Diplomasi
Ankara-Dakka ekseninde ‘stratejik ortaklık’ dönemi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Dakka’ya gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından iki ülke arasındaki ilişki, geleneksel diplomasinin ötesine geçerek yeni bir “Stratejik Ortaklık” dönemine girdi.
Üç günlük üst düzey turu kapsamında Fidan, Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman ve Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temasların en önemli sonucu, ikili ilişkilerin kurumsallaşmış bir “Stratejik Ortaklık” düzeyine yükseltilmesi konusunda varılan resmî mutabakat oldu.
Savunma ve “2+2” Diyaloğu: İşbirliğinde Yeni Ufuklar
Ziyaretin en dikkat çekici çıktılarından biri savunma işbirliğinde sağlanan ilerleme oldu. İki ülke ilk kez, her iki tarafın Dışişleri ve Savunma Bakanlarının yıllık stratejik zirvelerde bir araya geleceği bir çerçeve olan “2+2 Diyaloğu”nu başlatma kararı aldı.
Ortak Üretim: Türkiye’nin gelişmiş insansız hava aracı teknolojisi, askerî araçları ve deniz platformlarının üretiminde teknoloji transferi ve ortak girişimler konusunda ayrıntılı görüşmeler yapıldı.
Stratejik Güvenlik: Türkiye’nin küresel savunma pazarında önde gelen tedarikçilerden biri hâline gelmesiyle birlikte, Bangladeş’in askerî modernizasyon sürecine katılımının ülkenin savunma kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşıması bekleniyor.
Ekonomik Koridorlar ve Ticaret Hedefleri
Mevcut ikili ticaret hacmi yaklaşık 1,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Hedef ise önümüzdeki yıllarda bu rakamı 2 milyar doların üzerine çıkarmak.
Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, “Bangladeş artık sadece bir pazar değil; Güney Asya’nın bir güç merkezidir. Türk yatırımcılar için özel Serbest Ekonomi Bölgeleri tahsis edilmesini önerdik” açıklamasını yaptı.
Serbest Ticaret Anlaşması ya da geçici bir Tercihli Ticaret Anlaşması ihtimali de gündeme geldi. Tekstil, ilaç ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde Bangladeş’e yeni bir Türk yatırım dalgası bekleniyor.
Erdoğan’ın Muhtemel Ziyareti
Başbakan Tarique Rahman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Bangladeş’e resmî ziyarette bulunmaya davet etti.
Büyük olasılıkla 2026 sonlarında gerçekleşeceği değerlendirilen bu ziyaretin, bir dizi üst düzey anlaşmayla stratejik ortaklığı resmîleştirmesi bekleniyor.
Bangladeş Kamuoyu
Bangladeş medyasında, dünyanın giderek çok taraflılığa yöneldiği bir dönemde, Bangladeş’in “herkesle dostluk, kimseye kötülük yok” politikası ile Türkiye’nin artan bölgesel etkisi arasındaki uyuma vurgu yapıldı.
Ziyarete ilişkin yayınlanan bir değerlendirmede, “Bu, yalnızca silah ya da mal ticaretinden ibaret değil; karşılıklı egemenlik ve iki yükselen ekonominin hedefleri üzerine inşa edilen Güney-Güney İşbirliği’nin bir yansımasıdır” ifadeleri kullanıldı.
Değerlendirme şöyle devam etti: “Dakka ve Ankara’nın bu yeni yolculuğu yalnızca kendi sınırları içinde kalmıyor; Müslüman dünyanın diplomasisinde ve küresel güç dinamiklerinde önemli bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.”
Diplomasi
Finlandiya Cumhurbaşkanı Rusya ile diyalog çağrısı yaptı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya’nın yakın zamanda bir NATO ülkesine saldırma niyetinde olduğundan şüphe duyduğunu belirterek Avrupa’yı Vladimir Putin ile müzakerelere başlamaya çağırdı. Stubb, Rusya ile ancak güçlü konumda olunmadığı zaman ve ABD ile ortaklaşa müzakere yürütülebileceğini ifade etti.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, İsviçre merkezli Neue Zürcher Zeitung gazetesine verdiği mülakatta, Rusya’nın yakın gelecekte Kuzey Atlantik İttifakı üyesi ülkelerden birine saldırma niyetinde olduğundan şüphe duyduğunu dile getirdi.
Stubb, “Rusya, dört yılda Ukrayna’yı ele geçirmeyi başaramamışken neden kolektif savunmaya ilişkin 5. maddeyi test etsin? İkinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın Berlin’e ulaşması dört yıl sürmüştü ve 1600 kilometre katetmişlerdi, şimdi ise aktif savaş sırasında Ukrayna’da yaklaşık 60 kilometre ilerleyebildiler” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Finlandiya Cumhurbaşkanı, Rusya tarafından NATO ülkelerine yönelik sabotajlar ve siber saldırılar gibi hibrit faaliyetlerin her zaman var olacağını vurguladı.
Stubb, “İnsanların sadece sakinleşmesi gerekiyor. Kamuoyundaki tartışmaları anlıyorum ancak tüm istihbarat raporlarını görüyorum ve bunları çok dikkatli bir şekilde inceliyorum” dedi. Avrupa’nın Vladimir Putin ile barış müzakerelerine başlaması gerektiğini de savunan Stubb, “Ruslarla ancak onlar güçlü konumda olmadıklarında müzakere edilebilir. Bunu Amerikalılarla birlikte yapmalıyız” şeklinde konuştu.
İdeal senaryoda ilk adımın Avrupa Birliği’nden gelmesi gerektiğini belirten Stubb, bunun işe yaramaması durumunda Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’tan oluşan “Avrupa üçlüsünün” devreye girmesi gerektiğini ekledi.
Finlandiya Cumhurbaşkanı, “Eğer bu da bir sonuç vermezse o zaman başka bir format bulmamız gerekecek” vurgusunda bulundu. Stubb, aynı zamanda Avrupa Birliği adına Rusya ile görüşecek tek bir müzakereci bulma fikrini ise “aşırı basitleştirilmiş” olarak nitelendirdi.
Daha önce Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Moskova ile yapılması muhtemel müzakerelerde sadece Ukrayna’daki savaşın değil, Avrupa güvenliğiyle bağlantılı daha küresel meselelerin de ele alınacağını belirtmişti.
Kallas, Rusya’dan askeri güçlerinin sayısını azaltmasının yanı sıra birliklerini Güney Osetya, Abhazya ve Transdinyester’den çekmesinin talep edilmesini önermişti. Kallas, “Elbette bu maksimalist bir yaklaşım, ancak Rusya’nın şu ana kadarki yaklaşımı da maksimalist talepler içeriyor” değerlendirmesini yapmıştı.
Almanya hükümetinden de daha önce Rusya ile yavaşça açılan bir “diyalog penceresi” görüldüğüne dair açıklamalar gelmişti.
Ancak Reuters ajansına konuşan bir kaynak, Moskova ile yürütülecek ve AB ülkelerinin meşru kabul edeceği diyalog formatının henüz belirlenmesi gerektiğini ifade etmişti.
Alman yetkili ayrıca, müzakerelerin Ukrayna ve ABD ile tam bir koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizmişti.
Yetkili, Avrupa Birliği ile Rusya arasında tam kapsamlı müzakerelerin başlamasından önce ayların geçeceği öngörüsünde bulunmuştu.
Diplomasi
Deniz nakliyeciliği sektörü, kesintilerin süreklileştiği bir dünyaya hazırlanıyor

Küresel denizcilik sektörü, jeopolitik aksaklıkları artık geçici acil durumlar dizisi olarak değil, iş yapmanın kalıcı bir parçası olarak değerlendirmeye başlıyor.
POLITICO’da yer alan habere göre Ukrayna savaşından Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarına ve Hürmüz Boğazındaki son gerilime kadar uzanan yıllarca süren çalkantılar, denizcilerin güvenliği, seyrüsefer özgürlüğü ve askeri çatışmalara ilişkin endişeleri sektörün gündeminin merkezine taşıdı.
Yöneticiler artık bu tür krizlerin istisna değil, küresel ticaretin tekrarlayan bir özelliği olduğu bir dünyaya hazırlanıyor.
Tanker sahiplerini temsil eden Intertanko’nun genel müdürü Tim Wilkins, bu hafta Atina’da düzenlenen Posidonia denizcilik konferansı esnasında POLITICO’ya verdiği demeçte, “Şu anda yaşanan şey, sadece bölgesel çatışmalar değil, tüm küresel düzenleyici çerçevenin sorgulanması gibi çok sayıda olayın yaşanması,” dedi ve şunları ekledi:
“Bu tür bir karmaşıklık, olayların bu kadar hızlı ve üst üste gelmesi daha önce hiç yaşanmamıştı. Bu nedenle sektör yeni bir aşamaya, yeni bir iş yapma tarzına geçiyor.”
Bu değişim, sektörün stratejilerinde şimdiden kendini gösteriyor. Dünyanın en büyük denizcilik birliği olan Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi (BIMCO), mayıs ayı sonlarında Hürmüz Boğazından geçen gemiler için yeni bir kılavuz yayınladı.
Bu belgede, mürettebata füze ve insansız hava aracı saldırıları, uydu sinyallerinin bozulması, mayın tehditleri ve gemiye çıkma girişimlerine nasıl tepki vermeleri gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuldu.
Ayrıca risk düzeyini değerlendirmek ve sonraki adımları belirlemek için yardımcı olacak tablolar ve kontrol listeleri de yer aldı.
BIMCO’nun güvenlik ve emniyet sorumlusu Jakob P. Larsen, mayıs ayında yaptığı açıklamada, şunları söylemişti:
“Gemi sahiplerinin bu durumun uzayabileceğinden korktukları oldukça açık. Bu nedenle, durumu güvenli bir şekilde yönetmek için daha ayrıntılı araştırmalara başlıyorlar. Olası tüm senaryoları öngörmeye çalışıyorlar çünkü hazırlıklı olursanız, mürettebat ve gemi kaybını ve diğer her şeyi en aza indirme şansınız daha yüksek olur.”
Aynı zihniyet, Posidonia’da da görüldü. Burada da yöneticiler, derin jeopolitik istikrarsızlığın hakim olduğu bir dünyada denizcilik işlerini yürütmekten bahsettiler.
Norveç Gemi Sahipleri Savaş Riskleri Karşılıklı Sigorta Birliğinin genel müdürü Svein Ringbakken, bir panel sırasında, “Bugün gördüklerimiz, geçmişte gördüklerimize hiç benzemiyor,” dedi:
“Okyanuslar, büyük güçler arasındaki çatışmaların arenası haline geldi. Denizcilik sektörü, Kuzey Kutbundan Güney Çin Denizine kadar bir hedef haline geldi.”
Ringbakken’e göre Körfezdeki savaş, daha geniş bir eğilimin sadece en son işareti. Genel müdür, “Durum kötü, gerçekten kötü. Fakat bu devam eden bir eğilim ve ne yazık ki gelecekte de durumun iyiye gideceği görünmüyor,” dedi.
W Marine’in genel müdürü Nikos Triantafyllakis, “Dünya güç dengesinde çok şiddetli bir yeniden yapılanma yaşıyoruz. Bu yeni norm. Gemiler silahlandırılıyor ve biz de bununla başa çıkmaya hazır olmalıyız,” diye konuştu.
Kızıldeniz ve Körfezdeki çatışmaların yanı sıra, sektör liderleri Rusya’nın “gölge filosu” konusunda da endişeli.
Wilkins, “Gölge filo, tanker sektörünü ve küresel düzenleme sistemini gerçekten istikrarsızlaştırdı. Bunun yansımaları, herhangi bir tekil krizden çok daha uzun süre devam edecek,” dedi.
Cargill Ocean Transportation’ın küresel operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı James Lewis, jeopolitik değişimin hızının, nakliye şirketlerinin karşı karşıya olduğu belirleyici zorluklardan biri olduğunu söyledi.
Lewis şöyle konuştu:
“Hatırlayabildiğim kadarıyla bu ölçekte bir değişim görmedik. Mesele hızlı tepki verebilmek. Mesele filonuzda, karar alma süreçlerinizde ve kullandığınız teknolojide esneklik yaratmak.”
Westfal-Larsen Management’ın CEO’su ve Intertanko Başkanı Rolf Westfal-Larsen Jr ise, “Coğrafi riskler deniz taşımacılığında her zaman mevcuttu. Şu anki değişiklik, bunun küresel ölçekte olmasıdır. Ülkeler arasında ticaret engelleri ortaya çıkıyor ve deniz taşımacılığı aktif olarak siyasi bir silah olarak kullanılıyor. Bunu bir süredir Kızıldeniz’de görüyoruz. Şimdi aynı şeyi Hürmüz Boğazı’nda da görüyoruz,” ifadelerini kullandı.
Westfal-Larsen, çatışmalarda birkaç denizcinin hayatını kaybettiğini de sözlerine ekledi:
“Eskiden bu, hesaplayabileceğiniz, protokoller aracılığıyla değerlendirebileceğiniz bir riskti. Fakat bu büyüklükteki riskler söz konusu olduğunda, risk çok yüksek olduğu için üyelerimize uzak durmalarını tavsiye etmek zorundayız.”
DryDel Shipping’in başkanı ve CEO’su Costas Delaportas, şirketlerin artık sefer planlarken jeopolitik şokları, yaptırım risklerini ve yakıt kıtlığını rutin olarak hesaba katmak zorunda olduğunu söyledi.
Delaportas, “Bir gün içinde kuralların hızla değiştiğini görebilirsiniz. Her şeyi doğru yapmış olsanız bile, bir gecede kendinizi değişikliklerle karşı karşıya bulabilirsiniz,” dedi.
Bu belirsizlik, yatırım kararlarını da etkiliyor. Dünyanın en büyük kuru yük nakliye şirketlerinden biri olan Star Bulk Carriers’ın strateji direktörü Charis Plakantonaki, piyasa koşulları netleşene kadar şirketinin yeni gemi siparişlerini askıya aldığını ve likiditeyi koruduğunu belirtti.
Fakat sektör liderleri jeopolitik istikrarsızlığı giderek daha fazla kabullenirken, politika yapıcılar bunu olağan bir durum olarak görmemeleri konusunda uyarıda bulundu.
Avrupa Ulaştırma Komiseri Apostolos Tzitzikostas, Hürmüz Boğazındaki krizi örnek göstererek, acil durumların kalıcı bir gerçekliğe dönüşmesine izin vermemeleri konusunda uyarıda bulundu.
Tzitzikostas, pazartesi günü Posidonia’nın açılış töreninde, “Hürmüz Boğazının kapatılmasını yeni bir normal olarak görmeye başlamamızın gerçek bir tehlikesi var. Bu son derece sorunlu ve, söylememe izin verirseniz, tehlikeli bir durum,” dedi.
Komiser, uluslararası sularda kısıtlamaları, fiili geçiş ücretlerini veya zorlayıcı uygulamaları kabul etmenin, deniz ticaretinin temellerini sarsabilecek bir emsal teşkil edeceği konusunda uyarıda bulundu:
“Bugün geri adım atarsak, bu çok tehlikeli bir emsal oluşturacak ve nihayetinde on yıllar boyunca inşa edilen denizcilik ilkelerini tehlikeye atacaktır.”
Diplomasi
NATO, Rusya sınırında geniş kapsamlı hava tatbikatı başlattı

NATO, Rusya ile sınırı bulunan ülkelerin hava kuvvetlerinin katılımıyla Ramstein Flag 2026 tatbikatına başladı. İki hafta sürecek manevralarda 200’den fazla hava aracı görev alırken, ittifakın doğu kanadının savunma kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
NATO, Rusya ile sınırı bulunan ülkelerin askeri hava unsurlarının katılımıyla Ramstein Flag 2026 tatbikatına başladı.
İttifakın Hava Kuvvetleri Komutanlığı basın servisi tarafından yapılan açıklamaya göre, söz konusu askeri manevralar iki hafta boyunca devam edecek.
Geniş kapsamlı tatbikatta savaş uçakları, Boeing E-3A tipi havadan erken ihbar ve kontrol uçakları, RQ-4D Phoenix insansız hava araçlarının yanı sıra nakliye, havada yakıt ikmali, keşif ve gözetleme araçlarından oluşan 200’den fazla hava aracı görev alıyor.
Manevralar kapsamında, aralarında otoyol bölümlerinin de yer aldığı 20’yi aşkın platformdan her gün yaklaşık 150 uçuş yapılması planlanıyor.
Askeri manevraların ana aşamaları Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya ve İspanya’da yürütülüyor. NATO yetkilileri, tatbikatın ittifakın doğu kanadının savunma kabiliyetini artırmayı amaçlayan Doğu Gözcüsü programı çerçevesinde organize edildiğini bildirdi.
Diğer yandan ittifakın ortaklık faaliyetleri kapsamında mayıs ayında Sırbistan, tarihinin ilk ortak askeri tatbikatını NATO ile gerçekleştirmişti.
Sırbistan, İtalya, Romanya ve Türkiye’den yaklaşık 600 askerin katıldığı bu manevraları, aralarında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu bazı Kuzey Atlantik İttifakı ülkelerinden gelen gözlemciler de yerinde takip etmişti.
Görüş6 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi4 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor










