Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın yeni istihbarat başkanı adayı Jay Clayton kimdir?

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Jay Clayton’ı aday gösterdi. Geçmişte Sermaye Piyasası Kurulu başkanlığı yapan ve Wall Street geçmişiyle tanınan Clayton, Bill Pulte’nin geçici yöneticiliği döneminde yaşanan hareketli haftaların ardından bu göreve seçildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’deki deneyim tartışmalarının ardından, ülkenin en kıdemli istihbarat makamı olan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) liderliği için New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Jay Clayton’ı aday gösterdi.

Görevdeki direktör Tulsi Gabbard’ın 30 Haziran’da ayrılacak olmasıyla boşalacak koltuk için yapılan bu seçim, Trump’ın geçici direktör olarak atadığı Bill Pulte’nin ardından yaşanan hareketli haftaların sonrasında geldi.

Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “Hukuk camiasında Jay düzeyinde saygı gören çok az insan vardır” ifadesini kullanarak ABD Senatosu’na Clayton’ın adaylığını en kısa sürede onaylama çağrısında bulundu.

Siyasi olarak bağımsız bir isim olan Clayton, Ağustos 2025’ten bu yana hukuk uzmanlarının Adalet Bakanlığı içindeki en güçlü pozisyon olarak nitelendirdiği New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı görevini yürütüyor.

Trump, 2024 başkanlık seçimlerini kazanmasından kısa süre sonra Clayton’ı bu göreve aday göstermiş ve kendisini “Gerçekler adına savaşan güçlü bir savaşçı” olarak tanımlamıştı.

Wall Street avukatlığından federal savcılığa

West Virginia doğumlu olan Clayton, hukuk kariyerine 1993-1995 yılları arasında Pennsylvania Doğu Bölgesi Bölge Mahkemesi Yargıcı Marvin Katza’nın yanında kâtip olarak başladı.

Ardından 1995’ten 2017’ye kadar Sullivan and Cromwell hukuk firmasında önce ortak avukat, daha sonra ortak olarak çalıştı. Bu süreçte Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarını temsil eden Clayton, Wall Street avukatlığı yaptığı bu dönemde milyonlarca dolarlık bir servet edindi.

Trump, ilk başkanlık döneminin başlangıcı olan 2017 yılında Clayton’ı ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) başkanlığına aday gösterdi. Clayton, adaylığı sürecinde kendisini hukuk firmasından ve Barclays Bank, Royal Bank of Canada ile Deutsche Bank AG gibi Wall Street müşterilerinden tamamen ayıracağına söz verdi.

Hükümet Ahlak Ofisi’nin herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığına karar vermesinin ardından Clayton, Mayıs 2017’de Senato’da yapılan 61’e karşı 37 oyla onaylanarak göreve başladı.

Dönemin Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell, Clayton’ın liderliğini sabırsızlıkla beklediğini belirterek adaylığı överken, aralarında Senatör Elizabeth Warren’ın da bulunduğu Demokratlar, Clayton’ın Wall Street bağları nedeniyle aleyhte oy kullandı.

SEC başkanlığı döneminde piyasa dürüstlüğü, dijital varlık düzenlemeleri, siber güvenlik ve ABD-Çin ekonomik bağımlılığı gibi konularda Kongre’de sık sık ifade veren Clayton, görevden ayrıldıktan sonra Sullivan and Cromwell firmasına geri döndü; aynı zamanda Apollo Global Management ve American Express bünyesinde yönetici roller üstlendi.

Ayrıca akademik çalışmalarını da sürdüren Clayton, 2009’dan itibaren Pennsylvania Üniversitesi Carey Hukuk Fakültesi’nde, 2021’den itibaren ise Wharton İşletme Okulu’nda misafir öğretim üyesi olarak ders verdi.

2022 ile 2025 yılları arasında ise aynı üniversitenin Hukuk ve Ekonomi Enstitüsü’nün eş başkanlığını yürüttü.

New York savcılığı

Trump, Haziran 2020’de dönemin New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Geoffrey Berman’ı görevden aldıktan sonra bu göreve Clayton’ı getireceğini açıklamıştı.

Clayton göreve ilgi duyduğunu belirtmiş ancak Berman’ın görevden alınacağından haberi olup olmadığı konusunda açıklama yapmamıştı.

O dönem bu atama gerçekleşmedi ve göreve Audrey Strauss getirildi.

Clayton, 2025 yılında Trump’ın ikinci döneminin başında New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı için yeniden aday gösterildi.

Clayton, New York Belediye Başkanı Eric Adams hakkındaki suçlamaların düşürülmesi konusunda Adalet Bakanlığına yardımcı olmayı reddeden geçici yargıcın yerine göreve talip oldu.

Senato tarafından doğrudan onaylanmayan Clayton’ın görevi, mahkemenin kendi onayıyla kesinleşti. Wall Street Journal o dönem, siyasi tartışmalardan uzak duran Clayton’ın bu hamleyle “partizan bir savaşın” ortasında kaldığı yorumunu yaptı.

Clayton’ın savcılık ofisi tarafından yürütülen en dikkat çekici süreç, Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro hakkında “narkoterörizm” ve diğer suçlamalarla hazırlanan iddianame ve dava süreci oldu.

Clayton’ın ekibi ayrıca Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin incelenmesinde ve İran adına ABD topraklarında saldırı planlamakla suçlanan bir Irak vatandaşının davasında da kritik roller üstlendi.

Son dönemde New York Times, Clayton’ın Trump ile sık sık vakit geçirdiğini, golf oynadığını ve ofisinde “genellikle bulunmadığını” iddia etti.

Bill Pulte gibi Jay Clayton’ın da istihbarat dünyasında geçmiş bir deneyimi bulunmuyor. Trump’ın bir önceki tercihi olan Bill Pulte, Federal Konut Finansmanı Ajansı (FHFA) direktörlüğü döneminde, ipotek dolandırıcılığı iddiaları üzerinden suç duyurularında bulunarak Trump’ın siyasi rakiplerini hedef almakla suçlanmıştı.

Bu davaların hiçbirinde mahkûmiyet kararı çıkmazken, Hükümet Hesap verebilirlik Ofisi (GAO) FHFA’nın soruşturma süreçlerini nasıl yürüttüğünü incelemeye aldı.

Pulte’nin istihbarat toplama deneyiminin olmaması ve başlattığı siyasi içerikli soruşturmalar, Kongre’de yoğun eleştirilere neden olmuştu.

Yeni dönemde ise Kongre üyeleri Clayton’ın adaylığına daha olumlu yaklaştı. Cumhuriyetçi Senatör John Thune, Clayton için “Karmaşık sorunları yönetmek için harika yeteneklere sahip, oldukça nitelikli bir profesyonel olduğunu düşünüyorum” dedi.

Adaylığın oylanacağı komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Senatör Mark Warner da Clayton’ı “çok nitelikli” olarak değerlendirdi. New York Times’a göre, CIA Direktörü John Ratcliffe de Clayton’ın bu göreve getirilmesi yönünde destek verdi.

Seçim güvenliği konusundaki açıklamaları

Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine aday gösterilmesinden günler önce CNBC kanalına konuk olan Clayton, California’daki seçimlerde usulsüzlük ihtimaline değindi.

8 Haziran’daki yayında seçim güvenliğine ilişkin konuşan Clayton, “Kesinlikle berbat bir iş çıkarıyoruz ve Amerikan halkının bunu sorgulamakta haklılık payı var” dedi.

Eyaletin tüm seçmenlere posta yoluyla oy pusulası gönderme ve oyların seçim gününden sonra da ulaşabilmesine olanak tanıyan yasalarının “usulsüzlük için fırsat yarattığını” savunan Clayton’ın bu iddiaları, Trump’ın herhangi bir kanıt sunmadan seçimlerin “hileli” olduğunu öne sürdüğü bir dönemde geldi.

University of Pennsylvania’dan mühendislik lisans derecesine sahip olan Jay Clayton, yüksek lisans eğitimini Cambridge’deki King’s College’da tamamladı. Clayton, hukuk diplomasını ise 1993 yılında yine University of Pennsylvania’dan aldı.

Amerika

Norveç, Balogun kararı için FIFA’ya şikayette bulunacak

Yayınlanma

Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2026 Dünya Kupası’nda ABD’li futbolcu Folarin Balogun’un cezasının kaldırılmasına yönelik müdahalesi gerekçesiyle FIFA Etik Kuruluna başvuracaklarını açıkladı. Sürecin usulüne uygun işletilmediğini ve dış baskılarla hareket edildiğini vurgulayan Klaveness, FIFA yönetimini yapılan hatayı kabullenmeye çağırdı.

Norveç Futbol Federasyonu (NFF), ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Milli Takımı forveti Folarin Balogun’un 2026 Dünya Kupası’ndaki cezasının kaldırılmasına müdahale ettiği gerekçesiyle FIFA Etik Kurulu’na şikayette bulunacak.

NFF Başkanı Lise Klaveness, kararın dış güçlerin etkisiyle ve usule uygun bir süreç izlenmeden alındığını söyledi. Klaveness, FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya hatayı kabul etmesi çağrısında bulundu.

Klaveness’in açıklamasını The Times’a dayandıran SPORTbible, NFF başkanının şu sözlerine yer verdi:

“Kuralları bu şekilde ihlal ettiğinizde, bütün oyunu tehlikeye atan kaygan bir yola girersiniz. Hepimiz bu kararı dış güçlerin etkilediğini ve kararın usule uygun biçimde alınmadığını biliyoruz. FIFA’daki liderimizin bunun bir hata olduğunu söylemesine ihtiyacımız var.”

Klaveness, devlet liderlerinin ve siyasetçilerin taleplerine uyum sağlamanın kuruluşun davranışını değiştirdiğini ve futbol işlerine yapılabilecek müdahalenin sınırlarını belirsizleştirdiğini belirtti.

Kararın dışarıdan gelen bir sesin etkisiyle ve kolektif bir tartışma yürütülmeden alınmasının hata olduğunu söyledi.

Balogun, Bosna-Hersek’e karşı oynanan ve ABD’nin 2-0 kazandığı son 32 turu maçında doğrudan kırmızı kart gördü.

Bu nedenle son 16 turunda Belçika’ya karşı oynanan ve ABD’nin 4-1 kaybettiği karşılaşmada forma giyememesi gerekiyordu.

Ancak FIFA Disiplin Komitesi, Balogun’un men cezasını bir yıl süreyle askıya aldı ve futbolcuya 40 bin dolar para cezası verdi.

İngiliz basını, kararın Trump’ın Infantino’dan futbolcunun men durumunu yeniden değerlendirmesini şahsen istemesinin ardından alındığını öne sürdü. Haberlere göre Trump, bu konuyla ilgili FIFA’yı üç kez aradı.

Trump ise Beyaz Saray’da gazetecilerle yaptığı görüşmede, cezalı durumdaki milli takım lideriyle ilgili Infantino’ya ne yapması gerektiğini söylemediğini, ancak futbolcunun neden cezalandırıldığını anlamadığını belirtti. FIFA Başkanı ise kararı bağımsız disiplin komitesinin aldığını savundu.

ABD başkanının müdahalesi Belçika’da, UEFA’da ve insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu FairSquare’de eleştirildi.

The Times gazetesi, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin’in bu nedenle final maçını boykot ettiğini yazdı. FairSquare de Infantino hakkında Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne şikayette bulundu.

FIFA’nın eski Başkanı Sepp Blatter, siyasetçilerin telefon görüşmelerinin ardından kırmızı kartların iptal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Blatter ayrıca taraftarları, futbolcuları ve ulusal federasyonları “futbolu kendi ellerine almaya ve yeni bir yönetim altında onu köklerine döndürmeye” çağırdı. 2026 Dünya Kupası’nın siyasi müdahale nedeniyle “güvenilirliğini yitirdiğini” savundu.

NFF daha önce de Infantino’nun girişimiyle Trump’a verilen FIFA Barış Ödülü nedeniyle FIFA Etik Kurulu’na şikayette bulunmuştu.

FIFA Barış Ödülü, Infantino tarafından kuruluşun yönetim kurulunun önceden yaptığı bir tartışma veya onay olmadan tesis edildi.

Ödül, 5 Aralık 2025’te 2026 Dünya Kupası kura çekimi töreni esnasında Washington’da Trump’a verildi.

Ödül için adaylık süreci, jüri veya seçim kriterleri oluşturulmadı. FIFA, ödülün “barış adına istisnai ve olağanüstü eylemlerde bulunarak dünyanın dört bir yanındaki insanları bir araya getiren kişilere” verileceğini açıkladı.

Trump, ödülü “hayatındaki en yüksek onurlardan biri” diye niteledi ve Hindistan, Pakistan ile diğer ülkelerde çıkması muhtemel savaşları önleyerek “binlerce hayat kurtardığını” söyledi.

NFF, o dönemde insan hakları kuruluşu FairSquare’in başvurusuna destek verdi.

Federasyon, görevdeki bir siyasetçiye ödül verilmesinin FIFA Etik Kuralları’nı ihlal ettiğini savundu ve Infantino’nun FIFA Yönetim Kurulu’na danışmadan ödül verme kararı almasından rahatsızlık duyduğunu açıkladı.

NFF ayrıca açık bir soruşturma yürütülmesini istedi ve FIFA Etik Kurulu’na “bu konuda şeffaf olması” çağrısında bulundu. Federasyon, soruşturma açılmaması halinde bunun nedeninin açıklanmasını talep etti.

Klaveness, NFF’nin o dönemde İsveç ve Almanya futbol federasyonlarından gayriresmi destek aldığını da söylemişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Goldman Sachs’tan kripto piyasaları için regülasyon çağrısı

Yayınlanma

Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su David Solomon, dijital varlık piyasaları için yeni düzenleyici çerçeve öngören Clarity Act’in ilerletilmesini istedi. Solomon’ın desteği, tüketici bankalarını riske atacağını savunan bankacılık çevrelerinin itirazlarına rağmen geldi.

Goldman Sachs Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su David Solomon, dijital varlık piyasaları için yeni bir düzenleyici çerçeve oluşturacak Clarity Act’in ilerletilmesini desteklediğini açıkladı.

Solomon, Politico’ya verdiği röportajda, “Clarity Act, bütün yasalar gibi kusursuz değil. Tartışabileceğiniz ve itiraz edebileceğiniz pek çok nokta var. Ancak bence yasanın yaptığı en önemli şeylerden biri, piyasa istikrarını güçlendirecek ve bu piyasaların uygun biçimde gelişmesine imkân verecek eşit bir zemin oluşturması” dedi.

Solomon, “Clarity Act’in ilerletilmesini güçlü biçimde destekliyorum. Böylece piyasa yapısını oluşturabilir ve yenilik sürecini ilerletmeye başlayabiliriz” diye konuştu.

Solomon, Cumhuriyetçi senatörlerin gelecek hafta Senato Genel Kurulu’nda yapılabilecek oylama öncesinde yasa tasarısının yeni metnini dolaşıma sokmasından kısa süre sonra açıklama yaptı.

Solomon’ın desteği, aralarında JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon’ın da yer aldığı diğer bankacıların itirazlarının ardından geldi. Bu bankacılar, dolar karşılığı sabitlenen stablecoin’leri platformlarında tutan müşterilere getiriye dayalı ödüller veren kripto şirketlerinin haksız avantaj elde edeceğini ve bunun tüketici bankalarını riske atacağını savunuyor.

Dimon, mayıs ayında kripto yöneticisi Brian Armstrong’ın yasa tasarısı için yürüttüğü lobi faaliyetleri nedeniyle Coinbase CEO’sunu kamuoyu önünde eleştirmişti.

Yasa tasarısı, kendi piyasalarına göre şekillendirilmiş hukuki bir çerçeve oluşturulması için yıllardır çalışan ve seçim kampanyalarına yüz milyonlarca dolar katkı yapan dijital varlık şirketlerinin başlıca öncelikleri arasında yer alıyor.

ABD’nin Washington kentindeki en etkili gruplardan American Bankers Association, Bank Policy Institute, Consumer Bankers Association, Financial Services Forum, Independent Community Bankers of America ve National Bankers Association, çarşamba günü ortak açıklama yayımladı. Gruplar, Clarity Act’teki stablecoin hükmünün “ABD’de ekonomik faaliyeti yönlendiren yerel kredi akışına” risk oluşturduğunu söyledi.

Solomon, diğer bankacıların yasa tasarısına ilişkin görüşleri hakkında yorum yapmayacağını belirtti.

Solomon, “Goldman Sachs’ın tutumu, herkesin katılabileceği tek bir sisteme güçlü biçimde ihtiyaç duyduğumuza inanmak. İlerledikçe yapılması gereken başka şeyler olacak. Ancak bu, doğru yönde atılmış bir adım” dedi.

Bankacılık lobisi tasarıya karşı büyük ölçüde ortak tutum sergilerken, Goldman Sachs gibi ticari veya tüketici mevduatlarına daha az bağımlı yatırım bankaları, finans sisteminin köklü kurumlarının dijital varlıkları ve blockchain teknolojisini nasıl kullanabileceğini düzenleyecek hükümlere odaklanıyor.

ABD bankacılık sektörü stabil kripto paralara karşı birleşti

Solomon, yasa tasarısında “kenarda kalmış düzenlemeye tabi kurumların daha etkin katılım göstermesine imkân verecek” ifadelerin yer aldığını söyledi. Solomon, “Bu aşamada bence en önemli husus bu” dedi.

Piyasa yapısını düzenleyecek yasa tasarısı, partiler üstü ve uzun süren müzakerelere konu oldu.

Ancak stablecoin’ler üzerindeki sert tartışmalar, kolluk kuvvetlerinin itirazları ve son olarak federal yetkililerin kendi token’larını çıkarmasını yasaklayacak etik hükümler nedeniyle tasarının yasalaşma yolu belirsizliğini koruyor.

Başkan Donald Trump ve ailesi, büyük ölçüde kripto projelerinden elde edilen gelir sayesinde geçen yıl 1 milyar dolardan fazla kazandı.

Bu projeler, gündelik yatırımcılar için benzer getiri oranları sağlayamadı. Senato Demokratları, bu kazanca tepki göstererek reform çağrılarını güçlendirmek için konuyu gündemde tutuyor.

Demokratlar, Cumhuriyetçi senatörlerin çarşamba günü açıkladığı yeni metnin kendi taleplerini yeterince karşılamadığını söyledi.

Demokratların, Genel Kurul oylamasından önce değişiklik yapılması için baskıyı sürdürmesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi ticaret savaşında yeni yasal dayanaklara yöneldi

Yayınlanma

Trump yönetimi, mahkemelerdeki yenilgilere rağmen gümrük vergilerini küresel bir iktisadi baskı aracı olarak kullanmayı sürdürüyor. Kanada ve Brezilya’ya yönelik yeni tarifeler yürürlüğe girerken Cumhuriyetçiler, ABD’de hayat pahalılığının artmasından çekiniyor.

Donald Trump yönetimi, ticaret alanındaki araçlarını daraltan çeşitli hukuk mücadelelerini kaybetmesine rağmen gümrük vergilerini dünya çapında iktisadi baskı aracı olarak kullanma politikasını hız kesmeden sürdürüyor.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Senato Finans Komisyonu’nda verdiği ifadede, hukuki yenilgilerin yönetimi caydırmayacağını söyledi.

Greer açılış konuşmasında, “Bu yönetimin kullandığı belirli yetkiler değişti, ancak ticaret stratejisi değişmedi. Ekonomimizi yeniden sanayileştirmek, Amerikalı işçileri korumak ve ücretlerini artırmak, ticaret açığımızı küçültmek amacıyla gümrük vergilerini kullanmayı ve anlaşmalar müzakere etmeyi sürdürmeye kararlıyız” dedi.

Greer’in sözleri, Başkan Trump’ın son günlerde Kanada ve Brezilya’ya karşı gümrük vergilerinin kullanımını artırdığı ve ileride yeni tarifeler getirmekle tehdit ettiği bir dönemde geldi.

Yönetimin gümrük vergisi politikası, yüzde 10’luk küresel tarifelerin cuma günü sona ermesiyle yeni bir evreye geçecek.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump’ın olağanüstü hal kapsamında uyguladığı tarifeleri anayasaya aykırı bularak iptal etmesinin ardından Trump, şubat ayı sonunda temel tarife oranını yürürlüğe koyan kararnameyi imzaladı.

Yüzde 10’luk tarifeler, 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 122’nci maddesine dayandırıldı. Ancak bu madde, tarifelerin yalnızca 150 gün uygulanmasına izin veriyor.

Bu süre sınırı, Trump ile Greer’i ticaret anlayışlarını hayata geçirmek için yeni yollar aramaya yöneltti.

The Wall Street Journal, başkanın ticaret ekibinin 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301’inci maddesine başvurmasının beklendiğini yazdı. Bu madde, federal hükümete adil olmayan uygulamalara başvuran yabancı ülkelere gümrük vergileriyle karşılık verme yetkisi tanıyor. Hukuken daha dayanıklı kabul edilen bu tarifeler, Greer’e göre ABD ticaretinin yüzde 99’unu kapsayacak.

Trump’ın bazı Brezilya mallarına getirdiği yüzde 25’lik gümrük vergisi, ülkenin adil olmayan ticaret uygulamalarına başvurduğu sonucuna varan soruşturmanın ardından çarşamba günü yürürlüğe girdi. Tarifeler, 301’inci madde uyarınca uygulanıyor. Trump, Brezilya’ya yönelik tarifeleri yakın müttefiki eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun yargılanmasıyla da açıkça ilişkilendirdi.

ABD ile Kanada arasında daha geniş çaplı bir ticaret çatışması da başladı. Trump, “ayrımcı” ticaret tedbirlerini gerekçe göstererek pazartesi günü bazı Kanada mallarına yüzde 50 ilave gümrük vergisi getirdi.

Tarife, 1930 tarihli Tarife Yasası’nın 338’inci maddesine dayandırıldı. Bu madde, ABD ticaretine karşı ayrımcılık yapan, ticarete yük getiren veya onu dezavantajlı duruma düşüren yabancı ülkelere vergi uygulama yetkisini başkana veriyor. Bir yönetim yetkilisi, tarifelerin Trump’ın kararnameyi imzalamasından 30 gün sonra yürürlüğe gireceğini söyledi.

Tarifelerin etkilediği ürünler arasında şarap ve çimento da var.

Karar, Trump ile Kanada Başbakanı Mark Carney arasındaki gerilimi artırdı. Carney, tarifelerin Trump’ın ilk başkanlık döneminde kabul ettiği ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) “doğrudan ihlali” olduğunu savundu.

Carney, X sosyal medya platformunda paylaştığı açıklamada, “Bu ticaret anlaşmazlığı, özellikle ABD’deki ailelerin maliyetlerini artırdı. Kanada, çözülmemiş meseleleri vatandaşlarımızın karşılıklı yararına ele almak amacıyla ABD ile yoğun temas kurmaya hazır” dedi.

Kanada, tarifelere karşılık Detroit ile Ontario’daki Windsor kentini birbirine bağlayan Gordie Howe Uluslararası Köprüsü’nün açılışı için planlanan ortak töreni iptal etti. Kanada, bunun yerine pazartesi günkü planlı açılıştan önce cuma günü kendi törenini düzenleyecek.

Kanada Altyapı Bakanı Gregor Robertson’ın sözcüsü Jenna Ghassabeh, Associated Press’e, “ABD’nin bu haftanın başında tehdit ettiği ticari tedbir göz önüne alındığında, iki ülkenin ortak bir kutlama etkinliği düzenlemesi uygun olmaz” dedi.

Trump yönetimi, geçmiş müzakere turlarında yeni bir anlaşmaya varılamamasının ardından bu ayın başında USMCA’yı mevcut haliyle yenilemeyi reddetti. Ülkeler anlaşmayı 16 yıl daha uzatma konusunda uzlaşamazsa USMCA 2036’ya kadar yürürlükte kalacak. Ancak yönetimin kararı, anlaşmanın geleceğini kuşkulu hale getirdi.

Greer, ABD’nin üçüncü tur müzakereler için bu hafta Meksika ile görüşeceğini daha önce söylemişti.

Carney, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, aynı sabah Trump ile konuştuğunu ve ikilinin gelecek haftalarda müzakereleri “yoğunlaştırma” konusunda anlaştığını belirtti.

Trump salı günü, üreticilerin imalatı ABD’ye taşımaması halinde ithal jenerik ilaçlara Ağustos 2028’den itibaren yüzde 100 gümrük vergisi uygulanacağı uyarısında bulundu.

Trump’ın tarifelerinin kamuoyunda rağbet görmemesi de başkanı politikasını sürdürmekten caydırmadı. Çarşamba günü yayımlanan YouGov anketinde, ABD’li yetişkinlerin yüzde 70’inden fazlası tarifelerin fiyatları artırdığı görüşünü dile getirdi.

Kongre’deki Cumhuriyetçiler de siyasi açıdan tehlikeli bir dönemde hayat pahalılığını artırabileceği kaygısıyla Trump’ın Kanada’ya yönelik yeni tarifelerini destekleme konusunda ihtiyatlı davranıyor.

Teksaslı Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn, The Hill’e, “İthalata uygulanan gümrük vergilerinin Amerikan ürünlerinin fiyatlarını artırdığına şüphe yok. Dolayısıyla evet, bu konuda kaygılıyım” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English