Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçilerin nakit üstünlüğü ara seçim hesaplarını değiştirebilir

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin ulusal komiteleri ve partiyle uyumlu süper PAC’leri, haziran sonu itibarıyla Demokrat rakiplerinin yaklaşık iki katı nakit rezervine ulaştı. Donald Trump’a bağlı MAGA Inc.’in 400 milyon doları aşan kasası da tabloyu Cumhuriyetçiler lehine daha da büyütürken, Demokratlar aday düzeyindeki bağış üstünlüğünün dış harcamadaki farkı tek başına dengeleyemeyebileceğinden endişe ediyor.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin dış harcama kapasitesi, Demokratlar arasında ara seçimlere giderken ciddi bir kaygı yaratıyor.

Parti yöneticileri ve stratejistler, Cumhuriyetçilerin sahip olduğu geniş mali üstünlüğün, Demokratların uygun gördüğü siyasi ortamdan doğabilecek olası seçim başarısını gölgeleyebileceğini düşünüyor.

Federal Seçim Komisyonu’na (FEC) sunulan son mali bildirimlere göre Cumhuriyetçi Parti’nin üç ana komitesi ile Kongre’deki iki Cumhuriyetçi grubun desteklediği süper PAC’ler haziran ayı sonunda toplam 657 milyon dolar nakit rezervine sahipti.

Demokrat Parti’nin aynı kategorideki komiteleri ve süper PAC’lerinin kasasında ise toplam 334 milyon dolar yer alıyor.

Bu fark, Başkan Donald Trump’la bağlantılı MAGA Inc. süper PAC’ini içermiyor.

Birkaç hafta önce açıklanan mali bildirimlere göre MAGA Inc.’in kasasında 400 milyon doların üzerinde kaynak var. Demokratların elinde bu ölçekte bir yapı yok.

Trump’ın süper PAC’i, Cumhuriyetçi Parti komiteleri ve Kongre’yle bağlantılı süper PAC’lerin toplam kaynağı, Demokrat Parti komiteleri ile Demokrat süper PAC’lerinin elindeki toplam paranın üç katından fazla seviyeye ulaşıyor.

Bu tablo, bireysel adayların bağış performansıyla çelişiyor. Demokrat adaylar, Senato’daki öne çıkan yarışlarda ve Temsilciler Meclisi’ndeki birçok kritik bölgede Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topluyor.

Buna karşın Demokratlar, süper PAC’ler arasındaki büyük mali farkın Cumhuriyetçilere çok sayıda kritik yarışta daha yüksek harcama imkanı verebileceğini, bunun da Demokratların mesajını seçmene ulaştırmasını zorlaştırabileceğini değerlendiriyor.

Politico’nun haberine göre Kuzey Carolina’da uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan ve Senato adaylığını sürdüren eski Vali Roy Cooper’ın danışmanlarından Morgan Jackson şöyle konuştu:

“Temsilciler Meclisi çoğunluğunu ve Senato çoğunluğunu ulusal ölçekte riske atan unsur, Cumhuriyetçilerin karşılık vermek için oluşturduğu devasa kaynak stoğu.”

Jackson sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beşe bir, altıya bir ya da sekize bir oranında geride kalırsanız, Demokratların bu seçim döneminde sahip olduğu çevresel avantajı, yani Beyaz Saray’daki zayıf liderlik, işlevini yerine getiremeyen Kongre ve Cumhuriyetçilerin sorumluluğunu taşıdığı kötü ekonomi gibi etkenleri etkisiz hale getirebilir. Bu konuda ciddi kaygı var.”

Cumhuriyetçilerin resmi parti komitelerindeki üstünlüğü de dikkat çekiyor. Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin (RNC) kasasında 128 milyon dolar yer alırken Demokrat Ulusal Komite’nin (DNC) elinde yalnızca 16 milyon dolar var. DNC ayrıca 18 milyon dolar borç taşıdığı için mali tabloda eksi bakiyede.

Kongre’nin kontrolü için çalışan parti komitelerinde de Cumhuriyetçiler önde. Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi’nin (NRSC) kasasında 55,9 milyon dolar yer alırken Demokrat muadili DSCC’nin kaynağı 41 milyon dolar seviyesinde.

Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC) ise 92,7 milyon dolarla Demokratların DCCC’sindeki 79 milyon doları geride bırakıyor.

Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğü, Yüksek Mahkeme’nin geçen ay adaylarla siyasi partiler arasındaki koordinasyona ilişkin kısıtlamaları gevşeten kararının ardından daha da değer kazandı.

Karar sayesinde parti komiteleri adaylarla koordineli biçimde daha serbest harcama yapabilecek. Cumhuriyetçilerin daha büyük mali kaynağı da bu değişiklikle birlikte daha geniş etki yaratabilecek.

Benzer tablo süper PAC’lerde de görülüyor.

Cumhuriyetçilerin Senato odaklı en büyük süper PAC’i Senate Leadership Fund’ın kasasındaki para, Demokrat muadili Senate Majority PAC’in yaklaşık 112 milyon dolar üzerinde.

Temsilciler Meclisi yarışlarına odaklanan Congressional Leadership Fund da Demokratlara yakın House Majority PAC’ten yaklaşık 51 milyon dolar daha fazla kaynağa sahip.

Bu fark önceki seçim dönemlerinden ayrışıyor. Aynı dönemde 2024 yılında Senate Majority PAC’in kasasında Senate Leadership Fund’dan biraz daha fazla para vardı.

Congressional Leadership Fund’ın House Majority PAC karşısındaki üstünlüğü ise yalnızca 22 milyon dolar düzeyindeydi.

Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Cumhuriyetçi bağış toplama performansı hızlanırken Demokrat süper PAC’lerinin finansmanı daha istikrarlı bir seyir izledi.

Demokrat süper PAC’leri ise Cumhuriyetçilerin mali üstünlüğünü küçümsüyor.

Senate Majority PAC Sözcüsü Lauren French, Cumhuriyetçilerin topladığı bağışların siyasi ivmeden çok büyük bağışçıların “oyna ve karşılığını al” anlayışını yansıttığını savundu.

French şöyle dedi:

“Cumhuriyetçiler bağışçılardan, şirketlerden ve milyarderlerden aldıkları dev çeklerle övünebilir. Biz ise gerçekten oy kullanan insanların desteği sayesinde kazanacağız.”

House Majority PAC İletişim Direktörü CJ Warnke de süper PAC’in bu seçim döneminde kendi bağış toplama rekorunu kırdığını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Hiçbir para miktarı, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin maliyetleri artıran, yeni savaşlar başlatan ve sağlık hizmetlerinin finansmanını kesen tarihsel ölçüde popüler olmayan sicilini kurtaramaz.”

Buna karşılık Demokratlar aday düzeyinde belirgin mali üstünlüğünü koruyor.

Georgia’da Senatör Jon Ossoff’un kasasında, Cumhuriyetçi rakibi Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Collins’ten 40 milyon dolar daha fazla kaynak var.

Teksas’ta James Talarico’nun seçim hesabı, Başsavcı Ken Paxton’ın yaklaşık 20 milyon dolar önünde.

Kuzey Carolina’da Roy Cooper’ın kasasında ise eski RNC Başkanı Michael Whatley’den 17 milyon dolar daha fazla para yer alıyor.

İkinci çeyrekte en fazla bağış toplayan kritik Temsilciler Meclisi adaylarının büyük bölümü de Demokratlardan oluştu.

Ancak adayların bağış toplaması, parti komiteleri ve süper PAC’lere kıyasla daha güç ilerliyor. Bağış sınırları nedeniyle adaylar çok daha geniş bağışçı kitlesine ulaşmak zorunda kalırken süper PAC’ler birkaç büyük bağışçıdan milyonlarca dolar toplayabiliyor.

Demokratlar, özellikle medya tüketiminin parçalandığı ve kampanya maliyetlerinin yükseldiği ortamda bu durumun Cumhuriyetçilere ilave avantaj sağlayabileceğini düşünüyor.

Uzun yıllardır Demokrat stratejist olarak çalışan Jesse Ferguson şöyle konuştu:

“Çok fazla kişi medyanın parçalanmasının daha verimli olup daha az harcama gerektirdiğini sandı. Yanlış. Bu durum daha fazla harcama yapmanız gerektiği anlamına geliyor.”

Ferguson, seçmenlerin yayın platformları, sosyal medya, kablolu yayın ve açık televizyon arasında dağılması nedeniyle “Onlara ulaşmak ve mesajınızı yeterli sıklıkta gösterebilmek için bulundukları her yerde olmanız gerekiyor” dedi.

Ulusal ölçekteki bu mali fark, Demokratları kampanyanın son döneminde kaynaklarını hangi yarışlara aktaracakları konusunda zor kararlarla karşı karşıya bırakabilir.

Morgan Jackson bu konuda da şu değerlendirmeyi yaptı:

“Cumhuriyetçilerin bu yıl her yerde en üst düzey kampanya planını uygulayacak parası var. İyi kampanya yürüttüğü ya da kazanma ihtimali daha yüksek olduğu için kimi finanse edeceklerini seçmek zorunda değiller.”

Jackson sözlerini şöyle tamamladı:

“Demokratlar ise bu tercihleri yapmak zorunda kalacak. Bu da önümüzdeki fırsatların sınırını daraltan başka bir unsur.”

Demokrat Ulusal Komitesi’nin mali sıkıntısı parti içinde uzun süredir tartışma konusu.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir DNC yetkilisi, büyük bağışçılardan gelen katkılarda artış yaşandığını, haziran ayında beş haneli bağışların yaklaşık yarısının 2024’ten bu yana partiye katkı vermeyen kişilerden geldiğini söyledi.

DNC Başkanı Ken Martin ise pazartesi günü yayımladığı Substack yazısında görev süresi boyunca yürütülen bağış çalışmalarını savundu.

Martin, toplanan kaynağın “daha fazla insan, daha erken örgütlenme, daha iyi teknoloji ve daha güçlü eyalet örgütleri gibi seçim varlıklarına dönüştürüldüğünü” ifade etti.

Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi seçim komiteleri de Cumhuriyetçi muadilleriyle aralarındaki finansman farkından çok adaylar arasındaki mali üstünlüğün önem taşıdığını savundu.

DSCC Sözcüsü Tommy Garcia şöyle dedi:

“Haritanın tamamında Demokrat Senato adaylarının daha güçlü adayları, daha sağlam kampanyaları ve kazandıran mesajı var. Bu nedenle mor ve Cumhuriyetçilere yakın eyaletlerde Demokrat adaylar hem anketlerde hem de bağış toplamada Cumhuriyetçi rakiplerinin önünde.”

DCCC Sözcüsü Viet Shelton ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kritik yarışlarda Demokratlar Cumhuriyetçi rakiplerinden düzenli ve belirgin biçimde daha fazla bağış topluyor; maliyetleri düşürme ve Cumhuriyetçi yönetimindeki Kongre’deki yolsuzluğu sona erdirme mesajını seçmene ulaştıracak gerekli kaynakları biriktiriyor.”

Şimdilik Trump, 400 milyon doları aşan seçim kasasını kullanıma açmadı. Bu durum, bazı Cumhuriyetçiler arasında bu kaynağın adaylar için ne zaman ve hangi ölçekte devreye sokulacağı yönünde soru işaretleri yaratıyor.

Trump’ın siyasi direktörü James Blair geçen ay Cumhuriyetçi harcamaların “çok yakında” başlayacağını söyledi ancak net bir takvim paylaşmadı.

Demokratlar ise Trump’ın MAGA Inc.’i ile Cumhuriyetçilere bağlı diğer dış harcama gruplarının kampanyanın son haftalarında çok daha yoğun biçimde devreye gireceğini ve bunun bağış açığını kapatma baskısını artıracağını düşünüyor.

Ara seçim görünümünü değerlendiren ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Demokrat bir siyasi danışman şu ifadeleri kullandı:

“Demokratların rekabetçi kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynağı toplaması gerekiyor. Son dört ya da beş haftada Trump’ın MAGA PAC’i ile Demokrat dış gruplardan çok daha fazla paraya sahip diğer komitelerin çok sert biçimde sahaya ineceğini varsayıyoruz.”

Amerika

Trump yönetimi veri merkezleri için yeni elektrik taahhüdü açıkladı

Yayınlanma

Beyaz Saray, veri merkezlerinin elektrik maliyetlerinin hanelere yansımamasını amaçlayan gönüllü taahhüt programını enerji şirketleri, elektrik kooperatifleri, kamu elektrik kuruluşları ve eyalet valilerini kapsayacak şekilde genişletti. Yeni katılımla birlikte taahhüdün ABD’deki konut ve iş yerlerine ulaştırılan elektriğin yüzde 80’ini kapsadığı açıklandı.

Beyaz Saray, veri merkezlerinin elektrik talebinin yol açtığı maliyetlerin tüketicilere yüklenmesini önlemeyi amaçlayan gönüllü taahhüt programını enerji şirketleri ile eyalet valilerini de kapsayacak biçimde genişletti.

Beyaz Saray’dan bir yetkili, Başkan Donald Trump’ın perşembe günü düzenlenecek etkinlikte NextEra ve Duke Energy’nin de aralarında yer aldığı büyük enerji şirketlerinin taahhüde katıldığını açıklayacağını doğruladı.

Trump yönetimi yılın ilk aylarında, büyük teknoloji şirketlerinin yeni veri merkezleri kurdukları bölgelerde ortaya çıkacak ilave elektrik maliyetlerini üstlenmelerine yönelik anlaşmalar hedeflediğini açıklamıştı.

Beyaz Saray; Google, Microsoft, Meta, Oracle, xAI, OpenAI ve Amazon’un bu taahhüdü daha önce imzaladığını kaydetti.

Yönetim, enerji şirketleri, veri merkezi geliştiricileri, elektrik kooperatifleri, kamu elektrik kuruluşları ve eyalet valilerinin de yer aldığı yaklaşık 200 ek kuruluşun programa katıldığını duyurdu.

Beyaz Saray, genişlemenin ardından taahhüdün ABD’deki konut ve iş yerlerine ulaştırılan elektriğin yüzde 80’ini kapsadığını bildirdi.

Genişleme kararı daha önce The Wall Street Journal tarafından haberleştirilmişti.

ABD sağında veri merkezi ve yapay zeka çatlağı büyüyor

Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers yazılı açıklamasında, “Başkan Trump, veri merkezlerini inşa eden ve onlara enerji sağlayan tüm tarafların kendi maliyetlerini üstlenmesini, bu yükü Amerikalı ailelere aktarmamasını sağlamak için Tarifeyi Ödeyenleri Koruma Taahhüdü’nü valileri, milletvekillerini, geliştiricileri ve enerji sağlayıcılarını kapsayacak şekilde genişletiyor” dedi.

Rogers, “Başkan’ın attığı cesur adım, veri merkezlerini yerel topluluklar için büyümenin itici gücü haline getirirken, Amerika’nın küresel yapay zeka yarışındaki üstünlüğünü de pekiştiriyor” ifadelerini kullandı.

Trump, mart ayında yayımladığı başkanlık bildirisiyle, yapay zeka şirketlerinin “enerji ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli yeni üretim kaynaklarını ve elektriği inşa edeceğini, sağlayacağını ya da satın alacağını ve veri merkezlerine hizmet verecek tüm yeni elektrik iletim altyapısının maliyetini karşılayacağını” ilan etmişti.

Bildiriye göre şirketler, kendi tarife yapılarını enerji şirketleri ve eyalet yönetimleriyle doğrudan müzakere edecek.

Trump’ın perşembe günkü etkinlikte yeni imzacıları, Enerji Bakanı Chris Wright, Çevre Koruma Ajansı Başkanı Lee Zeldin ile taahhüde katılan dört Cumhuriyetçi vali eşliğinde açıklaması bekleniyor.

Etkinliğe Louisiana Valisi Jeff Landry, Georgia Valisi Brian Kemp, Nebraska Valisi Jim Pillen ve Idaho Valisi Brad Little da katılacak.

Trump seçim kampanyası sırasında enerji ve elektrik fiyatlarını 18 ay içinde yarıya indireceğini söylemişti. Ancak veri merkezlerinin hızla yaygınlaşması da dahil çeşitli etkenler elektrik fiyatlarının yükselmesine katkı sağlıyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre elektrik fiyatları haziran ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 arttı.

Demokratlar ile birçok Cumhuriyetçi, yapay zeka veri merkezlerinin artan elektrik talebinin sorun oluşturduğu görüşünü paylaşıyor.

Buna karşılık çözüm konusunda hem partiler arasında hem de partilerin kendi içinde görüş ayrılıkları sürüyor.

New York ise yeni düzenleyici çerçeveyi hazırlayana kadar büyük ölçekli yeni veri merkezlerinin inşasına en fazla bir yıl süreyle moratoryum uygulamaya koydu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Ortega, “seçimleri kaldırıyoruz” mu dedi?

Yayınlanma

Türk medyasında da yaygın olarak dolaşıma sokulan bir habere göre Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega, artık ülkede seçimlerin yapılmayacağını söylemişti.

Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FSLN) diktatörlük yönetimine karşı isyana başladığı tarih olan 19 Temmuz kutlamaları sırasında Managua’da yaptığı açıklamada hareketin lideri Ortega’nın ayrıca, “Yasalar konusunda Ulusal Meclis ve ilgili kurumlarla işbirliği yapacağız; çünkü darbe planlayıcılarına ve vatanını satan hainlere karşı bir duvar, bir engel oluşturacak yasalara ihtiyacımız var,” demişti.

Örneğin The Guardian’a göre bu sözler de “muhalefete karşı duvar örme” anlamına geliyordu.

Öte yandan X hesabından bir gönderi paylaşan Latin Amerikalı gazeteci Camila Escalante, Ortega’nın sözlerinin kasıtlı olarak bağlamından koparılarak yanlış çevrildiğini, uluslararası medyanın ise bu konuyu abartılı bir şekilde işlediğini savundu.

Escalante’ye göre Ortega, muhalefetin “Yankiler” (ABD) tarafından fonlandığını ve Somoza diktatörlüğünün kalıntıları olduğunu savunarak şöyle demişti:

“[Yankiler ve Somozacılar] Bundan böyle, hileyle hükümete girerek iktidarı ele geçirmeye çalışabilecekleri başka bir seçim göremeyecekler.”

Ortega’nın sözleri tam olarak şöyleydi:

“Savaş olmadığı için barış içinde olduğumuzu sanmayın. Onlar [ABD liderliğindeki muhalefet] orada komplo kurup, örgütleniyorlar; seçimlerde –ki bu seçimlerin yapılması gerekiyor– kendi partilerinin kazanması için nasıl bir yol izleyeceklerini araştırıyorlar. Ve işte, Yankiler tarafından kurulan, Somozistalar [1937 ile 1979 yılları arasında Nikaragua’yı yöneten askeri diktatörlüğün destekçileri] tarafından yerleştirilen partilerin hükümete geri döneceği hikayesi burada sona erdi. Asla, asla, asla.”

Gazeteci, konuşmasında Ortega’nın, ABD’nin siyasi ve mali desteğiyle son dönemde isyanı kışkırtmaya yönelik şiddet eylemlerine karışan siyasi partilerin ulusal barışı bozmasını önlemek için ülke kurumlarının önlemler alacağı konusunda uyarıda bulunduğunu da aktardı.

Escalante şöyle devam etti:

“[Ortega’nın] Sözleri Nikaragua halkına yönelik değildi ve anayasal oy kullanma haklarına da atıfta bulunmuyordu. O, yaptırımları, yabancı müdahaleyi ve Nikaragua’nın egemenliğini ve barışını zedeleyen eylemleri destekleyenlere atıfta bulunuyordu.”

Konuşmasında Nikaragua lideri, 2018 yılında yerel iş dünyasının, merkezi yetkililerle imzaladıkları istikrar anlaşmasını ihlal ettiğini ve “darbe yapmak amacıyla yabancı çıkarlarla ittifak kurarak ülkeyi kaosa sürükleyip ardında ölüm ve şiddet izleri bıraktığını” hatırlattı:

“2018’de, iş adamlarıyla, Somoza yandaşlarıyla –ki onlar da iş adamlarıydı– barış için büyük bir anlaşma yaptığımızı ve bu anlaşmanın ilerlediğini, fakat aniden sırtımıza bir bıçak saplandığını hatırlayalım: darbeyi organize ettiler, ABD fonlarını kullanarak gençleri ve yetişkinleri alıp onları hazırladılar, eğittiler, silahlandırdılar ve Sandinista Cephesi’nin meşru hükümetini devirdiler.”

Ortega, bu kişilerin daha sonra “yol keserek ülkeyi felç etmeye çalıştıklarını ve hükümete, gönüllülerle birlikte yolları açan polisi görevlendirmekten başka seçenek bırakmadıklarını” ama bunun “vatandaşların öldürülmesi ve eğitim kurumlarının tahrip edilmesi dahil olmak üzere ciddi suçların işlenmesini engellemediğini” söyledi.

Nikaragua lideri, “Burada gençlerin, yetişkinlerin, kadınların ve çocukların kanı döküldü. Kan döküldü ve sonunda, halkın öfkesinin tüm gücüyle karşılık vermekten başka çare kalmadı,” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray, Moonshot AI’ı Anthropic modelini damıtmakla suçladı

Yayınlanma

Beyaz Saray’ın üst düzey teknoloji yetkilisi Michael Kratsios, Çin merkezli Moonshot AI’ın Anthropic’in Fable modelini izinsiz biçimde damıtarak Kimi K3’ü geliştirdiğini ve ABD’nin ihracat kısıtlamasına tabi Nvidia GB300 sistemlerine eriştiğini öne sürdü. Kratsios, iddiaların ABD yönetiminin elindeki bilgilere dayandığını söylerken, Hazine Bakanı Scott Bessent de Çin’e fikri mülkiyet ihlali gerekçesiyle yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu.

Beyaz Saray’ın Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi Direktörü Michael Kratsios, çarşamba günü Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI’ın Anthropic’in en yeni modelini usulsüz biçimde kullandığını ve Nvidia’nın ihracat kısıtlamasına tabi gelişmiş çiplerine erişerek yeni Kimi modelini geliştirdiğini öne sürdü.

Kratsios, ABD yönetiminin elindeki bilgilere göre şirketin Anthropic’in Fable modelini damıtarak Kimi K3’ü ürettiğini savundu.

Damıtma, daha büyük ve daha yetenekli bir yapay zeka modelindeki bilginin daha küçük bir modele aktarılmasını sağlayan teknik olarak tanımlanıyor.

Kratsios, X hesabındaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Bunu yapmak için, ABD modellerine karşı geniş ölçekli damıtma yürüten gelişmiş bir dahili platform geliştirdiler. Bu sayede tespit edilmemek için birden fazla erişim yöntemi arasında hızla geçiş yapabildiler.”

Kratsios ayrıca Moonshot AI’ın Nvidia’nın GB300 sistemiyle donatılmış sunucular edindiğini ve aynı sisteme Tayland’da da erişim sağladığını iddia etti. Bu altyapının şirketin yapay zeka modellerini eğitmek amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdü.

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

GB300 sistemi, Nvidia’nın Blackwell çiplerini içeren en gelişmiş teknolojileri arasında yer alıyor. Bu çiplerin Çin’e satışı yasak.

ABD yönetiminin lisans verdiği en üst düzey çipin ise H200 olduğu aktarıldı.

Kratsios, “ABD, sınır modellerini, uzmanlaşmış sistemleri, açık kaynak çerçevelerini ve açık ağırlıklı modelleri kapsayan canlı ve rekabetçi bir ekosistem dahil olmak üzere yapay zekanın özgür ve adil biçimde gelişmesini güçlü şekilde destekliyor” dedi.

Ardından şu değerlendirmeyi yaptı:

“Daha küçük ve daha verimli modeller üretmek amacıyla meşru biçimde kullanılan yapay zeka damıtması, bu açık inovasyon ekosisteminde hayati rol oynuyor. Ancak ABD’ye ait tescilli teknolojiyi çalmayı ve Amerikan araştırmalarını zayıflatmayı amaçlayan geniş ölçekli, gizli endüstriyel damıtma kabul edilemez.”

Moonshot AI’ın geçen hafta tanıttığı Kimi modeli, şirketin açıklamasına göre Anthropic ve OpenAI’ın önde gelen modelleriyle benzer performans sergiliyor.

Bu açıklama; Çin’in yapay zeka alanında ABD ile arasındaki farkı kapatıp kapatmadığı yönündeki tartışmaları artırdı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de salı günü yaptığı açıklamada, Çin’in fikri mülkiyet hırsızlığı yaptığı tespit edilirse Trump yönetiminin yaptırım uygulayabileceği uyarısında bulundu.

Bessent, Fox Business’ta Maria Bartiromo’ya verdiği demeçte, “ABD’li büyük dil modellerimizin filigranlarını birçok Çin modelinde tespit ediyoruz ve bu kabul edilemez, Maria. Önümüzdeki günlerde ya da haftalarda bu konuyu değerlendireceğiz” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English