Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de eyaletlere göçmenleri bildirme zorunluluğu

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı, kalıcı yasal statüsü bulunmayan ve dar gelirlilere yönelik yardım programlarına başvuran göçmenlerin federal hükümete bildirilmesi gerektiğine hükmetti. Bakanlığın yayımladığı hukuki görüş, Clinton döneminden kalma bağlayıcı olmayan kılavuzu yürürlükten kaldırarak eyalet kurumlarına bilgi paylaşımı yükümlülüğü getiriyor.

ABD Adalet Bakanlığı çarşamba günü aldığı kararla, kalıcı yasal statüsü bulunmayan ve dar gelirli ailelere yönelik sosyal yardım ile diğer destek programlarına erişmek isteyen göçmenlerin federal hükümete bildirilmesi gerektiği sonucuna vardı.

Bakanlığa bağlı Hukuki Danışmanlık Ofisi (OLC) tarafından hazırlanan hukuki görüş, bildirim zorunluluğunu çok daha dar yorumladığı belirtilen Clinton dönemi kılavuzunu yürürlükten kaldırdı. Bu adım, Trump yönetiminin göçmenleri tespit edip sınır dışı etmek için hükümetin çeşitli mekanizmalarını devreye sokma girişimlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu hukuki görüş; yoksul yetişkinlerin yanı sıra yaşlılara ve engelli Amerikalılara da destek sağlayan geniş kapsamlı sosyal güvenlik ağları niteliğindeki İhtiyaç Sahibi Ailelere Geçici Yardım (TANF) ve Ek Güvenlik Geliri programlarını yürütmek için federal fon kabul eden eyaletlerin yükümlülüklerini ele alıyor.

Adalet Bakanlığı, yeni hukuki görüşü duyurduğu basın açıklamasında, “Tüm bağlı kurumları da dahil olmak üzere bütün eyalet yönetimi, eyaletin yasal olarak ülkede bulunmadığını bildiği kişiler hakkında İç Güvenlik Bakanlığı ile bilgi paylaşmakla federal yasa gereği yükümlüdür” ifadelerine yer verdi.

Adalet Bakanlığının sıraladığı sosyal yardım programları halihazırda yalnızca ABD vatandaşlarına ve yasal göçmenlere açık bulunuyor. Eyaletler, ülkeye yeni gelmiş yasal göçmenlere daha fazla destek sağlamak amacıyla kendi bütçelerini kullanarak programın kapsamını genişletebiliyor. Ancak bu programlar yasal statüsü bulunmayan kişilere tamamen kapalı tutuluyor.

Amerikan Göç Konseyi Yönetici Direktörü Jorge Loweree konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir kişinin yasal olarak bulunup bulunmadığına eyaletlerin değil federal hükümetin karar verdiği göz önüne alındığında, bunun göçmenlik statüsünden yoksun insanlarla ilgili olduğunu söyleyemem” dedi. Loweree, “Bu durum korku salmak, kaos yaratmak ve bu süreçte muhtemelen insanları açlığa mahkum etmekle ilgilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Hukuki Danışmanlık Ofisi, ABD Adalet Bakanına hukuki danışmanlık hizmeti veriyor. Ofisin yayımladığı görüşler yargı kararları gibi doğrudan bağlayıcı olmasa da hükümetin yaklaşımını ve hukuki çerçevesini belirliyor.

Ofisin başkanı olan Adalet Bakanı Yardımcısı T. Elliot Gaiser yaptığı açıklamada, “Kongre bu zorunluluğu açık bir biçimde kaleme almıştır. Bir eyalet TANF programına katılmayı seçtiğinde, ABD’deki yasadışı yabancıları bildirme yükümlülüğünü de kabul etmiş olur. Kırılgan durumdaki Amerikalılara yardım etmeyi amaçlayan vergi gelirleri, ABD’ye yasadışı girişi çarpık biçimde teşvik etmemeli, aksine yasalarımızı ve sınırlarımızı güçlendirmelidir” dedi.

Trump yönetimi, yasal statüsü bulunmayan göçmenleri tespit etme hedefiyle eyaletlerin veri tabanlarına erişmek için çeşitli girişimlerde bulunuyor ve farklı federal kayıtları birbirine bağlamaya çalışıyor.

Adalet Bakanlığı, eyaletleri seçmen kütüğü kayıtlarını paylaşmaya zorlamak amacıyla açtığı yaklaşık 20 davayı kaybetti. İç Güvenlik Bakanlığı da oy kullanmak için kayıt yaptırdığını iddia ettiği vatandaş olmayan kişileri bulmaya yönelik bir girişim başlatarak söz konusu listeleri talep ediyor.

ABD seçimlerinde vatandaş olmayan kişilerin oy kullanması son derece nadir görülen bir durum olarak biliniyor.

Sol eğilimli Brennan Adalet Merkezi, 2016 seçimlerini incelediğinde kullanılan 23,5 milyon oydan yalnızca 30’unun vatandaş olmayan kişilerce verildiğini saptamıştı.

Muhafazakar Heritage Vakfı ise 2003 ile 2023 yılları arasında vatandaş olmayanların oy kullandığı yalnızca 24 vaka tespit etmişti.

Amerika

JD Vance: Deccal aramızda olabilir

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dünyanın sonunun gelme olasılığı ve Deccal’in varlığı hakkında konuştu.

Evanjelik sunucu Bryce Crawford’un sunduğu bir podcast’te Vance, “Tanrı’nın işini olabildiğince çok” yapmaya çalıştığını söyledi.

Cumhuriyetçi siyasetçi, eğer yaptığı iş kıyamete yol açarsa, bunun “sorun olmadığını” savunarak şunları ekledi:

“Ve eğer bu, benim ölümümden çok sonra da gelişip varlığını sürdürecek daha iyi bir dünya inşa etmemize yol açarsa, o da harika olur.”

Thiel, “Deccal dersleri”ne Roma’da devam ediyor

Vance ayrıca “kıyametin” çoktan başlamış olup olmadığını bilmediğini vurguladı fakat onun geleceğini söyledi. Başkan yardımcısına göre tek mesele, bunun “binlerce yıl” mı yoksa “birkaç ay” sonra mı olacağı.

2019’da Katolik olan Vance, Deccal’in halihazırda aramızda olmasına da şaşırmayacağını söyledi.

Örnek olarak yapay zekayı gösteren Vance, insanların yapay zekayı, örneğin bir evlilik danışmanı olarak kullanarak sosyal ilişkilerden insani unsuru ortadan kaldırmasını “birazcık şeytani” olarak nitelendirdi.

Vance’in en büyük destekçisi, Deccal üzerine dışa kapalı dersler veren, Palantir’in kurucusu Peter Thiel. Thiel, Başkan Yardımcısı’nın 2022’deki Ohio senatörlük kampanyasını fonlamıştı.

Kıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor

Vance ayrıca devlet ve hükümet başkanlarıyla yaptığı görüşmelerden de bahsetti ve siyasi konularla ilgili bazı sohbetlerde bir “karanlık” hissettiğini söyledi.

Vance’e göre bu durum, onun için “tüm manevi alarm zillerini” çaldırdı.

Başkan Yardımcısı röportajda ayrıca, Trump’ı İsa’ya benzeyen bir şekilde gösteren yapay zeka tarafından üretilmiş bir resme yönelik eleştirilere karşı Başkanı savundu.

Trump’ın bu resimle kimseyi kırmak istemediğini söyleyen Vance, Başkanın iyi bir mizah anlayışı olduğunu da ekledi.

Trump, Hristiyan çevrelerden gelen eleştirilerin ardından bu resmi silmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, şirketleri Macron’un uzay zirvesinden çekilmeye zorluyor

Yayınlanma

Beyaz Saray, ABD’li uzay şirketlerine önümüzdeki hafta Paris’te düzenlenecek Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un uzay zirvesine katılmamaları yönünde baskı uyguluyor.

POLITICO’ya göre bu sürpriz hamle, şirket yöneticilerini ne yapmaları gerektiği konusunda şaşkınlığa düşürdü.

Konuyla ilgili iki sektör temsilcisi ve görüşmeden haberdar olan bir Kongre çalışanının aktardığına göre, Beyaz Saray’ın bilim ve teknoloji politikası ofisinden bir yetkili bazı şirketlerle telefon görüşmesi yaptı.

SpaceX, Stoke Space, K2 Space ve Astra dahil olmak üzere birkaç şirkete yaptığı görüşmede yetkili, Paris’teki Grand Palais’de düzenlenecek iki günlük zirveye katılmanın AB’nin politika duruşuna zımni destek olarak algılanabileceğini söyledi.

Beyaz Saray yetkilisi, zirveye katılıp katılmama kararının nihai olarak şirketlere ait olduğunu vurgulasa da, söz konusu kişiler, yönetimin 120’den fazla ülkenin katılımının beklendiği bu etkinliğe katılımı caydırıyor gibi göründüğünü belirtti.

ABD’nin bu sert tepkisi, gümrük vergileriyle ilgili anlaşmazlıklar, kıtadaki ABD askerlerinin konuşlandırılması ve İran savaşı nedeniyle ABD ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkilerin giderek gerginleştiği bir dönemde geldi.

Görüşmeye katılan Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi (OSTP) yetkilisi, sektör temsilcilerine Fransa’nın zirve konusunda ABD ile koordinasyon kurmadığını söyledi, ülkeyi “rekabeti engelleyici uygulamalar” yapmakla suçladı ve kaynaklara göre, etkinliğin panellerinin Amerikan bakış açısını içerecek şekilde tasarlanmadığını ve bunun ABD sanayisinin çabalarını zayıflatabileceğini öne sürdü.

Kaynaklara göre, görüşmeye katılan yetkili ayrıca Çin’in sempozyuma katılımı konusunda da endişelerini dile getirdi.

Ülkenin bilim ve teknoloji politika gündemini denetleyen OSTP, tüm tarafları aynı çizgide birleştirmek ve zirveye ilişkin ABD’nin tutumu hakkındaki soruları yanıtlamak amacıyla bu görüşmeyi düzenledi.

Perşembe günü sektör temsilcileriyle yapılan görüşmenin amacını açıklamak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir OSTP yetkilisi, şirketlere herhangi bir talimat verilmediğini belirtti:

“Trump yönetimi, uzay alanında müttefikleri ve ortaklarıyla işbirliğini sürdürüyor. Uzay Zirvesi’nde bilim misyonları, keşif programları ve uzay güvenliği gibi temel öncelikler hakkında verimli görüşmeler yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Bir sektör temsilcisine göre, görüşmenin ardından şirket yöneticileri, zirveye katılmaya devam edip etmeme konusunda karar vermeye çalıştılar.

Temsilcilerden biri, “Avrupa, ABD’li uzay şirketleri için önemli bir pazar ama Amerika kadar önemli değil. ABD’li uzay şirketleri şu anda, bu etkinlikten nasıl nezaketle çekileceklerini bulmaya çalışmak gibi zor bir durumda,” dedi.

Yönetimin etkinlikle ilgili endişelerine rağmen, OSTP, Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve NASA’dan yetkililer zirveye katılmaya devam ediyor.

9-10 Eylül tarihlerinde düzenlenecek zirvenin, ülkelerin heyetlerinin yanı sıra uzay ajanslarını, sektör liderlerini, bilim insanlarını ve askeri yetkilileri bir araya getirmesi bekleniyor.

Fransız hükümetinin web sitesine göre etkinlik, “üst düzey görüşmeler, duyurular ve atölye çalışmaları yoluyla samimi ve doğrudan diyaloğun yanı sıra çalışma ve eylem için perspektifler ve yolların teşvik edilmesini amaçlıyor” ve hedefin “uzayın geleceği üzerine stratejik bir değerlendirme” olacağı belirtiliyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de zirvede önemli bir konuşma yapmayı planlıyor.

Etkinlik, Avrupa’nın kendi uzay yeteneklerini geliştirmeyi ve ABD’ye olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediği bir dönemde gerçekleşiyor.

Macron, Kasım ayında yeni bir uzay stratejisi açıklamış ve 2026 ile 2030 yılları arasında askeri uzay harcamalarında 4,2 milyar avroluk bir artış planlandığını duyurmuştu.

Bu artışla toplam askeri uzay harcamaları 10,2 milyar avroya ulaşacak.

Okumaya Devam Et

Amerika

Carlson ve Enjeti, El-Sayed’i övdü

Yayınlanma

Tucker Carlson, Michigan’daki Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed’i överek, adayın siyasi gündemini “kelimenin tam anlamıyla Trump’vari” olarak nitelendirdi.

Çarşamba günü yayınlanan Tucker Carlson Show programında sunucu, Breaking Points programının eş sunucusu Saagar Enjeti ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

İkili, diğer konuların yanı sıra Michigan’daki seçim yarışını da ele aldı. Carlson, “Silah zoruyla bile olsa Mike Rogers’a oy vermem,” dedi.

Enjeti ise, Donald Trump’ın o yıl Michigan’ı kazanmasına rağmen, Rogers’ın 2024’te Demokrat Elissa Slotkin’e karşı Senato yarışını kaybettiğini hatırlatarak yanıt verdi.

Enjeti, “İşte aday bu. Donald Trump’ın eyaleti kazandığı bir seçimde yenilen, tam anlamıyla bir kaybeden; bu da onun ne kadar büyük bir rüzgara karşı mücadele ettiğini gösterir,” dedi.

JD Vance, Tucker Carlson bağlantılı isimlerle kendi bağış tabanını oluşturuyor

Rogers’ın “temelde İsrail’in ve istihbarat teşkilatlarının bir aracı” olduğunu ileri süren Carlson, “Böyle birini nasıl aday gösterirsin? Anlamıyorum… bu hiç mantıklı değil,” diye konuştu.

Enjeti, El-Sayed’i “tam anlamıyla bir solcu” olarak nitelendirdi ve adayın polisin bütçesinin kesilmesi ve futbolun yasaklanması konusundaki geçmiş açıklamalarına işaret etti. 

Ne var ki Enjeti, “ideolojik evrimini izlediğini” belirterek El-Sayed’in kampanyasını övdü:

“Şu anda onun seçim kampanyasını izliyorum, ‘Önce Amerika’ sloganıyla devam ediyor. İsrail hakkında konuşurken defalarca şöyle diyor: ‘İsrail bir soykırım işliyor, ama nihayetinde sağlık hizmetleri için daha fazla para ödememenizi sağlamak istiyorum. Vergi paralarınızın bu barbar askeri gücü finanse etmek için yurtdışına gitmesini istemiyorum.’ Devasa bir Amerikan bayrağının önünde duruyor. Bu sorunların çoğu açısından neredeyse Trump’vari bir durum.”

Carlson da Enjeti’ye katılarak, “Açıkçası, tam anlamıyla Trump’vari,” diye karşılık verdi.

Mike Rogers’ı “zavallı” olarak nitelendiren Carlson, bu Cumhuriyetçi isimden “daha fazla iktidardan uzak olması gereken kimsenin olmadığını” savundu.

Tucker Carlson: MAGA ihanete uğradı

El-Sayed, geçen ayki Demokrat ön seçimlerinde, İsrail yanlısı AIPAC’ın 30 milyon dolardan fazla tutarındaki reklam harcamalarının rakibi Haley Stevens’a akmasına rağmen ipi göğüslemişti.

El-Sayed, ABD’nin İsrail’e verdiği yardımın devam etmesine karşı çıkacağına söz verdi.

El-Sayed’in Senato yarışındaki Cumhuriyetçi rakibi, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi başkanlığı yapmış ve İsrail’in ateşli bir destekçisi olan eski Kongre üyesi Mike Rogers.

Amerikalıların giderek olumsuzlaşan İsrail hakkındaki görüşleri göz önüne alındığında, Rogers’ın seçim kampanyası ekibinin, AIPAC’ın kendileri adına para harcaması konusunda endişeli olduğu bildiriliyor.

Carlson ve Trump yönetimi ile ters düşmüş bazı muhafazakâr figürler, dış mücadele karşıtı bir politik platform oluşturmak için yola çıktı.

Tucker Carlson’a “başkan adaylığı” teklifi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English