Bizi Takip Edin

Amerika

İran karar tasarısı ABD Senatosu’ndan geçmedi

Yayınlanma

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlamayı amaçlayan karar tasarısını 48’e karşı 47 oyla reddetti. Tasarı, Kongre’nin savaş ilanı ya da özel yetkilendirmesi olmadan ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a karşı muharebe faaliyetlerinden çekilmesini öngörüyordu.

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlar konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan karar tasarısını reddetti.

CBS’in haberine göre tasarının ilerletilmesi yönünde 47 senatör oy kullanırken, 48 senatör karşı oy verdi. Böylece Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıracak düzenleme Senato’dan geçemedi.

Karar tasarısına Cumhuriyetçi Parti’den Susan Collins, Bill Cassidy, Lisa Murkowski ve Rand Paul destek verdi. Bu dört Cumhuriyetçi senatör, Demokratların büyük çoğunluğuyla birlikte tasarı lehine oy kullandı. Tasarıya karşı oy veren tek Demokrat senatör ise John Fetterman oldu.

Cumhuriyetçi senatörler Mitch McConnell ve Josh Hawley ile Demokrat senatörler Michael Bennet ve Cory Booker oylamaya katılmadı. Vermont’tan bağımsız senatör Bernie Sanders da oylamada yer almadı.

Son günlerde Kongre üyeleri, ABD ile İran arasında varılan ve ayrıntıları gizli tutulan anlaşmanın içeriğinin açıklanmasını talep ediyordu.

Demokrat Senatör Raphael Warnock tarafından sunulan karar tasarısı, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik muharebe faaliyetlerinden çekilmesini öngörüyordu.

Tasarıya göre bu tür faaliyetlerin sürdürülmesi için Kongre’nin savaş ilanı ya da özel bir yetkilendirme kararı gerekli olacaktı.

ABD Anayasası uyarınca savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye ait. Bununla birlikte birçok ABD lideri, bu kuralın kısa süreli askeri operasyonlar ya da ülkenin doğrudan tehdit altında olduğu durumlar için geçerli olmadığı görüşünü savunuyor.

Senato mayıs ayında, İran konusunda başkanın askeri yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan benzer bir karar tasarısının ilerletilmesini desteklemişti.

Bu, yedi girişimin ardından ilk kez gerçekleşmiş ve o süreçte de dört Cumhuriyetçi senatör tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak ayın sonunda Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler söz konusu tasarıyı geri çekmişti.

Mart ayında ise Trump’ın savaş yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan bir başka karar tasarısı Senato’da çoğunluk desteğini sağlayamamış ve engellenmişti.

ABD ve İran, 15 Haziran’da barışa yönelik bir anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Anlaşma elektronik ortamda düzenlenirken, resmi imza töreninin 19 Haziran’da Cenevre’de yapılması planlanıyor.

Amerika

Florida’da ön seçimleri “Demokratik Sosyalist” Nixon kazandı

Yayınlanma

“Demokratik Sosyalist” Angie Nixon, Florida Demokrat Partisinin Senato adayı olmak üzere yapılan ön seçimleri beklenmedik bir şekilde kazandı.

Nixon, çarşamba günü erken saatlerde Demokrat Parti’nin adaylığını garantiledi.

Nixon, 2019’daki Kongre azil süreci sırasında Başkan aleyhine ifade verdikten sonra Donald Trump tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi’nden kovulan Alex Vindman’ı mağlup etti.

Nixon’ın 12 puanlık zaferi, siyasi kuruluşa karşı seçmenlerin hoşnutsuzluğunu kampanya malzemesi haline getirerek Minnesota, New York ve Colorado’da ön seçim zaferleri elde eden Demokratların “ilerici” kanadına en son moral desteği oldu:

“Birlikte, milyonlarca dolara karşı mücadele ettik . . . Harcama oranımız 16’ya 1 aleyhimizeydi ama kazandık.”

Nixon zafer konuşmasında ve “Washington DC’deki yaygın yolsuzluğa” karşı mücadele çağrısında bulundu.

Nixon, “Dünyaya, örgütlü insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve dünyaya Florida halkının neyi temsil ettiğini gösterdik: Herkes için Medicare, evrensel çocuk bakımı, gerçekten uygun fiyatlı konutlar, tam olarak finanse edilen kamu eğitimi ve anlamsız savaşın sona ermesi,” diye ekledi.

Öte yandan diğer “ilerici” adaylar, Florida’daki ayrı ön seçimlerde başarısız oldu. Elijah Manley ve Oliver Larkin, kongre seçim bölgelerindeki oylamalarda sırasıyla görevdeki Debbie Wasserman Schultz ve Jared Moskowitz’e karşı ağır bir yenilgiye uğradı.

Demokrat Parti’nin “sol” kanadı, Wisconsin dahil olmak üzere diğer ön seçimlerde de yenilgiler yaşadı.

Wisconsin’de “ılımlı” bir isim olan David Crowley, Demokratların vali adayı olmak için girdiği çekişmeli yarışta bir demokratik sosyalisti beklenmedik bir şekilde mağlup etti.

Salı günü Florida’daki Cumhuriyetçi ön seçimler de yakından takip ediliyordu. Trump’ın desteklediği aday Byron Donalds, “aşırı sağcı” James Fishback dahil olmak üzere diğer adayları geride bıraktı.

Donalds, görev süresi dolan Cumhuriyetçi vali Ron DeSantis’in yerine geçecek kişiyi belirleyecek yarışta, eski bir Cumhuriyetçi olan Demokrat David Jolly ile karşı karşıya gelecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi UCM Başkanı Tomoko Akane’ye yaptırım kararı aldı

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ve Kıdemli Duruşma Avukatı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Beyaz Saray, mahkemenin ABD egemenliğini tehdit etme kabiliyetini yitirene kadar sistematik olarak dağıtılmasını hedefleyen ilave adımlar atılacağını duyurdu. Karara Hollanda ve Japonya tepki gösterirken, ABD’li insan hakları örgütleri de yönetime karşı dava açtı.

Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) üst düzey isimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. Yaptırımların hedefinde mahkemenin Japon başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma avukatı Abdoulaye Seye yer alıyor.

Beyaz Saray ayrıca mahkemeye karşı ek adımlar atılacağı tehdidinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, bu adımların amacının “UCM’nin Amerikan egemenliğini tehdit etme kabiliyetini bütünüyle yitirene kadar sistematik olarak dağıtılması” olduğunu kaydetti.

ABD, kurulduğu 2002 yılından bu yana 21 kişiyi gözaltına alan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova’nın da aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında tutuklama emri çıkaran UCM’nin tarafı konumunda bulunmuyor.

Göreve gelen ABD başkanlarının yönetimleri, UCM’nin Amerikalılara yönelik dava yürütme yetkisine istikrarlı şekilde karşı çıksa da mahkemeye karşı yaptırım savaşını yalnızca Trump başlattı.

Trump, ilk başkanlık döneminde de Amerikalıların Afganistan’da savaş suçları işlediği yönündeki iddiaları soruşturması nedeniyle UCM başsavcısına ve yardımcılarından birine yaptırım uygulamıştı.

UCM’nin 2024 yılında İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki eylemleri gerekçesiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, Trump cephesinden gelen saldırıları daha da artırdı.

Rubio konuya ilişkin açıklamasında, “Bu mahkeme, yetkilerini kötü niyetle suistimal eden, görev sınırlarını aşan, yozlaşmış ve telafisi imkansız biçimde siyasallaşmış ulusüstü bir mahkemedir” ifadelerini kullandı.

Kısa süre önce hakimlik görevine aday gösterilen Abdoulaye Seye, İsrail-Filistin dosyası üzerinde çalışıyordu.

Geçtiğimiz hafta ABD’deki dört insan hakları örgütü, Trump yönetiminin UCM’ye karşı yürüttüğü seferberlik nedeniyle dava açtı. Kuruluşlar, uygulanan yaptırımların “dünya genelinde ağır uluslararası suçların mağdurları için adalete erişimi” kısıtladığını savundu.

Merkezi Lahey’de bulunan UCM’ye ev sahipliği yapan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, Washington’ın son kararını kınadı. Berendsen yaptığı açıklamada, “Uluslararası mahkemeler ve ceza mahkemeleri yetkilerini serbestçe kullanabilmelidir” dedi.

UCM’nin en büyük mali destekçisi konumundaki Japonya da benzer bir açıklama yaptı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin yaptırım kararını “son derece esef verici” olarak nitelendirdi ve ülkenin uluslararası toplumda hukukun üstünlüğünü güçlendirme kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Venezuela hükümeti muhalefetle müzakerelerde Maduro’yu masaya getirmedi

Yayınlanma

Venezuela hükümetinin ABD destekli muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde, Washington tarafından alıkonulan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etmediği bildirildi. Financial Times’ın haberine göre Karakas yönetimi, ABD’de ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklu bulunan eski liderini tamamen gözden çıkardı. 

Venezuela hükümeti, ABD desteğiyle muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde Washington tarafından ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklanan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmadı.

Financial Times (FT) gazetesinin ‘Venezuela, Maduro’yu Amerikan Hapishanesinde Kaderine Terk Etti’ başlıklı haberine göre Karakas yönetimi, görüşmeler boyunca eski liderin tutukluluk haline tek bir kez bile değinmedi.

Müzakere sürecine katılan bir muhalefet temsilcisi gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Maduro ve eşi Cilia Flores müzakere masasında kesinlikle mevcut değil. Onlar tarihten silindi” ifadelerini kullandı.

Müzakereler 6 Ağustos’ta başladı. ABD, muhalefetin başmüzakerecisi olarak Ulusal Meclis eski Başkanı Dinorah Figuera’yı belirledi. Venezuela hükümeti heyetine ise parlamento başkanı Jorge Rodriguez liderlik ediyor. Rodriguez’in kız kardeşi Delcy Rodriguez, Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasından bu yana Venezuela’nın devlet başkanlığı görevini vekaleten yürütüyor.

Müzakerelerin 12 Ağustos’ta sona eren ilk turunun ardından taraflar, Yüksek Adalet Mahkemesi yargıçlarının atanmasına yönelik yeni bir mekanizmayı da içeren yargı reformu konusunda ön mutabakata vardıklarını açıkladı.

Heyetler ayrıca İngiltere Merkez Bankasında dondurulan altın rezervlerinin geri getirilerek depremden etkilenenlere yardım amacıyla kullanılması için ortak çalışma yürütme konusunda uzlaştı.

Görüşmelerde, Venezuela’da 2024 devlet başkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak adayı olan ancak adaylığı o dönem hükümet tarafından engellenen Maria Corina Machado yer almıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun kaçırılmasının ardından ocak ayında Machado’yu Beyaz Saray’da ağırlamıştı.

Fakat Trump, halk desteğinin yetersizliği nedeniyle ülkeyi yönetmekte zorlanacağını savunarak Machado’nun iktidarı devralma niyetini desteklemediğini ifade etmişti.

Amerikan güçleri ocak ayında düzenledikleri askeri operasyonla Maduro ve eşi Cilia Flores’i Venezuela’dan çıkararak ABD’ye götürdü. Çifte ABD’de resmi olarak ‘narkoterörizm’ suçlaması yöneltildi. O dönemde Devlet Başkan Vekili Delcy Rodriguez, Maduro ile eşinin ülkeden kaçırılmasını ‘alçakça bir saldırı’ olarak nitelemiş; kardeşi Jorge Rodriguez ise eski devlet başkanı serbest bırakılana kadar ‘rahat durmayacaklarını’ ilan etmişti.

Buna karşın FT, ABD destekli Rodriguez yönetiminin müzakerelerde eski Venezuela liderinin serbest bırakılması talebini dahi gündeme getirmeyerek muhalefeti şaşırttığını aktardı.

Venezuelalı analist Edward Rodriguez ise sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Maduro’nun kaderi çoktan belirlendi. Olayların kendi seyrinde ilerlemesine izin verecekler ve bu süreçte tek bir önceliğe, yani kendi hayatta kalma mücadelelerine odaklanacaklar” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English