Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin koruma statüsünü kaldırabilir

Yayınlanma

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Avrupa Birliği’nde askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere otomatik koruma statüsü verilmesinin sürdürülmesine karşı çıktığını açıkladı. Dobrindt, bu kişilerin bireysel incelemeye tabi normal iltica prosedürlerinden geçebileceğini belirtti.

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Avrupa Birliği bünyesinde askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere otomatik olarak koruma statüsü verilmesi uygulamasına son verilmesini talep etti.

WELT gazetesinin haberine göre Dobrindt, konuyu Lüksemburg’da gerçekleştirilen AB İçişleri Bakanları Toplantısı’nda gündeme getirdi.

Toplantıda açıklamalarda bulunan Dobrindt, “Yönergenin uzatılması konusunu tartışıyoruz ancak askerlik çağındaki Ukraynalıların bu yönerge kapsamında kalması gerektiği konusunda şüphelerimiz var” ifadelerini kullandı.

Dobrindt’in önerisine göre, 23 ile 60 yaş arasındaki Ukraynalı erkekler, bireysel incelemelerin yapıldığı standart sığınma prosedürüne tabi tutulabilir. Bu tedbirin, yalnızca belirlenecek belirli bir tarihten sonra Avrupa Birliği’ne giriş yapan kişilere uygulanması öngörülüyor.

Ukraynalı sığınmacıların standart prosedürlerden geçmeden doğrudan koruma almasını sağlayan “kitlesel akın” yönergesinin geçerlilik süresi 4 Mart 2027 tarihinde sona eriyor.

Söz konusu kısıtlama önerisine diğer AB üyesi ülkelerden de destek geliyor. Avusturya İçişleri Bakanı Gerhard Karner, WELT gazetesine yaptığı açıklamada, “Mart 2027’den itibaren Ukraynalı erkekler için artık otomatik bir koruma statüsü olmayacak. Ukrayna’nın kendisinin de askerlik çağındaki erkek vatandaşlarına ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulundu.

AB İçişleri Komiseri Magnus Brunner de bu hususta ortak bir uzlaşıya varılabileceğine dair ümidini dile getirdi.

Almanya İçişleri Bakanı Dobrindt, bu tartışmaların başlamasına gerekçe olarak son dönemde bu yaş grubundaki erkeklerin ülkeye gelişindeki artışı gösterdi.

Dobrindt, “Özellikle son aylarda askerlik çağındaki kişilerin gelişinde bir artış olduğunu gözlemledik. Bununla bir şekilde başa çıkmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ukrayna’daki mevcut yasalara göre 18 ile 60 yaş arasındaki erkekler zorunlu askerlik hizmetine tabi tutuluyor, ülkeden çıkış yasağı ise 23 ile 60 yaş arasındaki vatandaşları kapsıyor.

Rusya’nın askeri operasyonunun başladığı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana Almanya’ya giriş yapan yaklaşık bir milyon Ukraynalı mülteci bulunuyor.

Avrupa

AB içinde Merz’in Ukrayna planına yönelik itirazlar yükseliyor

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Ukrayna için önerdiği “ortak üyelik” modeli, Avrupa Birliği içinde ülkenin gerçek entegrasyonunu engelleyebileceği endişesiyle tartışmalara yol açtı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin “adaletsiz” olarak nitelendirdiği bu ara formül, bazı birlik üyeleri tarafından tam üyeliğin önünü tamamen kapatabilecek bir alternatif olarak görülüyor.

Avrupa Birliği (AB) içinde, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz tarafından önerilen Ukrayna’ya yönelik “ortak üyelik” modelinin, bu ülkenin birliğe gerçek entegrasyonunu imkansız hale getirebileceğine dair endişeler dile getiriliyor.

The Guardian gazetesinin üst düzey bir AB diplomatına dayandırdığı haberine göre, söz konusu öneri birlik içinde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.

Almanya Şansölyesi Merz’in “AB – Batı Balkanlar” zirvesi öncesinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’ya yazdığı mektupta sunduğu plan, Ukrayna’ya tam üyelik yolunda bir ara aşama olarak AB kurumlarında oy hakkı olmaksızın temsil yetkisi verilmesini öngörüyor.

Berlin yönetimi, bu teklifin, başta Fransa olmak üzere bazı ülkelerin perde arkasındaki isteksizliği karşısında Ukrayna’nın Avrupa ile entegrasyonunu hızlandırabileceğini savunuyor.

Üst düzey diplomattan tam üyelik uyarısı

Buna karşın, The Guardian gazetesinin aktardığı üzere, AB içindeki tüm aktörler bu iyimser yaklaşımı paylaşmıyor. Gazeteye konuşan üst düzey bir AB diplomatı konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Almanya’nın ortak üyelik önerileri, Ukrayna’nın AB’ye katılımının yerini alacak bir alternatiftir. Bu durum, tam üyeliği neredeyse imkansız hale getirecektir. İleriye doğru adım atma ve çözüm bulma isteğini de köreltecektir.”

Haberde, Brüksel’in Kiev’e yönelik tutumunun, Batı Balkan ülkeleri de dahil olmak üzere diğer aday ülkeleri de kaçınılmaz olarak etkileyeceği belirtildi.

Karadağ’ın Tivat kentinde, AB ile altı Balkan ülkesinin liderleri bir araya geliyor. Bu zirvede temel çabaların, söz konusu ülkelerin birliğin ortak pazarına entegrasyonu üzerine yoğunlaşması bekleniyor.

Zirve, Başbakan Peter Magyar liderliğindeki yeni Macaristan hükümetinin, Ukrayna’nın AB üyelik müzakerelerinde bir sonraki aşamaya geçmesine yönelik vetosunu kaldırmasının ardından düzenleniyor.

Budapeşte’nin aldığı bu karar, Kiev ve Kişinev’in hukukun üstünlüğü ile demokratik standartları kapsayan ilk fasıllarda müzakereleri başlatmasına olanak tanıyor.

Zelenskiy öneriyi adil bulmadı

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Merz’in önerisini “adaletsiz” olarak nitelendirdi. Zelenskiy, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” koruduğunu ifade etti.

Haziran 2022’den bu yana AB adayı statüsünde bulunan Ukrayna’da Devlet Başkanı Zelenskiy, ülkenin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” olacağını beyan etmişti.

Buna karşılık, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Şubat 2026’da yaptığı açıklamada, mevcut prosedürler çerçevesinde Ukrayna’nın 2027’de birliğe katılmasının imkansız olduğunu belirtmişti.

Şansölye Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027’de birliğe katılımını dışlamış, hatta 1 Ocak 2028 tarihini dahi gerçek dışı bir vade olarak nitelendirmişti.

Avrupa Komisyonu, şubat ayında Ukrayna’nın katılımını “tersine genişleme” yöntemiyle hızlandırmayı önermişti. Bu plana göre önce tam üyelik verilecek, ardından 2027 yılına kadar kademeli entegrasyon sağlanacaktı.

Ancak bu öneri AB genelinde şüpheyle karşılandı ve 4 Mart’ta üye ülkelerin büyükelçilerinin katıldığı akşam yemeğinde reddedildi.

Rusya tarafında ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 2025 yılında yaptığı açıklamada, askeri bir ittifak söz konusu olmadığı için Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne olası üyeliğinin bu ülkenin egemenlik hakkı olduğunu ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, yüzde 5 savunma bütçesi eşiğini aşan ilk NATO ülkesi oldu

Yayınlanma

Litvanya Dışişleri Bakanlığı, ülkenin savunma harcamaları için gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 5’inden fazlasını ayıran ilk NATO üyesi olduğunu duyurdu. Vilnius yönetimi, Ukrayna’daki savaşın ardından güvenlik endişelerini gerekçe göstererek 2026 yılı askeri bütçesini 4,79 milyar avroya çıkaracak.

Litvanya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkenin savunma harcamaları için gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 5’inden fazlasını ayıran ilk NATO üyesi ülke olduğu bildirildi.

Bakanlık tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Savunmaya kararlılıkla bağlıyız. Litvanya, örnek teşkil eden güvenilir bir müttefiktir” ifadelerine yer verildi.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, 2026 yılında ülkenin askeri harcamalarının GSYİH’nin yüzde 5,38’ine denk gelen 4,79 milyar avro seviyesine ulaşacağını kaydetti.

Litvanya, önceki yıllarda savunma alanına GSYİH’sinin yüzde 3’ünün biraz üzerinde bir pay ayırıyordu.

Askeri harcamalardaki bu artış, Ukrayna’da devam eden savaş ve Baltık ülkelerinin “Rusya kaynaklı olası güvenlik tehditlerine yönelik endişeleri” çerçevesinde hazırlanan savunma kabiliyetlerini güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor.

Sürece dair değerlendirmede bulunan Savunma Bakanı Kaunas, “Kendi güvenliğimize yatırım yapmazsak, kimse bizi korumaya gelmez” dedi.

Kaunas ayrıca, devlet savunmasının ulusal imkanlar ve NATO çerçevesindeki kolektif savunma olmak üzere iki temel ilke üzerine inşa edildiğini belirtti.

Cumhuriyetin 2026 yılı bütçesi, askeri harcamaların 1,59 milyar avro artırılmasını öngörüyor. Elde edilecek ek kaynakların silahlı kuvvetlerin modernizasyonunda, hava savunma sistemlerinin geliştirilmesinde ve ağır askeri teçhizat alımında kullanılması planlanıyor.

Bu kapsamda Litvanya, yeni hava savunma sistemleri tedarik etmeyi, balistik ve seyir füzelerine karşı koruma araçlarındaki eksiklikleri gidermeyi hedefliyor.

En büyük tedarik projelerinden birini ise Alman yapımı Leopard 2A8 tanklarının alımına yönelik sözleşme oluşturuyor.

Bunların yanı sıra, devlet savunma fonu aracılığıyla güvenlik projelerine yaklaşık 700 milyon avro düzeyinde ek kaynak aktarılacak.

Vilnius yönetiminin bu adımı, NATO bünyesinde savunma harcamalarının artırılması yönünde varılan mutabakatların ardından geldi. İttifak üyesi ülkeler, geçen yıl Lahey’de düzenlenen NATO zirvesinde, askeri harcamalara yönelik hedef oranı mevcut yüzde 2 seviyesinden 2035 yılına kadar GSYİH’nin yüzde 5’ine çıkarma konusunda anlaşmaya varmıştı.

Zirvenin sonuç bildirgesine göre, üye ülkelerin temel askeri ihtiyaçlar ile NATO’nun askeri hedeflerinin karşılanması için GSYİH’lerinin en az yüzde 3,5’ini ayırması gerekiyor.

Kalan yüzde 1,5’e kadar olan kısmın ise kritik altyapının korunması, ekonomik dayanıklılığın artırılması, inovasyon ve savunma sanayisinin geliştirilmesi süreçlerine yönlendirilmesi öngörülüyor.

Aynı bildirgede Rusya, “Avro-Atlantik güvenliğine yönelik uzun vadeli tehdit” olarak nitelendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İki Alman parlamenter ordunun bütçe harcamalarına set çekti

Yayınlanma

Almanya Federal Meclisi Bütçe Komisyonu üyesi iki milletvekili, toplam değeri 1 milyar avroyu aşan askeri alım sözleşmelerini engelleyerek veya revize edilmesini sağlayarak durdurdu. Hristiyan Demokrat Birlik üyesi Andreas Mattfeldt ve Sosyal Demokrat Parti üyesi Andreas Schwarz, vergi mükelleflerinin parasını korumak için sıkı denetim uyguladıklarını belirtti.

Almanya’da iki milletvekili, toplam değeri 1 milyar avrodan fazla olan savunma sanayisi sözleşmelerini bloke etti veya bu sözleşmelerin yeniden müzakere edilmesini sağladı.

Financial Times gazetesinin haberine göre, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinden Andreas Mattfeldt ve Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) Andreas Schwarz, Federal Meclisin (Bundestag) Bütçe Komisyonunda görev yapıyor.

Söz konusu komisyon, değeri 25 milyon avronun üzerinde olan tüm askeri alımları onaylama yetkisine sahip bulunuyor.

İki parlamenter, ocak ayında Münih merkezli Rohde & Schwarz şirketine mobil istihbarat sistemi tedariki için verilecek olan 600 milyon avroluk sözleşmeyi veto ederek, ihalenin açık eksiltme usulü olmadan doğrudan verilmesini önerdi.

Bir ay sonra ise Rheinmetall ve MBDA şirketlerinin gemileri drone saldırılarına karşı koruyacak bir lazer sistemi geliştirmesini öngören 462 milyon avroluk doğrudan anlaşmayı engellediler.

Parlamenterler şubat ayında ayrıca, kamikaze drone alımına yönelik üç sözleşmenin azami maliyetini düşürdü. Nisan ayında ise Alman ordusu (Bundeswehr) için planlanan 900 adet dizel yakıt tankeri konteynerinin alımını durdurdular. Vekiller, bu tankerlerin fiyatının beş yıl önceki alıma kıyasla iki katına çıktığını tespit etti.

Mattfeldt, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta, “Bir paradigma değişimi gerçekleştirdik çünkü vergi mükelleflerinin bize emanet ettiği muazzam miktardaki paradan sorumluyuz. Bundeswehr’in en iyi teçhizatı en iyi fiyata almasına katkıda bulunduğumuzu söyleyebilmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Meslektaşı gibi geçmişte belediye başkanlığı yapmış olan Schwarz ise “İdeolojilere karışmıyoruz, sağduyumuzu kullanıyoruz” diye ekledi. Milletvekilleri ve yardımcıları, kendilerini şaka yollu “İki Andy” olarak adlandırırken, iki vekil kendileri için “A Takımı” lakabını buldu.

Bütçe komisyonunun yetkileri geçmişteki maliyet aşımına dayanıyor

Bütçe komisyonunun savunma alımları üzerindeki olağanüstü yetkileri, parlamentonun Tornado savaş uçağı projesindeki maliyet aşımına tepki göstererek 50 milyon markın üzerindeki tüm projelerin milletvekilleri tarafından onaylanması gerektiğine karar verdiği 1981 yılına dayanıyor.

Bugün bu sınır 25 milyon avro seviyesinde bulunuyor ve bir resmi yetkiliye göre bu tutar “tamamen güncelliğini yitirmiş durumda”.

Almanya Savunma Bakanlığı sözcüsü ise “Büyük alımlar üzerindeki parlamenter denetim, demokrasimizde önemli bir gözetim aracıdır” açıklamasında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English