Diplomasi
ABD ticaret heyeti Hindistan ziyaretini ‘erteledi’

Donald Trump’ın çok yüksek gümrük vergileri sonrası gerginleşen Hindistan-ABD ilişkileri nedeniyle, ağustos sonunda ticaret müzakereleri için Yeni Delhi’ye yapılması planlanan Amerikan heyetinin ziyareti “ertelendi”.
Yeni Delhi’deki yetkililer, ABD heyetinin 25 Ağustos’ta Hindistanlı mevkidaşlarıyla ikili ticaret anlaşması (BTA) için altıncı tur müzakerelere başlamayı planladığını, ancak bunun ertelendiğini söyledi.
Yetkililerden biri Nikkei Asia’ya, “ABD ticaret heyetinin ziyareti ertelendi ve henüz yeni bir tarih belirlenmedi” dedi.
Hindistan ve ABD, Başbakan Narendra Modi’nin şubat ayında Washington’u ziyaretinin ardından ticaret anlaşması müzakerelerine başlamış ve Trump ile ilişkilerin derinleştirilmesi ve ikili ticaretin şu anda yaklaşık 200 milyar dolar olan hacminin 2030 yılına kadar 500 milyar dolara çıkarılması konusunda anlaşmaya varmıştı. İki taraf ayrıca, sonbahara kadar BTA’nın birinci aşamasını müzakere etme planlarını da açıklamıştı.
BTA müzakerelerinin ilk turu mart ayında, beşincisi ise temmuz ayında Washington’da gerçekleştirildi. Bu müzakereler sırasında Hindistan, Trump’ın gümrük vergilerini önlemek için geçici bir anlaşma imzalamayı umuyordu, ancak Yeni Delhi, ülke çıkarlarına öncelik vererek geniş tarım ve süt ürünleri sektörlerini tamamen açmayı reddetti.
Hindistan’a uygulanan %25’lik vergi bu ayın başında yürürlüğe girdi ve 27 Ağustos’tan itibaren Rus petrol ve silah alımlarına %25’lik ek ceza uygulanacak, böylece toplam vergi %50’ye çıkacak ve bu, ABD’nin ticaret ortakları arasında en yüksek oran olacak.
Modi, 15 Ağustos’taki Bağımsızlık Günü konuşmasında, Hindistanlı çiftçilerin çıkarlarına aykırı herhangi bir ticaret anlaşması imzalamayacağına söz vererek, gerginliğin tırmanmasıyla ABD’ye net bir mesaj gönderdi.
Hindistan’da Trump’ın gümrük vergileri sonrası Amerikan malları boykot ediliyor
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Hindistan’ın nisan-temmuz döneminde ABD’ye ihracatı yıllık bazda %21,6 artarak 33,5 milyar dolara ulaştı. ABD, nisan ayında başlayan mevcut mali yılın ilk dört ayında da Hindistan’ın en büyük ihracat pazarı oldu.
Ticaret görüşmeleri askıya alınmadan önce, bakanlık yetkilileri geçen hafta, şubat ayında Modi-Trump görüşmesinin ardından Hindistan’ın ticaret müzakerelerinde ABD ile “tamamen angaje” olduğunu söylemişti. Ancak, planlanan altıncı turun devam edip etmeyeceğini doğrulamadılar ve bu konunun önümüzdeki birkaç gün içinde netleşeceğini söylediler.
Yetkililer, ABD ile kamu ve özel sektörün tüm kademelerinde görüşmelerin sürdüğünü belirterek, Hindistan’ın Rusya’dan yaptığı alımlara uygulanan %25’lik ek gümrük vergisinin jeopolitik durumun nasıl gelişeceğine bağlı olduğunu kaydetti.
Bu açıklamalar, Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Alaska’da yaptığı görüşmeden önce geldi.
Hint uzman Harici’ye konuştu: ‘ABD’nin baskısı Hindistan’ı Rusya’ya daha da yakınlaştırabilir’
Hindistan parlamentosunun alt meclisinde sorulan bir soruya yanıt veren Maliye Bakanlığı Devlet Bakanı Pankaj Chaudhary, 11 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Hindistan’ın ABD’ye yaptığı toplam mal ihracatının yaklaşık %55’inin 7 Ağustos’ta yürürlüğe giren %25’lik “karşılıklı” gümrük vergisine tabi olacağını tahmin ettiklerini söyledi. Ek %25’lik gümrük vergilerine ise değinmedi.
“Ürün farklılaşması, talep, kalite, sözleşme düzenlemeleri gibi farklı faktörlerin birleşimi Hindistan’ın ihracatı üzerindeki etkiyi belirleyecektir” diyen Chaudhary, ülkenin ticaret bakanlığının durumla ilgili tüm paydaşlardan geri bildirim istediğini de sözlerine ekledi.
Yeni Delhi’deki diğer yetkililer daha önce, Hindistan’ın ağırlıklı ortalama gümrük vergisinin %4,6 olduğunu ve bunun gerçek ticaret akışını daha iyi yansıttığını, basit ortalamanın ise %15,98 olduğunu belirtmişti.
“Bu fark, daha yüksek gümrük vergilerinin, ABD-Hindistan ticaretinin küçük bir bölümünü oluşturan tarım ve otomobil gibi ithalatın düşük olduğu birkaç sektöre yoğunlaştığını gösteriyor. Buna karşılık, ABD’nin Hindistan’a ihracatının büyük bir kısmını oluşturan ilaç, enerji ürünleri, makine ve kimyasallar nispeten düşük gümrük vergilerine tabi” diye belirtti yetkili.
ABD’nin Hindistan’a en çok ihracat yaptığı altı kategori olan petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz, kömür, ilaç, makine parçaları ve gübreler, ABD’nin Hindistan’a toplam ihracatının %45’inden fazlasını oluşturuyor ve ortalama %5’in altında gümrük tarifelerine tabi tutuluyor ve nadiren %10’u aşıyor.
Ağırlıklı ortalama uygulanan gümrük vergileri karşılaştırıldığında, yetkililer Hindistan’ın %4,6 ile rekabetçi bir seviyede olduğunu, bu oranın AB (%5), Vietnam (%5,1) ve Endonezya (%5,7) ile aynı veya daha düşük olduğunu ve Bangladeş (%10,6) ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtti.
1990 yılında Hindistan’ın basit ortalama gümrük vergisi %80,9 gibi yüksek bir seviyedeyken, 1991 ekonomik reformlarının ardından %56’ya indirildi. 1999 yılında %33’e indirilen bu oran, son olarak %15,98’e geriledi. Daha da önemlisi, Hindistan’ın ağırlıklı ortalama gümrük vergisi 1990’da %56 iken, şu anda sadece %4,6’ya düşmüştür.
“Aslında, son on yılda %7,3’ten %4,6’ya düşerek, Hindistan’ın daha açık ve rekabetçi bir ticaret rejimine doğru tutarlı adımlar attığını göstermektedir,” dedi yetkililerden biri.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








