Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçilerin nakit üstünlüğü ara seçim hesaplarını değiştirebilir

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin ulusal komiteleri ve partiyle uyumlu süper PAC’leri, haziran sonu itibarıyla Demokrat rakiplerinin yaklaşık iki katı nakit rezervine ulaştı. Donald Trump’a bağlı MAGA Inc.’in 400 milyon doları aşan kasası da tabloyu Cumhuriyetçiler lehine daha da büyütürken, Demokratlar aday düzeyindeki bağış üstünlüğünün dış harcamadaki farkı tek başına dengeleyemeyebileceğinden endişe ediyor.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin dış harcama kapasitesi, Demokratlar arasında ara seçimlere giderken ciddi bir kaygı yaratıyor.

Parti yöneticileri ve stratejistler, Cumhuriyetçilerin sahip olduğu geniş mali üstünlüğün, Demokratların uygun gördüğü siyasi ortamdan doğabilecek olası seçim başarısını gölgeleyebileceğini düşünüyor.

Federal Seçim Komisyonu’na (FEC) sunulan son mali bildirimlere göre Cumhuriyetçi Parti’nin üç ana komitesi ile Kongre’deki iki Cumhuriyetçi grubun desteklediği süper PAC’ler haziran ayı sonunda toplam 657 milyon dolar nakit rezervine sahipti.

Demokrat Parti’nin aynı kategorideki komiteleri ve süper PAC’lerinin kasasında ise toplam 334 milyon dolar yer alıyor.

Bu fark, Başkan Donald Trump’la bağlantılı MAGA Inc. süper PAC’ini içermiyor.

Birkaç hafta önce açıklanan mali bildirimlere göre MAGA Inc.’in kasasında 400 milyon doların üzerinde kaynak var. Demokratların elinde bu ölçekte bir yapı yok.

Trump’ın süper PAC’i, Cumhuriyetçi Parti komiteleri ve Kongre’yle bağlantılı süper PAC’lerin toplam kaynağı, Demokrat Parti komiteleri ile Demokrat süper PAC’lerinin elindeki toplam paranın üç katından fazla seviyeye ulaşıyor.

Bu tablo, bireysel adayların bağış performansıyla çelişiyor. Demokrat adaylar, Senato’daki öne çıkan yarışlarda ve Temsilciler Meclisi’ndeki birçok kritik bölgede Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topluyor.

Buna karşın Demokratlar, süper PAC’ler arasındaki büyük mali farkın Cumhuriyetçilere çok sayıda kritik yarışta daha yüksek harcama imkanı verebileceğini, bunun da Demokratların mesajını seçmene ulaştırmasını zorlaştırabileceğini değerlendiriyor.

Politico’nun haberine göre Kuzey Carolina’da uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan ve Senato adaylığını sürdüren eski Vali Roy Cooper’ın danışmanlarından Morgan Jackson şöyle konuştu:

“Temsilciler Meclisi çoğunluğunu ve Senato çoğunluğunu ulusal ölçekte riske atan unsur, Cumhuriyetçilerin karşılık vermek için oluşturduğu devasa kaynak stoğu.”

Jackson sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beşe bir, altıya bir ya da sekize bir oranında geride kalırsanız, Demokratların bu seçim döneminde sahip olduğu çevresel avantajı, yani Beyaz Saray’daki zayıf liderlik, işlevini yerine getiremeyen Kongre ve Cumhuriyetçilerin sorumluluğunu taşıdığı kötü ekonomi gibi etkenleri etkisiz hale getirebilir. Bu konuda ciddi kaygı var.”

Cumhuriyetçilerin resmi parti komitelerindeki üstünlüğü de dikkat çekiyor. Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin (RNC) kasasında 128 milyon dolar yer alırken Demokrat Ulusal Komite’nin (DNC) elinde yalnızca 16 milyon dolar var. DNC ayrıca 18 milyon dolar borç taşıdığı için mali tabloda eksi bakiyede.

Kongre’nin kontrolü için çalışan parti komitelerinde de Cumhuriyetçiler önde. Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi’nin (NRSC) kasasında 55,9 milyon dolar yer alırken Demokrat muadili DSCC’nin kaynağı 41 milyon dolar seviyesinde.

Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC) ise 92,7 milyon dolarla Demokratların DCCC’sindeki 79 milyon doları geride bırakıyor.

Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğü, Yüksek Mahkeme’nin geçen ay adaylarla siyasi partiler arasındaki koordinasyona ilişkin kısıtlamaları gevşeten kararının ardından daha da değer kazandı.

Karar sayesinde parti komiteleri adaylarla koordineli biçimde daha serbest harcama yapabilecek. Cumhuriyetçilerin daha büyük mali kaynağı da bu değişiklikle birlikte daha geniş etki yaratabilecek.

Benzer tablo süper PAC’lerde de görülüyor.

Cumhuriyetçilerin Senato odaklı en büyük süper PAC’i Senate Leadership Fund’ın kasasındaki para, Demokrat muadili Senate Majority PAC’in yaklaşık 112 milyon dolar üzerinde.

Temsilciler Meclisi yarışlarına odaklanan Congressional Leadership Fund da Demokratlara yakın House Majority PAC’ten yaklaşık 51 milyon dolar daha fazla kaynağa sahip.

Bu fark önceki seçim dönemlerinden ayrışıyor. Aynı dönemde 2024 yılında Senate Majority PAC’in kasasında Senate Leadership Fund’dan biraz daha fazla para vardı.

Congressional Leadership Fund’ın House Majority PAC karşısındaki üstünlüğü ise yalnızca 22 milyon dolar düzeyindeydi.

Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Cumhuriyetçi bağış toplama performansı hızlanırken Demokrat süper PAC’lerinin finansmanı daha istikrarlı bir seyir izledi.

Demokrat süper PAC’leri ise Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğünü küçümsüyor.

Senate Majority PAC Sözcüsü Lauren French, Cumhuriyetçilerin topladığı bağışların siyasi ivmeden çok büyük bağışçıların “oyna ve karşılığını al” anlayışını yansıttığını savundu.

French şöyle dedi:

“Cumhuriyetçiler bağışçılardan, şirketlerden ve milyarderlerden aldıkları dev çeklerle övünebilir. Biz ise gerçekten oy kullanan insanların desteği sayesinde kazanacağız.”

House Majority PAC İletişim Direktörü CJ Warnke de süper PAC’in bu seçim döneminde kendi bağış toplama rekorunu kırdığını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Hiçbir para miktarı, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin maliyetleri artıran, yeni savaşlar başlatan ve sağlık hizmetlerinin finansmanını kesen tarihsel ölçüde popüler olmayan sicilini kurtaramaz.”

Buna karşılık Demokratlar aday düzeyinde belirgin mali üstünlüğünü koruyor.

Georgia’da Senatör Jon Ossoff’un kasasında, Cumhuriyetçi rakibi Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Collins’ten 40 milyon dolar daha fazla kaynak var.

Teksas’ta James Talarico’nun seçim hesabı, Başsavcı Ken Paxton’ın yaklaşık 20 milyon dolar önünde.

Kuzey Carolina’da Roy Cooper’ın kasasında ise eski RNC Başkanı Michael Whatley’den 17 milyon dolar daha fazla para yer alıyor.

İkinci çeyrekte en fazla bağış toplayan kritik Temsilciler Meclisi adaylarının büyük bölümü de Demokratlardan oluştu.

Ancak adayların bağış toplaması, parti komiteleri ve süper PAC’lere kıyasla daha güç ilerliyor. Bağış sınırları nedeniyle adaylar çok daha geniş bağışçı kitlesine ulaşmak zorunda kalırken süper PAC’ler birkaç büyük bağışçıdan milyonlarca dolar toplayabiliyor.

Demokratlar, özellikle medya tüketiminin parçalandığı ve kampanya maliyetlerinin yükseldiği ortamda bu durumun Cumhuriyetçilere ilave avantaj sağlayabileceğini düşünüyor.

Uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan Jesse Ferguson şöyle konuştu:

“Çok fazla kişi medyanın parçalanmasının daha verimli olup daha az harcama gerektirdiğini sandı. Yanlış. Bu durum daha fazla harcama yapmanız gerektiği anlamına geliyor.”

Ferguson, seçmenlerin yayın platformları, sosyal medya, kablolu yayın ve açık televizyon arasında dağılması nedeniyle “Onlara ulaşmak ve mesajınızı yeterli sıklıkta gösterebilmek için bulundukları her yerde olmanız gerekiyor” dedi.

Ulusal ölçekteki bu mali fark, Demokratları kampanyanın son döneminde kaynaklarını hangi yarışlara aktaracakları konusunda zor kararlarla karşı karşıya bırakabilir.

Morgan Jackson bu konuda da şu değerlendirmeyi yaptı:

“Cumhuriyetçilerin bu yıl her yerde en üst düzey kampanya planını uygulayacak parası var. İyi kampanya yürüttüğü ya da kazanma ihtimali daha yüksek olduğu için kimi finanse edeceklerini seçmek zorunda değiller.”

Jackson sözlerini şöyle tamamladı:

“Demokratlar ise bu tercihleri yapmak zorunda kalacak. Bu da önümüzdeki fırsatların sınırını daraltan başka bir unsur.”

Demokrat Ulusal Komitesi’nin mali sıkıntısı parti içinde uzun süredir tartışma konusu.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir DNC yetkilisi, büyük bağışçılardan gelen katkılarda artış yaşandığını, haziran ayında beş haneli bağışların yaklaşık yarısının 2024’ten bu yana partiye katkı vermeyen kişilerden geldiğini söyledi.

DNC Başkanı Ken Martin ise pazartesi günü yayımladığı Substack yazısında görev süresi boyunca yürütülen bağış çalışmalarını savundu.

Martin, toplanan kaynağın “daha fazla insan, daha erken örgütlenme, daha iyi teknoloji ve daha güçlü eyalet örgütleri gibi seçim varlıklarına dönüştürüldüğünü” ifade etti.

Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi seçim komiteleri de Cumhuriyetçi muadilleriyle aralarındaki finansman farkından çok adaylar arasındaki mali üstünlüğün önem taşıdığını savundu.

DSCC Sözcüsü Tommy Garcia şöyle dedi:

“Haritanın tamamında Demokrat Senato adaylarının daha güçlü adayları, daha sağlam kampanyaları ve kazandıran mesajı var. Bu nedenle mor ve Cumhuriyetçilere yakın eyaletlerde Demokrat adaylar hem anketlerde hem de bağış toplamada Cumhuriyetçi rakiplerinin önünde.”

DCCC Sözcüsü Viet Shelton ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kritik yarışlarda Demokratlar Cumhuriyetçi rakiplerinden düzenli ve belirgin biçimde daha fazla bağış topluyor; maliyetleri düşürme ve Cumhuriyetçi yönetimindeki Kongre’deki yolsuzluğu sona erdirme mesajını seçmene ulaştıracak gerekli kaynakları biriktiriyor.”

Şimdilik Trump, 400 milyon doları aşan seçim kasasını kullanıma açmadı. Bu durum, bazı Cumhuriyetçiler arasında bu kaynağın adaylar için ne zaman ve hangi ölçekte devreye sokulacağı yönünde soru işaretleri yaratıyor.

Trump’ın siyasi direktörü James Blair geçen ay Cumhuriyetçi harcamaların “çok yakında” başlayacağını söyledi ancak net bir takvim paylaşmadı.

Demokratlar ise Trump’ın MAGA Inc.’i ile Cumhuriyetçilere bağlı diğer dış harcama gruplarının kampanyanın son haftalarında çok daha yoğun biçimde devreye gireceğini ve bunun bağış açığını kapatma baskısını artıracağını düşünüyor.

Ara seçim görünümünü değerlendiren ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Demokrat bir siyasi danışman şu ifadeleri kullandı:

“Demokratların rekabetçi kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynağı toplaması gerekiyor. Son dört ya da beş haftada Trump’ın MAGA PAC’i ile Demokrat dış gruplardan çok daha fazla paraya sahip diğer komitelerin çok sert biçimde sahaya ineceğini varsayıyoruz.”

Amerika

El Salvador, Haiti’yi işgal etmeye başladı

Yayınlanma

El Salvador lideri Nayib Bukele, adadaki çete sorununu ortadan kaldırma çabalarına destek olmak iddiasıyla Haiti’ye binlerce asker göndermeye başladı.

Axios’ta yer alan habere göre Bukele, salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ı arayarak, Haiti hükümetinin de kabul ettiği bu büyük çaplı askeri tırmanışa ilişkin herhangi bir sakıncası olup olmadığını teyit etti.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, Trump ona “Ne yapman gerekiyorsa yap,” dedi.

Haiti, Bukele ve kötü şöhretli güvenlik şirketi Blackwater’ın eski sahibi Erik Prince için, bu yarımkürede ABD’nin gücünün kamu-özel sektör vekilleri olarak hareket etmeleri açısından bir “deneme alanı” olabilir.

Irak’ta yaptığı katliamlarla bilinen Blackwater’ın kurucusu Prince, hem Trump’ın hem de Bukele’nin müttefiki olan ve aynı zamanda Haiti’de faaliyet gösteren bir isim.

Blackwater kurucusu Prince Haiti’de gizli operasyon yürütüyor

CNN muhabiri Caitlin Stephen Hu’nun aktardığına göre iki bin asker, buraya yapılan önemli bir sevkiyat.

Çünkü bu sayı, Haiti’nin tüm ordusundan daha fazla ve Haiti Ulusal Polisi’nin kentsel faaliyet alanının yaklaşık dörtte birine denk geliyor. 

Salvador işgal gücü, BM destekli çok uluslu Çete Bastırma Gücü’nün (GSF) mevcut personel sayısına yaklaşık olarak eşit ve Haiti hükümetinin gizli “görev gücü”ndeki özel askeri müteahhitlerin sayısını bir hayli aşıyor.

CNN’e konuşan konuya yakın bir kaynağa göre, Salvadorlu güçlerin komuta yapısı şimdilik belirlenmiş durumda değil.

Eril Prince ayrıca Haiti’ye insansız hava aracı (drone) savaşını da getirmiş durumda. Görev Gücü’nün geçen Mart ayında operasyonlara başlamasından bu yana 2.000’den fazla saldırı gerçekleştirildi.

CNN’in görüntülediği bir videoda, minik bir insansız hava aracının bir çatının üzerindeki su deposuna benzeyen bir yapıya doğru uçtuğu görülüyor. Aracın çarpmasıyla yapı patlıyor ve aniden bina alevler içinde kalıyor.

Görev Gücü’nden bir kaynak, buranın bir çetenin Molotof kokteyli üretim tesisi olduğunu söylüyor.

Haiti’de tekerrür eden tarih: Yine ‘barış gücü’ gidiyor

Prince, geçen ay Port-au-Prince’de CNN’e verdiği özel röportajda şunları söyledi:

“İsyancılar sadece liderlerini ortadan kaldırarak yenilmez. “Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda bir takıntı olduğunu biliyorum, fakat savaşlar, önemli sayıda düşman askerini savaş alanından uzaklaştırarak kazanılır. Onlar kötü suçlular ve onlar için en iyi yer toprağın altı.”

Prince’in yeni şirketi Vectus Global, geçen yıl Haiti’nin geçici hükümeti tarafından görevlendirildi. Görev Gücü şu anda, Haiti Ulusal Polisi, BM tarafından yetkilendirilen yeni Çete Bastırma Gücü, Haiti’nin uzun süredir ihmal edilmiş ordusu ve silahlı milis gruplarından oluşan bir ağın yer aldığı parçalanmış bir güvenlik ortamında faaliyet gösteriyor.

CNN’e göre “yüz yüze konuşurken yumuşak başlı ama sosyal medyada oldukça aktif” olan Prince, Haiti’deki çalışmalarını, kendi çözümsüz güvenlik sorunlarıyla boğuşan diğer çökmekte olan devletler için bir model olarak tanıtıyor.

Bukele: Sizi işgal etmeye gelmedik

El Salvador çarşamba günü, Haiti’ye 2.000 kadar asker gönderdiğini duyurdu. Kaynaklara göre bu sayı ikiye ya da üçe katlanabilir.

Bukele, perşembe günü X’te yaptığı paylaşımda, “Haiti’ye para kazanmak için gelmedik, çünkü kimse bize bunun için para ödemiyor. Haiti’ye kötülere karşı savaşmak için geldik,” dedi.

El Salvador, diğer ülkelerle birlikte, BM tarafından kurulan ve Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’te faaliyet gösteren “Çete Bastırma Gücü” (GSF) adlı girişimin bir parçası.

Miami Herald’a göre, 18 Ekim’de dört Salvadorlu havacılık teknisyeni pusuya düşürüldü ve akıbetleri hâlâ bilinmiyor.

Üç gün sonra Bukele, X’te bir uyarı yayınlayarak şunları söyledi:

“Siz çete liderlerinin bir şeyi çok net bir şekilde anlamanızı istiyorum: Dört rehineyi de sağ salim geri alamazsak, bugünkü saldırı gelecekte olacakların yanında hiçbir şey kalmayacak. El Salvador’daki çetelerin işini çoktan bitirdik, sizinkini de bitirebiliriz.”

Haiti halkından kendisine güvenmelerini isteyen Bukele, Karayip ülkesini işgal etmediğini, tek istediğinin askerlerini geri almak olduğunu ve Haiti’deki çetelere bir ders vermek olduğunu ileri sürdü.

El Salvador lideri şöyle devam etti:

“Bu, Haiti halkına yönelik bir operasyon değil, ne de Haiti ülkesine yönelik bir işgal. Biz bir süper güç değiliz. Haiti halkını egemenliğimiz altına almak ya da Haiti’nin zenginliklerine el koymak gibi bir niyetimiz yok. Biz gelişmekte olan mütevazı bir ülkeyiz. Tek istediğimiz, dört havacılık teknisyenimizin evlerine dönmesi.”

Bukele’nin ifadesine göre, çeteler Haitililere acı çektiriyor, sevdiklerini öldürüyor ve halkın “korkusuz, normal ve özgür bir hayat sürmesini” engelliyor.

Bukele, “bu operasyonun masraflarını karşılayanın” El Salvador olduğunu söyledi. “Giderlerin %90’ını kendi mütevazı kaynaklarımızla karşılıyoruz,” diyen Bukele, birliklerin konuşlandırılmasının neredeyse tamamlandığını da duyurdu.

Bukele, “Bize pahalıya mal oluyor ama kendi acılarımızdan ders aldık: Adalet ve barışın bedeli yoktur,” dedi.

Haitililerden kendisine güvenmelerini ve şifa için Tanrı’ya dua etmelerini isteyen bu güçlü lider, ardından Eski Ahit’ten 2. Tarihler 7:14 ayetini alıntıladı.

Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti gerekçesiyle seçimleri erteledi

2019’da ilk kez seçilen Bukele, El Salvador’da MS-13 çetesini acımasız bir askeri güç kullanımı ve kitlesel tutuklamalardan oluşan bir kampanya ile ortadan kaldırmasıyla dikkatleri üzerine çekti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile güçlü bir ilişkisi olan Bukele, ABD’den toplu olarak sınır dışı edilen ve ardından Bukele’nin kötü şöhretli CECOT hapishanesine hapsedilen üçüncü ülke göçmenlerini kabul etmeyi kabul ederek yeni Trump yönetiminin gönlünü kazandı.

Bukele’nin birimleri, Salvadorlu özel kuvvetler ve askeri teçhizatın adaya akın etmeye başlamasıyla birlikte, çarşamba günü onaylanan Haiti ile yapılan ikili anlaşma kapsamında adada operasyon yürütme yetkisi aldı.

Yine çarşamba günü, Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini gelecek yıla erteledi.

Bukele’nin işgal güçleri, şu anda üyesi olduğu GSF ile ve Prince’in Blackwater’ın halefi olan özel güvenlik şirketi Vectus Global ile paralel olarak faaliyet gösteriyor gibi görünüyor.

Haiti, “çete şiddetini bastırma” misyonundaki ilk Kenyalı subayları bekliyor

ABD, BM gücünü “bürokratik ve çekingen” buluyor

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Brian Mast, BM destekli GSF’nin fazla bürokratik ve çekingen olduğunu söyledi.

Mast, Kenya’nın liderlik ettiği GSF’nin öncülünün çok beceriksiz ve 1 milyar dolarlık maliyeti nedeniyle çok pahalı olduğunu savundu.

Mast, “Her Kenyalı için 1 milyon dolarlık bir harcama yaptık ve sonuçta durum daha da kötüleşti,” dedi.

Haiti çetelerinin işlediği katliamları göstermek amacıyla Mast, GSF’ye yardım ettiği için palalarla parçalanarak öldürülen bir Haitili erkeğin videosunu Axios ile paylaştı.

Adada tecavüz, kundaklama, haraç ve adam kaçırma olayları yaygın bir şekilde yaşanıyor.

Mast, El Salvador’un kayıp dört personelini bulmasının ötesinde şunları da yapmasını istedi:

“Umarım bu görevin amacı intikam almak, cezalandırmak ve çeteleri yok etmektir. Orada bir amaç ve motivasyonla hareket eden birinin olması gerekiyor. Artık bu mücadele onlar için kişisel bir mesele haline geldi ve mücadele çetelerin kalesine taşınacak. ABD bu işten çıkmak ve milyonları boşa harcamamak istiyor.”

Kolombiya, gayri resmi işgal aracısı olarak işlev görebilir

Bukele, Trump yönetiminin El Salvador’un ABD adına bir vekil güç olarak Haiti’yi sakinleştirmesine izin vermesini önermişti.

Fakat Axios’a konuşan bir kaynak, “Rubio bu konudan uzak durmak istedi. Haiti’yi gündemden uzak tutmak istiyor,” diye konuştu.

Bukele, insansız hava araçları ve nakliye uçakları da dahil olmak üzere ABD’den askeri teçhizat talep etmişti; fakat bu talep resmi olarak reddedildi.

Başka bir kaynağa göre, Kolombiya nihayetinde, görevde ABD’nin izi kalmayacak şekilde Bukele’nin güçlerine teçhizat sağlamak üzere gayri resmi bir aracı olarak hareket edebilir.

Bir Beyaz Saray yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Bukele salı günü Trump’ı aradığında, başkan, Bukele’nin kayıp askeri personelinin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle üzüntülerini dile getirdi.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, oraya gittiği için ABD’nin aniden ona darbe vurmasını istemiyor,” dedi.

Trump’ın Haiti’ye yönelik ilgisi, büyük ölçüde, Trump’ın geçen yıl sonlandırdığı geçici koruma statüsü kapsamında ABD’de bulunan vatandaşlarını geri almasını sağlamaya sınırlı.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, başkana bu işi halledebileceğinden emin olduğunu söyledi. Fakat işler karışabilir. Çeteler yanlış adama bulaştı. Bukele’nin kanıtlaması gereken bir şey var,” dedi.

Emperyalist müdahale zilleri Haiti için çalıyor

El Salvador’a “sivillere saldırı” suçlaması

Öte yandan bir Haiti hak savunuculuğu grubu, Salvadorlu güçleri Port-au-Prince yakınlarında sivilleri bombalamakla suçladı.

BM Genel Sekreteri António Guterres’e açık mektubunda “Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti” isimli grup, “Çocuklar çeteler tarafından değil, yabancı bombalar tarafından öldürülüyor,” dedi.

Adından farklı olarak, Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti, BM’nin bir parçası değil, diasporaya ait bir savunma grubu.

Croix-des-Bouquets doğumlu kurucu Harvey Dupiton, 22 Ekim’den bu yana Salvadorlu askerlerin buradaki ve yakınlardaki Canaan’daki sivil mahalleleri hava saldırıları, helikopterler ve ağır silahlarla vurduğunu yazdı.

Dupiton, “Ailelerimiz bize yatakların altına saklandıklarını söylüyor,” diye ekledi.

Grup, Salvador’un “saldırı amaçlı bombalama operasyonlarının” derhal durdurulmasını, sivil ölümlerine ilişkin bir BM soruşturması açılmasını ve BM Güvenlik Konseyi’nin El Salvador’un “Haiti’de tek taraflı savaş yürütme hakkı olmadığına” dair bir açıklama yapmasını talep etti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

Yayınlanma

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.

Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.

Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.

New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.

Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.

Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.

Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.

Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.

ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.

Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.

Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.

Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.

Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.

Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yayınlanma

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.

İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.

Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.

İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.

Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.

Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.

Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.

Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.

İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.

Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.

Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.

Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.

Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.

Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English