Diplomasi
SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir

Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in halka arzı, Almanya ve Avrupa ekonomileri için ciddi sorunlar yaratma tehlikesi taşıyor.
12 Haziran’da gerçekleştirilmesi planlanan rekor kıran halka arzın, 75 milyar dolarlık bir kaynak yaratması ve şirketin piyasa değerini 1,75 trilyon dolara çıkarması bekleniyor.
Her zamankinden farklı olarak, halka arz Alman ve Avrupalı yatırımcılara özellikle cazip seçenekler sunuyor ve bu da Avrupa’dan potansiyel bir sermaye kaçışı endişesini doğuruyor.
Buna ek olarak, SpaceX’in iştiraki Starlink, yüksek sinyal gecikmesi nedeniyle geleneksel karasal mobil iletişim pazarı için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.
Bu durum, Deutsche Telekom ve iştiraki T-Mobile gibi şirketleri etkileyecek.
“Şişirilmiş fiyatlama” korkusu
Öte yandan rekor değerlemenin ardındaki finansal veriler, şüpheye yol açacak pek çok neden sunuyor.
SpaceX’in şu anda faaliyet gösterdiği üç iş biriminden, yani roket bölümü, Starlink uydu şubesi ve sosyal medya platformu X’i de içeren yapay zeka şirketi xAI’dan sadece ikincisi kârlı.
SpaceX’in gelirleri artarken, zararları da artıyor. 2025 yılında şirket, bir önceki yıla göre üçte bir artışla yaklaşık 18,7 milyar dolarlık gelir elde etti ama aynı zamanda 5 milyar dolara yakın zarar kaydetti.
Yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde, yaklaşık 4,7 trilyon dolarlık gelirle, zararlar kabaca 4,3 milyar dolara ulaştı.
xAI, 2,47 milyar dolarlık faaliyet zararıyla bilançoda büyük bir delik açtı.
Sonuç olarak, bir Danimarka emeklilik fonu, şirketin değerlemesinin “cömertçe şişirildiğini” ve fiyatlandırmanın “iktisadi gerçeklerden çok Musk’ın anlatılarına” göre belirlendiğini öne sürerek SpaceX’i kara listeye aldı.
SpaceX, büyüme umutlarının çoğunu yapay zekaya bağlamış durumda ve grubun gelir planları, uzayda güneş enerjisiyle çalışan veri merkezleri de dahil olmak üzere, henüz geliştirilmemiş teknolojilere önemli ölçüde dayanıyor.
Reuters’a göre, şirket yapay zeka sektöründe 28,5 trilyon dolarlık potansiyel bir pazarı hedefliyor.
Berenberg’den “sermaye ABD’ye kaçıyor” uyarısı
ABD’deki halka arzlarda alışılageldik olanın aksine, SpaceX halka arzına Almanya ve Avrupa’dan gelen bireysel yatırımcıların katılımı kolaylaştırıldı.
Berlin merkezli fintek şirketi Trade Republic, Avrupalı müşterilerinin bir uygulama aracılığıyla doğrudan SpaceX hisselerine abone olabileceğini duyurdu.
Bu durum, Avrupa ekonomisi için sorunlara yol açma tehdidi oluşturuyor. Berenberg Bank’ın baş ekonomisti Holger Schmieding, sermayenin ABD’ye çekildiğine dair uyarıda bulunuyor.
Schmieding şunları söylüyor:
“Bu devasa halka arzlar, spekülasyonun ağır etkisinde kalan değerlemelerle sermayeyi emiyor. Bu durum, Avrupa’daki yatırımların finansmanını zorlaştırıyor.”
Aynı zamanda, Hong Kong dahil Çin’den gelen yatırımcıların “güvenlik nedenleriyle” SpaceX halka arzına erişimi engellendi.
ABD, kritik teknolojilerin ihracatı konusunda düzenleyici ve uyum kısıtlamaları uyguladığı için, baş sigortacılara Çin’deki yatırımcılardan sipariş kabul etmemeleri talimatı verildi.
Starlink’ten Alman telekom devlerine sinyal darbesi
Bu arada, SpaceX’in son dönemde dünya çapında (ve özellikle Avrupa’da) gösterdiği genişleme, geleneksel karasal iletişim sektöründe, özellikle de Deutsche Telekom’da bir miktar belirsizliğe yol açıyor.
Uydu iletişimi, SpaceX veya Starlink’ten çok önce de mevcuttu ama temel bir sorunla karşı karşıyaydı: Uydular, genellikle 35.000 kilometre yükseklikte olmak üzere, yüksek irtifalarda Dünya’nın yörüngesinde dönüyordu.
Bu mesafeden sinyalin tekrar Dünya’ya ulaşması nispeten uzun sürer; gecikme yarım saniyeye, bazen daha da fazlasına ulaşır ve bu da video akışını ve sorunsuz internet taramasını imkansız hale getirir.
Starlink ise, 340 ila 550 kilometre yükseklikteki alçak Dünya yörüngesine 10.000’den fazla uydu yerleştirerek modeli temelden değiştirdi; sinyalin iletilmesi artık sadece 20 milisaniye sürüyor.
Buna karşılık, Almanya’da Deutsche Telekom, Vodafone ve Telefónica tarafından işletilenler gibi modern bir 5G ağının gecikme süresi 15 ila 25 milisaniye.
Ayrıca, Starlink, uzaya 15.000 uydu daha yerleştirmek için ABD Federal İletişim Komisyonu’ndan (FCC) onay aldı.
Bu da birçok kişinin, SpaceX’in uzun vadede kendisi bir mobil ağ operatörü olmayı ve yerleşik sağlayıcıların yerini almayı planladığına inanmasına neden oldu.
Alman telekom şirketleri Starlink ile işbirliğinden başka yol görmüyor
Deutsche Telekom CEO’su Timotheus Höttges, her halükarda bunu şirketi için bir meydan okuma olarak görüyor ve “Starlink’in kesinlikle birinci sınıf bir teknoloji şirketi olduğunu teyit edebilirim. Ejderhayla savaşamıyorsanız, ejderhaya binin,” diyor.
Höttges, Telekom’un ağ operatörü olarak Starlink ile mevcut işbirliğini sürdürmeyi hedefliyor; bu, Starlink’in şu anda altı kıtada sürdürdüğü 35 işbirliğinden biri.
Deutsche Telekom CEO’su, Starlink’in karasal ağın yerini hiçbir zazman alamayacağını umuyor. Fakat rakamlar aksini gösteriyor. 1,75 trilyon dolarlık değerlemesine sahip SpaceX, en önemli Avrupalı rakibinden çok daha fazlasını başarabilir.
Deutsche Telekom’un değeri 150 milyar dolar, T-Mobile’ınki ise 209 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.
T-Mobile, hisse fiyatında şimdiden yüzde onluk bir düşüş yaşadı; hisse başına fiyat, on iki ay önceki yaklaşık 210 dolardan bugün yaklaşık 190 dolara geriledi.
Öte yandan, Starlink ABD’de mobil spektrum için şimdiden bir teklif sunmuş durumda; şirketin sektörde yerini sağlamlaştırması halinde, T-Mobile’ın ABD’deki büyümesi baskı altında kalabilir.
Bu durum, piyasa değerinin yaklaşık dörtte üçünü ABD’deki faaliyetlerine bağlayan Deutsche Telekom için riski doğrudan artıracaktır.
Alman Starlink’i için adım atıldı
Bu arada, Avrupa’da Starlink’e rakip olacak bir şirket kurma çabaları ivme kazanıyor.
SpaceX halka arz hazırlıklarını sürdürürken, Alman Federal Kartel Ofisi, savunma ve teknoloji şirketleri Rheinmetall ve OHB’ye planladıkları uydu ortak girişimi için yeşil ışık yaktı.
Bu girişimle iki şirket, Alman Silahlı Kuvvetleri’nden (Bundeswehr) Starlink’e benzer bir askeri iletişim uydu ağı kurmak üzere milyarlarca avroluk bir ihaleye teklif vermeyi planlıyor.
OHB, uyduların üretiminden ve yer istasyonlarının kurulmasından sorumlu olacak, Rheinmetall ise ağları kuracak ve son kullanıcı cihazlarını üretecek.
Başlangıçta Rheinmetall-OHB ortak girişimi ile rekabet eden Fransız-Alman Airbus Grubu da projeye dahil edilecek.
Yeni üçlü ittifak, rekabeti ortadan kaldıran bir tekel oluşturuyor olsa da, Bundeswehr açısından projenin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyor ve sözleşmenin tek bir teklif sahibine verilmesi durumunda ortaya çıkabilecek hukuki anlaşmazlıkları önlemeye yardımcı oluyor.
Musk: Yörüngede veri merkezleri kurmak zor değil
SpaceX CEO’su Elon Musk, şirketin bu hafta gerçekleşecek büyük halka arzına hazırlanırken pazartesi günü yaptığı açıklamada, yörüngeye yapay zeka veri merkezleri kurmanın zor bir mühendislik sorunu olmadığını ileri sürdü.
Milyarder iş adamı, gerekli teknolojinin büyük bir kısmının mevcut Starlink uydu ağında halihazırda mevcut olduğunu belirtti.
Elon Musk, şirket tarafından yayınlanan bir video söyleşide, “Burada aktarmak istediğimiz şeylerden biri de, gerekli olan ama aslında var olmayan bir tür sihir gibi bir şeyin olmadığıdır,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bunların çoğu, Starlink V3 uyduları için halihazırda geliştirdiğimiz teknolojilerden oluşuyor. Halihazırda yaptığımız işlere kıyasla bunun çok zor bir sorun olduğunu düşünmüyoruz.”
Bu açıklamalar, yatırımcıların SpaceX’in yörünge yapay zeka veri merkezleri planlarını mercek altına aldığı bir dönemde geldi.
Bu planlar, şirketin değerinin yaklaşık 1,75 trilyon dolar olarak tahmin edildiği halka arz öncesinde, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin kilit unsurlarından birini oluşturuyor.
Yapay zeka uyduları için planlar sunuldu
Musk ve SpaceX mühendisi Ian Dahl, yörüngede bilgi işlem düğümleri olarak çalışacak, güneş enerjisiyle çalışacak ve ısıyı uzaya yayarak soğutulacak yapay zeka uyduları için planlarını açıkladı.
Şirket, bilgi işlem altyapısını yörüngeye yerleştirmenin, karasal yapay zeka veri merkezlerinin giderek daha fazla karşılaştığı bazı güç kısıtlamalarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini savunuyor.
Sunuma göre, önerilen ilk yapay zeka uydusu yaklaşık 150 kilovatlık tepe güç ve 120 kilovatlık sürekli hesaplama gücü üretecek.
Musk, bunun tipik olarak tepe güçte yaklaşık 140 kilovat tüketen tek bir Nvidia GB300 yapay zeka sunucu rafıyla kabaca karşılaştırılabilir olduğunu söyledi.
SpaceX, uyduların güneş panelleri ve termal yönetim sistemleri dahil olmak üzere, yeni nesil Starlink V3 uydularında halihazırda kullanıma sunulan teknolojilere büyük ölçüde dayanacağını belirtti.
Musk, SpaceX’in Teksas’ın Bastrop kentindeki yapay zeka uydu fabrikasının önümüzdeki yılın sonuna kadar önemli üretim hacimlerine ulaşmasını beklediğini söyledi.
Yörünge bilişim girişimi, SpaceX’in halka açılırken kendisini sadece bir fırlatma ve uydu iletişim şirketi olarak değil, aynı zamanda önemli bir yapay zeka altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası.
Diplomasi
Şahbaz Şerif: Üçlü pakt tamamen savunma amaçlı

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “tamamen savunma amaçlı” olduğunu vurguladı.
7 Ağustos’ta Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, imzacı devletlere, aralarından birine yönelik bir saldırıyı hepsine yönelik bir saldırı olarak değerlendirme yetkisi veriyor.
Pazartesi günü federal kabineye hitap eden Şerif, anlaşmanın amacının “bölgede barış, ilerleme ve refahı teşvik etmek” olduğunu savundu.
Pakistan lideri şöyle konuştu:
“Amacı kesinlikle herhangi bir saldırganlık değil. Anlaşma tamamen savunma amaçlı; bölgedeki barış, huzur ve ilerleme için. Bu anlaşmanın sadece bu üç ülke arasında değil, tüm İslam ümmeti için bir güç kaynağı olduğuna inanıyorum.”
Başbakan, anlaşmanın imzalanması vesilesiyle özellikle Başbakan Yardımcısı İshak Dar’ı ve Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir’i tebrik etti.
Başbakan, ortak savunma paktı için çabaların “yıllardır sürdüğünü ve geçen cuma günü somutlaştığını” söyledi.
Şerif, Pakistan ile Suudi Arabistan’ın Eylül 2025’te “Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması”nı imzalamış olduğunu, İslamabad ile Ankara arasında da “on yıllardır süren düzenlemeler” bulunduğunu hatırlattı.
Başbakan, Pakistan halkı ve ordusunun yıllardır Suudi kuvvetleriyle birlikte Mekke ve Medine gibi “dünyanın en kutsal yerlerini” savunmaktan onur duyduğunu söyledi.
Şerif, “Geçen yıl, Allah’ın lütfuyla bu düzenleme resmi olarak tanındı ve böylece uygun bir anlaşma imzalandı. Cuma günü imzalanan anlaşma, üçlü bir anlaşmanın imzalanmasıyla bunun bir başka uzantısı niteliğinde,” dedi.
Diplomasi
Güney Kore ve ABD yıllık askeri tatbikat düzenleyecek

Güney Kore ve ABD orduları, bölgesel tehditlere karşı savunmayı güçlendirmek amacıyla bu ayın ilerleyen günlerinde geniş çaplı askeri tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf aynı zamanda savaş zamanı operasyonel kontrol (OPCON) yetkisinin gelecekte Seul’e devredilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.
Her yıl düzenlenen Ulchi Freedom Shield tatbikatı, 17-27 Ağustos tarihlerinde Güney Kore’de gerçekleştirilecek. ABD Kore Kuvvetleri Halkla İlişkiler Direktörü Albay Ryan Donald, pazartesi günü düzenlenen ortak basın toplantısında tatbikatların “Pasifik’teki en büyük tatbikatlardan biri” olduğunu söyledi.
Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, tatbikatların savunma amaçlı olduğunu ve müttefiklerin ortak savunma duruşunu güçlendirmeyi hedeflediğini vurguladı. Donald, Güney Kore’nin resmi adını kullanarak, “Temel amacı Kore Cumhuriyeti’ne yönelik saldırganlığı caydırmak” dedi.
ABD, Güney Kore’de yaklaşık 28 bin 500 asker bulunduruyor. Bu askeri varlık, iki ülkenin 1950-1953 Kore Savaşı’nda aynı safta savaşmasının mirası niteliğinde.
Tatbikatlar, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yakında 30 bin ila 50 bin Kuzey Kore askerinin Rusya’ya gönderilebileceği yönündeki açıklamasının ardından gerçekleştirilecek. Zelenskiy, iddiasını hangi verilere dayandırdığını açıklamadı. Kuzey Kore ise daha önce Rusya’ya destek amacıyla Ukrayna’ya asker göndermişti.
Donald, “Kuzey Koreli askerler Ukrayna’ya konuşlandırıldı ve orada savaştı. Orada öğrendikleri dersleri Kuzey Kore’ye geri götürdüler. Bu, Kuzey Kore’nin kapasitesini değiştiriyor ve bizim eğitimlerimiz de bu tehdidi hesaba katıyor” dedi.
“Tatbikatların bir diğer hedefi de olası bir savaş durumunda Güney Kore’nin kendi birliklerinin komutasını devralacağı geleceğe hazırlık yapmak” olarak açıklandı. Bu mesele yıllardır tartışılıyor ancak henüz hayata geçirilmiş değil.
ABD Başkanı Donald Trump, uzun yıllardır Seul gibi ABD müttefiklerinin kendi savunma ihtiyaçlarının daha büyük bölümünün sorumluluğunu üstlenmesi ve ABD desteğine daha az bağımlı olması gerektiğini savunuyor. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung da ülkesinin savunma alanında daha fazla özerklik kazanması hedefini destekliyor ve geçen yıl haziranda başlayan beş yıllık tek görev dönemi içinde OPCON devrini tamamlamayı hedefliyor.
Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı pazartesi günü yayımladığı açıklamada, “Tatbikat, ittifak anlaşmaları doğrultusunda, koşullara bağlı savaş zamanı operasyonel kontrol devrine yönelik devam eden hazırlıkları desteklemek için de bir fırsat sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
ABD Kore Kuvvetleri’nden Donald ile Güney Koreli mevkidaşı Yüzbaşı Jang Do-young, devrin ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin ayrıntı vermeyi reddetti. Her iki isim de kararın, ikili ittifakın temelini oluşturan standartlar doğrultusunda karşılıklı mutabakatla alınacağını vurguladı.
Asya-Pasifik bölgesindeki operasyonlardan sorumlu ABD’li askeri yetkililer, Güney Kore’nin bölgedeki daha geniş kapsamlı ABD operasyonlarını desteklemek üzere bir üs olarak kullanılmasına ilişkin açıklamalar yaptı. Böyle bir gelişme bölgedeki ABD kuvvetlerinin rolünde önemli bir değişim anlamına gelecek.
ABD Kore Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Xavier Brunson, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda Güney Kore’nin Japonya ve Filipinler’le birlikte, ABD’nin Çin ve Rusya’ya karşı koymasını sağlayacak bir “kill web”in parçası olmasını istediğini açıkça dile getirdi.
Donald ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu yılki Ulchi Freedom Shield tatbikatının daha geniş kapsamlı herhangi bir bölgesel hedef taşımadığını ve “kesinlikle Güney Kore’nin savunmasına ve yarımadaya yönelik tüm doğrudan tehditlere karşı koymaya odaklandığını” vurguladı.
Diplomasi
Ukrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı

ABD Kongresi kayıtlarına göre, Ukrayna, Türkiye’den 70 adet uzun menzilli Kara Taktik Füze Sistemi (ATACMS) dahil olmak üzere önemli miktarda ABD yapımı savunma teçhizatı satın aldı.
Silah transferinin Ağustos ayı sonunda başlaması bekleniyor.
6 Ağustos tarihli Kongre tutanaklarına kaydedilen ABD Dışişleri Bakanlığı bildirisine göre, paket şunları içeriyor: 70 adet M39 ATACMS füzesi, 12 adet M270 çoklu fırlatma roket sistemi (MLRS), 2.000’den fazla parça tesirli mühimmat ve 47.000 adet obüs mermisi.
ATACMS, ABD’li üretici Lockheed Martin tarafından üretilen uzun menzilli balistik füze. M39 versiyonu, yaklaşık 165 kilometre (103 mil) menzile sahip daha eski bir model.
Yakında gerçekleşecek transfer, Türkiye’den MKE, ASFAT ve ARCA Savunma, Bulgaristan’dan VTIC International ile ABD’li Pansophico ve Patriot Defense Group gibi bir dizi özel şirket aracılığıyla gerçekleştirilecek.
Dışişleri Bakanlığı’na göre Türkiye, “finansal kaynaklarını mevcut sistemlerin modernizasyonu ve sürdürülebilirliğine odaklamak amacıyla eski savunma malzemeleri envanterini azaltmayı” hedefliyor.
Öte yandan Ukrayna, “Rus işgaline direnirken saldırı ve savunma ateş desteği yeteneklerini güçlendirmeyi” amaçlıyor.
Dışişleri Bakanlığı ayrıca, bu işlemin “ABD’nin güvenlik yardımı hedefleriyle uyumlu” olduğunu da belirtti.
280 milyon dolarlık satış ABD Kongresi belgelerinde ortaya çıktı
ABD Silah İhracat Kontrol Yasası, malzemenin ilk maliyetinin 14 milyon doları aşması durumunda, Kongre’nin üçüncü ülkelere yapılan Amerikan silah transferlerini incelemesini şart koşuyor.
Ukrayna’nın Türkiye’den alacağı paketin ilk satın alma değeri yaklaşık 280 milyon dolar.
Kongre, önümüzdeki iki hafta içinde silahların yeniden ihracatını yasaklayan ortak bir karar almadığı sürece, transfer otomatik olarak onaylanacak.
Ukrayna, Kiev’in uzun süren lobi faaliyetlerinin ardından, 2023 sonbaharında eski ABD Başkanı Joe Biden’dan kısa menzilli M39 ATACMS füzelerinin ilk partisini almıştı.
2024 yılının ilkbaharında ABD, 300 kilometreye kadar uçabilen geliştirilmiş modelleri tedarik etmeye başladı.
O dönemde Kiev’in bu füzeleri yalnızca işgal altındaki Ukrayna topraklarındaki hedeflere karşı kullanmasına izin veriliyordu.
Kasım 2024’te Ukrayna’ya nihayet Rusya sınırları içindeki hedeflere ATACMS füzeleri fırlatma izni verildi.
Geçtiğimiz yıl boyunca Ukrayna, stoklarının ciddi şekilde tükendiği anlaşıldığından ATACMS’leri sadece birkaç kez kullandı.
Ayrıca, ABD’nin İran’a karşı yürütülen savaş nedeniyle ATACMS’lerde ciddi bir kıtlık yaşadığı bildiriliyor.
M26 roketleri ve ATACMS balistik füzeleri, Ukrayna savaş alanında yüksek öneme sahip Rus hedeflerini imha etmek için oldukça etkili bir şekilde kullanıldı.
Bu başarılar arasında S-400 hava savunma sistemlerine ait fırlatıcıların ve radarların imha edilmesi, diğer radar sistemlerinin imha edilmesi ve Rus İskander-M balistik füze fırlatıcılarının etkisiz hale getirilmesi yer alıyor.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri şubat ayında, Donetsk bölgesindeki Novopetrivka yakınlarındaki bir Rus komuta tesisini başarıyla vurdu.
M26 ile elde edilen en önemli başarılardan biri, 1 Ocak 2023’te Donetsk bölgesindeki geçici bir kışlaya isabet ederek 89 Rus askeri personelinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıydı.
Rus elektronik harp faaliyetleri zaman zaman cephedeki hedeflere karşı bu füzelerin etkinliğini sınırlasa da, ATACMS’in 300 kilometrelik menzili, kritik altyapıya yönelik derin saldırılar düzenlemek için özellikle büyük değer taşıyor.
Bu saldırılar, Batı istihbaratından önemli ölçüde destek almıştı.
Türkiye’den taraflara Karadeniz’de moratoryum çağrısı
Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Karadeniz’de sivil gemilere yönelik bir dizi saldırının ardından Rusya ve Ukrayna’nın saldırılarına “moratoryum” çağrısında bulundu.
Fidan, AA’ya verdiği röportajda şunları söyledi:
“Çatışma tüm Karadeniz’e yayıldı. Başlangıçta limanları ve askeri gemileri hedef aldılar. Şimdi ise ayrım gözetmeksizin tüm ticari gemilere saldırıyorlar.”
Bakan, hedef alınan gemiler arasında Türkiye’ye ait veya Türk bayrağı taşıyan gemilerin de bulunduğunu belirtti.
Rusya Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’nın liman altyapısına ve Ukrayna ordusuna destek veren gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.
Bakanlık, Rus kuvvetlerinin Karadeniz’deki Odessa limanında, iletişim ve elektronik harp teçhizatı bulunan askeri depoları vurduğunu açıkladı.
Bakanlık, Mıkolaiv limanında ise Rus kuvvetlerinin askeri teçhizat taşıyan bir kargo gemisini ve silah ile askeri malzeme depolanan bir depoyu vurduğunu duyurdu.
Ayrıca, Ukrayna silahlı kuvvetleri için askeri malzeme taşıyan bir başka kuru yük gemisinin de Karadeniz’de vurulduğunu ekledi.
Cumartesi günü, Türkiye ile Ukrayna’yı birbirine bağlayan stratejik Trans-Balkan doğal gaz boru hattının yakınında, Romanya sınırına yakın bir bölgede bir insansız hava aracının patlamasının ardından Bulgaristan, kendisinin hedef olmadığını açıkladı.
Olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadı. Bulgaristan Savunma Bakanlığı, söz konusu insansız hava aracının “Ukrayna ordusu tarafından yaygın olarak kullanılan” bir tipte olduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanlığı ise AFP’ye yaptığı açıklamada, bu gelişme üzerine pazartesi günü Ukrayna büyükelçisini görüşmeye çağırdığını bildirdi.
Kiev, bir insansız hava aracının NATO hava sahasına girdiği son olayın “koşullarını netleştirmek için Bulgaristan tarafıyla yakın temas halinde” olduğunu belirtti.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Georgiy Tykhyi, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Bulgaristan’a kasıtlı olarak herhangi bir varlık yönlendirmediğini kesin olarak ifade edebiliriz,” dedi ve olaydan Rusya’nın işgalini sorumlu tuttu.
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş1 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan









