Amerika
ABD’de Cumhuriyetçilerin nakit üstünlüğü ara seçim hesaplarını değiştirebilir

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin ulusal komiteleri ve partiyle uyumlu süper PAC’leri, haziran sonu itibarıyla Demokrat rakiplerinin yaklaşık iki katı nakit rezervine ulaştı. Donald Trump’a bağlı MAGA Inc.’in 400 milyon doları aşan kasası da tabloyu Cumhuriyetçiler lehine daha da büyütürken, Demokratlar aday düzeyindeki bağış üstünlüğünün dış harcamadaki farkı tek başına dengeleyemeyebileceğinden endişe ediyor.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin dış harcama kapasitesi, Demokratlar arasında ara seçimlere giderken ciddi bir kaygı yaratıyor.
Parti yöneticileri ve stratejistler, Cumhuriyetçilerin sahip olduğu geniş mali üstünlüğün, Demokratların uygun gördüğü siyasi ortamdan doğabilecek olası seçim başarısını gölgeleyebileceğini düşünüyor.
Federal Seçim Komisyonu’na (FEC) sunulan son mali bildirimlere göre Cumhuriyetçi Parti’nin üç ana komitesi ile Kongre’deki iki Cumhuriyetçi grubun desteklediği süper PAC’ler haziran ayı sonunda toplam 657 milyon dolar nakit rezervine sahipti.
Demokrat Parti’nin aynı kategorideki komiteleri ve süper PAC’lerinin kasasında ise toplam 334 milyon dolar yer alıyor.
Bu fark, Başkan Donald Trump’la bağlantılı MAGA Inc. süper PAC’ini içermiyor.
Birkaç hafta önce açıklanan mali bildirimlere göre MAGA Inc.’in kasasında 400 milyon doların üzerinde kaynak var. Demokratların elinde bu ölçekte bir yapı yok.
Trump’ın süper PAC’i, Cumhuriyetçi Parti komiteleri ve Kongre’yle bağlantılı süper PAC’lerin toplam kaynağı, Demokrat Parti komiteleri ile Demokrat süper PAC’lerinin elindeki toplam paranın üç katından fazla seviyeye ulaşıyor.
Bu tablo, bireysel adayların bağış performansıyla çelişiyor. Demokrat adaylar, Senato’daki öne çıkan yarışlarda ve Temsilciler Meclisi’ndeki birçok kritik bölgede Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topluyor.
Buna karşın Demokratlar, süper PAC’ler arasındaki büyük mali farkın Cumhuriyetçilere çok sayıda kritik yarışta daha yüksek harcama imkanı verebileceğini, bunun da Demokratların mesajını seçmene ulaştırmasını zorlaştırabileceğini değerlendiriyor.
Politico’nun haberine göre Kuzey Carolina’da uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan ve Senato adaylığını sürdüren eski Vali Roy Cooper’ın danışmanlarından Morgan Jackson şöyle konuştu:
“Temsilciler Meclisi çoğunluğunu ve Senato çoğunluğunu ulusal ölçekte riske atan unsur, Cumhuriyetçilerin karşılık vermek için oluşturduğu devasa kaynak stoğu.”
Jackson sözlerini şöyle sürdürdü:
“Beşe bir, altıya bir ya da sekize bir oranında geride kalırsanız, Demokratların bu seçim döneminde sahip olduğu çevresel avantajı, yani Beyaz Saray’daki zayıf liderlik, işlevini yerine getiremeyen Kongre ve Cumhuriyetçilerin sorumluluğunu taşıdığı kötü ekonomi gibi etkenleri etkisiz hale getirebilir. Bu konuda ciddi kaygı var.”
Cumhuriyetçilerin resmi parti komitelerindeki üstünlüğü de dikkat çekiyor. Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin (RNC) kasasında 128 milyon dolar yer alırken Demokrat Ulusal Komite’nin (DNC) elinde yalnızca 16 milyon dolar var. DNC ayrıca 18 milyon dolar borç taşıdığı için mali tabloda eksi bakiyede.
Kongre’nin kontrolü için çalışan parti komitelerinde de Cumhuriyetçiler önde. Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi’nin (NRSC) kasasında 55,9 milyon dolar yer alırken Demokrat muadili DSCC’nin kaynağı 41 milyon dolar seviyesinde.
Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC) ise 92,7 milyon dolarla Demokratların DCCC’sindeki 79 milyon doları geride bırakıyor.
Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğü, Yüksek Mahkeme’nin geçen ay adaylarla siyasi partiler arasındaki koordinasyona ilişkin kısıtlamaları gevşeten kararının ardından daha da değer kazandı.
Karar sayesinde parti komiteleri adaylarla koordineli biçimde daha serbest harcama yapabilecek. Cumhuriyetçilerin daha büyük mali kaynağı da bu değişiklikle birlikte daha geniş etki yaratabilecek.
Benzer tablo süper PAC’lerde de görülüyor.
Cumhuriyetçilerin Senato odaklı en büyük süper PAC’i Senate Leadership Fund’ın kasasındaki para, Demokrat muadili Senate Majority PAC’in yaklaşık 112 milyon dolar üzerinde.
Temsilciler Meclisi yarışlarına odaklanan Congressional Leadership Fund da Demokratlara yakın House Majority PAC’ten yaklaşık 51 milyon dolar daha fazla kaynağa sahip.
Bu fark önceki seçim dönemlerinden ayrışıyor. Aynı dönemde 2024 yılında Senate Majority PAC’in kasasında Senate Leadership Fund’dan biraz daha fazla para vardı.
Congressional Leadership Fund’ın House Majority PAC karşısındaki üstünlüğü ise yalnızca 22 milyon dolar düzeyindeydi.
Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Cumhuriyetçi bağış toplama performansı hızlanırken Demokrat süper PAC’lerinin finansmanı daha istikrarlı bir seyir izledi.
Demokrat süper PAC’leri ise Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğünü küçümsüyor.
Senate Majority PAC Sözcüsü Lauren French, Cumhuriyetçilerin topladığı bağışların siyasi ivmeden çok büyük bağışçıların “oyna ve karşılığını al” anlayışını yansıttığını savundu.
French şöyle dedi:
“Cumhuriyetçiler bağışçılardan, şirketlerden ve milyarderlerden aldıkları dev çeklerle övünebilir. Biz ise gerçekten oy kullanan insanların desteği sayesinde kazanacağız.”
House Majority PAC İletişim Direktörü CJ Warnke de süper PAC’in bu seçim döneminde kendi bağış toplama rekorunu kırdığını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Hiçbir para miktarı, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin maliyetleri artıran, yeni savaşlar başlatan ve sağlık hizmetlerinin finansmanını kesen tarihsel ölçüde popüler olmayan sicilini kurtaramaz.”
Buna karşılık Demokratlar aday düzeyinde belirgin mali üstünlüğünü koruyor.
Georgia’da Senatör Jon Ossoff’un kasasında, Cumhuriyetçi rakibi Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Collins’ten 40 milyon dolar daha fazla kaynak var.
Teksas’ta James Talarico’nun seçim hesabı, Başsavcı Ken Paxton’ın yaklaşık 20 milyon dolar önünde.
Kuzey Carolina’da Roy Cooper’ın kasasında ise eski RNC Başkanı Michael Whatley’den 17 milyon dolar daha fazla para yer alıyor.
İkinci çeyrekte en fazla bağış toplayan kritik Temsilciler Meclisi adaylarının büyük bölümü de Demokratlardan oluştu.
Ancak adayların bağış toplaması, parti komiteleri ve süper PAC’lere kıyasla daha güç ilerliyor. Bağış sınırları nedeniyle adaylar çok daha geniş bağışçı kitlesine ulaşmak zorunda kalırken süper PAC’ler birkaç büyük bağışçıdan milyonlarca dolar toplayabiliyor.
Demokratlar, özellikle medya tüketiminin parçalandığı ve kampanya maliyetlerinin yükseldiği ortamda bu durumun Cumhuriyetçilere ilave avantaj sağlayabileceğini düşünüyor.
Uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan Jesse Ferguson şöyle konuştu:
“Çok fazla kişi medyanın parçalanmasının daha verimli olup daha az harcama gerektirdiğini sandı. Yanlış. Bu durum daha fazla harcama yapmanız gerektiği anlamına geliyor.”
Ferguson, seçmenlerin yayın platformları, sosyal medya, kablolu yayın ve açık televizyon arasında dağılması nedeniyle “Onlara ulaşmak ve mesajınızı yeterli sıklıkta gösterebilmek için bulundukları her yerde olmanız gerekiyor” dedi.
Ulusal ölçekteki bu mali fark, Demokratları kampanyanın son döneminde kaynaklarını hangi yarışlara aktaracakları konusunda zor kararlarla karşı karşıya bırakabilir.
Morgan Jackson bu konuda da şu değerlendirmeyi yaptı:
“Cumhuriyetçilerin bu yıl her yerde en üst düzey kampanya planını uygulayacak parası var. İyi kampanya yürüttüğü ya da kazanma ihtimali daha yüksek olduğu için kimi finanse edeceklerini seçmek zorunda değiller.”
Jackson sözlerini şöyle tamamladı:
“Demokratlar ise bu tercihleri yapmak zorunda kalacak. Bu da önümüzdeki fırsatların sınırını daraltan başka bir unsur.”
Demokrat Ulusal Komitesi’nin mali sıkıntısı parti içinde uzun süredir tartışma konusu.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir DNC yetkilisi, büyük bağışçılardan gelen katkılarda artış yaşandığını, haziran ayında beş haneli bağışların yaklaşık yarısının 2024’ten bu yana partiye katkı vermeyen kişilerden geldiğini söyledi.
DNC Başkanı Ken Martin ise pazartesi günü yayımladığı Substack yazısında görev süresi boyunca yürütülen bağış çalışmalarını savundu.
Martin, toplanan kaynağın “daha fazla insan, daha erken örgütlenme, daha iyi teknoloji ve daha güçlü eyalet örgütleri gibi seçim varlıklarına dönüştürüldüğünü” ifade etti.
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi seçim komiteleri de Cumhuriyetçi muadilleriyle aralarındaki finansman farkından çok adaylar arasındaki mali üstünlüğün önem taşıdığını savundu.
DSCC Sözcüsü Tommy Garcia şöyle dedi:
“Haritanın tamamında Demokrat Senato adaylarının daha güçlü adayları, daha sağlam kampanyaları ve kazandıran mesajı var. Bu nedenle mor ve Cumhuriyetçilere yakın eyaletlerde Demokrat adaylar hem anketlerde hem de bağış toplamada Cumhuriyetçi rakiplerinin önünde.”
DCCC Sözcüsü Viet Shelton ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kritik yarışlarda Demokratlar Cumhuriyetçi rakiplerinden düzenli ve belirgin biçimde daha fazla bağış topluyor; maliyetleri düşürme ve Cumhuriyetçi yönetimindeki Kongre’deki yolsuzluğu sona erdirme mesajını seçmene ulaştıracak gerekli kaynakları biriktiriyor.”
Şimdilik Trump, 400 milyon doları aşan seçim kasasını kullanıma açmadı. Bu durum, bazı Cumhuriyetçiler arasında bu kaynağın adaylar için ne zaman ve hangi ölçekte devreye sokulacağı yönünde soru işaretleri yaratıyor.
Trump’ın siyasi direktörü James Blair geçen ay Cumhuriyetçi harcamaların “çok yakında” başlayacağını söyledi ancak net bir takvim paylaşmadı.
Demokratlar ise Trump’ın MAGA Inc.’i ile Cumhuriyetçilere bağlı diğer dış harcama gruplarının kampanyanın son haftalarında çok daha yoğun biçimde devreye gireceğini ve bunun bağış açığını kapatma baskısını artıracağını düşünüyor.
Ara seçim görünümünü değerlendiren ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Demokrat bir siyasi danışman şu ifadeleri kullandı:
“Demokratların rekabetçi kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynağı toplaması gerekiyor. Son dört ya da beş haftada Trump’ın MAGA PAC’i ile Demokrat dış gruplardan çok daha fazla paraya sahip diğer komitelerin çok sert biçimde sahaya ineceğini varsayıyoruz.”
Amerika
Tupac Shakur cinayetinde 30 yıl sonra yeni gelişmeler

Polis, neredeyse otuz yıl boyunca ünlü rapçi Tupac Shakur’un cinayetini çözemediğini söylemişti ama bir çete liderinin yeni açıklamaları gidişatı değiştirdi.
Eski bir çete lideri olan Duane “Keffe D” Davis konuşmaya başladı; röportajlarda ve anı kitabında arabadan ateş açılması olayını anlattı.
Washington Post’un aktardığına göre Davis, kamuoyunun ilgisini çeken bu çok ses getiren davada yargılanacak. Jüri seçimi, Shakur’un 7 Eylül 1996’da vurulduğu kavşaktan çok uzak olmayan Las Vegas’ta pazartesi günü başlayacak. Duruşmanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.
Davis, cinayet suçlamasını reddetti ve arka koltuktaki bir yolcunun Shakur’a ateş açtığı sırada kendisinin de arabada olduğunu söyledi.
Yetkililer, Davis’i tetikçi olduğu iddiasında bulunmadan cinayeti planlamakla suçluyor.
Yetkililer, Davis’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar olmasaydı davanın hiç açılmayabileceğini belirtiyor.
Shakur, 25 yaşında öldüğünde şöhretinin zirvesindeydi ve dönemin en etkili sanatçılarından biri olarak anıldı. O yıl “California Love” gibi şarkılarla listelerin zirvesine çıkmıştı.
2017’de Shakur’un ölümünden sonra Rock & Roll Onur Listesi’ne kabul edilme töreninde konuşan rapçi Snoop Dogg, “Birçok kişi onu şimdi bir tür haydut süper kahraman olarak hatırlasa da, Tupac sadece bir insan olduğunu biliyordu ve müziği aracılığıyla daha önce hiç kimsenin yapamadığı şekilde kendini ifade etti,” demişti.
Yetkililer, silahlı çatışmanın Los Angeles bölgesindeki iki çete arasındaki rekabetten kaynaklandığını belirtiyor.
Mob Piru ve South Side Compton Crips. Polisin açıklamasına göre, Shakur’un plak şirketi Death Row Records, Mob Piru ile bağlantılıyken, Davis ise Crips’in “lideri ve karar vericisi” idi.
Her iki grubun üyeleri de çatışmanın yaşandığı gün, boksör Mike Tyson’ın MGM Grand Garden Arena’daki maçını izlemek üzere Las Vegas’taydı.
Polis, etkinliğin ardından Death Row Records ekibinin Davis’in yeğenini dövdüğünü belirtiyor.
Davis, 2019 yılında yayımlanan anılarında, “Nevada, Las Vegas’ta geçen o kader gecesinde Tupac ve onunla takılmayı seçtiği ekibin sınırı aştığını ve yeğenim Baby Lane’e el kaldırdığını” anlatıyor.
Davis, “Bir plak şirketinin stüdyo gangsterlerinin bize böyle davranmasına izin veremezdik,” diye yazmıştı.
Davis, Death Row Records grubuyla yüzleşmeye karar verdiğini yazdı ve ekibinin “diplomatik yaklaşımın işe yaramaması ihtimaline karşı” hazırlıklı olduğunu belirtti.
Amerika
Ocasio-Cortez: Woke 1.0 çılgıncaydı

New York eyaletinden Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, insanların COVID-19 salgını sırasında benimsediği bazı “radikal” tutumların bu olağanüstü koşulların bir sonucu olduğunu kabul etti ve insanların tutumlarını değiştirme hakkını savundu.
Pazar günü ABC’nin “This Week” programına konuk olan Ocasio-Cortez’e sunucu Jonathan Karl, Wisconsin’in Demokrat vali adayı Francesca Hong hakkında soru sordu.
Hong, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yayılan protesto dalgası sırasında polise verilen fonların tamamen kaldırılmasını ve Şükran Günü’nün iptal edilmesini talep ettiği 2020-2021 yıllarına ait sosyal medya paylaşımlarından vazgeçtiğini açıklamıştı.
Ocasio-Cortez, görüşlerin zamanla değişebileceğini belirterek, New York Belediye Meclisi üyesi Chi Ossé’nin şu esprili sözlerini aktardı: “Woke 1.0 çılgıncaydı.”
Ocasio-Cortez şöyle devam etti:
“Aslında o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Bence bugün suçtan bahsederken, suçu azaltma konusundaki yaklaşımımız eskisine kıyasla temelden farklı, değil mi? Ve bence hepimiz suç oranını olabildiğince düşük tutma hedefini paylaşıyoruz. Biliyorsunuz, karantina döneminde kullanılan söylemler elbette bugün kullandığımız söylemlerle aynı değil.”
Program sunucusu Jonathan Karl, daha önce aktif olarak savunduğu bir suçla mücadele çözümü olan “polis bütçesinin kesilmesi” konusundaki güncel tutumunu sorunca Ocasio-Cortez şu cevabı verdi:
“Bence bu dönemde ve… özellikle COVID sırasında, Overton penceresi [toplumsal görüşlerin kabul edilebilirlik sınırı] büyük ölçüde genişledi. Hayat durma noktasına gelmişti. Bu kapanmalar nedeniyle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirme konusunda kapılar gerçekten açıktı; hatta o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.”
Ocasio-Cortez, Hong’u savunurken, Wisconsin seçimlerinde kimseyi desteklemeyi planlamadığını, bunun yerine “Kongre’yi geri kazanmaya” odaklandığını da belirtti.
Onun bu kararı, Hong’u desteklemekten kaçınan Senatör Bernie Sanders ve Amerika Demokratik Sosyalistleri’nin ulusal kanadının tutumuyla aynı çizgide.
Ocasio-Cortez, Hong’un görüşlerine ilişkin sorulara yanıt olarak, “Bence bu seçimlerin çoğu, şu anda bile olsa, ulusal bir boyut kazanma eğiliminde olacak. Fakat bu seçimler nihayetinde yerel ve tüm siyaset yerel. Anladığım kadarıyla Francesca Hong, seçim sürecinde varlığını açıkça ortaya koydu,” dedi.
AOC, Hong’un “eski görüşlerinden uzaklaştığını” da ekledi.
Ocasio-Cortez, karantina döneminde kullanılan söylemlerin “bugün kullanacağımız türden söylemler olmadığını” da sözlerine ekledi.
Demokrat Temsilci, “Bu adayların, seçmenlerine kim olduklarını ve şu anda hangi konularda kampanya yürüttüklerini anlatma fırsatına sahip olmalarından dolayı minnettarım,” diye ekledi.
Amerika
El-Sayed, Hasan Piker’ın 11 Eylül’le ilgili açıklamalarını reddetti

NBC’nin “Meet the Press” programında verdiği röportajda El-Sayed, Piker’in “Amerika 11 Eylül’ü hak etmişti” şeklindeki sözlerinin “aptalca” olduğunu söyledi.
El-Sayed şöyle konuştu:
“Elbette bu aptalca bir açıklamaydı ve elbette Hasan’ın kendisi de bunun aptalca bir açıklama olduğunu söylerdi. O da bu sözlere mesafe koydu. Evet, Amerika 11 Eylül’ü hak etmedi, ama bilirsiniz, burada oturup, birinin bağlam dışı söylediği ve kendisinin de reddettiği aptalca bir sözü bahane ederek ‘peki, bu senin düşüncelerin hakkında ne anlama geliyor?’ diye tuzak kurmaya çalışmak… Ben, söylediklerim ve yaptıklarımdan sorumlu tutulmak istiyorum.”
El-Sayed’in bu yorumları, bu yılın başlarında POLITICO’ya verdiği röportajdan keskin bir şekilde farklılık gösteriyor.
Michiganlı Demokrat o röportajda, “tuzağa düşürme oyunu” olarak nitelendirdiği bir durumda Piker’ın görüşlerini kınamayı reddetmişti.
El-Sayed o zaman, “Buraya insanların görüşlerini reddetmeye gelmedim. Tüm bu tuzağa düşürme oyunu, platform denetimi, iptal kültürü… bunların geride kaldığını sanıyordum,” demişti.
El-Sayed Pazar günü, Piker ile birlikte yürüttüğü kampanyayı sonlandırıp sonlandırmayacağı sorusuna yanıt vermekten kaçındı.
NBC’den Kristen Welker’a, “Artık kiminle kampanya yürüttüğümden çok, kime yönelik kampanya yürüttüğümle ilgileniyorum,” dedi.
Jill Biden’dan Cumhuriyetçi adaya oy verme sinyali
Öte yandan El-Sayed’in, Demokratların kucaklamasının “kritik” olduğunu söylediği Piker’ı desteklemesi, hem Cumhuriyetçilerden hem de Demokratlardan eleştiri aldı.
Eski First Lady Jill Biden’ın basın sekreteri Michael LaRosa, cumartesi günü 11 Eylül 2001 saldırıları hakkında konuşurken El-Sayed’in Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’a destek verdiğini ima etti.
LaRosa, sosyal medyada paylaştığı bir gönderide, “Alternatifin daha kötü olması nedeniyle 95. kattan atlayan en iyi arkadaşımın annesinin başına gelenleri hak ettiğini düşünen aşırılıkçılara karşı çıkamayacak kadar korkak olan hiç kimseyi savunmayacağım ya da desteklemeyeceğim. Onun tek suçu, o sabah işe gitmekti,” dedi.
El-Sayed’in dini inancı da Michigan’daki seçim yarışının odak noktalarından biri haline geldi. Seçilmesi halinde El-Sayed, üst mecliste görev yapacak ilk Müslüman olacak.
El-Sayed, Welker’a “bu konuyu pek fazla düşünmediğini” söylemiş olsa da, Başkan Donald Trump, El-Sayed’in İslam inancını ön plana çıkarmaya çalıştı.
Cumartesi günü, resmi kıyafetler içindeki Trump ve First Lady Melania Trump’ın fotoğrafının yanında, aday ve başörtüsü takan eşinin yer aldığı bir Truth Social paylaşımında başkan, “İki çok farklı Amerika” diye yazdı.
Bu paylaşımla ilgili sorulduğunda El-Sayed, CNN’in “State of the Union” programına aslında Trump’ın yazdığı açıklamaya katıldığını söyledi:
“Evet, haklı. Birinde, efendileriniz birbirinden hoşlanmayan ama sizden milyarlarca dolar kazanmak uğruna bir araya gelen iki kişi; diğerinde ise birbirlerini içtenlikle seven, birlikte krep yiyen, bir aile kurabilecekleri ve o ailenin iyi şeylere sahip olacağını bildikleri türden bir Amerika inşa etmek için bir araya gelmek isteyen iki kişi. Yani evet, Amerika hakkında iki farklı vizyon var.”
El-Sayed, Ukrayna’ya yardıma devam edilmesini savunuyor
Başkanın El-Sayed’i hedef alması ilk kez olmuyor. Ön seçim zaferinin ardından Trump, El-Sayed’in İsrail ve Yahudi halkından “nefret ettiğini” iddia etmişti.
El-Sayed bu iddiayı reddetti:
“Yahudiliği ve Yahudi halkını seviyor ve saygı duyuyorum. Onların dünya için bir ışık olduğuna inanıyorum. Fakat onlar AIPAC ve İsrail ile aynı şey değil.”
El-Sayed, devam eden İsrail-Hamas savaşında hem AIPAC’ı hem de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu eleştirmiş ve İsrail’in Gazze’deki eylemlerini “soykırım” olarak nitelendirmişti.
Ayrıca, seçilmesi halinde, Ukrayna’ya ek yardım gönderilmesine destek verdiğini belirtmesine rağmen, İsrail’e ek yardım gönderilmesini desteklemeyeceğini de söylemişti.
El-Sayed pazar günü NBC’ye verdiği demeçte şunları söyledi:
“Ukrayna’da ise, komşu bir egemen ülkenin lideri tarafından gerçekleştirilen saldırılardan bahsediyoruz; bu lider, Ukrayna halkının egemenliğini ihlal etmeye çalışarak uluslararası hukuku açıkça çiğnemiştir. Bu durum, söz konusu koşullara bağlıdır. Yıllardır, koşullara bakılmaksızın İsrail’e koşulsuz askeri yardım sunuyoruz. Ve şunu da belirtmeliyim ki, bu sadece İsrail ile sınırlı değil; Mısır da, Ürdün de ve Suudi Arabistan da dahil. İşte fark bu. Mesele koşullarda yatıyor.”
AOC: İlerici hareketin başarısı, kuşaksal dev bir dalga
New York eyaleti Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, pazar günü yaptığı açıklamada, sandık başına giden genç nesillerin, ara seçimler öncesinde “ilerici” bir dalganın ülkeyi kasıp kavurmasının nedenini açıkladığını söyledi.
Demokratik sosyalist adaylar ülke genelinde ön seçimlerde zaferler elde etti. Bunlardan en önemlisi, Abdul El-Sayed’in geçen salı günü Michigan eyaletindeki Demokrat Parti Senato ön seçimlerinde milletvekili Haley Stevens’ı geride bırakarak galip gelmesiydi.
Ocasio-Cortez, “This Week” programında ABC sunucusu Jonathan Karl’a, “İnsanlar pazartesi sabahı olayları geriye dönük olarak değerlendirip hangi demografik grupların nereye oy verdiğini tartışırken, göz ardı edilen en önemli unsur nesiller arası dev dalga, bir tsunamidir,” dedi.
Ocasio-Cortez, Demokratların geçmiş seçimlerde genç seçmenleri kaybettiği gerçeğine atıfta bulunarak, Demokratların kazanan bir koalisyon kurma sorumluluğu olduğunu ve bunun aynı zamanda gençlerin ilgilendiği konulara duyarlı olmak anlamına geldiğini belirtti.
AOC, “Y kuşağı artık asi gençler değil. Bizler, ev kredisi ve çocukları olan yetişkinleriz. Ve biz, o nesil, sandıkta belirleyici olmaya başlıyoruz,” dedi.
Ocasio-Cortez, nesil faktörüne vurgu yaparken, demokratik sosyalistlerin yıllar boyunca “suç” konusunda benimsedikleri bazı tutumlardan da uzaklaştı.
Demokratik sosyalistlerin Covid döneminde suç oranını düşürme konusunu ele alma biçimlerinin (örneğin polisin bütçesinin kesilmesi çağrısı gibi) bugün suç hakkında konuşma biçimlerinden “temelden farklı” olduğunu anlattı.
2020-21 yıllarında Covid salgınının zirve yaptığı döneme atıfta bulunan Ocasio-Cortez şunları söyledi:
“O kapanmalar nedeniyle gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirmeye gerçekten açık bir ortam vardı.”
Demokratik sosyalistlerin partiyi “mahvedeceği” yönündeki ılımlı Demokratların endişelerine yanıt veren Ocasio-Cortez, sıradan seçmenler arasındaki düşünce çeşitliliğinin Amerika’nın temel bir gerçeği olduğunu söyledi.
AOC, “Bir yerlerdeki birinin neye inandığı konusunda endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum. Bence insanların yaşamlarını iyileştirmek için planımızın ne olduğuna odaklanmalıyız,” dedi.
Obama, Michigan’daki her iki Senato adayıyla da temasa geçti
Eski Başkan Barack Obama, cuma günü hem Abdul El-Sayed’i hem de Temsilci Haley Stevens’ı aradı.
Obama, zorlu bir ön seçim sürecinin ardından Michigan Demokratlarını birleştirme çabalarını övdü ve El-Sayed’in genel seçimlerdeki Senato kampanyasına destek verdi.
Eski başkanın düşüncelerine yakın bir kaynağa göre, Obama’nın El-Sayed ile yaptığı görüşme “erken bir destek” sinyali niteliğinde.
Kampanya sözcüsü POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Obama ve El-Sayed’in cuma günü görüştüğünü ve “sıcak ve cesaret verici bir görüşme yaptıklarını, kasım ayında Michigan’ı kazanmak için Demokratları birleştirmek üzere birlikte çalışmayı dört gözle beklediklerini” belirtti.
El-Sayed, POLITICO ile paylaştığı bir açıklamada, “Bazen kahramanlarınızla gerçekten tanışmanız gerekir,” dedi.
El-Sayed daha önce eski başkan hakkında sert sözler sarf etmiş ve 2020 yılında yayımlanan “Healing Politics” adlı kitabında, onun başkanlık döneminin “ilham verici niyetlerin yerine getirilememesine” yol açtığını yazmıştı.
El-Sayed, pazar günü NBC’nin “Meet the Press” programında, “Onun Michigan’da bulunması, seçilmesine yardımcı olan koalisyon için çok büyük bir anlam ifade ederdi,” dedi.
Bu, kampanyanın sert geçen ön seçimlerin ardından ilişkileri düzeltmeye çalıştığının en son işareti.
Kamala Harris’ten El-Sayed’e destek
Obama’nın telefon görüşmeleri, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg ve Arizonalı Demokrat Senatör Mark Kelly dahil olmak üzere 2028 Demokrat başkanlık yarışının diğer potansiyel adaylarının benzer görüşmelerinin ardından geldi.
Harris yaptığı basın açıklamasında, “Abdul, Amerika’nın çalışan ailelerinin karşı karşıya olduğu krizlere cesur çözümler bulmamız gerektiğini biliyor ve bu mücadeleye hazır. Kasım ayında Demokratların Senato çoğunluğunu kazanmamızı sağlamak için gururla onun yanında duruyorum,” dedi.
Obama ayrıca ön seçimlerin ardından Cuma günü Stevens’ı aradı. Konuya yakın bir kaynağa göre, eski başkan “Kasım ayında Michigan’ı kazanmak için Demokratları birleştirmeye odaklanmasını takdir ediyor.”
ABD Otomotiv Kurtarma Görev Gücü’nün genel sekreteri olarak Obama ile olan bağlarından yararlanan Stevens, Obama’ya “Michigan’a gelip Demokratlar için kampanya yapmasını” söylediğini aktardı.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan
Ortadoğu2 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Ortadoğu2 hafta önceYemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı












