Diplomasi
Berlin NATO’nun 70 milyar avroluk Ukrayna paketine en büyük katkıyı sunacak

NATO bünyesinde Ukrayna için hazırlanan 70 milyar avroluk yeni yardım paketi kapsamında en büyük mali katkıyı Almanya’nın sağlayacağı açıklandı. Ankara’da düzenlenecek zirvede ele alınması beklenen pakete Slovakya karşı çıkarken, bütçenin sonraki yıllara uzatılmasına İtalya şerh koydu.
Almanya, NATO ülkelerinin Ukrayna için hazırladığı 70 milyar avro değerindeki yeni yardım paketi kapsamında en büyük mali katkıyı sunmaya hazırlanıyor.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Bild gazetesine verdiği mülakatta, Berlin’in bu yeni pakete sağlayacağı katkının büyüklüğüne yönelik soru üzerine, “Bu kesinlikle en büyük miktar olacak” ifadesini kullandı.
Savunma Bakanı Pistorius, Federal Hükümet’in bu çerçevede Ukrayna’ya tahsis edeceği net bütçe miktarını ise açıklamadı. Pistorius, Ukrayna’nın askeri süreçte başarıya ulaşması için Avrupa Birliği (AB) düzeyinde de mali destek sağlanmasının önem taşıdığını belirtti.
NATO bünyesinde Ukrayna için 70 milyar avroluk bir kaynak ayrılmasına yönelik müzakerelerin başladığı haziran ayı başında basına yansıdı.
Almanya tarafından önerilen bu girişimin, 7-8 Temmuz günlerinde Ankara’da yapılacak NATO liderler zirvesinde resmi olarak ele alınması planlanıyor.
Öte yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico, ülkesinin bu finansmana katılımını engellemek için her türlü adımı atacağını duyurdu.
Fico, “Slovakya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri kredilere katılım göstermemesi için elimden gelen her şeyi yapacağım. Ukrayna’ya şimdiye kadar olduğu gibi insani yardım sağlamaya ise hazırız” diye konuştu.
Alman basınında yer alan bilgilere göre NATO ülkeleri, Kiev’e yönelik 70 milyar avroluk yardım taahhüdünün sadece 2026 yılı için geçerli kalmayıp 2027 yılında da sürdürülmesi yönünde bir taslak üzerinde uzlaştı.
Ancak İtalya, bu finansman süresinin uzatılmasına karşı çıktı ve bu nedenle İtalya’nın katılım durumu taslak metinde parantez içinde bırakıldı.
2026 yılı için planlanan 70 milyar avroluk yardım paketi, AB’nin Ukrayna’ya yönelik kredisinden karşılanacak 30 milyar avro ile 2024 yılındaki NATO zirvesinde Kiev’e taahhüt edilen 40 milyar avroluk kaynağın birleşiminden oluşuyor.
Daha önce AB ülkeleri, Ukrayna için 90 milyar avroluk bir krediyi onaylamıştı. Bu kredinin 30 milyar avroluk kısmının bütçe desteği, 60 milyar avroluk bölümünün ise savunma harcamaları için kullanılması kararlaştırılmıştı. Ukrayna, bütçe desteği kapsamındaki ilk taksit olan 3,2 milyar avroyu haziran ayı sonunda teslim aldı.
Almanya Federal Hükümeti de geçen yıl kasım ayında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya yönelik mali yardımları 2026 yılında 3 milyar avro artırma niyetini beyan etmişti. Bütçe tasarısının önceki versiyonunda Ukrayna için 8,5 milyar avro kaynak ayrılmıştı.
Ukrayna Maliye Bakanlığı verilerine göre Kiev’in 2026-2029 döneminde ihtiyaç duyduğu toplam dış finansman miktarı 145,9 milyar doları buluyor. Ukrayna’nın 2026 yılı bütçesi yaklaşık 1,9 trilyon grivna (yaklaşık 47,5 milyar dolar) açıkla kabul edildi.
Avrupa Komisyonu’nun sunumlarına dayandırılan analizlerde, AB kredisi hesaba katılsa dahi Ukrayna ordusunun askeri harcamalarında 19,6 milyar avro seviyesinde bir bütçe açığıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Diplomasi
Çin lideri Xi, teamüllerin dışına çıkarak Trump’a ‘bağımsızlık günü’ mesajı gönderdi

Pekin, Bağımsızlık Günü’nde Washington’a gönderilen başkanlık mesajlarını genellikle kamuoyuna duyurmuyordu. Çin lideri Xi Jinping, teamüllerin dışına çıkarak ABD’nin Bağımsızlık Günü dolayısıyla bir tebrik mesajı gönderdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, pazartesi günü Pekin’de yaptığı açıklamada, “Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığının 250’nci yıldönümü. Devlet Başkanı Xi Jinping, Çin hükümeti ve Çin halkı adına ABD Başkanı Trump’a hâlihazırda bir tebrik mesajı gönderdi,” dedi.
Pekin, 4 Temmuz’da gönderilen başkanlık tebriklerini genellikle kamuoyuna duyurmuyor. Ancak Xi’nin bu yılki mesajı, iki ülke arasındaki kırılgan ilişkileri istikrara kavuşturmayı amaçlayan yoğun diplomatik temasların ardından geldi.
Mayıs ayında Pekin’de düzenlenen zirvede bu dönüm noktasına işaret eden Xi, Trump’a “Çin ile ABD arasındaki ortak çıkarların, farklılıklarımızdan daha büyük olduğunu” söylemişti.
Görüşmeler sırasında Xi, çatışma yerine işbirliğinin önemini vurgulmış; iki ülkeye “Thukydides Tuzağı”nı aşma ve büyük güç ilişkileri için istikrarlı bir yol tesis etme çağrısı yapmıştı.
Geçmişte Çin, Amerikan yıldönümü kapsamındaki faaliyetlerini genellikle Pekin’deki ABD Büyükelçiliği’nin düzenlediği resepsiyonlara diplomat göndermekle sınırlı tutuyordu. Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu, hem bu yıl hem de geçen yıl Pekin’deki etkinliğe katıldı.
5 Temmuz 2001’de, dönemin Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin ile ABD Başkanı George W. Bush arasında yapılan telefon görüşmesinde Jiang, Amerikan Bağımsızlık Günü dolayısıyla ABD hükümeti ve halkına tebriklerini iletmişti.
Önceki yıldönümü temasları da yalnızca Amerikan iç kutlamalarına değil, daha çok ortak diplomatik tarihe odaklanmıştı.
Örneğin Çin lideri Xi, nisan ayında “Ping Pong Diplomasisi”nin 55’inci yıldönümü dolayısıyla üst düzey bir tebrik mektubu göndererek, Çin-ABD ilişkilerinin yeniden kapısını aralayan bu temasların stratejik öngörüsünü övmüştü.
Ocak 2024’te de Xi ile dönemin ABD Başkanı Joe Biden, 1979’da resmî diplomatik ilişkilerin kurulmasının 45’inci yıldönümü dolayısıyla karşılıklı tebrik mesajları göndermişti.
Trump’ın Kasım 2024’teki ezici seçim zaferinin ardından Xi, kendisini tebrik etmiş ve iki ülkeye “birbirleriyle geçinmenin doğru yolunu” bulma çağrısı yapmıştı.
Çin’in ulusal gün ya da bağımsızlık günü için gönderdiği resmî, devletten devlete tebrik mesajları sınırlı sayıda ülkeye ayrılıyor.
Örneğin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Xi, kapsamlı stratejik ortaklıklarını yansıtacak şekilde kendi ülkelerinin ulusal dönüm noktalarında düzenli olarak kişisel mesaj alışverişinde bulunuyor.
Pekin ayrıca en yakın jeopolitik ortaklarına, özellikle de temel stratejik çıkarları ve Çin’in küresel altyapı ve kalkınma programı olan Kuşak ve Yol Girişimi açısından merkezî konumdaki ülkelere öncelik veriyor.
Örneğin Xi, 3 Temmuz’da Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’ya ve Belarus halkına ulusal günleri dolayısıyla resmî tebriklerini iletti.
Geçen yıl ağustos ayında Xi, Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy’e ülkenin bağımsızlık günü dolayısıyla bir mesaj göndermişti. Zelenskiy’in sosyal medyadaki paylaşımına göre bu, 2022’deki Rusya işgalinden bu yana Pekin tarafından kamuoyuna açıklanan ilk tebrik mesajıydı.
Diplomasi
Otomotiv devlerinin savunma yatırımları kaynak israfı riski yaratıyor

Japonya’nın en büyük savunma yüklenicisi Mitsubishi Heavy Industries (MHI) Üst Yöneticisi Eisaku Ito, otomotiv fabrikalarının askeri insansız hava aracı üretimine dönüştürülmesinin başarısızlıkla sonuçlanabileceğini açıkladı. Savunma bütçesini artıran Japonya’da, askeri dron üretimi için otomotiv sanayisinden farklı bir üretim modeline ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Japonya’nın en büyük savunma yüklenicisi Mitsubishi Heavy Industries (MHI) Üst Yöneticisi (CEO) Eisaku Ito, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, zorluk yaşayan otomotiv fabrikalarının askeri amaçlı insansız hava araçları (İHA) için üretim tesislerine dönüştürülmesinin başarısız olacağını ve vergi mükelleflerinin parasının boşa gitmesine yol açacağını belirtti.
Dron üretimi alanındaki teknik özelliklerin mevcut duruma bağlı olarak sürekli değiştiğini vurgulayan Ito, “Otomotiv fabrikaları ise aksine, on binlerce veya milyonlarca aynı tür ürünü üretmek üzere tasarlanıyor” ifadelerini kullandı.
Otomotiv fabrikalarında insansız hava aracı üretilmesinin hızlı bir şekilde demode olacak çok sayıda ekipmanın ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulunan Ito, “Eğer bu yoldan gidilirse, bu durum vergi mükelleflerinin paralarının devasa boyutta israf edilmesiyle sonuçlanır” değerlendirmesini yaptı.
Japonya Savunma Bakanlığı, içinde bulunulan mali yılda insansız hava araçlarının satın alınmasına yönelik bütçesini iki katına çıkararak 1,7 milyar dolara ulaştırdı. Bu adım, yabancı İHA üreticileri ve yerel girişimler arasında yoğun bir hareketliliğe yol açtı.
Avrupa’da faaliyet gösteren bazı otomotiv üreticilerinin savunma projelerine yöneldiği biliniyor. Fransız Renault grubu, Turgis Gaillard ve Thales firmalarıyla dron üretimi için anlaşma sağlarken, Volkswagen şirketi Iron Dome (Demir Kubbe) sisteminin geliştiricisiyle, Mercedes-Benz ise Tytan Technologies firmasıyla işbirliği görüşmelerini yürütüyor.
Japon hükümeti, Tayvan yakınlarında yer alan ve ülkenin güneybatısında bulunan adaların korunması amacıyla yürütülen “Shield” (Kalkan) programı çerçevesinde binlerce dron konuşlandırmayı planlıyor. Ito, MHI şirketinin, karmaşık askeri ekipmanları küçük seriler halinde üretme konusundaki uzmanlığı sayesinde bu tür sistemlerin ana tedarikçilerinden biri olmayı hedeflediğini kaydetti.
Japonya merkezli Terra Drone şirketi, mart ayında Ukrayna merkezli İHA geliştiricisi Amazing Drones ile Ukrayna’da “Terra A1” tipi önleme dronlarının üretilmesi amacıyla işbirliği yapacağını duyurdu.
Bu gelişmenin ardından Japonya’nın Moskova Büyükelçisi Akira Muto, Rusya Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kendisine bu anlaşmadan ötürü protesto notası iletildi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya’nın, bir Japon şirketinin Ukrayna’nın insansız hava aracı programlarının geliştirilmesine katılımını, güvenliğe zarar veren dostane olmayan bir adım olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Diplomasi
Wadephul: Fidan’ın İsrail’e karşı yaptığı açıklamalar uygunsuz

Almanya Dışişleri Bakanı Johannn Wadephul, Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ın İsrail aleyhindeki açıklamalarını “açıkça uygunsuz” olarak nitelendirerek kınadı.
Alman bakan, “İsrail, bölgede sürekli bir tehditle karşı karşıya ve vatandaşlarını savunma hakkı ve görevi var,” dedi.
Wadephul, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine giderken salı günü İsrail’i de ziyaret edecek.
Wadephul, NATO zirvesi öncesinde meslektaşı Saar ile görüşmek üzere İsrail’e gideceğini açıkladı ve şunları söyledi:
“NATO zirvesi öncesinde, salı sabahı İsrail’e gideceğim ve meslektaşım Sa’ar ile Yakın ve Orta Doğu’daki güncel meseleleri görüşeceğim. Aynı zamanda amacım, İsrail ile Türkiye arasındaki anlayışa katkıda bulunmak. Bölgedeki çatışmaları ancak temel bir karşılıklı uzlaşma yoluyla çözebileceğiz.”
Geçen hafta Fidan, CNN Türk’e verdiği demeçte, İsrailli yetkililerin “tüm insanlık için dayanılmaz bir yük haline geldiğini” söylemiş, İsrail’in yalnızca Türkiye’nin değil, “tüm dünyanın sorunu” olduğunu belirtmişti.
Fidan, diğer ülkelere İsrail’e karşı harekete geçmeleri çağrısında bulunmuştu. Bu önlemler arasında diplomatik baskının artırılması ve yaptırımlar uygulanması da yer alıyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ise “bu mide bulandırıcı sözlerin açıkça soykırıma tahrik niteliğinde olduğunu” ileri sürmüştü.
Sa’ar, Fidan’ı “soykırıma açıkça kışkırtmakla” suçlayarak, İsrail’i “insanlığın artık tahammül edemeyeceği bir yük” olarak nitelendirmenin insanlıktan çıkarma anlamına geldiğini.
Sa’ar, “Yahudi halkını insanlıktan çıkarmak ve onu ‘dayanılmaz bir yük’ olarak sunmak, tarihteki büyük zalimlerin kullandığı klasik bir söylemdir. Aydınlanmış dünya ve Türkiye’nin NATO müttefikleri, İsrail’in yok edilmesine yönelik bu açık çağrıyı kesin bir dille kınamalı,” demişti.
SPD’den Fidan’a “ölçüsüzlük” eleştirisi
Daha önce, iktidar koalisyonunun bir üyesi olan SPD’nin Federal Meclis’teki (Bundestag) milletvekili grubu, Fidan’ın sözlerinin “kırmızı çizgiyi aştığını” belirtmişti.
Grubun Avrupa politikası sözcüsü Markus Töns, Redaktionsnetzwerk Deutschland’a verdiği demeçte, “Bir NATO üye devletinin dışişleri bakanının bu kadar ölçüsüz ve meşruiyeti sorgulayan bir dil kullanması cezasız kalmamalı. Federal hükümetin bu konuda net bir tavır alması gerekiyor,” demişti.
Konuyla ilgili soru sorulduğunda, Federal Meclis’teki CDU/CSU grubu, X platformunda bazı Federal Meclis üyelerinin sergilediği münferit tepkiler dışında yorum yapmaktan kaçındı.
Örneğin, Federal Meclis üyesi Gitta Connemann, Fidan’ın “Tahran’daki mollaların [İsrail’i] yok etme fantezilerinden çok da uzak olmadığını” iddia etti.
AB içindeki kaynakların WELT’e verdiği bilgiye göre, Türkiye’nin Batı askeri ittifakı içindeki stratejik öneminin arttı.
Bunun nedenlerinden biri de ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J. D. Vance’in izlediği “öngörülemez yol.”
Sol Parti, hükümeti Erdoğan konusunda “çifte standart” ile suçladı
Sol Parti (Die Linke) ise Fidan’ın sözlerine sert tepki gösterdi.
Partinin dış politika sözcüsü Cansu Özdemir, Türk bakanı “kabul edilemez bir söylem” kullanmakla suçladı.
Özdemir, WELT’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İsraillilerin ‘insanlık için bir yük’ olduğu yönündeki ifade, insanlık dışı ve son derece tehlikeli. Netanyahu’nun aşırı sağcı hükümetine ve Gazze’deki soykırıma yönelik eleştiri gereklidir ama bu asla bütün bir halkı kapsayan genel bir kınamaya ya da antisemitik duygulara dönüşmemeli.”
Özdemir, Dışişleri Bakanı Fidan’ın yaptığı türden açıklamaların arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izlediği bir strateji olduğunu savunuyor.
Özdemir, “Türkiye’nin sadece birkaç yıl önce İsrail ile yakın iktisadi bağlar kurduğunu ama bugün Filistinlilerin acılarını, Erdoğan’ı vazgeçilmez bir bölgesel aktör olarak göstermek ve kendi dış politika rolünü yüceltmek için kullandığını düşündüğümüzde, Erdoğan hükümetinin Filistin halkını güç politikası için istismar ettiği apaçık ortada,” dedi.
Özdemir, Erdoğan hükümetini “demokratik hakları sistematik olarak aşındırmakla” ve “Kürt halkına karşı işlenen en ciddi suçların sorumlusu olmakla” suçladı.
Sol Partili siyasetçi, federal hükümete “çifte standart uygulamaktan vazgeçme” çağrısı yaparken, “uluslararası hukuk ihlallerini ve en ciddi insan hakları ihlallerini kim tarafından işlenirse işlensin tutarlı bir şekilde tespit etmeli ve kınama” tavsiyesinde bulundu.
Özdemir, “NATO ortaklarına ve yakın müttefiklere karşı sessiz kalmak, değerlere dayalı bir dış politika değil, siyasi ikiyüzlülüktür,” dedi.
AfD: Fidan’ın açıklamaları tamamen yersiz
AfD meclis grubunun dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier de Fidan’ın açıklamalarını eleştirdi.
Frohnmaier, “Türk dışişleri bakanının İsrail hakkındaki açıklamaları tamamen yersiz,” diyerek, Alman hükümetinin iki ülke arasında uzlaşma sağlanması için aktif olarak çaba göstermesini istedi.
Yeşiller de harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyor. Dış politika sözcüsü Agnieszka Brugger, RND’ye verdiği demeçte, “Federal hükümetin ikilemini –Ankara’daki NATO zirvesini başarılı kılmak için pek çok şeye katlanmak zorunda kalmasını– ne kadar anlasam da, her konuda sessiz kalınamaz ve kalınmamalı,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu tür açıklamalar söz konusu olduğunda, federal hükümet net bir tavır almalı; sadece Alman tarihinden kaynaklanan özel bir bağ ve İsrail halkının güvenliğine yönelik sorumluluk nedeniyle değil, aynı zamanda hükümet temsilcilerinin bir grup insan hakkında bu şekilde konuşmasına asla müsamaha gösterilmemesi gerektiği için de.”
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor









