Bizi Takip Edin

Asya

Hürmüz’den çıkan tankerler Japonya’nın petrol arzını artırıyor

Yayınlanma

Japonya’ya ait iki dev petrol tankerinin daha Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapmasıyla bu hafta ülkeden ayrılan petrol hacmi 16 milyon varile ulaştı. Bölgede mahsur kalan gemilerin tahliyesi ve Suudi Arabistan’ın yüklemeleri yeniden başlatmasıyla temmuz ayında Japonya’nın Ortadoğu’dan ham petrol tedariki artış gösteriyor.

Japonya’ya ait iki dev ham petrol tankerinin daha salı günü Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapmasıyla bu ay ülkede Ortadoğu kaynaklı petrol arzında artış bekleniyor.

Reuters ajansının aktardığı gemi takip verileri, mahsur kalan petrolün tahliye edilmesiyle Körfez bölgesindeki sıkışıklığın azaldığını ortaya koyuyor.

Salı günü boğazdan ayrılan iki tanker, pazartesi günü yola çıkan diğer gemilere katıldı. Böylece bu hafta Hürmüz Boğazı’ndan ayrılan Japonya bağlantılı gemilerdeki toplam ham petrol hacmi 16 milyon varile ulaştı.

LSEG verilerine göre tankerlerden biri Nippon Yusen, diğeri ise Kawasaki Kisen Kaisha şirketine ait bulunuyor ve bu şirketler tarafından işletiliyor.

Kpler verileri, her iki geminin de 1 Mart tarihinde ikişer milyon varil Suudi Arabistan ham petrolü yüklediğini gösteriyor. Şirketler, konuya ilişkin açıklama taleplerine henüz yanıt vermedi.

Japon Armatörler Birliği (JSA) sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, Körfez bölgesinde kalan Japonya bağlantılı gemi sayısının çatışmaların başlangıcındaki 45 seviyesinden 26’ya gerilediğini bildirdi.

Pazartesi günü Japonya ile bağlantılı, toplam 12 milyon varil Ortadoğu ham petrolü taşıyan 6 dev tanker, iki kimyasal tankeri, bir araç taşıma gemisi ve bir konteyner gemisi boğazdan çıkış yaptı.

Bu tankerlerin şubat sonu ve mart başında yüklenen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar ham petrolünü taşıdığı belirtiliyor. Söz konusu gemilerin büyük bölümünü Japon nakliye şirketi Mitsui O.S.K. Lines işletiyor.

Kpler verilerine göre, mahsur kalan bu gemilerin yanı sıra Ras Tanura limanından Suudi Arabistan petrolü yükleyen 5 dev tanker daha rotasını geçici olarak Japonya’ya çevirdi.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumundaki Suudi Arabistan, Körfez’in iç kesiminde yer alan bu en büyük limanında yükleme işlemlerine haziran sonu itibarıyla yeniden başladı.

Şubat ayında başlayan İran savaşı öncesinde ham petrol ihtiyacının yüzde 94’ünü Ortadoğu’dan karşılayan Japonya’nın petrol ithalatı nisan ayında son 60 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilemişti.

u dönemde Körfez bölgesinden yapılan ithalat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 düşüş kaydetmişti.

Asya

DeepSeek kendi yapay zeka çipini geliştiriyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, Nvidia ve Huawei ürünlerine bağımlılığını azaltmak amacıyla kendi yapay zeka çipini geliştirmek için çalışma yürütüyor. Şirket ayrıca, çip altyapısı üzerindeki yükü hafifleten ve işlem hızını yüzde 85 oranında artıran DSpark adlı yeni bir spekülatif kod çözme çerçevesi yayımladı.

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, kendi yapay zeka çipini geliştirmek üzere çalışma yürütüyor. Konuya vakıf kaynaklar, bu adımın şirketin Nvidia ve Huawei çiplerine olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediğini bildirdi.

Reuters ajansına konuşan kaynaklar, geliştirilmekte olan yeni çipin yeni yapay zeka modellerinin eğitilmesi amacıyla değil, mevcut modellerin çalıştırılması, yani çıkarım işlemleri için kullanılmak üzere tasarlandığını aktardı.

Çin’in yapay zekadaki öncülerinden biri kabul edilen şirketin yarı iletken sektörüne girmesi, yerli pazarda Huawei ile doğrudan rekabete yol açabilir. Huawei, Nvidia’nın en gelişmiş çiplerinin gerisinde kalmasına rağmen, ABD’nin uyguladığı ihracat kısıtlamaları sayesinde Çin’de 50 milyar dolarlık bir yapay zekâ çipi sektörü hacmine ulaşmıştı. Ancak Alibaba ve Baidu gibi diğer Çinli teknoloji devlerinin de kendi yapay zekâ çiplerini üretmesi Huawei’nin pazar payını kaybetmesine neden oldu.

DeepSeek, daha önce geliştirdiği düşük maliyetli iki yapay zeka modeliyle küresel alanda adını duyurmuş ve ABD’li teknoloji şirketleri ile siyasetçilerin beklentilerinin ötesinde bir atılım gerçekleştirmişti.

DSpark altyapısıyla işlem hızı arttı

Şirket, amiral gemisi niteliğindeki V4 modelinin yapay zeka yanıt üretimini hızlandırmak amacıyla önemli bir güncelleme yayımladı.

DeepSeek, DSpark adını verdiği spekülatif kod çözme çerçevesi sayesinde kullanıcı başına yanıt hızını yüzde 85 oranında artırdığını duyurdu. Bu verimlilik artışı, yapay zeka sistemlerinin daha büyük ve güçlü çip altyapılarına olan ihtiyacını azaltabilir.

Yapay zeka modellerinin geleneksel olarak kelime kelime çıktı üretmesinin, yanıtlar uzadığında yavaşlamaya yol açtığı biliniyor. Şirket cumartesi günü yayımladığı araştırma raporunda, bu durumun grafik işlem birimlerinin (GPU) düşük kapasiteyle çalışmasına neden olduğunu ve kullanıcıların bekleme süresini uzatarak yapay zeka hizmetlerindeki en büyük tıkanıklığı oluşturduğunu paylaştı.

DSpark modülü, yanıt üretimi sırasında hafif bir taslak model kullanarak aday yanıtlar üretiyor, ardından bu yanıtları daha büyük bir modelle toplu halde doğrulayarak süreci hızlandırıyor. Yarı otoregresif üretim yöntemiyle geliştirilen bu teknik, modelin tek bir kelime yerine küçük gruplar halinde çıktı vermesine olanak tanıyor.

Sistem ayrıca, bilgi işlem talebine göre doğrulama sıklığını dinamik olarak ayarlayan güven tabanlı bir zamanlama mekanizması barındırıyor. Bilgi işlem talebi düşükken çipleri tam kapasite kullanmak için daha sık denetim uygulanıyor, talep yüksek olduğunda ise hızlı çıktı sağlamak amacıyla denetim sayısı azaltılıyor.

Pekin merkezli programcı Huang Yong, bu yeni tekniğin yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için gereken bilgi işlem kaynaklarını azaltabileceğini ifade etti. Yong, yüzde 85’e varan verimlilik artışı sayesinde, daha önce 100 kullanıcı sorgusunu işleyen tek bir grafik işlemcinin artık yaklaşık 185 sorguyu yanıtlayabileceğini belirtti.

Çip kısıtlamalarına karşı yazılım çözümü

DSpark, yapay zeka modelinin genel yeteneklerini doğrudan artırmasa da ABD’nin gelişmiş yarı iletkenlere erişimi kısıtladığı bir dönemde, DeepSeek’in daha az güçlü çip altyapısı üzerinde sistem verimliliğini artırmaya yönelik son çalışması olarak öne çıkıyor.

DeepSeek bu çerçeveyi Google DeepMind’ın Gemma ve Alibaba Group’un Qwen modelleri de dahil olmak üzere çeşitli açık kaynaklı modeller üzerinde test etti. Bu durum, DSpark’ın sağladığı iyileştirmelerin, büyük bilgi işlem yatırımı yapmadan yüksek performans hedefleyen diğer şirketler tarafından da geniş çapta uygulanabileceğini gösteriyor.

Pekin Üniversitesi ile ortaklaşa geliştirilen DSpark araştırmasının kaynak kodları, yazılım geliştirme platformu GitHub ve HuggingFace üzerinden açık kaynaklı olarak paylaşıldı.

Bu gelişme, Çinli yapay zeka geliştiricilerinin daha güçlü modelleri daha ucuz ve hızlı şekilde sunma konusunda baskıyla karşılaştığı bir dönemde gerçekleşti. Çinli modeller genel yeteneklerini geliştirirken, rekabet artık bilgi işlem maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan çıkarım optimizasyonuna kaydı.

Küresel yapay zeka sektöründeki büyüme, grafik işlemcilerden bellek çiplerine kadar donanım altyapısına olan talebi ve fiyatları artırırken, verimlilik kazanımlarını kritik hale getiriyor.

DeepSeek’in bu adımından önce, Tencent Holdings de yetersiz donanım üzerinde yapay zeka sistemlerinin geniş ölçekli dağıtımında çıkarım verimliliğinin büyük bir engel oluşturduğunu açıklamıştı. Tencent, çıktı hızını artırmak için bellek önbelleğe alma gibi bir dizi mühendislik çalışması yürüttüğünü duyurmuştu.

Xiaomi’nin yapay zeka ekibi de bu ayın başlarında MiMo-V2.5-Pro-UltraSpeed modeli için çıktı hızını saniyede 1.000 kelimenin üzerine çıkararak sektördeki en hızlı değerlerden birine ulaştıklarını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin Pasifik’e füze denemesi yaptı, bölge ülkelerini alarma geçirdi

Yayınlanma

Çin ordusunun pazartesi günü nükleer enerjili bir denizaltıdan Pasifik’e füze denemesi yaptığı duyuruldu. Deneme Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan eleştiri ve endişe açıklamalarına yol açtı.

Resmi Xinhua haber ajansının bildirdiğine göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait nükleer bir denizaltı, saat 12.01’de (04.01 GMT) Pasifik’teki uluslararası sulara doğru sahte savaş başlığı taşıyan bir füze fırlattı.

Ajans, füzenin “belirlenen sulara” düştüğünü belirtti ancak konuma ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Xinhua, fırlatmayı Çin’in yıllık askerî eğitim programının “rutin bir düzenlemesi” olarak tanımladı ve denemenin herhangi bir ülkeye ya da hedefe yönelik olmadığını bildirdi.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin’in planlanan deneme hakkında Avustralya hükümetini bilgilendirdiğini söyledi ancak fırlatmayı bölge açısından “istikrar bozucu” olarak nitelendirdi.

Wong, Fiji’nin başkenti Suva’da düzenlediği basın toplantısında, denemenin “Çin’in hızlı askerî yığınak yaptığı, ancak bölgenin beklediği şeffaflık ve niyete ilişkin güvenceyi sunmadığı bir bağlamda” gerçekleştiğini savundu.

Füze denemesi, Avustralya ile Fiji’nin pazartesi günü büyük bir savunma ittifakı imzalamasından yalnızca saatler sonra geldi. Anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin yardıma gelmesini öngörüyor.

Pekin ile başını ABD ve Avustralya’nın çektiği Batılı güçler, stratejik konumdaki ada ülkelerinde nüfuz için yıllardır rekabet ediyor. Çin de Güney Pasifik genelinde ekonomik ve güvenlik alanındaki etkisini artırmaya çalışıyor.

Savunma paktı sorulduğunda Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Çin’in ilgili ülkelerden ada devletlerinin bağımsızlığına ve özerkliğine saygı göstermelerini, üçüncü tarafları hedef almaktan ya da onların çıkarlarına zarar vermekten kaçınmalarını umduğunu söyledi.

Deneme, bildirimden saatler sonra yapıldı

Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, ülkesinin denemeden derin endişe duyduğunu açıkladı.

Peters yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tür faaliyetlere ilişkin uzun süredir devam eden kaygılarımıza rağmen Çin’in, bizi bilgilendirdikten sadece saatler sonra denemeyi gerçekleştirdiği görülüyor,” dedi.

“Yeni Zelanda bunu istenmeyen ve kaygı verici bir gelişme olarak görüyor. Bizim de diğer Pasifik ülkelerindeki komşularımız gibi Çin’in Güney Pasifik’i füze kabiliyeti için bir test sahası olarak kullanmasına ilgimiz yok,” ifadelerini kullandı.

Japonya hükümeti, füze fırlatması konusunda bilgilendirildiğini ve Çin’e bu kararı yeniden değerlendirme çağrısı yaptığını açıkladı.

Tokyo, “Çin ordusunun artan faaliyetleri konusunda ciddi endişemizi dile getirdik,” açıklamasında bulundu. Japon yetkililer ayrıca Çin makamlarının pazar günü Japonya Sahil Güvenliği’ni, Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düşebilecek uzay enkazı konusunda bilgilendirdiğini belirtti.

Kyodo haber ajansı, pazartesi günü Japon hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü bildirdi.

Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında, denemenin Japon hava araçlarına ya da gemilerine zarar verdiğine dair herhangi bir ihbar alınmadığını söyledi.

Bölgeden gelen eleştirilere yanıt veren Mao, fırlatmanın “baştan sona güvenli, standartlara uygun ve profesyonel bir şekilde” gerçekleştirildiğini söyledi.

Pekin’de düzenlediği basın toplantısında Mao, “İlgili ülkelerin meseleyi aşırı yorumlamamasını umuyoruz,” dedi.

Çin’in denize uzun menzilli füze fırlatması nadir görülen bir durum. Çin, kıtalararası balistik füze denemesini en son 2024’te yapmıştı; bu fırlatma ülkenin artan askerî kabiliyetlerini gözler önüne sermişti.

Son deneme, ABD ve müttefiklerinin bölgede Çin’e karşı askeri faaliyetlerini artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Bu askeri tatbikatlara yanıt olarak Çin de, Rusya ile ortak tatbikatlar da dahil olmak üzere bölgedeki askeri faaliyetlerini artırıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin bilimsel yayınların yurt dışına çıkışını sınırlamayı planlıyor

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Pekin yönetimi, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Çinli bilim insanlarının yabancı yayın organlarında yer alan çalışmalarını azaltmaya yönelik önlemleri tartışıyor. Ülkede akademik üretkenliğin değerlendirilmesinde uluslararası yayınların rolünün azaltılması ve teşviklerin yerel dergilere kaydırılması planlanıyor.

Pekin yönetiminin, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik denetimlerinin sıkılaştırılması gerekçesiyle Çinli akademisyenlerin yabancı bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerini azaltmaya yönelik adımları tartıştığı bildiriliyor.

Financial Times gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre planlanan tedbirler, akademik kariyer değerlendirmelerinde uluslararası yayınların ağırlığının düşürülmesini içeriyor.

Bunun yerine teşviklerin yerel dergiler ile ulusal akademik değerlendirme sistemine kaydırılması üzerinde duruluyor.

Elde edilen verilere göre Çinli yazarlar, önde gelen uluslararası bilimsel dergileri kapsayan ve akademik üretkenlik ölçümünde temel alınan Science Citation Index (SCI) veri tabanındaki küresel yayınların 2024 yılında yaklaşık üçte birini sağladı. Çin’in bu alandaki payı yirmi yıl önce yüzde 5 seviyesinde yer alıyordu.

Quincy Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Denis Simon gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, konunun artık Çin’in sadece bilgi biriktiren bir ülke olmasıyla sınırlı kalmadığına işaret etti.

Simon, sürecin Çin’in kendi bilgisini nasıl yönettiği, ulusal güvenliğini korurken aynı zamanda bilimsel prestijini ve başarılarını nasıl ileriye taşıdığı sorusuyla ilişkili olduğunu ifade etti.

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Güvenliği Bakanlığı, haziran ayında yaptığı bir hatırlatmayla yurt dışındaki yayınların, konferans başvurularının ve ortak yürütülen araştırmaların yabancı yayın organlarında yer almadan önce mutlaka inceleme ve onay sürecinden geçmesi gerektiğini bildirmişti.

Bakanlık daha önce de “önemli teknik ayrıntıların” sızdırıldığı bir vakayı kamuoyuyla paylaşmıştı.

Habere göre Pekin, Ağustos 2023 döneminden bu yana yurt dışı yayınlar üzerindeki kontrolünü aşamalı olarak artırıyor ve çalışmaların Çin menşeli dergilerde yayımlanmasını teşvik ediyor.

ABD’den Çin’e araştırmacı geçişi sürüyor

CNN televizyonunun kendi hesaplamalarına dayandırdığı ve 2025 yılının sonbaharında yayımladığı verilere göre, daha önce ABD’de faaliyet gösteren en az 85 bilim insanı, 2024 yılının başından itibaren Çin’deki araştırma enstitülerinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.

Bu geçişlerin yarıdan fazlasının 2025 yılı içinde gerçekleştiği kaydediliyor.

Çin’e dönen araştırmacılar arasında Princeton Üniversitesinden bir nükleer fizikçi, NASA bünyesinden bir mühendis, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinde görev yapmış bir nörolog ve yapay zeka alanında uzmanlaşmış ondan fazla bilim insanı bulunuyor.

Uzmanlar, yaşanan bu yönelimi ABD’nin bilim politikasındaki değişimlerin yanı sıra Çin’in araştırma ve geliştirme alanına yönelik artan yatırımlarıyla ilişkilendiriyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Çin, 2023 yılında bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerine 780 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English