Bizi Takip Edin

Amerika

ABD ordusunda yapay zeka dönemi

Yayınlanma

ABD ordusu, San Francisco merkezli TurbineOne şirketiyle 98,9 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Anlaşma kapsamında askerlere, bulut bağlantısı gerektirmeyen ve mobil cihazlarda çalışabilen yapay zeka kabiliyetleri kazandırılacak. Yeni teknoloji, sinyal karıştırma ortamında anlık karar verme süresini saniyelere indirmeyi amaçlıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, ABD ordusu, San Francisco merkezli TurbineOne adlı startup şirketiyle 98,9 milyon dolarlık sözleşme imzaladı.

Anlaşma, askerlere dizüstü bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve insansız hava araçlarında (İHA) buluta sürekli bağlantı ihtiyacı olmadan çalışabilen yapay zeka kabiliyetleri sağlamayı hedefliyor.

Gazete, sözleşmenin modern savaş alanındaki iki gerçeği yansıttığını belirtti.

Bunlardan ilki, dronların ve yapay zekanın çatışma temposunu benzeri görülmemiş seviyelere çıkarması; ikincisi ise sürekli sinyal karıştırmanın ön cephelerde veri alışverişini zorlaştırması.

Yeni yazılım, askerlerin dronların fırlatıldığı yerleri veya gizlenmiş birliklerin konumlarını hızla tespit etmesine olanak tanıyor.

Ayrıca, uzaktaki analistlere güvenmeden anlık kararlar alabilmeleri için gerekli verileri sağlıyor.

Ordu yetkililerine göre bu teknolojiler, normalde 20 saat sürebilecek karmaşık veri analizi görevlerini yaklaşık 20 saniyeye indiriyor.

Pentagon’da reform planı: Askerleri teknobüyücülere dönüştürmek

Saha denemeleri ve hızlı düzenlemeler

Dört yıl önce kurulan ve eski bir ABD Donanma subayı tarafından yönetilen şirket, normalde Pentagon’dan büyük ihaleler kazanan bir profil çizmiyordu.

Ancak Savunma Bakanının talimatları, silahlı kuvvetleri ticari yazılımlara yönelmeye ve geleneksel, maliyetli askeri sistemler yerine düşük maliyetli sistemleri benimsemeye teşvik etti.

Ordu yetkilisi Andrew Evans, gazeteye yaptığı açıklamada, TurbineOne yazılımının, ordunun daha az sayıda personelle teknolojiye daha fazla dayanan modern bir savaş gücüne dönüşümünün bir parçasını temsil ettiğini söyledi.

Evans, yazılımın ordu birliklerine kademeli olarak entegre edildiğini, bu süreçte sahada test edilerek askerlerden geri bildirim toplandığını belirtti.

Şirketin CEO’su Ian Kallin ise TurbineOne’ın bir hafta içinde 200’den fazla yazılım düzenlemesi yaptığını açıkladı. Kallin, bu durumun Pentagon ile yapılan sözleşmeyi, bir startup şirketi için en hızlı uzun vadeli anlaşmalardan biri haline getirdiğini ifade etti.

Yeni algoritmalar, dronlar gibi genel tehditleri veya belirli tank türleri gibi özel hedefleri belirlemek için kızılötesi, radar ve kablosuz sinyal verilerini içeren büyük veri setlerini analiz ediyor.

Sistem ayrıca hem askerlere hem de bağlantılı akıllı sistemlere sürekli güncellemeler sağlıyor.

ABD ordusu, verilerin doğrudan cihazlar üzerinde işlenmesini, Ukrayna’daki savaştan çıkarılmış bir ders olarak görüyor.

Ukrayna’da sinyal bozucu cihazların yoğunluğu, iletişimde kesintilere neden olmuştu. Evans, hedefin, “askerlerin sadece taşıdıklarıyla, geri hatlara güvenmeden savaşabilmesi” olduğunu vurguladı.

Yapay zekanın askerileştirilmesine doğru

Bulut tabanlı yapay zeka sistemlerinden uzaklaşılması, riskleri azaltmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu tür sistemler, sinyal karıştırma altında etkisiz hale gelebiliyor veya sinyal yayarak kullanıcının yerini belli ettiği için tehlike oluşturabiliyor.

Ordu ayrıca, gelecekteki askeri stratejilerde bu teknolojilerin artan rolünün bir göstergesi olarak, yapay zekayı koordineli saldırılarda dron sürülerini yönetmek için kullanma olasılığını da araştırmaya devam ediyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English