Bizi Takip Edin

Avrupa

ABD elçileri Ukrayna’da taraflarla yeni barış planı hazırlığında

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın özel elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Kiev temaslarında çatışmaların kıştan önce bitmesinin zor olduğunu ancak bu tarihe kadar diplomatik ilerleme hedeflediklerini iletti. Heyet, Zelenskiy ve Avrupalı güvenlik danışmanlarıyla yeni barış teklifini ve kış dönemine dönük hazırlıkları ele aldı.

Kiev’de Ukrayna ve ABD heyetleri arasında yapılan görüşmelerde, Rusya ile Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların kıştan önce sona ermesinin düşük bir ihtimal olduğu değerlendirildi.

Financial Times (FT) gazetesinin müzakere sürecine yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sahadaki çatışmaların kısa vadede durması beklenmiyor.

ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Amerikan liderinin damadı Jared Kushner, Ukrayna tarafına kış mevsimi gelmeden önce müzakerelerde ilerleme sağlanabileceği güvencesini verdi. Görüşmelerde taraflar, Ukrayna’nın önündeki çetin dönemi aşmasına yönelik destek yöntemlerini de ele aldı.

Kaynaklar, önceki barış girişimlerinin tıkanması üzerine ABD heyetinin Kiev’e, değişen koşullar dikkate alınarak güncellenmiş yeni taslak belgeler getirdiğini belirtti.

Axios sitesi de 6 Eylül’de Kiev’deki temaslara katılan bir kaynağa dayanarak, Kushner ve Witkoff’un savaşın her iki tarafıyla birlikte çalışarak güncellenmiş bir barış teklifi hazırlamayı planladıklarını aktardı. Habere göre aynı kaynak, “İlgili bütün tarafların gereken adımları atması halinde durum olumlu yönde değişebilir” dedi ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy dahil olmak üzere üst düzey yetkililerle yapılan görüşmelerin verimli geçtiğini vurguladı.

Kushner ve Witkoff, Zelenskiy ve danışmanlarıyla iki kez doğrudan bir araya geldi. Üçüncü oturuma İngiltere, Fransa ve Almanya ulusal güvenlik danışmanları da katıldı. İkinci toplantının ardından Amerikalı temsilciler, kapsamlı müzakerelerin kendilerini cesaretlendirdiğini ve ilerleme beklediklerini kaydetti.

UNIAN ajansının aktardığına göre Kushner, Zelenskiy ile yapılan ilk görüşme sonrasında ABD Başkanı Donald Trump’ın amacının savaşı sadece bitirmek değil, Ukrayna’da uzun vadeli barış zeminini kurmak olduğunu söyledi. Kushner, varılacak anlaşmaların yeni bir savaşı engellemesi ve Ukrayna’ya kalkınmaya odaklanma fırsatı tanıması gerektiğini belirtti. Witkoff ise “Cesaret aldık ve ne kadar gerekiyorsa o kadar çalışmaya hazırız” ifadesini kullandı.

Interfax-Ukrayna ajansına göre de Kushner, şubat ayı sonunda İran’daki savaş başlamadan önce devrede olan üçlü müzakere formatına geri dönülmesi gerektiğini düşündüklerini kaydetti. Kushner, “Her iki tarafla da konuştuk, bu başlıkta çok yakında ilerleme sağlayacağımızı umuyoruz” dedi.

Zelenskiy, görüşmelerin merkezinde Donbass bölgesinin geleceğinin yer aldığını dile getirdi. Zelenskiy şu değerlendirmeyi yaptı: “Benim görüşüme göre bu durum, savaşın temel sorusudur. Düşmanın aktif olduğu, personel sayısını artırdığı doğu cephesinde güçlendik. Bana kalırsa seçimlerin ardından Rusya’da sadece bu istikamet için bir seferberlik ilan edilecek. Yani orada gerçekten birçok jeopolitik mesele çözülüyor” Zelenskiy ayrıca Ukrayna, Avrupa ve ABD formatında yeni bir zirve yapılacağını açıkladı.

Öte yandan tarafların takvim öngörüleri farklılık gösteriyor. Axios kaynağı, Zelenskiy’nin Amerikalı temsilcilerle kış boyunca devam edecek savaşa hazırlık önlemlerini müzakere ettiğini aktardı.

The Economist dergisi, Zelenskiy’nin ülkeyi iki ila üç yıl daha sürecek çatışmalara hazırlama talimatı verdiğini yazmıştı. Avrupa Komisyonu da çatışmaların 2026 ve 2027 yıllarında da süreceği yönünde projeksiyon paylaşıyor.

Rusya cephesinde ise Devlet Başkanı Vladimir Putin, eylül başında çatışmaların sonlanmasına doğru bir hareketlilik gözlendiğini ifade etti.

Krizin çözümünden yana olduğunu kaydeden Putin, nihai kararın temel nedenleri gözetmesi gerektiğini savunarak, “Bu kriz Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla değil, Ukrayna’daki hükümet darbesiyle başladı” dedi. Putin krizin ikinci sebebi olarak Batı’nın Ukrayna’yı NATO’ya dahil etme yönündeki sürekli girişimlerini gösterdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kiev’in Moskova’nın şartlarını yerine getirmesi durumunda çatışmaların gün sonuna kadar durabileceğini ifade etmişti. Peskov, bunun için Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Rusya’nın bölgeleri olarak nitelenen topraklardan çekilme emri alması gerektiğini ileri sürmüştü.

Avrupa

AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Yayınlanma

Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonta-Anhalt’taki zaferinin ardından CSU lideri Markus Söder uyarılarda bulunurken, Elon Musk partiyi tebrik etti.

Bavyera Başbakanı ve CDU’nun kardeş partisi CSU’nun lideri, ilk etapta CDU’nun eyalette hükümet kurma yetkisine sahip olmadığını düşünüyor. 

Söder, “Yetki AfD’ye verildi,” dedi ve “bunu nasıl değerlendireceklerini” bekleyip görmek gerektiğini ekledi.

Ona göre şu anda önemli olan, “ne pahasına olursa olsun yarı oy çoğunluğunu sağlamak” değil. Aksine, AfD’nin herhangi bir siyasi program olmadan neler başarabileceğini göstermesi gerekiyor.

Söder, “Sonuç hoşunuza gitmese bile demokrasi ciddiye alınmalıdır,” diye vurguladı ve bu nedenle öncelikle seçim sonucunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

CSU liderine göre seçim sonuçlarına yanıt olarak, AfD nihayet politikalarının içeriği konusunda sorgulanmalı.

“Güvenlik duvarına” (Brandmauer) ilişkin resmi tartışmaların bir faydası olmayacağı gibi, Birlik ile AfD arasında işbirliği çağrılarının da uygun olmadığını savunan Söder, Bavyera’daki duruma ilişkin olarak da CSU’yu AfD’ye karşı mücadele etmeye çağırdı.

Başbakan, “hiçbir koşulda” Bavyera’yı AfD’ye bırakmayacağını söyledi.

AfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı

Söder, CDU’nun “azınlık hükümeti” peşinde koşmaması gerektiğini söyledi

Söder, ayrıca AfD’nin açık seçim zaferini tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

CSU lideri, Bayern 2 radyo istasyonuna verdiği demeçte, “Öncelikle derin bir nefes almamız gerekiyor. Bu gerçek bir dönüm noktası ve bir bakıma tarihteki bir dönüm noktası,” dedi.

Öte yandan Söder, kardeş parti olan CDU’ya, “her ne pahasına olursa olsun”, dar çoğunluklarla bile olsa tek başına iktidara gelmeye ve eyalet başbakanını atamaya çalışmaması konusunda uyarıda bulundu.

Söder şöyle konuştu:

“Bunun umut verici bir yaklaşım olacağını sanmıyorum. Seçim sonuçlarını yeniden yorumlamak zor bir iş olur.”

Bunun “vatandaşlar için anlaşılması zor” olacağını savunan CSU lideri, “Yetki açıkça AfD’ye ait. Bu demokrasidir, bu yüzden her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz,” dedi.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Musk’tan AfD’ye “aferin”

Uzun süredir AfD’ye sempati duyan Elon Musk, Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi nedeniyle sağcı partiyi tebrik etti ve karşılığında hemen bir işbirliği teklifi aldı.

Musk, AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in baş aday Ulrich Siegmund’u Saksonya-Anhalt’taki zaferinden dolayı tebrik ettiği bir gönderiye, kendi çevrimiçi platformu X’te “Aferin!” yazarak yorum yaptı.

Siegmund, dünyanın en zengin adamına hemen yanıt verdi ve “desteği” için teşekkür etti.

AfD lideri İngilizce olarak şöyle yazdı:

“Burada sorumluluk üstlenirsek, güçlü ve yapıcı bir işbirliği fırsatını büyük bir memnuniyetle karşılayacağım. Almanya o zaman yeniden yatırım yapmaya değer bir yer haline gelir. Saksonya-Anhalt’tan en içten selamlar!”

Elon Musk’ın AfD ve Almanya’ya ilgisi büyüyor

Okumaya Devam Et

Avrupa

BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

Yayınlanma

Saksonya-Anhalt’ta yüzde 5,3 oy alarak eyalet meclisine girmeye hak kazanan BSW, AfD ile işbirliği meselesine açıklık getirmeye çalışıyor.

Başta CDU olmak üzere ana akım partilerin AfD’ye karşı “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasına katılmayacağını daha önce ilan eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu söylüyor.

BSW’nin Saksonya-Anhalt baş adayı Thomas Schulze, Deutschlandfunk’ta yaptığı açıklamada, AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund’un adaylığını koyması halinde, BSW’nin eyalet meclisindeki üçüncü tur oylamada çekimser kalma tutumunu sürdüreceğini belirtti.

Schulze, BSW’nin “basamak” olmakla suçlanmaması gerektiğini, asıl diğer partilerin böyle olduğunu söyledi.

BSW adayı, “Ben AfD’yi buradaki halkın yüzde 44’ü tarafından seçilmiş bir parti olarak görüyorum. Ve bunu hesaba katmak zorundayım. Benim için bu demokrasidir,” dedi.

Schulze, örneğin, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması talebinde AfD ile ortak bir zemin bulunduğuna işaret etti.

BSW’li diğer baş aday Claudia Wittig de seçim gecesi Saksonya-Anhalt’ta bir tür ortaklık olasılığını dışlamadı.

AfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı

Öte yandan partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, geçen hafta partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasına karşı çıkmıştı.

“{ungeskriptet} by Ben” adlı podcast’te verdiği kapsamlı röportajda, bu reddi hem BSW’nin hükümet deneyiminin olmamasına hem de AfD ile arasındaki siyasi farklılıklara bağladı.

Neden AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği sorulduğunda, Wagenknecht öncelikle kendi partisinin durumuna değindi.

BSW, ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ne gireceğini ve bugüne kadar profesyonel siyasetçi olarak çalışmamış çok sayıda adaya sahip olduğunu kaydeden Wagenknecht, nu nedenle, siyasi açıdan çok daha deneyimli bir parti ile hemen koalisyon kurmayı ilke olarak sorunlu buluyor.

Onun sözlerine göre bu durum sadece AfD için değil, aynı zamanda CDU için de geçerli. BSW, genç bir parti olarak böyle bir koalisyon hükümetinde siyasi olarak mağdur edilme riskiyle karşı karşıya.

Wagenknecht, bu konuda BSW’nin Thüringen’deki deneyimlerinden açıkça dersler çıkarıyor.

Oradaki koalisyon hükümetine katılımını artık bir hata olarak değerlendirdi ve eyalet teşkilatının bazı kesimlerini, BSW’nin temel ilkelerini yeterince savunmamakla suçladı.

Fakat Wagenknecht, koalisyonu reddetme kararını yalnızca stratejik kaygılarla gerekçelendirmedi. AfD ile aradaki önemli siyasi farklılıklara da işaret etti.

Özellikle, kendi değerlendirmesine göre parti içindeki otoriter eğilimleri eleştirdi. Ortak bir koalisyonda BSW’nin, AfD tarafından yönetilen bir bakanlığın kararlarını yeterince engelleyemeyebileceğini fakat yine de bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını belirtti.

Wagenknecht, örnek olarak AfD’nin liderliğindeki olası bir İçişleri Bakanlığı’nı gösterdi.

Aynı zamanda, AfD’nin şu anda bir eyalet hükümetini yönetmek için yeterli sayıda uygun personele sahip olduğu konusunda şüphelerini dile getirdi.

Wagenknecht bu bağlamda, bir koalisyon ile münferit siyasi projelerde işbirliği arasında net bir ayrım yaptı.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Ona göre, içerik açısından ortak noktalar varsa ve gerekli parlamento çoğunluğu sağlanabiliyorsa, AfD ile birlikte önergeler veya yasalar lehinde oy vermek mantıklı.

Böylece BSW’nin izlediği yolu, klasik bir “güvenlik duvarı” stratejisinden de ayırdı.

Wagenknecht, uzun süredir AfD’yi parlamento içindeki gücüne uygun olarak siyasi karar alma süreçlerine dahil etmeyi fakat bununla birlikte kalıcı bir hükümet işbirliğine girilmemesini savunuyor.

Wagenknecht, Saksonya-Anhalt için bunun yerine farklı bir hükümet modeli önerdi. Seçimlerden sonra, mümkünse partiler üstü bir şahsiyetin başbakan olarak seçilmesi gerektiğini savundu.

Bu kişinin daha sonra bir kabine kurması gerekiyor: Wagenknecht’in görüşüne göre, kabine kadrosunun oluşturulmasında öncelikle mesleki yetkinlik belirleyici olmalı.

Böyle bir hükümetin sabit bir koalisyon çoğunluğu olmayacak. Bunun yerine, hükümetin her bir tasarısı için eyalet meclisinde çoğunluk sağlaması gerekecek. Konuya bağlı olarak farklı partiler bu süreçte yer alabilir; AfD ve BSW de dahil.

Wagenknecht, bu şekilde hem AfD’ye karşı yeniden bir “yangın duvarı koalisyonu” kurulmasını hem de AfD’nin tek başına hakimiyet kurmasını engellemeyi umuyor.

Aynı zamanda, AfD’nin mutlak çoğunluk elde etmesinin arzu edilmez olduğunu da açıkça belirtiyor.

Yine de Wagenknecht, AfD’nin siyasi olarak dışlanmasını reddetti. Eyalet meclisi seçimlerinden sonra BSW’nin parlamentoda temsil edilen tüm partilere görüşme teklifinde bulunmak istediğini belirtti ve AfD ile de görüşmelerin gerçekleşeceğini öngördü.

Böylece Saksonya-Anhalt için tutum net bir şekilde ortaya kanuyor: BSW, AfD ile resmi bir koalisyonu dışlıyor ama görüşmeleri ya da belirli konularda ortak parlamento çoğunluklarını dışlamıyor.

Wagenknecht’in tercih ettiği model, değişen çoğunluklara sahip, partiler üstü bir eyalet hükümeti olacak.

Ne var ki, başta AfD olmak üzere diğer partilerin böyle bir modele hazır olup olmayacağı su götürür.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, savunma uzmanları girişimini iptal etti

Yayınlanma

AB dış politika şefi Kallas, Avrupa savunma politikasını güçlendirmek amacıyla bir uzman grubu kurmayı planlamıştı fakat bu girişim son anda iptal edildi.

Der Spiegel’de yer alan habere göre bunun başlıca nedeni Almanya ve İtalya’nın muhalefetiydi.

Brüksel’deki bir AB yetkilisi, “Bazı üye devletler, bunun şu anda doğru bir adım olmayacağını düşündü,” diye açıkladı.

Bakanlarla yapılan görüşmelerin ardından, girişimin daha fazla sürdürülmemesine karar verildi.

dpa’dan alınan bilgilere göre, Alman ve İtalyan hükümetleri başta olmak üzere bazı ülkeler daha önce uzman grubuna karşı çıkmıştı.

Bu durum, AB kaynakları tarafından Der Spiegel’e teyit edildi.

Kallas’ın liderliğindeki uzman grubun görevi, Avrupa’nın konvansiyonel askeri kapasitelerindeki eksikliklerin daha hızlı ve etkili bir şekilde nasıl giderileceğine dair öneriler geliştirmek ve somut tavsiyeler içeren bir rapor sunmaktı.

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Gruba, çeşitli AB üye devletlerinin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan önde gelen siyasi ve askeri temsilcilerin de dahil edilmesi planlanıyordu. Grubun bu sabah (7 Eylül) tanıtılması planlanıyordu.

Başlangıçta, Almanya’nın uzman grubuna karşı çıkmasının nedenlerine ilişkin resmi bir bilgi verilmemişti.

Olası nedenlerden biri, Alman hükümetinin son zamanlarda Kallas’a karşı oldukça eleştirel bir tutum sergilemesi ve savunma politikası konularında NATO bünyesindeki planlama süreçlerine güvenmek istemesi olabilir.

Berlin ayrıca şu anda, Kallas’ın liderliğindeki Avrupa Dış Eylem Servisi’nin büyük bir kısmının Avrupa Komisyonu ile birleştirilmesini savunuyor.

Bu arada, Dışişleri Bakanlığı kaynakları, savunma konusunda taviz verme niyetinde olmadıklarını ve artık AB üye ülkeleriyle yeni işbirliği fırsatlarının araştırılması gerektiğini belirttiler.

“Değerlendirmemiz aynı: Avrupa, savunma alanında daha hızlı ilerleme kaydetmelidir,” diyen yetkili, “Birkaç yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, Avrupa’nın 2035’te olması gereken noktaya o kadar odaklanmış ki, 2027’de yapılması gerekenleri yapamadığını fark etmek istemiyoruz,” diye ekledi.

POLITICO’da yer alan habere göre ise, Kallas, kendi yetkilerinin Avrupa Komisyonu’na devredilmesine karşı sessiz bir direniş yürütüyor.

Bazı diplomatlar da, Kallas’ın bu “savunma grubu” planını bu direnişin bir parçası olarak görüyor.

Hatta üst düzey bir AB diplomatı, “Bu, onun [kendi] önemini koruma yolu,” dedi.

Bir AB yetkilisi ise, “Bazı üye devletler, bunun şu anda izlenmesi gereken doğru yol olmadığını düşündü. Bakanlarla yapılan bazı görüşmelerin ardından, bu girişimi sürdürmemeye karar verdik; üye devletlerle işbirliği kurmanın yeni yollarını arıyoruz,” diye konuştu.

Başından beri bazı diplomatlar, yeni grubun Komisyon’un çalışmalarıyla ve özellikle de halihazırda düşünce kuruluşları ve eski liderlerle düzenli toplantılar düzenleyen Savunma Komiseri Andrius Kubilius’un faaliyetleriyle çakışma riski yüksek olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

Bazı diplomatlara göre, girişimin iptal edilme kararının ardındaki temel nedenlerden biri, bazı başkentlerdeki uygun zemin hazırlığı ve koordinasyon eksikliğiydi.

Fakat ikinci bir AB yetkilisi bu açıklamayı yalanlayarak, iptalin nedeninin İtalya’daki yerel siyasetteki bir sorun, özellikle de grubun potansiyel üyeleriyle ilgili bir anlaşmazlık olduğunu söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English