Avrupa
Bardella: AB’nin kuruluş ilkelerinin modası geçti

Fransız Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella, AB’nin uzun vadeli bütçesine karşı çıkacağını, Fransa’nın Brüksel’e yaptığı katkı payını azaltacağını ve bloğun işleyişinin yeniden gözden geçirilmesini sağlamak için milliyetçi hükümetlerle ittifaklar kuracağını taahhüt etti.
Avrupa Parlamentosu üyesi de olan Bardella, POLITICO’ya verdiği özel röportajda, Avrupa Birliği’nin temsil ettiği şeylerin ve kurulduğu temellerin “modasının geçtiğini” savundu:
“(…) pozitif küreselleşme, mutlak piyasa gücü, kontrolsüz göç, iktisadi gerileme ve ekonomi, işletmeler ve Avrupa sanayisi üzerindeki aşırı regülasyon, bunların hepsi son derece modası geçmiş, son derece demode ve eskimiş. Bu yüzden Avrupa Birliği’nin işleyiş şeklini değiştirmeliyiz.”
Polonya gezisi öncesinde yapılan röportajda Bardella, RN’nin NATO’ya ve Fransa’nın Avrupa’nın doğu kanadına yönelik güvenlik taahhütlerine ilişkin tutumu konusunda müttefiklerini rahatlatmaya çalıştı.
Fakat AB meselelerinde, Bardella hâlâ bloğu temelden yeniden şekillendirmek istiyor. AB’den ayrılmak istemediklerini vurgulayan Fransız siyasetçi, “hiçbir şeyi yok etmeden her şeyi değiştirmek istediklerini” söyledi.
Sağcı lider, AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesini erken bir savaş alanı olarak belirledi. Brüksel’deki pek çok kişi yıl sonundan önce müzakereleri sonuçlandırmayı umarken, Bardella bu takvimi Paris’te olası bir siyasi değişimden önce harcama planlarını sabitlemek için bir girişim olarak kınadı.
Bardella, “Buradaki amaç, Fransa’da çoğunlukta olası bir değişiklik yaşanmadan önce bütçeyi sabitlemek,” dedi ve bunu “derinlemesine anti-demokratik” olarak nitelendirdi:
“Fransa’nın bir sonraki yönetimi, kim olursa olsun, bu bütçe konusunda söz sahibi olmalı çünkü bu bütçe, Fransa’yı, dolayısıyla Fransız halkının geleceğini ve vatandaşlarımızın bütçesini, önümüzdeki yıllara bağlayacak.”
Konuyla ilgili önceki açıklamalarından daha sert bir tavır sergileyen Bardella, “hayali bir oranda artması öngörülen” AB bütçesine ülkenin katkısını derhal “yarıya indirmeyi” hedefleyeceğini söyledi.
Talebini, Almanya ve Hollanda gibi daha zengin bazı AB ülkelerinin blok bütçesine yaptıkları katkılarla ilgili olarak elde ettikleri iadeye eşdeğer olarak nitelendirdi.
“Fransızlara paralarını geri vereceğiz, çünkü Fransa’nın kendini saydırması ve çıkarlarını savunması kaçınılmaz,” dedi ve Avrupa Komisyonunu, daha fazla para bulmak istiyorsa işletme giderlerini kısması gerektiği konusunda uyardı.
7 Temmuz’da Bardella, gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin adayı olup olmayacağını öğrenecek.
O gün, temyiz mahkemesi Le Pen’in zimmete para geçirme suçundan aldığı mahkumiyet kararını ve buna bağlı olarak kamu görevinden beş yıl men edilmesini onayıp onamayacağına karar verecek.
Bardella’nın adaylığı kesinleşirse, ilk turda kazanması için geniş bir destek var. İlk anketler, ikinci turda diğer rakiplerini geride bırakacağını da gösteriyor ama merkez adaylara karşı üstünlüğü çok az.
Polonya gezisi, potansiyel ortaklara ve açıkça hayranlık duyduğu Meloni gibi ideolojik yakınlarına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişim kapsamında yer alıyor.
Bardella, regülasyonların gevşetilmesi ve göçün sınırlandırılması konusunda Almanya’nın muhafazakar Şansölyesi Friedrich Merz ile “ortak bir zemin” gördüğünü belirtmiş olsa da, röportajda öncelikle milliyetçi partileri müttefik olarak gördüğünü açıkça ifade etti.
Fransız siyasetçi bu hafta Varşova’da, ülkenin cumhurbaşkanlığını elinde tutan ve gelecek yıl yapılacak parlamento seçimleri öncesinde anketlerde ikinci sırada yer alan, dolayısıyla koalisyon hükümetine liderlik etme fırsatı bulabilecek olan sağcı Hukuk ve Adalet’ten (PiS) isimlerle görüşeceğini söyledi.
Bardella röportaj sırasında şunları söyledi:
“Hedefimiz büyük düşünmek ve hayal ettiğimiz bu yeni Avrupa mimarisini inşa etmek. Birkaç ay içinde Fransız halkı bize güvenini gösterir ve biz Fransız Cumhuriyeti’nin başkanlığını üstlenirsek… benzer görüşlere sahip Avrupalı partiler ve hükümetlerle bu ittifakı genişletebileceğimizi umuyorum.”
Ukrayna savaşı savaşı kıtada bir silahlanma yarışını tetiklediği için, Fransa’nın Doğu Avrupa’daki müttefikleri sağın NATO ve savunma konusundaki tutumunu yakından izliyor.
Bardella, partinin geleneksel izolasyonist duruşunun temel taşlarından biri olan Fransa’yı NATO’nun entegre askeri komutasından çekme yönündeki Le Pen’in uzun süredir devam eden vaadini yumuşattı.
Bu hamle, Fransız birliklerinin ittifakın ortak planlamasına daha az dahil olacağı anlamına geliyor.
Badella, “Avrupa’nın kapısında savaş olduğu sürece bu entegre komutadan ayrılmak istemiyoruz. Savaş zamanında antlaşmaların çerçevesini yeniden tanımlamazsınız,” dedi.
Bardella, Fransa’nın Romanya ve Baltık ülkeleri dahil olmak üzere doğu kanadındaki müttefiklerine karşı güvenlik taahhütlerini yerine getireceğini vurgularken, RN hükümetinin öncelikle Fransız çıkarlarını savunmaya odaklanacağını söyledi.
Nükleer caydırıcılık konusunda, Fransa’nın savaş sonrası lideri Charles de Gaulle’ün “Fransız ulusunun hayati çıkarlarının savunulmasının Fransa sınırlarında bitmediğini bize haklı olarak hatırlattığını” söyledi.
Fransa’nın çıkarlarının tehlikeye gireceği bir örnek olarak “Benelüks bölgesi”ni (Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) gösterdi.
Bardella Ukrayna savaşının başlamasından bu yana, “Kremlin yanlısı” olmakla suçlanan parti figürlerinden uzak durmaya özen gösterdi.
Bardella röportajda, “Başkan Putin’in Rusya’sı çok boyutlu bir tehdit,” diyerek Moskova’yı “Fransız ve Avrupa çıkarlarına karşı doğrudan saldırganlık” yapmakla suçladı.
Dışişleri konusunda Bardella, Doğu Avrupa ile bağları olan Avrupa Parlamentosu heyetinin üyelerine büyük ölçüde güveniyor.
Bunlar arasında, Varşova’da görev yapmış eski Frontex başkanı Fabrice Leggeri ve Ukrayna’ya seyahat etmiş olan partinin genç neslinin etkili isimlerinden Pierre-Romain Thionnet yer alıyor.
Hatta Thionnet’in nispeten “şahin” tutumu, Le Pen’in savunduğu tarafsız dış politikaya bağlı kalmayı tercih eden partinin eski muhafazakâr kanadının bazı üyeleriyle sürtüşmelere neden oldu.
İki grup arasındaki gerginlikler geçen hafta, Thionnet’in X’te milliyetçi çevrelerdeki “pasifizm” olarak nitelendirdiği tutumu sert bir dille eleştiren bir paylaşım yapmasıyla kamuoyuna yansıdı.
Bu paylaşım, RN’nin deneyimli Avrupa Parlamentosu üyesi, Le Pen’in kayınbiraderi ve uzun süredir danışmanı olan Philippe Olivier’in tepkisini çekti. Olivier, “Savaş ulusal çıkarlar için mi?” diye yanıt verdi. Bunun üzerine Thionnet ilk paylaşımını sildi.
Bu anlaşmazlık, Bardella’nın olası bir cumhurbaşkanlığı adaylığı öncesinde Ulusal Birlik’i ne kadar yeniden şekillendirmesi gerektiği konusunda parti içindeki daha geniş bir tartışmayı yansıtıyor.
Bu tartışma, Bardella’nın daha ılımlı seçmenleri kazanmaya çalıştığı ekonomi konusunu da içeriyor.
Bardella, partinin 2027 iktisadi platformunu geliştirmekle, kesilecek düzenleyici yükleri belirlemekle görevli üç kişilik bir görev gücü de dahil olmak üzere, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir danışman ve milletvekili grubuna emanet etti.
Bu isimler arasında, ülkenin iş dünyası elitleriyle köprüler kurma çabalarının ön saflarında yer alan ve patronunu emeklilik dahil olmak üzere daha fazla mali disipline yönlendiren önde gelen finansçı François Durvye de bulunuyor.
Bardella’nın geçen ay, partinin emeklilik yaşını 62’ye geri çekme vaadini “incelediğini” duyurması, Le Pen’e yakın Ulusal Birlik’in eski muhafazakâr kesiminden öfkeyle karşılandı.
Bu kesim, vaatteki bir değişiklikle partinin yükselişine katkıda bulunan işçi sınıfı seçmenlerin uzaklaşabileceğinden endişe ediyor.
Bardella’nın yakın bir danışmanı, “Emeklilik yaşını düşürmekten başka olasılıkları araştırmak istiyor. O [bunu] istemiyor,” dedi.
Öte yandan perşembe günü Brüksel’de düzenlenen basın toplantısında, Bardella’nın partisinin iktidara gelmesi halinde AB ile bir hesaplaşmaya gidebileceği uyarısında bulunması, Le Pen ile arasındaki hassas dengeleri de ortaya koydu:
“Fransız halkı birkaç ay içinde bize güvenirse, daha önce de söylediğimiz gibi, Avrupa Birliği’nin mevcut işlevsizliklerini ele almak üzere ilk gezimizi Brüksel’e yapacağız, Marine ya da ben… ya da Marine ve ben…”
Le Pen ise, AB fonlarının zimmetine geçirdiği iddiasıyla ilgili davasını uzun süredir siyasi amaçlı olarak nitelendiriyor. Le Pen, Bardella’yı güçlü bir yedek aday olarak kamuoyunda desteklerken, koruduğu kişinin anketlerdeki yükselişinin kendisini kenara itme olasılığını artırdığına dair spekülasyonları bastırmaya çalışıyor.
Avrupa
Fransa’dan Birleşik Krallık’ın 5 milyar avroluk startup fonuna katılımına itiraz

Fransa, teknoloji girişimlerine yönelik 5 milyar avroluk AB sermaye yatırım fonuna Birleşik Krallık’ın katılımı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Avrupalı diplomatlara göre bu hamle, AB-Birleşik Krallık “yeniden başlatma” müzakereleri üzerindeki gerginliğin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Altı yıl önce Brexit kapsamında AB’den ayrılan İngiltere, teknolojik hakimiyet yarışında ABD ve Çin ile rekabet etmekte zorlanan Avrupa’nın teknoloji sektörüne yatırımı artırmak amacıyla oluşturulan fona 150 milyon avroluk tohum sermayesi katkısında bulunmayı kabul etti.
Startup’lar, araştırma ve inovasyondan sorumlu AB Komiseri Ekaterina Zaharieva, mayıs ayında Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Birleşik Krallık’ın fona katılmasının “karşılıklı çıkar” olduğunu belirtmişti.
Fakat diplomatlar, Paris’in şu anda herhangi bir anlaşmaya katı koşullar eklemeye çalıştığını söylüyor.
Fransızların itirazda bulunduğuna işaret eden bir AB diplomatı, “Birleşik Krallık AB’de değil; öyleyse, bu girişimin AB üye devletlerinin yararına bir AB girişimi olmasını sağlamamız gerekirken, neden İngilizlere fırsatlar sunalım?” diye sorduklarını aktardı.
Fransa, diğer bazı AB üye devletleriyle birlikte, Birleşik Krallık ile yan anlaşmalar yapmanın, bu sonbaharda Birleşik Krallık ile mevcut “resetleme” paketini sonuçlandırmak üzere yapılacak kritik zirve öncesinde, taviz koparmak için AB’nin elindeki kozları azaltma riski taşıdığını da savunuyor.
İkinci bir diplomat, “Fransa sert bir tutum sergiliyor ama Birleşik Krallık’ın Scaleup fonuna katılmasına izin verirsek, diğer üç veya dört üye devlet de ‘bunun bize ne faydası var?’ diye soruyor; bazıları bir ‘karşılıklı menfaat’ olması gerektiğini savunuyor,” diye ekledi.
Diplomatlar, Birleşik Krallık’ın 2027’den itibaren başlayacak Scaleup Europe Fonu’nun bir sonraki döngüsüne dahil edilebilmesi için Fransa’nın itirazlarının giderilmesine yönelik çabalar konusunda zamanın daraldığını belirtti.
Fransız diplomatlar, Paris’in Birleşik Krallık’ın programa katılımına prensipte itirazı olmadığını, fakat Birleşik Krallık’ın AB üyesi olmayan bir devlet olarak programa nasıl katılacağına dair Avrupa Komisyonu’ndan ayrıntılı bilgi talep ettiğini söyledi.
Fransızlar, “Bu teknik bir tartışma. Birleşik Krallık’ın katılımına ilişkin hesaplama yöntemini anlamak için Komisyon’a sorular iletildi,” diye eklediler.
AB üye devletleri, fon havuzundan çekebilecekleri tutar için yüzde 25’lik bir üst sınırla karşı karşıya.
AB üyesi olmayan ülkeler için bu sınırın ne olacağı ve katkı payları ile ödeme düzeyleri arasındaki ilişki konusunda hâlâ cevaplanmamış sorular var.
Bu tartışma, bazı yönlerden Birleşik Krallık’ın AB’nin 150 milyar avroluk savunma tedarik fonuna katılımına ilişkin tartışmaları anımsatıyor.
Bu görüşmeler, geçen kasım ayında Birleşik Krallık’ın Brüksel’in milyarlarca avroluk katkı talebini reddetmesi üzerine sert bir şekilde sonuçsuz kalmıştı.
AB-Birleşik Krallık “resetleme” müzakerelerinin sonucunu kesinleştirmek üzere Temmuz ayında yapılması planlanan zirve, Keir Starmer’ın Birleşik Krallık başbakanlığından istifasının ardından rafa kaldırıldı.
Yeni bir tarih belirlenmedi ama diplomatlar zirvenin ekim sonu veya kasım başında yapılmasını bekliyor.
Birleşik Krallık, bitki ve hayvansal ürünlere yönelik sınır kontrollerinin kaldırılmasına yönelik bir anlaşma, Birleşik Krallık ile AB karbon fiyatlandırma sistemini yeniden birbirine bağlayacak bir mutabakat ve 18-30 yaş grubu için sınırlı kapsamlı bir Gençlik Deneyim Programı arıyor.
Fakat bu konularda iki taraf arasında önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.
İsveçli satın alma şirketi EQT tarafından ticari esaslara göre yönetilecek olan Scaleup Europe Fonu, Birleşik Krallık’ın 2024 yılında “ortak ülke” statüsünde yeniden katıldığı 96 milyar avroluk araştırma programı Horizon Europe’un bir parçası.
Diplomatlar, AB Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nün son aylarda Birleşik Krallık’ın programa katılımı konusunda “verimli” müzakereler yürüttüğünü fakat Birleşik Krallık’ın katılımına yönelik resmi bir teklif henüz sunmadığını belirtti.
Fonun mevcut döngüsü 2027’de sona eriyor ve 2034’e kadar sürecek bir sonraki döngünün, Komisyon’un 1 milyar avroluk başlangıç fonu ile emeklilik fonları ve diğer özel sermaye kaynaklarından sağlanacak kalan kısmın eklenmesiyle 5 milyar avroyu aşması bekleniyor.
Birleşik Krallık Kabine Ofisi, hükümetin devam eden müzakereler hakkında yorum yapmayacağını belirtti.
Komisyon sözcüsü ise görüşmelerin devam ettiğini ve “herhangi bir tutum hakkında yorum yapmanın henüz erken” olacağını söyledi.
Avrupa
Bordeaux bölgesindeki orman yangınları füze üretim tesislerine yaklaştı

Fransa’nın Gironde bölgesinde geniş alanlara yayılan orman yangınları, Bordeaux bölgesindeki savunma, havacılık ve uzay sanayisi tesislerine yaklaştı. Füze üretimi ve bilimsel araştırmaların yapıldığı merkezleri tehdit eden yangınlara karşı askeri birlikler ve özel ekipmanlar devreye sokuldu. Avrupa genelinde sıcak hava dalgası sebebiyle tahliyeler artarken Fransa’daki yangın alanları rekor seviyeye ulaştı.
Fransa’nın Gironde bölgesinde başlayan geniş çaplı orman yangını, Bordeaux bölgesinde yer alan savunma, havacılık ve uzay sanayisi işletmelerini tehdit ediyor.
On binlerce hektarlık alana yayılan alevler; füze, silah üretimi ve bilimsel araştırmalarla bağlantılı tesislere yaklaştı. Le Parisien gazetesi, yangının kritik sanayi noktalarına olan yakınlığına dikkat çekti.
Bordeaux yakınlarında havacılık, uzay ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren ArianeGroup ve Thales şirketlerinin yanı sıra savunma kompleksine ait başka tesisler bulunuyor. Bu tesislerin bir bölümü ormanlık alanların hemen yanında yer alıyor.
Stratejik füze ve roket tesisleri risk altında
Gironde bölgesindeki Saint-Médard-en-Jalles kentinde, ArianeGroup şirketine ait M51 balistik füzelerinin yakıtlarıyla çalışılan iki tesis yer alıyor.
Şirketin Le Haillan bölgesindeki bir diğer tesisinde Ariane 6 taşıyıcı roketinin motorları üretiliyor. Aynı bölgede roket sektörü için motor sistemleri üreten Roxel France tesisleri de konumlanıyor.
Le Barp kentinde ise Megajul lazer tesisine (LMJ) ev sahipliği yapan CEA Cesta araştırma merkezi bulunıyor. Merkez temsilcisi, durumun kontrol altında olduğunu ve şu an için tesis için bir tehdit bulunmadığını açıkladı.
ArianeGroup yetkilileri, şirketin yerel ve ulusal makamlarla sürekli temas halinde olduğunu bildirdi.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, sanayi tesislerinin korunması amacıyla uzman personelin ve gerekli kaynakların tahsis edildiğini açıkladı.
Avrupa genelinde yangınlar devam ediyor
Avrupa’daki orman yangınları anormal sıcaklıklar eşliğinde sürüyor. Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde yılbaşından bu yana yanan alanların büyüklüğü, gözlem tarihinin en yüksek ikinci seviyesine ulaştı.
Fransa ve İspanya’da yangınlar nedeniyle tahliye edilenlerin sayısı 250 bin kişiyi aştı. Resmi verilere göre Fransa’da en az 197 bin sakin evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Yanan alanların büyüklüğü ise neredeyse 98 bin hektara ulaştı; yetkililer bu durumun muhtemelen rekor bir gösterge olduğunu değerlendiriyor.
Fransa sağlık makamları daha önce sıcaklar nedeniyle ölüm oranlarında artış olduğunu, haziran ayında normalden yaklaşık 5,7 bin daha fazla ölüm kaydedildiğini duyurmuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bordeaux bölgesindeki itfaiyecilere yardım etmek üzere yaklaşık 1000 askeri personeli görevlendirdi.
Operasyonda ayrıca 20 tona kadar yangın geciktirici madde atabilen bir A400M askeri nakliye uçağı, ek hava kuvvetleri ve itfaiye ekipleri kullanılıyor.
Avrupa
Avrupa teknolojik bağımsızlık için 3 trilyon dolar harcayacak

Bloomberg Intelligence tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli teknoloji tedarikçilerine olan bağımlılığını sonlandırmak için önümüzdeki on yılda yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği kaydedildi. “Avrupa Malı Al” mekanizması kapsamındaki garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığına ulaşmasındaki en güçlü araç olduğu ifade edildi.
Bloomberg Intelligence Kıdemli Analisti Mandeep Singh tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’nın ABD ve Asya merkezli tedarikçilerden vazgeçerek önümüzdeki on yıl içinde dijital bağımsızlığa ulaşması için yaklaşık 3 trilyon dolar harcaması gerektiği sonucuna varıldı.
Bu tutarın bulut altyapısının geliştirilmesi, yapay zeka veri merkezlerinin kurulması, büyük dil modellerinin eğitilmesi ve diğer teknolojik alan kapsama girmektedir.
Singh’in raporunda, “Avrupa Malı Al” mekanizması üzerinden sağlanacak garantili talebin, AB’nin yazılım bağımsızlığı hedefine ulaşmasındaki en güçlü kaldıraç olabileceği kaydedildi.
Palantir Avrupa pazarında kan kaybediyor
Süreçte öne çıkan örneklerden biri, Peter Thiel tarafından 2003 yılında kurulan ABD merkezli Palantir şirketi etrafında gelişti. Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu, haziran ayında Fransız istihbarat servisi DGSI ile sözleşmesinin bitmesine üç yıl kalmasına rağmen Palantir ile ortaklığı sonlandıracaklarını duyurdu. Lecornu, “Fransa kendi araçlarına sahip olmalıdır” açıklamasını yaptı.
Bu beyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Anthropic şirketine ait öncü yapay zeka modellerine erişimi kısıtlama kararının ardından geldi. Lecornu, Palantir’in yerine yerel bir rakip olan ChapsVision şirketini işaret etti.
Bloomberg’in aktardığına göre Palantir yöneticileri bu gelişme karşısında şaşkınlık yaşadı. Şirket yetkililerinden biri, Lecornu’yu güvenlik alanındaki kritik kararları “Hollywood çekişmesine” dönüştürmekle suçladı. Fransa iç istihbarat servisi DGSI ile imzalanan sözleşmenin yakın zamanda üç yıllığına yenilendiği bilgisi verildi.
İngiltere Parlamentosu Üyesi Chi Onwurah, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ile olan 330 milyon sterlinlik (440 milyon dolar) sözleşmesinin feshedilmesini önerdi.
Onwurah, “Siyasi bir ajandaya sahipler. Palantir, dijital altyapımızda kabul edilemez bir zayıflığı temsil ediyor” dedi.
Bloomberg, Palantir’in Avrupa’daki konumunun zayıfladığını, Almanya ve Polonya güvenlik hizmetlerinin yerel tedarikçiler aradığını bildirdi. Hollanda Savunma Bakanı, Palantir’i Avrupalı sağlayıcılarla değiştirme sözü verdi. Temmuz ayında eski Palantir çalışanları tarafından kurulan iki İngiliz girişimi, eski işverenlerine meydan okumak amacıyla finansman sağladı.
Fransız ChapsVision Avrupa pazarına göz dikti
Gelişmelerin odağındaki ChapsVision şirketi, Fransa devlet bakanlıkları ve kurumlarında ihaleler kazandı. Bloomberg Intelligence değerlendirmesine göre, yalnızca DGSI ile yapılan sözleşmenin değeri en az 100 milyon avro seviyesindedir. Politico’nun mayıs ayındaki haberine göre Almanya iç istihbarat teşkilatı BfV, Palantir ile olan sözleşmenin yerine ChapsVision’ı seçti.
ChapsVision Üst Yöneticisi (CEO) Silvano Sansoni, verdiği mülakatta, “Amacımız Avrupa şampiyonu olmaktır” ifadesini kullandı.
Sansoni, Polonya’daki hassas konumdaki tüm müşterilerle görüşmeler yürüttüklerini ve yakın gelecekte ana odak noktalarının Almanya olduğunu söyledi. Sansoni, ChapsVision’ın Fransız istihbaratı için Palantir’in yerini hemen alamayacağını kabul ederek, “Teknoloji karmaşık, bu yüzden yarın Palantir’in yerini almayacağız” dedi.
Uzmanlar tam bağımsızlık risklerine karşı uyarıyor
Bloomberg’e konuşan uzmanlar olası risklere dikkat çekti. İngiltere Stratejik Komuta Merkezinin eski komutanı emekli General Richard Barrons, “Palantir’i dışarıda bırakmak çılgınlık olur. Kendinizi dünyanın önde gelen kabiliyetlerinden mahrum bırakırsınız” değerlendirmesini yaptı.
The Futurum Group analisti Nick Patience, birbirine bağlı bir dünyada yüzde yüz egemenliğe ulaşmanın pek mümkün olmadığını söyledi. Patience, ChapsVision’ın çoğunluk hissesi Çin devlet şirketi China Huaxin’e ait olan Alcatel Lucent Enterprise ile ortaklığını öne çıkardığına işaret etti.
Bloomberg, Trump’ın Fable 5 ve Mythos 5 yapay zeka modellerine yabancıların erişimini yasaklamasının ardından Avrupa ve Kanada’nın diğer güçlerin kararlarına bağımlı olmamak amacıyla acilen kendi yapay zeka modellerini geliştirme kararı aldığını bildirdi.
Financial Times’ın haziran başında kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) siber operasyonlar yürütmek için Anthropic şirketine ait Claude Mythos modelini kullanabileceği öne sürüldü.
Bir kaynak, bu sistemin Çin veya İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak amacıyla kullanılabileceğini aktardı.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu










