Amerika
Jay Clayton, Senatodan ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine onay aldı

ABD Senatosu, eski Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu Başkanı Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) görevini 51’e 47 oy oranıyla onayladı. Parti çizgisinde gerçekleşen oylama, ülkenin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü istihbarat yetkilerinin yenilenmesine dair durma noktasına gelen tartışmaları yeniden hareketlendirebilir. Clayton, ABD’nin 18 istihbarat teşkilatı arasındaki koordinasyonu yürütme ve başkana günlük istihbarat özetini sunma sorumluluğunu üstlenecek.
ABD Senatosu salı günü yapılan oylamada Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) olarak görev yapmasını onayladı. Oylama, partilerin oy çizgisine göre 51 kabul oyuna karşılık 47 ret oyuyla sonuçlandı.
Kararın, ABD’nin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü istihbarat yetkilerinin süresinin uzatılmasına dair durma noktasına gelen mücadeleyi yeniden canlandırması bekleniyor.
Halihazırda ABD federal savcısı olan ve ilk Trump yönetimi döneminde Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) Başkanlığı görevini yürüten Clayton, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Makamını (ODNI) daha önce yöneten diğer isimler gibi geniş bir dış politika ve istihbarat geçmişine sahip değil.
Buna karşın Clayton, bir aydan biraz fazla bir sürede beş farklı işten çıkarma dalgası yürütmekle övünen Vekaleten Ulusal İstihbarat Direktörü Bill Pulte’ye kıyasla hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından daha iyi bir tercih olarak görüldü ve her iki partiden de takdir topladı.
Clayton, Ulusal İstihbarat Direktörü sıfatıyla ülkedeki 18 istihbarat kurumu arasındaki koordinasyonu sevk ve idare edecek, ayrıca ABD Başkanı için günlük istihbarat raporunu hazırlayacak.
Ancak Clayton, ODNI yönetimine President Trump’ın 2020 seçimlerine ilişkin daha fazla gizli istihbarat belgesinin kamuoyuna açıklanması yönündeki baskısının sürdüğü bir dönemde geliyor. Bu durum Demokrat cephede endişe yaratıyor.
Bu ayın başlarında düzenlenen Senato onay oturumu sırasında Demokrat üyeler Clayton’a 2020 seçimlerine ilişkin sorular yöneltti. Aday Clayton, komisyona “Seçim sonuçlarını reddeden biri değilim” yanıtını verdi.
Clayton, önceki Başkan Joe Biden’ın kazanan olarak “tescil edildiğini” birkaç kez dile getirdi. Kongre’deki birçok Demokrat üye, bu ifadenin eski başkanın seçimi kazandığı gerçeğinden kaçınmak anlamına geldiğini değerlendiriyor.
Demokrat Senatör Adam Schiff, salı günü yaptığı yazılı açıklamada Clayton’ın ulusal güvenlik tecrübesinin bulunmamasının ve seçimlere dair verdiği yanıtların bu görev için yetersiz olduğunu belirtti.
Schiff açıklamasında, “DNI makamı 11 Eylül saldırılarının ardından Kongre tarafından oluşturulduğunda yasa bu pozisyon için net bir şart koymuştu: DNI ‘kapsamlı ulusal güvenlik uzmanlığına sahip olmalıdır.’ Jay Clayton bu temel yasal kriteri karşılayamıyor” ifadelerini kullandı.
Schiff değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Jay Clayton yalnızca İstihbarat Topluluğuna liderlik edecek uzmanlıktan yoksun olmakla kalmıyor, aynı zamanda her istihbarat profesyoneli için elzem olan güce karşı hakikati söyleme iradesini de gösteremiyor. 2020 seçimini kimin kazandığı konusunda Kongre’ye dürüst bir yanıt veremeyen Clayton’ın istihbarat kurumlarımızın siyasallaşmasını önleyeceğine veya Başkomutan’ın tercih ettiği yanlış bir anlatıyla çelişse dahi Başkana nesnel analiz sunacağına nasıl güvenebiliriz?”
Senatodaki Cumhuriyetçiler ise bu görüşe katılmayarak oylamada tam kadro Clayton lehine oy kullandı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, Clayton’ın adaylığını öne taşımak amacıyla pazartesi günü yapılan usul oylaması öncesinde Senato genel kurulunda konuştu. Thune, “Tehdit ortamının yoğunlaştığı bir dönemde, bu rolde rüştünü ispatlamış bir liderin bulunması son derece önemlidir” dedi.
Thune, Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner dahil olmak üzere bazı Demokratların Clayton’ın geçmişteki kamu hizmetini takdir ettiğini hatırlattı.
Demokratların Clayton’a destek vermemesine tepki gösteren Thune, partinin Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’ni yeniden yetkilendirmeyi reddetmesinin arkasında Pulte’ye duyulan tepkinin yer aldığını kaydetti.
Hükümetin yurt dışındaki yabancı uyruklu kişileri izlemesine olanak tanıyan söz konusu yasal düzenleme, süresinin dolduğu 12 Haziran tarihinden bu yana askıda bulunuyor.
Thune konuşmasında, “Kısa süre içinde görevinin başında kalıcı bir ulusal istihbarat direktörümüz olacak. Bu durumun, meslektaşlarımı Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın yeniden yetkilendirilmesini engellemekten vazgeçireceğini umuyorum” ifadelerini kullandı.
Clayton, Trump’a Katar tarafından hediye edilen yeni uçağın güvenliğine ilişkin endişeleri konu alan bir haberin ardından New York Times muhabirlerine mahkeme çağrısı çıkartan savcılık ofisini yönetmesi nedeniyle de eleştirilerin hedefi oldu.
ABD Adalet Bakanlığı, bir yargıcın hükümetin yaklaşımını neredeyse her açıdan sorgulaması ve savcılara çağrıları geri çekebileceklerini, aksi takdirde bunları iptal edeceğini söylemesi üzerine geçen hafta mahkeme çağrılarını geri çekmeyi kabul etti.
Aralarında 400 üyesi bulunan The Steady State grubunun da yer aldığı çok sayıda eski istihbarat yetkilisi Clayton hakkında görüş bildirdi. Örgüt, oylama öncesinde yayımladığı mektupta “güçlü ve kesin karşıtlığını” dile getirdi.
Kuruluşun lideri Steven A. Cash mektupta, “Tarih boyunca demokratik hükümetler; istihbarat servisleri, kolluk kuvvetleri ve iç güvenlik teşkilatları devlete hizmet etmeyi bırakıp kişisel sadakat ile siyasi gücün araçları haline geldiğinde başarısızlığa uğramıştır. Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne aday gösterilmesi tam olarak bu tehlikeyi taşımaktadır ve muhalefetimizin temel sebebidir” diye yazdı.
Grup, DNI’ın yalnızca bir koordinatör olmadığını, aynı zamanda başkanın günlük raporunun hazırlanmasında kritik bir rol oynadığını vurguladı.
Makamı “gizlilik ile hesap verebilirliğin kesişim noktası” olarak tanımlayan grup, Clayton’ın gazetecilere mahkeme çağrısı çıkarmaya istekli savcılara liderlik etmiş olmasının, yetkilerini nasıl kullanacağı konusunda soru işaretleri yarattığını kaydetti.
Cash mektubunu, “Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, tamamlanmamış bir sicilden daha fazlasını ortaya koyuyor. Anayasaya hizmet etmek ile bizzat Başkana hizmet etmek arasına net bir çizgi çekme fırsatlarını defalarca geri çevirmiş bir adayı gösteriyor” ifadeleriyle tamamladı.
Amerika
Anket: Trump’ın onay oranı göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyeye indi

The Economist/YouGov anketine göre ABD Başkanı Trump’ın onay oranı, göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyesine indi. Ankete katılanların yüzde 34’ü Trump’ın görevdeki performansını desteklerken yüzde 62’si desteklemediğini belirtti. Analist Nate Silver, Amerikalıların Trump’tan uzaklaşıyor olabileceğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın onay oranı, The Economist/YouGov tarafından yapılan ankette göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyesine indi.
Ankete göre katılımcıların yüzde 34’ü Trump’ın görevdeki performansını “kesinlikle” veya “kısmen” desteklediğini belirtirken, yüzde 62’si “kesinlikle” veya “kısmen” desteklemediğini söyledi.
Katılımcıların yüzde 4’ü ise görevdeki performansı hakkında kararsız kaldı.
YouGov’a göre Trump’a verilen yüzde 34’lük destek, kurumun anketlerinde Trump’ın her iki görev döneminde de görülen tarihi düşük seviyeyle “eşit” durumda.
Trump ve Cumhuriyetçi Parti, bu yılki ara seçimlere girerken zorlu bir siyasi zeminle karşı karşıya. Son anketlerde Amerikalıların büyük bölümü ABD’nin İran’a yönelik savaşını onaylamıyor.
Anketler aynı zamanda ekonomiye ilişkin endişelere de işaret ediyor. İran savaşının petrol piyasasında yarattığı çalkantı nedeniyle benzin ve gübre fiyatlarının yükselmesi, inatçı enflasyonu daha da ağırlaştırdı.
Decision Desk HQ’nun anket ortalamasına göre Trump’ın onay oranı salı akşamı itibarıyla yüzde 41, onaylamama oranı ise yüzde 56,9 olarak ölçüldü.
Analist Nate Silver, pazar günü Amerikalıların Trump’tan “uzaklaşıyor olabileceğini” öne sürdü. Silver, X platformunda pazar sabahı paylaştığı bir gönderide şöyle yazdı:
“İran dışında bu yaz Trump’la ilgili haberlerin çoğunun sıkıcı ve anlamsız (yansıma havuzu, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği) ya da bir tür komik (FIFA) olması oldukça çarpıcı; belki de onun Amerikan siyasetindeki merkezi figür olma konumundan uzaklaşıyoruzdur.”
The Economist/YouGov anketi 25-27 Temmuz tarihleri arasında 1.559 katılımcıyla gerçekleştirildi. Anketin hata payı artı eksi yüzde 3,3 puan olarak belirlendi.
Amerika
Visa rekabet gerekçesiyle kadrosunun yüzde 7’sini azaltacak

ABD merkezli ödeme şirketi Visa, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in aktardığı gelişme, CEO Ryan McInerney’nin şirket personeline gönderdiği mektupta yer aldı. İşten çıkarmaların ağırlıklı olarak teknoloji ve ürün geliştirme birimlerini etkileyeceği duyuruldu.
ABD merkezli ödeme sistemleri şirketi Visa, yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in haberine göre bu rakam, şirketin toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geliyor.
Söz konusu karar, Visa CEO’su Ryan McInerney’nin çalışanlara gönderdiği bilgilendirme mektubuyla ortaya çıktı.
McInerney, işten çıkarmaların öncelikli olarak teknoloji ve ürün geliştirme departmanlarında gerçekleşeceğini kaydetti.
Visa CEO’su McInerney, ödeme sektöründe kızışan rekabete işaret ederek bu adımı şirketin operasyonel verimliliğini artırmak amacıyla attıklarını savundu.
Şirket, küçülmeyle boşa çıkan kaynakları tüketici ve kurumlar arası ödemelere, para transferlerine, sınır ötesi işlemlere ve ticari çözümleri kapsayan ek hizmetlere yönlendirmeyi hedefliyor.
Geçen mali yılın sonu itibarıyla Visa bünyesinde yaklaşık 34 bin 100 kişi çalışıyordu.
Yapay zekanın şirket içindeki iş süreçlerini dönüştürme hızını artırdığını söyleyen McInerney, bu teknolojinin işten çıkarma kararının tek gerekçesi olmadığını ifade etti.
Finansal teknoloji alanında benzer adımlar başka kurumlarda da gözleniyor. Jack Dorsey tarafından kurulan finansal teknoloji şirketi Block, şubat ayında 4 binden fazla çalışanının işine son vereceğini duyurmuştu.
Bu sayı şirketin toplam personelinin yaklaşık yüzde 40’ına denk geliyordu. Dorsey, küçülme kararını yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasına ve daha küçük ekiplerle çalışma stratejisine bağlamıştı.
Diğer yandan ABD merkezli şirketler, ocak ayında 108 binden fazla kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Bu veri, 2009 yılından bu yana ocak ayları içinde kaydedilen en yüksek işten çıkarma rakamı oldu.
İşverenler toplu işten çıkarmalara gerekçe olarak mevcut ekonomik koşulları, kurumsal yeniden yapılanma süreçlerini ve büyük hacimli sözleşmelerin kaybını gösterdi.
Amerika
Yapay zeka, dolar hakimiyetini güçlendirebilir

Siyasetçiler ve iktisatçılar doların hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka bu geleceği şimdiden güçlendiriyor olabilir.
Project Syndicate için yazan Chenxu Fu ve Xianguo Huang, “uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümünü” şimdiden yazan yapay zeka şirketleri, bulut hizmet sağlayıcıları ve ödeme ağlarına karşı harekete geçmek gerektiğini öne sürüyor.
“20 yıllık bir veri merkezi kira sözleşmesinin imzalanması, muhtemelen parasal bir olay olarak algılanmaz. Yapay zeka patlamasıyla bağlantılı, dolara sabitlenmiş bir stabilcoin’in duyurulması bile mutlaka bu şekilde nitelendirilmeyebilir,” diyen yazarlar, buna rağmen bu tür gelişmelerin hızla yaygınlaştığı ve “küresel ekonomi için hayati öneme sahip bir girdinin fiyatlandırıldığı, bedelinin ödendiği ve nihayetinde dolar cinsinden varlıklara dönüştürüldüğü bir sistemin oluşmasına” katkıda bulunduğunu hatırlatıyor.
1970’lerden bu yana, petrolün ABD doları cinsinden fiyatlandırılmasının, bu para birimine yönelik küresel talebi artırdığına ve petrol üreticileri için ihracat gelirleri yarattığına dikkat çeken Fu ve Huang, petrodoların bir “kehanet” değil, “şablon” olduğuna işaret ederek şöyle yazıyor:
“Bu durum, üretim, ödemeler ve varlık geri dönüşümünün birbirini pekiştirdiği zaman, vazgeçilmez bir girdinin bir para birimini küresel pazarlara yerleştirebileceğini gösteriyor.”
Yapay zekanın, bu dinamiğin kendine özgü bir versiyonunu ortaya çıkarabileceğini vurgulayan yazarlar, yapay zeka ekonomisinde kimin kazanacağına dair tartışmaların genellikle en gelişmiş modelleri geliştirme yarışına odaklandığını, fakat asıl dönüşümün, “model performansları birbirine yaklaştığında ve şirketler yapay zekayı günlük operasyonlarına entegre ettiğinde” başladığını söylüyor.
Fu ve Huang, “O noktada, tıpkı bugün varil başına dolarından bahsettiğimiz gibi, kendimizi hesaplama birimi başına dolarını düşünürken bulabiliriz,” diye yazıyor.
Enerjiye dikkat çeken yazarlar, veri merkezlerinin elektriği “faturalandırılabilir bilgi işlem kapasitesine” dönüştürdüğünü ve bu kapasitenin “artık yıllar öncesinden güvence altına alındığını” hatırlatıyor.
Örneğin Anthropic, altyapı sağlayıcısı TeraWulf ile 20 yıllık bir kira sözleşmesi imzaladığında, bu durum uzun vadeli üretim kapasitesini güvence altına alan bir sanayi şirketine çok benziyor. Yazarlara göre bu, “bilgi işlem talebinin devam edeceğine dair arz tarafında yapılan bir bahis.”
OpenAI’ın yeni danışmanlık kolu Deployment Company’nin (DeployCo), mühendisleri şirketlerin bünyesine yerleştirerek yapay zekayı iş akışlarına entegre etmek suretiyle “talep”teki yavaşlığı da değiştirmeyi hedeflediğine dikkat çeken Project Syndicate, “Bu tür sistemler bir kez devreye girdiğinde, bilgi işlem masrafı tekrarlayan bir işletme gideri haline gelecek,” diyor ve dolarla ilgili kısma geliyor:
“Bu da bizi, doların hakimiyetini pekiştirecek ilk kanala getiriyor. Yapay zeka tedarik zinciri ABD ile bağlantılı şirketler tarafından domine ediliyor ve fiyatlandırma dolar üzerinden yapılıyorsa, küresel dijital üretim dolar likiditesi temin etmek zorunda kalacak ve elde edilen gelirler büyük ölçüde dolar temelli bir finansal sistemin içine akacak. Petrol gelirlerinin aksine, bu gelirler ABD pazarlarına geri dönmeden önce yurtdışında birikmeyecek.”
Öte yandan yazarlara göre ödenecek fatura sadece görünür katman. Bunun altında, görünmez bir altyapı inşa ediliyor: Otonom ticaretin giderek daha fazla üzerinde işleyeceği ödeme ağı.
OpenAI’ın Visa ile ortaklığı, bu altyapıyı kurmayı amaçlıyor ve “daha programlanabilir” bir geleceğe işaret ediyor.
Yazarlar, “Yapay zeka ajanları, asgari düzeyde insan müdahalesiyle hizmet satın almaya, lojistik düzenlemelerine ve stok yenilemelerine başlarsa, ödemelerin otomatikleştirilmesi ve makineye özgü olması gerekir,” diyor.
Fu ve Huang’a göre bu, doların hakimiyetini güçlendirecek ikinci kanal. Özellikle dolara sabitlenmiş stabilcoinlere işaret eden yazarlar, bunların “akıllı sözleşmelere dayalı ticaretin gerektirdiği programlanabilir ödeme çözümünü” sağlayabileceğini vurguluyor.
140’tan fazla ödeme, finans ve kripto şirketinin desteğiyle dolara sabitlenmiş bir stabilcoin olan Open USD’nin duyurusu, dolar tabanlı tokenların bu dönüşüm için şimdiden konumlandırılmaya başlandığını gösteriyor.
Bu iki kanalın zamanla birleşebileceğini kabul eden yazarlar, dolara sabitlen stabilcoinlerin aracılığıyla “ajan tabanlı ticaretin” programlı olarak gerçekleştirilmesini sağlayan aynı sistemin, diğer sistemler kadar kolay bir şekilde hesaplama ödemelerini de kolaylaştırabileceğini söylüyor.
Yazarlara göre böylelikle dolar bazlı faturalandırma, stabilcoin ile ödemeyle birleştirilecek ve teknolojik bağımlılık, parasal bağımlılığa dönüşecek.
Bu altyapı aynı zamanda bir geri dönüşüm işlevi de görüyor; zira programlanabilir dolara olan talep, bunları destekleyen güvenli varlıklara (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebe dönüşüyor.
Ajan tabanlı ticaret henüz yeni yeni başlamışken, stabilcoin ihraççıları şimdiden Hazine bonolarının en büyük alıcıları arasında yer alıyor.
Yazarlara göre bu gelişmelerin tamamı, bir “enerji-hesaplama-dolar döngüsü”nün ortaya çıkabileceğine işaret ediyor:
“Elektrik, veri merkezlerine güç sağlıyor; veri merkezleri hesaplama gücü üretiyor; hesaplama gücü, programlanabilir hesaplaşmayı destekleyen ödemeler de dahil olmak üzere iş faaliyetlerinin otomasyonunu mümkün kılıyor; ve stabilcoin rezervleri ABD Hazine tahvillerine akıyor. Sonuçta, yapay zeka altyapısı, dijital ödemeler ve ABD finans piyasalarını birbirine bağlayan, kendini pekiştiren bir döngü ortaya çıkacak.”
Fu ve Huang, bu süreci yöneten bir hükümetin bulunmuyor gibi görünmesinin dikkat çekici olduğunu yazıyor.
Onlara göre, petrodolar resmi anlaşmalar üzerine kurulmuşken, yapay zeka temelli yeni dönem büyük ölçüde ticari kararlar yoluyla şekilleniyor:
Bulut hizmet sağlayıcıları arazi ve enerji kaynaklarını güvence altına alıyor. Yapay zeka şirketleri modelleri hizmetler halinde paketliyor. Ödeme grupları stabilcoin altyapılarını kuruyor. Stabilcoin ihraççıları Hazine tahvillerini satın alıyor.
“Her adım tek başına mantıklı; fakat bir araya geldiklerinde, doların hakimiyetini sessizce pekiştiriyorlar,” diye yazıyorlar.
Bu durumun, ABD dışındaki politika yapıcılar için önemli sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken yazarlar, “Örneğin, ASEAN+3 ülkeleri, ticareti yerel para birimleriyle gerçekleştirmeye, ulusal ödeme sistemlerini birbirine bağlamaya ve dolar kıtlığına karşı korunmak için rezervlerini bir araya getirmeye çalışıyor,” diye hatırlatıyor.
Fakat yazarlar, ASEAN+3’ün, “kendini pekiştiren dolar döngüsü”nün oluşmasını engelleyemese de, dolara olan bağımlılığını sınırlayabileceğine inanıyor:
“Anahtar nokta, enerji, yapay zeka ve ödemeleri tek bir stratejik gündem altında birleştirmek olacak. Uygun maliyetli ve giderek daha temiz enerji ile çalışan bölgesel veri merkezleri, yerel firmaların bilgi işlem kaynaklarına erişimini artırabilir. Ayrıca, acenteli ticaret için yerel para biriminde tokenize edilmiş ödeme sistemlerinin geliştirilmesi, dolar sistemlerine olan bağımlılığı azaltacak ve işlemlerin düzenleyiciler tarafından izlenebilir olmasını sağlayacak.”
ABD harici ülkeler için hedefin, yakın zamanda muhtemel olmamasından dolayı “tam teknolojik kendi kendine yeterlilik” olmadığını savunan Fu ve Huang, “Asıl amaç, giriş bedeli olarak yeni bir dolar bağımlılığı katmanı kabul etmeden dijital üretime katılmak. Sonuçta, petrodolar düzenlemelerinin aksine, ortaya çıkan yapay zeka sistemi ülkelere hiçbir zirve masasında yer sunmuyor,” iddiasında bulunuyor.
Yazarlar, makalelerini şöyle sonlandırıyorlar:
“Siyaset yapıcılar ve iktisatçılar dolar hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka şirketleri, bulut sağlayıcıları ve ödeme ağları bunu uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümüne çoktan yazıyor olabilir. Bu bölümü şekillendirmeyi umanlar şimdi harekete geçmelidir; aksi takdirde sayfanın dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalırlar.”
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Dünya Basını2 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Asya2 hafta önceÇin’in petrol hamlesi akaryakıt krizini önleyebilir mi?
Avrupa2 hafta önceCebelitarık ve İspanya arasındaki fiziki sınır kalkıyor
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek









