Avrupa
Alman sivil kurumları savaşa hazırlanıyor

Almanya’da, itfaiye birimlerinden afet örgütlerine kadar birçok sivil kurum Rusya ile olası bir çatışmaya hazırlanıyor.
German Foreign Policy’de yer alan habere göre savaş durumunda vicdani retçiler, birlik hareketlerinin ve diğer askeri operasyonların desteklenmesinde sivil olarak görevlendirilecek.
Bu durum, Alman İtfaiyeciler Birliği’nin bir görüş belgesinde ortaya konan taleplerden kaynaklanıyor.
Bu belgede, halkın “aşırı veya uzun süreli afet durumlarını” bağımsız olarak yönetebilmesi için yetkilendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Federal hükümet ayrıca, Rusya ile olası bir askeri çatışmaya yönelik gelecek planlamalarına sivil afet ve sivil koruma örgütlerini daha da yakından dahil etmeyi planlıyor.
Bu durum, Federal İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ve kısa süre önce kamuoyuna açıklanan sivil koruma konulu yeni bir anahtar noktalar belgesinde görülüyor.
Savunma Bakanı Boris Pistorius ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’e göre, belge “son on yılların en büyük sivil koruma ve sivil savunma modernizasyon hamlesinden başka bir şey değil.”
Uygulama için 10 milyar avro ayrıldı. Bu nedenle sivil afet müdahale ekipleri, gelecekte Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) tarafından destek sağlamak üzere çağrılma olasılığına hazırlıklı olmak zorunda.
Alman ordusu ekonomiyi askerileştirme adımları atmaya başladı
Federal hükümet, “Sivil Savunma Komutanlığı” kuracak
İçişleri Bakanlığı tarafından yakın zamanda yayınlanan kriz ve savaş zamanlarında sivil savunmaya ilişkin yeni bir politika belgesinde belirtildiği üzere, Almanya’da gelecekte “sivil ve askeri planlama arasında daha fazla entegrasyon” gerekli olacak.
Bu amaçla İçişleri Bakanlığı, özellikle “Almanya Operasyon Planı”nın uygulanması amacıyla kendi “yönlendirme komitesi” olan “Sivil Savunma Komutanlığı”nı kuracak.
Bu plan, savaş durumunda, yabancı birliklerin yeni bir doğu cephesine geçişinden altyapının güvenliğinin sağlanmasına ve sayısız yaralının bakımına kadar Almanya’da yürütülecek tüm faaliyetleri düzenliyor.
İçişleri Bakanı Dobrindt, askeri ve sivil savunmanın “sıkı bir şekilde birbirine bağlı” olması gerektiğini söyledi ve Bundeswehr ile sivil korumanın, “aynı madalyonun iki yüzü” olduğunu savundu.
Bakana göre “kapsamlı savunmayı” genişletmek isteyenler, sadece orduyu güçlendirmekle kalmamalı, her şeyden önce sivil korumayı ve sivil savunmayı da güçlendirmeli.
“Sivil Koruma Paktı” başlıklı yeni politika belgesi, Federal Cumhuriyet’in güvenlik politikası mimarisinin “yeni, temel bir direği” olarak sunuluyor.
Federal Savunma Bakanlığı’na göre, acil bir durumda Bundeswehr artık sivil koruma için hazır bulunamayacak, çünkü “NATO’nun kuzeydoğu kanadında tamamen farklı işler yapıyor olacak.”
Bakanlık bu nedenle “Almanya’nın bu duruma hazırlanması gerektiğini” vurguluyor.
Sivil koruma askerileştiriliyor
Bu kapsamda THW, itfaiye veya DLRG gibi resmi olarak sivil yardım kuruluşları ile askeri yedek kuvvetler, sivil koruma planlamasına entegre ediliyor.
Savunma ve içişleri bakanlıkları, yeni fonlar tahsis etmenin yanı sıra yapısal destek tedbirleri de kararlaştırdı.
Örneğin, sivil korumanın büyük ölçüde dayandığı gönüllü çalışmanın çerçeve koşulları iyileştirilecek.
Merkezi hükümetin uyarı uygulaması NINA (“Acil Durum Bilgileri ve Haberler Uygulaması”), ülke genelinde kamuya açık sığınaklar için tavsiyeler içerecek şekilde genişletilecek.
Ayrıca, “gerginlik veya savunma durumları” halinde “kitlesel yaralanma olayı” meydana gelmesi durumunda görevlendirilebilecek bir tıbbi görev gücü kuruluyor.
Federal hükümet, görev gücünü sadece “kimyasal, biyolojik ve radyoaktif durumlar için on binlerce modern koruyucu giysi” ile donatmakla kalmayıp, patlamalardan kaynaklanabilecek ağır yaralanmalarda uzuvlarda ağır kanamayı durdurmak için kullanılacak yeterli sayıda turnike ile de donatmayı planlıyor.
“Çocukların acil durumlarda nasıl davranacaklarını erken yaşta öğrenmelerini sağlamak, bu bilginin aileler içinde de aktarılmasını ve gönüllü çalışmaya ilginin uyandırılmasını” sağlamak amacıyla Berlin, “sivil savunmanın okul müfredatına giderek daha fazla entegre edilmesi” için çalışmayı planlıyor.
Son olarak, “hibrit saldırılar” gibi gerginlik ve savunma durumları dışındaki krizlerde bile tüm kurumlara, acil durumlarda sorunsuz işleyişi bugündem hazırlamak için yetki veren bir “yeni yasal çerçeve taslağı” duyuruldu.
Wolfgang Streeck: Kapitalizmin kendisini savaş yoluyla yeniden organize etmesinden korkuyorum
İtfaiyeciler ordu ile daha sıkı işbirliği istiyor
Bu talepler ve sivil savunmanın savaş hazırlıklarına entegre edilme çabaları, hiçbir şekilde sadece devlet aygıtından gelmiyor.
Daha mart ayında, Alman İtfaiyeciler Birliği, “özellikle […] Ukrayna’dan gelen güncel bilgiler”i de dikkate alarak, sivil savunmanın Rusya ile askeri bir çatışmaya hazırlıklı olması çağrısında bulunan bir görüş belgesi yayınladı.
Belgede gönüllü çalışmanın teşvik edilmesi isteniyor; zira yedek askerlerin “vatan savunması” için çağrılmasının “itfaiye teşkilatlarının ve yardım kuruluşlarının operasyonel hazırlık durumuna doğrudan etki edecek […] önemli personel eksikliklerine” yol açması bekleniyor.
Sağlık sistemi de “askeri operasyonlardan yaralanan personelin artan nakli ve tedavisi” nedeniyle büyük bir baskı altında kalacak.
Buna ek olarak, Almanya üzerinden Doğu Cephesi’ne giden NATO birliklerinin hareketlerini desteklemek için kapsamlı görevler de eklenecek.
Barıştan öte, savaştan beri: Hibrit savaş da yasal çerçeveye kavuşabilir
Bunu gidermek için “askerlik yerine geçecek bir modelin yeniden getirilmesi” amaçlanıyor, yani, gelecekteki vicdani retçilerin militarize sivil savunmaya entegre edilmesi.
Alman halkının “aşırı veya uzun süreli afet durumlarıyla başa çıkabilmesi” için “bağımsız hareket edebilmesi, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve temel koruma önlemlerini uygulayabilmesi” sağlanacak.
Diğer şeylerin yanı sıra, sivillerin birkaç gün boyunca kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri sağlanacak. Temel kendini koruma önlemleri ve ilk yardım bilgisi edinmeleri ve “doğal afetler, teknik arızalar ve silahlı çatışma senaryolarıyla başa çıkma konusunda risk yeterliliği” geliştirmeleri gerekecek.
Buna göre “yetenekli bir nüfus, savaş veya kriz durumunda Almanya’da toplumun işleyişini sürdürmek” için bir ön koşul.
Ayrıca, İtfaiyeciler Birliği, “hibrit tehdit durumları” için ayrı bir yasal statü, yani savaş ve barış arasındaki geçiş aşaması için ayrı bir yasal çerçeve talep ediyor.
Bu, olağanüstü hal ilan edilmeden önce bile, özellikle devletin baskı uygulamaları konusunda yasal hareket alanının genişletilmesini ima ediyor.
Silahlı kuvvetlere sivil destek
Alman İtfaiyeciler Birliği’nin talepleri ile Sivil Koruma Paktı’nın içeriği sadece birbirine çok benzemekle kalmıyor; her ikisi de daha önce yayınlanan Sivil-Askeri İşbirliği 4.0 Yeşil Kitabı’nı yansıtıyor.
Bu kitapta, ordu, iç istihbarat, İçişleri Bakanlığı, Federal Sivil Koruma ve Afet Yardımı Dairesi ile danışmanlık firması PricewaterhouseCoopers’tan oluşan bir uzmanlar heyeti, sivil toplumun savaş hazırlıklarına entegre edilmesini talep etmişti.
Raporda, Almanya’nın Rusya ile “henüz savaşta olmadığı” ama zaten bir “gri bölgede” bulunduğu belirtilmişti.
Bu bağlamda, Yeşil Kitap’ın yazarları “askeri bir kriz durumunda etkili işbirliği için önlemler” önermişti.
Odak noktası, “savaş zamanında silahlı kuvvetlere sivil destek veya barış zamanında olası tırmanma eşikleri” idi, bunu “Almanya Operasyon Planı”nın uygulanmasıyla ilgili olarak da açıkça belirtmişlerdi.
Barış zamanında sıkıyönetim
“Sivil-Askeri İşbirliği 4.0” Yeşil Kitabı’nın yazarları, Doğu’dan gelen bir tehdit uydurarak ulusal bir “safların sıkılaştırılması” çağrısında bulunmuşlardı.
Buna göre tüm vatandaşlar ve kurumlar kendi rollerini bilmeli, ulusal savunma ve ittifak savunması, öngörülebilir gelecekte sadece tatbik edilmekle kalmayıp, aynı zamanda uygulanmalıydı.
Ayrıca, “hibrit tehdit” senaryosuna yönelik yeni yasalara ihtiyaç olduğu da vurgulanıyordu: Askeri polis, barış zamanında, yani olağanüstü hal ilan edilmeden önce bile yurt içinde zorlayıcı polis tedbirleri uygulama yetkisine sahip olmalıydı.
Ayrıca, Bundeswehr’in nispeten yeni iç güvenlik güçlerinin yetkileri, “polisle ayrım gözetilerek” netleştirilmeliydi.
Askerlik ve zorunlu askerlik çerçevesinde, “askerlik süresine uyarlanmış, tamamen sivil/afet yardımı görevleri için birkaç yıllık bir hizmet süresi” mümkün kılınmalıydı.
Son olarak, “olağanüstü hal kanunları” da barış zamanına genişletilmeliydi.
Tüm bunlar, savaş zamanı hazırlığı için mümkün olan en kapsamlı sivil kapasiteleri harekete geçirmeyi amaçlıyor.
Alman ordusu ve istihbaratından sivilleri savaşa hazırlama raporu – 2
Avrupa
Fransa’dan Birleşik Krallık’ın 5 milyar avroluk startup fonuna katılımına itiraz

Fransa, teknoloji girişimlerine yönelik 5 milyar avroluk AB sermaye yatırım fonuna Birleşik Krallık’ın katılımı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Avrupalı diplomatlara göre bu hamle, AB-Birleşik Krallık “yeniden başlatma” müzakereleri üzerindeki gerginliğin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Altı yıl önce Brexit kapsamında AB’den ayrılan İngiltere, teknolojik hakimiyet yarışında ABD ve Çin ile rekabet etmekte zorlanan Avrupa’nın teknoloji sektörüne yatırımı artırmak amacıyla oluşturulan fona 150 milyon avroluk tohum sermayesi katkısında bulunmayı kabul etti.
Startup’lar, araştırma ve inovasyondan sorumlu AB Komiseri Ekaterina Zaharieva, mayıs ayında Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Birleşik Krallık’ın fona katılmasının “karşılıklı çıkar” olduğunu belirtmişti.
Fakat diplomatlar, Paris’in şu anda herhangi bir anlaşmaya katı koşullar eklemeye çalıştığını söylüyor.
Fransızların itirazda bulunduğuna işaret eden bir AB diplomatı, “Birleşik Krallık AB’de değil; öyleyse, bu girişimin AB üye devletlerinin yararına bir AB girişimi olmasını sağlamamız gerekirken, neden İngilizlere fırsatlar sunalım?” diye sorduklarını aktardı.
Fransa, diğer bazı AB üye devletleriyle birlikte, Birleşik Krallık ile yan anlaşmalar yapmanın, bu sonbaharda Birleşik Krallık ile mevcut “resetleme” paketini sonuçlandırmak üzere yapılacak kritik zirve öncesinde, taviz koparmak için AB’nin elindeki kozları azaltma riski taşıdığını da savunuyor.
İkinci bir diplomat, “Fransa sert bir tutum sergiliyor ama Birleşik Krallık’ın Scaleup fonuna katılmasına izin verirsek, diğer üç veya dört üye devlet de ‘bunun bize ne faydası var?’ diye soruyor; bazıları bir ‘karşılıklı menfaat’ olması gerektiğini savunuyor,” diye ekledi.
Diplomatlar, Birleşik Krallık’ın 2027’den itibaren başlayacak Scaleup Europe Fonu’nun bir sonraki döngüsüne dahil edilebilmesi için Fransa’nın itirazlarının giderilmesine yönelik çabalar konusunda zamanın daraldığını belirtti.
Fransız diplomatlar, Paris’in Birleşik Krallık’ın programa katılımına prensipte itirazı olmadığını, fakat Birleşik Krallık’ın AB üyesi olmayan bir devlet olarak programa nasıl katılacağına dair Avrupa Komisyonu’ndan ayrıntılı bilgi talep ettiğini söyledi.
Fransızlar, “Bu teknik bir tartışma. Birleşik Krallık’ın katılımına ilişkin hesaplama yöntemini anlamak için Komisyon’a sorular iletildi,” diye eklediler.
AB üye devletleri, fon havuzundan çekebilecekleri tutar için yüzde 25’lik bir üst sınırla karşı karşıya.
AB üyesi olmayan ülkeler için bu sınırın ne olacağı ve katkı payları ile ödeme düzeyleri arasındaki ilişki konusunda hâlâ cevaplanmamış sorular var.
Bu tartışma, bazı yönlerden Birleşik Krallık’ın AB’nin 150 milyar avroluk savunma tedarik fonuna katılımına ilişkin tartışmaları anımsatıyor.
Bu görüşmeler, geçen kasım ayında Birleşik Krallık’ın Brüksel’in milyarlarca avroluk katkı talebini reddetmesi üzerine sert bir şekilde sonuçsuz kalmıştı.
AB-Birleşik Krallık “resetleme” müzakerelerinin sonucunu kesinleştirmek üzere Temmuz ayında yapılması planlanan zirve, Keir Starmer’ın Birleşik Krallık başbakanlığından istifasının ardından rafa kaldırıldı.
Yeni bir tarih belirlenmedi ama diplomatlar zirvenin ekim sonu veya kasım başında yapılmasını bekliyor.
Birleşik Krallık, bitki ve hayvansal ürünlere yönelik sınır kontrollerinin kaldırılmasına yönelik bir anlaşma, Birleşik Krallık ile AB karbon fiyatlandırma sistemini yeniden birbirine bağlayacak bir mutabakat ve 18-30 yaş grubu için sınırlı kapsamlı bir Gençlik Deneyim Programı arıyor.
Fakat bu konularda iki taraf arasında önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.
İsveçli satın alma şirketi EQT tarafından ticari esaslara göre yönetilecek olan Scaleup Europe Fonu, Birleşik Krallık’ın 2024 yılında “ortak ülke” statüsünde yeniden katıldığı 96 milyar avroluk araştırma programı Horizon Europe’un bir parçası.
Diplomatlar, AB Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nün son aylarda Birleşik Krallık’ın programa katılımı konusunda “verimli” müzakereler yürüttüğünü fakat Birleşik Krallık’ın katılımına yönelik resmi bir teklif henüz sunmadığını belirtti.
Fonun mevcut döngüsü 2027’de sona eriyor ve 2034’e kadar sürecek bir sonraki döngünün, Komisyon’un 1 milyar avroluk başlangıç fonu ile emeklilik fonları ve diğer özel sermaye kaynaklarından sağlanacak kalan kısmın eklenmesiyle 5 milyar avroyu aşması bekleniyor.
Birleşik Krallık Kabine Ofisi, hükümetin devam eden müzakereler hakkında yorum yapmayacağını belirtti.
Komisyon sözcüsü ise görüşmelerin devam ettiğini ve “herhangi bir tutum hakkında yorum yapmanın henüz erken” olacağını söyledi.
Avrupa
Bordeaux bölgesindeki orman yangınları füze üretim tesislerine yaklaştı

Fransa’nın Gironde bölgesinde geniş alanlara yayılan orman yangınları, Bordeaux bölgesindeki savunma, havacılık ve uzay sanayisi tesislerine yaklaştı. Füze üretimi ve bilimsel araştırmaların yapıldığı merkezleri tehdit eden yangınlara karşı askeri birlikler ve özel ekipmanlar devreye sokuldu. Avrupa genelinde sıcak hava dalgası sebebiyle tahliyeler artarken Fransa’daki yangın alanları rekor seviyeye ulaştı.
Fransa’nın Gironde bölgesinde başlayan geniş çaplı orman yangını, Bordeaux bölgesinde yer alan savunma, havacılık ve uzay sanayisi işletmelerini tehdit ediyor.
On binlerce hektarlık alana yayılan alevler; füze, silah üretimi ve bilimsel araştırmalarla bağlantılı tesislere yaklaştı. Le Parisien gazetesi, yangının kritik sanayi noktalarına olan yakınlığına dikkat çekti.
Bordeaux yakınlarında havacılık, uzay ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren ArianeGroup ve Thales şirketlerinin yanı sıra savunma kompleksine ait başka tesisler bulunuyor. Bu tesislerin bir bölümü ormanlık alanların hemen yanında yer alıyor.
Stratejik füze ve roket tesisleri risk altında
Gironde bölgesindeki Saint-Médard-en-Jalles kentinde, ArianeGroup şirketine ait M51 balistik füzelerinin yakıtlarıyla çalışılan iki tesis yer alıyor.
Şirketin Le Haillan bölgesindeki bir diğer tesisinde Ariane 6 taşıyıcı roketinin motorları üretiliyor. Aynı bölgede roket sektörü için motor sistemleri üreten Roxel France tesisleri de konumlanıyor.
Le Barp kentinde ise Megajul lazer tesisine (LMJ) ev sahipliği yapan CEA Cesta araştırma merkezi bulunıyor. Merkez temsilcisi, durumun kontrol altında olduğunu ve şu an için tesis için bir tehdit bulunmadığını açıkladı.
ArianeGroup yetkilileri, şirketin yerel ve ulusal makamlarla sürekli temas halinde olduğunu bildirdi.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, sanayi tesislerinin korunması amacıyla uzman personelin ve gerekli kaynakların tahsis edildiğini açıkladı.
Avrupa genelinde yangınlar devam ediyor
Avrupa’daki orman yangınları anormal sıcaklıklar eşliğinde sürüyor. Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde yılbaşından bu yana yanan alanların büyüklüğü, gözlem tarihinin en yüksek ikinci seviyesine ulaştı.
Fransa ve İspanya’da yangınlar nedeniyle tahliye edilenlerin sayısı 250 bin kişiyi aştı. Resmi verilere göre Fransa’da en az 197 bin sakin evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Yanan alanların büyüklüğü ise neredeyse 98 bin hektara ulaştı; yetkililer bu durumun muhtemelen rekor bir gösterge olduğunu değerlendiriyor.
Fransa sağlık makamları daha önce sıcaklar nedeniyle ölüm oranlarında artış olduğunu, haziran ayında normalden yaklaşık 5,7 bin daha fazla ölüm kaydedildiğini duyurmuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bordeaux bölgesindeki itfaiyecilere yardım etmek üzere yaklaşık 1000 askeri personeli görevlendirdi.
Operasyonda ayrıca 20 tona kadar yangın geciktirici madde atabilen bir A400M askeri nakliye uçağı, ek hava kuvvetleri ve itfaiye ekipleri kullanılıyor.
Avrupa
Avrupa teknolojik bağımsızlık için 3 trilyon dolar harcayacak

Bloomberg Intelligence tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli teknoloji tedarikçilerine olan bağımlılığını sonlandırmak için önümüzdeki on yılda yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği kaydedildi. “Avrupa Malı Al” mekanizması kapsamındaki garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığına ulaşmasındaki en güçlü araç olduğu ifade edildi.
Bloomberg Intelligence Kıdemli Analisti Mandeep Singh tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli tedarikçilerden vazgeçerek önümüzdeki on yıl içinde dijital bağımsızlığa ulaşması için yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği sonucuna varıldı.
Bu tutarın bulut altyapısının geliştirilmesi, yapay zeka veri merkezlerinin kurulması, büyük dil modellerinin eğitilmesi ve diğer teknolojik alan kapsama girmektedir.
Singh’in raporunda, “Avrupa Malı Al” mekanizması üzerinden sağlanacak garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığı hedefine ulaşmasındaki en güçlü kaldıraç olabileceği kaydedildi.
Palantir Avrupa pazarında kan kaybediyor
Süreçte öne çıkan örneklerden biri, Peter Thiel tarafından 2003 yılında kurulan ABD merkezli Palantir şirketi etrafında gelişti. Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu, haziran ayında Fransız istihbarat servisi DGSI ile sözleşmesinin bitmesine üç yıl kalmasına rağmen Palantir ile ortaklığı sonlandıracaklarını duyurdu. Lecornu, “Fransa kendi araçlarına sahip olmalıdır” açıklamasını yaptı.
Bu beyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Anthropic şirketine ait öncü yapay zeka modellerine erişimi kısıtlama kararının ardından geldi. Lecornu, Palantir’in yerine yerel bir rakip olan ChapsVision şirketini işaret etti.
Bloomberg’in aktardığına göre Palantir yöneticileri bu gelişme karşısında şaşkınlık yaşadı. Şirket yetkililerinden biri, Lecornu’yu güvenlik alanındaki kritik kararları “Hollywood çekişmesine” dönüştürmekle suçladı. Fransa iç istihbarat servisi DGSI ile imzalanan sözleşmenin yakın zamanda üç yıllığına yenilendiği bilgisi verildi.
İngiltere Parlamentosu Üyesi Chi Onwurah, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ile olan 330 milyon sterlinlik (440 milyon dolar) sözleşmesinin feshedilmesini önerdi.
Onwurah, “Siyasi bir ajandaya sahipler. Palantir, dijital altyapımızda kabul edilemez bir zayıflığı temsil ediyor” dedi.
Bloomberg, Palantir’in Avrupa’daki konumunun zayıfladığını, Almanya ve Polonya güvenlik hizmetlerinin yerel tedarikçiler aradığını bildirdi. Hollanda Savunma Bakanı, Palantir’i Avrupalı sağlayıcılarla değiştirme sözü verdi. Temmuz ayında eski Palantir çalışanları tarafından kurulan iki İngiliz girişimi, eski işverenlerine meydan okumak amacıyla finansman sağladı.
Fransız ChapsVision Avrupa pazarına göz dikti
Gelişmelerin odağındaki ChapsVision şirketi, Fransa devlet bakanlıkları ve kurumlarında ihaleler kazandı. Bloomberg Intelligence değerlendirmesine göre, yalnızca DGSI ile yapılan sözleşmenin değeri en az 100 milyon avro seviyesindedir. Politico’nun mayıs ayındaki haberine göre Almanya iç istihbarat teşkilatı BfV, Palantir ile olan sözleşmenin yerine ChapsVision’ı seçti.
ChapsVision Üst Yöneticisi (CEO) Silvano Sansoni, verdiği mülakatta, “Amacımız Avrupa şampiyonu olmaktır” ifadesini kullandı.
Sansoni, Polonya’daki hassas konumdaki tüm müşterilerle görüşmeler yürüttüklerini ve yakın gelecekte ana odak noktalarının Almanya olduğunu söyledi. Sansoni, ChapsVision’ın Fransız istihbaratı için Palantir’in yerini hemen alamayacağını kabul ederek, “Teknoloji karmaşık, bu yüzden yarın Palantir’in yerini almayacağız” dedi.
Uzmanlar tam bağımsızlık risklerine karşı uyarıyor
Bloomberg’e konuşan uzmanlar olası risklere dikkat çekti. İngiltere Stratejik Komuta Merkezinin eski komutanı emekli General Richard Barrons, “Palantir’i dışarıda bırakmak çılgınlık olur. Kendinizi dünyanın önde gelen kabiliyetlerinden mahrum bırakırsınız” değerlendirmesini yaptı.
The Futurum Group analisti Nick Patience, birbirine bağlı bir dünyada yüzde yüz egemenliğe ulaşmanın pek mümkün olmadığını söyledi. Patience, ChapsVision’ın çoğunluk hissesi Çin devlet şirketi China Huaxin’e ait olan Alcatel Lucent Enterprise ile ortaklığını öne çıkardığına işaret etti.
Bloomberg, Trump’ın Fable 5 ve Mythos 5 yapay zeka modellerine yabancıların erişimini yasaklamasının ardından Avrupa ve Kanada’nın diğer güçlerin kararlarına bağımlı olmamak amacıyla acilen kendi yapay zeka modellerini geliştirme kararı aldığını bildirdi.
Financial Times’ın haziran başında kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) siber operasyonlar yürütmek için Anthropic şirketine ait Claude Mythos modelini kullanabileceği öne sürüldü.
Bir kaynak, bu sistemin Çin veya İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak amacıyla kullanılabileceğini aktardı.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu











