Avrupa
AB için enerji krizi ve kitlesel işsizlik uyarısı

İsveç-İsviçre ortaklı sanayi holdingi ABB’nin Üst Yöneticisi Morten Wierod, Ortadoğu’daki savaş kaynaklı enerji şoku karşısında acilen deregülasyona gidilmemesi halinde Avrupa’nın kitlesel işsizlikle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Wierod, artan gaz fiyatlarının AB’nin ABD karşısındaki rekabetçiliğine zarar verdiğini vurgularken, Avrupa Komisyonu verileri de enerji maliyetleri nedeniyle bölgede 1,3 milyon istihdamın risk altında olduğuna işaret ediyor.
Avrupa’nın en büyük sanayi holdinglerinden biri olan İsveç-İsviçre ortaklı çok uluslu şirket ABB’nin Üst Yöneticisi (CEO) Morten Wierod, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, Ortadoğu’daki savaştan kaynaklanan enerji şoku karşısında ekonomide acilen deregülasyona gidilmemesi halinde Avrupa’nın kitlesel işsizlikle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
Avrupa’daki yasa yapıcıların reformlar konusunda gerekli aciliyet duygusunu göstermediğini ifade eden Wierod, artan gaz fiyatlarının Avrupa Birliği’nin (AB) ABD karşısındaki rekabet gücünü baltaladığını kaydetti.
Wierod, “Kitlesel işsizliğe yol açacak çok daha ciddi bir kriz görmek zorunda kalmayacağımızı umuyorum. Bu aciliyet duygusunu kazanmak için böyle bir krizin gerçekleşmesi zorunlu bir ön koşul olmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Elektroteknik ve endüstriyel otomasyon alanında küresel liderler arasında yer alan ABB, dünya genelinde yaklaşık 110 bin kişiye istihdam sağlıyor ve 33,2 milyar dolar ciroya ulaşıyor.
Elektrik dağıtımı, bina yönetimi, üretim tesislerinin robotik donanımı ve veri merkezlerinin desteklenmesi gibi kritik altyapı faaliyetlerini yürüten şirketin teknolojileri, dünyadaki her dört veri merkezinden birinde kullanılıyor.
Tek pazarın ve genel olarak AB’nin ekonomik büyümeyi teşvik etmek için aşırı mevzuatı basitleştirmek yerine tamamen ortadan kaldırması gerektiğini savunan Wierod, Brüksel’in yabancı teknolojilere olan bağımlılığı azaltma planını da eleştirerek, bu durumun öngörülemeyen sonuçlara ve maliyet artışlarına yol açacağı uyarısında bulundu.
Wierod, “Mevzuatı ‘Avrupa’da Üretildi’ (Made in Europe) tartışmaları etrafında inşa ettiğinizde, bunun her zaman yan etkileri olduğunu görüyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte Avrupa’nın nitelikli iş gücü, kaliteli eğitime erişim ve kriz yönetimi deneyimi gibi güçlü varlıklara sahip olduğunu kabul eden Wierod, bölgenin Rus gazına olan bağımlılığını bir yıl içinde yüzde 35’ten yüzde 10’u altına düşürmesini bu duruma örnek gösterdi.
Ancak ABD ile İran arasındaki savaşın neden olduğu Ortadoğu kaynaklı tedarik kesintileri yüzünden yükselen gaz fiyatlarının Avrupa’da rekabet baskısını artırdığına dikkat çeken Wierod, “Avrupa’da gaz olmayacağından endişe etmiyorum. Gaz olacak, ancak daha yüksek bir fiyata olacak” diyerek yüksek fiyatların 2027 yılına kadar süreceğini belirtti.
ABD ve İsrail’in operasyonunun ardından İran, küresel petrol, kondensat ve petrol ürünlerinin yüzde 15 ila yüzde 20’sinin, ayrıca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yüzde 30’undan fazlasının taşındığı Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan ticareti askıya aldığını duyurmuştu.
AB İstihdam ve Sosyal Haklardan Sorumlu Komiseri Roxana Minzatu da hafta başında yaptığı açıklamada, artan enerji fiyatları nedeniyle AB genelinde 1,3 milyon adede kadar istihdam kaybı yaşanabileceğini belirtmişti.
Reuters’ın aktardığı Avrupa Komisyonu tahminlerine göre, en büyük istihdam kaybının 600 bin kişiyle otomotiv sektöründe yaşanması bekleniyor. İnşaat, metalurji, kimya sanayisi ve taşımacılık sektörlerinin 56 bin istihdam kaybedebileceği öngörülürken, batarya üretimi projelerinde yaklaşık 85 bin, güneş paneli üretiminde ise 58 bin istihdamın risk altında olabileceği aktarılıyor.
Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2023 yılında orta ölçekli şirketlerin yüzde 68’i kalifiye personel eksikliği bildirdi, 2024 yılında ise firmaların yüzde 77’si bu durumu yatırımların önünde bir engel olarak nitelendirdi.
Politico’nun edindiği bilgilere göre, Komisyon, tavsiye kararlarına ilk kez eğitim, mesleki hazırlık, yetişkin eğitimi ve personelin yeniden vasıflandırılmasına yatırım yapılması gerektiğine dair ayrı bir blok dahil etmeyi planlıyor.
Eurostat verilerine göre AB’nin imalat sektöründe yaklaşık 30 million kişi istihdam ediliyor. Bu sektör, 2023 yılında AB ekonomisinin 9,9 trilyon euro tutarındaki net cirosunun dörtte birini sağladı.
The Wall Street Journal gazetesi mart ayında yayımladığı analizde, ABD ile İran arasındaki savaştan kaynaklanan enerji krizinin Avrupa ekonomisini resesyona sürükleyebileceğini yazmıştı.
Gazete, açıklanan destek tedbirlerinin çoğunun büyük ve acil harcamalar gerektirdiğini belirterek, bu durumun Avrupa için “acı bir sürpriz” olacağı öngörüsünde bulunmuştu.
Avrupa
AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.
İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.
Kallas şöyle konuştu:
“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”
Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.
Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.
Avrupa
Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.
Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.
Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.
Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.
Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.
Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.
Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.
Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.
Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.
Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.
Avrupa
Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.
Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.
Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.
Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.
Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.
Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.
Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.
Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.
Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.
Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.
Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.
Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.
Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:
“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”
Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.
Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Dünya Basını2 hafta önceRon Paul: Washington anayasayı çiğneyip dünyada felaket üretiyor
Avrupa1 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu









