Bizi Takip Edin

Diplomasi

SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir

Yayınlanma

Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in halka arzı, Almanya ve Avrupa ekonomileri için ciddi sorunlar yaratma tehlikesi taşıyor.

12 Haziran’da gerçekleştirilmesi planlanan rekor kıran halka arzın, 75 milyar dolarlık bir kaynak yaratması ve şirketin piyasa değerini 1,75 trilyon dolara çıkarması bekleniyor.

Her zamankinden farklı olarak, halka arz Alman ve Avrupalı yatırımcılara özellikle cazip seçenekler sunuyor ve bu da Avrupa’dan potansiyel bir sermaye kaçışı endişesini doğuruyor.

Buna ek olarak, SpaceX’in iştiraki Starlink, yüksek sinyal gecikmesi nedeniyle geleneksel karasal mobil iletişim pazarı için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.

Bu durum, Deutsche Telekom ve iştiraki T-Mobile gibi şirketleri etkileyecek.

“Şişirilmiş fiyatlama” korkusu

Öte yandan rekor değerlemenin ardındaki finansal veriler, şüpheye yol açacak pek çok neden sunuyor.

SpaceX’in şu anda faaliyet gösterdiği üç iş biriminden, yani roket bölümü, Starlink uydu şubesi ve sosyal medya platformu X’i de içeren yapay zeka şirketi xAI’dan sadece ikincisi kârlı.

SpaceX’in gelirleri artarken, zararları da artıyor. 2025 yılında şirket, bir önceki yıla göre üçte bir artışla yaklaşık 18,7 milyar dolarlık gelir elde etti ama aynı zamanda 5 milyar dolara yakın zarar kaydetti.

Yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde, yaklaşık 4,7 trilyon dolarlık gelirle, zararlar kabaca 4,3 milyar dolara ulaştı.

xAI, 2,47 milyar dolarlık faaliyet zararıyla bilançoda büyük bir delik açtı.

Sonuç olarak, bir Danimarka emeklilik fonu, şirketin değerlemesinin “cömertçe şişirildiğini” ve fiyatlandırmanın “iktisadi gerçeklerden çok Musk’ın anlatılarına” göre belirlendiğini öne sürerek SpaceX’i kara listeye aldı. 

SpaceX, büyüme umutlarının çoğunu yapay zekaya bağlamış durumda ve grubun gelir planları, uzayda güneş enerjisiyle çalışan veri merkezleri de dahil olmak üzere, henüz geliştirilmemiş teknolojilere önemli ölçüde dayanıyor.

Reuters’a göre, şirket yapay zeka sektöründe 28,5 trilyon dolarlık potansiyel bir pazarı hedefliyor.

Berenberg’den “sermaye ABD’ye kaçıyor” uyarısı

ABD’deki halka arzlarda alışılageldik olanın aksine, SpaceX halka arzına Almanya ve Avrupa’dan gelen bireysel yatırımcıların katılımı kolaylaştırıldı.

Berlin merkezli fintek şirketi Trade Republic, Avrupalı müşterilerinin bir uygulama aracılığıyla doğrudan SpaceX hisselerine abone olabileceğini duyurdu.

Bu durum, Avrupa ekonomisi için sorunlara yol açma tehdidi oluşturuyor. Berenberg Bank’ın baş ekonomisti Holger Schmieding, sermayenin ABD’ye çekildiğine dair uyarıda bulunuyor.

Schmieding şunları söylüyor:

“Bu devasa halka arzlar, spekülasyonun ağır etkisinde kalan değerlemelerle sermayeyi emiyor. Bu durum, Avrupa’daki yatırımların finansmanını zorlaştırıyor.”

Aynı zamanda, Hong Kong dahil Çin’den gelen yatırımcıların “güvenlik nedenleriyle” SpaceX halka arzına erişimi engellendi.

ABD, kritik teknolojilerin ihracatı konusunda düzenleyici ve uyum kısıtlamaları uyguladığı için, baş sigortacılara Çin’deki yatırımcılardan sipariş kabul etmemeleri talimatı verildi.

Starlink’ten Alman telekom devlerine sinyal darbesi

Bu arada, SpaceX’in son dönemde dünya çapında (ve özellikle Avrupa’da) gösterdiği genişleme, geleneksel karasal iletişim sektöründe, özellikle de Deutsche Telekom’da bir miktar belirsizliğe yol açıyor.

Uydu iletişimi, SpaceX veya Starlink’ten çok önce de mevcuttu ama temel bir sorunla karşı karşıyaydı: Uydular, genellikle 35.000 kilometre yükseklikte olmak üzere, yüksek irtifalarda Dünya’nın yörüngesinde dönüyordu.

Bu mesafeden sinyalin tekrar Dünya’ya ulaşması nispeten uzun sürer; gecikme yarım saniyeye, bazen daha da fazlasına ulaşır ve bu da video akışını ve sorunsuz internet taramasını imkansız hale getirir.

Starlink ise, 340 ila 550 kilometre yükseklikteki alçak Dünya yörüngesine 10.000’den fazla uydu yerleştirerek modeli temelden değiştirdi; sinyalin iletilmesi artık sadece 20 milisaniye sürüyor.

Buna karşılık, Almanya’da Deutsche Telekom, Vodafone ve Telefónica tarafından işletilenler gibi modern bir 5G ağının gecikme süresi 15 ila 25 milisaniye.

Ayrıca, Starlink, uzaya 15.000 uydu daha yerleştirmek için ABD Federal İletişim Komisyonu’ndan (FCC) onay aldı.

Bu da birçok kişinin, SpaceX’in uzun vadede kendisi bir mobil ağ operatörü olmayı ve yerleşik sağlayıcıların yerini almayı planladığına inanmasına neden oldu.

Alman telekom şirketleri Starlink ile işbirliğinden başka yol görmüyor

Deutsche Telekom CEO’su Timotheus Höttges, her halükarda bunu şirketi için bir meydan okuma olarak görüyor ve “Starlink’in kesinlikle birinci sınıf bir teknoloji şirketi olduğunu teyit edebilirim. Ejderhayla savaşamıyorsanız, ejderhaya binin,” diyor.

Höttges, Telekom’un ağ operatörü olarak Starlink ile mevcut işbirliğini sürdürmeyi hedefliyor; bu, Starlink’in şu anda altı kıtada sürdürdüğü 35 işbirliğinden biri.

Deutsche Telekom CEO’su, Starlink’in karasal ağın yerini hiçbir zazman alamayacağını umuyor. Fakat rakamlar aksini gösteriyor. 1,75 trilyon dolarlık değerlemesine sahip SpaceX, en önemli Avrupalı rakibinden çok daha fazlasını başarabilir.

Deutsche Telekom’un değeri 150 milyar dolar, T-Mobile’ınki ise 209 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

T-Mobile, hisse fiyatında şimdiden yüzde onluk bir düşüş yaşadı; hisse başına fiyat, on iki ay önceki yaklaşık 210 dolardan bugün yaklaşık 190 dolara geriledi.

Öte yandan, Starlink ABD’de mobil spektrum için şimdiden bir teklif sunmuş durumda; şirketin sektörde yerini sağlamlaştırması halinde, T-Mobile’ın ABD’deki büyümesi baskı altında kalabilir.

Bu durum, piyasa değerinin yaklaşık dörtte üçünü ABD’deki faaliyetlerine bağlayan Deutsche Telekom için riski doğrudan artıracaktır.

Alman Starlink’i için adım atıldı

Bu arada, Avrupa’da Starlink’e rakip olacak bir şirket kurma çabaları ivme kazanıyor.

SpaceX halka arz hazırlıklarını sürdürürken, Alman Federal Kartel Ofisi, savunma ve teknoloji şirketleri Rheinmetall ve OHB’ye planladıkları uydu ortak girişimi için yeşil ışık yaktı.

Bu girişimle iki şirket, Alman Silahlı Kuvvetleri’nden (Bundeswehr) Starlink’e benzer bir askeri iletişim uydu ağı kurmak üzere milyarlarca avroluk bir ihaleye teklif vermeyi planlıyor.

OHB, uyduların üretiminden ve yer istasyonlarının kurulmasından sorumlu olacak, Rheinmetall ise ağları kuracak ve son kullanıcı cihazlarını üretecek.

Başlangıçta Rheinmetall-OHB ortak girişimi ile rekabet eden Fransız-Alman Airbus Grubu da projeye dahil edilecek.

Yeni üçlü ittifak, rekabeti ortadan kaldıran bir tekel oluşturuyor olsa da, Bundeswehr açısından projenin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyor ve sözleşmenin tek bir teklif sahibine verilmesi durumunda ortaya çıkabilecek hukuki anlaşmazlıkları önlemeye yardımcı oluyor.

Musk: Yörüngede veri merkezleri kurmak zor değil

SpaceX CEO’su Elon Musk, şirketin bu hafta gerçekleşecek büyük halka arzına hazırlanırken pazartesi günü yaptığı açıklamada, yörüngeye yapay zeka veri merkezleri kurmanın zor bir mühendislik sorunu olmadığını ileri sürdü.

Milyarder iş adamı, gerekli teknolojinin büyük bir kısmının mevcut Starlink uydu ağında halihazırda mevcut olduğunu belirtti.

Elon Musk, şirket tarafından yayınlanan bir video söyleşide, “Burada aktarmak istediğimiz şeylerden biri de, gerekli olan ama aslında var olmayan bir tür sihir gibi bir şeyin olmadığıdır,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bunların çoğu, Starlink V3 uyduları için halihazırda geliştirdiğimiz teknolojilerden oluşuyor. Halihazırda yaptığımız işlere kıyasla bunun çok zor bir sorun olduğunu düşünmüyoruz.”

Bu açıklamalar, yatırımcıların SpaceX’in yörünge yapay zeka veri merkezleri planlarını mercek altına aldığı bir dönemde geldi.

Bu planlar, şirketin değerinin yaklaşık 1,75 trilyon dolar olarak tahmin edildiği halka arz öncesinde, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin kilit unsurlarından birini oluşturuyor.

Yapay zeka uyduları için planlar sunuldu

Musk ve SpaceX mühendisi Ian Dahl, yörüngede bilgi işlem düğümleri olarak çalışacak, güneş enerjisiyle çalışacak ve ısıyı uzaya yayarak soğutulacak yapay zeka uyduları için planlarını açıkladı.

Şirket, bilgi işlem altyapısını yörüngeye yerleştirmenin, karasal yapay zeka veri merkezlerinin giderek daha fazla karşılaştığı bazı güç kısıtlamalarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini savunuyor.

Sunuma göre, önerilen ilk yapay zeka uydusu yaklaşık 150 kilovatlık tepe güç ve 120 kilovatlık sürekli hesaplama gücü üretecek.

Musk, bunun tipik olarak tepe güçte yaklaşık 140 kilovat tüketen tek bir Nvidia GB300 yapay zeka sunucu rafıyla kabaca karşılaştırılabilir olduğunu söyledi.

SpaceX, uyduların güneş panelleri ve termal yönetim sistemleri dahil olmak üzere, yeni nesil Starlink V3 uydularında halihazırda kullanıma sunulan teknolojilere büyük ölçüde dayanacağını belirtti.

Musk, SpaceX’in Teksas’ın Bastrop kentindeki yapay zeka uydu fabrikasının önümüzdeki yılın sonuna kadar önemli üretim hacimlerine ulaşmasını beklediğini söyledi.

Yörünge bilişim girişimi, SpaceX’in halka açılırken kendisini sadece bir fırlatma ve uydu iletişim şirketi olarak değil, aynı zamanda önemli bir yapay zeka altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası.

Diplomasi

Hindistan, güvenlik kaygılarıyla Starlink iznini bekletiyor

Yayınlanma

Bloomberg’in haberine göre Hindistan, Elon Musk’ın uydu internet hizmeti Starlink’in ülkede faaliyete başlaması için gereken nihai güvenlik onaylarını fiilen askıya aldı. SpaceX’in beklenen halka arzından günler önce geldi.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Hindistan, Elon Musk’ın uydu internet hizmeti Starlink’in ülkede faaliyete başlaması için gereken nihai izin sürecini durdurdu.

Kaynaklar, Hindistan İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik birimlerinin daha önce verilmesi beklenen son onayları geri çektiğini aktardı.

Habere göre kararın arkasında, Starlink terminallerinin İran’da hizmet için lisans bulunmamasına rağmen savaşta kullanılması var.

Yeni Delhi yönetiminin, jeopolitik gerilim dönemlerinde ABD merkezli operatör üzerindeki denetim imkanlarının sınırlı olabileceğinden endişe duyduğu belirtildi.

Starlink yaklaşık bir yıl önce Hindistan’da Küresel Mobil Kişisel Haberleşme Uydu Hizmetleri (GMPCS) lisansını almış ve bu sayede faaliyet hazırlıklarına başlamıştı. Ancak şirketin hizmete geçebilmesi için gerekli olan nihai güvenlik izni henüz verilmedi.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre Hintli yetkililer, şirketten yerel düzenlemelere uyacağına dair güvence talep ediyor. Yetkililer, bu yükümlülüklerin yabancı devletlerden gelebilecek taleplerle çelişmesi durumunda dahi uygulanmasını istiyor.

Kararın, SpaceX’in NASDAQ’da gerçekleştirmesi beklenen halka arzından yalnızca birkaç gün önce alınması dikkat çekti.

Starlink, şirketin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Ajansın değerlendirmesine göre Starlink’in Çin’de fiilen faaliyet gösterememesinin ardından Hindistan’daki sürecin de durması, şirketi dünyanın en büyük geniş bant internet erişimi olmayan pazarlarından birinden uzak tutabilir.

Bloomberg’in aktardığına göre haziran ayının başında uzay teknolojileri ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren SpaceX, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna (SEC) yaptığı başvuruda halka arzda hisse başına 135 dolar ile rekor düzeyde sabit bir fiyat belirlemeyi planladığını bildirdi. Şirketin bu yolla yaklaşık 75 milyar dolar kaynak toplamayı hedeflediği belirtildi.

Elon Musk ise 2024 yılında Hindistan’da silahlı gruplar ve suç örgütlerinin Starlink kullandığı yönündeki haberleri reddetmişti. Musk, uydu internet hizmetinin Hindistan’da çalışmadığını söylemişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Savaşlar uydu sektörüne ilgiyi artırdı

Yayınlanma

Bloomberg’e göre, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmaların ardından Avrupa’da uydu şirketlerine yönelik yatırımcı ilgisi hızla arttı. Hükümetlerin istihbarat ve askeri amaçlarla uydu teknolojilerine daha fazla önem vermesi, sektördeki şirketlerin değerlemelerini ve finansman olanaklarını yükseltti. Finlandiyalı Iceye bu eğilimin öne çıkan şirketlerinden biri oldu.

Bloomberg’in haberine göre, dünyada art arda yaşanan askeri çatışmalar Avrupa’daki uydu şirketlerine yönelik yatırımcı ilgisini hızlandırdı.

Haberde, hükümetlerin “insansız savaş” dönemine hazırlık yaptığı ve bu nedenle uydu teknolojilerine daha fazla kaynak ayırdığı belirtildi.

Hr türlü hava koşulunda ve günün her saatinde Dünya gözlem verileri sağlayan Finlandiyalı girişim Iceye sektörün öne çıkan şirketlerinden biri haline geldi.

Şirket, Almanya hükümetinin yanı sıra Finlandiya, İsveç, Polonya, Portekiz, Yunanistan ve Hollanda’nın savunma kurumlarıyla sözleşmeler imzaladı.

Iceye’nin filosunda sentetik açıklıklı radar teknolojisine sahip 70’ten fazla uydu bulunuyor. Bu uydular bulutların, dumanın ve karanlığın içinden veri toplayarak yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edebiliyor.

Bloomberg, bu teknolojinin Ukrayna’da askeri hareketliliğin izlenmesinde kullanıldığını, şirketin şimdi ise Basra Körfezi’ni izlediğini yazdı.

Habere göre şirketin değeri son altı ayda dört kat artarak 10 milyar avroya (12 milyar dolar) ulaştı.

Iceye, Finlandiya’nın en büyük fonları, Nokia ve Katar Yatırım Otoritesi’nden toplam 450 milyon avro yeni yatırım aldı. Finlandiya devletinin şirketteki payı da yüzde 12’ye yükseldi.

Diğer Avrupa merkezli uydu girişimleri de önemli finansman sağladı. Almanya merkezli Isar Aerospace 270 milyon avroluk yatırım turunu tamamlarken, Polonyalı Creotech Instruments 481 milyon zloti (114 milyon dolar) kaynak topladı.

Molten Ventures’ın Üst Yöneticisi ve Iceye’nin ilk yatırımcılarından Ben Wilkinson, “Ukrayna’daki savaş ve ardından İran’daki savaş, herkese uydu görüntülerinden istihbarat elde etme kapasitesine sahip olmaları gerektiğini ve bunun olmadan yapamayacaklarını gösterdi” dedi.

Wilkinson, savaş senaryolarının değiştiğini belirterek, “İnsansız savaşla birlikte herkesin ne yaptığını görebilmeniz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bloomberg’e göre Ortadoğu’daki çatışma bu eğilimi daha da güçlendirdi. Hükümetler, kriz dönemlerinde yabancı kaynaklı verilere erişimin kısıtlanabileceği endişesiyle kendi uydu takımyıldızlarını kurma veya satın alma planlarını hızlandırıyor.

Haberde, sektöre yönelik yatırımcı ilgisinin Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in beklenen halka arzından da destek aldığı belirtildi. Bu halka arzın 1,75 trilyon dolar değerlemeyle tarihin en büyük halka arzı olması bekleniyor.

Aracı kurum Trigon’un analisti Petr Hodyra, “Yatırımcılar, yalnızca Avrupa Uzay Ajansı’nın değil, Avrupa genelindeki hükümetlerin de uydu bütçelerini artırdığını görüyor. Bunun nedeni, bu teknolojinin askeri amaçlar açısından giderek daha önemli hale gelmesi” dedi. Hodyra, “Geçici bir heyecan değil, tamamen yeni bir sektörün ortaya çıkışını görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

ABD uzay kuvvetleri SpaceX ile anlaşma yaptı

ABD Uzay Kuvvetleri mayıs ayının sonunda SpaceX ile askeri kullanım için korumalı ve yüksek hızlı bir uydu iletişim ağı kurulmasını öngören 2,29 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı.

Söz konusu ağın, dünya genelindeki askeri sensörler ile silah platformları arasında veri aktarımı sağlaması planlanıyor. Anlaşma kapsamında Uzay Kuvvetleri’ne 2027 sonuna kadar çalışır durumdaki bir prototip teslim edilecek.

Rusya Silahlı Kuvvetleri Ana Haberleşme Dairesi Başkanı Valeriy Tişkov ise şubat ayında yaptığı açıklamada, bazı Rus birliklerinin Starlink terminalleri kullandığını söylemişti.

Tişkov, bu terminallerin öncelikle Ukrayna birliklerini yanıltmak ve onlara derinlikte saldırılar düzenlemek amacıyla kullanıldığını belirtmişti.

Bundan önce Elon Musk, Starlink’i “Ukrayna ordusunun omurgası” olarak nitelendirmiş ve bu hizmet olmadan Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini söylemişti. Bununla birlikte SpaceX, gerilimin büyümesini önlemek amacıyla zaman zaman Ukrayna ordusunun internet erişimini sınırlandırmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

IMF, Ermenistan için 25 milyon dolarlık krediyi onayladı

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu, Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Ermenistan için 25 milyon dolardan fazla kaynak tahsisini onayladı. Stand-by düzenlemesi kapsamında onaylanan bu programın, “ekonomik istikrarı korumayı” ve “uzun vadeli büyümeyi desteklemeyi amaçladığı” iddia edildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisinin parlamento seçimlerinde elde ettiği zaferin ardından, Ermenistan’a 25 milyon dolardan fazla kaynak aktarılmasını onayladı.

IMF’nin internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, fonun icra kurulu Ermenistan ile yapılan stand-by düzenlemesinin (SBA) birinci gözden geçirme sürecini tamamladı.

Bu gelişme, Erivan yönetiminin yaklaşık 25,1 milyon dolara tekabül eden 18,4 million SDR (özel çekme hakları) tutarındaki bir meblağa erişim sağlamasına imkan tanıyor.

Stand-by düzenlemesi programı; ekonomik ve mali istikrarın korunması, ayrıca sürdürülebilir, kapsayıcı ve uzun vadeli ekonomik büyümenin güvence altına alınması amacıyla devlet politikasını ve reform programını desteklemeyi hedefliyor.

Söz konusu anlaşma kapsamında sağlanan toplam erişim imkanı 36,8 milyon SDR’ye (yaklaşık 50,2 milyon dolar) ulaştı.

IMF kurulu tarafından 1 Aralık 2025 tarihinde onaylanan bu anlaşma, Ermeni makamları tarafından bir ihtiyati tedbir olarak değerlendirilmeye devam ediyor. İhtiyati düzenleme statüsü, katılımcı ülkenin belirlenen tutarı alma hakkına sahip olduğu ancak bunu yapma zorunluluğunun bulunmadığı ve kaynaktan feragat edebileceği anlamına geliyor.

IMF, programın genel olarak planlandığı gibi ilerlediğini kaydediyor. Açıklamada, geçen yılın aralık ayı sonu itibarıyla tüm nicel performans kriterlerinin karşılandığı ifade edildi.

Fon, ekonominin dayanıklılığını artırmaya yönelik çabaların sürdürülmesi gerektiğine işaret ederek, ihracatın çeşitlendirilmesini ve iş ortamının iyileştirilmesini amaçlayan yapısal reformları memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.

Ermenistan’da Ulusal Meclis seçimleri 7 Haziran tarihinde gerçekleştirildi. Merkez Seçim Komisyonunun verilerine göre, Paşinyan’ın “Sivil Sözleşme” partisi oyların yüzde 49,81’ini alarak tek başına hükümet kurma yetkisini korudu.

Seçimlerin ardından açıklama yapan Paşinyan, vatandaşların devletleşme, bağımsızlık ve barış rotasını desteklediğini ifade etti.

Aynı zamanda muhalefet, oylama sonuçlarını tanımayı reddederek oyların yeniden sayılması çağrısında bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, seçimlerin muhalif güçlere ve Ermeni Apostolik Kilisesi’ne yönelik baskıların gölgesinde yapıldığını belirtti.

AGİT misyonu da hazırladığı raporda, seçim kampanyasının çatışmacı bir nitelik taşıdığına dikkat çekti.

Seçimlerden önce, 4 Haziran tarihinde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Von der Leyen, “Rusya’nın ekonomik baskısı” nedeniyle AB’nin Ermenistan’a yönelik, 50 milyon avroyu aşan mali yardımı da içeren destek önlemleri hazırladığını beyan etti.

Ermenistan hükümeti, 2025 yılının başında Avrupa entegrasyonuna ilişkin yasa tasarısını onaylamıştı. Paşinyan, o dönemde yaptığı açıklamada belgenin Avrupa Birliği’ne otomatik katılım anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Bu süreçlerin yaşandığı sırada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan’a Erivan’ın aynı anda hem AB hem de Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile gümrük birliği içinde bulunamayacağını ihtar etti.

Ermeni makamları ise AEB’den ayrılma konusunun gündemde olmadığını ve Erivan’ın Rusya ile ilişkileri korumakla ilgilendiğini defalarca dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English