Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Hürmüz belirsizliği

Yayınlanma

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve buradaki Amerikan ablukasının sona ermesi için kesin bir zaman çizelgesi vermedi.

CBS’nin “Face the Nation” programında verdiği röportajda Hegseth, ABD ile İran arasında yeni açıklanan mutabakat zaptının imzalanmasının ardından su yolunun “hemen” yeniden açılacağını söyledi.

Fakat birkaç dakika sonra yaptığı açıklamada, İran’a yönelik abluka konusunda daha belirsiz bir zaman çizelgesi vererek sözlerini netleştirdi.

Hegseth şöyle konuştu:

“Nihai olarak, boğaz açıldığında abluka devam edecek. Önce abluka kalkacak, ardından boğaz açılacak. Bu sürecin tam olarak sonuçlanması 30 gün ya da iki hafta sürebilir, ancak başkanın da belirttiği gibi süreç derhal başlayacak.”

Hürmüz Boğazı, müzakereler boyunca ABD ile İran arasında kritik bir ihtilaf noktası oldu.

İran, şubat ayında savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, deniz mayınları da dahil olmak üzere, gemilerin su yoluna girmesini veya çıkmasını engellemeye başladı. Bunun sonucunda petrol fiyatları keskin bir şekilde yükseldi. 

Washington ve Tahran, boğazın yeniden açılmasını öngören kalıcı bir ateşkes üzerinde anlaşamayınca, Başkan Donald Trump nisan ayında ABD Donanmasına “Hürmüz Boğazına girmeye veya çıkmaya çalışan tüm gemileri abluka altına alma sürecini başlatma” emri verdi.

Trump, İran’ın boğazı tamamen yeniden açmaması halinde barış anlaşması olmayacağını savunsa da, ABD’nin su yolunu kontrol altında tuttuğunu da belirtti.

Başkan cumartesi günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, imzalanmak üzere olan mutabakat zaptını duyurdu.

Müzakereler hakkında fazla ayrıntı vermese de, boğazın “imzalandıktan hemen sonra” yeniden açılacağını belirtti.

Öte yandan İranlı yetkililer anlaşmaya ilişkin tutumlarını henüz teyit etmedi ve İsrail’in pazar günü ordusunun Beyrut’taki Hizbullah hedeflerine saldırdığını açıklamasının ardından anlaşmanın geleceği hakkında sorular ortaya çıkmaya başladı.

Bununla birlikte, Hegseth CBS’e verdiği demeçte imzalanması için “yolunda ilerlediklerini” garanti etti ve Trump da saldırıları kınadı.

Trump, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, “Bu sabah Beyrut’a yapılan saldırı, özellikle İran ile bir Barış Anlaşmasına bu kadar yakın olduğumuz özel bir günde gerçekleşmemeliydi,” dedi.

Trump, İsrail’in “tehditlere karşı kendini savunma hakkı” olduğunu ekledi ama tehdidin “çok küçük ve önemsiz olduğunu, kimsenin yaralanmadığını veya öldürülmediğini” vurguladı.

Başkan tarafları, saldırıların “bu önemli süreci aksatmasına” izin vermemeleri konusunda uyardı:

“Lübnan da dahil olmak üzere bölgeye barış getirecek bir anlaşmaya çok yakınız ve tüm taraflar geri adım atmalıdır. İsrail’in Lübnan’ın herhangi bir yerinde artık saldırı düzenlememesi gerekir fakat Hizbullah da dahil olmak üzere diğer tarafların da İsrail’e karşı artık saldırı düzenlememesi gerekir. Bu, uzun ve güzel bir barışın başlangıcı olabilir, bunu mahvetmeyelim!”

Amerika

Trump, Kanada’ya yönelik yeni gümrük vergilerini askıya aldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Kanada menşeli ürünlere uygulanacak yüzde 50’lik gümrük vergisini, yürürlüğe girmesi planlanan saatlerden birkaç saat önce askıya aldı.

Salı gecesi sosyal medyada paylaştığı bir gönderide Trump, bugün yürürlüğe girmesi planlanan gümrük vergilerini, “Kanada ve ABD’nin, belgelerin nihai hale getirilmesine bağlı olarak bir ANLAŞMAYA vardıkları gerçeğine dayanarak” üç gün süreyle erteleyeceğini duyurdu.

Başkan, anlaşmanın Kanada’nın Alberta eyaletinden ABD’nin Orta Batı bölgesine ham petrol taşımayı amaçlayan ve uzun süredir askıya alınmış olan Keystone XL Boru Hattı projesinin yeniden hayata geçirilmesini içerebileceğini ima etti.

Beyaz Saray, anlaşma hakkında daha fazla ayrıntı vermedi ama ABD Ticaret Temsilciliği, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “anlaşmanın tüm Amerikan malları için kapsamlı pazar erişimi, iktisadi güvenlik taahhütleri, dijital ticaretin uyumlaştırılması ve Kanadalı ortaklarımızla birlikte pazarımızı ve Amerikalı işçilerimizi korumaya devam edecek birçok önemli hükmü içereceğini” belirtti.

Kanada Başbakanı Mark Carney, ertelemeyi doğrulayan bir açıklama yaptı. Carney şöyle konuştu:

“Önemli ilerlemeler kaydedildi ama hâlâ yapılması gereken önemli işler var. Bu çalışmalar devam ederken, ABD, 1930 tarihli ABD Gümrük Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca bir dizi Kanadalı ürüne uygulayacağı %50’lik gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesini 21 Ağustos günü sonuna kadar ertelemeyi kabul etti.”

Anlaşma kesinleşirse, bu durum sadece potansiyel olarak maliyetli bir ticaret savaşını önlemekle kalmayacak, aynı zamanda Trump’ın ilk döneminde imzaladığı Kuzey Amerika ticaret anlaşması olan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın geleceği hakkında daha geniş kapsamlı bir tartışma ortamı yaratması bekleniyor.

İki ülkenin yetkilileri, son birkaç gün boyunca, otomobillere uygulanan ABD gümrük vergileri ve Kanada’nın süt ürünleri endüstrisini koruyan politikaları başta olmak üzere bir dizi diğer ticaret sorununa ilişkin bir uzlaşma sağlanmasına odaklanan yoğun ticaret görüşmeleri yürüttü.

Trump ve Carney, son dakika anlaşmasını sonuçlandırmak için çaba gösterirken iki gün üst üste telefonla görüştü.

Yüzde 50’lik gümrük vergileri, ABD’nin Kanada’dan ithal ettiği 383 milyar dolardan fazla tutarın yalnızca yaklaşık 20 milyar dolarlık kısmını etkileyecekti.

Fakat bu vergiler, hokey ekipmanları, alkollü içecekler ve ormancılık ürünleri gibi bir dizi önemli ürünü hedef alıyordu.

Ayrıca, ara seçimlere üç aydan az bir süre kala, ABD’deki kilit eyaletlerde satın alınabilirlikle ilgili endişeleri artırma riski de taşıyordu.

Sektör grupları bu ertelemeyi memnuniyetle karşılarken, Trump ve Carney’den anlaşmayı kesinleştirmelerini istedi.

Kanada Ticaret Odası Başkanı Candace Laing, yaptığı açıklamada, iki ülkenin anlaşmazlıklarını gidermek için uzun vadeli bir anlaşma sağlamasının son derece önemli olduğunu belirtti.

Laing, “İşletmeler bu haberle kapılarını kapatmayabilir fakat sürenin uzatılması, imzalanmış bir geçici anlaşmanın sağlayacağı kesinliği getirmiyor. İstikrarın kıt olduğunu biliyoruz ve işletmeler elde edebilecekleri her türlü istikrarı değerlendireceklerdir. Bu belirsizlik durumu kimsenin tercih ettiği bir sonuç değil; zaman çok önemli,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’li petrol üreticileri, Venezuela ile üretim anlaşmaları imzalamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Önümüzdeki günlerde birkaç bağımsız ABD’li petrol üreticisinin Venezuela’nın devlet petrol şirketiyle üretim sözleşmeleri imzalaması bekleniyor.

Etkinliğin ayrıntıları henüz kamuoyuna açıklanmadığı için isimsiz kalmak isteyen kaynakların POLITICO’ya aktardığına göre, birkaç küçük ABD’li üretici ile Petróleos de Venezuela’nın (PDVSA) katılacağı bir imza töreni salı (18 Ağustos) akşamı Houston’da düzenlenecekti.

Kaynaklardan biri, Venezuela petrol bakanının ve PDVSA’nın arama bölümünün başkanının törene katılması planlandığını söyledi. Bir başka kaynak ise törenin çarşamba sabahına ertelenebileceğini ekledi.

Yorum talebine hemen yanıt vermeyen Beyaz Saray’ın salı günkü törene resmi olarak dahil olması beklenmiyordu.

Fakat bu gelişme, üst düzey yetkililerin nisan ayı sonunda Caracas’a giderek, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden bazılarına sahip olan ülkede resmi üretim anlaşmalarının temelini oluşturan mutabakat metinlerini imzalamalarının ardından geldi.

Yüksek ham petrol fiyatlarının sağladığı desteğe rağmen, müzakereler uyuşmazlıkların çözümü gibi kilit detaylar konusunda tıkanmışken, Caracas’taki yetkililer haziran ayında binlerce kişinin hayatını kaybettiği iki yıkıcı depremle uğraşıyordu.

Venezuela’nın geçici cumhurbaşkanı Delcy Rodríguez, geçen ay uluslararası petrol şirketlerine daha elverişli mali koşullar sunan yeni düzenlemeleri açıkladı.

Müzakerelere yakın bir sektör kaynağına göre, sözleşmelerin imzalanması, Trump yönetiminin PDVSA’nın Amerikan şirketleriyle sözleşme imzalamasını sağlamak için Rodríguez üzerindeki baskıyı yeniden artırmasının ardından gerçekleşti.

Bu kişi, söz konusu çabaların arasında Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, bu yazın başlarında meydana gelen yıkıcı depremin ardından artan petrol gelirlerinin ülkeye nasıl yardımcı olabileceğini tartışmak üzere yaptığı temasların da yer aldığını belirtti.

Kaynak şöyle devam etti:

“Delcy, artan petrol üretiminin depremlerden sonra yeniden yapılanmanın ve hükümetinin depremler nedeniyle acı çeken insanlar için yapmak istediklerini gerçekleştirmenin yolu olduğu konusunda yeniden bir farkındalığa ulaştı.”

Uluslararası enerji danışmanlık firması Goldwyn Global Strategies’in başkanı David Goldwyn, bağımsız petrol üreticilerinin yatırımlarının ve mevcut sahalardaki üretimin artırılmasının, Venezuela için “önümüzdeki birkaç yıl boyunca yeni petrol büyümesinin birincil kaynağı” olacağını söyledi.

Goldwyn, “Büyük petrol şirketleri, siyasi durumun nasıl netleşeceğini ve en iyi varlıkları seçip seçemeyeceklerini görmek için zaman kazanmaya çalışırken, bağımsız şirketler projelerinin risklerini kısa sürede azaltabilirler,” dedi.

Fakat Goldwyn, bu yatırımların önümüzdeki yıl boyunca ülkenin petrol üretimine günde en fazla 300.000 varil ekleyeceğini, bunun da Caracas ve Washington’daki yetkililerin görmek istediği milyonlarca varillik artıştan çok uzak olduğunu belirtti.

Stratejist, “Çerçeve iyileşene, elektrik yeniden sağlanana ve siyasi tablo netleşene kadar göreceğimiz tek şey kademeli üretim artışı olacak,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD tahvil getirileri 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı

Yayınlanma

ABD’de 30 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi, artan kamu harcamaları, uzun vadeli tahvil satışları ve kalıcı enflasyon endişeleriyle yüzde 5,33’e ulaşarak Haziran 2007’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Yükselen kamu borçlanma maliyetleri tüketici ve şirket kredilerini baskılarken, yabancı ülkelerin ABD tahvil varlıklarında da gerileme yaşandı.

ABD’de 30 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi 18 Ağustos Salı günü, 17 Ağustos kapanışına kıyasla yüzde 0,39 artış kaydederek gün içinde yüzde 5,33 seviyesine kadar yükseldi.

Bu oran, en yüksek seviyenin yüzde 5,44 olarak kayıtlara geçtiği Haziran 2007’den bu yana görülen en yüksek değer oldu.

Bloomberg’in haberine göre getirilerdeki bu artış; yatırımcıların kamu harcamalarındaki sert yükseliş, uzun vadeli tahvillerdeki yoğun satış dalgası ve ABD Merkez Bankasının (Fed) hedefinin üzerinde beş yıldır kalmayı sürdüren enflasyona dair endişelerini yansıtıyor.

Devletin borçlanma maliyetlerindeki artışın kurumsal ve tüketici kredilerine doğrudan yansıması, ara seçimler öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent için çeşitli güçlükler yaratıyor.

CNBC’nin ABD Hazine Bakanlığı verilerine dayandırdığı habere göre, haziran ayında yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvili varlıklarında düşüş kaydedildi. En büyük tahvil sahipleri konumundaki İngiltere, Çin ve Japonya portföylerindeki payı azalttı.

Fundstrat Teknik Stratejisti Mark Newton piyasadaki gidişata ilişkin yaptığı değerlendirmede, “uzun vadeli tahvil getirilerinin kuvvetle muhtemel yüzde 5,6 ile 5,7 aralığına yükseleceğini ve artışın muhtemelen normalden daha hızlı gerçekleşeceğini” öngördü.

Analistler, getirilerin daha da yükselmesine yol açabilecek risk faktörlerini şu şekilde sıralıyor:

  • Diğer ülkelerin uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş
  • Fed’in olası faiz artırımları
  • Piyasadaki yoğun Hazine tahvili ihraçları
  • Enflasyon baskısı
  • Vade primi

Bloomberg, devlet tahvili getirilerindeki yükselişin yalnızca ABD ile sınırlı kalmadığını, dünya genelinde de benzer bir eğilimin gözlendiğini belirtti. Yükselişte iç piyasa dinamiklerinin yanı sıra küresel nitelikli etkenler de rol oynuyor.

Yatırımcılar, dünyada tırmanan istikrarsızlığın ülke ekonomilerini kalıcı enflasyon baskısına ve arz şoklarına karşı daha kırılgan hale getirmesinden endişe duyuyor.

Tahvil sahipleri ayrıca dünya genelindeki hükümetlerin harcamaları dizginleyemeyeceği ve bu durumun bütçeler üzerindeki baskıyı artıracağı yönünde kaygı taşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English