Diplomasi
Trump dev ekonomik yaptırımlarla tehdit etti, İran tüm petrol ihracatını durdurmakla yanıt vereceğini söyledi

ABD, pazartesi günü İran’ın ticaret ortaklarını hedef alan ekonomik yaptırımları devreye sokmaya hazırlanırken, Tahran’ı kendi ifadesiyle “şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı” ile tehdit etti.
İran ise buna karşılık, “ekonomik savaşın devam etmesi halinde” Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma sözü verdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a karşı daha da ağır önlemler açıklama vaatleri eşliğinde pazartesi günü ABD doğu saatiyle 13.00’te (17.00 GMT) basın toplantısı düzenleyecek.
Bessent, pazar günü Financial Times’ta yayımlanan görüş yazısında, “Şafakla birlikte ekonomik D-Day başlıyor — bir düşmana karşı şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı,” diye yazdı.
Savaşan taraflar haftalardır birbirlerine karşı askeri saldırı düzenlemedi ancak altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek için anlamlı müzakerelere de girişmedi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta saldırılara başlamasından bu yana çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Saldırılar İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin büyük bölümünü zayıflatırken ekonomiye de ağır zarar verdi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlandı.
Ancak İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve ABD üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu. Bu durum, kritik önemdeki su yolundaki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirirken küresel akaryakıt fiyatları üzerinde de baskı oluşturdu. Amerikalılar ve İsraillilerin tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.
Bessent, alınacak belirli önlemlere ilişkin ayrıntı vermeden, ABD’nin İran ekonomisi ve finans sistemiyle ilişki kurarak “yatıştırma” politikası izleyen “korkak ülkeleri” hedef alacağını söyledi.
Financial Times’taki yazısında, “Onu ayakta tutmanın sonuçlarını iyi düşünseler yerinde olur,” ifadelerini kullandı.
İran ise günlerdir yaptırımlara hazırlanıyor ve büyük çaplı bir askeri karşılığa işaret eden sert ifadeli bir dizi açıklama yayımlıyor.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü ekonomik misilleme ihtimalini gündeme getirdi.
Rızai sosyal medya paylaşımında, “Ekonomik savaş devam ederse ne Hürmüz Boğazı’ndan ne de Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek damla petrol ihraç edilecek,” dedi. “İran, herhangi bir ülkenin Amerika’nın İran halkına karşı yürüttüğü ekonomik savaşa katılmasını veya destek vermesini savaş eylemi olarak değerlendirecektir” diye ekledi.
Bessent daha önce Çin’e ABD ile işbirliği yapması çağrısında bulunmuş, Çin’in tarihsel olarak petrol ithalatının yarısını Körfez bölgesinden karşıladığına dikkat çekmişti. Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü ise buna, “yaptırımlar ve baskının sorunun çözümüne yardımcı olmadığını” belirten ve diplomasi çağrısı yapan bir açıklamayla karşılık verdi.
İran ekonomisi, ABD ve İsrail saldırılarının altyapının bazı bölümlerini tahrip etmesinden önce de uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı.
Ancak İran savaşa yüksek enflasyon, değer kaybeden para birimi, enerji kıtlığı ve yaptırımlarla girdi. Şimdi ise bunlara hasar görmüş altyapı, kesintiye uğrayan ticaret, üretim kayıpları ve yeniden inşa maliyetleri de eklendi.
ABD ile İran arasında, en son haziran ayında İsviçre’de gerçekleştirilen resmi yüz yüze görüşmelerin ardından yeni bir doğrudan müzakere yapılmaması üzerine Katar, Pakistan ve Türkiye dahil diğer ülkeler diplomatik süreci teşvik etmeye çalıştı.
İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yönelik çabalar kapsamında pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı.
Pakistan çatışmada arabuluculuk yapıyor. Pakistan hükümetinden bir kaynak da Münir’in, ABD’nin yeni yaptırım tehdidi dahil son gelişmeleri ele alacağını söyledi.
Savaş sırasında ABD ve İsrail’in İran’a, İsrail’in de Lübnan’a düzenlediği saldırılarda binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. ABD ise 18 askeri personelinin öldüğünü ve 750’den fazla personelinin yaralandığını açıkladı.
Diplomasi
Küresel gıda sistemini ayakta tutan üç temel sütun tehlikede

New York Times gazetesi, küresel gıda güvenliğini sağlayan kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim koşullarının aynı anda tehlikeye girdiğini yazdı. Sıcak hava dalgaları ile kuraklık buğday rekoltesini düşürürken çatışmalar ve su yollarındaki tıkanıklıklar taşımacılık maliyetlerini yükseltiyor.
Küresel gıda sistemi kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim olmak üzere üç temel koşula dayanıyor. The New York Times gazetesinin haberine göre bu üç şartın tamamı mevcut süreçte ciddi bir tehdit altına girdi.
Dünya gıda sistemini inceleyen Guelph Üniversitesi profesörlerinden Evan Fraser, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bugün gelinen noktada bu koşulların hiçbirinin yerine getirilmediği görülüyor” dedi.
Gıda tedariki açısından öne çıkan başlıca risklerden birini buğday hasadındaki düşüş oluşturuyor. Gazetede yer alan bilgilere göre aşırı sıcaklar ve kuraklık, son yarım yüzyılın en kötü rekoltesini alması beklenen ABD dahil olmak üzere en büyük üretici ülkeleri olumsuz etkiledi.
Bunun da gıda ithalatına bağımlı olan yoksul ülkeler başta olmak üzere fiyatları daha da yukarı çekebileceği öngörülüyor.
Buğday üretimindeki düşüşe paralel olarak tahıl lojistiği de zorlaşıyor. Karadeniz’in çatışma bölgesi olmayı sürdürmesi ve Kızıldeniz’deki Husi saldırıları nedeniyle taşımacılık şirketleri Güney Afrika çevresinden dolaşan daha uzun rotayı kullanmak zorunda kaldı.
Financial Times gazetesi ise kuraklığın Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyesini düşürdüğünü, güçlenen El Nino hava olayının da Panama Kanalı üzerinden yapılan deniz taşımacılığı için ilave risk oluşturduğunu aktardı.
Dünya gıda sisteminin kırılganlığı, üretimin sınırlı sayıda tedarikçiye bağımlı olmasından da kaynaklanıyor. Küresel buğday ihracatının önemli bir bölümünü Rusya, Kanada, ABD, Ukrayna ve Avrupa Birliği karşılarken ana alıcı konumunda ithalata bağımlı düşük gelirli ülkeler yer alıyor.
Ekmek fiyatının sahip olduğu siyasi etkiye işaret edilen haberde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre buğday fiyatlarının temmuz ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi.
Öte yandan Financial Times, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından Ortadoğu’daki savaşın küresel ölçekte gübre kıtlığına yol açabileceğini ve gıda krizini tetikleyebileceğini yazdı.
Saldırılar en yaygın azotlu gübre olan karbamit (üre) üretimini aksatırken doğalgaz açığı Güney Asya’daki üreticilerin üretimi kısmasına neden oldu.
Küresel karbamit ihracatının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise tablonun daha da ağırlaşmasına yol açtı.
ABD Gübre Enstitüsü kıdemli ekonomisti Veronika Nigh, çatışmanın uzaması halinde doğacak sonuçların 2022 yılındakinden daha ağır olabileceği uyarısında bulundu.
Azotlu gübreler dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısının sağlanmasında kritik rol oynuyor.
Diplomasi
The Economist olası Ukrayna başkanlık seçimi anketini paylaştı

The Economist dergisinin ulaştığı yayımlanmamış bir kamuoyu araştırmasına göre Ukrayna’da olası bir devlet başkanlığı seçiminde Volodimir Zelenskiy yüzde 21 ile ilk sırada yer alıyor. Eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy yüzde 18, eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov yüzde 16 ve Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov ise yüzde 8 destek alıyor.
The Economist dergisi, henüz yayımlanmamış bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarına dayanarak Ukrayna’da düzenlenebilecek varsayımsal bir devlet başkanlığı seçiminde öne çıkabilecek isimleri aktardı.
Anket sonuçlarına göre mevcut Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy olası bir seçimde oyların yüzde 21’ini alarak ilk sırada yer alabilir. Eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy yüzde 18, eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov yüzde 16 ve Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov ise yüzde 8 oy oranına ulaşabilir.
Dergi, bu verilerin şimdilik tamamen spekülatif nitelikte olduğuna dikkat çekerken ülkedeki “siyasi kaosun” sürmesi halinde tablonun değişebileceğini kaydetti.
Söz konusu anketin, Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosunun (NABU) Zelenskiy’nin ofisindeki bir yolsuzluk şemasına ilişkin yürüttüğü soruşturmanın sonuçları yayımlanmadan ve Fedorov’un ülkede seçim yapılması çağrısında bulunduğu video mesajından önce gerçekleştirildiği belirtildi.
Henüz devlet başkanlığına adaylığını açıklamayan Fedorov, seçimlerin düzenlenmesi konusunda Donald Trump’ın desteğini aradığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Fedorov’un müttefikleri ise eski bakanın bir savunma yatırım fonu kurma ihtimali dahil olmak üzere siyaset ve savunma sanayisi işlerini eş zamanlı yürütmeyi planladığını aktardı.
The Economist’e konuşan bazı Ukraynalı yetkililer, ülkedeki yolsuzlukla mücadele organlarının artan siyasi ağırlığından endişe duyduklarını dile getirdi. Üst düzey bir devlet memuru bu kurumlar için “Esasen paralel devlet” nitelendirmesinde bulundu.
Haberde Ukrayna’daki siyasi mücadelelerin önümüzdeki haftalarda şiddetlenmesinin beklendiği ifade edildi. Üst düzey bir Ukraynalı yetkili, “Ekim ayı gelip havalar soğuduğunda her şey aynı anda ters gitmeye başlayacak. Buradaki bazı kilit isimler aptal ve birçok kişi bunun farkında” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı yetkili, Devlet Başkanı Zelenskiy’nin iyimserliğini koruduğunu ancak durumun kötüleştiğini “anlamaya başladığını” söyledi.
Ukrayna merkezli araştırma merkezi SOCIS tarafından 28 Temmuz ile 2 Ağustos tarihleri arasında yapılan bir diğer ankette ise olası bir başkanlık seçiminin ilk turundaki oy dağılımı şu şekilde kaydedildi:
Zelenskiy: Yüzde 22,3
Zalujnıy: Yüzde 21,4
Fedorov: Yüzde 13,1
Budanov: Yüzde 8,3
Temmuz ayı ortasında görevden alınan Fedorov, 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamada sıkıyönetimin kaldırılması beklenmeden Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu.
Buna karşın Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü (KMIS) tarafından ağustos ayı başında gerçekleştirilen anket sonuçları, Ukrayna halkının yarısından fazlasının çatışmalar sona ermeden seçime gidilmesine karşı olduğunu gösteriyor.
Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresi 20 Mayıs 2024 tarihinde dolmuştu.
Normal takvime göre 31 Mart 2024’te yapılması gereken seçimler, Ukrayna mevzuatının sıkıyönetim döneminde sandık kurulmasına izin vermemesi sebebiyle gerçekleştirilemedi.
Diplomasi
İngiltere’den Ukrayna’da Scalp füzesi üretimine yeşil ışık

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyareti kapsamında gece treniyle Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitti. Ülkenin bağımsızlık günü kutlamalarına katılan Burnham, Ukrayna’da uzun menzilli füze üretilmesinin önünü açan gizli savunma planlarını teslim etti.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdi. Gece boyunca trenle seyahat ederek Ukrayna’nın bağımsızlık gününde kente ulaşan Burnham, çok gizli füze planlarını teslim etti.
Daily Mail gazetesinin haberine göre Burnham ziyareti kapsamında, Avrupa merkezli savunma şirketi MBDA’ya uzun menzilli Scalp füzelerinin İngiltere menşeili bileşenlerine dair bilgileri paylaşma izni verildiğini duyurdu.
Birleşik Krallık’ın Storm Shadow füzesinin Fransa üretimi versiyonu olan Scalp, derin hassas vuruş kabiliyetine sahip bulunuyor. Ortak Fransız ve İngiliz teknolojisini kullanan bu füzeler, söz konusu iznin ardından artık Ukrayna’da üretilebilecek.
Ziyaret programı çerçevesinde bağımsızlık günü kutlamalarına katılacak olan Burnham, Birleşik Krallık’ın sağladığı desteğin nişanesi olarak takdim edilecek ödülü de kabul edecek.
Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümüne işaret eden Burnham, “Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümünde Ukrayna halkının hiçbir şüphesi olmasın: Birleşik Krallık arkanızdadır. Hem mevcut mücadelede hem de gelecekteki yeniden inşa sürecinde Ukrayna’nın yanındayız. Rusya da kararlılığımızdan şüphe duymamalıdır. Kalıcı bir barış sağlanana kadar geri adım atmayacağız” dedi.
Gelişmeler, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerini vurmak için İngiliz insansız hava araçlarını kullanması üzerine Kremlin’den gelen “sonuçları olur” uyarısının ardından yaşandı.
Moskova yönetimi, İngiltere sürece ne kadar derinlemesine dahil olursa “ödeyeceği bedelin o kadar ağır olacağını” açıkladı.
İngiltere ile ilişkilerin “benzeri görülmemiş derecede düşük bir seviyede” olduğunu bildiren Rusya yönetimi, yedi yıldır görev yapan Londra Büyükelçisi Andrey Kelin’i Moskova’ya geri çağırdı.
Büyükelçi Kelin, Birleşik Krallık’ı Rusya ile “çatışma yolunu seçmekle” suçladı.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya7 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor










