Avrupa
Macaristan, Ukrayna askeri yardımı üzerindeki son veto kararını kaldırdı

Macaristan, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yönelik askeri yardımlarını finanse ettiği Avrupa Barış Fonu üzerindeki iki yıllık vetosunu kaldırarak 6,6 milyar avroluk kaynağın serbest kalmasını sağladı. Brüksel’de büyükelçiler düzeyinde kabul edilen kararla birlikte serbest kalan fonun öncelikle Ukrayna’nın hava savunma sistemlerini güçlendirmek için kullanılması bekleniyor.
Macaristan, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yönelik yardımlarında kullandığı Avrupa Barış Fonu bütçesinden bu ülkeye yapılacak desteklere karşı uyguladığı son veto kararını kaldırdı.
Macaristan merkezli Népszava gazetesi ve Brüksel merkezli Politico’nun diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberlere göre, Budapeşte’nin bu adımıyla birlikte 6,6 milyar avroluk askeri yardım fonu üzerindeki blokaj kalkmış oldu.
Népszava, söz konusu kaynağın öncelikli olarak Ukrayna’nın hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmasının beklendiğini aktardı.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga da daha önce yaptığı açıklamalarda ülkenin hava savunma kapasitesinin artırılması gerektiğine vurgu yapmıştı.
Yardım fonunun kullanımına ilişkin temel karar AB üyesi ülkelerin büyükelçileri düzeyinde alındı. Sürecin devamında, Avrupa Birliği’nin ortak dışişleri bakanlığı işlevini yürüten Avrupa Dış İlişkiler Servisi bir proje taslağı hazırlayacak.
Hazırlanan bu taslağın yürürlüğe girmesi için üye ülkelerin tamamı tarafından resmi olarak onaylanması gerekiyor.
Politico’nun haziran ayı başındaki haberinde de Başbakan Peter Magyar kabinesinin, Viktor Orban hükümeti tarafından iki yıl önce başlatılan blokajı sonlandırdığı belirtilmişti.
Bu karar doğrultusunda, üye ülkelerin Kiev’e gönderdikleri silahlar için AB bütçesinden alacakları kısmi geri ödemelerin önü açıldı.
Macaristan’ın AB Politika ve Güvenlik Komitesi’ndeki büyükelçisi tarafından duyurulan bu politika değişikliği, bir AB yetkilisi ve beş Avrupalı diplomat tarafından da teyit edildi.
Avrupa Barış Fonu, üye ülkelerin kendi askeri stoklarından Ukrayna’ya gönderdikleri silah ve teçhizat maliyetinin yaklaşık yüzde 40’ını geri ödeyen bütçe dışı bir AB mekanizması olarak faaliyet gösteriyor.
Kararların oy birliğiyle alınması gerekliliği nedeniyle Macaristan uzun süredir fonu bloke ediyordu. Politico, bu blokaj nedeniyle üye ülkelere yapılması gereken geri ödemelerde toplamda 40 milyar avroyu aşan bir gecikme yaşandığını aktardı.
Budapeşte’nin veto tutumu, Kiev’e en büyük askeri desteği sağlayan Almanya ve Hollanda gibi ülkelerin tepkisini çekiyordu.
Alınan son kararla birlikte ilk aşamada Ukrayna için 6,6 milyar avroluk bir dilim serbest bırakılmış olacak.
Başbakan Magyar: Macaristan hiçbir yasa dışı göçmeni kabul etmeyecek
Politico ayrıca Macaristan’ın, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusu üzerindeki vetosunu kaldırma ve süreci daha fazla engellememe niyetinde olduğunu yazdı.
Ukrayna’nın AB üyeliği konusundaki müzakereler, Başbakan Magyar’ın Brüksel’de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından hız kazandı. Bu temaslar sonucunda Macaristan için dondurulan 16,4 milyar avroluk AB fonunun serbest bırakılması konusunda uzlaşıya varıldı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Başbakan Magyar, bu uzlaşının Budapeşte’nin yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerçekleştirdiği reformlardaki ilerleme sayesinde mümkün olduğunu açıkladı.
Viktor Orban’ın başbakanlığı döneminde Macaristan, Ukrayna’ya yönelik askeri ve mali yardımların yanı sıra Rusya’ya karşı uygulanan yaptırım kararlarında da defalarca veto hakkını kullanmıştı.
Macaristan’ın yakın dönemde bloke ettiği kararlardan biri de Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk kredi paketiydi.
Bu blokaj, Drujba petrol boru hattı üzerinden yapılan petrol transiti konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle aylarca devam etmişti.
Ukrayna merkezli Evropeyska Pravda gazetesi, nisan ayı sonunda yayınladığı haberde, Drujba boru hattı üzerinden petrol sevkiyatının yeniden başlamasının ardından Macaristan’ın yeni yönetiminin 90 milyar avroluk kredi paketine onay verdiğini duyurmuştu.
Avrupa
Alman ordusu, ilk kez Fransız nükleer tatbikatında yer alacak

Almanya ile Fransa arasında nükleer caydırıcılık alanında mart ayında kararlaştırılan stratejik ortaklık, hava kuvvetlerinin ortak tatbikatıyla ilk kez sahaya taşındı. Alman askerlerinin sonbaharda ilk kez bir Fransız nükleer manevrasına konvansiyonel düzeyde katılması planlanıyor. NATO caydırıcılığını desteklemek amacıyla geliştirilen bu işbirliği kapsamında, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ve iki Alman Eurofighter havada yakıt ikmali eğitimi gerçekleştirdi.
Almanya ve Fransa, nükleer caydırıcılık alanında mart ayında üzerinde uzlaştıkları ortaklığı pratik adımlarla hayata geçirmeye başladı.
Almanya Federal Ordusu (Bundeswehr), ilk kez Fransız ordusunun gerçekleştireceği bir nükleer tatbikatta görev alacak. Nörvenich Hava Üssü’nde toplanan Alman-Fransız Güvenlik ve Savunma Konseyinin sonuç bildirgesinde, Alman askerlerinin bu tatbikatta konvansiyonel alanda görev üstleneceği açıklandı.
Bildirgede ayrıca, Fransız Rafale savaş uçaklarının Nörvenich’e intikal etmesinin stratejik ortaklığın ilk operasyonel adımı olduğu kaydedildi.
Hava Kuvvetleri sözcüsünün Alman Haber Ajansı dpa’ya yaptığı açıklamaya göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Almanya ziyareti öncesinde iki ülkenin hava unsurları ortak eğitim icra etti.
Nükleer silah taşıma kabiliyetine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ile Bundeswehr’e ait iki Eurofighter, havada Fransız tanker uçağından yakıt ikmali yapma eğitimi gerçekleştirdi.
Köln yakınlarındaki Nörvenich Hava Üssü’nde düzenlenen savunma konseyi toplantısının marjında, iki ülke askerlerinin karşılıklı olarak birbirlerinin uçaklarında bakım ve onarım çalışmaları yapacağı bir başka eğitim faaliyeti daha planlandı.
Alman hükümet çevrelerinden edinilen bilgilere göre, cuma günü toplanan savunma konseyinin bir sonraki adım olarak Alman askerlerinin sonbaharda Fransa’nın nükleer manevrasına katılımını karara bağlaması bekleniyor. Bu gelişmeyle birlikte, nükleer ortaklığın uygulanma süreci yeni bir aşamaya geçiyor.
Macron, nükleer silahlara sahip iki Batı Avrupa ülkesinden biri olan Fransa’nın nükleer koruma şemsiyesinden Avrupa ülkelerinin de yararlanabileceği yönündeki teklifini daha önce dile getirmişti.
Almanya’da halihazırda NATO’nun nükleer caydırıcılık unsuru olarak ABD’ye ait nükleer bombalar bulunuyor ve Bundeswehr, olası bir harekatta bu mühimmatın taşınması için savaş uçaklarını hazır tutuyor.
Fransa ile geliştirilen bu yeni ortaklığın, NATO bünyesindeki caydırıcılığı tamamlayıcı ve güçlendirici bir nitelik taşıması öngörülüyor.
Fransa, nükleer alandaki işbirliğini bir diğer nükleer güç olan İngiltere ile de yürütüyor.
Paris’in nükleer ortaklık teklifine Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç, Danimarka ve Norveç dahil olmak üzere yedi Avrupa ülkesi daha olumlu yanıt verdi.
Avrupa
İngiltere’de finans firmaları çalışan denetimini sıkılaştırıyor

İngiltere’deki finans şirketleri, taciz ve zorbalık gibi iş yeri suistimallerine yönelik 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni kurallar öncesinde çalışan denetimlerini sıkılaştırıyor. Avukatlar, bazı firmaların artacak denetim ve raporlama yükümlülüklerinden kaçınmak için bu tür iddialarla karşı karşıya kalan personeli önceden işten çıkardığını belirtiyor.
İngiltere’deki finans şirketleri çalışanların davranışlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırıyor.
Reuters’a konuşan avukatlar, bazı firmaların taciz ve zorbalık gibi suistimallerle suçlanan personeli, parlamenterlerin istismar ve zorbalık yuvası olarak nitelendirdiği sektörü dizginlemeyi amaçlayan yeni kurallar öncesinde işten çıkardığını ifade etti.
Londra’daki üç hukuk firmasından avukatlar, bazı şirketlerin 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerin getireceği sıkı denetim, raporlama yükümlülükleri ve mali olmayan suistimal vakalarının kötü yönetilmesinden doğacak olası sonuçlardan kaçınmak amacıyla bu adımları attığını bildirdi.
Mali Yürütme Otoritesi (FCA); varlık yöneticileri, hedge fonları ve sigorta şirketleri gibi banka dışı 37 bin firmada çalışanlara yönelik ciddi, işle bağlantılı zorbalık, taciz ve şiddet eylemlerini davranış kuralları ve göreve uygunluk testlerine dahil etmek üzere düzenleme yapıyor.
Değiştirilen kurallar ve kılavuz ilkeler, firmaların çalışanların uygunluğunu değerlendirirken mali olmayan suistimalleri nasıl hesaba katması gerektiğini netleştiriyor.
Düzenleme, ciddi vakaların tespit edilmesi, araştırılması ve raporlanması yükümlülüğünü insan kaynakları departmanlarından alarak doğrudan yöneticilerin üzerine yıkıyor.
Yapılan değişiklikler, banka dışı finans kurallarını halihazırda bankalar için yürürlükte olan kurallarla uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.
Bununla birlikte yeni kılavuz, tüm firmaların mücadele etmesi beklenen suistimalleri daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Görüş bildiren üç avukat, şirketlerin işten çıkarmalar için çıtayı oldukça düşük tuttuğunu, bazı durumlarda insan kaynakları departmanlarının beklentileri karşılayamayan çalışanlarla yolları ayırmak için yaklaşan kuralları bahane olarak kullanabileceğini aktardı.
Hukuk firması Lewis Silkin’in ortaklarından Wendy Saunders, şirketlerin düşük performans gösteren bir çalışanı işten çıkarmak için küçük bir davranış sorununu mali olmayan suistimal gibi göstermeye çalıştığı iki veya üç vakayla karşılaştığını ifade etti.
Farklı firmalardan üç avukat, yöneticilerin kural ihlallerini ele almadaki başarısızlıklarından sorumlu tutulmasını da içeren yeni düzenlemeler hakkında yöneticiler, müdürler ve stajyerler için senaryo odaklı eğitim programları düzenlediklerini belirtti.
“Yıldız” zorbalarla mücadele
FCA’nın kapsamlı kılavuz ilkeler, açıklayıcı senaryolar ve akış şemalarıyla birlikte yayımladığı kurallar, zorbalık gibi davranışları ırk, cinsiyet, engellilik veya dini inanç gibi unsurlara dayalı ayrımcılığa karşı yasal korumalardan ayırarak iş hukukunun ötesine geçiyor.
KPMG’de iş hukuku uzmanı olan David Cummings, kuralların, iş hukukunda bulunmayan düzenleyici yaptırımlar sağlayarak şirketlerin kötü davranış sergileyen ancak yüksek performans gösteren “yıldız” çalışanlarla mücadele etmesine olanak tanıyacağını dile getirdi.
Cummings, “FCA, gelir getirdiği için kuruluşların geleneksel olarak göz yumduğu veya görmezden gelmeye hazır olduğu, ancak iş yeri ortamı için zehirli olan yüksek performanslı zorbaları yakalamaya çalışıyor” dedi.
Reuters, büyük hukuk uygulamalarına sahip yedi orta ölçekli hukuk firması ve “büyük dörtlü” olarak bilinen profesyonel hizmet şirketlerinden birinin avukatlarıyla görüştü.
Görüşülen kişilerden iki firmanın avukatları, yeni kurallar öncesinde davranış iddiaları nedeniyle işten çıkarılan personelden haberdar olmadıklarını kaydetti.
Diğer kaynaklar ise az sayıda işten çıkarma bildirildiğini veya yöneticilerin odak noktasının giderek davranış kurallarına kaydığını doğruladı.
Konuya ilişkin değerlendirmesi sorulan FCA, suistimale yönelik artan odağın nasıl kötüye kullanılabileceğine dair örneklere doğrudan değinmedi ancak yeni kuralların daha fazla netlik sağladığını vurguladı.
Regülatör kurum tarafından yapılan açıklamada, “Kurallarımız ve kılavuzumuz, sektörün mali olmayan suistimalle mücadelede daha tutarlı bir yaklaşım benimsemesine yardımcı olacak; ancak bunun önlenmesi ve ele alınmasında birincil sorumluluk firmalara aittir” ifadesine yer verildi.
İngiliz Sigortacılar Birliği, Alternatif Yatırım Yönetimi Birliği ve Yönetilen Fonlar Birliği, Reuters’ın konuya ilişkin yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.
İngiltere’nin finansal hizmetler sektöründeki iş yeri kültürü uzun süredir eleştirilerin odağında yer alıyor.
Parlamentonun etkili Hazine Komitesindeki milletvekilleri, Londra’nın finans merkezindeki cinsiyetçilik üzerine hazırlanan 2024 tarihli raporda, cinsel taciz ve zorbalığın yaygınlığı ile bu iddiaların ne kadar kötü ele alındığı karşısında şoke olduklarını belirtmişti.
Aynı yıl yapılan bir FCA araştırması, zorbalık gibi suistimal raporlarının 2023’e kadar olan üç yıllık süreçte yüzde 70’in üzerinde arttığını, firmaların üçte birinden fazlasının ise bu vakaları yönetim kurullarına bildirmediğini ortaya koymuştu.
Yeni kurallar kapsamında, davranış ihlallerinin referanslar veya resmi göreve uygunluk değerlendirmeleri aracılığıyla gelecekteki işverenlere açıklanması gerekecek.
Bu uygulamanın, sorunlu çalışanların iş değiştirerek yaptırımlardan kaçınmasını engellemesi amaçlanıyor. İhlalde bulunanlar, kariyerlerini sonlandırabilecek nitelikte düzenleyici soruşturmalarla karşı karşıya kalabilecek.
Hazırlanan kılavuz, çalışanların sosyal medya faaliyetlerini de kapsıyor.
Avukatlar, firmaların düzenleyici kurumların hedefi haline gelme endişesiyle kuralları tutarsız bir şekilde uygulayabileceğinden endişe ediyor.
Hukuk firması Corker Binning’in ortaklarından Claire Cross, “Gördüklerime dayanarak, birçok işverenin nispeten küçük vakalarda bile fevri kararlar alması, düzenleyicinin eleştirilerine maruz kalma riskini göze almak yerine kişileri işten çıkarmayı tercih etmesi muhtemel görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
Almanya’da Volkswagen için Çinli markalara ek vergi talebi

Almanya’nın Saksonya eyaleti hükümeti, yerli sanayiyi korumak ve Volkswagen üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Çin menşeili otomobillere yönelik Avrupa Birliği gümrük vergilerinin artırılmasını talep etti. Saksonya Ekonomi Bakanı Dirk Panter, bu adımın Çinli üreticileri Avrupalı ortaklarla işbirliğine ve üretimi yerelleştirmeye zorlayacağını belirtti.
Almanya’nın Saksonya Eyaleti Ekonomi Bakanı Dirk Panter, Bild gazetesine verdiği mülakatta, Çinli otomotiv şirketleri üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmak amacıyla Avrupa Birliği (AB) genelinde gümrük tarifelerinin yükseltilmesi gerektiğini açıkladı.
Panter, bu hamleyle Çin merkezli üreticilerin Volkswagen dahil olmak üzere Avrupalı firmalarla ortaklığa teşvik edilmesini amaçlıyor.
Ekonomi Bakanı Panter, Çin’den ithal edilen araçlara daha yüksek vergi uygulanması başlığının AB düzeyinde müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.
Bu çıkış, otomotiv grubu Volkswagen’in Almanya’daki üretim kapasitesini daraltma planlarının kamuoyuna yansıdığı dönemde yapıldı.
Otomotiv devi, alternatif bir çıkış yolu bulunamaması durumunda, elektrikli araç imalatı gerçekleştiren Saksonya’daki tesis de dahil olmak üzere ülkede dört fabrikayı kapatabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu.
Bu kapsamda Saksonya’nın merkezi Dresden’de yer alan ve 20 yılı aşkın süredir faal olan bir üretim tesisi halihazırda kapandı.
Gelişmeler üzerine Volkswagen Üst Yöneticisi Oliver Blume, Çin’de geliştirilen modellerin üretimini Avrupa’daki tesislere kaydırmayı ihtimaller arasında saymıştı.
Blume ayrıca, Çinli otomobil üreticileriyle ortaklık kurulması seçeneğine de açık kapı bırakmıştı.
Saksonya Ekonomi Bakanı Panter, eyalette Çinli bir şirketle kurulacak ortak girişimin, Brüksel ile yürütülecek görüşmelerde koz olabileceğini aktardı.
Panter, böyle bir ortaklığın Çinli üreticilerin Avrupa’daki gümrük vergilerinden muaf tutulmasına da zemin hazırlayabileceğini kaydetti.
Piyasa verilerine göre BYD dahil birçok Çinli marka, özellikle şarj edilebilir hibrit modellerin satış başarılarıyla Avrupa pazarındaki payını artırmayı sürdürüyor.
Saksonya hükümetinin Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki varlığına bütünüyle karşı çıkmadığını dile getiren Panter, Avrupa’da faaliyet yürüten tüm şirketlerin Birlik sınırları içinde katma değer sağlaması ve istihdam yaratması gerektiğinin altını çizdi.
Daha önce de Renault yöneticisinin Çinli markalarla ortaklık kurulması yönündeki yaklaşımları eleştirdiği bildirilmişti.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti












