Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukrayna’nın AB müzakerelerinde Macar azınlığı şartı

Yayınlanma

Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orban, Kiev yönetiminin Zakarpatya’daki Macar azınlığın haklarını iade etmeye yönelik anlaşmaya uymaması halinde, Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin durdurulabileceğini açıkladı. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de genişleme sürecinin zorluğuna işaret ederek her iki tarafın da hazır olması gerektiğini belirtti.

Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakereleri, Kiev yönetiminin Zakarpatya bölgesindeki Macar ulusal azınlığının haklarının iade edilmesine yönelik Budapeşte ile vardığı anlaşmaları yerine getirmemesi halinde durdurulabilir.

Açıklama, Lüksemburg’daki AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orban’dan geldi.

Budapeşte ile Kiev’in 3 Haziran’da Zakarpatya’daki etnik Macarların siyasi, idari, kültürel ve eğitim alanlarındaki haklarının genişletilmesi konusunda bir anlaşmaya vardığını hatırlatan Orban, bu yükümlülüklerin Ukrayna’nın AB ile yürüttüğü müzakere çerçevesine halihazırda dahil edildiğini belirtti.

Orban, “Ukrayna bu anlaşmayı yerine getirmezse, münferit fasıllar kapsamındaki katılım süreci otomatik olarak askıya alınacaktır” dedi.

Macaristan’ın Ukrayna’nın AB üyeliğini ancak gerekli tüm şartların yerine getirilmesi koşuluyla desteklediğini vurgulayan Bakan, mevcut kurallardan herhangi bir istisna yapılmasına rıza göstermeyeceklerini ifade etti.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de Lüksemburg’daki toplantı öncesinde TVP info’ya yaptığı açıklamada, AB müktesebatının hacmi ve entegrasyon düzeyinin sürekli artması nedeniyle genişleme sürecinin zamanla daha da karmaşık hale geldiğini belirterek tüm üyelik kriterlerine uyulması gerektiğini hatırlattı.

Kendi üyelik süreçlerine atıfta bulunan Sikorski, “Sadece teknik müzakerelerimiz bile yaklaşık yedi yıl sürdü. Ukrayna’nın hazır olduğundan, bizim hazır olduğumuzdan ve bu genişlemenin her iki taraf için de başarılı olacağından emin olmalıyız” diye konuştu.

AB, Ukrayna ile katılım müzakerelerini resmi olarak Haziran 2024’te Lüksemburg’da düzenlenen hükümetlerarası konferansla başlattı.

Ülkenin mevzuatını ve devlet kurumlarını AB standartlarıyla uyumlu hale getirmeyi öngören bu adım Brüksel tarafından tarihi bir gelişme olarak nitelendirilmiş, ancak üyeliğe giden yolun uzun yıllar alabileceği vurgulanmıştı.

Müzakerelerin yeni aşaması, AB ülkelerinin hukukun üstünlüğü, demokrasi, devlet kurumlarının işleyişi ve temel hakların korunması konularını içeren ilk müzakere faslının açılması konusunda uzlaşmasıyla başladı.

Bu blok, aday ülkenin üyelik yolundaki ilerlemeye hazır olup olmadığını değerlendiren en kritik aşamalardan biri olarak kabul ediliyor.

Müzakerelerin önündeki Macaristan engeli

Müzakere sürecindeki en büyük engellerden birini Macaristan’ın tutumu oluşturuyordu. Budapeşte, uzun süredir Kiev’i Zakarpatya’daki Macar azınlığın eğitim, kültür ve ana dil kullanımı başta olmak üzere haklarını kısıtlamakla suçluyordu.

Yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle Macaristan, AB ve NATO’nun Ukrayna ile ilgili kararlarını defalarca bloke etmişti.

Kiev ve Budapeşte’nin haziran başında etnik Macarların haklarının korunması konusunda anlaşmaya varmasının ardından Macaristan, ilk müzakere faslının açılmasına onay vermişti.

Avrupa

Nord Stream 2 AG AB’nin gaz yasağını yargıya taşıdı

Yayınlanma

Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattının işletmecisi Nord Stream 2 AG, Rus gazı ithalatını yasaklayan AB düzenlemesine karşı Avrupa Birliği yargısına başvurdu. Şirket, düzenlemenin tamamen iptal edilmesini ya da boru hattı üzerinden yapılan gaz sevkiyatlarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasını talep ediyor.

Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattının işletmecisi Nord Stream 2 AG, Rus gazı ithalatını yasaklayan düzenlemeyi kabul eden Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyine karşı Avrupa Birliği yargısında dava açtı.

27 Nisan’da açılan davada şirket, Rus gazı ithalatını yasaklayan düzenlemenin tamamen iptal edilmesini ya da belge içindeki boru hattı üzerinden yapılan gaz sevkiyatlarına yönelik kısıtlamaları içeren maddelerin geçersiz sayılmasını talep etti.

İsviçre merkezli Nord Stream 2 AG, mart ayı sonunda Rusya’daki ticari marka korumasının süresini 2036 yılına kadar uzattı. Ticari markanın, gaz işleme faaliyetleri ve ilgili altyapının kurulmasıyla bağlantılı yedi farklı Uluslararası Mal ve Hizmet Sınıflandırması (MKHS) kategorisinde tescilli olduğu belirtildi.

AB ülkeleri ocak ayında Rus gazından 2027 yılına kadar tamamen vazgeçilmesini öngören plan lehine oy kullandı.

Buna göre Rusya’dan Avrupa Birliği’ne sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatı yılın başından itibaren yasaklanacak, boru hattı üzerinden yapılan doğalgaz sevkiyatları ise 30 Eylül’den itibaren durdurulacak.

Düzenleme kapsamında AB üyesi ülkelerin, bir gaz sevkiyatına izin vermeden önce gazın üretildiği yeri doğrulaması gerekecek.

Financial Times’ın nisan ayında yayımladığı habere göre ise yılın ilk üç ayında Yamal LNG tesisinden Avrupa Birliği’ne yapılan sevkiyatlar yaklaşık yüzde 17 artarak 5 milyon tona ulaştı.

Gazete, bu artışın Ortadoğu’daki enerji krizi ortamında gerçekleştiğini aktardı.

Financial Times, söz konusu gelişmenin, QatarEnergy’nin petrol ve doğalgaz tesislerine yönelik saldırıların ardından Katar’dan LNG sevkiyatlarının azalması ve Hürmüz Boğazı’ndaki durumla bağlantılı olduğunu yazdı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hollanda ordusu 30 yıl sonra esir kampı tatbikatı yaptı

Yayınlanma

Hollanda ordusu, 30 yılı aşkın süredir ilk kez bir savaş esiri kampının kurulmasını test ediyor. AD’nin haberine göre, Groningen eyaletindeki Marnehuizen poligonunda yürütülen çalışma, Rusya ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında gerçekleştiriliyor. Savaş durumunda kampın 2 bin askeri esiri barındırabilecek kapasitede olması planlanıyor.

Hollanda ordusu, 30 yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez savaş esirleri için bir kampın kurulmasını tatbikat kapsamında test ediyor.

AD’nin haberine göre, Groningen eyaletindeki Marnehuizen poligonunda bu hafta yürütülen çalışma, Rusya ile olası bir çatışma senaryosuna hazırlığın parçası olarak gerçekleştiriliyor.

Askeri yetkililer, savaş durumunda 2 bin askeri esiri barındırabilecek kampın bir hafta içinde kurulabileceğini belirtiyor.

Bu tür tesislerin inşasında yalnızca askerlerin değil, normalde büyük müzik festivalleri için altyapı kuran sivil yüklenicilerin de görev alması planlanıyor.

Habere göre kamp, geçmişteki geleneksel savaş esiri kamplarındaki çok sayıdaki gözetleme kulesi ve projektörlerle donatılmış yapılara benzemeyecek.

Güvenlik, modern gözetleme sistemleriyle sağlanacak. Görüntü ve sese tepki verebilen kameralar kullanılacak, kampın üzerinde insansız hava araçları uçacak ve gerçek zamanlı görüntü aktarımı yapılacak.

Savaş esirlerinin, içinde ranzaların bulunduğu küçük beyaz barakalarda kalması öngörülüyor.

Subaylar ve erler aynı alanlarda barındırılacak, her bölümde en fazla 20 kişi bulunacak. Esirler için yürüyüş alanları, ortak duşlar, yemekhane ve sağlık birimi de kurulacak.

Kişisel cep telefonları ve elektronik cihazlara el konulacak ancak esirlerin ailelerine mektup yazmasına izin verilecek.

Kara Kuvvetleri Operasyonel Destek Komutanlığı Komutanı General Nicole de Wolf, “Kendi askerlerimizin sahip olduğu koşullardan daha kötü olmayan yaşam şartları sunulacağını garanti edebilirler” dedi.

Benzer tatbikatlar en son Soğuk Savaş döneminde yapılmıştı. De Wolf, son on yıllarda ordunun binlerce savaş esirini barındırma konusundaki tecrübesini büyük ölçüde kaybettiğini söyledi.

Afganistan’daki görevler sırasında Hollandalı askerlerin genellikle yalnızca iki ya da üç kişiyi gözaltına aldığını ve bunların askeri üslerde tutulabildiğini belirtti.

De Wolf, “Karşınızdaki tarafı silahsızlandırdıysanız, onu mümkün olduğunca hızlı biçimde cephe hattından uzaklaştırmak istersiniz” ifadelerini kullandı.

Planlamaya göre ele geçirilen askerler yüzlerce kilometre gerideki bölgelere nakledilecek. Burada kayıt altına alınacak, sorgulanacak ve olası bir esir takasına kadar tutulacaklar.

Hollandalı yetkililer, savaş esirlerine insani muamelenin yalnızca uluslararası hukukun gereği olmadığını da vurguluyor.

De Wolf, “Başkalarına, size yapılmasını istemediğiniz şeyi yapmayın” diyerek, Hollanda’nın kendi askerlerinin esir düşmesi halinde onlara da insani şekilde davranılmasını beklediğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı’ndan ‘Rusya’ya karşı hazırız’ mesajı

Yayınlanma

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Holger Neumann, NATO’ya yönelik olası bir Rus saldırısı durumunda ittifakın Rus askeri hedeflerine kapsamlı karşılık verebileceğini söyledi. The Telegraph’a konuşan Neumann, Almanya’nın hava savunma kapasitesini artırdığını ve Luftwaffe’nin olası bir kriz durumunda derhal harekete geçmeye hazır olduğunu belirtti.

Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Holger Neumann, Rusya’nın NATO’ya saldırması halinde Rus askeri hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemeye hazır olduklarını söyledi.

The Telegraph’a konuşan Neumann, silahlı bir çatışma durumunda NATO güçlerinin Rus askeri tesislerine kapsamlı karşılık verebileceğini belirtti.

Neumann, olası hedefler arasında Kaliningrad bölgesi, Kola Yarımadası, Karadeniz’deki alanlar ve Rus donanmasının konuşlu bulunduğu St. Petersburg çevresinin yer aldığını ifade etti.

Alman general, “Eğer iş çatışmaya varırsa, ki bunun asla yaşanmamasını umuyorum, topraklarımızın her karışını savunacağız” dedi.

Luftwaffe’nin derhal harekete geçmeye hazır olduğunu belirten Neumann, “Eğer bana şu anda telefon edip uygun bir durumun ortaya çıktığını söylerlerse, hemen hazır olmamız gerekir. Ve hazırız” ifadelerini kullandı.

Erich Vad, Ukrayna savaşını Verdun Muharebesi’ne benzetti

Neumann, Almanya’nın yeniden silahlanma programı kapsamında hava savunma sistemleri stoklarını önemli ölçüde artırdığını da söyledi.

Buna göre Berlin, Patriot, Iris-T ve Arrow 3 sistemleri dahil olmak üzere hava savunma kapasitesini güçlendiriyor. General, bunun Başbakan Friedrich Merz hükümetinin Almanya’nın Avrupa güvenliğindeki rolünü artırma politikasının bir parçası olduğunu belirtti.

NATO içinde güvenlik açısından herhangi bir ayrım bulunmadığını vurgulayan Neumann, Baltık ülkeleri dahil olmak üzere ittifak üyesi herhangi bir ülkeye yönelik saldırının tüm NATO üyelerinin ortak karşılığıyla sonuçlanacağını söyledi.

“NATO, topraklarının son karışına kadar NATO olarak kalacaktır” diyen Neumann, kolektif savunma ilkesinin geçerliliğini koruduğunu ifade etti.

Rus silahlı kuvvetlerinin küçümsenmemesi gerektiğini de söyleyen Alman komutan, Rus ordusunun Ukrayna’da dört yılı aşkın süredir devam eden savaş boyunca yüksek uyum kabiliyeti sergilediğini belirtti.

Neumann, Rusya’nın Su-35, Su-57 ve MiG-31 savaş uçaklarının yanı sıra seyir, balistik ve hipersonik füzelere sahip olduğunu kaydetti.

Neumann, “Bir numaralı kural, rakibinizi asla küçümsememektir. Bu nedenle Ukrayna’da ne görürsek görelim, değerlendirmelerimizde her zaman dikkatli olmalıyız” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English