Avrupa
AB, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Üst düzey AB yetkilileri, ABD ile İran arasında Orta Doğu savaşını sona erdirmeye yönelik anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak, Avrupa’nın “kalıcı bir barışa” katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Şu anda öncelik, anlaşmanın hızlı ve tam olarak uygulanmasıdır” diye vurguladı ve “tüm tarafları Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve gerçek bir ateşkes uygulamaya” çağırdı.
Üye ülkeleri temsil eden Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, X’teki paylaşımında şunları söyledi:
“Bu ağır bedelli savaşın sona ermesini ve Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüsefer özgürlüğünün tam olarak yeniden tesis edilmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Silahlar artık susmalı. Avrupa Birliği, Orta Doğu’da kalıcı barış için kapsamlı bir stratejinin geliştirilmesine katkıda bulunmaya hazır.”
ABD ve İran, Lübnan dahil tüm cephelerde Orta Doğu savaşını sona erdirmek ve hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için bir anlaşmaya vardıklarını açıkladı fakat Tahran’ın nükleer programı gibi çetrefilli bir konu hakkında pek bir ipucu vermediler.
“Lübnan alevler içindeyken Orta Doğu’da barış olamaz,” diye uyaran von der Leyen, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının “bölgesel istikrar ve küresel ekonomi için hayati önem taşıdığını” ve nihai anlaşmanın “İran’ın nükleer ve balistik programlarını ve bölgedeki istikrarı bozucu faaliyetlerini sona erdirmesi gerektiğini” ekledi.
AB’nin dışişleri bakanlarıyla görüşmeye giden birliğin en üst düzey diplomatı Kaja Kallas, bakanların pazartesi günü “AB’nin bir sonraki aşamaya nasıl yakından dahil olabileceğini” tartışacaklarını söyledi.
Pazartesi günü geç saatlerde G7 toplantısı için ABD’li mevkidaşı Donald Trump’ı ağırlayacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere-Fransa misyonunun “kaynaklarının hazır ve konuşlandırılmaya hazır” olduğunu söyledi.
Macron, X’te yaptığı bir paylaşımda, “Kısıtlama veya geçiş ücreti olmaksızın deniz trafiğinin yeniden başlaması, bölgesel istikrar ve küresel ekonomi için vazgeçilmez bir koşul,” dedi.
Avrupa
Kuzey Akım sabotajı soruşturmasında Hırvatistan’da bir Ukraynalı yakalandı

Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik sabotaj soruşturması kapsamında Ukrayna vatandaşı bir şüphelinin Hırvatistan’da yakalandığını açıkladı. Profesyonel dalgıç olan zanlının, Eylül 2022’de boru hatlarına patlayıcı yerleştiren ekipte yer aldığı belirtildi.
Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına düzenlenen sabotajlara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şüphelinin daha yakalandığını duyurdu.
Kurumun basın açıklamasında, Ukrayna vatandaşı Vladimir Z.’nin çarşamba sabahı Hırvatistan’ın Pula kentinde Hırvat polisi tarafından gözaltına alındığı bildirildi.
Gözaltı işlemi, Almanya Federal Adalet Mahkemesi sorgu hakiminin çıkardığı Avrupa genelinde geçerli tutuklama emrine istinaden yapıldı.
Savcılığın paylaştığı bilgilere göre profesyonel dalgıç olan Vladimir Z., hakkında haziran ayında iddianame düzenlenen ve ayrı bir kovuşturma yürütülen Sergey K.’nin liderliğindeki grupta yer alıyordu.
Savcılık, bu grubun Eylül 2022’de Bornholm Adası açıklarında Kuzey Akım ve Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hatlarına patlayıcı düzenekler yerleştirdiğini ileri sürüyor.
Yakalanan şüphelinin dalış faaliyetlerine bizzat katıldığı aktarıldı.
Şüpheli ve suç ortaklarının, daha önce sahte belgeler kullanılarak aracılar vasıtasıyla bir Alman şirketinden kiralanan ve Rostock kentinden denize açılan bir yelkenli yatla hareket ettikleri tespit edildi.
Ukrayna vatandaşı; patlayıcı madde kullanarak patlama gerçekleştirmek (Almanya Ceza Kanunu Madde 308/1), sabotaj yapmak (Madde 88/1, Fıkra 3) ve bir yapıyı tahrip etmekle (Madde 305/1) suçlanıyor.
Der Spiegel dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde, haberinde Vladimir Ş. (Wolodymyr Sch.) olarak andığı şüphelinin daha önce de birkaç kez yakalanmaya çalışıldığını yazdı.
Zanlı, ilk olarak 2024 yazında Polonya’da yaşarken Alman kolluk kuvvetlerinden kaçmayı başardı. O dönemde Alman müfettişler yine bir Avrupa tutuklama emrine dayanarak şüphelinin Polonya polisi tarafından tutuklanmasını sağlamaya çalıştı; ancak Ş. Ukrayna’ya kaçtı.
Der Spiegel, zanlının sınırı Ukrayna’nın Varşova Askeri Ataşesi’nin makam aracıyla geçtiğini öne sürdü.
Daha sonra Polonya’ya dönen zanlı, Eylül 2025’te Varşova yakınlarındaki evinde polis tarafından gözaltına alındı. Ancak bir Polonya mahkemesinin boru hatlarının meşru bir askeri hedef olduğuna ve Ş.’nin bu sebeple serbest bırakılması gerektiğine hükmetmesi üzerine Almanya’ya iadesi gerçekleşmedi. Şüpheli, bu gelişmelerin ardından üçüncü denemede Hırvatistan’da yakalandı.
Geçen yılın ağustos ayında ise bir diğer Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov İtalya’da yakalanmıştı. 49 yaşındaki Kuznetsov, ailesiyle birlikte Adriyatik kıyısında tatil yaptığı sırada gözaltına alınmış ve sonbaharda Almanya’ya iade edilmişti.
Almanya Federal Savcılığı, Kuznetsov’u sabotaj grubunu yönetmekle ve boru hatlarına saldırının düzenlendiği “Andromeda” yatının kaptanlığını yapmakla suçladı. Soruşturma verilerine göre teknede heksojen ve oktogen karışımı patlayıcı maddelerin izleri bulundu.
Almanya Federal Adalet Mahkemesi, sabotajın kuvvetle muhtemel bir istihbarat operasyonu kapsamında “yabancı bir devlet adına” gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulundu.
Alman kamu televizyonu ZDF, iddianameye dayandırdığı haberinde “sabotaj eylemlerinin Ukrayna devlet organları adına ve onların talimatıyla gerçekleştirildiğine inanmak için yeterli gerekçelerin bulunduğunu” aktardı. Kanal, zanlının Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin eski bir subayı olduğunu kaydetti.
N-tv televizyonu ise Stern dergisinin ulaştığı iddianameye dayanarak, Kuznetsov’un dinlemeye takılan bir telefon görüşmesinde eşine, sabotaj sırasında Ukrayna ordusunda görev yaptığını ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) için çalıştığını söylediğini aktardı.
Kuzey Akım boru hatlarına yönelik patlamalar Eylül 2022’de meydana geldi. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), olayı uluslararası terör eylemi olarak nitelendirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Akım’ın devre dışı kalmasının “Anglosaksonların” işine yaradığını belirterek boru hatlarının havaya uçurulmasından onları sorumlu tuttu. Putin, saldırının arkasında Ukraynalı sabotajcıların bulunduğuna dair haberleri ise “tamamen saçmalık” olarak niteledi.
Avrupa
Avrupalılar “yerli malı” istiyor

Çoğu AB üye ülkesindeki seçmenlerin verdiği mesaj, liderlerinin parayı yerel olarak üretilen ürünlere harcamaları gerektiği yönünde.
Public First tarafından yapılan yeni anket, Avrupa Komisyonu’nun bu yılın sonuna kadar kabul edilmesini istediği önerilen Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) kapsamında AB’de üretilen temiz teknolojilere ne kadar tercihli muamele gösterilmesi gerektiği konusunda Avrupalı politika yapıcıların tartıştığı bir dönemde ortaya çıktı.
AB’nin yürütme organı, birliğin iktisadi üretiminin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan kamu alımlarında Avrupa ürünlerine avantaj sağlayarak talebi şekillendirmeyi hedefliyor.
AB hükümetleri, Avrupa tercihini ülkelere değil ürünlere bağlayarak Komisyon’un önerisini yeniden düzenlemeyi çoktan teklif etti.
Öte yandan, Avrupa Parlamentosu henüz ortak bir tutum üzerinde anlaşmaya varmadı.
Anket sonuçlarına göre, Avrupa tercihi önerisi ve IAA kapsamında öngörülen yatırım kısıtlamaları, Çin’in ihracat hakimiyetine karşı Avrupa’nın sanayi savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor; fakat bunun getireceği potansiyel maliyetler seçmenler arasında hoşnutsuzluk yaratıyor.
Project Tempo düşünce kuruluşunun genel müdürü Luke Shore, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Public First tarafından ankete katılan 25 ülkeden 23’ünde, insanların Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretilen ürünlere kıyasla kendi ülkelerinde üretilen ürünlere avantaj sağlayan kamu ihale kurallarına daha fazla destek verdiklerini belirtti.
Yerli ürünlere yönelik tercihe verilen destek ortalama olarak yüzde 50’nin biraz üzerindeyken, Avrupa tercihine verilen destek ise yarıdan biraz azdı.
Almanlar, yerli tedarikçilere mi yoksa AB’nin diğer bölgelerinden gelen tedarikçilere mi öncelik verilmesi konusunda “benzer tutumlar” sergiliyor. Her iki önlemeye yönelik net destek yüzde 20’nin altında kalarak nispeten zayıftı.
Öte yandan, POLITICO için anket sonuçlarını analiz eden Shore, “Avrupa’nın büyük bir kısmında, ülkenin sanayi tabanının büyüklüğü ne olursa olsun, Avrupa’dan önce milliyetçi bir duygu hakim” dedi.
Portekiz ve İspanya, ulusal ve AB tercihlerine en fazla destek veren ülkeler; ulusal menşeye yönelik net destek yüzde 50’nin üzerindeyken, daha geniş bir Avrupa tanımına yönelik destek ise yüzde 50’nin biraz altında.
Letonya ve Estonya ise bu tür kurallara en düşük net desteği gösteren ülkeler: “Avrupalı Ürünleri Satın Al” için destek yüzde 10’un altında, “Yerli Ürünleri Satın Al” için ise yüzde 10’lu seviyelerde.
Bu bulgular, Project Tempo’nun Mayıs ve Haziran aylarında 24 AB ülkesi ile Birleşik Krallık’ta 26.283 yetişkine yönelik olarak gerçekleştirdiği EuroPulse anketinden elde edildi.
AB üyeleri Kıbrıs, Lüksemburg ve Malta’da anket yapılmadı.
Sorular, Orta Doğu savaşının enerji fiyatları, enerji güvenliği ve yaşam maliyeti üzerindeki etkisine odaklandı.
Fiyat tavanları ve kamu alım kuralları en çok tercih edilen politika seçenekleri arasında yer aldı.
Ankete katılanların yarısından fazlası, yeşil geçişi yavaşlatacak olsa bile Avrupa’nın kendi temiz teknolojisini üretmesini isterken, yüksek fiyatlara yol açabileceği söylendiğinde ticaret koruma önlemlerine verilen destek düşüyor.
Shore, enerji ve sanayi politikalarına verilen desteğin “maliyete bağlı” olduğunu söyledi:
“Yaşam maliyeti kriziyle karşı karşıya kalan seçmenler, korumacı politikaları destekliyor fakat bu politikalar fiyatları artırmadığı sürece.”
Çin teknolojisine yönelik gümrük vergileri sorulduğunda, bunun fiyat artışlarına yol açabileceği söylendiğinde ankete katılanların yalnızca yüzde 35’i bu fikri destekledi.
IAA’yı sonuçlandırmak için kendi belirlediği yıl sonu son tarih yaklaşırken ve Komisyon’un Eylül başında Kamu İhale Yasası’nı sunması beklenirken, anket sonuçları Brüksel’in “Avrupa’dan Satın Al” politikasını kabul ettirmek için iki siyasi engelle karşı karşıya olduğunu gösteriyor: fiyat artışlarıyla birlikte seçmenler arasındaki destek zayıflıyor ve seçmenlerin ulusal tercihleri daha güçlü.
Avrupa
Alman şirketi Donaustahl’ın CEO’su “Rus tehdidi” iddiasıyla saklanıyor

Ukrayna’ya saldırı insansız hava araçları tedarik eden bir Alman savunma girişiminin yöneticisi, “Rus suikast planı” iddiası nedeniyle aylardır saklanarak yaşıyor.
Donaustahl’ın yöneticisi Stefan Thumann, RTL televizyon kanalı ve Stern dergisine verdiği ortak röportajda, Alman yetkililerin 2025 yılının sonlarında kendisini Rus istihbaratının planı konusunda uyardığını söyledi.
Saldırı ve keşif insansız hava araçlarının yanı sıra askeri insansız hava aracı yazılımları da üreten şirketin CEO’su, o zamandan beri fiilen yer altında yaşadığını söyledi.
Thumann şunları söyledi:
“Hayatım için Rus askeri istihbarat servisiyle bir düello veriyorum. Sürekli yer değiştiriyorum, 24 saat kişisel güvenlik altında yaşıyorum; özel hayatım artık yok oldu.”
Savcılar mart ayında, suikast girişimini hazırlamak üzere CEO’yu gözetlediği iddia edilen, genellikle nispeten düşük ücretlerle işe alınan ve çok az eğitim verilen iki “tek kullanımlık ajan”ın tutuklandığını duyurmuştu.
Fakat haberlere göre, CEO’ya yönelik tehlike henüz sona ermiş olmayabilir. RTL, kendisine yönelik planların oldukça ileri aşamada olduğunu ve bir sinir gazının kullanılmasını içerdiğini belirten bir Alman milletvekilinin sözlerine yer verdi.
39 yaşındaki CEO, komployu öğrendiğinde yaşadığı “şok”un ardından vasiyetini yazdığını ve organ bağış kartını doldurduğunu söyledi.
Thumann, “Benim yaşımda normalde pek aklınıza gelmeyen şeyler,” dedi.
Kişisel durumunu fazla kafasına takmamak için bilgisayarının yanında uyuyor ve uyanır uyanmaz çalışmaya başlıyor.
Ukrayna’daki savaşın kendisi için “tamamen kişisel bir savaş” haline geldiğini de sözlerine ekledi.
Donaustahl, Ukrayna çatışmasında giderek daha merkezi bir rol üstlenen yüksek teknolojili insansız hava araçları geliştirerek öne çıkan Almanya’daki savunma teknolojisi girişimlerinden biri.
CNN‘in haberine göre, 2024 yılında ABD, Alman savunma devi Rheinmetall’in CEO’su Armin Papperger’i suikast yoluyla öldürmeyi amaçlayan bir Rus komplosunu engelledi.
Rheinmetall, Almanya’nın en büyük savunma grubu ve Ukrayna’ya mühimmat ve silah tedarik eden başlıca tedarikçilerden biri.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı









