışanların hızlı ve ağır biçimde cezalandırılmasını sağlamak için hızlandırılmış mahkemeler kurmaya karar verdik” diyen Modi, gençlerin geleceğine zarar vermeye çalışanların bağışlanmayacağını belirtti.

Hızlandırılmış mahkemeler, davaların yıllarca sürebildiği, aşırı iş yükü altındaki ve yavaş işleyen Hindistan adalet sistemindeki olağan süreçleri aşarak dosyaları kısa sürede sonuçlandırmak amacıyla kuruluyor.

Bu tür özel mahkemeler daha önce kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel suçlar, terörizm, kara para aklama ve milletvekilleri tarafından işlenen suçlarla ilgili davalara bakmak üzere oluşturulmuştu.

CJP ve Gandhi açıklamadan tatmin olmadı

Kendisine “Hamamböceği Halk Partisi” adını veren Cockroach Janta Party (CJP), yaklaşık 2 milyon öğrenciyi etkileyen ve bazı intihar vakalarıyla ilişkilendirilen sınav sorusu sızıntılarına karşı geçen ay protestolar başlattı.

CJP Sözcüsü Ashutosh Ranka, sorular sızdırıldıktan sonra mahkemelerin ne yapacağının meselenin yalnızca bir boyutu olduğunu söyledi.

Ranka, Hintçedeki saygı ifadesini kullanarak, “Ama Modi-ji, bize önce bu ülkede sınav sorularının neden sızdırıldığını anlatın” dedi.

“Bu ülkede neredeyse her mesele için hızlandırılmış mahkemeler kuruluyor. Ancak bu mahkemelerin söz konusu sorunları gerçekten çözüp çözmediğine ilişkin sorunun yanıtını siz de biliyorsunuz, biz de” diye ekledi.

CJP’nin kurucusu Abhijeet Dipke ise Pradhan istifa edene kadar protestoların süreceğini söyledi.

Hindistan’ın ana muhalefet partisi Kongre’nin lideri Rahul Gandhi, gençlerin geleceğine en büyük zararı Modi’nin verdiğini savundu.

Muhalefet milletvekilleri, parlamento binasının dışında Pradhan’ın istifasını isteyen pankartlar taşıdı ve sloganlar attı. Daha sonra içeride oturumları aksatarak meclis çalışmalarının defalarca durdurulmasına yol açtı.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nden (BJP) ve müttefiklerinden milletvekilleri ise sınav sorularının sızdırılması konusunun parlamentoda görüşülmesi çağrısıyla karşı gösteri düzenledi.

Modi hükümetindeki bakanlar, muhalefetin konu hakkında parlamentoda tartışma yapılmasını kabul etmediğini ve bu nedenle samimi davranmadığını savundu.

Delhi metrosunda istasyonlar kapatıldı

Perşembe öğleden sonra binlerce gösterici yeniden alana döndü. Yoğun güvenlik önlemleri altında hükümet karşıtı pankartlar taşıyan kalabalık sloganlar attı.

Delhi Metro Rail Corporation, güvenlik kaygıları nedeniyle perşembe günü Yeni Delhi’nin merkezi ve çevresindeki 16 istasyonun ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını açıkladı. Bu, hafta içinde güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirilen ikinci geniş çaplı istasyon kapatma kararı oldu.

Protestocuların süren baskısına karşılık Modi hükümeti, CJP liderleriyle bir tur görüşme gerçekleştirdi. Hükümet, taleplerin değerlendirileceği ve sınav sisteminde reform sürecinin başlatılacağı güvencesini verdi.

CJP protestoları başlangıçta çevrim içi bir hareket olarak ortaya çıkmıştı. Hareketin milyonları bularak hızla büyümesi, iş imkânlarının yetersizliği ve sık sık yaşanan sınav sorusu sızıntıları gibi sorunlar nedeniyle genç Hintliler arasında biriken öfkeyi yansıtıyor.

Protestolar aynı zamanda muhalefet partilerine Modi ve BJP üzerinde baskı kurmak için bir fırsat sundu. Genç seçmenleri temel seçmen kitlesinin önemli bir parçası olarak gören BJP, Modi’nin parlamentoda tek başına çoğunluğu elde edemediği 2024 seçimlerindeki beklenmedik sonucun ardından bir dizi eyalet seçimini kazanmıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin yapay zekâsının OpenAI ajanını durdurması ABD kısıtlamalarının bedelini gösterdi

Yayınlanma

Çin yapay zekâsının kontrolden çıkan OpenAI ajanını durdurmadaki rolü, ABD’nin güvenlik kısıtlamalarının bedelini gösterdi

New York merkezli bir girişimin, OpenAI teknolojisiyle geliştirilen ve kontrolden çıkan bir ajanı dizginlemek için Çinli bir yapay zekâ modelinden yararlanması, ABD’li yapay zekâ şirketlerinin siber güvenlik çalışmalarına getirdiği kısıtlamaların müşterileri Pekin merkezli rakiplere yöneltebileceği endişelerini artırdı.

Olaydan etkilenen Hugging Face adlı girişim, önde gelen ABD yapay zekâ modellerinin savunmacı ile saldırganı birbirinden ayıramayarak görevi reddetmesinin ardından, saldırıdan elde edilen verileri analiz etmek için geçen hafta Zhipu AI’ın açık kaynaklı GLM-5.2 modeline başvurduğunu açıkladı.

İhlale, sınırlandırıldığı ortamdan kaçan otonom bir ajan yol açtı. Ancak olay, yapay zekâ destekli siber saldırılarla karşı karşıya kalan ABD’li şirketlerin, en gelişmiş modellerine erişimi kısıtlayan veya güvenlik kaygıları nedeniyle modellerini bilgisayar korsanlığıyla ilgili görevleri reddedecek şekilde tasarlayan Amerikan yapay zekâ laboratuvarları yüzünden nasıl sınırlanabileceğini ortaya koydu.

Örneğin Anthropic’in gelişmiş Claude Fable 5 modeli, siber güvenlik sorgularını daha eski bir modele yönlendirirken OpenAI’ın GPT-5.6 Sol modeli de siber çalışmaların önünü kesmek üzere tasarlanmış korumalara sahip.

Hugging Face’in kurucu ortağı Clement Delangue, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Hepimiz gizliliğin çözüm olmadığını ve dünyanın her yerindeki bütün savunmacıların, yalnızca seçilmiş birkaç kişinin değil, özellikle de açık kaynaklı olmak üzere daha güçlü ve kısıtlamasız modellere ihtiyaç duyduğunu öğreniyoruz” dedi.

Önde gelen Amerikan model geliştiricilerinin karşı karşıya olduğu ikilem, savunma amaçlı siber güvenlik çalışmalarını kötü niyetli bilgisayar korsanlığından ayırmanın çoğu zaman zor olması. Yakın dönemde yapay zekâ kullanılan bazı siber saldırılarda saldırganlar, modelleri meşru bir savunma faaliyeti yürüttüklerine inandırdı. Bu durum, siber güvenlik uzmanları koruma önlemlerinin çalışmalarını aksatabildiğini söylese de yapay zekâ şirketlerini güvenlik kısıtlamalarını gevşetme konusunda temkinli davranmaya itiyor.

Şimdilik bu gelişmeler, daha düşük maliyetle OpenAI ve Anthropic’in modellerine yaklaşan kodlama ve otonom ajan yetenekleri sayesinde Silikon Vadisi’nde giderek daha fazla benimsenen GLM-5.2 gibi Çin menşeli açık kaynaklı modellere yeni bir avantaj sağlıyor.

Pekin de yüksek riskli yapay zekâ yarışında kendisini ABD’ye alternatif olarak konumlandırmak amacıyla açık kaynak stratejisini giderek daha fazla kullanıyor. Çin medyası bu yaklaşımı, ABD öncülüğünde bir “yapay zekâ Demir Perdesi” kurma girişimine karşılık olarak sunuyor.

King’s College London Savaş Çalışmaları Bölümü’nde misafir kıdemli araştırmacı ve bağımsız teknoloji danışmanı Lukasz Olejnik, “Güçlü modeller saldırganların erişimine açık kalırken meşru savunmacıları kısıtlayan bir güvenlik rejimi, asimetrik bir dezavantaj yaratıyor” dedi.

Reuters’a değerlendiren Olejnik, “Açık kaynaklı modeller giderek güçlenirken herhangi bir güvenlik bariyerine veya kısıtlamaya sahip olmadıkları için bu fark daha da büyüyecek” ifadelerini kullandı.

Açık kaynaklı modellerin artan önemi

Güvenlik önlemlerinin siber güvenlik çalışmalarını engelleyip engellemediği sorusuna OpenAI bir blog yazısını işaret ederek yanıt verirken Anthropic, yorum talebine hemen karşılık vermedi.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, salı günü yayımladığı blog yazısında, “Hugging Face’i güvenilir erişim programımıza dahil ettik ve savunmalarını geliştirmek için modellerimizin yeteneklerinden hızla yararlanmaları konusunda ekiplerine destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Hugging Face’in desteği, Pekin merkezli Zhipu AI açısından GLM-5.2’nin geçen ay piyasaya sürülmesinden bu yana yakaladığı ivmeyi daha da güçlendirdi.

Model, OpenRouter gibi geliştirici platformlarının kullanım sıralamalarında hızla yükseldi ve Snowflake Üst Yöneticisi Sridhar Ramaswamy’den girişim sermayedarı Marc Andreessen’e kadar birçok ismin övgüsünü aldı.

Bu ayın başında Hong Kong’da gerçekleştirdiği hisse satışıyla yaklaşık 4 milyar dolar toplayan Zhipu AI’ın hisseleri de ocak ayındaki halka arzından bu yana yaklaşık dokuz kat değerlendi.

Bununla birlikte bazı analistler çarşamba günü yaptıkları değerlendirmelerde, bu olayın ABD’nin güvenlik önlemlerinin gevşetilmesini savunmak için kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Robert W. Baird analisti Shrenik Kothari, “ABD’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerindeki siber güvenlik kısıtlamaları rekabet açısından bir fırsat yaratıyor, ancak çözüm bunları basitçe kaldırmak değil” dedi.

Kothari, “OpenAI, Anthropic ve Google güvenlikten vazgeçmek yerine erişim mimarisini yeniden düşünmeli. Başka bir ifadeyle, herkese uygulanan tek tip bir ret katmanından kontrollü yetenek tahsisine geçilmeli” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’da Hamamböceği hareketi büyüyor: Muhalefet lideri Rahul Gandhi’ye gözaltı

Yayınlanma

Hindistan’da “Hamamböceği protestoları” büyüyor. Polis, Başbakan Modi’nin konutu önünde oturma eylemi yapan muhalefet lideri Rahul Gandhi’yi gözaltına aldı, siyasi gerilim yükseldi.

Hindistan’ın ana muhalefet lideri Rahul Gandhi ile kız kardeşi Priyanka Gandhi Vadra, salı günü Başbakan Narendra Modi’nin konutu önünde düzenledikleri protesto sırasında polis tarafından kısa süreliğine gözaltına alındı. Gelişme, eğitim sistemindeki aksaklıkları protesto eden öğrencilerin pazartesi günü gerçekleştirdiği büyük gösterinin ardından ülkedeki siyasi gerilimi daha da artırdı.

Gandhi kardeşler ile diğer Kongre Partisi liderleri ve milletvekilleri, bir önceki gün düzenlenen protestoların ardından başbakanın istifasını talep etmek üzere Modi’nin resmi konutu önünde toplandı. Pazartesi günkü gösterilerde polis, binlerce protestocuya defalarca göz yaşartıcı gazla müdahale etmiş ve bazı göstericileri coplarla dövmüştü.

Rahul Gandhi, X hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Modi-ji, her türlü baskıyı dene, bütün gücünü kullan. Öğrenciler için verilen bu adalet mücadelesi artık durmayacak.”

Kongre Partisinden bir kaynak, Gandhi ile parti stratejisti ve kampanya sorumlusu olan kız kardeşinin farklı noktalarda gözaltına alındığını söyledi. Başbakanın konutu önünden uzaklaştırılan muhalefet milletvekillerinin ise başkentin başka bölgelerinde tutulduğu belirtildi.

Gandhi ile müzakere etmek üzere görevlendirilen hükümet bakanı Jitendra Singh, muhalefet liderini samimiyetsizlikle suçladı. Singh, hükümetin eğitim sistemine ilişkin şikâyetleri parlamentoda görüşmeye hazır olduğunu, ancak Kongre Partisi liderlerinin bunun yerine Modi’nin istifasını talep ettiğini söyledi.

Singh, “Rahul Gandhi’nin davranışları demokrasi ilkeleriyle bağdaşmıyor” dedi.

Kritik öneme sahip ulusal tıp fakültesi giriş sınavlarındaki soru sızıntıları ve notlandırma usulsüzlükleri nedeniyle haftalardır biriken öfke, pazartesi günkü gösterilerle yeni bir boyuta ulaştı. Son yıllarda Hindistan’ın başkentinde düzenlenen en büyük protestolardan biri olan gösteri, kamuoyundaki tepkinin ciddi ölçüde arttığını ortaya koydu.

Modi, pazartesi günü parlamentonun yeni yasama döneminin açılışında yaptığı konuşmada protestolara değinmedi ve gösteriler hakkında şimdiye kadar kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı.

Yetkililer ise ulusal tıp fakültesi giriş sınavının sorularının sızdırılmasının ardından Modi hükümetinin hızlı ve kararlı biçimde harekete geçtiğini savundu. Bu kapsamda 13 kişinin gözaltına alındığı, daha sert yasaların çıkarıldığı ve sınavın başarıyla yeniden yapıldığı belirtildi.

Pazartesi günkü gösteriler, gençlerin öncülüğündeki “Hamamböceği” hareketinin liderleri tarafından düzenlendi. Hamamböceği Hareketi, mayıs ayında internette mizahi bir protesto girişimi olarak başlamış, kurucusu Abhijeet Dipke’nin ABD’deki yüksek lisans eğitiminden Hindistan’a dönmesinin ardından sokak gösterileri örgütlemişti.

Yüzlerce protestocu, salı gecesi parlamentoya yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki resmi gösteri alanı Jantar Mantar’da kalmayı sürdürdü. Protestocular, Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan istifa edene kadar bölgeden ayrılmayacaklarını açıkladı.

Polisin öğrenci göstericileri tahta sopalar ve plastik coplarla dövdüğü, ayrıca defalarca göz yaşartıcı gaz kullandığı görüntüler sosyal medyada geniş çapta yayıldı. Görüntüler, polisin müdahale yöntemlerine yönelik kamuoyu tepkisini daha da büyüttü.

Bazı göstericiler, benzer bir polis müdahalesine karşı korunmak amacıyla salı günü protesto alanına gaz maskeleri ve kasklarla geldi.

Yeni Delhi merkezli CPR düşünce kuruluşunun eski başkanı Yamini Aiyar, pazartesi günkü protestonun önceki gösterilerden farklı olduğunu söyledi. Financial Times’a konuşan Aiyar’a göre eyleme, ülkenin dört bir yanından çok sayıda genç katıldı. Bunlar arasında geleneksel olarak Modi’nin Bharatiya Janata Partisini destekleyen kentli orta sınıfa mensup gençler de bulunuyordu.

Aiyar, “Sistemin başarısızlıkları artık onları doğrudan etkiliyor. Hükümetin temel seçmen kitlesi bundan etkileniyor. Dün düzenlenen protestonun önemli bir bölümü, hükümetin meşruiyetini sorguluyordu” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English